ASAYİŞ - 25 Nisan 2023 Salı 11:10

Avcılar’da bir kadının kafasına beton parçası düşerek hayatını kaybettiği yerde bilirkişi incelemesi yapıldı

A
A
A
Avcılar’da bir kadının kafasına beton parçası düşerek hayatını kaybettiği yerde bilirkişi incelemesi yapıldı

Avcılar’da, sağlık merkezine geldiği sırada bir kadının kafasına beton parçası düştüğü yerde bilirkişi incelemesi yapıldı.

Avcılar’da, sağlık merkezine geldiği sırada bir kadının kafasına beton parçası düştüğü yerde bilirkişi incelemesi yapıldı. İncelemede ekipler görgü tanıkları ile görüşerek rapor tuttu.


Avcılar Ahmet Taner Kışlalı Caddesi’nde rahatsızlığı nedeniyle sağlık merkezine gelen 38 yaşındaki Mahbup Uzunay, sağlık merkezinin önüne geldiği sırada binadan düşen beton parçasının kafasına düşmesi sonucu ağır yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.


Soruşturma çerçevesinde bilirkişi ekipleri olay yerine gelerek inceleme yapıp görgü tanıklarını dinledi. Yapılan incelemenin ardından bilirkişi ekipleri olay yerinden ayrılırken zabıta ekiplerinin olay yerindeki güvenlik önlemi sürüyor.


Öte yandan, adli tıpta otopsisi tamamlanan 38 yaşındaki kadının cenazesinin defnedilmek üzere Edirne’ye götürüldüğü öğrenildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sivrisinek, K2 ve Mızrak SAHA EXPO 2026’da sahneye çıktı Baykar, milli ve özgün olarak geliştirdiği K2 Kamikaze İHA ile akıllı dolanan mühimmatlar Mızrak ve Sivrisinek SAHA EXPO 2026’da ilk kez görücüye çıktı. Basın mensuplarına sistemi anlatan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, "Bu sistemleri de arkadan gelen insansız hava araçlarımız komuta ediyor. Akıncı, Bayraktar TB3 veya Bayraktar TB2’nin komuta ettiğini görüyoruz. Ve operatör bir anlamda kullanıcı çok üst düzey bir karar verici modunda bu sürülere görevlerini bir anlamda dikte ediyor" dedi. SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı. Yerli ve milli ürünler vitrine çıktığı fuarın açılışına Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi, Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda ziyaretçi katıldı. Baykar’ın üç stratejik ürünü K2, Mızrak ve Sivrisinek’i ilk kez sergilendi Baykar, milli ve özgün olarak geliştirdiği insansız platformlar ve mühimmat ekosistemiyle SAHA EXPO 2026’da tam kadro yerini aldı. İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuarda, K2 Kamikaze İHA ile akıllı dolanan mühimmatlar Mızrak ve Sivrisinek ilk kez görücüye çıktı. Baykar’ın geliştirdiği yeni bir dönemi başlatan üç stratejik ürünü K2, Mızrak ve Sivrisinek de fuardaki yerini aldı. Ürünlerle ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Türk ordularının ve Türk savunma sanayinin dünyada SİHA’larla ilk savaşı kazanan güç olarak tarihe geçtiği belirterek, "Bir anlamda bu alanın paradigma kırılımı ve muharabede devrim yaparak ilkleri başardı. Bugün de yeni bir ilkle bir anlamda geleceğe damgasını vuracak bir paradigmayla, bir anlayışla yeni bir teknolojiyle karşınızdayız. SAHA İstanbul’un arkamda duran Baykar tarafından geliştirilen K2 Kamikaze insansız hava aracı ve hemen sağ tarafta da gördüğümüz bu ailenin bir parçası olan Mızrak ve Sivrisinek kamikaze hava araçlarını görüyorsunuz. Bunlar sürü halinde yapay zekayla donatılmış akıllı sürü otonomisiyle görev yapabilen, kendi içlerinde sinerjiyle koordine olup akıllı bir şekilde küresel konumlama sistemlerinden bağımsız bir şekilde, hedefe gidip, hedefi bulup etkisiz hale getirebilen farklı kabileyetlerdeki kamikaze insansız hava araçları. Bunlar bir yandan dolanan mühimmat da deniyor. Dolanan mühimmat denmesinin sebebi bir anlamda hedeflerine yol alırken, bulamadıklarında tekrar kullanıcıya karar verme imkanı sunmaları veya hedefi bulancaya kadar doğru zamanı kollayıp taarruz etme moduna geçme kabiliyetine sahip olmalarıdır" dedi. "Tümüyle küresel konumlama sisteminden bağımsız bir şekilde görev yapabiliyor" K2 Kamikaze insansız hava aracının 850 kiloluk kalkış ağırlığına sahip olduğunu söyleyen Bayraktar, "Adeta kamikaze insansız hava araçlarındaki en ağır abi. 200 kiloluk harp başlıklarını kullanıyor. 2 bin kilometreden fazla menzili var. Tümüyle küresel konumlama sisteminden bağımsız bir şekilde görev yapabiliyor. Bugün bir muharabe ortamında özellikle insansız hava araçlarını engelleyebilmek için yoğunluklu olarak elektronik harp teçhizatları kullanılıyor ve bir anlamda konumlarını bulmasını engellemeye çalışıyor. Bunlara karşı koyabilmek için de küresel konumlama sistemlerinden bağımsız bir şekilde seyrüsefer yapabilmeniz gerekiyor. Üzerindeki kameralar kamera sistemleri sayesinde gece veya gündüz yere bakarak yeryüzü şekillerini tanıyarak konumlama yapabiliyor. Ve hatta buna benzer şekilde Mızrak ve Sivrisinek kamikaze insansız hava aracı da yapabiliyor. Bunun yanında çok önemli bir kabiliyeti sürü sinerjisiyle hareket edebiliyor olması. Bugün de bir şekilde teknolojinin ilerlemesiyle artık dünyaya damgasını vuracak olan bu yeni nesil yapay zeka destekli kamikaze sürü teknolojisi de en büyük gücünü sürü sinerjisinden alıyor. Yani maliyet etkin çok sayıda hava savunma sistemlerine bir anlamda doygunluğa ulaştıracak bir taarruzdan bahsediyoruz. Burada araçların sayısının fazla olması aslında bir kuvvet çarpanı sayısının fazla olabilmesi için maaliyet etkin olmaları, kolay üretilebilir olmaları, bunun yanında konvensiyonel sanayi tarafından üretilebilir olmaları büyük önem taşıyor. Hem muharebenin sürdürülebilirliği açısından hem de taarruzun etkinliği açısından. En önde Sivrisinek geliyor. Düşünün en önde binlik bir Sivrisinek paketi geliyor. Arkasında bunun 500-600 adet Mızrak Kamikaze insansız hava aracı olduğunu düşünün en arkada da 300-400’lük bir K2’lik taarruz paketinden bahsediyoruz" diye konuştu. "Bu sistemleri de arkadan gelen insansız hava araçlarımız komuta ediyor" Bir anlamda dünyanın yeni nesil taarruz paradigmasının, muharabe paradigmasının da belirlemiş olduklarını belirten Bayraktar, "Bu sistemleri de arkadan gelen insansız hava araçlarımız komuta ediyor. Akıncı, Bayraktar TB3 veya Bayraktar TB2’nin komuta ettiğini görüyoruz. Ve operatör bir anlamda kullanıcı çok üst düzey bir karar verici modunda bu sürülere görevlerini bir anlamda dikte ediyor. Bu şekilde bir taarruzdan bahsediyoruz. Karşı tarafın hava savunma gücüne göre de bu paketin sayısı artırılabilir veya azaltılabilir. Tüm bu süreçlerde üretim, geliştirme süreçlerinde de maliyet etkin olması, kolay ölçeklenebilir olması tüm sanayimiz tarafından üretilebilir olması ve kolaylıkla her yerden saha sürülebilir olması çok önemli. Bu maksatla K2 hazırlıksız yollardan da dahi kalkış yapabilecek şekilde tasarlandı. Teknolojileri siz savaş olmasın, barış olsun, yeterince caydırıcılık olsun, kendimizi koruyalım diye geliştiriyorsunuz. Bu sistemler bir anlamda barış ortamında tatbikatlarda kullanılan unsurlar oluyor. Peki siz 500’lük bir paketi feda mı edeceksiniz? Bu araçlar tek kullanımlık olmuş olsa iniş takımlarına sahip olmayacak olsa dönüp tekrar inemeyeceğinden bir anlamda feda olmuş olacaklar. Belki bu ticari bir yaklaşımla doğru bir bakış açısı olabilir ama bir anlamda bir bunları ülkemiz için üretiyoruz ve en maliyet etkin en az yükü olabilmek için tekrar geri dönebilsin, tekrar kullanılabilsin maksadıyla bu şekilde tasarlandı. Şayet tek kullanımlık bir göreve gönderilirse iniş takımları sökülebilir" ifadelerini kullandı.
Kastamonu Yüzlerce yıllık ’taş baskı’ motifleri modern sanatla buluştu, eserler hayran bıraktı Kastamonu’da üniversite öğrencisi yüzlerce yıllık yöresel taş baskı motiflerini dijital baskı yöntemini kullanarak sanatla buluşturdu. 17 adet motif kullanılarak yapılan eserler büyük beğeni topladı. Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü öğrencisi Şule Şahiner tarafından, Prof. Dr. Metin Uçar danışmanlığında hazırlanan proje ile Kastamonu’nun yüzlerce yıllık geçmişe sahip taş baskı motifleri dijital sanatla buluşturuldu. TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan proje çerçevesinde, yapılan araştırmaların ardından Kastamonu’ya ait 17 taş baskı motifi dijitale aktarıldı. Daha sonra, 17 taş baskı motifi kullanılarak yapılan 25 eser, dijital baskı yöntemiyle tablolara aktarıldı. Eserler, Turhan Topçuoğlu Sergi Salonunda açılan sergide beğeniye sunuldu. Eserler, ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Öte yandan, dijital sanata uyarlanan taş baskı motiflerinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmesi için çalışma yürütüleceği belirtildi. "Motifleri günümüze nasıl uyarlayabiliriz diye düşündük" Serginin açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Uçar, proje sürecinde Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin Tekstil Bölümünün Kastamonu’daki taş baskı motifleriyle ilgili yaptığı araştırmadan faydalandıklarını dile getirerek, "Sadece Kastamonu’da kullanılan motifleri ele aldık. Bunları daha çağdaş bir şekilde günümüze nasıl uyarlayabiliriz diye biraz düşündük. Bunu proje olarak sunduk.Projemiz önce motiflerin tespit edilmesi arkasından da dijital baskıyla bir sergi açılması ve katalog haline getirilmesinden oluşuyordu. Şu anda sergi aşamasındayız. Bir de açabilirsek kampüste aynı sergiyi açmayı planlıyoruz. Burada sergiyi açmamızın sebebi de’ halkla daha iç içe olması içindi. Ama açıkçası ilgi çok da düşündüğümüz gibi olmadı" dedi. "Motiflerin dijital olarak sanata tekrar kazandırılmasını istedim" Proje süreciyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü öğrencisi Şule Şahiner de, "Bu motifler sandıklarda duruyordu. Sadece şalvarın üstüne ve masa örtülerinin üzerine basılıyor. Bunu halkımız bilmiyor, bunu gençlik bilmiyor. Bu motiflerin dijital olarak sanata tekrar kazandırılmasını istedim. Sadece sandıklarımız da kalmasını istemedim. O yüzden dijital sanata uyarladım. Modern bir dille dijital olarak tekrar konumlandırdım ve çalışmalarımı bu şekilde ilerlettim. Bunları masa örtüsü, çarşaf deseni olarak da kullanılabiliriz. Ayrıca patent için de gerekli mecralara başvuracağım. Yeni bir dille, yeni bir çağdaş yorumla tekrar bu taş baskı motiflerini kullanabileceğiz. Motifleri taş baskı olarak sadece siyah beyaz olarak değil, rengarenk fularlarda, çarşaf desenlerinde, etek baskılarında, çanta kılıflarında birçok mecrada bunları tekstil ürünü olarak tabii ki kullanabiliriz. Şu anda gördüğünüz bu taş baskı motifleriyle yapılmış bir şal. Ama tek bir şal, çağdaş bir yorum ya da resimsel bir göz ya da sanatsal bir göz yok. Sadece taş baskı motifinin direk üzerine işlemişler. Bu da bir örnek" şeklinde konuştu. Serginin 20 Mayıs’a kadar açık kalacağı belirtildi.
Gümüşhane Gümüşhane Üniversitesi’nde akademisyenler için "meyve bahçesi" oluşturuldu Gümüşhane Üniversitesi yerleşkesinde akademisyenler adına yerel meyve fidanları dikilerek yaklaşık 1 hektarlık alanda bahçe oluşturuldu. Gümüşhane Üniversitesi ana yerleşkesinde düzenlenen etkinlikte, son bir yıl içerisinde doktor öğretim üyesi, doçent ve profesör kadrolarına atanan akademisyenler adına elma ve armut başta olmak üzere yerel meyve fidanları toprakla buluşturuldu. Gümüşhane’nin geçmişten bugüne özellikle elma ve armut çeşitleriyle öne çıkan bir şehir olduğu vurgulanırken, bu kadim mirasın yaşatılması amacıyla yerel türlerden oluşan bahçe oluşturulduğu belirtildi. Etkinlikte Hacı Hamza, Cinci, Menende, Miski ve Şalgam armudu ile Göbek, Misket, Sandık, Gelin, Bey ve Eşek elması gibi yerel türlere ait 80 fidan dikilirken, alana ayrıca dut fidanları da eklendi, ilerleyen süreçte ceviz ağaçlarıyla genişletileceği ifade edildi. Dikilen her fidan akademisyenlerin unvanlarıyla ilişkilendirilirken, koordinatlarının kendilerine verildiği ve ağaçlara sahip çıkmalarının istendiği kaydedildi. Gümüşhane’de meyvecilik kültürünün korunması ve üniversite yerleşkesinde kalıcı bir yerel meyve bahçesi oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. "Kalıcı bir meyve bahçesi oluşturmayı hedefliyoruz" Etkinlikle ilgili açıklamalarda bulunan Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Gümüşhane Üniversitesi ana yerleşkesinde bir meyve dikim etkinliği gerçekleştirdik. Gümüşhane, geçmişten bugüne özellikle elma ve armut çeşitleriyle meyvecilik geleneğini sürdüren, meyvesiyle ünlü şehirlerden biridir. Üniversiteler akademisyenlerin yetiştiği kurumlardır. Biz de son bir yıl içinde doktor öğretim üyesi, doçent ve profesör kadrolarına atanan hocalarımıza anlamlı bir jest yapmak istedik. Bu kapsamda, her biri için Gümüşhane’ye özgü elma ve armut fidanlarından yaklaşık 1 hektarlık alanda bir bahçe oluşturduk. Gümüşhane meyveleriyle meşhur bir şehirdir. Nitekim Evliya Çelebi de Seyahatname’sinde bu şehrin meyvelerinin lezzetinden övgüyle bahseder. Akademisyenlerimizin her biri adına, koordinatlarını da verdiğimiz yerel meyve ağaçları diktik. Hacı Hamza, Cinci, Menende, Miski ve Şalgam armudu ile Göbek, Misket, Sandık, Gelin, Bey ve Eşek elması gibi birçok yerel türü bu alanda bir araya getirdik. Ayrıca dut fidanları da diktik, ilerleyen süreçte ceviz ağaçlarıyla alanı genişleteceğiz. Hocalarımıza sadece tebrik belgesi vermek yerine bir sorumluluk da verdik: Ağaçlarına sahip çıkmalarını, onları büyütmelerini istedik. Bu geleneği sürdürerek Gümüşhane’de geçmişten gelen meyve türlerini korumayı ve üniversite içerisinde kalıcı bir meyve bahçesi oluşturmayı hedefliyoruz" dedi. "Atanan her akademisyen için bir fidan dikilecek" Fidan dikim etkinliğinden memnuniyetini dile getiren Gümüşhane Üniversitesi Tasarım Bölümü Grafik Programı Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Piyadeoğlu, "Biraz şaşırdık, bu etkinlik beklediğimiz bir şey değildi ama keyifli oldu. Akademik anlamda kurumunuza bir sadakat, bağlılık hissettirmenin yollarından biri olarak iyi düşünülmüş bir etkinlik. Hepimizin ismini taşıyan, atamalarımızı temsil eden bu fidanların dikilmesi motive ediciydi. Keyifli anlar geçirdik, toprakla haşır neşir olduk. Hepimizin bir meyve ağacı oldu. Bundan sonra her atanan akademisyen için de bu bir geleneğe çevrilecek" diye konuştu. Gümüşhane TEMA Vakfı Başkanı ve akademisyen Neva Doğan ise, "Kampüsümüzde çeşitli yeşillendirme faaliyetleri yürütüyoruz sağ olsun rektörümüz de bu konuda çok özverili çok destek sağlıyor. İnşallah kampüsümüzü daha yeşil daha yaşanabilir bir hale getireceğiz. Bu tip etkinliklere katılmaktan da çok büyük zevk duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara TCMB Başkanı Karahan: "Küresel gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı (TCMB) Fatih Karahan, "Orta Doğu’daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" dedi. TCMB Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş Başkanlığında toplanan TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nu bilgilendirme amacıyla sunum gerçekleştirdi. Karahan sunumunda, küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi, enflasyon ve para politikası çerçevesinde Merkez Bankası’nın uyguladığı politikalar ve faaliyetlerine ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. "ABD-İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı" Karahan, son dönemde jeopolitik gelişmelerin ekonomik programlar üzerinde belirleyici rol oynadığını dile getirdi. Küresel ekonomik görünüme ilişkin süregelen belirsizliklerin jeopolitik gelişmelerden ötürü belirgin şekilde yükseldiğini ifade eden Karahan, "Şubat ayı sonunda başlayan ABD-İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji arzı açısından risk oluşturmakta. Öncü göstergeler küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ediyor. Mevcut durumda, enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor. Gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor. Petrol fiyatlarındaki oynaklık son dönemde azalmış olsa da tarihsel ortalamasının üzerinde" açıklamasında bulundu. "2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor" Küresel ekonominin mevcut gerilimlerden ötürü önemli bir negatif arz şoku ile karşı karşıya olduğunu kaydeden Karahan, "Daha da yükselen küresel belirsizlik tüketici ve üretici güvenini olumsuz etkiliyor. Başta savaş bölgesinde yer alan ülkeler olmak üzere, birçok ekonomide büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğini görüyoruz. 2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz" diye konuştu. "Fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak için daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir" Enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyonun küresel ölçekte arttığını söyleyen Karahan, bu duruma küresel anlamda para politikalarının ilk tepkisinin sınırlı oldu olduğuna vurgu yaptı. Bu kapsamda gelişmiş ülkelerde daha önce beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini söyleyen Karahan, "Enerji arzına ilişkin aksamaların sürmesi durumunda fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak ve beklentileri çıpalamak için küresel ölçekte daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir" değerlendirmesinde bulundu. Karahan, TCMB’nin yurt içi makroekonomik gelişmelere ilişkin tespitlerini de aktardı. Sıkı para politikalarının hedeflenen bir sonucu olarak talep kompozisyonunda dengeli seyir devam ettiğini söyleyen Karahan, 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının 2023 yılına kıyasla, belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini dile getirdi. Hizmet üretiminin şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte artış gösterdiği bilgisini veren Karahan, bu dönemde, ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkisi olan alt kalemlerde ise hizmet üretiminin azaldığına dikkati çekti. İşgücü piyasasında, ilk çeyrekte manşet işsizlik oranının sınırlı gerilediğini dile getiren Karahan, işsizlik oranının geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında seyrederken, geniş tanımlı göstergelerin ise yüksek seviyesini koruduğunu kaydetti. Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise azalış olduğunu söyleyen Karahan, yılbaşından bu yana tüketim malı ithalatının da gerilemekte olduğuna vurgu yaptı. "2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz" Karahan, cari açığın yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak arttığını ve milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü ifade ederek, "Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükseliş, mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa neden oldu. Bir önceki çeyreğe göre gerileyen altın ithalatı cari dengeye pozitif katkı verdi. Ancak, korumacı önlemlerin halihazırda küresel talep üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü risklere, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyeti sınırlayıcı ikincil etkileri kaynaklı riskler de eklendi. Bu gelişmeler yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. 2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor" dedi. "Yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda enflasyonun gıda ve enerjide yükseldiğini görüyoruz" Yılın ilk çeyrekteki enflasyon görünümüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karahan, Mayıs 2024’te ulaşılan zirve ile kıyaslandığında, enflasyonda belirgin bir düşüş yaşandığını fakat yüksek seyrini de koruduğunu kaydetti. Karahan, şu ifadelere yer verdi: "Enflasyonun yakın dönemdeki seyrini değerlendirmek için ana eğilim göstergelerine başvuruyoruz. Yıllık enflasyon, geçmiş dönem artışları bünyesinde barındırdığından, yakın dönem görünümü yeterince yansıtmayabiliyor. Göstergelerin son üç aylık ortalamaları enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ediyor. Nitekim yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda, geçen yıla kıyasla enflasyonun temel mal ve hizmet gibi çekirdek gruplarda yavaşladığını, ancak gıda ve enerjide yükseldiğini görüyoruz. Yılın ilk aylarında gıda grubu enflasyona arttırıcı yönde katkıda bulundu. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, olumsuza dönen hava koşulları sonucunda ocak ve şubat aylarında belirgin biçimde yükseldi. Diğer yandan mart ve nisan aylarında jeopolitik gelişmelerle yurt içi enerji fiyatlarında kayda değer artışlar görüldü. Buna karşın, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle hizmet ve temel mal gibi gruplarda yavaşlama devam ediyor." "Eşel mobil istemi, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı" Şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilimin, negatif arz şoklarına yol açarak enflasyonist baskıları artırdığını söyleyen Karahan, "Yurt içi enerji fiyatları, petrol ve doğalgaz fiyatları öncülüğünde hızlandı. Sol panelden izleyebileceğiniz üzere, yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonu son iki ayda 19 puan artış gösterdi. Tetiklenen maliyet artışları sonucunda, elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildi. Özellikle doğal gazda, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesiyle fiyat artışı belirgin oldu. Ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici fiyatlarına olan etkisini sınırlamak üzere akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sistemi devreye alındı. Eşel mobil sistemi, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı. Bu etkiyi anlamak için ortalama Brent petrol fiyatının 85 dolara çıktığı bir senaryo düşünelim. Eşel mobilin olmadığı bir durumda bu şok 12 aylık bir dönem sonunda yıllık enflasyonu 4,5 puan kadar yükseltir. Eşel mobille bu şokun enflasyon üzerindeki etkisi 1,3 puana geriliyor" değerlendirmesinde bulundu. "kira verileri, kira enflasyonunda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor" Karahan, son bir yıllık dönemde kira ve eğitim hizmetleri enflasyonunda önemli düşüşler yaşandığının altını çizerek, "Bu durum, hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını haber veriyor. Kira ve eğitim dışında kalan hizmet kalemlerinde ise tüketici enflasyonuna daha yakınsamış bir resim göze çarpıyor. Bu bağlamda, hizmet enflasyonu üzerinde önümüzdeki dönemde etkili olabilecek bazı unsurlara değinmekte fayda var. Kira tarafında; gerek mevsim etkilerinden arındırılmış yakın dönem kira verileri gerekse yeni yayımlamaya başladığımız yeni kiracı kira endeksi, enflasyonda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor" şeklinde konuştu. "Küresel gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" Enflasyon beklentilerinin seyrine ve öne çıkan risklere değinen Karahan, "Bir önceki sunum dönemi ile kıyasladığımızda, enflasyon beklentilerinin arzu ettiğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Beklentiler, halen enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyrediyor. Yılın ilk aylarında gıda fiyatları yüksek seyretti; sonraki dönemde ise Orta Doğu’daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Buna istinaden enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkileri önem taşımakta. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" dedi. "Attığımız bu adımlar, piyasa oynaklıklarının sınırlı kalmasında etkili oldu" Ocak ayında, para politikası adımlarının büyüklüğünü gözden geçirdiklerini ve politika faizini 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdiklerini anımsatan Karahan, Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla tedbirler aldıklarını sözlerine ekledi. Karahan, söz konusu tedbirlere ilişkin şu ifadelere yer verdi: "2 Mart itibarıyla bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vererek ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 40’ta oluşmasını sağladık. Ayrıca, döviz piyasasının sağlıklı çalışması, döviz kurlarında gözlenebilecek oynaklıkların engellenmesi ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık. İvedilikle attığımız bu adımlar, piyasa oynaklıklarının sınırlı kalmasında etkili oldu. Devam eden süreçte, Türk lirası ve döviz piyasalarına ilişkin adımlarımızı sürdürdük. Bankaların Türk lirası ve döviz likidite yönetimlerine katkıda bulunmak amacıyla 31 Mart tarihinden itibaren geleneksel yöntemle alım yönlü swap ihaleleri ile Türk lirası fonlama yapmaya başladık. Bu süreçte enflasyon görünümü üzerinde oluşabilecek riskleri sınırlamak amacıyla sıkı politika duruşumuzu koruyarak mart ve nisan aylarında politika faizini sabit tuttuk." "KKM hesaplarında çok sınırlı bir bakiye kaldı" Karahan, TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirlerini sıkı parasal duruşunu desteklemek üzere uygulamaya devam ettiklerini söyleyerek, "TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. KKM hesaplarının açılması ve yenilenmesi uygulamasını 2025 yılında sonlandırmıştık. Bu hesaplarda çok sınırlı bir bakiye kaldı. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz. Son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz" ifadelerine yer verdi. Kredi büyümesindeki yükselişin ticari kredilerden geldiğini kaydeden Karahan, geçen yılın son çeyreğinden itibaren TL ticari kredilerin önceki ayların üzerinde bir performans sergileyerek aylık ortalama yüzde 3’ün üzerinde büyüdüğünü bildirdi. Karahan, jeopolitik gelişmelerin etkilerine değinerek, "Jeopolitik gelişmelerin de neden olduğu arz şokları dezenflasyon sürecini olumsuz etkiliyor. Bu durum fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılığımızı değiştirmeyecek. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları para politikası duruşumuzla şekillenecek. Bu bağlamda, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğimizi belirtmek isterim. Çünkü, unutmamalıyız ki fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşuldur" açıklamasında bulundu. Komisyon, Karahan’ın konuşmasının ardından milletvekillerinin konuşmasıyla devam etti.