ASAYİŞ - 15 Ekim 2024 Salı 14:42

Adnan Oktar’ın 72 sanıklı örgüt davasında ara karar: Oktar mahkemeye getirilecek

A
A
A
Adnan Oktar’ın 72 sanıklı örgüt davasında ara karar: Oktar mahkemeye getirilecek

Silahlı suç örgütü yöneticisi olan ve cezaevinde tutuklu bulunan Adnan Oktar’ın 72 sanıklı örgüt davasının görülmesine devam edildi. Mahkeme ara kararında, Oktar’ın gelecek duruşmada mahkeme salonunda hazır edilmesine hükmetti.


Silahlı suç örgütü yöneticisi olan ve cezaevinde tutuklu bulunan Adnan Oktar’ın 72 sanıklı örgüt davasının görülmesine devam edildi. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada 6 tutuksuz sanık ile sanık avukatları hazır bulundu. Duruşmaya tutuklu sanık Adnan Oktar ise katılmadı.


Duruşmada Adnan Oktar’ın avukatının da arasında bulunduğu bazı sanık avukatları, müvekkillerinin Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla mahkemeye bağlanmasını talep etti. Söz konusu talep mahkeme tarafından tüm sanıkların, mağdurların ve tanıkların ifadelerinin aynı anda alınabilmesinin fiilen imkansız olduğu gerekçesiyle reddedildi.



‘’Adnan Bey bir sevgi insanıdır, bize çok güzel davranmıştır ve el üstünde tutmuştur’’


Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Seda Nur Şimşeker hakkındaki tüm suçlamaları reddettiğini söyleyerek, ‘’Ben bir avukatım, herhangi bir örgüt evimiz yoktur. Biz o evi kendimiz, kendi imkanlarımız ve paramızla tuttuk. Adnan Bey bir sevgi insanıdır, bize çok güzel davranmıştır ve el üstünde tutmuştur. Ben bir örgüt üyesi değilim, bir hukukçuyum. Alnım ak bir şekilde karşınızdayım. Kimse Adnan Oktar suç örgütünün varlığı diye bir şeye inanmıyor. Herkes Adnan Bey’in ne kadar genç olduğunu, kadınların Adnan Beye olan sevgisini ve mahkemede ne giydiğini konuşuyor, bunlar konuşuluyor. Allah’ın hakimiyet sıfatı var, karar verecek olan Allah’tır’’ dedi. Sanık avukatları, aleyhe hususları kabul etmediklerini belirterek, müvekkillerinin beraatlarını talep etti. Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dava dosyasındaki eksikliklerin giderilmesini talep etti.



Adnan Oktar mahkemeye getirilecek


Ara kararını açıklayan mahkeme, aralarında Adnan Oktar’ın da bulunduğu bazı sanıkların gelecek duruşmada mahkeme salonunda hazır edilmesi için cezaevine yazı yazılmasına ve eksik hususların giderilmesine hükmederek duruşmayı erteledi.



İddianameden


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Ali Sadun Engin’in örgüt içinde "Sado" lakabını kullandığı, özellikle ABD ve İsrail ile örgüt arasında köprü vazifesi gördüğü, örgüt elebaşı Adnan Oktar’ın talimatıyla İsrail’de düzenlenen ve örgüt tarafından organize edilen konferanslarda konuşmacı olarak yer aldığı kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen Altuğ Revnak Eti’nin, sanık Engin’in İsrail’in eski Likud Partisi Milletvekili radikal haham Yehuda Glick ile bağlantılarını anlattığı, Adnan Oktar tarafından örgüte gelen paraları saklamakla görevlendirilen Çalıkoğlu’nun örgütte "İmam Kardeşler" olarak adlandırılan grupta yer aldığı, Oktar’ın da aralarında bulunduğu bir grup örgüt üyesinin 1999’da gözaltına alındıklarında işkence gördükleri iddialarıyla ilgili dönemin emniyet görevlileri hakkında açılan dava kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) şikayette bulunduğu ve kazandığı tazminatı "infak" adı altında örgüte aktardığı kaydedildi. Hazırlanan iddianamede Adnan Oktar, Ulviye Didem Ürer, Tarkan Yavaş ve Alev Babuna’nın aralarında bulunduğu 13 sanığın çok sayıda kişiye karşı birden fazla kez "nitelikli cinsel saldırı", "çocuğun cinsel istismarı", "cinsel taciz", "basit cinsel saldırı", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak" suçlarından bin 938 yıl 5’er aydan 2 bin 758 yıl 6’şar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Diğer 59 şüphelinin de değişen oranlarda hapsi istendi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "2025 yılının son çeyreğinde mobil cepten internet abone sayısı 75,6 milyon seviyesine ulaştı" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından hazırlanan İletişim Hizmetleri İstatistikleri Raporu’nu değerlendirerek, "2025 yılının son çeyreğinde mobil cepten internet abone sayısı 75,6 milyon seviyesine ulaştı" dedi. Bakan Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından hazırlanan İletişim Hizmetleri İstatistikleri Raporu’nu değerlendirdi. Elektronik haberleşme sektörüne ilişkin 2025 yılının dördüncü çeyreğine ait verileri açıklayan Uraloğlu, kullanıcı sayısı ve veri kullanımındaki artışın Türkiye’nin dijitalleşme sürecini hızlandırdığını ifade etti. Mobilde abone sayılarında yükseliş Uraloğlu, 2024 yılı dördüncü çeyrekte 9,03 milyon olan sabit telefon abone sayısının geçen yılın son çeyreğinde 8,4 milyon olarak gerçekleştiğini kaydetti. Uraloğlu, "Mobil telefon abone sayısı 2025’in son çeyreğinde 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 5,7 artarak 99,7 milyona ulaştı" şeklinde konuştu. İnternet aboneliğinde genel artış eğiliminin sürdüğünü belirten Uraloğlu, özellikle mobil internet ve fiber altyapının bu büyümede öne çıktığını vurguladı. Uraloğlu, "2025 yılı dördüncü çeyreği itibarıyla toplam internet aboneliğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre mobil internet ve fiber abonelerinden kaynaklı yüzde 1,1 artış gerçekleşerek internet abone sayısı 97,4 milyona ulaştı" açıklamasında bulundu. Uraloğlu, 2025’in son çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre eve kadar fiber (FTTH) aboneliğinin 6 milyon 845 bin 641’den 8 milyon 670 bin 664’e yükselerek yüzde 26,7 arttığını, toplam fiber abone sayısının ise 8 milyon 72 bin 629’dan 9 milyon 845 bin 226’ya çıkarak yüzde 22 artış gösterdiğini aktardı. Uraloğlu, "İnternet abonelikleri içinde en yüksek paya sahip olan mobil cepten internet abone sayısı ise 75,6 milyon seviyesine ulaştı" diye konuştu. Bakan Uraloğlu, genişbant internet kullanımındaki artışa dikkati çekerek "Genişbant internet data trafiği 2024 yılının son çeyreğine göre 17,1 artarak 24,2 milyon terebayta ulaştı. Sabit internet trafiği yüzde 15,8, mobil internet trafiği ise yüzde 23 arttı" dedi. Sabit ses trafiği 1,3 milyar, mobil ses trafiği 76,8 milyar dakika oldu Bakan Uraloğlu, ses trafiğine ilişkin değerlendirmesinde 2025 yılı dördüncü çeyreğinde sabit ses trafiğinin 1,3 milyar dakika, mobil ses trafiğinin ise 76,8 milyar dakika olarak gerçekleştiğini bildirdi. (ECE-
İstanbul Haliç’te alarm: Yağmur sularıyla taşınan kirlilik balık ölümlerine yol açabilir İstanbul’da etkili olan aralıksız yağışların ardından Haliç’te gözlenen renk değişiminin yaklaşık 10-15 gün içinde yeniden normale dönmesi bekleniyor. 48 saat süren yoğun yağış sonrası dereler ve kanalizasyon hatlarından taşınan suların Haliç’e karışmasıyla suyun rengi kahverengiye dönerken, Boğaz’ın turkuaz tonları ile Haliç’in kahverengi suları arasındaki belirgin fark dron görüntülerine yansıdı. Uzmanlar ise taşınan kirliliğin balık ölümlerine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Havadan görüntülenen Haliç’te, yağış sonrası oluşan yoğun bulanıklık ve kahverengi renk dikkat çekti. Derelerin büyük bölümünün yapılaşma nedeniyle kapanmasıyla birlikte yağmur sularının caddeler üzerinden taşınarak Haliç’e ulaştığı, bu süreçte çamur ve atıkların da suya karıştığı gözlemlendi. Yağmur suyu altyapısı yetersiz Çevre Konseyi Genel Sekreteri Zafer Murat Çetintaş, yağmur suyu toplama sistemlerinin yetersizliğine dikkat çekerek, "Bütün belediyelerin başta yağmur sularını toplama kanallarını yeniden aktif hale getirmesi gerekiyor. Haliç çevresindeki kollektörlerde bu suların toplanıp kullanılabilmesi gerekirken bugüne kadar yüzde beşi bile gerçekleştirilemedi. Derelerin büyük kısmı yapılaşma nedeniyle kapatıldı. Bu nedenle yağmur suları artık caddelerden akarak Haliç’e ulaşıyor" dedi. Kirlilik balık ölümlerine yol açabilir Çetintaş, kirliliğin canlı yaşamını doğrudan tehdit ettiğini ifade ederek, "Caddelerden gelen çamur ve partiküller Haliç’e taşınıyor. Bu durum fauna ve florayı bozuyor. Suda yaşayan canlıların solungaçlarına partikül kaçması ölümcül sonuçlara yol açar. Bunun benzerini daha önce balık çiftliklerinde gördük. Aynı risk Haliç için de geçerli. Bu şekilde devam ederse hem balık ölümleri yaşanır hem de bölgede ağır koku oluşur" diye konuştu. Haliç 10-15 günde temizlenebilir Haliç’in hassas bir yapıya sahip olduğunu belirten Çetintaş, çözüm önerisine de değinerek, "Haliç’in temiz kalabilmesi için Karadeniz’den temiz su basılması gerekiyor. Bu işlem devam ederse yaklaşık 10-15 gün içerisinde suyun yeniden eski haline dönmesi mümkün. Temiz su, kirli suyu iterek çökmesini sağlar" ifadelerini kullandı. Yetkililerin yağmur suyu ve kanalizasyon altyapısını ayrıştıracak çalışmalar yapması gerektiğini vurgulayan Çetintaş, mevcut durumun İstanbul için ciddi bir çevre riski oluşturduğunu sözlerine ekledi.