SAĞLIK - 09 Temmuz 2025 Çarşamba 11:51

"Araçta bırakılan çocuklar dakikalar içinde hayati tehlikeyle karşı karşıya"

A
A
A
"Araçta bırakılan çocuklar dakikalar içinde hayati tehlikeyle karşı karşıya"

"Yaz mevsiminde artan sıcaklıklar çocuklarda sıvı kaybı, güneş yanığı ve sıcak çarpması gibi sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Ancak basit önlemlerle çocuklar yazı sağlıklı geçirebiliyor" diyen Uzm. Dr. Belgin Özbek, yaz aylarında çocuk sağlığını korumak için alınması gereken önlemlere dikkat çekti. "Araçta bırakılan çocuklar dakikalar içinde hayati tehlikeyle karşı karşıya" dedi.


Yüksek sıcaklıklar, çocuklarda sağlık sorunlarına yol açabiliyor. "Güneşin dik geldiği saatlerde dışarıda bulunmak, yeterli sıvı alınmaması, mevsim şartlarına uygun olmayan giysiler veya korunmasız güneşe maruz kalma gibi faktörler özellikle çocukları sıcak havalarda savunmasız hale getirebiliyor" diyen Medicana Kadıköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Özbek, yaz aylarında çocuk sağlığının korunmasına yönelik ailelerin dikkat etmesi gereken temel konulara değindi.



"Çocuklar yetişkinlere göre çok daha hızlı şekilde su kaybeder"


Uzm. Dr. Belgin Özbek, yaz sıcaklarında çocukların daha kolay sıvı kaybına uğradığını belirterek şöyle konuştu:


"Sıcak havalarda çocuklar yetişkinlere göre çok daha hızlı şekilde su kaybeder ve bu da halsizlik, baş ağrısı, bayılma gibi sorunlara neden olabilir. Bu dönemde çocukların sık sık su içmeleri sağlanmalı, doğrudan güneş ışınlarına maruz kalmamaları için gölgede zaman geçirmelerine özen gösterilmelidir."



Sıvı kaybına karşı önlem alınmalı


Uzm. Dr. Belgin Özbek, yaz sıcaklarında çocuklarda terlemeyle artan sıvı kaybının ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade ederek "Günlük su tüketimi yaşa ve kiloya göre düzenlenmeli. Sade suyun dışında doğal meyve suları, süt gibi sıvılar da tercih edilebilir ancak şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır" dedi.



Güneş koruyucu önlemler ihmal edilmemeli


Güneşe maruz kalmanın çocuklarda cilt yanıklarına neden olabileceğini belirten Uzm. Dr. Belgin Özbek, geniş kenarlı şapka, güneş gözlüğü ve çocuklara uygun güneş koruyucu kremlerin kullanımının önem taşıdığını söyledi. Güneş ışınlarının en dik geldiği saatlerde (11.00-16.00 saatlerinde) çocukların dışarıya çıkarılmaması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Belgin Özbek, açık renkli ve ince giysilerin tercih edilmesinin çocuğun vücut ısısını dengelemek açısından faydalı olduğunu kaydetti.



Oyun saatlerine dikkat edilmeli


Dış mekân aktiviteleri için en uygun zamanın sabah erken saatler ya da akşam serinliği olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Belgin Özbek, çocukların özellikle öğle saatlerinde dışarıda oynatılmaması gerektiğini kaydetti ve ekledi: "Bu saatlerde dış ortam sıcaklığı çok yüksektir ve çocuklarda sıcak çarpması riski artar. Bu nedenle oyun saatleri iyi planlanmalı, gölgeli ve serin alanlar tercih edilmelidir."



Araçta yalnız bırakmak hayati risk taşıyor


Uzm. Dr. Belgin Özbek, yaz aylarında en ciddi risklerden birinin çocukların araç içinde bırakılması olduğunu hatırlatarak "Park edilmiş araçların içindeki sıcaklık, dakikalar içinde tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Hiçbir durumda çocuklar araçta yalnız bırakılmamalıdır. Bu durum sıcak çarpması ve hatta hayati tehlike doğurabilir" uyarısında bulundu.



Hafif ve serinletici besinler tercih edilmeli


Ağır, yağlı ve sindirimi zor yemeklerin yerine yaz aylarında çocuklar için sebze ağırlıklı, hafif protein içeren ve bol meyve içeren beslenme önerisinde bulunan Uzm. Dr. Belgin Özbek diğer uyarılarını şöyle sıraladı:


"Özellikle karpuz, kavun, salatalık gibi su oranı yüksek gıdaların tercih edilmesi hem sıvı ihtiyacını karşılar hem de serinletici etki sağlar. Beslenme dışında çocuklar gün içinde sıkça serin suyla duş almalı. Bu hem vücut ısısını dengeler hem de ferahlama sağlar. Bunun yanında sıcak çarpması, güneş yanığı veya sıvı kaybına bağlı bayılma gibi durumlara karşı aile bireylerinin temel ilk yardım bilgisine sahip olması da önemlidir. Bu tür durumlarda zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması büyük önem taşır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Kızından Kıbrıs Gazisi babasına veda: "Babamla gurur duyuyorum" Bayburtlu Kıbrıs Gazisi ve emekli öğretmen Ömer Doğan, Manas köyünde düzenlenen resmi törenle son yolculuğuna uğurlandı. Doğan’ın acılı kızı Demet Temur, babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu belirterek, "Babamla gurur duyuyorum" dedi. 74 yaşında hayatını kaybeden Doğan için öğle namazına müteakip köyde cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazının ardından Doğan’ın naaşı, resmi tören eşliğinde defnedilmek üzere köy mezarlığına götürüldü. Doğan’ın kızı Demet Temur, babasının savaş yıllarına ilişkin hatırlarını çok fazla anlatmayı sevmediğini belirterek, "Çok ketumdu, anlatmayı sevmezdi ama biz anlatsın diye babamı sıkıştırırdık. Savaş döneminde yaşadığı bazı olaylardan, komutanlarından, izne gelirken memleketine ve ailesine kavuşmak için verdiği mücadeleden bahsederdi. Çok ayrıntı vermezdi" dedi. Babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu ifade eden Temur, "Yiğit bir adamdı benim babam. Çok dürüsttü. Doğruya doğru, yanlışa yanlış derdi. Kimse için başını eğmedi. Bize de öyle öğretti. Babamla gurur duyuyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun" diye konuştu. Cenaze törenine katılan Şehit ve Gazi Aileleri Derneği Başkanı Gazi Selami Köksal ise Doğan’ı son yolculuğuna uğurladıklarını belirterek, "Kıbrıs Gazisi Ömer ağabeyimiz aynı zamanda eğitim camiamıza yıllarca hizmet etmiş bir büyüğümüzdü. Allah mekânını cennet eylesin, yakınlarına sabırlar versin" ifadelerini kullandı. Törene il protokolü, Doğan’ın ailesi ile yakınları, gaziler, STK temsilcileri, siyasi parti başkanları ve vatandaşlar katıldı. Okunan duaların ardından Gazi Doğan, köy mezarlığında toprağa verildi.
Bursa Anadolu’nun seramik kültürü Bursa’da konuşuldu Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği sempozyumda, Anadolu’nun binlerce yıllık seramik geleneği uzman isimler tarafından kültürel, sanatsal ve tarihi yönleriyle konuşuluyor. Osmanlı’nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihi gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. "Seramik sanatı, geçmişle gelecek arasında kültür köprüsüdür" Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır" dedi. "Değerlerimizi yaşatmayı sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü’nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, "Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu. "Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, "Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumla devam etti. Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan’ın konuşmacı olduğu oturumla başlayan sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.