SAĞLIK - 03 Ekim 2023 Salı 09:43

Cips tüketiminde büyük tehlike, uzmanlar uyarıyor: “Çocukları kesinlikle uzak tutmalılar”

A
A
A

Son yıllarda paketli gıda tüketimi artarken uzmanlar, cips gibi birçok işlenmiş gıdanın kişiler için tehlike saçtığına dikkat çekiyor. Dahiliye Uzmanı Doç. Dr. Derya Arğun, “Cips tüketimi özellikle büyüme, gelişme çağındaki çocuklarda oldukça sık. Çocukların kronik olarak cips tüketimi hem gelişimlerine negatif etkide bulunuyor hem uzun vadede çocukluk çağı obezitesi dediğimiz duruma neden oluyor. Nihayetinde cips dediğimiz şey; saf haliyle yağdan ibaret. 1 yıl düzenli cips tüketen bir çocuk yaklaşık 9 kilo gibi bir kilo alıyor. Özellikle diyabet, tansiyon yüksekliği, kalp damar hastalıkları, felç gibi hastalıkların riskini artırıyor. Uzun süre maruz bırakılan çocuklarda ilerleyen zamanlarda kanser gelişme riski, damar ve iltihabi hastalıkları oldukça yoğun görülüyor. Anne babalara şunu söyleyeyim; cipsten kesinlikle uzak tutmalılar” dedi.

Son yıllarda paketli gıda tüketiminin hızla arttığı belirtilirken içeriğinde katkı maddesi yer alan ürünlerin obezite başta olmak üzere birçok hastalığa davetiye çıkardığı ifade ediliyor. Uzmanlar, özellikle küçük yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme alışkanlığının edinilmesi gerektiğini vurgularken çocuklarda ve gençlerde sık tüketilen cips gibi paketli gıdaların zararlarına da dikkat çekti. Medicana Ataköy Hastanesi’nden Dahiliye Uzmanı Doç. Dr. Derya Arğun ve Uzm. Diyetisyen Ayça Sena Yılmaz da işlenmiş gıdaların tüketiminin oluşturduğu problemlere ilişkin bilgi verdi.

“Çocukları cipsten kesinlikle uzak tutmalılar”

Cips tüketiminin çocuklardaki etkilerine yönelik bilgiler veren İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Derya Arğun, “Cips tüketimi özellikle büyüme, gelişme çağındaki çocuklarda oldukça sık. Bu çocukların kronik olarak cips tüketimi hem onların gelişmelerine negatif etkide bulunuyor hem de uzun vadede çocukluk çağı obezitesi dediğimiz duruma neden oluyor. Nihayetinde cips dediğimiz şey; saf haliyle yağdan ibaret. 1 yıl düzenli cips tüketen bir çocuk yaklaşık 9 kilo gibi bir kilo alıyor. Cips tüketimi özellikle diyabet, tansiyon yüksekliği, kalp damar hastalıkları, felç gibi hastalıkların riskini artırıyor. Yapılan çalışmalar şunu göstermiş ki infertilite yani kısırlık, demans, alzheimer ile yoğun ilişkisi bulunmuş. Bu nedenle çocukluk çağından itibaren cips tüketimi erişkin yaşlarda çok ciddi hastalıklara neden olabiliyor. Cipsin içerisinde yoğun karbonhidrat bulunduğu için kişi cips tükettiğinde aniden kan şekeri yüksekliği ve akabinde tekrardan hipoglisemi dediğimiz kan şekeri düşüklüğüne sebep olabiliyor. Bu da tekrarlayan seferlerde açlık hissi doğurup kişinin sürekli yemek yeme isteğine sebep oluyor. Anne babalara şunu söyleyeyim; ilerleyen zamanlarda çocuklarının metabolik hastalığı, şekeri, tansiyonu, kalp, damar hastalığı, demans gibi problemlerinin olmasını istemiyorlarsa cipsten kesinlikle uzak tutmalılar. Marketten paketler halinde cips almak yerine kendileri sağlıklı atıştırmalıklarını yapabilirler” diye konuştu.

“Kanser gelişme riski, damar ve iltihabi hastalıkları oldukça yoğun görülüyor”

Sağlıksız besin tüketiminin obeziteyle birlikte birçok hastalığı beraberinde getirebileceğini anlatan Doç. Dr. Arğun sözlerini şöyle sürdürdü: “Obezite çağımızın hastalığı sadece cips değil günlük paketli gıda, fast food tüketiminin yoğun olduğu ülkelerde gelecekte çok çok daha büyük problemlere yol açacak. Bu nedenle gerek çocukluk çağında beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi gerekse ilerleyen yaşlarda erişkinlerin atıştırmalık sağlıklı yiyecekleri tercih etmesi obeziteye geçiş sürecini durdurur. En azından minimalize eder. Bir zararlı maddeyi ne kadar uzun süre tüketirsek ileride karşılaşacağımız hasar o kadar büyük oluyor. İçerisinde akrilamid dediğimiz bir kimyasal madde var. Bu özellikle plastik sanayiinde ve sigaranın içerisinde bulunan en zararlı kimyasal maddelerden. Buna uzun süre maruz bırakılan çocuklarda ilerleyen zamanlarda kanser gelişme riski, damar ve iltihabi hastalıklar oldukça yoğun görülüyor. Hiçbir anne baba çocuğunun zarar görmesini istemez, uzun vadede bu kadar probleme yol açabilecek bir madde olduğunu bilseler eminim ki çocuklarına yedirmezler. O yüzden verdiğimiz atıştırmalıkların, paketli gıdaların içeriğini düzgünce kontrol etmek, kendi çocuklarına uzun vadede verebileceği etkileri düşünmek onlara söyleyebileceğim en önemli uyarı. Normalde özellikle çocuklar için hiçbir paketli gıdanın tüketilmesini önermiyorum, bu konuda çok netim. Tabi cips bunların en zararlı olanlarından bir tanesi. Okul yönetimleri buna bir önlem anlamında el atmalı, ulaşımın bu kadar kolay olmaması gerekiyor”

“Çocukların metabolizmasını düzene koymak bir tık daha zor”

Paketli gıdalar yerine evlerde sağlıklı atıştırmalık ürünler hazırlanabileceğini söyleyen Uzm. Diyetisyen Ayça Sena Yılmaz, “Özellikle son dönemde çocukların da tüketimiyle beraber cips tüketimin çok fazla derecede arttığını görüyorum. Cipslerin içerisinde tuz çok fazla ve monosodyum glutamat içerir. Bu da yedikçe yiyelim psikolojisiyle insanlarda aslında daha fazla cips yemeye teşvik eder. Diyabet riskini artırabilir. Çocukların aslında bu ürüne çok kolay ulaşılabilirliği sağlandığı için aslında çocuklar birbirine ikram ederek yavaş yavaş başlıyor. İsterlerse kendileri evde patatesleri ince ince soyarak fırında patates cipsi yapabilirler. Paketli ürünlerden ziyade ‘Bak biz bu ürünleri kendi evimizde de yapabiliyoruz’ deyip çocukla beraber yaparak beslenmeye teşvik edilmelidir. Yetişkinlerde kilo verip almak daha kolay çocukların metabolizmasını düzene koymak bizim için bir tık daha zor. ‘Arkadaşım da yiyor ben niye yemeyeyim’ psikolojisiyle gördüğünün lezzetli olduğuna inanarak bunu yiyerek çocuklarda ileri yaşlarda obezite artıyor. Çocuklar mutlaka kahvaltıyla güne başlamalı, okula geldikleri zaman çantalarında ara öğünleri bulundurulmalı. Yüksek trans yağ içeriği olduğundan dolayı ciltte yaşlanmalara neden olabilir. Aynı şekilde rafine şeker içerir bu da kan şekerini arttırır, kolesterole neden olur ve kardiyovasküler sistem risklerini de artırır” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Anadolu Aşiretler Federasyonu’ndan İsrail’in idam yasası ve Mescid-i Aksa’nın kapatılmasına tepki Anadolu Aşiretler Federasyonu, İsrail parlamentosunun Filistinli esirlere idam cezası öngören yasa tasarısını onaylamasını ve Mescid-i Aksa’nın uzun süre ibadete kapalı tutulmasını kınadı. Yaklaşık 300 aşireti temsil eden ve 60 ilde faaliyet gösteren Iğdır merkezli Anadolu Aşiretler Federasyonu, İsrail’in son dönemde aldığı kararlar ve uygulamalarla ilgili basın açıklaması yaptı. Federasyon Başkanı Ferhat Armağan, İsrail Meclisi Knesset’in Filistinli esirlere idam cezası getirilmesini öngören yasa tasarısını onaylamasının "insan haklarına açık aykırılık" olduğunu belirterek, İsrail’in savaş gerekçesiyle Mescid-i Aksa’yı 28 Şubat’tan bu yana kapalı tutmasına da tepki gösterdi. 1967’deki işgalden bu yana ilk kez Ramazan Bayramı’nda Mescid-i Aksa’da bayram namazının kılınmasına izin verilmemesinin "tarihi ve dini değerlere yönelik ağır bir ihlal" olduğunu vurgulayan Armağan, ibadet özgürlüğünün engellenmesi ve Filistin halkına yönelik ağır yaptırımların kabul edilemeyeceğini söyledi. Armağan, "Mescid-i Aksa’nın 30 günden fazladır ibadete kapatılması ve diğer bir gündem olan 12 bin Filistinli mahkûmun idam edilmesi ile ilgili bugün bir açıklama yapmak istiyoruz. Maalesef görüyorsunuz ki her zaman ve tarih boyunca yeryüzünü fesada uğratan, insanları maddi ve manevi perişan eden bu siyonist ve emperyalist güçler, âlem-i İslâm’ı birkaç asırdır esaret altına almış durumdadır. Dolayısıyla İslam aleminin bir araya gelmesi çok zor bir hale gelmiştir. Bugün bakın İran’ı görüyoruz. Bütün emperyalist güçler, tüm kuvvetleriyle İran’a saldırıyor. İslam âlemi için bir olma zamanı artık gelmedi mi? Bugün Hristiyanlık alemine bakın ve diğer Yahudi alemine bakın. Asırlar boyunca, tarih boyunca onları bir araya getirecek ruhani liderleri, Katolik liderleri ve Hristiyan ülkelerini bir ordu gibi, bir asker gibi nizam altında toplayan bir güçleri var. Buna karşılık bizde bunun yokluğuna üzülüyoruz. Bizde ise asırlar boyunca İslam milletlerini ve İslam devletlerini her zaman bir arada tutan bir güç ve kuvvet vardı. Bu da hilafet makamıydı. Gerçekten de bu makamın yokluğunun çok ciddi acısını maalesef yaşıyoruz. Tarih boyunca hilafet makamı sayesinde bütün İslam milletleri ve İslam devletleri tek vücut halinde, bir ordu gibi hazır bulunurdu. Bütün beşeriyeti, bütün İslam milletlerini bir araya toplamak tek bir emirle mümkün olurdu. Fakat bugün görüyoruz ki İslam alemi içimizi yakan, dağlayan elim bir durum içindedir. İslam alemi ve İslam milletleri maalesef birbirinden ayrılmış, rekabet haline gelmiştir. Emperyalist güçlerin hiçbir merhameti olmadığını görüyorsunuz. Siyonist güçlerin bu milleti ayrılıklarla parçalamak için nasıl bir birlik içinde hareket ettiklerini de tarih boyunca gördük. Bizim tek çare-i necatımız Gazze’yi, Filistin’i ve tüm İslam alemini kurtarmak için İslam milletlerinin bir an önce uyanmasıdır. Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: ’Bir kötülükle karşılaşıldığında mümin onu gücüyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle karşı koysun; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.’ Maalesef üzülerek söylüyorum ki İslâm âlemi neredeyse kalbiyle buğz edemeyecek bir hâle gelmiştir. Çok ciddi bir gaflet içindedir. Dolayısıyla insanlık hiçbir zaman böyle bir gaflete düşmemiştir. Bilhassa İslam milletleri, tarih boyunca şu anda yaşadığımız bu ayrılık ve parçalanma gibi bir perişanlıkla karşı karşıya kalmamıştır. Ancak yine de umutsuz değiliz. Şunu da ifade etmek isterim ki, alem-i İslâm’ın tarih boyunca böyle zor zamanlarda yeniden yek vücut haline gelmesini sağlayacak imkan, güç ve kabiliyet inşallah Türkiye’dedir. Daha önce olduğu gibi Türkiye’nin bu birlik ve beraberliğe öncülük edeceğine inanıyoruz. O günlerin çok uzak olmadığı kanaatindeyiz. Esaret altında olan ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın özgürlüğüne kavuşmasını Cenab-ı Hakk bizlere nasip etsin. Ve 12 bin Filistinli kardeşimizin idam edilmesi meselesinde de şunu ifade etmek isteriz ki inşallah Cenab-ı Hakk’ın kudretiyle Selahaddin Eyyubiler, Fatih Sultan Mehmetler, Yavuz Sultan Selimler bu milletin bağrından yeniden çıkacak ve bu zulüm sona erecektir. Bunun da çok yakın olduğuna inanıyoruz" dedi. Federasyon yetkilileri, bölgede kalıcı barışın sağlanabilmesi için uluslararası hukuka uygun adımlar atılması çağrısında bulunarak, yaşanan gelişmeleri "şiddetle kınadıklarını" belirtti.
Nevşehir Mustafapaşa 7 Haziran’da sandık başına gidecek Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa’nın belediye statüsünden çıkarılarak köye dönüştürülmesine ilişkin işleme karşı açılan davada mahkeme iptal kararı verdi. Kararla birlikte Mustafapaşa yeniden belediye olma hakkı kazanırken, belde halkı 7 Haziran’da sandık başına gidecek. Ankara’da görülen davada mahkeme, İçişleri Bakanlığı’nın Mustafapaşa’nın köye dönüştürülmesine ilişkin işlemini hukuka aykırı bularak iptal etti. Kararda, Mustafapaşa’nın nüfusunun bazı resmi kayıtlara göre 2 binin üzerinde olduğu tespitine yer verildi. Böylece belediye statüsünün kaldırılması işlemi geçersiz sayıldı. Dünya Turizm Örgütü tarafından 2021 yılında ’dünyanın en güzel turizm köyü’ seçilen Mustafapaşa, bu kararla birlikte yeniden belediye statüsüne kavuşma sürecine girdi. 7 Haziran’da sandık başına gidecek olan bölgede seçim heyecanı da başladı. Turizmci Mustafa Ak, sürecin zorlu geçtiğini belirterek, "Mustafapaşa’yı yeniden belde yapma mücadelesini kazandık. Bu süreçte çok sıkıntılar yaşadık ancak köyümüzün turizm potansiyeli ve 2021 yılında dünyanın en iyi turizm köyü seçilmesi önemli bir etken oldu. Halkımız büyük bir mücadele verdi. Sonuçta Mustafapaşa halkı hakkı olan belediyeyi geri aldı" dedi. Belde sakinlerinden Erdoğan Aytaş ise, geçmişte yapılan nüfus sayımına dikkat çekerek, "Nüfus aslında 2 binin altına düşmezdi ancak o dönem sayım eksik yapıldı. Şu anda bölgede üniversite var, yaklaşık 3 bin öğrenci bulunuyor. 70’e yakın otel var. Burası köy olarak yönetilecek bir yer değil. Haziran ayında sandığa gidilecek, halk belediye başkanını seçecek. Şu an 5-6 aday adayı var" diye konuştu. Mahkeme kararının ardından Mustafapaşa’da seçim sürecinin başlaması beklenirken, belde halkı yeniden belediye statüsüyle yönetilecek olmanın heyecanını yaşıyor.