GÜNDEM - 10 Ocak 2026 Cumartesi 10:22

Emine Erdoğan: "Türk müziğini oluşturan tüm dalları varlığımızın ayrılmaz bir parçası olarak görmek zorundayız"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Her ne kadar müzik evrensel olsa da kendi müziğimizi dinlemek içimizde uzun bir yolculuktan sonra eve dönmenin verdiği o derin huzur hissini uyandırır. Çünkü o evde anlaşıldığımızı, kabul gördüğümüzü ve oraya ait olduğumuzu biliriz. İşte bu yüzden müzik toplumu birbirine görünmez bağlarla bağlayan, farklılıkları duyguların potasında eriten ve milli kimliğin oluşumunda temel bir rol üstlenen vazgeçilmez bir unsurdur. Türk müziğini oluşturan tüm dalları varlığımızın ayrılmaz bir parçası olarak görmek zorundayız" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Palet Türk Müziği İlkokulu’nu ziyaret etti. Programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi Gülden Gül, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Daimi Şefi Cemi’i Can Deliorman, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve eşi Nihal Özdemir, TOGEM-DER Yönetim Kurulu Başkanı Mihrimah Belma Sekmen, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, merhum bestekar Cinuçen Tanrıkorur’un eşi Barihüda Tanrıkorur, milletvekilleri, sanatçılar ve medya kuruluşu temsilcileri katıldı.

Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Emine Erdoğan, "Bu güzide eğitim yuvasının dünya genelindeki sayılı müzik okullarından biri olması eminim ki hepimizin göğsünü kabartıyor. Çünkü, bu okulun alelade bir müzik eğitimi vermenin çok ötesinde bir misyonu var. Burada kültürümüz, milli kimliğimiz ve hafızamız çocukların dünyasında yeniden hayat buluyor. Başka bir ifadeyle gelecek geleneğin sağlam ve köklü temeller üzerinde inşa ediliyor. Eğer bugün bu vizyon ete kemiğe bürünmüşse bu işini aşkla yapan harika bir öğretmen kadrosu çok değerli sanatçılar, özverili idareciler ve destek hizmetleri ekibi sayesindedir. Ne mutlu onlara ki bu aziz vatanın bayrağına rüzgar olacak, onu dünyanın her yerinde dalgalandıracak pırıl pırıl evlatlar yetiştiriyorlar. Ben de Palet Okulları ailesinin her bir mensubuna fikri temellerini atan kurucularına ve tüm emek sahiplerine tek tek şükranlarımı sunuyorum" dedi.

Emine Erdoğan:

"Türk müziğini oluşturan tüm dalları varlığımızın ayrılmaz bir parçası olarak görmek zorundayız"

"Türk müziği bu toprakların hikayelerinin biriktiği, acının, sevincin, hasretin, sevdanın ezgiye dönüştüğü büyük bir milli hafızadır." diyen Erdoğan, "Gönlümüzün ihsanıdır. Bazen yürek tellerimizi titreten, bazen ruhumuzu kanatlandıran şarkılar ve türküler bize aynı hikayenin, aynı kaderin parçası olduğumuzu anlatır. Bizi birbirimize yakınlaştırır. Anadolu coğrafyasının yüzyıllardır süre gelen büyük serüvenine dahil olduğumuzu hissettirir. Bu kültürel miras bir yandan içsel dünyalarımızdaki arayışları dile getirirken bir yandan da toplumumuzun ortak değerlerini, inançlarını ve tecrübesini yansıtır. Her ne kadar müzik evrensel olsa da kendi müziğimizi dinlemek içimizde uzun bir yolculuktan sonra eve dönmenin verdiği o derin huzur hissini uyandırır. Çünkü o evde anlaşıldığımızı, kabul gördüğümüzü ve oraya ait olduğumuzu biliriz. İşte bu yüzden müzik toplumu birbirine görünmez bağlarla bağlayan, farklılıkları duyguların potasında eriten ve milli kimliğin oluşumunda temel bir rol üstlenen vazgeçilmez bir unsurdur. Türk müziğini oluşturan tüm dalları varlığımızın ayrılmaz bir parçası olarak görmek zorundayız. Zira Türk müziği tarih boyunca kentte, sarayda, dergahta, camide, köyde, kırsalda, sınır boylarında, kışlada, yaşamı tüm boyutlarıyla çevrelemiş benzersiz bir müzik evrenidir. Sanat müziğinden mevlevi müziğine, halk müziğinden askeri müziğe kadar uzanan büyük bir miras, millet olma bilincimizi sesle, ritimle ve anlamla beslemiştir" ifadelerini kullandı.

Türk müziğinin bir dönem kendi evinden kovulduğuna dikkat çeken Erdoğan, " Hastalara şifa verecek kadar billur, insan ruhunun en karanlık yerlerini bile aydınlatacak kadar latif olan, güzelliğiyle, dikkatiyle tüm dünyaya nam salan müziğimiz maalesef bir dönem kendi evinden kovuldu. Öz yurdunda garip kalanlardan oldu. Kültür dünyamız ödünç ve yabancı kavramlarla tahrip edildi, çölleşti. Ancak ne sevindiricidir ki bugün bu çatının altında sadece bir enstrümanı çalmayı öğrenen çocuklar değil, üstadın deyişiyle, ’Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip’ bir nesil yetişiyor. Böyle bir nesil, bir anlamda da kültür ve sanat dünyamızın ihyası demektir. Bu evlatlarımızın bir kısmı belki müziği bir kariyer yolu olarak seçecek, önemli bestekarlar, icracılar olacaklar. Belki bir kısmı başka mesleklere yönelecek. Ama önemli olan şu ki hepsi yeni ve özlenen bir aydın zümreyi oluşturacaklar" diye konuştu.

Emine Erdoğan:

"Kültürel mirasımızla gençler arasında köprüler kuracak bir çaba içinde olmalıyız"

Bazı müzik türlerinin başta çocuklar ve gençler olmak üzere insanları şiddete yönelttiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ne yazık ki tüm dünyada gençler ağır hakaretler, çirkin düşünceler, cinsel içeriklerde şiddet içeren sözlerin kullanıldığı bir müzik kuryasıyla kuşatılmış durumdalar. Kimlik arayışındaki birçok genç; rol modellerinin böyle bir dünyada arıyorlar. Yapılan araştırmalar gençlerin günde ortalama 2 saat müzik dinlediğini ve müzik kliplerinin yüzde 75’inin uygunsuz haller, şiddet, alkol ve sigara kullanımına özendiren unsurlar içerdiğini söylüyorlar. Halbuki müzik ruhun gıdasıdır. Ancak görüyoruz ki, sanatsal bağlamından koparılan medeniyet kökleri kurutulmuş müzik, yeri geliyor ruhun zehri de olabiliyor. O nedenle kültür ve sanat hayatınızı zenginleştirecek ve kültürel mirasımızla gençler arasında köprüler kuracak bir çaba içinde olmalıyız."

"Türk müziğini, kendi kültürlerini, geleneklerini çok iyi bilen entelektüeller yetiştirmiş oluyoruz"

Programın bir diğer konuşmacısı YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Palet Türk Müziği İlkokulu bizim bundan 7 yıl önce burada kurduğumuz Türkiye’nin ilk Türk müziği ilkokulu. Bugün son 15 yıldır yaptığım aslında bütün vakıf çalışmalarında benim hedefim bu kültürümüzün ihyası ve yeni nesillere hakkıyla aktarılması. Sadece ansiklopedik bilgi olmaması, evlerde, sokaklarda canlı canlı yaşanması ve yaşatılması ve bütün bir milletçe kendi kimliğimizi, kendi kültürümüzü, kendi inancımızı, değerlerimizi kuşanarak yaşayabilmemiz ve dünyayla da bu özgüvenle ilişkiler kurmamız. Dolayısıyla bu okul aslında müzik yeteneği olan 6 yaşındaki çocukların Türk müziğine doğmasını hedefliyor. Neden? Bugün Türkiye’de 6 yaşındaki bir çocuğun çok müzik yeteneği olduğu düşünülse muhtemelen yönleneceği istikamet batı müziği yolları olacak, batı müziği enstrümanları olacak, batı müziği üstadları olacak. İstiyoruz ki eşit şartlarda rekabet edebilelim ve 6 yaşında yeteneği keşfedilmiş çocuklarımız Türk müziğiyle müzik eğitimine başlasınlar. Her yıl binin üzerinde bize kah başvuranlar, kah bizim Üsküdar ilçesinde yaptığımız taramalarda bulduğumuz yetenekli çocuklar içerisinden sadece 24 tanesini okulumuza alıyoruz. Yeteneğe göre karar veriyoruz, ailenin maddi durumuna göre de burslandırıyoruz çeşitli oranlarda. Ve 3 tane mezunumuz, 3 mezuniyetimiz ve 3 grup mezunumuz oldu. Mezunlarımızın bir kısmı müzik eğitimine konservatuar bünyesinde devam ediyorlar. Her geçen sene Medeniyet Üniversitesi ile ve Milli Eğitim Bakanlığımızla yaptığımız iş birliği ile daha çok öğrencinin konservatuarda müzik eğitimine devam edebileceğini şu anda görüyoruz. Devam etmeseler dahi bu yaşta ilkokul bitmeden bir enstrümanı 3 yıl icra etmiş, sahneye çıkmış, stüdyoda kayıt almış aslında müzik tecrübesine sahip çocuklar yetiştiriyoruz. Hayatlarının devamında hangi alanda kariyer yaparlarsa yapsınlar, Türk müziğini, kendi kültürlerini, geleneklerini çok iyi bilen entelektüeller yetiştirmiş oluyoruz" şeklinde konuştu.

Palet Türk Müziği İlkokulu Kurucu Temsilci Yüce Gümüş ise "Palet Türk Müziği İlkokulu, Türkiye’nin ilk Türk müziği ilkokulu olarak bundan 7 sene evvel eğitim hayatına başladı. Bu 9 buçuk yıllık hazırlık süresinin akabinde 7 senedir eğitim hayatındayız. Ve bugün kıymetli Emin Erdoğan hanımefendiyi ağırlamanın da mutluluğu içerisindeyiz" dedi.

Emine Erdoğan:

Okulda eğitim alan öğrenciler programa katılan davetlilere enstrüman ve koro dinletisinde bulundu. Program, toplu aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Selami Berke Kaya - Metin Başar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Ankaralı ebru sanatçısı geleneksel baskı sanatını yerinde öğrenmek için Tokat’a geldi Ankara’da yaşayan ebru sanatçısı Kültür Yolu Festivali’nde etkilendiği geleneksel Tokat baskı sanatını öğrenmek için Tokat Belediyesi BELMEK kurslarına katılarak kültürel mirası yerinde inceliyor. Ankara’da ikamet eden ve 30 yılı aşkın süredir ebru sanatıyla ilgilenen emekli Turizm Bakanlığı personeli Adalet Özdürük, Tokat Belediyesi tarafından açılan BELMEK kurslarında geleneksel Tokat baskı sanatını öğrenmek üzere Tokat’a geldi. Kültür Yolu Festivali ilham oldu Sanatçı Adalet Özdürük, Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Kültür Yolu Festivali’nde izlediği Tokatlı baskı sanatçısının kendisinde büyük bir ilgi uyandırdığını belirterek, bu sanatı yerinde öğrenme kararı aldığını ifade etti. Özdürük, "Otuz yıldan beri ebru sanatıyla ilgileniyorum. Kültür Yolu Festivali’nde izlediğim baskı sanatı beni çok etkiledi. Bu sanatı gerçekten öğrenmem gerektiğini düşündüm ve Tokat’a gelmeye karar verdim" dedi. Tokat baskı sanatını yerinde öğreniyor Tokat’ın köklü el sanatları mirasının önemli unsurlarından biri olan Tokat baskı sanatıyla BELMEK kurslarında tanıştığını dile getiren sanatçı, "Tokat’ta çok güzel karşılandık. Tokat Belediyesi BELMEK kurs merkezinde kalıpları, boyaları ve teknikleri öğreniyoruz. Bu sanat gerçekten çok hoşuma gitti ve devam etmeyi düşünüyorum" diye konuştu. Öğrendiklerini Ankara’ya taşıyacak Tokat’ta edindiği bilgi ve tecrübeleri Ankara’da da uygulamayı planladığını belirten Özdürük, BELMEK kurslarının özellikle kadınlar için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Özdürük, "Özellikle ev hanımları için bu kurslar çok büyük bir imkân. Hem üretmek hem de kültürel bir değeri yaşatmak açısından çok kıymetli. Bu imkânları bizlere sunan Tokat Belediye Başkanımız Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’na teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. BELMEK kursları kültürel mirası yaşatıyor Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun öncülüğünde hayata geçirilen BELMEK kursları, geleneksel el sanatlarını yaşatmanın yanı sıra kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımına da katkı sağlıyor. Kurslar, Tokat baskı sanatı başta olmak üzere kentin kültürel değerlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasına imkân sunuyor.
Ankara Başıboş köpeklerin saldırısına uğrayan Tunahan’ın avukatı: "Mansur Yavaş geçmiş olsun ziyareti bile yapmadı" Ankara’da başıboş köpeklerin saldırısına uğrayan Tunahan Yılmaz’ın avukatı Aslıhan Ergün Ercan, "Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, geçmiş olsun ziyareti bile yapmadı. İdareye başvurduğum zaman, Ankara Büyükşehir Belediyesi benimle görüşmedi. Ben defalarca haber gönderdim yine ilgilenmedi. Aileyi ziyaret etmedi, bir derdiniz var mı, herhangi bir sıkıntınız var mı demedi" dedi. Ankara’da 7 Aralık 2023’te Keçiören Kafkaslar Mahallesi’nde okula giderken sahipsiz köpeklerin saldırısına uğrayan ve ağır yaralanan Tunahan Yılmaz davasında yeni bir gelişme yaşandı. Ankara 8. İdare Mahkemesi, Tunahan’ın ailesinin açtığı manevi tazminat davasında Ankara Valiliği, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Keçiören Belediyesi’nin toplam 5 milyon lira manevi tazminat ödemesine hükmetti. Mahkeme kararında, Tunahan’ın okula giderken saldırıya uğradığı an hatırlatıldı ve olayın hizmet kusuru oluşturduğu değerlendirilerek, ilgili kurumların görevlerini yerine getirmediği belirtildi. Bu nedenle tazminatın söz konusu kurumlarca ödenmesine karar verildi. Tunahan’ın yaşadığı fiziksel ve psikolojik travmanın ağır olması, uzun süren tedavi süreci ve yaşanan sancıların kararın temelini oluşturduğu kaydedildi. Mahkeme, tazminatın ’manevi acıyı hafifletme amaçlı’ olduğunu belirtti. Tunahan’ın avukatı Aslıhan Ergün Ercan, İhlas Haber Ajansı’na (İHA) verdiği özel röportajda, mahkeme kararının benzer davalar açısından önemli bir emsal teşkil etmesi gerektiğini belirtti. "Sokaktaki tüm köpekleri toplamak zorundalar" Tunahan Yılmaz’ın başıboş köpekler tarafından saldırıya uğradığını ve bu olayın ne ilk ne de son olacağını belirten Ercan, "Tunahan evladımızın manevi tazminat davası sonuçlandı. Maddi tazminat davası devam ediyor. Manevi tazminat davasında çektiği acı, ızdırap için mahkeme 5 milyon lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Aynı zamanda gerekçeli kararda idarelerin sorumluluğunu kusursuz olsalar dahi sorumlulukların devam ettiğini belirtti. Çünkü olay, eski 5199 sayılı yasanın güncel olduğu dönemlerde gerçekleşti. O dönemde olmasına rağmen idarenin kusurunu kabul etti ve müştereken ilçe belediyesi ve valiliği sorumlu tuttu. Aynı zamanda manevi tazminatın Tunahan’ın acıları için yeterli olmadığını mahkeme de bir nebze olsun beyan etmiş oldu. ’Biz bu kararı acısı için değil, aslında aynı zamanda idarelere bir uyarı vermek için veriyoruz’ dedi. Bu bugüne kadar görülmüş araştırmalarımıza göre emsal niyetinde rekor bir tazminat. Çünkü bundan sonra biz kısırlaştırdık sokağa saldık gibi bir artık kurtulma yolları yok. Sokaktaki tüm köpekleri toplamak zorundalar, hepsini muhafaza etmek zorundalar. Okula giderken korkan çocuklar, vatandaşlar, camiye giden vatandaşlar, giderken yolunu değiştirmek zorunda olan insanlar, korkudan dolayı kaçıp yaralanan insanlar, hiçbir şey olmasa bile sadece korkmaları bile tazminat davaları açmaları için yeterli. Vatandaşlarımızın hizmet kusuru nedeniyle idarelere dava açmasını tavsiye ediyorum. Bununla ilgili emsal kararımız çıktı. Artık daha rahat yapabilirler" diye konuştu. "Mansur Yavaş, geçmiş olsun ziyareti bile yapmadı" Tunahan’ın ağır yaralanması üzerine ne büyükşehir belediyesinden ne de ilçe belediyesinden herhangi bir ziyaret yapılmadığını ve bu durumun da Tunahan’ın ailesini bir hayli düşündürdüğünü açıklayan Ercan, "Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, geçmiş olsun bile ziyareti yapmadı. İdareye başvurduğum zaman, Ankara Büyükşehir Belediyesi benimle görüşmedi. Ben defalarca haber gönderdim yine ilgilenmedi. Aileyi ziyaret etmedi, bir derdiniz var mı, herhangi bir sıkıntınız var mı demedi. Herhangi bir sıkıntı varsa giderelim denmedi. Bunu hiç umursamadılar. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya çok ciddi ilgilendi, onu ayrıca belirteyim. Merkezi yönetim ilgilendi diyebilirim. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Tunahan’ın yaralandığı sene, yaklaşık 200 milyon lira başıboş köpekler için bütçe ayırmış. 5 bin ayrı noktada beslenme noktası yaptırmış. 200 milyonun karşılığında Tunahan acıları için 5 milyon aldı. Bu kalemler çok farklı yerlerde kullanılabilir. Köpekler kutsal varlıklar değil. Biz hayvanları seviyoruz. Türk halkı olarak merhametimiz çoktur, hepsini seviyoruz. Köpeğin de bir kutsallığı yok. Zarar verdiği noktada fare de öyle, yılan da öyle. Ne zarar veriyorsa bertaraf edersin, kontrolü de elinde tutarsın, faydalanacaksan faydalanırsın. 9 yaşındaki bir çocuk her türlü güvenlik önlemi altında, güvenli bir sokakta okuluna gidebilmek zorunda. Türkiye bu halde olmak zorunda. Bizim mücadelemiz de bunun için. Bugün başıboş köpek, yarın başka bir şey. Yine de mücadele edeceğiz. Ülke bizim, çocuklar bizim" şeklinde konuştu.