ASAYİŞ - 14 Şubat 2024 Çarşamba 17:27

FETÖ’den yargılanan Nazlı Ilıcak: ‘‘Öz eleştiri yapmak istiyorum, FETÖ’yü yanlış değerlendirdim, eksik bilgilere sahiptim’’

A
A
A
FETÖ’den yargılanan Nazlı Ilıcak: ‘‘Öz eleştiri yapmak istiyorum, FETÖ’yü yanlış değerlendirdim, eksik bilgilere sahiptim’’

FETÖ’nün medya yapılanmasına ilişkin bozma kararının ardından yeniden görülen davada sanık gazeteci Nazlı Ilıcak hakkında karar çıktı. Mahkeme, Ilıcak’ı ‘üye olmamakla birlikte silahlı terör örgüne bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçundan 5 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Mütalaaya karşı savunma yapan sanık Ilıcak, ‘’Ben suçsuz olmama rağmen, burada bir öz eleştiri yapmak istiyorum. 15 Temmuz 2016’da terör örgütü olduğu ortaya çıkan FETÖ’yü yanlış değerlendirdim, eksik bilgilere sahiptim" dedi.


FETÖ silahlı terör örgütünün medya yapılanmasına ilişkin haklarındaki karar 2. kez bozulan sanıklar Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yapıcı ve Yakup Şimşek’in yeniden yargılandıkları dava karara bağlandı. İstanbul 26.Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Fevzi Yazıcı, Ayşe Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek ve sanık avukatları hazır bulundu.



Sosyal medyayı örgütün kamuoyu oluşturmak amacı doğrultusunda kullandığı belirtildi


Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, sanıklardan Ayşe Nazlı Ilıcak’ın örgüte ait veya müzahir yayın organlarında uzun zaman yazarlık yaptığını, sosyal medya hesabını darbe girişimi günü dahil olmak üzere terör örgütünün kamuoyu oluşturmak amacı doğrultusunda kullandığını anlattı.



Örgütün üst düzey yöneticileriyle irtibat kurduğu aktarıldı


Açıklanan mütalaada, sanık Ilıcak’ın üst düzey yöneticilik yapmaktayken örgütten ayrılan tanık beyanlarına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya yapılanması ile, HTS kayıtlarına göre ise örgütün üst düzey yöneticileriyle irtibat kurduğu, elde edilen not defterlerinde örgüt mensupları ile ilgili notlar bulunduğu, darbe girişiminden bir gün öncesinde bir televizyon kanalındaki programda konuşma yaparak örgütün amacına hizmet niteliğindeki eylemlerinin ‘silahla terör örgütüne yardım etme’ suçunu oluşturduğu aktarıldı.


Sanıklar Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’in terör örgütü üyeliği için zorunlu olan hiyerarşik bağ, çeşitlilik, yoğunluk, süreklilik unsurlarını taşıdığının tam olarak tespit edilemediğinin belirtildiği mütalaada, sanıklardan Fevzi Yazıcı’nın örgüte müzahir yayın organı olan Zaman Gazetesi’nde görsel yönetmen- grafik tasarım sorumlusu olarak yapması, örgüt talimatlarından haberdar olduğu ve farklı bir finans kuruluşundan kredi çekerek Bank Asya’ya yatırılması işleminin olağan bankacılık işlemi olmadığı kaydedildi.


Sanıklardan Ahmet Hüsrev Altan’ın darbe girişiminden sonra kapatılan, örgütün manipülasyonlarında kullandığı Taraf Gazetesi’nin kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğunun aktarıldığı mütalaada, HTS kayıtlarına göre örgütün üst düzey yöneticileri ile iletişimi, irtibatı bulunduğu da belirtildi.



‘’Öz eleştiri yapmak istiyorum, FETÖ’yü yanlış değerlendirdim, eksik bilgilere sahiptim’’


Mütalaaya karşı savunma yapan sanık Ilıcak, ‘’Ben suçsuz olmama rağmen, burada bir öz eleştiri yapmak istiyorum. 15 Temmuz 2016’da terör örgütü olduğu ortaya çıkan FETÖ’yü yanlış değerlendirdim, eksik bilgilere sahiptim. Mahrem grup olduklarından haberdar değildim. Tüm hayatım boyunca meşruiyet çizgimi muhafaza etmeye gayret ettim. 28 Şubat’tan beri verdiğim mücadeleyi birkaç cümleyle anlatmaya çalıştım. İdeolojik bağım olsun, olmasın haksızlık gördüğüm her olayın karşısına çıktım. Başörtülü değildim ama başörtüsünü de savundum. Hayat çizgime ters düşecek, mensubu olamadığım örgütün peşinde takılarak nasıl ve niçin yer alayım?’’ şeklinde konuştu. Duruşmada son sözleri sorulan sanıklar da beraatlarını talep ettiler.



5 yıl 3 ay hapis cezası


Kararını açıklayan mahkeme, sanık Ayşe Nazlı Ilıcak’ı ‘üye olmamakla birlikte silahlı terör örgüne bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçundan 5 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırarak hakkındaki yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına karar verdi. Sanıklardan Ahmet Hüsrev Altan’ı ise aynı suçtan herhangi bir pişmanlık göstermediği ve yeniden suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat oluşmadığı da dikkate alınarak 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptıran heyet, sanık sanık Fevzi Yazıcı’yı ise aynı suçtan 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırdı. Mahkeme, sanık Yakup Şimşek’in ise üzerine atılı suça ilişkin kesin ve inandırıcı bir delil olmadığı gerekçesiyle beraatına hükmetti.



Davanın geçmişi


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek ve Tibet Murat Sanlıman hakkında Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla dava açılmıştı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Şubat 2018 tarihinde davayı karara bağlamış, tutuklu sanıklar Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşengül ve Yakup Şimşek, “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Tutuksuz sanık Tibet Sanlıman hakkında ise beraat kararı verilmişti.


Daha sonra itirazlar üzerine Yargıtay, Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığa, "anayasayı ihlal" suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını bozmuştu. Yeniden yargılama yapan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, 4 Kasım 2019’da Ahmet Altan’ı, "üye olmamakla birlikte silahlı terör örgüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 10 yıl 6 ay, Nazlı Ilıcak’ı da 8 yıl 9 ay hapisle cezalandırmıştı. Mehmet Altan’ın, cezalandırılmasına yeterli, kesin, inandırıcı ve şüpheden uzak delil elde edilememesi, suç işlendiğinin sabit olmaması gerekçeleriyle beraatine yönelik hüküm kuran heyet, ’’silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan sanıklar Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’in 11 yıl üçer ay, Şükrü Tuğrul Özşengül’ün ise 12 yıl hapisle cezalandırmıştı.


Yeniden itiraz üzerine Yargıtay, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkındaki hükmü, Türk Ceza Kanunu’nun 220/7’nci maddesinde belirtilen indirim uygulanmadığı gerekçesiyle bozmuştu, Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek hakkındaki hükmü ise onamıştı.


Sanıkların Adalet Bakanlığına yaptığı "kanun yararına bozma" başvurusu üzerine dosya Yargıtay tarafından incelenmiş, bazı tanıklar dinlenilmeden karar verildiği için sanıklar hakkındaki hüküm bozulmuştu. Dosya yeniden İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilirken, sanıklardan Şükrü Tuğrul Özşengül 2022 yılında kalp krizi geçirdiği cezaevinde hayatını kaybetmiş, Mehmet Altan hakkındaki beraat kararı ise onanmıştı.



FETÖ’den yargılanan Nazlı Ilıcak: ‘‘Öz eleştiri yapmak istiyorum, FETÖ’yü yanlış değerlendirdim, eksik bilgilere sahiptim’’

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Köşk Belediye Başkanı Güler partisinden istifa etti Aydın’ın Köşk ilçesinde Belediye Başkanı Nuri Güler, hakkında çeşitli yerel haber sitelerinde çıkan haberlerin ardından partisi AK Parti’den istifa ettiğini açıkladı. Köşk Belediye Başkanı Güler, yaptığı yazılı açıklamada, "Son günlerde şahsımla ilgili basında yer alan iftira niteliğindeki asılsız haberler üzerine açıklama yapma gereği doğmuştur. Bu kumpas girişiminin ortaya çıkarılması ve kamuoyunun aydınlatılması amacıyla tarafımca hukuki süreç başlatılmıştır. Ne yazık ki bazı çevreler tarafından ülke gündemindeki farklı meselelerle ilişkilendirilmek suretiyle sosyal medya üzerinden planlı ve organize bir şekilde hem şahsım hem de mensubu olduğum parti hedef alınarak siyasi bir suikast çalışması yürütülmektedir. Öyle ki bu iddialar, akıl ve izan sınırlarını zorlayacak boyutlara ulaşmıştır. Siyasetin ve kamu görevlerinin temelinde millete hizmet anlayışı yer almaktadır. Bu anlayış doğrultusunda şahsıma atılan iftiralar ile ilgili yürüttüğüm hukuki süreç tamamlanana kadar partimin kurumsal kimliğine ve çalışmalarına gölge düşmemesi gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle devam eden sürecin büyük bir onurla bağlı bulunduğum partime ve davamıza zarar vermemesi adına sorumluluk bilinciyle parti üyeliğimden istifa etme kararı almış bulunuyorum. Bu kararım mücadelemden ve inandığım değerlerden vazgeçtiğim anlamına gelmemektedir. Bu güne kadar olduğu gibi Genel Başkanımız ve Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’a ve AK Partimize olan sadakatim aynen devam edecektir. Göreve geldiğim günden bu yana sevdalısı olduğum Köşk’ümüze ve kıymetli hemşehrilerimize en iyi şekilde hizmet etme gayreti içerisinde oldum. Bundan sonra da aynı sorumluluk duygusuyla hizmetlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Hiçbir zaman parçası olmadığım ve içinde yer almadığım bu iftiraların gerçeklikle ilgisi olmadığı Allah’ın izniyle ortaya çıkacaktır. Hukuki süreç neticelenene kadar her zaman gönülden bağlı olduğum, üyesi ve neferi olmaktan onur ve gurur duyduğum partimden şimdilik istifa ettiğimi kamuoyuna saygıyla bildiririm. Bu süreçte desteklerini esirgemeyen kıymetli hemşehrilerime, birlikte yol yürüdüğüm teşkilat mensuplarımıza ve tüm dava arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum" dedi.
Aydın Doğaseverlerden Tülüşah için "acil koruma" çağrısı Aydın’ın Kuşadası ilçesinde endemik bitki türü Tülüşah’ın yaşam alanlarının zarar gördüğüne dikkat çeken EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, "Koruyamazsak kaybedeceğiz" diyerek acil koruma çağrısı yaptı. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD), yalnızca Güneybatı Anadolu’da görülen ve Aydın’ın Kuşadası ilçesinin simgelerinden biri haline gelen Tülüşah (Aydın Gaşağı) bitkisinin yaşam alanlarının ciddi tehdit altında olduğunu açıkladı. Endemik türlerin ve anıtsal ağaçların korunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu hatırlatan doğaseverler, acil koruma çağrısında bulundu. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, Tülüşah’ın 1979 yılında bilim dünyasına kazandırıldığını ve Doğa Koruma ve Milli Parklar tarafından Tür Koruma Eylem Planı kapsamında koruma altına alındığını ifade ederek, "Koruma altına alınmış olması sahada etkin bir koruma sağlandığı anlamına gelmiyor. Son 40 yılda turizm baskısı ve plansız yapılaşma nedeniyle yaşam alanları hızla daraldı, birçok popülasyon yok oldu" dedi. Sürücü, Kuşadası’nın Soğucak Mahallesi güney bölgesinde bulunan önemli bir popülasyonun villa projeleri nedeniyle büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını belirterek, "Oysa doğru planlama ile bu bitkiler yapılaşma içerisinde de korunabilirdi" diye konuştu. Bir yıl önce aynı bölgede imar planında park alanı olarak ayrılan iki parselde Tülüşah bireylerinin tespit edilerek ilgili kurumlara bildirildiğini ifade eden Sürücü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Manisa 4. Bölge Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporda, alanların tel örgü ile çevrilmesi, bilgilendirme tabelaları konulması ve imar planına işlenerek koruma altına alınmasının önerildiğini söyledi. Ancak aradan geçen sürede herhangi bir somut adım atılmadığını dile getiren Sürücü; "Yaptığımız son gözlemlerde bitkilerin bulunduğu alanlarda hayvan otlatıldığını, gelişigüzel temizlik yapıldığını, koruma sağlanmadan yeni yollar açıldığını ve moloz döküldüğünü tespit ettik. Bu durum açık bir doğa tahribatıdır" ifadelerini kullandı. Tülüşah’ın henüz çiçeklenme dönemine girmediği için fark edilmesinin zor olduğuna dikkat çeken Sürücü, acil olarak koruma çitlerinin yapılması, uyarı levhalarının yerleştirilmesi ve alanın hem fiziksel hem de hukuki olarak güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Sürücü; "Kuşadası’nın simgesi olan bu endemik türü korumak bir tercih değil, yasal ve vicdani bir zorunluluktur. Gerekli önlemler alınmazsa, bu değerin yok oluşuna hep birlikte tanıklık edeceğiz" dedi.
Muğla Çöpten sanat üretiyor Muğla’nın Menteşe ilçesinde yaşayan sanatçı Özer Koç, günlük hayatta çöpe giden nesneleri birer sanat eserine dönüştürüyor. "Atık benim için katıktır" diyen Koç, portakal filesinden çay posasına, eski ayakkabı tabanından kırık enstrümanlara kadar her şeyi tablolarında yaşatıyor. Sanatın sınır tanımayan hayal gücü Menteşe’de çevreci bir boyut kazandı. Sanatçı Özer Koç, tüketim toplumunun "atık" olarak gördüğü her nesneyi atölyesinde estetik birer kimliğe kavuşturuyor. Doğayı koruma bilinciyle sanatı birleştiren Koç, alışılmışın dışındaki teknikleriyle dikkat çekiyor. Kullandığı malzemelerin çeşitliliğiyle şaşırtan Özer Koç, "Günlük hayatta kullandığımız herhangi bir şey ilham kaynağım olabiliyor. Sabah içtiğim çayın posasını kurutup resimde doku elde etmek için kullanıyorum. Marketten aldığımız portakal filelerini kırpıp tablolarda saç figürüne dönüştürüyorum. Atık takılar, kahve posaları, hatta çocuklarımın kırdığı eski bir ukulele bile ’Müzik Taşarsa’ isimli bir tabloya dönüşebiliyor" dedi. Nesnelerin ruhuna odaklandığını belirten sanatçı, malzemeyle kurduğu bağı, "O nesne orada uyuyorsa yerini bulmuş demektir. Atık bu anlamda benim için bir katık" cümlesiyle özetliyor. Koç’un eserlerinde sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda güçlü mesajlar da yer alıyor. Doğada yüzlerce yıl yok olmayan plastik reklam panolarını ve eski ayakkabı tabanlarını kullanarak distopik çalışmalar hazırlayan Koç, "Doğada 200 yıl bozulmayacak bir reklam panosunu, eski terlik tabanımla distopik bir tabloya dönüştürdüm. Buradaki mesajım doğadan teknolojiye gidiş ve oradan geri dönmenin bedelidir. Kullandığım her plastik parçası, aslında birer uyarı niteliği taşıyor" şeklinde konuştu. Karışık teknikler kullanarak mozaik ve modern sanatı harmanlayan Koç, sokaktaki taşlardan evdeki kaya tuzuna kadar her detayın tablonun içerisinde bir "kimlik" oluşturduğunu vurguluyor. Sanatçının çalışmaları, hem geri dönüşümün önemini hatırlatıyor hem de Muğla’nın sanat hayatına farklı bir soluk getiriyor.
Konya Doktoru 11 milyon lira dolandıran şebekenin 28,6 milyarlık işlem hacmi ortaya çıktı İnternet üzerinden ’Amerika merkezli yatırım şirketi’ yalanıyla Konya’da yaşayan bir doktoru 11 milyon 67 bin lira dolandıran şebekeye yönelik Konya merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 19 şüpheli gözaltına alınırken, şüphelilerin kullandığı paravan şirket ve şahıs hesaplarında yaklaşık 28,6 milyar liralık işlem hacmi tespit edildi. Olay, Konya’da bir doktorun internette karşısına çıkan Amerika merkezli yatırım şirketine yatırım yapmak amacıyla şüphelilerle iletişime geçmesiyle başladı. Edinilen bilgiye göre, şebeke üyelerinin yönlendirmesiyle doktor, 10 Temmuz-31 Ağustos 2025 tarihleri arasında 21 ayrı işlemde şüphelilere ait paravan şirket ve şahıs hesaplarına toplam 11 milyon 67 bin 500 TL gönderdi. Dolandırıldığını anlayan doktorun şikayeti üzerine emniyet güçleri, ’nitelikli dolandırıcılık’ suçlamasıyla geniş çaplı bir tahkikat başlattı. Hesaplarda 28,6 milyar liralık işlem hacmi tespit edildi Yapılan detaylı incelemeler sonucunda şebekenin bağlantıları ve kullandıkları finansal ağ deşifre edildi. Şüphelilerin suçta kullandıkları şahıs ve paravan şirket hesaplarını mercek altına alan ekipler, dolandırıcılıktan elde edilen toplam işlem hacminin tam 28 milyar 685 milyon 346 bin 316 TL olduğunu belirledi. Ayrıca yürütülen soruşturma dosyası kapsamında daha önceden 5 şüphelinin tutuklanarak cezaevine gönderildiği öğrenildi. 9 ilde eş zamanlı baskında 19 gözaltı Olaya karıştığı tespit edilen şüphelilerin yakalanması için polis ekipleri, 31 Mart Salı günü operasyon için düğmeye bastı. Konya merkezli olarak İstanbul’da 10, İzmir’de 2, Adana, Antalya, Balıkesir, Batman, Gaziantep, Malatya ve Sakarya’da birer olmak üzere belirlenen adreslere eş zamanlı baskınlar düzenlendi. Operasyonlarda aralarında 2 kadının da bulunduğu toplam 19 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Bulundukları illerden yakalanarak Konya’ya getirilen şüpheliler, ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi ve Şube Müdürlüğü’ndeki ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Sevk edilen şüphelilerden 3’ü savcılık tarafından serbest bırakılırken, 16 şüpheli tutuklandı. Dosya kapsamında daha önce tutuklanan 5 şüpheliyle birlikte dolandırıcılık suçundan toplamda 21 şüpheli tutuklandı.