EĞİTİM - 14 Ekim 2025 Salı 15:58

Gözükara Vakfı genç bilim insanlarını Londra’ya taşıdı

A
A
A
Gözükara Vakfı genç bilim insanlarını Londra’ya taşıdı

Kemal Gözükara Vakfı'nın desteğiyle Imperial College London tarihinde ilk kez gerçekleştirilen programda, aralarında Türk öğrencilerin de bulunduğu 8 tıp öğrencisi burslu araştırma yapma imkânı buldu.

Kemal Gözükara Eğitim ve Kültür Vakfı ile dünyanın önde gelen üniversitelerinden Imperial College London, Tıp Fakültesi arasında imzalanan anlaşma kapsamında, 8 tıp öğrencisi Imperial College London'da burslu araştırma yapma fırsatı buldu. Vakfın 25 bin Pound tutarındaki sponsorluk desteği ile 2025 yaz döneminde Imperial College London'da araştırma yapan tıp öğrencilerinin eğitim giderleri, barınma, ulaşım ve yaşam masrafları karşılandı. Imperial College tarihinde ilk kez gerçekleştirilen bu program sayesinde öğrenciler, üniversitenin MRC Laboratory of Medical Science, Hamlyn Centre for Robotic Surgery ve Bioengineering Department gibi dünyanın en saygın araştırma merkezlerinde çalışarak, güncel bilimsel projelere katkıda bulundular.

Programa katılan öğrenciler arasında Türkiye'den İncilay Çayan ve Atakan Değer de yer aldı. Bu projelerde Prof. Dr. Anthony Bull danışman olarak yer aldı. Öğrenciler, "Transtibial amputelerde kas-iskelet modelleme" başlıklı projede görev alarak uluslararası ekiplerle ileri düzey araştırmalara katıldı. Eğitim sonrası yapılan görüşmede öğrenciler, yer aldıkları projede ampute bireylerde kasların nasıl değiştiği, hangi kasların zayıfladığı veya güçlendiği üzerine çalıştıklarını belirttiler.

"3 boyutlu (3D) bir kas-iskelet modeli oluşturduk"

Atakan Değer şu açıklamalarda bulundu:

"Amputasyon ameliyatı sonrasında transfemoral amputeler üzerinde geçmişte bir ön çalışma yapılmış ve bu çalışmanın makalesi yayımlanmış. Bu araştırmada, sağlıklı olan bacakta ilerleyen dönemde osteoartrit geliştiği saptanmış. Biz de bu projeyi geliştirip çalışmamızda 3 boyutlu (3D) bir kas-iskelet modeli oluşturduk. Protezlerin geliştirilmesinde, hastaların sonraki yaşamlarında sağlıklı tarafta hangi kasın büyüdüğünü veya zayıfladığını bilmek, onların fizyoterapi ve egzersiz programlarının daha sağlıklı biçimde planlanmasını sağlayacaktır."

"Protezler geliştikçe amputelerin yaşam kalitesi de artacaktır"

İncilay Çayan ise proje hakkında şunları söyledi:

"Aslında ampute bireyler üzerinde yapılmış çok fazla çalışma yok. Amputasyon sonrasındaki yaşam kalitesini belirleyen en önemli unsurlardan biri protezler ve onlara özel geliştirilen ortopedik destek cihazlarıdır. Bu protezler geliştikçe amputelerin yaşam kalitesi de artacaktır. Yapılan çalışmalarda, amputasyondan yaklaşık 10 yıl sonra osteoartrit geliştiği görülüyor; yani 40 yaşındaki genç bir bireyde bile osteoartrit tanısı konulabiliyor. Protezler daha ileri düzeyde geliştirilebilirse, yaşam kalitesi çok daha iyi bir şekilde sürdürülebilir."

Çayan sözlerine şöyle devam etti:

"Gözükara Vakfı'nın desteğiyle buraya geldik. Üniversitede derslerde gördüğümüz temel müfredatın dışında bir deneyim yaşadık. Araştırma yönümüzü güçlendirmek istiyoruz, çünkü aslında yapabileceğimizi gördük. Artık daha özgüvenli hissediyorum. Araştırmanın ne kadar önemli olduğunu ve ne düzeyde etkiler oluşturabildiğini burada deneyimledim."

"Ufuk açıcı proje oldu"

Atakan Değer ise son olarak "Öğrenciyken bazen her şey çok kapalı, bir kara kutu gibi olabiliyor. ‘Nasıl başlayacağım, nasıl ilerleyeceğim?' diye düşünüyor insan. Bu proje bu açıdan gerçekten ufuk açıcı oldu. Bu anlamda Vakıf Başkanı Sayın Özgür Gözükara'ya ve değerli hocamız Prof. Dr. Mustafa Djamgöz'a teşekkür ediyorum. Siz olmasaydınız biz bunu yapamazdık, böyle bir fırsatımız olmazdı. Biz bizden önceki devlerin omuzlarında yükseliyoruz. Tekrar teşekkür ederim" dedi.

Imperial College London'ın raporuna göre, programın ilk yılında toplam başvuru sayısı 42 olurken, değerlendirme sonrası Imperial'in farklı laboratuvarlarında yerleştirilen öğrenci sayısı ise 8 oldu.

Program, katılımcılar tarafından ‘hayat değiştiren bir deneyim' olarak tanımlanırken öğrenciler, uluslararası akademik ağlara erişim kazandıklarını ve gelecekteki kariyerlerine yön verecek somut ve kalıcı beceriler edindiklerini belirttiler.
Araştırmacılara uluslararası düzeyde fırsatlar sunmaya devam edecek

Kemal Gözükara Eğitim ve Kültür Vakfı adına konuşan Mütevelli Heyeti Başkanı Özgür Gözükara şunları söyledi:

"Kemal Gözükara Eğitim ve Kültür Vakfı, eğitime ve bilime yaptığı katkılarla, genç araştırmacılara uluslararası düzeyde fırsatlar sunmaya devam edecektir. Bu iş birliği ile Vakfımız, yalnızca Türkiye'de değil, İngiltere'de de eğitim ve araştırma alanında kendini güçlü bir şekilde konumlandırmıştır. Gençlerimizin Imperial College London gibi dünyanın en prestijli üniversitelerinde araştırma yapmalarına vesile olmaktan gurur duyuyoruz. Bu program yalnızca bireysel kariyerlere değil, aynı zamanda ülkemizin bilimsel kapasitesine de katkı sağlayacaktır."

Burs programının 2026 yılında da devam etmesi bekleniyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Opr. Dr. Zaim: "Bahar aylarında göz şikayetleri artabilir" Bahar aylarında göz sağlığının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, "Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla polen miktarında ciddi artış olur. Ağaç, çimen ve çiçek polenleri rüzgârla kolayca yayılır ve gözle temas eder. Özellikle açık havada uzun süre vakit geçiren kişilerde şikâyetler daha sık görülür" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, bahar aylarında artış gösteren göz alerjileri hakkında detaylı açıklamalarda bulundu. Göz alerjisinin, bağışıklık sistemimizin aslında zararsız olan polen, ev tozu, hayvan tüyü gibi maddeleri tehdit olarak algılaması sonucu gelişen bir reaksiyon olduğunu söyleyen Opr. Dr. Zaim, "Bu maddeler göz yüzeyiyle temas ettiğinde histamin gibi kimyasallar salınır ve gözde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler ortaya çıkar. Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde bu reaksiyon daha hızlı ve şiddetli gelişebilir" ifadelerine yer verdi. "Açık havada uzun süre vakit geçirenler risk altında" Opr. Dr. Zaim, "Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla polen miktarında ciddi artış olur. Ağaç, çimen ve çiçek polenleri rüzgârla kolayca yayılır ve gözle temas eder. Özellikle açık havada uzun süre vakit geçiren kişilerde şikâyetler daha sık görülür. Bunun yanı sıra, iklim değişiklikleri ve hava kirliliği de alerjik reaksiyonların şiddetini artırabilmektedir" şeklinde konuştu. "Gözlerde kaşıntı olabilir" Hastaların en çok gözlerde yoğun kaşıntı şikâyeti ile başvurduklarının altını çizen Opr. Dr. Zaim, "Bununla birlikte kızarıklık, sulanma, yanma hissi ve batma da sık görülür. Bazı durumlarda ışığa karşı hassasiyet gelişebilir ve göz kapaklarında hafif şişlik oluşabilir. Özellikle sabah saatlerinde belirtiler daha belirgin olabilir ve gün içinde alerjen maruziyetine bağlı olarak artış gösterebilir" diye konuştu. "Alerjik konjonktivit ve enfeksiyon ayrımı" Alerjik konjonktivit ile enfeksiyonların ayrımının oldukça önemli olduğunu kaydeden Opr. Dr. Zaim, "Alerjik durumlarda en belirgin şikâyet kaşıntıdır ve genellikle her iki göz birlikte etkilenir. Akıntı daha çok berrak ve suludur. Enfeksiyon kaynaklı durumlarda ise sarı-yeşil renkli yoğun akıntı, çapaklanma ve bazen göz kapaklarının birbirine yapışması görülür. Ayrıca enfeksiyonlar sıklıkla tek gözde başlayıp diğer göze geçebilir" ifadelerini kullandı. "Klima kullanımı, kuru hava ve uzun süre ekran karşısında kalmak şikayetleri artırır" Tetikleyici unsurlara değinen Opr. Dr. Zaim, "Polen, toz ve hava kirliliği gibi faktörler göz yüzeyinde tahrişe neden olur ve bağışıklık sistemini tetikleyerek inflamasyon oluşturur. Bunun sonucunda gözlerde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma ortaya çıkar. Ayrıca klima kullanımı, kuru hava ve uzun süre ekran karşısında kalmak da göz yüzeyini kurutarak alerjik şikâyetleri artırabilir" dedi. "Çocuklar ve genç erişkinlerde yaygın görülür" Opr. Dr. Nükhet Zaim, alerjik bünyeye sahip kişilerde, özellikle astım, saman nezlesi ve egzama gibi hastalıkları olan bireylerde göz alerjisinin daha sık görüldüğünü belirterek, "Bunun yanı sıra, ailede alerji öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Çocuklar ve genç erişkinlerde de alerjik konjonktivit oldukça yaygın karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. Tedavide hangi yöntemler uygulanır? Tedavi seçeneklerinden bahseden Opr. Dr. Zaim, "Tedavi hastanın şikâyetlerine ve alerjinin şiddetine göre planlanır. Antialerjik göz damlaları ve antihistaminik ilaçlar belirtileri kontrol altına almada etkilidir. Suni gözyaşı damlaları ise göz yüzeyini temizleyerek alerjenlerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Daha ağır vakalarda kısa süreli ve mutlaka doktor kontrolünde kortizon içeren damlalar kullanılabilir" açıklamasında bulundu. Kontakt lens kullanımına dikkat Kontakt lenslerin alerjenlerin göz yüzeyinde daha uzun süre kalmasına neden olabileceğini anlatan Opr. Dr. Zaim, bu yüzden alerji dönemlerinde lens kullanımına ara verilmesini önerdi. Lens kullanımı devam edecekse hijyene çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Opr. Dr. Zaim, lenslerin düzenli değiştirilmesi gerektiğini, günlük kullan-at lenslerin bu dönemde daha güvenli bir seçenek olabileceğine dikkat çekti. "Göz alerjisinden korunmak için alınabilecek önlemler" Göz alerjisinden korunmak için alınabilecek önlemlerden bahseden Opr. Dr. Zaim, şu bilgileri paylaştı: "Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamak, dışarıda güneş gözlüğü kullanmak ve eve gelindiğinde yüz ile göz çevresini yıkamak oldukça önemlidir. Ayrıca ellerle gözleri ovuşturmaktan kaçınılmalı ve yaşam alanlarında temizlik ile havalandırmaya dikkat edilmelidir." "Uzman hekime danışılabilir" Opr. Dr. Nükhet Zaim, "Şikâyetlerin uzun sürmesi, görmede azalma olması, şiddetli ağrı veya yoğun kızarıklık gelişmesi durumunda vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Ayrıca kullanılan damlalara rağmen şikâyetler gerilemiyorsa mutlaka profesyonel destek alınmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.