SAĞLIK - 04 Nisan 2026 Cumartesi 09:29

Kanserle mücadeleye yeni vakıf: Önleme, erken tanı ve bilimsel araştırma hedefleniyor

A
A
A

Kanserle mücadelede önleme, erken tanı ve farkındalığı artırmayı hedefleyen Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’nın tanıtımı Bahçeşehir Üniversitesi’nde yapıldı. Tanıtım toplantısında uzmanlar, kanserin yalnızca tıbbi değil toplumsal bir boyutu olduğuna dikkat çekerek çevresel faktörler, bilinç eksikliği ve toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı.

Türkiye’de kanserle mücadeleye bilimsel ve bütüncül katkı sağlamak amacıyla ‘Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’ (TKÖAV ) kuruldu. Kurucu başkanlığını Prof. Dr. Berrin Pehlivan’ın üstlendiği vakfın tanıtımı, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi’nde düzenlenen toplantıyla gerçekleştirildi. Vakıf; kanserin önlenmesi, erken tanının yaygınlaştırılması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefliyor.

Vakfın tanıtım toplantısına; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Politikaları Başkanı Halit Yerebakan, AK Parti İstanbul Milletvekili Avukat Şengül Karslı, TKÖAV Kurucusu Prof. Dr. Berrin Pehlivan, TKÖAV Mütevelli Heyet Başkanı ve Üyesi Prof. Dr. Türker Kılıç, BAU Mütevelli Heyeti üyesi Saygın Şenel, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç ve Tiyatro Oyuncusu Mert Fırat katıldı.

Prof. Dr. Berrin Pehlivan: "Kanser örgütlü mücadeleden korkuyor"

"Onkoloji, hayatımın merkezine yerleşti. Bunun ilk nedeni, en çok emek verdiğim alan olması" diyen Prof. Dr. Berrin Pehlivan, "İkinci nedeni ise en çok yaşadığım alan olması. Çünkü ailemde, sevdiklerimde ve çevremde kanserle ilgili yaşananlar, bu hastalığın yalnızca bir meslek olarak kalmasına izin vermedi; neredeyse hayatımın tamamı haline geldi" dedi.

Prof. Dr. Berrin Pehlivan, "Bu nedenle kansere bir radyasyon onkoloğu, bir akademisyen, bir hasta yakını ve bir insan olarak pek çok açıdan bakmak durumunda kaldım. Öğrendiklerim ise oldukça çarpıcıydı. İlki; kanser aslında yalnızca bir hastalık değil, bir fenomen. İkincisi; sadece hastayı değil, çevresini de derinden etkiliyor. Son olarak ve belki de en önemlisi; kanser, örgütlü mücadeleden çok korkuyor. Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı; bilimin ve insan hikâyelerinin kesiştiği bir noktada doğdu. Çünkü biz kanserin yalnızca bir hastalık olmadığını gördük. Bir aileyi, bir çocuğu, bir hayatı kökten değiştiren derin bir süreç olduğunu yaşayarak öğrendik" açıklaması yaptı.

Kanserle mücadeleye yeni vakıf: Önleme, erken tanı ve bilimsel araştırma hedefleniyor

Kanserle mücadelenin yalnızca tedaviyle kazanılmayacağını belirten Prof. Dr. Pehlivan, "Önleme, farkındalık, erken tanı ve bilinç bu mücadelenin en kritik unsurlarıdır. Doğru bilginin doğru zamanda ve doğru şekilde verilmesi bir hayatı değiştirebilir" diyerek sözlerini sonlandırdı.

Prof. Dr. Türker Kılıç: "Kanser önemli bir halk sağlığı problemi"

Her gün yaklaşık 650 kişinin kanser tanısı aldığını belirten Prof. Dr. Türker Kılıç ise şunları söyledi:

"350 kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de her yıl her 100 bin kişiden yaklaşık 220’sine kanser tanısı konuluyor. Bu yönüyle kanser, önemli bir halk sağlığı problemi olarak karşımıza çıkıyor. Kanser yalnızca tanı alan kişiyi değil, çevresini de etkileyen bir hastalık. Bu nedenle ben de bir beyin cerrahı olarak kanserle mücadele eden grubun içindeyim.

Akademi tarafında uzun yıllardır edindiğim deneyimle şunu söyleyebilirim: Her akademisyenin kendi alanında gelişmenin yanı sıra bir enstitü kurma hedefi olmalı ve bu yapıyı bir vakıf aracılığıyla desteklemelidir. Bu düşünceyi her platformda dile getirdim. Berrin Hocamız da bu çağrıya kulak vererek bu vakfın kurulmasına öncülük etti."

Kanserle mücadeleye yeni vakıf: Önleme, erken tanı ve bilimsel araştırma hedefleniyor

Dr. Özlem Koç: "Mücadele yalnızca tıbbi değil, toplumsal"

Dr. Özlem Koç, "Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’nın ilk resmi etkinliğinde yer almaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bu vakfın, bilimi ve insan hayatını odağına alan güçlü bir vizyonun ürünü olduğunu düşünüyorum. Kanserle mücadelenin yalnızca tıbbi bir konu olmadığını; aynı zamanda toplumsal bilinç oluşturma süreci olduğunu biliyoruz" şeklinde konuştu.

"Erken tanı, doğru bilgiye erişim ve farkındalık son derece önemli" diyen Koç sözlerini "Ancak bunun yanında toplumsal dayanışmanın da güçlendirilmesi gerekiyor. Eğitim, toplumu geliştiren en büyük güçtür ve biz de bu bilinçle hareket ediyoruz" şeklinde sonlandırdı.

Prof. Dr. Esra Hatipoğlu: "Önleme vurgusu daha da güçlenmeli"

Prof. Dr. Esra Hatipoğlu da "Bugün önemli bir vakfın açılışına tanıklık ediyoruz. Özellikle ‘önleme’ kavramının altının daha güçlü çizilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü son dönemde bu hastalıkla ilgili çok daha fazla örnekle karşılaşıyoruz. Kanserle mücadele eden bireyler ve yakınları çoğu zaman tıbbi destekten çok, sosyal yaşamlarını sürdürebilmek ve kendilerini iyi hissedebilmek adına destek arıyor. Bu nedenle erken tanının yanı sıra önleme konusunun da daha fazla vurgulanması gerekiyor. Bu mücadelenin ancak bütüncül bir yaklaşımla ve toplumsal iş birliğiyle yürütülebileceğine inanıyorum" dedi.

Kanserle mücadeleye yeni vakıf: Önleme, erken tanı ve bilimsel araştırma hedefleniyor

Mert Fırat: "Farkındalık ve önleme hayati önem taşıyor"

Kanserle ilgili Türkiye’de atılan her adımın son derece önemli olduğuna dikkat çeken Mert Fırat, "Her gün yaklaşık 350 kişiyi bu hastalık nedeniyle kaybettiğimiz bir coğrafyada yaşıyoruz. Çevresel faktörlerden beslenmeye kadar pek çok unsur kanser riskini artırıyor. Bu nedenle farkındalık oluşturmak, araştırma yapmak ve önleyici adımlar atmak büyük önem taşıyor" dedi.

Fırat sözlerini şöyle sonlandırdı:

"Türkiye’nin bu alanda önemli bir birikimi var. Bu vakfın, önlenebilir vakaların azaltılması ve mevcut vakaların daha etkili yöntemlerle ele alınması konusunda önemli çalışmalara öncülük edeceğine inanıyorum."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Polis memuru Furkan Kaya cinayetine ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı Ankara’nın Etimesgut ilçesinde 29 Haziran 2025 tarihinde arabuluculuk için gittiği parkta bıçaklanıp, beylik tabancasıyla vurularak öldürülen 22 yaşındaki polis memuru Furkan Kaya cinayetine ilişkin 13 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Dava dosyasına olay anına ilişkin yeni görüntüler eklendi. Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Hakan Çiçekdağlı, suça sürüklenen çocuk M.K.A., Alperen Hambardüzü, Doğukan Özgül, Eray Can Yıldırım, Mirhan Kirlioğlu ve Enes Kılıçaslan ile taraf avukatları katıldı. Dava basına ve izleyiciye kapalı olarak görüldü. Tutuklu sanık Kirlioğlu’nun avukatı Baran Tansu, tanık dinletme talepleri olduğunu ifade etti. "Furkan Kaya kanlar içinde yatıyordu" Mahkeme heyetince dinlenen tanık E.A., "Biz olay yerine planlı şekilde gitmedik, biz eve gidecekken, yoldan dönüp gittik. Olay yerine gitmemiz 15-20 dakika sürdü. Konuma gittik, kimse yoktu. Efe’leri arıyorduk. O an 2 el silah sesi duyduk, ondan sonra bir daha patladı. Silah sesine doğru gittik. Gidince Furkan Kaya kanlar içinde yatıyordu. Olay yerinde karşı grubu sadece uzaktan araca binerken gördüm, uzaktan gördüğüm için yüzlerini seçemedim" dedi. Dinlenen diğer tanık S.Y., "Olay yeri çok kalabalıktı. Bundan dolayı gitmedik. Oradan ayrılırken bağrışma sesleri geldi, sonra 2-3 el silah ateş edildi. Polisi aradım, sonrasında yanımıza Alperen gelerek, ‘8-9 kere bıçakladım’ dedi. Biz de Alperen’e ‘Neden böyle bir şey yaptın’ dedik. Bize cevap vermedi. Sonrasında hastaneye geçtik ve orada tutuklandı zaten kendisi" diye konuştu. Mahkeme başkanının söz vermesi üzerine konuşan sanık Alperen Hambardüzü, "Ben hiçbir yere kavga etmek için gitmedim. Ben mağdurum. Bu olayda yer aldığım için çok pişmanım" diyerek tahliyesini talep etti. "Tek eylemim silahı alıp havaya ateş etmekti" Sanık Doğukan Özgül ise, "Maktule karşı yaralama eylemim olmamıştır. Uzun boylu birisine yumruk attım. Tek eylemim silahı alıp havaya ateş etmekti, pişmanım" beyanında bulundu. Sanık Kirlioğlu ise kendisinin bir eylemi olmadığını ve maktulle bir husumeti bulunmadığını dile getirerek, "Ben olayda darbedildim, herhangi bir suçum yoktur" dedi. Diğer sanıklar da mahkeme heyetinden tahliyelerini talep etti. Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, duruşmayı 10 Haziran’a erteledi. Duruşma sonrası açıklama yapan avukat Baran Tansu, "Ankara Batı Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Furkan Kaya kardeşimizin cinayet dosyasında sanık Mirhan Kirlioğlu müdafiyim. Öncelikle aileye, sevenlerine başsağlığı diliyorum. Çok üzücü bir olay. Hepimizi derinden yaralayan bir olay. 1 Nisan’da mahkememizin ikinci celsesi görüldü. Burada bizim dosyaya kazandırdığımız görüntüler ilk kez incelendi. Mahkeme de ilk defa gördü bu görüntüleri. Bu görüntüler aslında cinayet bir olaydı ama mahkemeye kazandırılmamıştı. Aslında cinayet anına ilişkin iki önemli videoydu. Bu videolar da bilirkişi incelemesine gitti. Bilirkişi incelemesinden sonra olayın aslında nasıl olduğu, nasıl geliştiği, nasıl sonuçlandığı daha net ortaya çıkacaktır" dedi. "Failin kim olduğu belli değil ama kimlerin olmadığı çok net belli" Olaya ilişkin üzüntüsünü dile getiren avukat Tansu, "Aslında kazandırdığımız videolarda da olayın nasıl gerçekleştiği, nasıl meydana geldiği, failin kim olduğu belli değil ama kimlerin olmadığı çok net belli. Bilirkişi raporunda da bu daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Müvekkilimizin de aslında olayda üzerine atılı isnat edilen suçların hiçbirini işlemediği, bir iftiranın kurbanı olduğu da meydana çıkacaktır bununla birlikte. Üzücü bir olay. Hepimiz çok üzgünüz ama gerçeklerin ortaya çıkması için de hepimiz mücadelemize devam edeceğiz" dedi.