EĞİTİM - 13 Şubat 2026 Cuma 09:05

Kıbrıs ve Filistin arasında akademik köprü kuruldu

A
A
A
Kıbrıs ve Filistin arasında akademik köprü kuruldu

Dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi ile Filistin Politeknik üniversitesi arasında imzalanan iş birliği protokolü, öğrenci ve akademisyen değişimi ile ortak araştırmaları kapsayan yeni bir akademik ortaklık başlattı. Kıbrıs ve Filistin arasında kurulan bu akademik köprü filistinli gençlerin uluslararası eğitim imkanlarına erişimini güçlendirecek önemli bir adım olarak öne çıkıyor.


İki üniversite arasında kurulan bu stratejik ortaklık ile akademik personel ve öğrenci değişimi, ortak araştırma projeleri, bilimsel etkinlikler, konferanslar, seminerler ve çalıştayların hayata geçirilmesi planlanıyor.



Yakın Doğu Üniversitesi’nde düzenlenen imza töreni ile yürürlüğe giren protokol; Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ile Filistin Politeknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Mustafa Abusafa tarafından imzalandı. İmza töreninde ayrıca; Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Kurt ve Prof. Dr. Umut Aksoy ile Filistin Politeknik Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ahmad Altamimi, Rektör Yardımcısı Dr. Ayman Sultan, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Nour Qawasmeh ve İdari Bilimler ve Bilişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Husam Rjoub katıldı.



Protokol, özellikle Filistin’de yıllardır süren savaş ve abluka nedeni ile ağır biçimde etkilenen yaşam ve eğitim şartları dikkate alındığında ayrı bir önem taşıyor. Üniversitelerin ve eğitim altyapısının zarar gördüğü, akademik faaliyetlerin kesintiye uğradığı, gençlerin güvenli biçimde eğitimlerine devam etmekte zorlandığı ve yükseköğretime erişimin ciddi şekilde sınırlandığı bir ortamda hayata geçirilen öğrenci ve akademisyen değişim programlarının, Filistinli üniversite öğrencileri için önemli bir fırsat sunması bekleniyor. Bu kapsamda sağlanacak uluslararası akademik hareketlilik; gençlerin eğitimlerini kesintisiz sürdürebilmelerine, farklı bilimsel çevrelerle etkileşim kurmalarına ve mesleki gelişimlerini güçlendirmelerine güçlü bir destek sağlayacak.



Filistin politeknik üniversitesi hakkında


Filistin’in El-Halil (Hebron) kentinde bulunan Filistin Politeknik Üniversitesi, Filistin Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı mevzuatına bağlı kamu üniversitelerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Filistin Yükseköğretim Konseyi, Arap Üniversiteler Birliği, İslam Üniversiteleri Birliği ve Dünya Üniversiteler Federasyonu gibi uluslararası kuruluşlara üyeliği bulunan PPU, bölgesel ve küresel akademik iş birlikleriyle dikkat çekiyor.


1978 yılında teknik ve mühendislik odaklı bir yüksekokul olarak kurulan kurum, 1991 yılında lisans programları sunan bir üniversiteye dönüştü. 1999’dan itibaren diploma ve lisans programlarını genişleten PPU, 2006 yılında yüksek lisans, 2018 yılında ise doktora programlarını başlatarak akademik yapısını daha da güçlendirdi.



Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: "İmzaladığımız iş birliği protokolü, yalnızca akademik bir ortaklık değil güçlü bir dayanışma iradesinin tezahürüdür."


Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Filistin Politeknik Üniversitesi ile imzalanan iş birliği protokolünün yalnızca akademik bir ortaklık olmadığını, aynı zamanda güçlü bir dayanışma iradesini yansıttığını vurguladı. Filistin’de yaşanan insanlık dışı şartların yükseköğretim süreçlerini de doğrudan etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Şanlıdağ, özellikle öğrenci değişim programlarının Filistinli gençler açısından büyük bir fırsat sunduğunu ifade etti.



Prof. Dr. Şanlıdağ, "Bugün imzaladığımız bu protokol, bilimsel iş birliğinin ötesinde güçlü bir akademik dayanışma mesajıdır. Filistinli gençlerin eğitimlerini kesintisiz sürdürebilmeleri, uluslararası akademik ortamlara erişebilmeleri ve geleceklerini güvenle inşa edebilmeleri hepimiz için ortak bir sorumluluktur. Öğrenci ve akademisyen değişim programları, gençlerin yalnızca akademik gelişimlerine değil, aynı zamanda umutlarını canlı tutmalarına da katkı sağlayacaktır" dedi.


Üniversiteler arası iş birliklerinin zor zamanlarda daha da anlam kazandığını vurgulayan Prof. Dr. Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi’nin bilimsel üretimin paylaşılması, eğitimde fırsat eşitliğinin desteklenmesi ve uluslararası akademik dayanışmanın güçlendirilmesi yönündeki çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini belirtti.


Prof. Dr. Mustafa Abusafa: "Bu iş birliğini daha da ileriye taşımak; akademik personel ve öğrenci hareketliliğini artırmak, araştırma projelerini paylaşmak ve imzaladığımız mutabakat zaptını somut çalışmalarla güçlendirmek istiyoruz."



Filistin Politeknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Abusafa ise iş birliği protokolünden duydukları memnuniyeti dile getirerek Yakın Doğu Üniversitesi’ne teşekkür etti. Prof. Dr. Abusafa, Dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi’nin güçlü akademik birikimi ve uluslararası saygınlığıyla öne çıkan bir kurum olduğunu vurgulayarak şunları söyledi. "Öncelikle bize bu fırsatı sunduğu, deneyimlerini paylaşma ve özellikle sağlık bilimleri eğitimi alanındaki zengin birikiminden yararlanma imkanı sağladığı için Yakın Doğu Üniversitesi’ne teşekkür ediyorum" diyen Prof. Dr. Abusafa, "Yakın Doğu Üniversitesi dünya çapında tanınan ve saygın sıralamalarda yer alan güçlü bir üniversite. Bu iş birliğini daha da ileriye taşımak; akademik personel ve öğrenci hareketliliğini artırmak, araştırma projelerini paylaşmak ve imzaladığımız mutabakat zaptını somut çalışmalarla güçlendirmek istiyoruz. Bize sunulan bu değerli fırsat için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.




Kıbrıs ve Filistin arasında akademik köprü kuruldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yağmur rekor kırıyor ama yeraltı beslenmiyor Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’de yağış miktarlarının rekor seviyelere ulaştığını, buna rağmen yeraltına yeterince etki edemediğine dikkat çekerek, "Yağmur yağıyor ama su toprağa girmiyor. Betonlaşma nedeniyle yağmur suları hızla denize akıyor. Biz ise binlerce yıllık yeraltı sularını çekmeye devam ediyoruz" dedi. TÜBA Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’de yaşanan su krizinin kuraklıktan değil, yanlış kentleşme, denetimsizlik ve bilimden kopuk yönetim anlayışından kaynaklandığını söyledi. Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu’na yaptığı ziyarette konuşan Yaşar, körfez kirliliği, yeraltı suyu talanı ve yeraltı otopark projelerinin aynı yönetim sorununun parçaları olduğunu vurguladı. İzmir’de yağış miktarlarının rekor seviyelere ulaştığını hatırlatan Yaşar, buna rağmen yeraltı sularının beslenmediğine dikkat çekerek, "Yağmur yağıyor ama su toprağa girmiyor. Betonlaşma nedeniyle yağmur suları hızla denize akıyor" dedi. Körfez kirli, hesap veren yok İzmir Körfezi’ndeki kirlilik ve koku sorununun yıllardır çözülemediğini belirten Yaşar, sorunun teknik değil yönetimle ilgili olduğunu söyledi. Arıtma tesislerinin yeterince çalıştırılmadığını, sanayi tesisleri ve derelerin etkin biçimde denetlenmediğini dile getiren Yaşar, "Dron görüntüsü var, numune var ama sistematik yaptırım yok. Körfez böyle temizlenmez" ifadelerini kullandı. Kirlilikle mücadelede ceza yetkisi tartışmalarına da değinen Yaşar, bunun bir algı yönetimi olduğunu savundu. "Denetimi yap, ölçümü yap, veriyi açıkla. Ceza mekanizması zaten mevzuatta var. Sorun yetki değil, irade" dedi. Otopark ısrarına tepki: "Yeraltını bitirip altına beton atıyorlar" Yeraltı otoparkı ve tüp geçit projelerinin gündeme getirilmesini eleştiren Yaşar, İzmir’in mevcut altyapısının dahi tamamlanamadığını hatırlatarak, "Yollar yıllardır bitmiyor, altyapı çökmüş durumda. Yeraltı suları hızla tükenirken yeraltına yeni beton projeleri konuşuluyor. Bu şehircilik değil, risk üretmektir" diye konuştu. Tahtalı Barajı su seviyesi arttı ama tehlike geçmedi İzmir’in ana içme suyu kaynaklarından Tahtalı Barajı’ndaki doluluk oranlarının artmasının geçici bir rahatlama sağladığını ifade eden Yaşar, asıl sorunun yeraltı akiferlerinin hızla tükenmesi olduğunu vurguladı. "Barajlar dolabilir ama yeraltı suları geri gelmez. Tuzlanma ve çökme riski kapıda" uyarısında bulundu. "Sorun su değil, yönetim" Prof. Dr. Yaşar, İzmir’de yaşanan tablonun temelinde bilimin karar mekanizmalarından dışlanmasının yattığını belirterek, "Doğa bilimciler dinlenmiyor, veriler şeffaf değil. Bizde su sorunu yok, yönetim sorunu var" dedi. Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu Başkanı Yunus Karakaya ise yaptığı kısa açıklamada, "İzmir’in geleceği için su meselesi siyaset üstüdür. Bilim insanlarının uyarıları dikkate alınmazsa bedelini kent öder" ifadelerini kullandı.
Muğla Köyceğiz’de ödüllü Floor Curling Turnuvası sona erdi Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde düzenlenen "Çiftler Yarışıyor Floor Curling Turnuvası" ödül töreni ile sona erdi. Köyceğiz Kaymakamlığı himayelerinde Köyceğiz Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü ve Floor Curling Federasyonu Muğla İl Temsilciliği tarafından düzenlenen "Çiftler Yarışıyor Floor Curling Turnuvası" final müsabakaları ile tamamlandı. Floor Curling Turnuvası çiftlerin yarıştığı, karma takım müsabakaları şeklinde gerçekleştirildi. 7’den 70’e Köyceğiz Spor Yapıyor projesi kapsamında Köyceğiz Kaymakamlığı, Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü ve Curling Federasyonu Muğla İl Temsilciliği iş birliği ile düzenlenen 38 takımın katıldığı "Çiftler Yarışıyor Floor Curling Turnuvası" 3 gün sürdü. Turnuvada takımlar yarışmayı kazanmak için büyük ter döktü. Çiftlerin çocukları ile katıldığı turnuva renkli görüntülere sahne oldu. Turnuva sonunda ödül töreni düzenlendi. Çiftler Yarışıyor Floor Curling Turnuvasında; 1. olan Acayip ve Garaip çiftine Kaymakam Mert Kumcu, 2. olan Ayyıldız çiftine Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Mehmet Kaleli, 3. olan Ersoylar çiftine Curling Fedarasyonu As Başkanı Mehmet Gültekin, 4. olan Lazoğlu çiftine Curling Muğla İl temsilcisi Ahmet Mağat ödüllerini takdim etti. Akabinde, Kaymakam Mert Kumcu turnuvaya desteklerinden dolayı işletme sahiplerine plaket takdim ederek teşekkür etti.
Samsun Asırlık kültür: Yumurta topuk ayakkabı Samsun Çarşamba’nın tescilli kültürel zenginliklerinden olan ve geleneksel yöntemlerle imal edilen yumurta topuk ayakkabı, asırlar geçse de unutulmuyor. Çarşamba’nın en önemli kültürel değerleri arasında yer alan, 1970’li ve 1980’li yılların vazgeçilmezi olan yumurta topuk Çarşamba ayakkabısı, 2020 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Coğrafi İşaret Tescil Belgesi alarak özgünlüğünü resmileştirmişti. Aradan geçen yıllara rağmen bu kültürel simge, vatandaşlar tarafından ilgi ve beğeniyle tercih edilmeye devam ediyor. Çarşamba ilçesinde 15 yıldır yumurta topuk ayakkabı imalatı yapan Oğuzhan Gülşen, bu işin ata mesleği olduğunu ve 80 senedir sürdürüldüğünü söyledi. Çarşamba ayakkabısının ilçe turizmi ve kültürü için çok önemli bir değer olduğunu belirten Gülşen, tarihinin çok eski dönemlere dayandığını ifade etti. Yaklaşık 50 yıl önce ilçede 250’nin üzerinde ayakkabı imalatçısı olduğunu ancak bu sayının günümüzde 6-7’ye kadar düştüğünü açıklayan usta Gülşen, "2020 yılında belediye başkanı ve ticaret odası başkanıyla birlikte yumurta topuk ayakkabının tescilini aldık. Ancak imalatçı sayısı azaldı. Eskiden büyükşehirlerde fabrikasyon ayakkabı olmadığından ayakkabılar elde yapılıyordu. Bu nedenle çok sayıda ayakkabıcımız vardı. Ülkemiz sanayileştikçe ve ayakkabılar makinelerde üretilmeye başladıkça el yapımı ayakkabılar piyasadan çekilmeye başladı. Şu an 6-7 imalatçı kaldı. Biz de bu kültürü unutturmamak adına çalışıyoruz" dedi. "Alışan bir daha bırakamaz" Çarşamba ayakkabısını giymeye alışmış insanların başka ayakkabı giyemediğini ifade eden Gülşen, ayakkabının yalnızca Çarşamba’da üretildiğine dikkat çekerek, "Bu ayakkabı diğer illerde üretilmiyor. 81 ile kargo ile gönderiyoruz. İnsanlar gayet memnun kalıyor ancak artık insanlarımız genel olarak spor ayakkabıyı tercih ediyor. Bizim ayakkabılarımız özel günlerde, eski kültürleri yaşatmak için kullanılıyor. Sürekli giyen amcalarımız halen var. Ayrıca süs eşyası olarak küçük minyatür ayakkabılar da yapılmaya başlandı. Biz de üretmeye başladık, yoldan geçenler hediyelik olarak alıyor. İlçemizin simgesi olduğu için tercih ediliyor" ifadelerine yer verdi. "İlçemize heykel kazandırdık" Çarşamba Tarihi Köprüsü’nün yanında bulunan ayakkabı heykelini ilçeye kazandırdıklarını belirten Gülşen, "Coğrafi işaret tescil belgesi alınmadan önce kültürel ayakkabı heykelimizi tarihi köprümüzün yanına koymayı başardık" diye konuştu. Yumurta topuk ayakkabı ve sekiz köşeli kasket, Çarşambalılar yoğun ilgi göstermeye devam edecek gibi görünüyor.
Düzce Minikler acil durum ve müdahale yöntemlerini öğrendi Düzce Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü, 7’den 70’e tüm vatandaşları acil durumlar ve yangınla mücadele noktasında eğitmeye devam ediyor. Merkez itfaiye binasında çocukları misafir ederek eğitim veren müdürlük, yangın anında yapılması gereken doğru davranışlar, yangın söndürme yöntemleri ve güvenli tahliye konularını uygulamalı olarak gösterdi. Düzce Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü, rutin çalışmalarının yanı sıra acil durum ve müdahaleler noktasında bilinçlendirme eğitimlerini, hem ziyaretçiler özelinde hem de kurumlara yönelik gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerle sürdürüyor. Bu doğrultuda, müdürlüğün Çoban mevkisinde bulunan hizmet binasını ziyaret eden Ailem Anaokulu 4 yaş öğrencileri, itfaiye personelleri tarafından ilk olarak itfaiye teşkilatı ve binası hakkında bilgilendirildi. Kendileri için hazırlanan itfaiyeci kıyafetlerini giyerek baret takan miniklere, itfaiye araçları ve ekipmanlarının yanı sıra acil durumlar ve müdahale yöntemleri hakkında da bilgiler verilirken, öğretici ve eğlenceli zaman geçiren miniklere, ziyaret sonunda "Minik İtfaiyeci Başarı Belgesi" takdim edildi. İl özel idare personellerine uygulamalı eğitim Müdürlüğün yaptığı planlama ile Düzce’de bulunan kamu kurum ve kuruluşlarına yönelik eğitim çalışmaları da İl Özel İdaresinde yapılan eğitimlerle devam ediyor. İl Özel İdaresi personellerine, yangın durumuna karşı bilinçlendirmek ve güvenli bir şekilde hareket etmelerini sağlamak amacıyla yapılan eğitimde, yangın durumunda yapılması gerekenlerle ilgili slaytlar eşliğinde teorik bilgi verildi. Uygulamalı olarak müdahale tekniklerinin ve yangın tüpü kullanımının ne şekilde yapılması gerektiği konularının da gösterildiği eğitimlerde, personellerin öğrendiklerini aileleri ve yakın çevreleri ile paylaşmaları da istendi.