ASAYİŞ - 08 Ocak 2026 Perşembe 16:56

Kuzey Marmara Otoyolu’nda tırların lodosla imtihanı

A
A
A
Kuzey Marmara Otoyolu’nda tırların lodosla imtihanı

İstanbul’da etkili olan kuvvetli rüzgar ve lodos, trafikte özellikle ağır tonajlı araç sürücülerine zor anlar yaşattı. Zaman zaman saatte 70 ila 80 kilometre hıza ulaşan şiddetli rüzgâr nedeniyle Kuzey Marmara Otoyolu’nu kullanarak Anadolu Yakası’na geçmeye çalışan tır sürücüleri büyük dikkatle ilerlemek zorunda kaldı.


Kuzey Marmara Otoyolu’nda özellikle viyadük geçişlerinde rüzgarın etkisi daha da artarken, tır sürücülerinin yaşadığı zorlu anlar kameralara yansıdı. Görüntülerde, viyadüklerin üzerine gelen tırların yan yana ve peş peşe dizilerek hızlarını düşürdüğü, en sağ şeridi tercih edip birbirlerine adeta siper olarak yolu tamamlamaya çalıştıkları görüldü. Arnavutköy İlçesi ve Sarıyer İlçesi mevkiinde kaydedilen görüntülerde, kuvvetli lodosun etkisiyle savrulmamak için çaba sarf eden tır sürücülerinin direksiyon hakimiyetini korumak adına zaman zaman durma noktasına kadar yavaşladıkları dikkat çekti. Rüzgarın özellikle yüksek kesimlerde ve açık alanlarda etkisini artırması, ağır vasıtalar için tehlikeyi daha da büyüttü.



Kuzey Marmara Otoyolu’nda tırların lodosla imtihanı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gazze’de, konteyner gönderelim diyoruz; Birleşmiş Milletleri devreye sokuyoruz, ancak Netanyahu denilen bu zalim, bu Firavun zihniyeti, bu çağrılara asla kulak asmıyor ve hiçbirini kabul etmiyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gazze’de, konteyner gönderelim diyoruz; Birleşmiş Milletleri devreye sokuyoruz, ancak Netanyahu denilen bu zalim, bu Firavun zihniyeti, bu çağrılara asla kulak asmıyor ve hiçbirini kabul etmiyor"- "Bu ülkede on yıllar boyunca ideolojik kabilelerin devri, fikir hayatımızda da artık sona eriyor"- "Batı’nın ülkemizdeki distribütörlüğünü yapanların yerini, ayakları bu topraklara basan, aydınlar, yazarlar, şairler ve edipler alıyor"- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek ödüllerini açıkladıİSTANBUL (İHA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Sonsuzun Fethine Çık’ temasıyla bu sene 12’ncisi düzenlenen Necip Fazıl Kısakürek Ödülleri programında konuştu. Erdoğan, "Konteyner gönderelim diyoruz; Birleşmiş Milletleri devreye sokuyoruz, ancak Netanyahu denilen bu zalim, bu Fıravun zihniyeti, bu çağrılara asla kulak asmıyor ve hiçbirini kabul etmiyor" dedi.Bu yıl 12’ncisi düzenlenen Necip Fazıl Kısakürek ödülleri programı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katımıyla gerçekleşti. Bu yıl ‘Sonsuzun Fethine Çık’ temasıyla Beyoğlu Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirilen programa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra, bakanlar, sanat dünyasından tanınan isimler ve çok sayıda davetli katıldı.Katılımcı konuşmaları ve videolu tanıtımların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kürsüye çıkarak salona hitap etti.Vefat eden Türk Edebiyatının önemli isimlerini yad ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yıl "Sonsuzun Fethine Çık" temasıyla 12’ncisi tertiplenen Recep Fazıl Ödülleri’nin; ilim, kültür ve sanat camiamız başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Üstadın hem kalplerde hem de zihinlerde bıraktığı izleri bugüne taşıyan, Recep Fazıl’ın fikrî ve edebî mirasını güçlü bir şekilde yaşatan her bir kardeşime canı gönülden teşekkür ediyorum. 2014’ten bu yana geleneksel olarak her yıl sahipleriyle buluşturduğumuz Necip Fazıl Ödülleri, bugün geldiğimiz nokta itibarıyla sanat ve düşünce dünyamızda kurucu bir nitelik kazanmıştır. Bu ödüller, tam da 12 yıl önce tahayyül ettiğimiz şekilde kültür, sanat ve fikir dünyamıza yeni bir pencere açmıştır" dedi." Müslümanın yüzünün yere eğilmesine, hele hele fikir planında acziyete düşmesine asla tahammülü yoktur"Necip Fazıl’ın kültürel dünyada gençler için bir pusula görevi gördüğünü belirten Erdoğan, "Kültürel yozlaşma dünyayı etkisi altına alıyor. Dijital tekno kültürün, pek çok alanda olduğu gibi edebiyatta da yön ve anlam krizine yol açtığı bir dönemde; gençlerimiz için bir pusula işlevi gören Necip Fazıl Ödüllerini bu bakımdan son derece kıymetli buluyorum. Sizler, Üstad’ın hayalini kurduğu gençliğin yolunu kaybetmemesi ve daima istikamet üzere olması için çok mühim bir misyonu yerine getiriyorsunuz. Necip Fazıl demek her şeyden önce vakar ve cesaret demektir. Üstadı yakından tanıyanlar, onun yüzündeki o çizgilerde adeta toprağı görür. Bizler de üstadın yüzündeki o kırışıklıklarda, "hep topraktan geldik, toprağa gideceğiz" hakikatini okurduk. Allah rahmet eylesin. Üstadın, Müslümanın yüzünün yere eğilmesine, hele hele fikir planında acziyete düşmesine asla tahammülü yoktur. Şiirlerini estetikle, fizik ve metafizikle, ince bir işçilikle bezeyen Necip Fazıl; tefekkürü sanatının hem kalesi hem de temeli hâline getirmiştir. Türk şiirinin zirve şahsiyetlerinden biri olarak üstadın sesi, kendinden öncekilerden farklıdır. Mısraları asırlık çilelerin yükünü taşır; kendi zamanını aşar, geleceğe uzanır. Üstad ile tanışma şerefine nail olmuş bir kardeşinizim. Necip Fazıl, şahsımın yarım asrı bulan siyasi mücadelesinde daima müstesna bir yere sahip olmuştur. Biz ve bizim neslimiz; onurlu ve namuslu bir fikir mücadelesinin nasıl verileceğini Necip Fazıl’dan öğrendik" diye konuştu."Netanyahu denen zalim, Firavun çağrılara kulak asmıyor"Gazze’deki soykırıma dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şehit edilen 71 bini aşkın Filistinli kardeşimize Allah’tan bir kez daha rahmet niyaz ediyorum. Mekânları cennet olsun inşallah. Kışın soğuğunda, son derece kısıtlı imkânlarla hayata tutunmaya çalışan; şartlar ne olursa olsun direniş ve diriliş ruhunu muhafaza eden tüm Filistin halkına buradan dayanışma duygularımı iletiyorum. O çadırların içinde, kışta, yağmurda, çamurda; yediden yetmişe çocukların, annelerin, yaşlıların hâlini ekranlardan hep birlikte izliyoruz, değil mi? Konteyner gönderelim diyoruz; Birleşmiş Milletleri devreye sokuyoruz, Batı’yı devreye sokuyoruz. Ancak Netanyahu denilen bu zalim, bu Fıravun zihniyeti, bu çağrılara asla kulak asmıyor ve hiçbirini kabul etmiyor. Hesapların üstünde bir hesap var. Onun da vakti saati gelecek" ifadelerini kullandı."Bu ülkedeki ideolojik kabilelerin devri sona eriyor"Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ülkede on yıllar boyunca ideolojik kabilelerin dışında kalan hiç kimseye nefes aldırmayanların, kendilerini okumuş, aydınlanmış, ilerici görüp başkalarını cehaletle itham edenlerin devri, fikir hayatımızda da artık sona eriyor. Batı’nın ülkemizdeki distribütörlüğünü yapanların yerini; ayakları bu topraklara basan, bu milletin değerlerinden beslenen, nitelikli eserleriyle kültür ve sanat hazinemizi zenginleştiren aydınlar, yazarlar, şairler ve edipler alıyor. Bunu ülkemizin aydınlık geleceği adına son derece kıymetli buluyorum. Yarın her alanda çok daha iyi yerlerde olacağımıza yürekten inanıyorum. Bir keresinde, şimdi hatırlıyorum, üstad mahkemeye çıkıyor. Hakimler kendisini artık çok iyi tanıyor; sürekli karşılarında. "Artık senden bıktık" diyorlar. Üstadın cevabı ise her zamanki gibi manidardır: "Siz burada hancı, ben burada yolcu olduğum sürece, ben buraya daha çok uğrarım." İşte üstat bu. Onun için unutmayın: Bizler bu yolda yolcu oldukça, birileri de hancı oldukça, biz bu hana daha çok uğrarız" şeklinde konuştu.Bu yıl 8 kategoride ödüller verildi. İşte kategorilere göre ödül alan isimler:Şiir Ödülü: Celal FedaiHikâye-Roman Ödülü: Tarık TufanFikir-Araştırma Ödülü: Peren Birsaygılı Mutİlk Eserler Ödülü: Merve Uygunİlk Eserler Ödülü: Hasan BozdaşUluslararası Kültür Sanat Ödülü: Dia al-AzzawiÇocuk Edebiyatı Ödülü: Ayşe SevimMüzik Ödülü: Bayram Bilge TokelSaygı Ödülü: Hasan AycınCumhurbaşkanı Erdoğan, ödülü alan isimlere, ödüllerini takdim ederek, toplu fotoğraf çektirdi.
İstanbul İBB ‘yolsuzluk’ davasında tutuklu bulunan Adem Soytekin hakim karşısına çıktı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun kurduğu suç örgütü ile yolsuzluk yapıldığı iddiasına ilişkin davada Adem Soytekin de hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Soytekin’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında kurduğu suç örgütü ile yolsuzluk yapıldığı iddiasına ilişkin davada, 9 Mart’ta görülecek ilk duruşma öncesi etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma talebinde bulunan Adem Soytekin, tutukluluk durumunun devam edip etmeyeceği hususunda değerlendirme yapılmak üzere hakim karşısına çıktı. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Adem Soytekin ile avukatı hazır bulundu. "Benim bu dosya içerisinde olma sebebim 2014-2024 yılları arasında bana yaptırılan işlerdir" Duruşmada savunma yapan sanık Soytekin, önceki tüm ifadelerinin arkasında olduğunu ve devletinin yanında olduğunu belirterek, "İddianame düzenlendikten sonra eylemleri okuduğumda birçok eylemde mahkemenize faydalı olacağını düşündüğüm şeyler var. Ben daha önce 8 defa etkin pişmanlık kapsamında kendi iradem ve kendi talebimle ifade verdim. Benim bu dosya içerisinde olma sebebim 2014-2024 yılları arasında bana yaptırılan kreşler, okullar, cami, kavşak, köprü ve benzeri kamu yararına kullanılan işlerdir. Bunların ödemeleri bana normal olarak değil, belediyenin yönlendirdiği müteahhitler daire, dükkan veya uzun vadeli çek ile ödemişlerdir. Bu yaptıkları ödemelerin esasında belediye ile bir işi olduğu aşikardır’’ dedi. Sanık Soytekin, "Metin Gül benim adımı kullanarak bir şeyleri gizlemektedir. Bana verdiğini iddia ettiği daireler iş karşılığıdır. Benim bu eylemde Metin Gül’den rüşvet olarak aldığım bir daire bulunmamaktadır. Metin Gül kendi ifadesinde belirttiği üzere para verdiğini söylemiştir. Ben de bu paranın Fatih Keleş’e verildiği kanaatindeyim. Ben Metin Gül’ün iskan almak için bedel ödediğini biliyorum. İlk görüşmede Metin Gül’ün de beyanında belirttiği gibi talep edilen rakam 3 milyon liraydı. Bunun 2 buçuk milyon lirası mı verildi, yoksa 3 milyon liranın tamamı mı verildi bilmiyorum. Bu 3 milyon lira rakamının istendiğini bana Metin Gül bizzat söyledi. Benim Metin Gül ile ayrıca ticari ilişkim de bulunmaktadır’’ şeklinde konuştu. "Ekrem İmamoğlu’nun proje kapsamındaki müteahhitlerden 30 milyon lira istediğini bütün müteahhitler belirtmişler ve bu rakama anlaştıklarını söylemişlerdir’’ Westside’in kaba inşaatında anlaştığında senenin 2013 olduğunu ve o tarihlerde Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanı olmadığını belirten Soytekin, "Ekrem İmamoğlu’nun proje kapsamındaki müteahhitlerden 30 milyon lira istediğini bütün müteahhitler belirtmişler ve bu rakama anlaştıklarını söylemişlerdir. Bana verilen daire ve dükkanların toplam bedeli, o dönemin parasıyla 5 milyon lirayı aşmaz. Daha sonra ortak olduktan itibaren kasada yapmış olduğum incelemede kalan rakamın Muzaffer Beyaz’a adi ortaklıktan çıkış yapıldığını gördüm. Bu çıkış yapılan rakamın da Muzaffer Beyaz üzerinden sisteme aktarıldığını anladım. Hasan İmamoğlu’na ilişkin iddianame kapsamındaki anlatımları da okudum, o olaya da vakıfım. Bu süreçte Beyaz İnşaat üzerinden yapıldığını biliyorum. Arazi sahibi Kemal Şahin’den inşaat ruhsatı için Cevat Güleç Okulu’nun yaptırılması istenmiştir. Bu okulun inşaatını sistemin rüşvet parası ile ben yaptım’’ diye konuştu. "İddianamede bulunmayan ancak ciddi yolsuzluk yapıldığını bildiğim Beylikdüzü’nün en büyük kamu ortaklı projesini anlatmak istiyorum’’ İddianamede bulunmayan ancak ciddi yolsuzluk yapıldığını bildiği Beylikdüzü’nün en büyük kamu ortaklı projesini anlatmak istediğini söyleyen Soytekin, "Bu projenin ismi ‘Vira İstanbul’ isimli herkes tarafından bilinen Beylikdüzü’nün en büyük projesidir. Bu proje ihaleye çıktığında bölgenin müteahhitleri ve aynı zamanda akraba olan Güller ve Beyazlar koordineli bir şekilde kendi aralarında anlaşarak teklif verdiler. İhale işlemi bu iki grup arasında danışıklı olarak yapıldı. Belediyede ihale işlemine ilişkin yapılacak incelemede bu ihalenin fesatlı olduğu da açıkça anlaşılacaktır. Zaten aralarında yapmış oldukları anlaşmada ihaleyi hangisi alırsa diğerini ortak edecekti. Tahliye olmam halinde bu Beyazlar ve Güller’in satışı yapılan daireleri belediyeden kimlerin üzerine aldıklarını, Beyaz İnşaat’ın gayriresmi ortak olmasına rağmen resmi harcadığına ilişkin kayıtları temin edip mahkemenize ibraz edebilirim. Ayrıca yine bu olay kapsamında kamunun payı olan oranı, eksper üzerinden 1-2 yıl vadeli çekler vererek kamu payını satın alıyorlar. Bu kamu payını satın alma işlemini 100 daire 100 daire yapıyorlar. Ayrıca almış oldukları bu 100 daireyi satıp, gerçekte kamuya aktarılması gereken paranın önünü kesiyorlar’’ dedi. "Enteresan isimlerin olacağını düşünüyorum, tahliyemi talep ediyorum’’ Sanık Soytekin savunmasında, "Belirli kişilere ayrıldığı belirtilen 70 adet dairenin kimlere ait olduğunu ve görüntüde kimlerin üzerine dairelerin yapıldığının listesini cezaevinde temin edemedim ancak tahliye olmam halinde oranın da müteahhidi olmam hasebiyle ben bu kayıtlara tek tek ulaşıp mahkemenize tamamının listesini sunacağımı taahhüt ediyorum. Burada yapacağım incelemede de bildireceğim isimlerde de görüleceği üzere enteresan isimlerin olacağını düşünüyorum. Tahliyemi talep ediyorum’’ ifadelerini kullandı. Tahliye edilmedi Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Adem Soytekin’in üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırının kaçma kuşkusunu somutlaştırması ve tutuklama sebep ve koşullarında bu aşamada herhangi bir değişiklik olmaması gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verdi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gazze’ye konteyner gönderelim diyoruz; ancak Netanyahu denilen bu zalim bu çağrılara asla kulak asmıyor" İstanbul’da ‘Sonsuzun Fethine Çık’ temasıyla bu sene 12’ncisi düzenlenen Necip Fazıl Kısakürek Ödülleri törenle sahiplerini buldu. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Konteyner gönderelim diyoruz; Birleşmiş Milletleri devreye sokuyoruz ancak Netanyahu denilen bu zalim, bu Fıravun zihniyeti, bu çağrılara asla kulak asmıyor ve hiçbirini kabul etmiyor" dedi. Necip Fazıl Kısakürek Ödülleri’nin 12’ncisi, ‘Sonsuzun Fethine Çık’ temasıyla Beyoğlu Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra, bakanlar, sanat dünyasından tanınan isimler ve çok sayıda davetli katıldı. Katılımcıların konuşmaları ve videolu tanıtımların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kürsüye çıkarak salona hitap etti. Vefat eden Türk Edebiyatı’nın önemli isimlerini yad ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yıl ’Sonsuzun Fethine Çık’ temasıyla 12’ncisi tertiplenen Necip Fazıl Kısakürek Ödülleri’nin ilim, kültür ve sanat camiamız başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Üstadın hem kalplerde hem de zihinlerde bıraktığı izleri bugüne taşıyan, Necip Fazıl’ın fikrî ve edebî mirasını güçlü bir şekilde yaşatan her bir kardeşime canı gönülden teşekkür ediyorum. 2014’ten bu yana geleneksel olarak her yıl sahipleriyle buluşturduğumuz Necip Fazıl Ödülleri, bugün geldiğimiz nokta itibarıyla sanat ve düşünce dünyamızda kurucu bir nitelik kazanmıştır. Bu ödüller, tam da 12 yıl önce tahayyül ettiğimiz şekilde kültür, sanat ve fikir dünyamıza yeni bir pencere açmıştır" dedi. "Üstadın Müslüman’ın yüzünün yere eğilmesine, hele hele fikir planında acziyete düşmesine asla tahammülü yoktur" Necip Fazıl’ın kültürel dünyada gençler için bir pusula görevi gördüğünü belirten Erdoğan, "Kültürel yozlaşma dünyayı etkisi altına alıyor. Dijital tekno kültürün pek çok alanda olduğu gibi edebiyatta da yön ve anlam krizine yol açtığı bir dönemde gençlerimiz için bir pusula işlevi gören Necip Fazıl Ödülleri’ni bu bakımdan son derece kıymetli buluyorum. Sizler, üstadın hayalini kurduğu gençliğin yolunu kaybetmemesi ve daima istikamet üzere olması için çok mühim bir misyonu yerine getiriyorsunuz. Necip Fazıl demek her şeyden önce vakar ve cesaret demektir. Üstadı yakından tanıyanlar, onun yüzündeki o çizgilerde adeta toprağı görür. Bizler de üstadın yüzündeki o kırışıklıklarda hep ’topraktan geldik, toprağa gideceğiz’ hakikatini okurduk. Allah rahmet eylesin. Üstadın Müslüman’ın yüzünün yere eğilmesine, hele hele fikir planında acziyete düşmesine asla tahammülü yoktur. Şiirlerini estetikle, fizik ve metafizikle, ince bir işçilikle bezeyen Necip Fazıl; tefekkürü sanatının hem kalesi hem de temeli hâline getirmiştir. Türk şiirinin zirve şahsiyetlerinden biri olarak üstadın sesi, kendinden öncekilerden farklıdır. Mısraları asırlık çilelerin yükünü taşır; kendi zamanını aşar, geleceğe uzanır. Üstad ile tanışma şerefine nail olmuş bir kardeşinizim. Necip Fazıl, şahsımın yarım asrı bulan siyasi mücadelesinde daima müstesna bir yere sahip olmuştur. Biz ve bizim neslimiz; onurlu ve namuslu bir fikir mücadelesinin nasıl verileceğini Necip Fazıl’dan öğrendik" diye konuştu. "Netanyahu denen zalim, Firavun çağrılara kulak asmıyor" Gazze’deki soykırıma dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şehit edilen 71 bini aşkın Filistinli kardeşimize Allah’tan bir kez daha rahmet niyaz ediyorum. Mekânları cennet olsun inşallah. Kışın soğuğunda, son derece kısıtlı imkânlarla hayata tutunmaya çalışan; şartlar ne olursa olsun direniş ve diriliş ruhunu muhafaza eden tüm Filistin halkına buradan dayanışma duygularımı iletiyorum. O çadırların içinde, kışta, yağmurda, çamurda yediden yetmişe çocukların, annelerin, yaşlıların hâlini ekranlardan hep birlikte izliyoruz değil mi? Konteyner gönderelim diyoruz; Birleşmiş Milletleri devreye sokuyoruz, Batı’yı devreye sokuyoruz. Ancak Netanyahu denilen bu zalim, bu Fıravun zihniyeti, bu çağrılara asla kulak asmıyor ve hiçbirini kabul etmiyor. Hesapların üstünde bir hesap var. Onun da vakti saati gelecek" ifadelerini kullandı. "Bu ülkedeki ideolojik kabilelerin devri sona eriyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ülkede on yıllar boyunca ideolojik kabilelerin dışında kalan hiç kimseye nefes aldırmayanların, kendilerini okumuş, aydınlanmış, ilerici görüp başkalarını cehaletle itham edenlerin devri, fikir hayatımızda da artık sona eriyor. Batı’nın ülkemizdeki distribütörlüğünü yapanların yerini ayakları bu topraklara basan, bu milletin değerlerinden beslenen, nitelikli eserleriyle kültür ve sanat hazinemizi zenginleştiren aydınlar, yazarlar, şairler ve edipler alıyor. Bunu ülkemizin aydınlık geleceği adına son derece kıymetli buluyorum. Yarın her alanda çok daha iyi yerlerde olacağımıza yürekten inanıyorum. Bir keresinde, şimdi hatırlıyorum, üstad mahkemeye çıkıyor. Hakimler kendisini artık çok iyi tanıyor; sürekli karşılarında. ’Artık senden bıktık’ diyorlar. Üstadın cevabı ise her zamanki gibi manidardır: ’Siz burada hancı, ben burada yolcu olduğum sürece, ben buraya daha çok uğrarım.’ İşte üstat bu. Onun için unutmayın: Bizler bu yolda yolcu oldukça, birileri de hancı oldukça, biz bu hana daha çok uğrarız" şeklinde konuştu. Bu yıl 8 kategoride ödüller verildi. Kategorilere göre ödül alan isimler ise şöyle: "Şiir Ödülü: Celal Fedai Hikâye-Roman Ödülü: Tarık Tufan Fikir-Araştırma Ödülü: Peren Birsaygılı Mut İlk Eserler Ödülü: Merve Uygun İlk Eserler Ödülü: Hasan Bozdaş Uluslararası Kültür Sanat Ödülü: Dia al-Azzawi Çocuk Edebiyatı Ödülü: Ayşe Sevim Müzik Ödülü: Bayram Bilge Tokel Saygı Ödülü: Hasan Aycın2 Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül alan isimlere ödüllerini takdim ederek, toplu fotoğraf çektirdi.