EKONOMİ - 13 Şubat 2026 Cuma 10:28

Merkez Bankası anketinde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 24,11 oldu

A
A
A
Merkez Bankası anketinde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 24,11 oldu

Cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 23,23 iken, bu anket döneminde yüzde 24,11 oldu.



Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılı Şubat ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ni yayımladı. Anket, reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 71 katılımcı tarafından yanıtlandı ve sonuçlar katılımcıların yanıtları toplulaştırılarak değerlendirildi.


Yıllık enflasyon beklentileri


Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 23,23 iken, bu anket döneminde yüzde 24,11 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 22,20 iken, bu anket döneminde yüzde 22,10 olmuştur. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 16,94 iken, bu anket döneminde yüzde 17,11 olarak gerçekleşti.


12 ay sonrası enflasyon beklentileri


2026 yılı Şubat ayı anket döneminde, katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 25,87 olasılıkla yüzde 19,00 - 20,99 aralığında, yüzde 33,08 olasılıkla yüzde 21,00 - 22,99 aralığında, yüzde 25,70 olasılıkla ise yüzde 23,00 - 24,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü.


Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 18,46’sının beklentilerinin yüzde 19,00 - 20,99 aralığında, yüzde 43,08’inin beklentilerinin yüzde 21,00 - 22,99 aralığında, yüzde 29,23’ünün beklentilerinin yüzde 23,00 - 24,99 aralığında olduğu gözlendi.


24 ay sonrası enflasyon beklentileri


2026 yılı Şubat ayı anket döneminde, katılımcıların 24 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 16,07 olasılıkla yüzde 13,00 - 15,99 aralığında, yüzde 44,38 olasılıkla yüzde 16,00 - 18,99 aralığında, yüzde 18,06 olasılıkla ise yüzde 19,00 - 21,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü.


Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 18,97‘sinin beklentilerinin yüzde 13,00 - 15,99 aralığında, yüzde 55,17‘sinin beklentilerinin yüzde 16,00 - 18,99 aralığında, yüzde 13,79‘unun beklentilerinin yüzde 19,00 - 21,99 aralığında olduğu gözlendi.


Faiz beklentileri


Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 36,43 iken, bu anket döneminde yüzde 36,95 oldu. Mart ayı Para Politikası Kurulu toplantısı için TCMB politika faiz oranı beklentisi bu anket döneminde yüzde 36,08 olarak gerçekleşti.


Döviz kuru beklentileri


Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 51,17 TL iken, bu anket döneminde 51,09 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 51,89 TL iken, bu anket döneminde 52,39 TL olarak gerçekleşti.


GSYH büyüme beklentileri


Katılımcıların GSYH 2026 ve 2027 yılı büyüme beklentileri bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de sırasıyla yüzde 3,9 ve 4,3 olarak gerçekleşti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya 13 yıl sonra açılan istismar davasında adli tıp raporu tartışması Antalya’da 13 yaşındayken tiyatro eğitimi aldığı sırada tiyatro yönetmeninin cinsel istismarına uğradığını iddia eden genç kadının davasında, Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’nun değerlendirme raporu duruşmada gündeme geldi. Mahkeme heyeti, dosyaya ulaştığı bildirilen raporun mahkeme heyetine henüz fiilen ulaşmadığını bildirerek, duruşmayı bir sonraki tarihe erteledi. Antalya’da bir sivil toplum kuruluşunun tiyatro grubunda eğitim aldığı dönemde 13 yaşındayken tiyatro yönetmeni Ü.Z.A. (51) tarafından sistematik olarak cinsel istismara uğradığını iddia eden Y.E.’nin (27) açtığı davanın duruşması, Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık Ü.Z.A., "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" ile "cebir, tehdit veya hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamalarıyla yargılanıyor. Duruşmaya sanık Ü.Z.A., sanık avukatı ve sanık yakınları katıldı. Sanık avukatından Üst Kurul raporuna savunma Sanık avukatı, bir önceki celsede Adli Tıp Kurumu’ndan gelen rapora yönelik itirazlar doğrultusunda dosyanın Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’na gönderildiğini hatırlatarak, Üst Kurul tarafından hazırlanan değerlendirme raporuna ilişkin savunma yaptı. Mağdurun İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenim gördüğünü belirten sanık avukatı, mağdurun ceza hukuku derslerinden etkilenerek ifade verdiğini ve bu durumun adli tıp değerlendirmesini etkilediğini savundu. Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu raporu dosyaya ulaştı Mahkemenin önceki celsede Adli Tıp Kurumu’ndan gelen rapora yönelik itirazlar üzerine dosyanın Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’na gönderilmesine karar vermesinin ardından hazırlanan değerlendirme raporu, mahkeme dosyasına ulaştı. Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu tarafından hazırlanan mütalaada, dosya kapsamındaki adli ve tıbbi belgeler ile taraf beyanlarının birlikte incelendiği belirtildi. Raporda, mağdurun ruh sağlığına ilişkin yapılan değerlendirmede travma sonrası stres bozukluğu bulgularının mevcut olduğu kaydedildi. Üst Kurul mütalaasında ayrıca, mağdurun ruhsal etkilenmesinin iddia edilen eylemlerle uyumlu olduğu yönünde tıbbi kanaat bildirildi. "Rapor fiilen ulaşmadı" Mahkeme heyeti ise Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’nca hazırlandığı bildirilen raporun dosyaya ulaştığını, ancak heyete henüz fiilen ulaşmadığını belirtti. Eksik evrakın tamamlanması amacıyla duruşma ileri bir tarihe ertelendi. Mağdur avukatından adli tıp mütalaası vurgusu Mağdur Y.E.’nin avukatı Yağmur Burçin Sayın, duruşma sonrası yaptığı açıklamada Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’nun mütalaasına işaret ederek şu ifadeleri kullandı: "Adli Tıp Kurumu tarafından adli tıp mütalaası olarak dosyaya gönderilen rapor, sanık müdafiinin bir önceki celsede ileri sürdüğü itirazları değerlendirmiştir. Dosya kapsamında bugüne kadar gelen ve tarafımızca sunulan Akdeniz Üniversitesi’nden alınan rapor, psikiyatrist tarafından hazırlanan rapor, sosyal çalışma uzmanı görüşü ve Adli Tıp’tan gelen raporlar birlikte incelenmiştir. Üst Kurul’un oy birliğiyle aldığı kararda, 18 üyenin; profesör, doçent, öğretim üyesi ve doktorlardan oluşan kurulun, müvekkilin 2011-2012 yıllarında yaşadığı iddia edilen eylemler nedeniyle ruh sağlığını bozacak derecede psikiyatrik etkilenme yaşadığı yönünde kanaat bildirdiği görülmektedir. Dava kapsamında daha ne kadar ve nereden rapor alınabileceği tartışmalıdır. Raporda yer alan tüm irdelemeler, olayın kapsamını ve müvekkilin yaşadığı süreci ortaya koymaktadır. 2011 yılında çocukluğunu yaşayamamış bir genç kızın başına gelenleri tüm açıklığıyla ifade ettik. Eylem ortada, suç ortada. Sanık her celsede tanınan bir yazar olduğunu ifade etmektedir. Dosyada sanığın kaçma şüphesinin tanınmışlığı nedeniyle yüksek olduğu kanaatindeyiz. Tutuklanması gerektiğini düşünüyoruz. Başkaca bir ispata gerek kalmadığından sanığın cezalandırılmasını ve iddia makamının bir sonraki celsede mütalaasını sunmasını talep etmekteyiz."