ASAYİŞ - 01 Haziran 2026 Pazartesi 21:18

Muhittin Böcek’in gelini tahliye edildi

A
A
A
Muhittin Böcek’in gelini tahliye edildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Muhittin Böcek’in gelini Zuhal Böcek, adli kontrol şartıyla tahliye edildi.


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında aralarında tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in gelini Zuhal Böcek’in de bulunduğu 3 kişi, 30 Nisan’da gözaltına alınmıştı. Emniyette işlemleri biten 3 kişi adliyeye sevk edilmiş, savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden Zuhal Böcek, "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçundan tutuklanmıştı.



Mal varlıklarına el konulmuştu


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, şüpheliler Muhittin Böcek, Mustafa Gökhan Böcek ile Zuhal Böcek‘in ’rüşvet alma’, ’rüşveti temin etme’, ’irtikap’ ile ’suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’ suçlarından mal varlıklarına da el konulmuştu.



Böcek’in gelini tahliye edildi


Yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Muhittin Böcek’in gelini Zuhal Böcek, ‘adli kontrol’ tedbiriyle tahliye edildi. Konuyla ilgili yürütülen soruşturma sürüyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Aziz Yıldırım: "Yeniden en büyük Fenerbahçe dönemi ufukta" Fenerbahçe Başkan Adayı Aziz Yıldırım, "Kendi küllerimizden doğup Zümrüdüanka kuşumuzu, Kanaryamızı zafere taşıyacağız. Yeniden en büyük Fenerbahçe dönemi ufukta" dedi. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 6-7 Haziran tarihlerinde gerçekleştirileceği olağanüstü seçimli genel kurul öncesi başkan adayı Aziz Yıldırım, Ankara ziyaretleri kapsamında kongre üyeleriyle bir araya geldi. Programda konuşan Aziz Yıldırım, "Fenerbahçe’nin büyüklüğünü ruhunda hisseden sizlerle başkentimizde bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bizler Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşunun, en büyük ailesinin fertleriyiz. Bu büyük camianın yeniden ayağa kalkma, kenetlenme ve özlenen günlere yürüme vakti gelmiştir. Camiamızın bugün her şeyden çok bir iradeye, güçlü bir yönetime ve bir liderliğe ihtiyacı vardır" diye konuştu. "Yeniden en büyük Fenerbahçe dönemi ufukta" Fenerbahçe camiasının zor zamanlar yaşadığını belirten Yıldırım, "Hep birlikte gözyaşları döktük. İhaneti de gördük, algılarla savaştık. Operasyonlar çekildi. Kumpaslar kuruldu. Son dakika maç, son maçta şampiyonluk kaybettik. Düşmanı hep başka yerde aradık, umudu ve zaferi de. Hepimiz üzgünüz. Çoğumuz kaygılıyız gelecekten. Nasıl olacak? Bu düştüğümüz kafamdan nasıl çıkacağız? Bu kötü duygular cehennemde yanıyor, cenneti arıyoruz. Cennet içimizde, umut biziz. Cesaret ve cüret bizim soyadımız. Çünkü biz Fenerbahçe’yiz. Bu günlerden hep birlikte çıkacağız. Bu çağı kapatıp yeni bir çağ açacağız, Fenerbahçe çağı. Bunun birlikte hep beraber başaracağız. Biz olarak yapacağız. Elbette hiç de kolay bir şey değil, tarif ettiğimiz. 40 parçaya bölünmüş gibi görünüyoruz. Gruplar, ekipçikler, sosyal medya akbabaları maalesef manzara umumiyet ortada. Sarı-lacivert sevda her şeyi aşar. Omuz omuza olacağız. Yan yana kalacağız. Kendi küllerimizden doğup Zümrüdüanka kuşumuzu, Kanaryamızı zafere taşıyacağız. Sözümüz söz. Yeniden en büyük Fenerbahçe dönemi ufukta" ifadelerini kullandı. "Yönetim kurulunda 7 Ankaralı var" Hedeflerinden de bahseden Yıldırım, "Avrupa’da istikrarlı bir başarı modeli oluşturmak en büyük hedeflerimizden biri olacaktır. Kulübümüzün dijital dönüşümünü tamamlamak, altyapı ve tesisleşmede yine öncü olmak ve 64 bin kişilik stadyumumuzu yapmak. Tüm bunların devamında dünya markası Fenerbahçe hedefini yeniden ait olduğu yere taşıyacağımıza gönülden ve yürekten inanıyoruz. Yolun sonu şampiyonluk olsun. Bu sevda bitmez gönüllerde. Yalnız burada bir cümle daha etmek istiyorum. Bu yönetim kurulunda listede 7 tane Ankaralı arkadaşımız da var" şeklinde konuştu.
Bolu Bolu’da polisten 2 kilometre kaçıp izini kaybettirdi: 200 bin lira ceza yedi Bolu’da polis ekiplerinin ‘dur’ ihtarına uymayarak 2 kilometre kaçan sürücü izini kaybettirdi. Polis ekipleri, otomobilin plakasına 200 bin lira idari para cezası uygularken, aracı 2 ay süreyle trafikten menetti. Olay, D-100 kara yolu Kuruçay mevkisinde akşam saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Semerkant Mahallesi Gezek Sokak’ta 14 BN 199 plakalı otomobilin tehlikeli şekilde kullanıldığı ve çevreyi rahatsız ettiği yönünde ihbar yapıldı. İhbar üzerine Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Ekipler, söz konusu aracı tespit ederek sürücüye ‘dur’ ihtarında bulundu. Ancak sürücü, polis ekiplerinin ihtarına uymayarak otomobiliyle kaçmaya başladı. Polis ekipleri ile sürücü arasında yaklaşık 2 kilometre süren kovalamaca yaşandı. Aracını bırakıp kaçtı Kovalamaca sırasında sürücü, aracını Kuruçay mevkisindeki bir benzin istasyonunun önüne bırakarak yaya olarak kaçtı. Bölgeye sevk edilen asayiş ekipleri tarafından kaçan şahsın yakalanması için çalışma başlatıldı. Yapılan aramalara rağmen sürücüye ulaşılamadı. Trafik ekiplerince yapılan işlemlerde, polisin ‘dur’ ihtarına uymayarak kaçan 14 BN 199 plakalı otomobile çeşitli trafik ihlalleri nedeniyle yaklaşık 200 bin lira idari para cezası uygulandı. Araç ayrıca 2 ay süreyle trafikten men edilerek çekici yardımıyla otoparka kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme sürüyor.
Eskişehir Konkordatoda "ekonomik kalkan mı, istismar aracı mı" tartışması Eskişehirli Ticaret Hukuku Uzmanı Av. Dr. Ali Önal, son dönemde konkordato müessesesinde yaşanan suistimallere ve bağımsız denetim şirketlerinin oluşturduğu tekelleşme tehlikesine dikkat çekerek, piyasadaki fahiş raporlama maliyetlerine karşı yeni bir düzenleme yapılması gerektiğini vurguladı. Son dönemde piyasalarda yaşanan ekonomik gelişmelerle birlikte nakit sıkışıklığı yaşayan şirketlerin sıklıkla başvurduğu hukuki korunma yollarından biri olan konkordato müessesesi, yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Ticari hukuk alanındaki çalışmalarıyla tanınan Av. Dr. Ali Önal; dürüst borçluları ve alacaklıları korumayı amaçlayan bu sistemin kötüye kullanım potansiyeline ve süreçteki en kritik viraj olan bağımsız denetim raporlarındaki fahiş fiyatlandırma krizine karşı uyarılarda bulundu. İcra ve İflas Kanunu kapsamında düzenlenen konkordatonun temel amacının, mali darboğaza düşen şirketlerin borçlarını yapılandırarak ticari hayatlarına devam etmesini sağlamak olduğunu belirten Av. Dr. Ali Önal, son yasal düzenlemeler ve bakanlıkların aldığı hızlı tedbirlerin suistimallerin önüne geçmede büyük rol oynadığını ifade etti. Ancak Dr. Önal, sürecin omurgasını oluşturan bağımsız denetim ayağında ciddi bir tekelleşme yaşandığını ve bu durumun sisteme erişimi zorlaştırdığını belirtti. "Şirketin konkordatoyu kötüye kullanıp kullanmayacağı en baştan tespit ediliyor" Konkordatonun kötüye kullanıldığına dair kamuoyunda ciddi söylemlerin bulunduğuna işaret eden ve sürecin yasal takvimine de değinen Dr. Önal, amacına uygun hareket eden firmalara duruma göre 3+2 ay geçici mühlet, ardından 1 yıl kesin mühlet ve nihayetinde 6 ay daha ek süre tanınarak toplamda 23 aylık hayati bir koruma kalkanı sağlandığını hatırlattı. Konuyla alakalı Av. Dr. Ali Önal, "Bu müesseseyi suistimal edenler elbette olabilir. Ancak hukuki düzenleniş amacına bakıldığında, hem Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hem de Adalet Bakanlığı’nın son dönemde aldığı tedbirler doğrultusunda, sistemin daha etkin ve faydalı kullanılabilmesi adına çok önemli adımlar atılmıştır. Şirketler mahkemeye başvurduktan sonra hızlıca komiser atanmakta ve şirketin ticari faaliyetini sürdürüp sürdüremeyeceğine dair en hızlı şekilde 20 günlük bir zaman zarfında rapor alınmaktadır. Dolayısıyla şirketin konkordatoyu kötüye kullanıp kullanmayacağı daha en baştan tespit edilerek suistimallerin önü kesilmektedir" dedi. "Dolar ve TL bazında çok yüksek maliyetli raporlar yazılmakta ve bir tekelleşmeye gidilmektedir" Sistemin en sancılı yönünün son zamanlarda gündemden düşmeyen bağımsız denetim şirketlerinin tutumu olduğunu vurgulayan Av. Dr. Ali Önal, piyasada ciddi bir fiyat tekeli oluştuğunu belirterek şunları söyledi: "Bir şirketin borçlarını ödeme yeterliliğine sahip olup olmadığı, ancak yetkili bağımsız denetim şirketlerince hazırlanacak raporlarla tescillenmektedir. Mali kriterleri referans alması gereken bu şirketlerden bazıları, süreç içerisinde yetkilerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle lisans iptalleri ile karşı karşıya kalmıştır. Bu durum piyasada çok az sayıda bağımsız denetim şirketinin kalmasına yol açmıştır. Kalan şirketler kendilerince bir fiyatlandırma politikası geliştirerek, konkordatoya erişim ihtiyacı olan firmaların bu imkanını zorlaştırıcı fiyatlandırmalar yapmaktadır. Dolar ya da TL bazında çok yüksek maliyetli raporlar yazılmakta ve açık bir tekelleşmeye gidilmektedir. Tam da bu noktada, darboğazdaki şirketlerin daha da mağdur edilmemesi adına ilgili bakanlıkların ivedilikle bağımsız denetim raporlarının fiyatlandırılması hususunda yeni ve sınırlandırıcı tedbirler alması beklenmektedir."