SPOR - 28 Kasım 2023 Salı 15:37

Organizatör Kürşat Şahin, Loca Fight Clup gecelerini Avrupa’ya taşıyor

A
A
A
Organizatör Kürşat Şahin, Loca Fight Clup gecelerini Avrupa’ya taşıyor

Organizatör Kürşat Şahin tarafından gerçekleştirilen Loca Fight Club geceleri, Türkiye sınırlarını aşarak dünyaya açılıyor.

Türkiye’de başta İstanbul olmak üzere birçok şehirde yapılan Loca Fight Club organizasyonları, Avrupa’da Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirilecek. Geceye hem Türkiye’den hem Avrupa’dan çok sayıda ünlü ismin katılması bekleniyor.

Türkiye’de başta İstanbul olmak üzere birçok şehirde Kürşat Şahin tarafından gerçekleştirilen Loca Fight Club organizasyonları Avrupa’ya açılıyor. Türkiye’de yakaladığı başarıyı Avrupa’ya taşımayı amaçlayan ve kick boks alanında büyük organizasyonlara öncülük yapan Şahin Avrupa arenasında boy gösterecek. Belçika’nın başkenti Brüksel’de 23 Mart 2024 tarihinde gerçekleşitirecek olan organizasyon Belçika Klubü olan SC Eendracht Aalst adına gerçekleştirilecek. Loca Fight Clup gecesi alanında Avrupa’da ve Dünya’da en büyük organizasyon olmaya aday olacak. Geceye hem Türkiye’den hem dünya’dan ünlü aktörler ve sanatçılar katılacak.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Miras ve aile Hukuku’nda yanlış bilinen doğrular Avukat Ahmet Çağrı Karaca, miras ve aile hukuku alanında önemli açıklamalarda bulundu. Eşini kaybeden sağ kalan eş, doğru hukuki adımlar atıldığında miras üzerinde yüzde yetmiş beşe varan bir hakka sahip olabilirken; mal rejimi tasfiyesi talep edilmediğinde bu oran yüzde yirmi beşe kadar düşebildiğini ifade eden Avukat Ahmet Çağrı Karaca, Hukuk çevrelerinde sıkça dile getirilen bu mağduriyet tablosunu, miras ve aile hukuku alanında bilinmeyen bor çok konuya açıklık getirdi. Eşini kaybeden biri için doğru hukuki adım nedir? Mirasçılık belgesi almak yeterli mi? Avukat Ahmet Çağrı Karaca, Tek başına Mirasçılık belgesi almanın yeterli olmadığını belirterek, "Hatta bazı durumlarda oldukça eksik kalıyor. Mirasçılık belgesi size miras üzerindeki payınızı gösterir; doğru ve gerekli bir belgedir. Ama ondan önce sorulması gereken başka bir soru var: Bu malların bir kısmı zaten size ait değil mi? Türk Medeni Kanunu çok açık bir şey söylüyor: Ölüm, evlilik birliğini ve dolayısıyla mal rejimini hukuken sona erdirir. Yani eşiniz vefat ettiğinde, önce evlilik süresince edinilen mallar üzerindeki payınız hesaplanmalı. Buna "katılma alacağı" diyoruz. Bu para miras değil - zaten size ait olan pay. Ondan sonra geriye kalan miktar üzerinden miras paylaşımı yapılır. Bu iki adım çoğunlukla birbirine karışıyor, hatta birincisi hiç atılmıyor" diye konuştu. Avukat Ahmet Çağrı Karaca, yaptığı açıklamada yaşanan belirsizliği rakamlarla şöyle aktardı; "İki örnek vereyim, fark daha net ortaya çıkacak. Diyelim ki eşiniz vefat etti ve üzerine kayıtlı, evlilik içinde edinilmiş 4 milyon TL değerinde bir gayrimenkul var. Çocuksuz senaryoda: Geride siz ve eşinizin anne-babası kalıyor. Mal rejimi tasfiyesi yapılmazsa 4 milyon TL’nin tamamı miras sayılıyor, yasal payınız yüzde elli - elinize 2 milyon TL geçiyor. Doğru yol şu: Önce katılma alacağınızı talep edersiniz. Taşınmazın yarısı, yani 2 milyon TL, zaten size ait - miras paylaşımına girmeden önce elinize geçer. Kalan 2 milyon TL üzerinden yüzde elli miras payınızı da alırsınız: 1 milyon TL daha. Toplam 3 milyon TL. Aynı mülkte efektif payınız yüzde elli değil, yüzde yetmiş beş. Çocuklu senaryoda fark daha da çarpıcı. Çocuk varsa yasal miras payı yüzde yirmi beşe düşüyor. Tasfiyesiz bakarsanız 4 milyonun dörtte biri, yani 1 milyon TL alıyorsunuz. Ama tasfiyeyle: 2 milyon TL katılma alacağı, ardından kalan 2 milyon üzerinden yüzde yirmi beş miras payı - 500 bin TL daha. Toplam 2 milyon 500 bin TL. Efektif pay yüzde altmış yedi buçuk. Başlangıçtaki yüzde yirmi beşten neredeyse üçe katlamış oldunuz. Bu kadar büyük bir fark neden gözden kaçıyor? Kamuoyunda yerleşmiş yanlış bir kanı var: "Mal paylaşımı sadece boşanmada olur." Oysa kanun boşanmayı ve ölümü aynı şekilde ele alıyor - her ikisi de mal rejimini sona erdiriyor. Bunu bilmeyen ya da hatırlatmayan biri varsa süreç eksik ilerliyor. Bir de pratik bir neden var: Yas sürecinde olan insanlar "bir an önce bitsin" düşüncesiyle hareket ediyor. Bu anlaşılır bir durum. Ama o anda yapılmayan talep, ileride davaya dönüşüyor ya da tamamen kaybediliyor." Avukat Ahmet Çağrı Karaca, şu tavsiyede bulundu; "Mirasçılık belgesi alınmadan önce ya da en geç miras taksimi yapılmadan önce, mal rejiminden kaynaklanan alacakların ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Bu bir tercih değil, hukuki bir hak. Ve hukuk, bu hakkı ancak siz talep ettiğinizde size teslim eder."
Sivas Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte, bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin, bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirterek, açıklamalarda bulundu. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Sefer Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte, anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi, insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımız da insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamaları, firmaları kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazıları da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda, ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.