GÜNDEM - 04 Şubat 2026 Çarşamba 16:42

Sarıyer’de karaya oturan gemiyi kurtarma çalışmaları sürüyor

A
A
A
Sarıyer’de karaya oturan gemiyi kurtarma çalışmaları sürüyor

Kastamonu Cide açıklarında 12 gün önce vurulan ve pazar günü Sarıyer açıklarında karaya oturan ’Razouk’ isimli gemiyi kurtarma çalışmaları devam ediyor. Mürettebatın ihtiyaçları kıyıdan halatlarla gemiye taşınırken, o anlar kameraya yansıdı.


Romanya’nın Köstence Limanı’ndan kalkan ve İstanbul Boğazı açıklarına demirlemek için seyir halinde olan ’Razouk’ isimli kargo gemisi pazar günü akşam saatlerinde Sarıyer açıklarında karaya oturmuştu. Karaya oturan geminin kurtarma ve hasar tespit çalışmaları için kıyı emniyetine bağlı iki dalgıç dalış gerçekleştirdi. Geminin karaya oturan kısımları ve pervanesi ne kadar hasar aldığı tespit edildi. Kıyı emniyetine bağlı Kurtarma 1 ekibi çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda mürettebatın ihtiyaçları kıyıdan halatlarla gemiye taşınırken, o anlar kameraya yansıdı. Öte yandan gemideki kurtarma çalışmaları havadan görüntülendi. 22 Ocak’ta Rus limanlarına seyir halindeyken Kastamonu Cide açıklarında hava araçları tarafından vurulan ve büyük hasar olan gemi karaya oturmuştu. Geminin kaptanı, Kıyı Emniyeti ekiplerinden tıbbi yardım talebiyle karaya çıkartılmıştı.



Sarıyer’de karaya oturan gemiyi kurtarma çalışmaları sürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Süleyman Soylu’dan, eski İtalya Başbakanı Draghi’nin AB için federasyon çağrısına öneri: "Tıkanıklık ekonomik, değil siyasi" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İçişleri Komisyonu Başkanı ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin Avrupa Birliği (AB) için federasyon çağrısına ilişkin, "Draghi’nin bu teşhisi güçlü ama tespitleri kadar gerçekçi değil. AB’nin asıl tıkanıklığı ekonomik değil, siyasi birlikteliğidir" dedi. Eski İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin, Avrupa’nın gerçek bir federasyon haline gelmemesi durumunda, bağımlı, parçalı ve sanayisizleşmiş bir yapıya sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği ifadelerini, TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalar ile değerlendirdi. Soylu, AB konusunda güçlü araştırmalar ve hazırladığı kapsamlı raporla birlikte en rasyonel tespitleri ortaya koyan Draghi’nin bu teşhisinin güçlü; ama tespitleri kadar gerçekçi olmadığını ifade etti. "Draghi’nin bu teşhisi güçlü ama tespitleri kadar gerçekçi değil" AB konusunda güçlü araştırmalar ve hazırladığı kapsamlı raporla birlikte en rasyonel tespitleri ortaya koyan Draghi’nin tespitlerinin güçlü ama gerçekçi olmadığını belirten Soylu, "Avrupa Merkez Bankası eski başkanı ve İtalya eski başbakanı Draghi, ‘AB’nin gerçek bir federasyona dönüşmezse bağımlı hale gelir’ diyor. AB konusunda güçlü araştırmalar ve hazırladığı kapsamlı raporla birlikte en rasyonel tespitleri ortaya koyan Draghi’nin bu teşhisi güçlü ama tespitleri kadar gerçekçi değil. AB’nin asıl tıkanıklığı ekonomik değil, siyasi (hatta dini) birlikteliğidir. AB, siyasi birlikten vazgeçip ekonomi ve güvenliği önceleyen yeni bir iş birliği modeli kuramazsa, tam da Draghi’nin uyardığı dramatik tablo kaçınılmazdır. Bugün AB’nin karşı karşıya olduğu tablo açık. Sanayisizleşme, yüksek borçluluk, yüksek enerji maliyetleri, siyasi istikrarsızlık, demokratik meşruiyet krizi, yaşlanan nüfus, karşılığı olmayan sosyal refah harcamaları ve karar alamayan hantal bir bürokrasi, beceri/meslekleşme eksikliğidir. Bu yapıyla ve bu birliktelik anlayışı ile AB’nin bu krizden çıkması mümkün değildir" ifadelerine yer verdi. "AB, Amerikan kapitalizmi ile Çin tipi sosyalizm arasında sıkışmıştır" AB’nin Amerika ile Çin arasında sıkışıp kaldığını, Avrupa’nın üretimden çok hizmete sıkışan bir kıta haline geldiğini vurgulayan Soylu, "Draghi de iyi biliyor ki ‘pragmatik’ federalizm modeli bile olsa, mevcut bu çöküşü durduramaz. Çünkü AB, Amerikan kapitalizmi ile Çin tipi sosyalizm arasında sıkışmıştır. Bu sıkışmayı aşamayacak bir Avrupa’nın önünde kalan alanlar sınırlıdır ve bunlarla sadece bazı dönemsel ve bölgesel avantajlı yatırımlar yakalayabilir. Turizm bölgesi, eğitim bölgesi, biyomedikal bölgesi, Fransa’daki veri merkezleri gibi dönemsel avantajlar vardır. Yani Avrupa, üretimden çok hizmete sıkışan bir kıta haline gelmektedir. Sosyal, siyasal ve geleneksel pek çok sorun da daha yeni başlıyor. Draghi’nin söyleyemediğini açıkça söyleyelim. AB’nin tek çıkışı, başlangıç noktasına dönmektir. İdeolojik, dini ve siyasi ötekileştirmeleri terk edip ekonomik ve güvenlik eksenli, radikal bir dönüşüm gerçekleştirmelidir. Aksi halde sadece AB’nin değil, AB’cilerin de çöküşü kaçınılmazdır" cümlelerine yer verdi.
Antalya Bilal Erdoğan: "Dünya beşten büyüktür diyen bir liderimiz varken gelin bu çürümüş düzene muhalefet edelim" İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, Antalya’da düzenlenen Gençlik Liderliği Eğitim Programı’nda gençlere seslenerek, "Dünya beşten büyüktür diyen bir liderimiz varken gelin bu çürümüş düzene hep birlikte muhalefet edelim" dedi. Türkiye Gençlik STK’ları Platformu tarafından düzenlenen Gençlik Liderliği Eğitim Programı, Antalya’da devam ediyor. Program kapsamında gençlerle buluşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, dünyadaki gelir adaletsizliği, küresel güç dengeleri, savaşlar ve Türkiye’nin son yıllardaki konumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. "Dünya serveti bir avuç insanın elinde temerküz etti" Dünya genelinde gelir dağılımının tarihi olarak en bozuk dönemlerinden birinin yaşandığını söyleyen Erdoğan, "Dünyada servetin temerküz ettiği yer yine bir avuç insanın eli. Şu anda dünyanın en zengin adamı göz açıp kapayıncaya kadar 650 milyar dolar servete ulaştı ve Amerikan mahkemelerinde 1 trilyon dolara ulaşmasının neden gerekli olduğunu savunuyor. ‘Dünyayı Mars’a götürmeliyim, insanlığa görmediği teknolojileri kazandırmalıyım’ diyor. Ama bu profili tanıdığınızda, insanlığın hayrını düşünen bir tablo görmüyorsunuz" dedi. Büyük şehirlerde yaşamın her geçen gün daha zor hale geldiğini ifade eden Erdoğan, sosyal medyada sunulan refah algısının gerçeği yansıtmadığını dile getirerek, "İnsanlar köy hayatından kurtuldu sözüm ona ama şehirlerde yine zor geçiniyorlar. İstanbul’da geçinemiyorsa New York’ta da geçinemiyor, Londra’da da zor. YouTube’da önlerine bir hayat atılıyor; ayda 5 bin dolar kazanıyor deniliyor. Ama mikrofonu uzatsan bir dokun bin ah işitiyorsun" diye konuştu. "Gazze’de tarihte eşi benzeri olmayan bir yıkım yaşandı" Konuşmasında savaşlara da değinen Bilal Erdoğan, özellikle Gazze’de yaşananların insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini şu şekilde vurguladı: "Şu anda Ukrayna’daki savaş, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri en çok insanın hayatına mal olan savaş olarak tarihe geçti. Ruanda’daki soykırımı da geçti. Ama Gazze’deki soykırım Dünyanın gözünün önünde üç yıl boyunca tarihte olmamış bir yıkım ve katliam yaşandı. Bir şehre sıkıştırılmış insanların üzerine böylesine bir ölüm hiçbir zaman yağdırılmadı. Ama gözümüzün önünde bu yaşandı, dünyanın bütün egemen güçleri buna yardım ve yataklık yaptı." Bilal Erdoğan, küresel ölçekte servet sahibi olan bazı isimlerin güç ve zenginliği nasıl kullandıklarına ilişkin değerlendirmesinde, "Zenginleri görüyoruz, Epstein olaylarında görüyoruz, Türkiye’deki bazı olaylarda da görüyoruz. Belli tatminleri yaşadıktan sonra bu insanlar ‘ben başka ne yapabilirim, kimselerin yapamadığı neyi yapabilirim, kimselerin deneyimlemediği neyi deneyimleyebilirim’ noktasına geliyor" diyerek, meselenin daha derin bir zihniyet sorunu olduğuna işaret etti. "Son 23 yıldaki büyüme Cumhuriyet tarihinde yok" Türkiye’nin son 23 yılda yakaladığı ekonomik ivmeye de değinen Erdoğan, "Son 23 yıldaki büyüme Cumhuriyet tarihinde yok. Osmanlı tarihinde bile yok. Endüstri devriminden sonra yakalanan büyümeleri Osmanlı yakalayamadı, onları kaçırdık. Ama o kaçırılan frenleri son 23 yılda yakaladık. Ülkenin ekonomik büyüklüğü 8 kat arttı, kişi başına milli gelir 6 kat büyüdü" ifadelerini kullandı. "Türkiye artık dünya gündemini değiştirebilecek bir ülke" Yurt dışı temaslarında Türkiye’ye bakışın ciddi şekilde değiştiğini gördüklerini belirten Bilal Erdoğan, ülkenin artık küresel ölçekte etkili bir aktör olduğunu söyleyerek, "Türkiye’ye nasıl baktıklarını görüyoruz. Ne kadar muktedir bir ülke olduğumuzu ayrı, dünya gündemini değiştirebilecek bir ülke olduğumuzu ayrı görüyorlar" dedi. "Dünya beşten büyüktür diyen bir liderimiz var" Konuşmasının son bölümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel sisteme karşı duruşuna vurgu yapan Bilal Erdoğan, gençlere şu şekilde çağrıda bulundu: "Başımızda bu adaletsiz sisteme 23 yıldır istikrarlı şekilde muhalefet eden, yumruklara rağmen ayakta kalan bir liderimiz var. Cumhurbaşkanımızın hiçbir odağın adamı olmadığı bugün herkesçe görülüyor. ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen bir liderimiz varken gelin bu çürümüş düzene hep birlikte muhalefet edelim."
Tekirdağ Tekirdağ’da "Deprem Güvenliği ve Toplum Odaklı Çözümler Çalıştayı" Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından "Deprem Güvenliği ve Toplum Odaklı Çözümler Çalıştayı" düzenlendi. Çalıştayda konuşan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, deprem gerçeğiyle yaşayan kentlerde sorumluluğun yalnızca bireylere değil, yerel ve merkezi yöneticilerden uzmanlara kadar herkese ait olduğunu vurguladı. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası bölgede görev yaptığını hatırlatan Yüceer, yaşanan yıkımın ve acıların asla unutulmaması gerektiğini ifade etti. Depremlerin ardından gerekli derslerin çıkarılması gerektiğine dikkat çeken Yüceer, "Kararlar, raporlar çok kıymetli. Ancak asıl önemli olan bunların hayata geçirilmesi. En zor olan da bu. Gerçek çözüm, sahada ve uygulamada karşılık bulduğunda anlam kazanır" dedi. Tekirdağ’ın Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer aldığına dikkat çeken Yüceer, Marmara Bölgesi’nin sanayi, nüfus yoğunluğu ve yoğun göç hareketleri nedeniyle yüksek risk barındırdığını söyledi. Kentin en önemli sorunlarının başında depremin geldiğini, iklim değişikliğiyle birlikte yaşanan kuraklık ve su problemlerinin de ciddi tehdit oluşturduğunu belirtti. Tekirdağ genelinde Coğrafi Bilgi Sistemi’ne kayıtlı yaklaşık 219 bin bina bulunduğunu açıklayan Yüceer, bu yapıların yaklaşık 111 bininin 1999 deprem yönetmeliği öncesinde inşa edildiğini ifade etti. İlk etapta 5 bin ila 6 bin binanın deprem risk sınıflandırmasının yapıldığını belirten Yüceer, kent genelinde tarama çalışmalarının aralıksız sürdüğünü kaydetti. Geçici barınma alanlarına yönelik çalışmalara da değinen Yüceer, il genelinde 14 geçici barınma alanının belirlendiğini, bu alanların büyük bölümünde altyapı çalışmalarının tamamlandığını söyledi. Afetlere hazırlık kapsamında yürütülen bu çalışmaların Altın Karınca Ödülü ile taçlandırıldığını ifade eden Yüceer, "Deprem riskinin azaltılması ancak bilim, ortak akıl ve dayanışma ile mümkündür. Bu sorumluluğu unutmadan, kararlılıkla yolumuza devam etmeliyiz" diye konuştu. Yüceer, ilçeye dron dağıtıldığını, tsunami riskine karşı Süleymanpaşa’da pilot olarak başlatılan projenin Marmaraereğlisi ve Şarköy ilçelerine yaygınlaştırılacağını ifade etti. Çalıştayın sonunda, afetlere karşı mücadelenin ancak ortak akıl ve dayanışma ile mümkün olabileceği vurgulanarak, yerel yönetimler, merkezi idare, akademisyenler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içerisinde Tekirdağ’ı afetlere dayanıklı bir kent haline getirmek için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.