SAĞLIK - 13 Ocak 2025 Pazartesi 09:44

Teknoloji bağımlılığı, Hikikomori Sendromu’na neden olabiliyor

A
A
A

Sosyal izolasyon olarak tanımlanan ve kişinin eve kapanmasına neden olan Hikikomori Sendromu, tüm dünyada daha yaygın hale geliyor. Teknoloji bağımlılığının bu sendromu pekiştirdiğini belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, gençlerde de görülen Hikikomori Sendromu’na karşı aileleri uyardı.

Japonya’da başlayıp tüm dünyaya yayılan Hikikomori Sendromu, teknolojinin gelişmesi, ebeveynlerin çocuklarla kurduğu iletişim eksikliği, Covid pandemisinin de getirdiği sosyal izolasyon ile hem ergenlik çağındaki gençlerde hem de genç yetişkinlerde sıklıkla görülebiliyor. Atlas Üniversitesi Hastanesi Başhekimi, Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, Hikikomori Sendromu’nu şöyle açıkladı:

“Kişinin kendi isteği doğrultusunda içe kapandığı, sosyal, kültürel, toplumsal ortamdan koparak eve, hatta kendi odasına kapandığı bir süreç. Bu süreç en az 6 ay gibi bir süre olabiliyor. Bunun tabi ki hafif, orta, ağır şekilleri var. Kişi arada bir gün dışarı çıkabiliyor, ancak zamanının büyük bölümünü odasında geçiriyor. Gençlerde, ergenlerde, genç yetişkinlerde ve erkeklerde daha sık karşılaştığımız bir durum.”

“Dijital ortama bağımlılık tabloyu pekiştiriyor ve kişi kısır döngüye giriyor”

Teknolojinin gelişmesiyle bu sendromun daha yaygın bir hale geldiğini ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “İnternetin yaygın kullanılmasıyla beraber Hikikomori Sendromu pekişmeye başlamıştır. Bu kişilerde internet bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, dijital oyun bağımlılığı, buna paralel dijital kumar bağımlılığı gibi bağımlılıklarda da artış görülmektedir. Cep telefonlarının yaygın kullanımı ile her an internete erişilebilir bir teknolojik çağda yaşıyoruz. Dijital ortama bağımlılığı artan kişi daha çok sosyal ortamlardan izole yaşamaya, toplumdan uzaklaşıp sosyal olarak içe kapanmaya başlıyor. Çevre ile iletişimi azaldıkça zamanla sorumluluklardan kaçan, zaman kavramı karışan, okula gitmeyi reddeden, sosyal ilişkilerden iş ortamından kaçan birey maddi manevi aileye daha bağımlı hale gelmeye başlayabiliyor; süreç ruhsal çökkünlüğe kadar varabiliyor. Dolayısıyla kendisini eve kapatma süreciyle beraber bir yandan da teknoloji bağımlılığının başlaması, bu süreci pekiştiriyor ve kişi kısır bir döngüye giriyor. Bu, sürecin uzamasına ve başka ruhsal sorunlara dönüşmesine neden olabiliyor” dedi.

“Tedavi edilmezse intihara kadar varabiliyor”

“Hikikomori, tek başına primer bir sendrom olarak karşımıza çıkabileceği gibi, sosyal izolasyonun getirdiği eş zamanlı bir internet bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı ve dijital oyun bağımlılığı tablosu ile de karşımıza sıklıkla geliyor” diyen Ensari, “Bunlar sonuçta basit şeyler değil, hepsi bağımlılık çatısı altında değerlendirdiğimiz ruhsal bozukluklar ve mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Vaktinde tedavi edilmediği takdirde kişide bir süre sonra depresyon gibi, kaygı bozukluğu gibi ciddi ruhsal hastalıklara sebep olabiliyor. Depresyon da geliştiği zaman, kişinin isteksiz mutsuz hissettiği, yaşamdan zevk alamadığı, kendini kötü hissettiği, bir süre sonra öz güven duygusunun azaldığı, kendisini değersiz hissettiği, intiharla sonuçlanabilecek ciddi depresyon tablolarına sebep olabilir” ifadelerini kullandı.

Aileler ihmal etmemeli

Ergen ve gençlerde Hikokomori Sendromu’na karşı aileleri uyaran Prof. Dr. Ensari, “Odadan dışarı çıkmayacak kadar kendisini sosyal ortamlardan izole ediyor, yemesini içmesini kendi odasında yapıyorsa; çevre ile iletişimi tamamen kopartıp işe, okula gitmeyecek seviyelere kişi geldiyse ailelerin mutlaka bu konuda bilinçli olması ve bir uzmandan destek alması çok önemli. Müdahale edilmediği takdirde dijital bağımlılık, internet bağımlılığı, sosyal medya ve kumar bağımlılığına, depresyona kadar süreç gidebilir. İntihar gibi istemediğimiz sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz” şeklinde konuştu.

Hikikomori Sendromu’nun benzer hastalıklardan ayrılması gerektiğini belirten Ensari, “Kişinin eve kapanma, odasına kapanma, içe kapanma süreci depresyon ya da şizofreni belirtisi olabilir, kaygı bozukluğu dediğimiz sosyal ortamlara girmekten kaçınma davranışı olabilir. Dolayısıyla bunları da ayırt etmekte fayda var. Hepsini bu çerçevede değerlendirdiğimizde Hikikomori tablosunu ergenliğe ait basit, geçici bir dönem gibi algılamamak gerekir. Ailelerin alarm durumunda olması, erken ruh sağlığı uzman desteği alınması çok önemli” dedi.

“Gençlerle iletişim kanallarını açık tutmak gerekiyor”

Ailelerin yapması gerekenlere de değinen Prof. Dr. Hülya Ensari, sözlerini şöyle tamamladı:

“Gençlerimizin dijital ortamlarda geçirdikleri süreyi mümkün olduğu kadar kısıtlamak gerekiyor. Tabi ki bunun yolu baskı ve zorlamak değil. Burada iletişim kanallarını açık tutmak gerekiyor. Gençlerle bol bol iletişim kurmaları, özellikle kaliteli etkili iletişim kurmaya yönelik zaman ayırmaları önemli. O iletişim kanallarını açık tutmak, kişinin sosyalleşmesine destek olmak ve elektronik çağda bu işin bağımlılığa dönüşmeden ihtiyaç halinde elektronik cihazlara erişimini ve kullanımını sınırlandırmak çok önemli.”

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Kar yağışı sonrası kışlık araç bakım yoğunluğu arttı Gaziantep’te kar yağışıyla birlikte araçların kışlık bakımı için servislere akın eden sürücüler yoğunluğa neden oldu. Beklenen kar yağışının başlamasıyla birlikte sürücüler servislere akın etti. Sabah saatlerinden itibaren oluşan yoğunluk, birçok sürücünün kış lastiği kavramını yanlış yorumladığını ve sadece kar yağdığında takılması gerektiğini düşündüğünü ortaya koydu. Gaziantep’te kış mevsimi öncesinde araçlarının kışlık bakımını yaptırmayan ve kar yağışının ardından sorun yaşayan sürücüler, araçların kışlık bakımı için servislerin yolunu tuttu. Kış mevsimine girilmesine rağmen sürücüler araçların kışlık bakım işlemini kar yağışına kadar erteledi. Bu durum kar yağışının ardından oto tamir servislerinde yoğunluğa neden oldu. Hem araçlarının kışlık bakımını yaptırmak için gelenler hem de kar yağışının ardından yollarda oluşan buzlanma nedeniyle meydana gelen kazalarda araçları hasar gören sürücülerin oto servislerin yolunu tutmasıyla ustalar, talebe yetişmekte zorlandı. Oto sanayilerde kar mesaisi Gaziantep’te etkili olan kar yağışı ve yollarda yaşanan buzlanma kazaları da beraberinde getirdi. Kış lastiği takmayan ve araçlarının kışlık bakımını yaptırmayan sürücüler trafik kazalarına neden oldu. Bu durum özellikle oto sanayilerde ve servislerde yoğunluk yaşanmasına yol açtı. Oto sanayicilerin yoğun mesaisi sürerken, ustalar sürücülerin antifriz ve lastik bakımının yapılması gerektiği konusunda uyardı. Kış mevsimine girilmesi ve kar yağışı kışlık araç bakımının önemi arttı. Kar yağışının yoğunluğu arttırdığı oto tamircilerde ustalar, antifriz ve lastik bakımının yapılmasının önemine değindi. Rutin bir kışlık araç bakımının maliyetinin de ortalama 5-6 bin TL arasında olduğunu belirtiyor. Oto sanayilerde araç tamiri yapan ustalar araçların kış bakımlarının aksatılmaması gerektiğini söyledi. Kar yağışının ardından araç bakımlarında yoğunluk oluştuğunu belirten oto servis yetkilisi Hayri Çekiç, bakımı yapılmayan araçlarda 120 bin TL’ye kadar masraf riski olduğunu ifade etti. Periyodik motor yağı bakımı, antifriz ölçümü ve akü kontrolünün önemini vurgulayan Çekiç, çok basit bakımların büyük masraflardan kurtaracağını belirterek, "İnsanlar artık meteorolojiden hava durumunu yakından takip ediyorlar. Tabi bunun yanında genelde kar yağdığı zaman vatandaşlarımızın mağdur olmaması için araçlarında mutlaka kar ve kış lastikleri, zincirler, çelik halat, yol yardımcısı ve akü takviyesi gibi önemli malzemeleri bulundurması daha iyi olur. Çünkü bu malzemeler kişi aracıyla yolda kalındığı zaman bu hava şartlarında bizimde sürücülere ulaşmamız geç olur. Sürücüler donma riskine karşı, aracının ve kişinin kendisi zorda kalmaması için bu malzemeler önemlidir" dedi. Kış aylarında araçların sağlıklı ve güvenli bir şekilde çalışabilmesi için düzenli bakım yapılmasının gerekliliğine dikkat çeken Çekiç, "Araçların rutin genel bakımlarını, hasarlarını garantili bir şekilde yapıyoruz. Araçların genelde kışlık bakımları oluyor. Bu bakımların rutin olarak düzenli kilometrede yapılması lazım. Araçların bakımları yapıldığı zaman motor daha uzun ömürlü ve daha performanslı olur. Çünkü bu bakımlar hayatı önem taşıyor. Bu bakımlar yapılmadığı zaman 5-7 bin TL civarında olan rakamlar 70 ile 120 bin TL gibi rakamları bulur. Onun için araçların bakımının düzenli olması lazım" şeklinde konuştu. Araçların sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için periyodik olarak motor yağı bakımı, antifriz ölçümü ve akünün kış şartlarına uygun olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğini belirten Çekiç, bu bakım işlemlerinin sadece aracın sorunsuz çalışmasını sağlamakla kalmayıp aynı zamanda da oluşabilecek maddi zararları önlediğini belirtti. Ayrıca, güvenli bir sürüş deneyimi için lastik seçiminden fren sistemine kadar birçok faktörün göz önünde bulundurulması gerektiğini de ifade eden Çekiç, kışlık bakımı yapılmayan bir aracın ilerleyen dönemlerde daha fazla masraf çıkarabileceğini de sözlerine ekledi. Aracının kışlık bakımını yaptıran Mustafa Erdoğan ise, "Aracımın kışlık bakımlarını yaptırmaya geldim. Malum kış mevsimi ve araca daha güvenli binmek için bakımlarımızı yapmak zorundayız. Özellikle de kış lastiklerimize özen gösterelim. Aracımızın bakımlarına özen gösterelim. Yolda kalmamak için aracımızın bakımlarına özen gösterirsek daha keyifli bir sürüş yaşayabiliriz" diye konuştu.