GÜNDEM - 07 Mayıs 2026 Perşembe 10:17

TF-2000 Hava Savunma Muhribi 2028’de denize inecek

A
A
A

 "Çelik Kubbe" hava savunma mimarisinin denizdeki uzantısı olacak TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi, 2028'de denize inecek. Askeri Fabrika ve Tersane İşletme Anonim Şirketi (ASFAT) Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa İlbaş, "TF-2000 Hava Savunma Muhribi bizim ana yüklenicisi olduğumuz ülkemizin en büyük projelerinden bir tanesi. Oldukça iyi gidiyor şu anda 6 bloğun inşası yapıldı ve devam ediyor. 2028'de denize inmesi planlanıyor" dedi.

SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nda TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi'nin ana yüklenicisi ASFAT da yerini aldı.

ASFAT Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa İlbaş özellikle bakım onarım çalışmalarının önemini vurgulayarak, "Biz ASFAT olarak, Milli Savunma Bakanlığı bağlısı bir şirket olarak, askeri fabrikalarımız 27 askeri fabrika ve 10 askeri tersane imkan ve kabiliyetlerini kullanıyoruz bilindiği gibi. Buralarda biz bakım, onarım, iyileştirme faaliyetleri yapıyoruz. Biz özellikle bunu öne çıkardık. Çok platform geliştirebilirsiniz, çok ürün yaparsınız ama bunları hiç kullanamayabilirsiniz. Ya da bir kere kullanabilirsiniz. Ama bunu sürekli kullanabilmek ve kullanılabilecek şekilde onu idame etmek ve savunmada kullanmak için hazır halde tutmak bir kabiliyet işidir. O da bakım, onarım, iyileştirme ile oluyor. İşte tam da ASFAT bu yönünü öne çıkaran bir dönem yaşıyor. Bununla da yurt dışından çok ciddi talepler geliyor. Mesela çok yakın zamanda Senegal'in uçağı Kayseri'ye geldi, onun bakım onarım işini yapıyoruz. Bunun devamı geldi; birçok Afrika ülkesinden, Avrupa'dan, yakın Avrupa'dan, Orta Doğu'dan görüşmelerimiz devam ediyor. Yurt dışından uçaklar ve diğer platformları Türkiye'ye getirerek onların bakım, onarım ve iyileştirme faaliyetlerine başladık. Bu önemli bir aşamadır. ASFAT bu yönünü öne çıkaran bir şekilde savunma sanayiinde sürdürülebilirlik anlamında söylüyorum bunu, dünyaya pazarlıyoruz. Dost ve müttefik ülkelerimizde bu imkan ve kabiliyetlerimizi kullanarak onlara destek oluyoruz" ifadelerini kullandı.

"TF-2000 2028'de denize inecek"

TF-2000 hava savunma muhribi hakkında bilgi veren İlbaş, "TF-2000 Hava Savunma Muhribi, o da bizim ana yüklenicisi olduğumuz ülkemizin en büyük projelerinden bir tanesi. Tabii ona Faz-1 ana yüklenicisi olarak başlamıştık, şimdi Faz-2'ye de başladık devam ediyor. Oldukça iyi gidiyor; blok blok inşası yapılıyor, şu anda 6 bloğun inşası yapıldı ve devam ediyor. Herhangi bir sorun yok. Sistemlerle ilgili biraz önce TÜBİTAK BİLGEM ile sözleşme imzaladık. Degaussing sistemi mesela TÜBİTAK'tan tedarik ediyoruz. Yerli ve milli sistemleri tercih ediyoruz özellikle. 2028'de denize inmesi planlanıyor, 2031'de ise tam teslimatın tamamlanması hedefleniyor. Hedefte herhangi bir aksama olmayacağını öngörüyoruz" dedi.

Zöhre Alagöz - Ozan Erturan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara 22 ilde organize suç örgütlerine operasyon: 32 gözaltı İçişleri Bakanlığı, Artvin merkezli 22 ilde silahlı yağma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarına karışan organize suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonlarda 32 şüphelinin yakalandığını duyurdu. İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Artvin merkezli 22 ilde silahlı yağma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarına karışan organize suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonlarda 32 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 23’ü tutuklandı, 9’u hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı, İnterpol-Europol Daire Başkanlığı, Asayiş Daire Başkanlığı ve Artvin Emniyet Müdürlüğü ile Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde silahlı yağma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarına karışan organize suç örgütlerine yönelik Artvin merkezli toplam 22 ilde operasyonlar düzenlendi. Operasyonlar sonucu suçtan elde edildiği değerlendirilen 7,4 milyon lira değerinde döviz ve altın ile toplam piyasa değeri 60 milyon lira olan 2 adet arsa, 4 adet daire ve 8 adet araca el konuldu. Milletimizin huzur ve güvenliği için suç odaklarına ve suçlulara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, İstihbarat Başkanlığımızı, Daire Başkanlıklarımızı, Artvin İl Emniyet Müdürlüğümüzü, MASAK’ımızı, Artvin Cumhuriyet Başsavcılığımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" denildi.
Kocaeli Kentin gözü kulağı sahada: Arızalara hızlı çözüm Kocaeli’de "Göz Kulak" ekipleri, kent genelinde yaptığı kontrollerle kaldırım, yol ve yaya geçitlerindeki sorunları yerinde tespit ediyor. Anında kayıt altına alınan eksiklikler hızlı müdahalelerle çözüme kavuşturularak vatandaşların yaşam konforu artırılıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı’na bağlı olarak hizmet veren "Göz Kulak" ekipleri, şehrin dört bir yanında gerçekleştirdiği anlık tespitlerle hizmetin hızına ve kalitesine doğrudan katkı sunuyor. "Göz Kulak" ekipleri, Kocaeli genelinde sokak sokak dolaşarak ihtiyaç duyulan noktaları yerinde inceliyor. Kaldırımlar, yollar, bordürler ve yaya geçitleri detaylı şekilde kontrol edilerek eksiklikler tek tek belirleniyor. Ekipler, tespit ettikleri her detayı anında kayıt altına alarak talep oluşturuyor. Bu sayede sorunlar zaman kaybetmeden ilgili birimlere iletiliyor ve süreç hızla ilerliyor. Yerinde yapılan incelemeler sayesinde aksaklıklar büyümeden fark ediliyor. Ekipler, talebin oluşturulmasıyla beraber tespit edilen noktalara hızlı şekilde yönlendirilerek, müdahale süresi minimuma indiriliyor. Gelen taleplerin yanı sıra sahada doğrudan elde edilen verilerle hareket eden Göz Kulak ekipleri, hizmetlerin daha planlı ve etkili şekilde yürütülmesini sağlıyor. Göz Kulak ekibinin yürüttüğü planlı sistem, şehirdeki düzenin korunmasına önemli katkı sunuyor. Yapılan bu çalışmalar ile vatandaşın günlük yaşamı daha konforlu hale geliyor.
Kilis Suriyelilerin gönüllü geri dönüşleri hızlandı Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin Kilis Öncüpınar Gümrük Kapısı’ndaki gönüllü geri dönüş süreci hız kazandı. Kilis’teki Öncüpınar Gümrük Kapısı’ndaki Gönüllü Geri Dönüş Merkezi’nde hareketlilik devam ederken, ülkelerine dönen Suriyeliler Türkiye’de geçirdikleri yılları unutamayacaklarını söyledi. ‘’Vatanım gibi çok seviyorum’’ Türkiye’de yaklaşık 14 yıl yaşadığını belirten Suriyeli Ula Hamido, Gaziantep ve Ordu’da kaldığını söyledi. Ordu’da bir pastanede tezgahtarlık yaptığını ifade eden Hamido, "Zamanım burada çok güzel geçti. En güzel yıllarım diyebilirim. Türkiye’yi memleketim gibi, vatanım gibi çok seviyorum. Bir yerden sonra kendi memleketimize de dönmemiz gerekiyor. Çok Türk arkadaşım oldu. Ordu’da Arap sayısı az olduğu için bütün çevrem Türklerden oluşuyordu" dedi. "Türk milletine çok teşekkür ediyorum’’ Arkadaşlarının ayrılığı nedeniyle üzüldüğünü belirten Hamido, Halep’e geçeceğini ve dedesinden kalan evde yaşamayı düşündüklerini anlatarak, "Türk milletine çok teşekkür ediyorum. Bizi çok güzel ağırladılar. Bize hiç ırkçılık yapmadılar. Ben Türkleri çok seviyorum" diye konuştu. ‘’Türkiye’yi ve arkadaşlarımı çok özleyeceğim" İbrahim Süleyman ise Konya’da 4 yıl yaşadığını belirterek, "Burada kaportacıda çalıştım. Ülkeme döneceğim için mutluyum ama Türkiye’yi ve arkadaşlarımı çok özleyeceğim" dedi. Öte yandan sınır kapısındaki minik bir Suriyelinin "Türkiye nasılsın Türkiye" sözleri renkli görüntülere sahne oldu.
Aksaray Aksaray’da yağmur yağışları tarımsal üretime can suyu oldu Aksaray’da 3 aydır aralıklarla devam eden yağmur yağışları hem üreticinin yüzünü güldürdü hem de tarım arazilerine adeta can suyu oldu. Birçok tarım arazisi hiç sulama yapılmadan mayıs ayına kadar gelirken, hasat dönemi yaklaşan sarımsak tarlaları yağmur suları ile yeşerdi. Halen yağışların aralıklarla devam ettiği Aksaray’da rekoltede geçen yıla oranla 2 katı artış bekleniyor. Nüfusunun yüzde 80’inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı Aksaray’da bu yıl sürekli olarak yağan yağmur yağışları tarım arazilerine adeta can suyu oldu. Tarım üretiminde birçok üründe ülkede ilk 10’a giren Aksaray’da yağışlar nedeniyle rekoltede 2 katı artış bekleniyor. Organik sarımsak üretimiyle yurt dışına ihracat yapan üretici Uğur Öngün, geçen yıl eylül ayında dikim sezonuna girdiklerini ve mayıs ayına kadar yağmur sayesinde herhangi bir sulama yapmadıklarını söyledi. Son 5 yılın en yüksek yağış miktarını aldıklarını belirten Öngün, "Biz sarımsak üretimi yapıyoruz. Organik tarım sarımsak alanındayız. Biz yaklaşık son 5 yıldır bu şekilde bir yağış almadık. Dikim tarihimiz eylül ayında başladı. Ekim ayında sarımsaklarımızın dikim zamanlaması bitmişti. Bu zamana kadar herhangi bir sulama yapmadık. Çünkü yağışlarımız son 5 yılın belki de daha fazla en güzel yağış miktarına ulaştı. En güzel yağışları aldık bu sene. Toplamda yaklaşık 7 aydır sulama yapmadık. Normalde şu anda ikinci suyunu vermemiz gerekiyordu. Ama şu an hiç su vermedik ve yağışlar tamamen topraklarımızı ıslak tuttu. Şu an 3 hafta boyunca bitkimiz su istemiyor" dedi. "Bitkilerimiz diğer yıllara göre daha çok gelişmiş durumda" Düzenli yağışlar nedeniyle bitki gelişiminin de çok iyi olduğunu belirten Öngün, "Yağan yağmurların içindeki azotlar ve zamanlamaları bitkiye zamanında girdiği için bitkilerimiz şu anda çok iştahlı. Bitkilerimiz diğer yıllara göre daha çok gelişmiş durumda. Yeşil aksamı gördüğünüz gibi çok iyi, şu ana kadar da herhangi bir hastalık olmadı. Yağışların içerisinde azot miktarları yüksek olduğu için de bitkilerimizin gelişimi şu an çok çok daha iyi. Havaların ısınmamasına rağmen düzenli, zamanlı yağan yağmurlar bitkinin gelişimini müthiş derecede geliştirip iştah oluşturdu. Bitkiler şu anda müthiş derecede gelişim sağlıyor. Bu sene geçtiğimiz yıllara oranla yağışların ve verimliliğin iyi olmasından dolayı yaklaşık 2 katı rekolte artışı bekliyoruz" diye konuştu. "7 aydır bitkilere su vermedik, 1,5 ay sonra hasadımız var" Hasada 1,5 ay kalmasına rağmen 7 ay boyunca hiç sulama yapılmadığına değinen Öngün, "Bizim bölgemiz Türkiye’nin hemen hemen en kırsal bölgelerinden birisi. Son 5 yılda bitkilerimiz normalde yağmur ihtiyacı olduğu ve bunu alamadığı için vahşi sulama sistemiyle sulama yapıyorduk. Böylelikle bitkinin çok su ihtiyacı oluyordu, su israfı da oluyordu. Sonucunda da bitkiye yağmur kadar yaramıyordu. Vahşi sulama bitkiyi ve toprağı çok sıkıyordu. Ama yağan yağmurlar zamanlı ve düzenli yağdığı için bitkilerin halen şu an su ihtiyacı yok. 7 aydır bitkimiz toprağın atında ve kafa oluşma evresine ulaşmış durumda. 1,5 ay sonra hasadımız var ve biz hiç sulama yapmadık. Yağan yağmurlar bitki gelişimi ve rekolteye çok katkı sağladı. İnşallah rahmetin bütün ülkemize, üreticilerimize faydalı olması ve devamının gelmesini temenni ediyorum" şeklinde konuştu.
Rize Yaş çay sezonuna sayılı günler kala üreticiler hazırlıklarını sürdürüyor Rize, Artvin, Trabzon, Giresun ve Ordu’nun geçim kaynağı olan çayda yeni sezonun başlamasına sayılı günler kaldı. 2026 yılı yaş çay sezonuna hazırlanan üreticiler, çay bahçelerinin 10’da 1’ini budayarak kurallara uygun hale getirdi. Bahçe temizliklerini de yapan üreticilerin bir kısmı gübreyi çay sezonundan önce verirken, kalanını ise 1. sürgünün hemen ardından verecek. Özel sektör temsilcileri ve Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün alımlara başlamasıyla çay bahçelerine bu kez çay toplamak için girecek olan üreticiler, gözlerini bugünlerde açıklanacak çay taban fiyatına çevirdi. "Kademeli bir çay geçişi olacağa benziyor" Bu yıl iklim şartları nedeniyle soğuktan etkilenen çay bahçeleri olduğuna dikkat çeken Türkiye Ziraatçılar Derneği Rize Şube Başkanı Müfit Akman, çayın kademeli olarak geldiğini dile getirerek, "Kampanyanın açılışına çok az bir zaman kaldı. Çay bahçeleri soğuklardan etkilense de gelen (olgunlaşan) yerler var. Bir miktar soğuğun etkilediği yerler var. Bu nedenle kademeli bir çay geçişi olacağa benziyor" dedi. "Bizim kuru çayda da kaliteyi yakalamamız lazım" Çay tarımının sürdürülebilirliği için müstahsillerin dikkatli olması gerektiğine vurgu yapan Akman, "Çayın sürdürülebilirliği için bazı tedbirlerin alınması ve yapılması lazım. Burada hem üreticilere hem işletmelere çok yük düşüyor. Bunlar önem arz ediyor. Öncelikle şu anda gübreleme sezonu bitti gibi. Bazı üreticilerimiz de çay patlattığı için, işte havalar yağışlı, birinci sürgünü toplayıp hemen akabinde atmak için bekliyor. Bu da doğru bir uygulama. Çay bitkisi üzerine Doğu Karadeniz’de özellikle kar yağan bir bitki olduğu için bir avantajımız var. Bu avantajı iyi değerlendirip, bizim kuru çayda da kaliteyi yakalamamız lazım. Üreticilerimiz gübre atarken maalesef ısrarla diyoruz set aralarına atın. Çay ocağının içerisine atmayın, değnekle vurmayın gibi uyarılarımız olmasına rağmen sahada yeni işte bugün de 5-6 bahçede ıslak olan çay bahçesine serpme şeklinde atılmış belli. Çay tamamen patlatmış, sürgünler yanmış. Bu da verim düşüklüğünü, kalitesizliği arttırıyor" ifadelerini kullandı. "Kampanyanın 10 Mayıs veya 15 Mayıs gibi açılabileceği gözüküyor" Budamalarını yapan üreticilerin bu hafta içerisinde ÇAYKUR’a bildirimde bulunması gerektiğini hatırlatan Akman, "Yerden yüksekliği 20 santimetreyi geçmeyecek şekilde her üreticinin kayıtlı olan çay bahçesinden 1/10 budama yapması gerekir. Eğer budama yapıp fabrikalarına, bağlı oldukları fabrikalarına tespit ettirirlerse ÇAYKUR’a o yıl için çay satabilir konuma geliyor. Yoksa diğer türlü budama yapmazsa özel sektöre satıyor, bunda bir kayıp yok. Budamasını yapmış olan üreticiler veya eksiği olup tamamlamış üreticiler hafta içerisinde mutlaka bunları tamamlayıp bitirmeleri lazım. Çünkü kampanyanın 10 Mayıs veya 15 Mayıs gibi açılabileceği gözüküyor havalar bu şekilde giderse. Bu nedenle hazır bir şekilde bahçelerde ot temizliği yaparak, kampanyaya hazır girmelerini önemli buluyoruz" şeklinde konuştu. "Bu efsunlu ürüne gerçekten biraz özen gösterelim" Üreticileri gübreleme konusunda da uyaran Akman, "Tarım kireci atın diyoruz. Bizim topraklarımız sürekli kimyasal kullanıldığından, 90 yılından bugüne kimyasal kullanmanın verdiği zararla pH değerleri hızla düştü, 3.7, 4.5 gibi. Bizim bunu yukarı çıkarmamız lazım. Kimyasal gübrede de bu amonyum sülfatlı gübreler toprak yapısını bozuyor. Bir an için belki çabuk eriyor, bitki gelişimi sağlıyor ama biz 25-5-10 dediğimiz granül gübrenin set aralarına 60-80 kilogram arasında verilmesini öneriyoruz. Buna uysunlar. Üretici çok gübre atarak çok ürün alamıyor. Bitki de bir canlı, toprakta da bir sürü canlılar var. Bu nedenle bağlıyor birbirini, onun için fazla gübre atmalarına gerek yok. Dönüme 60-80 kilogram, hatta bunu verebiliyorlarsa yüzde 50-60’ını birinci sürgün öncesi, mart ayı sonu, nisan ayının başlangıcı, kalan yüzde 40’ını da birinci sürgünü topladıktan sonra. Biz işin kolayına kaçıyoruz. Böyle bir ürün var, ekmesi yok, dikmesi yok, Mevla vermiş. 80-90 yıldır bu bölgeye gelir getiriyor. Bu efsunlu ürüne gerçekten biraz özen gösterelim" şeklinde konuştu.