SAĞLIK - 04 Nisan 2026 Cumartesi 10:03

Türkiye’de ameliyat edilen Koreli hastanın eşi: "Yüreğimizde olan memleket burası"

A
A
A
Türkiye’de ameliyat edilen Koreli hastanın eşi: "Yüreğimizde olan memleket burası"

Uzun yıllar önce Türkiye’ye yerleşen Güney Koreli çiftten 59 yaşındaki Shine Cheon Choi’nin beyninde nüks eden kansere yönelik ameliyatı Türkiye’de gerçekleştirildi. Eşinin durumuna ilişkin konuşan 56 yaşındaki Young Sook Seol, "2000 yılından beri buradayız, memleketimiz var da yüreğimizde olan memleket burası, burası evimiz" dedi. Hastasına ilişkin konuşan Doç. Dr. Ali Fatih Ramazanoğlu, "Kliniğimizde ameliyatı gerçekleştirildi, iyi geçti. Beyin kanseri tespit edilmişti, toplumun 100 binde 3 ile 5’i arasında görülür. Türkiye sağlık sektöründe dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri. Kişiler, hiç yaşamadıkları bir şikayet hissediyorlarsa kontrolde fayda var" ifadelerini kullandı.


Güney Koreli aikido hocası 59 yaşındaki Shine Cheon Choi ve 56 yaşındaki Young Sook Seol çifti, 2000 yılında 5 yaşındaki kızlarıyla birlikte Türkiye’ye geldi. Ümraniye’de yaşayan, burada kendilerine bir hayat kuran ve 1 çocukları daha olan Koreli çift, zaman zaman ülkeleri ve yakınlarını da ziyaret etti. Shine Cheon Choi burada spor hocalığı yaparken eşi de çocuklarıyla ilgilendi. 2023 yılına gelindiğindeyse denge kaybı, davranış değişiklikleri gibi durumlar oluşunca İstanbul’da bir hastaneye başvuruldu, beyninden bir operasyon geçirdi. Sonrasında rahatsızlıkları tekrar kendini gösteren aikido hocası, ailesiyle ülkesine gitti ve Kore’de beyninde tümör tespit edilerek bir operasyon daha geçirdi. Ardından Türkiye’ye dönen aile, yaşamını sürdürürken hastada tekrar birtakım sıkıntılar meydana geldi ve Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuruldu. Yapılan detaylı incelemelerde doktorlar, beyin kanserinin nüksettiği tespit ederek hasta için ameliyat kararı verdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Ali Fatih Ramazanoğlu ve Doç. Dr. Luay Şerifoğlu ekibi tarafından takip edilen hastanın ameliyatı 3 Şubat’ta başarıyla gerçekleştirildi. Hekimler, hastalık ve sürece ilişkin bilgi verirken kontrolleri devam eden Koreli hasta ve eşi de yaşadıkları zorlu süreci ve Türkiye’ye olan sevgilerini dile getirdi.


"Yüreğimizde olan memleket burası"


Zorlu bir tedavi süreci geçiren 59 yaşındaki Shine Cheon Choi, "Beni ameliyat eden doktora çok teşekkür ediyorum" derken eşi 56 yaşındaki Young Sook Seol "2023 Şubat ayında aniden algılama gücü çok zayıflamıştı. Ondan fark ettik, şuanki 3’üncü ameliyatı, nadiren görülen bir hastalık. 2000 yılından beri buradayız, memleketimiz burası, kendi memleketimiz var da yüreğimizde olan memleket burası. Ameliyatı Kore’de de olabilirdik ama burayı seçtik. İnsanlar hep bu hastaneye geliyor; Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne. Baktım ki; doktorların tecrübesi bayağı çok. İyi doktor olduklarını, iyi tedavi ettiklerini gördük. Gönlümüz daha rahat hissettiğinden bu hastaneyi tercih ettik, ameliyat olduk. Türkiye’deki doktorlar çok akıllı ve yüreği sıcak, çok çok ilgileniyorlar. Tedavi için gelecek hastalar olursa çok çok tavsiye ederim. Eşim buraya ilk spor hocası olarak gelmişti, aikidocu. Burada insanlar çok sıcakkanlılar, Kore’ye gittiğimde hiçbir şey bilmiyorum. Metroya nasıl binilir, hangi hattan gidilir, insanlar yüz vermiyor. Gençliğimizi geçirdik o yüzden burası yüreklerimizde. Burada rahatlık hissediyoruz evimiz burası, kaldığı süreçte çok mutlu olduk, teşekkür etmek isteriz" şeklinde konuştu.


"Beyin kanseri tespit edilmişti, 100 binde 3 ile 5’i arasında"


Hastasının durumuna yönelik konuşan Doç. Dr. Ali Fatih Ramazanoğlu, "Enteresan bir hikayesi var, 20-25 sene önce Türkiye’ye aikido hocası olarak geliyor. Bir bayılma, nöbet geçirme hadisesi yaşıyor. Bir özel hastaneye gidiliyor, beyin kanaması tespit ediliyor. Ameliyat oluyor, sonraki takiplerinde beyin tümörü olduğu ortaya çıkıyor, ülkesine dönüyor, Kore’de tekrar bir ameliyat geçiriyor. Ülkesinde tedavisine devam ederken Türkiye’yi çok özlediklerini söylüyorlar. Hastamızın düzeni ve kendilerini Türkiye’de daha iyi hissettikleri için dönüyorlar. Burada kontrol filmlerinde tümörün nüksettiği ortaya çıkıyor. Kliniğimizde ameliyatı gerçekleştiriliyor, iyi geçti. Bu tür ameliyatları nöronavigasyon, nöromonitörizasyon dediğimiz sistemlerle, modern teknolojiyle ameliyatını yaptık. Beyin kanseri türü tespit edilmişti, bu hastalık kabaca toplumun 100 binde 3 ile 5’i arasında görülür. Tüm beyin tümörlerinde yüzde 15 ile 25 arasında. Bu kötü huylu bir tümördür, tespit edildikten sonra bu tür hastaların genelde yaşam süreleri 12 ay ile 15 arasında değişebilir" dedi.


"Türkiye sağlık sektöründe dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri"


Hastalık ve belirtilerine ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Ramazanoğlu, "En sık nöbet geçirerek uygunsuz yerde hastalar bulunabiliyor. Hastalar tanısı konmadan, tedavisi gecikmiş bir şekilde başvurabiliyor. Bu tür durumlarda ameliyat yapılsa bile geç kalınmış olunabiliyor. Hastamızın anlattığına göre, Ümraniye çevresinde oturduğunu, hastanemizin çok yoğun olduğunu gördüğünü, bu kadar insan buraya geldiyse, işlerin iyi gittiğini düşünmüş. Türkiye’de sağlık sektörü, sağlık hizmetinde görev yapan personel, hemşire, doktorlarımız oldukça yetkindir. Türkiye sağlık sektöründe dünyanın en önde gelen ülkelerinden biridir. Dünyada hangi teknoloji kullanılıyorsa bizde de aynı teknoloji yetkinlikle kullanılmaktadır. Almanya, ABD’den hastamız olduğu gibi Kore’den de gelip bizlere tedavi olabiliyorlar. Hiç yaşamadıkları bir şikayet hissediyorlarsa örneğin; baş ağrısı, kusma, kolda bacakta uyuşma, konuşmada zorluk, muhakeme bozuklukları gibi şikayetler varsa en yakın sağlık merkezine başvurup bir kontrol etmekte fayda vardır" diye konuştu.


"Erken teşhis her zaman önemlidir"


Israrlı belirtilerin üzerinde durulması gerektiğini söyleyen ve erken teşhisin önemine vurgu yapan Doç. Dr. Şerifoğlu, "Yaklaşık 3 yıl önce ani bir baş ağrısı, bilinç kaybıyla bir özel hastaneye gidiyor. 2 ay sonra davranış bozukluğu nedeniyle hasta, eşi tarafından Kore’ye götürülüyor. Bu tümör fark ediliyor, koca bir alan alınıyor, hasta düzeliyor. Tekrar Türkiye’ye döndüğü zaman bizim onkoloji kliniği tarafından tedavisi veriliyor. Burada hastanın daha önce ameliyat edilen tümörünün büyüdüğü görülüyor. Cerrahi karar alınıyor, mevcut tümörlerde yaklaşık 2-3 saatlik bir operasyonla temizliyoruz. Şu anda hasta tedavilerine devam ediyor, gayet iyi, herhangi bir şikayeti kalmadı. Hastamızın beyin tümörü halk arasında kötü huylu denilen bir tümör. Her baş ağrısı tümör değildir, önemli olan; devam eden baş ağrısı olması. Erken teşhis her zaman önemlidir ve en önemli şey; tümörünüz bile olsa, ameliyat bile olsanız muhakkak tedavinize riayet edin, ihmal etmeyin ve moralinizi yüksek tutun" ifadelerini kullandı.


(HK-SB-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘Parmak İzi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği (AHOD) Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında düzenlenen programda kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeleri aktardı. Prof. Dr. Altuntaş, hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabildiklerini ve yapay zekanın tedavi süreçlerindeki önemini vurguladı. Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği tarafından (AHOD) 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla düzenlenen programda kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ele alındı. AHOD Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanserle mücadelede erken tanının önemi, korunma yöntemleri ve yapay zeka uygulamalarının tedavi süreçlerindeki rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Kanser yönetilmesi gereken bir süreçtir Dernek Başkanı Prof. Dr. Altuntaş, kanserin artık yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, yönetilmesi gereken bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna işaret eden Altuntaş, sigara kullanımı, obezite, alkol tüketimi ve zararlı güneş ışınlarından korunma gibi önlemlerle kanser vakalarının önemli bir kısmının engellenebileceğini paylaştı. Kanser tarama programları vatandaşlara ücretsiz Erken tanının hayati önem taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Altuntaş, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen meme, kolorektal (kalın bağırsak / kolon) ve rahim ağzı kanseri tarama programlarının ücretsiz olduğunu hatırlatarak vatandaşların bu programlara katılımının artırılması gerektiğini hatırlattı. Prof. Dr. Altuntaş, kanserle mücadelede yalnızca fiztiksel değil, psikolojik, sosyal ve manevi iyilik halinin de önem taşıdığına dikkat çekerek, son yıllarda bilimsel gelişmelerle birlikte kanser alanında önemli bir paradigma değişimi yaşandığını ifade etti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkıyor Kanserin günümüzde çaresiz bir hastalık olmaktan çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, erken tanı, doğru risk analizi ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının ön plana çıktığını kaydetti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranlarının yüzde 90’lara kadar çıkabildiğini ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli ölçüde azaltılabildiğini aktaran Altuntaş, bu nedenle erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekti. Hastalıklar "parmak izi" gibi tanımlanıyor Prof. Dr. Altuntaş, "Günümüzde kanser tanı yöntemleri çok hızlı gelişmektedir. Dijital onkoloji, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamaları bu alanda önemli yer tutmaktadır. Artık kanseri yalnızca morfolojik olarak değil, genetik ve moleküler düzeyde analiz edebiliyoruz. Hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" şeklinde konuştu. Yapay Zeka kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açmaktadır. Yapay zeka teknolojileri sayesinde tanı ve takip süreçleri hızlanmakta, daha kısa sürede daha doğru sonuçlar elde edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, "Bu gelişmeler, kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açmaktadır" dedi. İmmünoterapi ( bağışıklık tedavisi) ve hedefe yönelik tedaviler bu sürecin en önemli parçaları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, Yapay zeka destekli uygulamalar sayesinde tanı ve takip süreçlerinin hızlandığının altını çizdi. Tedaviler umut verici sonuçlar ortaya koyuyor Hematolojik kanserlerin onkolojinin en hızlı gelişen alanlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, yeni nesil tedavi yöntemleri ve akıllı ilaçlar sayesinde hastalıkların uzun süre kontrol altında tutulabildiğini söyledi. Özellikle immünoterapiler ve spesifik antikor ( bağışıklık proteni) tedavilerinin umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Altuntaş, hastalara umutlarını kaybetmemeleri çağrısında bulundu. Yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde ediliyor Lenfoma ve multipl miyelom (kemik iliği kanseri) gibi hastalıklarda da yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde edildiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, bu durumun hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırdığını vurguladı. Kök hücre naklinde de önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden Altuntaş, tam uyumlu verici bulunamadığı durumlarda dahi başarılı sonuçlar alınabildiğine dikkat çekti. Programa, Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği yönetiminden isimler de katıldı. Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk Ateş, Genel Sekreter Doç. Dr. Fatih Yıldız ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar da programda görüşlerini paylaştı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen program, kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ile yapay zeka uygulamalarının ele alındığı değerlendirmelerle tamamlandı. Program, Ankara’da bir restoranda düzenlenen yemekli organizasyonla sona erdi. (BC -
Ordu Ordulu Ebrar Tuana’dan iki yılda 40 birincilik Ordu’nun Kumru ilçesinde yaşayan 11 yaşındaki ortaokul öğrencisi Ebrar Tuana Saygı, öğretmenlerinin ve ailesinin desteğiyle tuvallere yansıttığı hayal dünyasıyla 40 defa il ve ilçe birinciliğini kazandı. Kumru Erikçeli Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Ebrar Tuana Saygı, son iki yıl içerisinde resimden müziğe, şiirden kompozisyona kadar pek çok farklı alanda elde ettiği 40 birincilikle hem okulunun hem de Ordu’nun gururu oldu. Resim yeteneği ilkokul yıllarında öğretmeni Emine Uçar tarafından keşfedilen Ebrar Tuana, sanat yolculuğunu Erikçeli Ortaokulu’nda Sevilay Bakmaz ve Hasan Ateş öğretmenlerinin rehberliğinde derinleştirdi. Bugüne kadar 55’e yakın eser üreten genç yetenek, aldığı 40 ödülle ailesinin ve okulunun gururu oldu. "Engellemek yerine hayallerimi gerçekleştirmem için beni yüreklendirdiler" Ailesinin, okulunun ve çevresinin yaptığı çalışmalarla kendisine destek çıkarak yanında olduğunu ifade eden Ebrar Tuana Saygı, "Resim yeteneğimi ilkokul yıllarımda öğretmenimle birlikte keşfettik. Erikceli Ortaokulu’na geçtiğimde ise Sevilay ve Hasan öğretmenlerimin rehberliğinde çok kıymetli çalışmalar yaptık. Onların katkıları sayesinde hem yeteneğim gelişti hem de hayal dünyam zenginleşti. Bu süreçte ailem ve çevrem bana her zaman destek oldu; beni engellemek yerine hayallerimi gerçekleştirmem için beni yüreklendirdiler. Bana bu imkânı sundukları ve her zaman yanımda oldukları için aileme çok teşekkür ediyorum" dedi. "Kazandığım 40 birincilik beni gururlandırıyor" Yaptığı 2 yıllık çalışmalarında il ve ilçe genelinde aldığı 40 birinciliğin emeklerinin karşılığı olarak kendisini gururlandırdığını ifade eden Ebrar Tuana Saygı, "Resimlerimde genellikle mutluluk ve hüzün gibi temaları, zihnimdeki düşüncelerle harmanlayarak yansıtıyorum. Çalışmalarımda özgün bir hayal gücü kullanmaya büyük önem veriyorum. Fikirlerimi öğretmenlerimle paylaşarak onların rehberliği ve teknik desteğiyle hayallerimi fırçaya döküyorum. Bugüne kadar il ve ilçe genelinde kazandığım 40 birincilik, emeklerimin karşılığını aldığımı hissettirerek beni gururlandırıyor. Resim yaparken kendimi tamamen özgür hissediyorum; çünkü hayallerimi hiçbir sınır olmadan kâğıda dökebiliyorum. Bugüne kadar toplamda elli beş civarında eser ürettim" diye konuştu. "Onun bu başarılarıyla gurur duyuyorum" Ebrar’ın elde ettiği başarıların tesadüf olmadığını ve ardında büyük azmin olduğunu söyleyen Görsel Sanatlar Öğretmeni Hasan Ateş, "Ebrar Tuana’nın bu yeteneği aslında ortak bir emeğin ürünüdür. Bu yeteneği ilk keşfeden kişi ilkokul öğretmeni Emine Uçar oldu. Daha sonra 5’inci sınıf öğretmeni Sevilay Bakmaz ve bu yıl da bizler Ebrar’ın başarı yolculuğuna destek olmaya devam ettik. Ebrar bizden ne zaman yardım istese, mesai kavramı gözetmeksizin her zaman yanında olduk. Onunla birlikte çalışırken kendisini sanatıyla ifade ettiğini görmek beni de en az onun kadar mutlu ediyor. Ebrar’ın elde ettiği bu başarılar kesinlikle tesadüf değil; tüm bunların ardında büyük bir azim ve disiplinli bir çalışma yatıyor. Onun bu başarılarıyla gurur duyuyorum" şeklinde konuştu. "Ebrar öğrencilerimiz için de bir ilham kaynağı oldu" Erikceli Ortaokulu Müdürü Murat Saygı ise, "Ebrar ile yolumuz geçtiğimiz yıl, o henüz 5. sınıftayken kesişti. Ebrar, son iki yıl içerisinde 40 farklı çalışmasıyla il ve ilçe genelinde önemli dereceler elde etti. Üstelik bu başarıları sadece resimle sınırlı değil; müzik, şiir ve kompozisyon alanlarında da yeteneğini kanıtladı. Ebrar’ın bizi en çok heyecanlandıran yönü ise şimdiden hissettirdiği parlak akademik geleceğidir. Okulumuzun ön plana çıkan isimlerinden biri olan Ebrar, sergilediği bu azimle diğer öğrencilerimiz için de bir ilham kaynağı oldu. Bu ise biz eğitimciler için en büyük mutluluk kaynağıdır" ifadelerini kullandı. (ÜG-
Bursa BTSO MESYEB, nitelikli dönüşümün öncüsü olmaya devam ediyor Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren Mesleki Yeterlilik Sınav ve Belgelendirme Merkezi (MESYEB), modern teknik altyapısı ve sunduğu kapsamlı hizmetlerle mesleki dönüşüm sürecine rehberlik ediyor. Elektrikli ve hibrit araç teknolojileri ile elektro-mekanik üretim gibi geleceğin sektörlerinin zorunluluk kapsamına alınması, MESYEB’in sektörel yetkinliğini kritik bir noktaya taşıdı. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından yayımlanan son tebliğle birlikte, belge zorunluluğu getirilen meslek grubu sayısı 244’e ulaştı. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren tebliğ uyarınca; Batarya Elektrikli Araç Bakım Onarımcısı, Elektrikli Araç Montaj Elemanı, Elektro-Mekanik Montaj İşçisi, Hibrit Araç Bakım Onarımcısı, Mermer-Doğaltaş İmalat Elemanı ve Mermer-Doğaltaş Ocakçısı gibi sanayide dönüşümü sırtlayan meslek dallarıyla birlikte 40 alanda daha belge zorunluluğu başladı. Söz konusu değişiklikle birlikte, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının en üst seviyeye çıkarılması, nitelikli iş gücü kapasitesinin artırılması ve üretim süreçlerinde hata payının minimize edilerek kalitenin sürdürülebilir kılınması amaçlanıyor. MESYEB 2026 hedeflerini büyüttü Yeni düzenlemede, özellikle teknoloji odaklı alanlarda geniş yetki kapsamına sahip olan BTSO MESYEB, sanayicinin en stratejik çözüm ortağı olarak konumunu sağlamlaştırdı. MESYEB, bu alanlardaki tecrübesiyle belgelendirme süreçlerini hızlı, etkin ve uluslararası standartlarda yönetmeyi hedefliyor. Hâlihazırda 112 ulusal yeterlilik kapsamında faaliyet gösteren MESYEB, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (DOSAB) tam donanımlı tesisinde 87 farklı meslekte sınav ve belgelendirme yapabiliyor. Sanayicinin üretim hızını kesmeden hizmet sunan merkez, 2026 yılı içerisinde portföyüne 18 yeni mesleği daha ekleyerek etki alanını genişletmeyi planlıyor. "Sanayimizin Geleceğini Nitelikli İnsan Kaynağıyla İnşa Ediyoruz" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yeni düzenlemenin sanayideki dijital ve yeşil dönüşümle tam uyum sağladığını belirterek, "Küresel rekabette gücümüzü belirleyen temel unsur, sahip olduğumuz nitelikli insan kaynağıdır. Bugün sanayi, elektrikli ve hibrit araç teknolojileri gibi yeni nesil üretim modellerine evrilirken, mesleki yeterlilik sistemi bu değişimin en sağlam zeminini oluşturuyor. MESYEB olarak bu değişimi önceden okuyor, altyapımızı her geçen gün daha ileriye taşıyoruz." dedi. Yeni düzenlemeyle kapsama alınan kritik mesleklerin büyük bir kısmında BTSO MESYEB’in yetkili olduğunu ifade eden Başkan Burkay, şöyle devam etti: "Merkezimizin bu kapsamlı yapısı Bursa iş dünyası ve ülkemiz sanayisi için büyük bir avantaj. Firmalarımızın bu geçiş sürecinde üretim kaybı yaşamadan uyum sağlamalarını desteklemeyi amaçlıyoruz. Çalışanlarımızın mesleki yetkinliklerini uluslararası standartlarla tescil ederek hem istihdam kalitesini yükseltiyor hem de güvenli bir üretim ekosistemi oluşturuyoruz. MESYEB’i, yeni meslek dallarıyla zenginleştirerek sanayicimizin yolunu açmaya devam edeceğiz."