GÜNDEM - 15 Ekim 2025 Çarşamba 10:08

Mirnas’tan İzmir’in mimari estetiğine iki dev yatırım

A
A
A
Mirnas’tan İzmir’in mimari estetiğine iki dev yatırım

Ege’nin incisi İzmir, 25 yıldır eğitim başta olmak üzere farklı sektörlerde yatırımlarıyla ön plana çıkan Mirnas Grup tarafından yapımına başlanan, kentin silüetini değiştirip simge haline gelecek "Bronz Kule ve "Azur Ofis" projeleriyle buluşmaya hazırlanıyor. Yedi milyarlık dev yatırımla hayata geçecek iki projeyi kente kazandıracak olan Mirnas Grup’un Eğitimci Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Atlıhan, "En güçlü referansımız, geçmişte yaptığımız başarılı işler. Eğitim sektöründe yaptığımız nitelikli işlerin devamını inşaat sektöründe de fazlasıyla yaparak güzel İzmir’imizi, yeni buluşma noktası olacağına inandığımız hak ettiği en güzel iki dev projeye kısa sürede kavuşturacağız" dedi.

Mirnas’tan İzmir’in mimari estetiğine iki dev yatırım

2002 yılından bu yana başta eğitim olmak üzere inşaat ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Mirnas Grup, hem ülke hem de İzmir ekonomisi ve sosyal yaşamına yaptığı yeni yatırımlarla ön plana çıkıyor. Yönetim Kurulu Başkanlığını, Eğitimci Fırat Atlıhan’ın yaptığı Mirnas Grup, yola çıktığı 25 yıldan bu yana, hizmet verdiği sektörlerde güven temelinde inşa ettiği yaklaşımlarla adından sıkça söz ettiriyor. Bünyesinde Manisa’daki üç, Van’daki bir Bahçeşehir Koleji, İzmir’deki Narlıdere-Güzelbahçe Uğur Okulları, Kıbrıs’taki bir otel, bir restoran ve en son Turgutlu’daki 560 lüks konut projesi bulunan Mirnas Grup, yüksek memnuniyet ve yaşama kaliteli değer katma vizyonuyla faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Yenilikçi, modern ve akılcı yaklaşımlarla binin üzerinde uzman çalışanı, beş bine yakın öğrencisiyle büyük bir aileye sahip Mirnas Grup, geçmişteki tecrübesi ve başarılı çalışmalarını, şimdilerde de İzmir Bayraklı’daki "Bronz Kule" ve Konak Mersinli’de inşa ettiği "Azur Ofis" projelerine taşıyor.

Mirnas’tan İzmir’in mimari estetiğine iki dev yatırım

İzmir’deki ofis yaşamında eşsiz yenilik: Mirnas Azur ile dört duvar arasında değil, denize karşı gökyüzünün altında çalışın

Konak Mersinli’de Mistral GYO ile iş birliği yapan Mirnas Grup tarafından yapımına başlanan, 26 kat ve 25 bin metrekare toplam inşaat alanından oluşan Azur Ofis Projesi, İzmir’de, benzeri olmayan yenilikçi özellikleriyle dikkat çekiyor. 2027 yılı Mart ayında teslimi planlanan proje, "Burada sizi gökyüzü, prestij ve deniz bekliyor" sloganıyla eşsiz bir yaşam sunmaya hazırlanıyor. İş dünyasına ve çalışanlara sadece bir ofis değil, ayrıcalıklı bir yaşam ve çalışma deneyimi sunulurken, hiç kapanmayacak panoramik eşsiz deniz manzarası, projenin en dikkat çekici özelliklerinden biri. Teknolojiyle entegre, yüksek tavanlı, akıllı ofis sistemlerine sahip projede, geleneksel kapalı ofis alanlarının aksine daha fazla metrekareye sahip teras balkonlar, dört duvar arasında değil, gökyüzünün altında, deniz manzarası ve havası eşliğinde huzurlu çalışma ortamları sunacak. Kentte, eksikliğinin hissedilmesi nedeniyle ilk defa diğer kulelerden farklı olarak balkonlu konseptiyle inşa edilen ofisler, İzmir’in iş yaşamında gökyüzü kadar geniş bir vizyon, deniz kadar huzurlu bir atmosfer ve güçlü bir statü arayan herkesin yeni adresi olacak.

İzmir’deki bir rezidans projesinde ilk kez: Health Center (sağlık merkezi)

"İzmir’de Asaletin Rengi Artık Bronz Kule" sloganıyla temelleri atılan Mirnas Bronz Kule Rezidans Projesi de, kentin yeni iş merkezi Bayraklı’da, toplam 41 bin metrekare alanda yükselmeye başladı. 28 katlı Bronz Kule, her noktasından, İzmir Körfezi manzarasına hakim, ferah, kullanışlı, modern çizgilere sahip mimarisi ve içerdiği sosyal donatılarla prestijli bir yaşamı vadeden ödüllü mimarlık ofisi "TAGO Mimarlık" tarafından tasarlandı. Şehrin kalbinde, konutların yanında ilk defa bünyesinde 14 adet teraslı dubleks "Health Center" adıyla seçkin doktor kliniklerinin de yer alacağı Bronz Kule de sağlığı ve konforu bir arada barındıran prestijli bir yaşam sunulacak.

Mirnas’tan İzmir’in mimari estetiğine iki dev yatırım

"İzmir, dünyanın ekolojik harikası"

İki projenin tanıtımıyla ilgili Mirnas Grup’un Bayraklı’daki ofisinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Fırat Atlıhan, "Henüz 27 yaşında Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları çatısı altında eğitim sektörüne girdim. Bir eğitimci olarak amacım her zaman, topluma, ülkemize faydalı bireyler yetiştirmek oldu. Bugün eğitim sektöründe geldiğimiz noktada, binlerce öğrencimiz ve velimizle büyük bir aile olduk. Eğitim sektöründe güven temelinde çok güzel işler yaptık ve hepsiyle gurur duyduğum öğrencilerimizin çok güzel başarılarına hep birlikte imza attık. Ülkesine sevdalı bir vatandaş olarak, her sektörde hizmet etmeyi kendime bir görev bildim. Bu uğurda yıllar geçtikçe farklı sektörlerde farklı yatırımlarla faaliyet yelpazemizi genişlettik. Geçmişteki başarı işlerimiz, en büyük referansımız oldu. Geçmişten gelen başarılarımızı, tecrübemizi ve bizlere olan güveni inşaat sektörüne taşımaya karar verdik. Şimdilerde de ayrı bir gurur ve heyecan içerisindeyiz. Gayri menkul sektöründeki yatırımlarımızı, Turgutlu’nun ardından İzmir’e taşıyoruz. İzmir, gerek insanı, gerek coğrafyası anlamında dünyanın ekolojik bir harikası. Ben de ömrüm vefa ettikçe hayatımın sonraki kısmını bu şehirde devam ettirmek isterim. İzmir’de hayata geçirdiğimiz güzel projelerle, eserlerle anılmak isterim. Dolayısıyla eğitim sektöründe yaptığımız nitelikli işlerin devamını inşaat sektöründe de fazlasıyla yaparak güzel İzmir’imizi, yeni buluşma noktası olacağına inandığımız hak ettiği en güzel iki dev projeye kısa sürede kavuşturacağız" dedi.

"Ekonomiye büyük katkı sağlayacağız, güvenlik olmazsa olmazımız"

Mirnas Grup altındaki Bronz Kule ve Azur Ofis ile ilgili bilgiler veren Atlıhan, "İzmir dünyanın en güzel iklimi, en güzel coğrafyalarından biri. Ama mimari anlamda gelişmeye maalesef ki çok muhtaç. Yeni yatırımlarla atacağımız her adım İzmir’in kentsel gelişimine, kentsel dönüşümüne büyük katkı sunacak. İki projemiz ile kentin mimari estetiğine inanılmaz destek olacağız. Bu süreç, İzmir’in yanında ülkenin ekonomisine de ciddi bir katkı sağlayacak. İki projenin maliyetine bakacak olursak, yaklaşık 7 milyarlık bir rakamdan söz edeceğiz" diye konuştu. İki projenin de İzmirlilerin iş ve özel yaşamına ayrıcalıklı fırsatlar sunacağını söyleyen Atlıhan, kentteki deprem gerçeğini de göz ardı etmeden hareket ettiklerini, her türlü izinlerin alınmasının ardından, alt ve üst yapı anlamında tüm önlemlerin yerine getirilerek inşaatların yapıldığını, kendileri için güvenliğin olmazsa olmaz olduğunun altını çizdi.

Mirnas’tan İzmir’in mimari estetiğine iki dev yatırım

"İzmirliler en güzelini hak ediyor"

İki projenin aynı anda belki de kent tarihinde ilk defa çok hızlı şekilde bitirileceğini ve teslim tarihi olarak 2027 yılının ilk çeyreği olarak belirlediklerini söyleyen Atlıhan, "Hayalimiz, hedefimiz, bu iki projenin de İzmirlilerin yeni buluşma noktası olması. Bugüne kadar yaptığım hiçbir işte mahcubiyet yaşamadım. İnsanların beklentilerini göz önünde tutup hep çıtayı yükselttim. Burada da bizimle ilgili beklentilerini çok yüksekte tutsunlar. İzmirlilerin beklentilerinin çok üstünde kaliteli bir yaşam onları bekliyor. İzmirliler ve İzmir, her ne alanda olursa olsun her şeyin en güzelini hak ediyor. Biz de bunu karşılamak için var gücümüzle çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Kızından Kıbrıs Gazisi babasına veda: "Babamla gurur duyuyorum" Bayburtlu Kıbrıs Gazisi ve emekli öğretmen Ömer Doğan, Manas köyünde düzenlenen resmi törenle son yolculuğuna uğurlandı. Doğan’ın acılı kızı Demet Temur, babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu belirterek, "Babamla gurur duyuyorum" dedi. 74 yaşında hayatını kaybeden Doğan için öğle namazına müteakip köyde cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazının ardından Doğan’ın naaşı, resmi tören eşliğinde defnedilmek üzere köy mezarlığına götürüldü. Doğan’ın kızı Demet Temur, babasının savaş yıllarına ilişkin hatırlarını çok fazla anlatmayı sevmediğini belirterek, "Çok ketumdu, anlatmayı sevmezdi ama biz anlatsın diye babamı sıkıştırırdık. Savaş döneminde yaşadığı bazı olaylardan, komutanlarından, izne gelirken memleketine ve ailesine kavuşmak için verdiği mücadeleden bahsederdi. Çok ayrıntı vermezdi" dedi. Babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu ifade eden Temur, "Yiğit bir adamdı benim babam. Çok dürüsttü. Doğruya doğru, yanlışa yanlış derdi. Kimse için başını eğmedi. Bize de öyle öğretti. Babamla gurur duyuyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun" diye konuştu. Cenaze törenine katılan Şehit ve Gazi Aileleri Derneği Başkanı Gazi Selami Köksal ise Doğan’ı son yolculuğuna uğurladıklarını belirterek, "Kıbrıs Gazisi Ömer ağabeyimiz aynı zamanda eğitim camiamıza yıllarca hizmet etmiş bir büyüğümüzdü. Allah mekânını cennet eylesin, yakınlarına sabırlar versin" ifadelerini kullandı. Törene il protokolü, Doğan’ın ailesi ile yakınları, gaziler, STK temsilcileri, siyasi parti başkanları ve vatandaşlar katıldı. Okunan duaların ardından Gazi Doğan, köy mezarlığında toprağa verildi.
Bursa Anadolu’nun seramik kültürü Bursa’da konuşuldu Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği sempozyumda, Anadolu’nun binlerce yıllık seramik geleneği uzman isimler tarafından kültürel, sanatsal ve tarihi yönleriyle konuşuluyor. Osmanlı’nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihi gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. "Seramik sanatı, geçmişle gelecek arasında kültür köprüsüdür" Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır" dedi. "Değerlerimizi yaşatmayı sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü’nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, "Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu. "Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, "Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumla devam etti. Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan’ın konuşmacı olduğu oturumla başlayan sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.