GÜNDEM - 17 Ekim 2025 Cuma 09:39

Selçuk Yaşar Ödülü Prof. Dr. Elif Uysal’a

A
A
A
Selçuk Yaşar Ödülü Prof. Dr. Elif Uysal’a

Yaşar Üniversitesi ile Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı iş birliğiyle verilen Selçuk Yaşar Ödülü’nün sahibi, MIT ve Ohio State Üniversitesi gibi dünyanın en prestijli üniversitelerinde öğretim üyeliği yaptıktan sonra Türkiye’ye dönüp öğrenci yetiştiren ve geleceğin iletişim teknolojileri alanında çalışmalar yapan başarılı bilim insanı Prof. Dr. Elif Uysal oldu.


Prof. Dr. Elif Uysal, "Selçuk Yaşar Türkiye’ye birçok ilki kazandırmış bir öncüydü. Bir sanayici olmanın ötesinde, bilimin ve üretimin birlikte büyüyebileceğine inanan bir vizyonerdi. Bugün onun adını taşıyan bu ödülü kabul ederken, kendimi yalnızca bir akademisyen olarak değil, bilimle üretim arasında köprü kurmaya çalışan bir yolun yolcusu olarak hissediyorum" dedi.


Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı ve Yaşar Üniversitesi iş birliğiyle yeniliği, toplumsal faydayı ve geleceğin Türkiye’sini hedefleyen cesur insanların çalışmalarını kutlamak ve başarılarını tüm Türkiye’ye duyurmak amacıyla hayata geçirilen Selçuk Yaşar Ödülü, Swissôtel Büyük Efes’te düzenlenen törenle altıncı kez sahibini buldu.


Selçuk Yaşar Ödülü’nün bu yılki teması "Bilim" olarak belirlendi. Bu tema özelinde belirlenen seçici kurulda; Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, Yaşar Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Türkan, Linz Johannes Kepler Üniversitesi Fizikokimya Kürsüsü ve Enstitüsü Başkanı Ord. Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi, Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Öznur Özkasap ve Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Gedik yer aldı. Selçuk Yaşar Ödülü’nün Swissôtel Büyük Efes’te gerçekleştirilen törenine Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, Yaşar Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar, Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı Başkanı ve Yaşar Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili İdil Yiğitbaşı, Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, Yaşar Topluluğu İcra Başkanı Dr. Mehmet Aktaş, Adalet Eski Bakanı Hasan Denizkurdu, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınar Mutlu, Karşıyaka Belediye Başkanı Behice Yıldız Ünsal, TÜSİAD Eski Başkanı Cansen Başaran Symes iş ve bilim dünyasından seçkin davetliler katıldı.


Selçuk Yaşar Ödülü’nün altıncı sahibi, azmi ve vizyonuyla Türkiye’nin yetiştirdiği en parlak bilim insanlarından biri olan ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Uysal oldu.



"Her zaman daha ileriyi hedefleyerek, gençlerimize dünya ölçeğinde eğitim olanakları sunuyoruz"


Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, törende yaptığı konuşmada "Selçuk Yaşar’ın miras bıraktığı değerlere sahip çıkarak, ’Bilim, Birlik, Başarı’ ilkesini geleceğe taşımak için azimle çalışıyoruz. Her zaman daha ileriyi hedefleyerek, gençlerimize dünya ölçeğinde eğitim olanakları sunmayı sürdürüyoruz.


Bu ödül, "onun adını yaşatmak" ve "topluma kattığı değerleri geleceğe taşımak" amacıyla verilmektedir. Her bir ödül sahibimiz, gerçekleştirdiği ilham verici çalışmalarla toplumda fark yaratmış, umut ve ilham kaynağı olmuştur. Bu ödül aracılığıyla, cesaretiyle öncü olmuş, üretkenliğiyle yol gösteren bireyleri onurlandırmayı hedefliyoruz. Öğrencilerimizin evrensel ölçekte düşünmelerine, sorgulayıcı bir bakış açısı kazanmalarına ve yenilikçi çözümler geliştirmelerine büyük önem veriyoruz" dedi.



"Bilime adanmış bir hayatı onurlandırdık"


Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller ise "Bu yılki temamız olan ’Bilim’, üniversitemizin kimliğini oluşturan en temel değerdir. Çünkü biliyoruz ki bilim, gençlerimizin ufkunu genişleten, onların geleceği şekillendirmesine imkân sağlayan en güçlü araçtır. Bu nedenle bizler, öğrencilerimizin araştıran, sorgulayan ve üreten bireyler olarak yetişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Bugün bu özel gecede, bilime adanmış bir hayatı onurlandırdık. Bu ödülün, genç nesillere ilham vereceğine, onları bilimin ışığında daha ileriye taşıyacağına yürekten inanıyorum" şeklinde konuştu.



"Selçuk Yaşar’ın bıraktığı mirasla yolum kesişiyor"


6. Selçuk Yaşar Ödülü’nü kazanan Prof. Dr. Elif Uysal da ödülü büyük bir gururla kabul ederek duygularını şu şekilde ifade etti: "Yaklaşık 30 yıldır çalışma alanım haberleşme sistemleri. Son 25 yıldır ise özellikle, nesnelerin interneti dediğimiz kavramın temelini oluşturan kuramsal altyapılar üzerinde çalışıyorum. Son yıllarda kendimi akademik konfor alanının biraz dışına taşıyan bir adım attım. Geliştirdiğimiz teknolojileri ürünlere çevirmek için girişimci oldum. Bilimsel üretim sadece makalelere ya da deneysel sonuçlara değil, ülkenin sanayisiyle, üretim gücüyle, genç mühendisleriyle kurulan gerçek iş birliklerine de dokunmalı. Benim için bilim ile sanayi arasında köprü kurmak soyut bir hedef değil. Bu köprü laboratuvardan fabrikaya, öğrenciden mühendise fikrin ürüne dönüştüğü her noktada kurulması gereken bir bağ. Ben bu köprüyü kurmaya yalnızca bir araştırmacı olarak değil, bir eğitimci olarak da gönül verdim. ODTÜ’de kurduğum "Haberleşme Araçları Araştırma Grubu" (CNG) enerjisini ortamdan karşılayan, enerji hasatlı haberleşme sistemlerine öncü katkılar yaptı. Bu yaklaşımlar bugün 6G ve sıfır enerji ağlar olarak karşımıza çıkıyor. Sensör ağları artık hayatımızın her yerinde. Tarımda verimli sulama, binalarda ısıtma soğutma ve güvenlik sistemleri, araçlarda çevresel sensörlerle otonom sürüş. Bu uygulamaların ortak amacı; kaynakları akıllıca yönetmek. Örneğin, kentleşme hızla artıyor. Su, enerji, doğa kalitesi gibi kaynakları sürdürülebilir bir biçimde yönetmek için otomasyon sistemlerine yani akıllı şehir dediğimiz teknolojilere ihtiyaç duyuyoruz. Bugün dünyada nesnelerin internetine bağlı cihaz sayısı, bu gibi uygulamalardan dolayı 19 milyarı aşmış durumda. 2015 yılında bir makalemizde gösterdik ki, aslında daha az veri ileterek daha taze bilgi göndermek mümkün. Bu bilim dünyasında epey yankı yaptı. "Fresh Data" yani "Taze Veri" ismini verdiğim araştırma programını başlattık."



Bilimle üretim arasında köprü kuran bir yol


Selçuk Yaşar’ın şu sözleriyle konuşmasına devam eden Prof. Dr. Uysal, "’Çalışmaktan, yaptığım işi sevmekten, dürüst, sabırlı olmaktan ve şükretmekten asla vazgeçmedim. Hayat çok zor ama insan sabırlı olduğunda mutlaka yüzüne gülüyor.’ Bu sözlerdeki bakış açısını kendime çok yakın buldum. Selçuk Yaşar’ın önemsediği değerler; verimlilik, yenilikçilik, gençlere fırsat tanımak, üretim ve topluma hizmet etmek benim de değerlerim. Kendisini tanımak ve sohbet edebilmeyi çok isterdim. Belki bu ödül onun bana bir selamı oldu" şeklinde konuştu.



Prof. Dr. Eelif Uysal Kimdir?


ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi. Eğitim hayatı boyunca her kademeyi birincilikle tamamlamış, azmi ve vizyonuyla Türkiye’nin yetiştirdiği en parlak bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. Elif Uysal, Namık Kemal İlkokulu ve TED Ankara Kolejinde başladığı yolculuğunu, 1993 yılında üniversite sınavında Türkiye birincisi olarak girdiği Orta Doğu Teknik Üniversitesinde Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü birincilikle bitirerek sürdürdü. Yüksek lisansını Massachusetts Institute of Technology’de, doktorasını Stanford Üniversitesi’nde tamamladı. MIT ve Ohio State Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptıktan sonra, 2006 yılında ülkesine dönerek ODTÜ’de bir yandan öğrenci yetiştirip bir yandan da geleceğin iletişim teknolojileri üzerine çalışmaya başladı. Internet üzerinden yayınlanan derslerini Türkiye ve dünyadan onbinlerce kişi takip etti.


Uysal, ODTÜ bünyesinde Haberleşme Ağları Araştırma Grubu’nu kurarak özellikle enerji verimli haberleşme, nesnelerin interneti, görev odaklı ve semantik haberleşme gibi alanlarda öncü katkılar sundu. Bu çalışmaların uygulamalarını yapmak için 2021’de Sürdürülebilir Kentler İçin İleri Teknolojiler (SÜİT) Platformu ve 2022’de FRESHDATA Teknoloji firmasını kurdu. Uzayda artan veri trafiğini taşıyabilecek ağ altyapısı üzerine geliştirdiği proje ile, 2024 yılında Avrupa Araştırma Konseyi’nin en prestijli desteği olan ERC Advanced Grant’i Türkiye’ye kazandıran dördüncü bilim insanı ve ilk kadın bilim insanı oldu.


Akademik kariyeri boyunca sayısız ödüle layık görülen Prof. Dr. Elif Uysal, henüz öğrencilik yıllarında MIT’den Vinton Hayes Bursu’nu, Stanford’dan lisansüstü bursunu ve 2006 yılında TÜBİTAK’tan Kariyer Ödülü’nü kazanarak bilimsel yetkinliğini erken yaşta kanıtladı. 2010’da IBM Faculty Award, 2014’te Bilim Akademisi Genç Bilim İnsanı Ödülü, 2020’de TÜBİTAK Ulusal Öncü Araştırmacı Ödülü ve 2022’de enerji verimli ve düşük gecikmeli haberleşme alanındaki öncü katkıları nedeniyle IEEE Fellow unvanına layık görüldü. Bunu takiben kendisine Artificial Intelligence Industrial Alliance (Yapay Zeka Endüstri İttifakı) ve Asia-Pacific Artificial Intelligence Association tarafından da Fellow ünvanları verildi. Çalışmaları ayrıca ABD Ulusal Bilim Vakfı tarafından desteklenerek uluslararası alanda güvenilir bir bilim insanı olarak tanınmasını sağladı.


2022 yılından bu yana ODTÜ Parlar Eğitim ve Araştırma Vakfı’nda Yönetim Kurulu ve Mütevelli Heyeti Başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. Elif Uysal, araştırmaları ve akademik liderliğiyle de küresel bilim dünyasına yön veriyor. Uluslararası dergilerde editörlük görevleri üstlenip, birçok uluslararası konferansta sempozyumlara başkanlık etmenin yanı sıra ’Age of Information’ alanındaki öncü çalıştayların kurucularından biri olarak, geleceğin iletişim teknolojilerini şekillendiren akademik tartışmalara yön verdi. Başarıya ulaşmanın yolunun samimiyet ve ciddiyetten geçtiğini vurgulayan ve onlara, "Koşullara meydan okumaktan vazgeçmeyin" diyerek cesaret aşılayan Prof. Dr. Elif Uysal, öğrencileriyle birlikte Türkiye’nin yüksek teknoloji vizyonuna katkı sunmayı sürdürüyor.



Selçuk Yaşar Ödülü Prof. Dr. Elif Uysal’a

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya BBP Genel Başkanı Destici: "İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka Trump da Netanyahu da yargılanmalıdır" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Donald Trump’ı sert sözlerle eleştirerek, "İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka hem Gazze’ki soykırım için hem de bu saldırılar için yargılanmalıdır. Yargılanmaz ve ceza almazsa bundan sonra dünyanın huzurunu, barışını Birleşmiş Milletlerde koruyamaz" dedi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin düzenlediği iftar programına katıldı. Erenler ilçesinde bulunan bir düğün salonunda yapılan iftar sonrasında açıklamalarda bulunan Destici, İsrail-İran arasındaki savaş hakkında açıklamalarda bulundu. Destici, "İran nefsi müdafaa yaparak kendisini ve ülkesini, milletini savunmaktadır. Biz Amerikan saldırganlığını da İsrail saldırganlığını da kınıyor ve lanetliyoruz. Bombalarla tam 168 kız çocuğunu parça parça ederek öldürdüler. 8 tane Amerika’da ya da İsrail’de olsaydı acaba İslam dünyasına karşı, Türkiye’ye karşı nasıl bir tavır içinde olurlardı. İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka Trump da Netanyahu da hem Gazze’ki soykırım için hem de bu saldırılar için mutlaka yargılanmalıdır. Bunlar yargılanmaz ve ceza almazsa bundan sonra dünyanın huzurunu, barışını Birleşmiş Milletlerde koruyamaz. Onun için Birleşmiş Milletlerde korkup sinmeyecek, genel sekreter cesaretli değilse bırakacak, dünya barışını savunacak, kim haksızlık yapıyorsa onun karşısında duracak ama bugün maalesef böyle şeyler yok" dedi. "Bölgede ABD’yi de İsrail’i de istemiyoruz" Destici, "Biz kardeş İran halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz ama uyarılarımız da var. Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesinde 4 dron saldırısı gerçekleştirilmiştir ve haklı olarak Azerbaycan buna tepki göstermiştir. İran, şayet bu dronları kendisi atmadıysa bunu ispatını yapmalıdır. Azerbaycan’da düşen dronların menşeini açıklamalıdır. Biz elbette Azerbaycan’ın yanındayız, tarafımız net ama İran’da bir Müslüman ülkedir, oradakiler de kardeşlerimizdir. Türkiye şu ana kadar sağ duyu sahibi olarak ABD ve İsrail saldırılarını kınamıştır ama ortamı germekten uzak durmuştur ve meselenin barışçıl yollardan anlaşmayla ateşkes edilerek sağlanması için büyük bir gayret göstermektedir. Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız, her gün onlarca devlet adamlarıyla görüşmektedir. Türkiye’nin gayesi bölgenin istikrarıdır ve Türkiye bölgede savaş istememektedir. Biz esasen bölgede ABD’yi de İsrail’i de istemiyoruz. İsrail gitmeden de bu bölgenin huzura ermesi mümkün değildir" diye konuştu.
Kayseri MHP Genel Başkan Yardımcısı Özdemir: "İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çiziyoruz" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, MHP Kocasinan İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Özdemir, "Komşumuz İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çiziyoruz" dedi. Kentte bulunan bir düğün salonunda düzenlenen iftar programına MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, Ülkü Ocakları Kayseri İl Başkanı Halit Yağmur ve partililer katıldı. İftarın açılmasının ardından bir konuşma yapan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, "Amerika Birleşik Devletleri’nin yine İsrail ile beraber sınır komşumuz olan İran’a yönelik kabul edilemez ve hukuk dışı eylemleri münasebetiyle bugün sadece Ortadoğu dünyası, Ortadoğu bölgesi değil bütün İslam dünyası, bütün İslam alemi ne yazık ki buruk bir Ramazan’ı daha geçirmek durumunda kalıyor. Bu eylemlerin böyle devam devam ederse, Ortadoğu’yu sadece bölgesel anlamda kalmayıp, bütün dünyayı birbirine tetikleyen diğer eylemler ve gelişmeler sebebiyle yeni bir savaş dalgasının içerisine almasının kaçınılmaz olduğunu ifade etmek isteriz. Buna ne derseniz deyin, isterseniz ‘küresel bir savaş’ deyin, isterseniz 3. Dünya Savaşı’ deyin, fakat ne yazık ki insanlık bu şer odaklarının eliyle gerçekleşen hukuk dışı ve hukuk tanımaz eylemler münasebetiyle böylesi bir iklime sürüklenmeye başlamıştır. Hatta savaş şartları artık hasıl olmaya koyulmuştur. Bakınız bugün sadece Ortadoğu’da 8 ülke arasında askeri çatışmalar vuku bulmuştur. Kuzeyimizdeki Ukrayna’yı hemen Asya’da Pakistan, Afganistan, Pakistan, Hindistan’ı da dahil ettiğimizde ve diğer iç gerginlikleri de hesaba kattığımızda bütün dünya ne yazık ki bu savaş ikliminin içerisine girmiştir. Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşanan çatışma ve savaş sayısının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde, hamdolsun Milliyetçi Hareket Partisi’nin kutlu liderimiz Devlet Bahçeli’nin izinde biz Türkiye’nin bu ateş deryasının bünyemize sıçramasından uzak tutulduk. Aynı zamanda uzak kalmakla beraber de kendi gücümüzü geçmişe göre aradan geçen yıllar boyunca da giderek, pekiştirerek daha da yüksek bir noktaya taşımış olduk. Şimdi yeni bir dönemin daha içerisindeyiz. Hazırlığını yaptığımız ne varsa bu dönem milletimizi huzur içerisinde, güvenlik içerisinde, barış iklimi içerisinde ve esenlik içerisinde tutabilmektir" dedi. "Bir ülke ne kadar ayrışırsa, o ülkeye dışarıdan yapılan müdahalelerle rahat sonuç alınabilir" Milli birlik ve beraberliğin önemine değinen Özdemir, "Güvenlik olmazsa, milli birlik beraberlik olmazsa, küresel emperyalist hesaplarla beraber siyonist hesaplar sizi kuşatırsa ve sizde bu kuşatma karşısında gereken irade ve kudretini gösteremezseniz, neye yarar sizin zenginliğiniz, neye yarar sizin varlığınız? Bütün çaba ve gayretlerin sadece İslam alemini etnik ve mezhep temelli ayrımcılığa tabi tutmak bunun ardından da yine İslam ülkelerini etnik ve mezhep temelli ayrıştırıp, buralarda siyasi otoritenin ve siyasi iradenin gücünü zayıflatıp, çökmüş devletler oluşturmak suretiyle İsrail’e alan açmak ve İsrail’in sözde Arz-ı Mev’ud hedefleri için topraklarını genişletme çabasına hizmet etme anlayışında bulunan küresel çabaların var olduğu malumdur. Bu çaba ve gayretlerin ana eksende şekillendiği konu başlıkları mutlak suretle ayrılma ve ayrışmadır. Çünkü bir millet ve bir devlet kendi bünyesinde ne kadar ayrılır ve ayrışırsa o ülkeye dışarıdan yapılacak müdahalelerden daha rahat sonuç alınabilir, daha rahat yol alınabilir anlayışı hakimdir. Bakın bunun son örneğini bizler İran’da gördük. Öncelikle İran’da geride bıraktığımız yer yaz aylarında süren 12 günlük savaşta öncelikle İran’ın bazı askeri kapasitelerini yok edilmek istendi. Peşi sıra hemen İran’da bir ekonomik kriz tetiklenmeye çalışıldı. Çok yüksek devalüasyon oranlarına ulaşıldı. Hemen ardından toplumu da dışarıdan kışkırtmak suretiyle İranlıları kendi devletleriyle savaşır hale getirip orada bir iç savaşı çıkarmanın yolları arandı. Hemen peşi sıra dışarıdan geçmiş yıllarda, geçmiş dönemlerde İran’da hükümette bulunan bir isim oldu, piyasaya sürüldü ve rejim değişikliği noktasında da yine hem siyonist hem de emperyalist hesaplara hız verildiği bütün dünya kamuoyuna açıkça yansıtıldı. Bunun akabinde ise sözde müzakereler ve diplomatik temaslar İran’la yürütüldü. İran’ın kabul edemeyeceği egemenlik alanına giren bazı şartlarda öne sürülmek suretiyle işte bugünlerde gördüğümüz gibi dışarıdan komşumuza yönelik bir askeri müdahalenin yolları da açılmış oldu. Türkiye açısından yaşanan bu gelişmeleri kabul etmemiz mümkün değildir" ifadelerini kullandı. "Komşumuz İran’ın toprak bütünlüğü korunmalı" İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çizen Özdemir, "İran’ın uzun yıllardan bu yana komşumuz olduğu ve kader birlikteliği yaptığımız bir devlet olduğu gerçeğinden hareketle toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğinin bizler Milliyetçi Halk Partisi olarak altını çiziyoruz. Kimse farklı tezgahlar ve kurgularla bilhassa İran’da bulunan İranlı Türk kökenli kardeşlerimizi kışkırtmak suretiyle yol alabileceklerini zannetmesinler. Çünkü bölgede yaşanan ve yaşanması istenen senaryoların ne olduğunu Milliyetçi Hareket Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin çok değerli kadroları ve Genel Başkanımızın izinde de bu anlayışa sahip olan tüm Türk evlatları evvelden itibaren bu çabaları sevmiş, anlamış ve tavrını da ona göre koymuştur" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye, Türkiye’yi milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabasıdır" Terörsüz Türkiye’nin, milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabası olduğunu belirten Özdemir, "İşte bu şartlar altında Türkiye’nin mutlak suretle Suriye’de de iç huzur ve barış iklimine kavuşmuşken, bölgede terör örgütleri eliyle mesafe almaya kalkışıp, İsrail’in amaçlarına hizmet edecek eylemlerin önüne geçebilmek maksadıyla yine Sayın Genel Başkanımız 22 Ekim 2024 tarihinde bir çağrı yapmış ve bu çağrıyla beraber artık ülkemizde ve bölgemizde ‘Terörsüz Türkiye’ ve terörsüz bölge hedefi de buna dayalı çalışmalar ve çabalarla hız kazanmış ve yol almıştır. İşte o günlerde bizim bu kutlu milli birlik ve beraberliğimizi tesis eden milli birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek hedefleyen, bu çağrı ve anlayışımıza sözde eleştiri getirenlerin bugünlerde ne derece de büyük bir utanç yaşadıklarını da eminim hep birlikte görüyoruz. ‘Terörsüz Türkiye’, Türkiye’yi milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabasıdır. ‘Terörsüz Türkiye’ emperyalist ve siyonist hesapların vasat bulduğu ve kanlı senaryolara düştüğü böylesi bir eylemde hem kendi vatandaşımızı hem de ‘ben kaderimi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile beraber görüyorum’ diyen, bütün Orta Doğu insanlarını huzur, refah ve barış iklimi içerisinde yaşatma hedefidir. Biz bu gayreti sergilerken, hasım ve düşman odakların yine aynı dönemde bir yandan ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimizi bir yandan da Türkiye’yi hedef aldığını hep birlikte görüyoruz. Ne yapsalar beyhude" diye konuştu.
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" dedi. Ankara’da Gölbaşı Belediyesi’nin ev sahipliğinde iftar programı düzenlendi. Programa, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı katıldı. Özel, Gölbaşı’na her geldiğinde daha iyiye gittiğini söyleyerek, "Ankara’nın parlayan bir yıldızına dönüşmüş olan bu güzel ilçemizde eşsiz sevgi çiçeği de yetişiyor. Yanı başımızda Müslüman kardeşlerimiz, komşumuz İran’da siyonist bir İsrail ve emperyalist Amerika’nın hesap kitap yapmadan, kimseye danışmadan, uyarmadan giriştikleri saldırılar sonucunda kan akıyor. Böyle bir günde Gölbaşı’nın eşsiz sevgi çiçeğinin yetiştiği bu topraklardan mübarek Ramazan gününde bir kez daha savaşın durmasını dileyelim, barış dileyelim. Tüm dünyadaki çocuklar için huzur dileyelim. 160 kız öğrencinin katledildiği o saldırıyı bir kez daha kınayalım. En kısa sürede barışın sağlanmasını dileyelim" diye konuştu. "Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular" Trump’ın Gazze merakı olduğunu söyleyen Özel, "‘Gazze’yi gördüm. Orada Filistinlilerin ne işi var?’ diyor. ‘Onları etraftaki beş Müslüman ülkeye süpürelim, oraya oteller, casinolar, kumarhaneler dikelim. Sahil de güzel, denizinde de petrol var. Gazze’yi istiyorum’ diyor. Şimdi bu Trump kalkmış bir heyet kurmuş, dünyanın aklı başında liderleri uzak durmuş. Maalesef bizimkiler o heyete, Gazze Barış Masası’na güya adı barış, Gazze’yi yağmalama masasına oturdular. Dedik ki ‘Niye oturdunuz? Filistin yok.’ Dediler ki ‘İsrail de yok. İki taraf olmayacak, biz böyle yapacağız.’ Tam toplantıya iki gün kala İsrail’i, Netanyahu’yu kabul ettiler ve Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular. Böyle olunca o kumarhanelerin, otellerin dikileceği planlarını ortaya çıkardılar ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığında yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" İran’daki savaşta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) rejim değiştirmeye çalıştırdığını aktaran Özel, "Biz, İran’ın daha demokratik olmasını, kadın haklarına saygılı bir rejimin oluşmasını, insan hakkı ihlallerinin olmamasını isteriz ama bunların hepsini İran’dan, İranlıların kararıyla ve kendi iç meseleleri olarak halletmelerini, ülkelerini demokratikleştirmelerini isteriz. İran’a füzelerle, İran’a katliam dalışlarıyla, vuruşlarıyla yapılan saldırıları, ülke Venezuela olsa da İran olsa da ülkenin yönetim kadrolarına yapılan suikastleri ya da evine girip oradan kaçırma şeklindeki işleri dünyanın hiçbir yerinde doğru bulmuyoruz. Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" açıklamasında bulundu. Özel, "Ordumuzun, deniz kuvvetlerinin, Kuzey Kıbrıs’a hızla intikali ve orada her türlü tedbiri almasını fevkalade önemseriz. Aklımız Kıbrıs’tadır, Filistin’dedir, İran’daki Müslümanların yanındadır" dedi. "Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı ise, "Hem kamuya hem de esnafa aynı zamanda bankalara çok ciddi bir borç vardı. Personeline maaşını kredi vererek ancak verebiliyordu. Bir çok esnaf belediye bizden alışveriş yapmasın diye adeta dua ediyordu, imtina ediyordu. Mazotunu alamayan, arabasına adeta parça bulamayan sıkıntılı bir belediye devraldık. Ama biz bundan yılmayacağımızı ortaya koymuştuk göreve talip olmakla beraber. Onun için hiç yılmadık ve dedik ki o günlerde inşallah 2025 sonunda bütçeye ulaşacağız. Rabbim bizi mahcup etmedi geldiğimiz bugün itibariyle. Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik. Hem piyasaya esnafa olan borçlarımızı ödedik. Gölbaşı’na mal satmaktan kaçınan insanlar esnaf bugün Gölbaşı Belediyesi’ne mal satmak, Gölbaşı Belediyesi’ne hizmet vermek için birbiriyle yaraşıyor" diye konuştu.