GÜNDEM - 20 Ekim 2025 Pazartesi 16:00

SMA’lı olarak doğdu, şimdi hasta bakıyor

A
A
A

Psikiyatri kliniğinde görev yapan genç adam, hastanede çalışmaktan dolayı mutlu olduğunu söyledi.

İzmir’in Torbalı ilçesinde yaşayan 27 yaşındaki Serkan Arslan, Spinal Musküler Atrofi (SMA) Tip 3 hastalığı ile dünyaya geldi. Hayatı boyunca birçok zorlukla karşılaşan Arslan, ilköğretimini tamamladıktan sonra ilçesindeki meslek lisesine kayıt yaptırmak istedi. Ancak dönemin müdür yardımcısı Arslan’ın babasına, "Okuyup ne yapacak, okumasın" deyince, Arslan bu sözlerden etkilenerek lise tercihi yapmaktan vazgeçti. Durumu öğrenen arkadaşı Batuhan Kara, kendisi için yaptığı lise tercihlerinin aynısını habersizce Arslan için de yaptı. Tercih sonuçlarının açıklanmasıyla iki arkadaş, Torbalı Atatürk Anadolu Lisesi’ni kazandı. Dört yıllık lise eğitiminin ardından Arslan, girdiği üniversite sınavından aldığı puanla Dokuz Eylül Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü kazandı. Bölüme birincilikle giren Serkan Arslan, üniversite eğitimini de birincilikle tamamladı. Ardından girdiği Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda (EKPSS) kendi branşında birinci olup Torbalı Devlet Hastanesi’ne psikolog olarak atandı. Şu anda hastalarıyla ilgilenmeye devam eden Arslan, aynı zamanda Dokuz Eylül Üniversitesi Klinik Sinir Bilimler Yüksek Lisans Programı’nda eğitimini sürdürüyor.

SMA’lı olarak doğdu, şimdi hasta bakıyor

"Toplum engellilere önyargılı"

SMA hastası olduğunu ancak bu durumun kendisini tanımlamadığını vurgulayan Psikolog Serkan Arslan, SMA’nın hayatının sadece bir parçası olduğunu belirterek, insanlara yardımcı olma arzusunun ise her zaman içinde yer aldığını ifade etti.

Toplumun genellikle engelli bireylerin yapamadıklarına odaklandığını ifade eden Arslan, "Duyamamak, konuşamamak, görememek ya da yürüyememek gibi. Oysa bizler yalnızca destek alan değil, aynı zamanda destek veren, üreten ve katkı sağlayan bireyleriz. Toplumun da bu bakış açısını kazanması, engelli bireylerin gelişimi açısından oldukça önemli. Elbette süreç boyunca birçok sorunla karşılaştım. Bu sorunlar, fiziksel erişilebilirlikten toplumsal önyargılara kadar çeşitliydi. Fiziksel engeller çevresel düzenlemelerle ya da çevremdeki insanların desteğiyle aşılabiliyordu. Ancak asıl zor olan, toplumun engellilere yönelik algılarıydı. Çünkü birçok engelli birey hayata ‘Yapabilir miyim?’ sorusuyla başlıyor. Benim burada olmam ve mesleğimi icra ediyor olmam, bu soruya verilmiş bir cevaptır" diye ekledi.

"Siz psikolog muydunuz?"

Hastalarının kapıyı ilk açtıklarında kendisini görünce önce şaşırdıklarını ve sağa sola bakarak başka bir doktor aradıklarını vurgulayan Arslan, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Hastaların odaya girince ‘Doktor Bey yok mu?’ diye soranlar oluyor. ‘Buyurun, ben bakıyorum’ dediğimde ise mahcup bir şekilde özür diliyorlar. Ancak test uygulamaları yaptığımızda ya da bireysel görüşmeler gerçekleştirdiğimizde bu önyargıların yerini güvene bıraktığını görebiliyorum. Benzer bir durum, zaman zaman meslektaşlarımın odasına girdiğimde de yaşanıyor. Beni hasta zannedip ‘Pardon, içeride hasta var’ deyip geri çıkaranlar oluyor. Ancak daha sonra o kişi görüşme için karşıma geldiğinde ‘Siz psikolog muydunuz?’ diye sorduğunda, dönüşüm sürecini bizzat gözlemlemiş oluyorum. Hayatta karşımıza birçok engel çıkacak; öncelikle bu gerçeği kabul etmeliyiz. Üstelik bu durum sadece engelli bireyler için değil, toplumun her kesiminden insanlar için geçerli. İçinde bulunduğumuz şartları her zaman değiştiremeyebiliriz, ancak o şartlara ilişkin bakış açımızı değiştirmek daima mümkündür. Bu noktada yönümüzü belirleyen şey engeller değil, bakış açımızdır."

SMA’lı olarak doğdu, şimdi hasta bakıyor

Abdurrahman Derici - Sinan Yeniçeri - Vedat Aksu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Düzce Üniversitesi’nde 8 Mart paneli DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜKAM) tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" paneli gerçekleştirildi. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, DÜKAM Müdürü Doç. Dr. Şule Çeviker Ay, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Açelya B. Gönüllü, Düzce Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Aslı Demir, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programda konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadınların toplumun her alanında üstlendikleri önemli rollere dikkat çekerek tüm kadınların gününü kutladı. Programda, farklı alanlarda önemli çalışmalar yürüten konuşmacılar kendi deneyimlerini ve başarı hikayelerini katılımcılarla paylaştı. Düzce Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Aslı Demir, kamu hizmetleri ve sosyal politikalar çerçevesinde kadınların güçlendirilmesine yönelik yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunurken, Sporcu Anneler Kadın Kooperatifi olarak faaliyetlerini sürdüren oluşumun Yönetim Kurulu Başkanı ve Judo Antrenörü Nermin Alayıldız spor alanındaki deneyimlerini aktararak kadınların spor yoluyla güçlenmesine ve genç sporcuların yetişmesine katkı sağlayan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Kaptan Altan Altuğ Kızılay Anaokulu Müdürü Nuray Eran Türedi de eğitim alanındaki tecrübelerini paylaşarak kadınların bireysel gelişimden toplumsal dönüşüme uzanan süreçte önemli bir değişim gücü taşıdığını belirtti. Panel kapsamında ayrıca Düzce Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Zeynep Betül Eren, Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü öğrencisi Melek Ata ve Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Yağmur Akkaş farklı disiplinlerde kadın hikayeleri içeren sunumlarını gerçekleştirdi. Program, teşekkür belgesi takdimi ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.
Eskişehir Eskişehirli çiçekçide 8 Mart mesaisi: "Not yazma telaşı çiçek seçiminden zor" Eskişehir’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde çiçekçi esnafında yoğun mesai başladı. Özellikle öğrenci bölgesi olan kentte hediye telaşı yaşanırken, çiçekçi esnafı Neslihan Kaplan, müşterilerin en çok "nota ne yazsam" düşüncesiyle zorlandığını belirtti. Dünya genelinde kutlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Eskişehir’deki çiçekçilerde hareketliliğe neden oldu. Emekçi kadınların sadece çalışanlar değil, anneler ve ev hanımları da olduğunu vurgulayan çiçekçi Neslihan Kaplan, her bütçeye uygun seçenekler sunmaya çalışıyor. Şirketlerin toplu siparişlerinden öğrencilerin harçlıklarıyla aldığı tekli çiçeklere kadar geniş bir yelpazede satış yapıldığını ifade eden Kaplan, bu özel günde en çok gül, karanfil ve saksı çiçeklerinin tercih edildiğini dile getirdi. "Notun içeriği asıl telaş konusu" Müşterilerin çiçek seçerken kendilerine güvendiğini ancak not yazma aşamasında duraksadığını belirten çiçekçi esnafı, "Çiçek seçiminde çok tedirgin olmuyorlar, biz genelde yönlendiriyoruz. Ancak ’not yazsam mı yazmasam mı, ne yazsam?’ diye büyük bir telaş yaşanıyor. Günün anlam ve önemini taşıyan standart yazıların dışına çıkmak istiyorlar. İlk kez çiçek alanlarda bu heyecan daha fazla oluyor. Bazen de çok değişik, ütopik çiçek isimleriyle gelenler oluyor. Botanik ismiyle halk arasındaki ismi farklı olunca karşılıklı şaşkınlıklar yaşıyoruz" dedi. Öğrencilere özel "ince düşünceli" fiyatlar Eskişehir’in bir öğrenci kenti olması sebebiyle fiyatlarda esneklik yaptıklarını belirten esnaf, "Burası dershaneler sokağı, çocukların yoğun olduğu bir bölge. Annelerine veya öğretmenlerine hediye almak isteyen öğrencilere yaş grubuna göre indirim yapıyoruz, fiyatları onlar için daha ince düşünceli tutuyoruz. Şu an tekli bir çiçek 75 TL ile 200 TL arasında değişiyor. Standart bir buketin başlangıç fiyatı ise 750 TL. Bunun ucu açık; müşterinin isteğine ve buketin büyüklüğüne göre değişebiliyor" ifadelerini kullandı. "Anneler saksı çiçeğini tercih ediyor" Saksı çiçeklerinin özellikle anne ve anneanneler için vazgeçilmez olduğunu hatırlatan işletmeci, "Orkide, guzmanya ve anthurium gibi türler çok ilgi görüyor. En uygun saksı çiçeği olan kalanşo 150 TL’den başlıyor, bin 500 TL’ye kadar çıkabiliyor. Bizim önerimiz, Kadınlar Günü’nde herkesin en azından küçük bir hediye de olsa bir çiçekle sevdiklerinin gönlünü almasıdır" şeklinde konuştu.
Niğde Niğde’de sosyal sorunlara çözüm üreten projeler yarışacak Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nde öğrencilere yönelik Sosyal Fest 2026 bilgilendirme semineri gerçekleştirildi. Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen seminerde festivalin kapsamı, proje başvuru süreci ve ödül sistemi hakkında katılımcılara detaylı bilgiler verildi. Sosyalfest 2026 kapsamında düzenlenen seminere konuşmacı olarak katılan Karabük Üniversitesi Öğretim Üyesi Do. Dr. Hakan Vargün Sosyalfest hakkında kapsamlı bilgiler paylaşılırken öğrencilerin proje fikirlerini geliştirmeleri, başvuru süreci ve proje yazım aşamaları hakkında bilgilendirme yaptı. Ayrıca projelerin daha etkili hazırlanabilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar da ele alındı. Doç. Dr. Hakan Vargün, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü tarafından hazırlanan program kapsamında sunum gerçekleştirdiklerini ifade ederek, etkinliğin sosyal sorunlara çözüm üreten projeleri teşvik etmeyi amaçladığını söyledi. Sosyal Fest’in ilk kez 2024 yılında Karabük Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendiğini hatırlatan Vargün, etkinliğin ikincisinin 10-11 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde gerçekleştirileceğini belirtti. Festivalin İstanbul Üniversitesi ve Karabük Üniversitesi iş birliğiyle düzenleneceğini aktaran Vargün, organizasyonun geniş katılımlı bir sosyal yenilik platformu olacağını ifade etti. Festival kapsamında projelerin dört ana kategoride değerlendirileceğini belirten Vargün, bu kategorilerin Türkiye Yüzyılı, Türk Dünyası, Sağlık ve İlahiyat olduğunu söyledi. Sosyal sorunlara çözüm üreten proje fikirlerinin destekleneceğini vurgulayan Vargün, toplam ödül tutarının 6 milyon TL olduğunu açıkladı. Yarışmada birinci olan 30 projeye 100’er bin TL, ikinci olan 30 projeye 70’er bin TL ve üçüncü olan 30 projeye ise 30’ar bin TL ödül verileceğini belirten Vargün, öğrencileri ve sosyal sorunlara çözüm üretmek isteyen herkesi projeleriyle festivale başvurmaya davet etti.