GÜNDEM - 04 Şubat 2026 Çarşamba 10:14

Depremde eşi ve 2 çocuğunu kaybeden baba: "Bir acının bekçisi oldum, varken kıymet bilin"

A
A
A

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde eşi ve iki çocuğunu kaybeden, kendi enkazdan çıkan baba, ailesinin kabirlerini hemen hemen her gün ziyaret ederek yaşadığı acıyla baş etmeye çalışıyor. Baba Emre Bozkurt, "Bir acının bekçisi oldum ben. Buradan herkese sesleniyorum varken kıymet bilin. Uyuduğunuzda uyanacağınızın garantisi yok" dedi.

3 yıl önceki depremde Onikişubat ilçesi Karamanlı Mahallesi’nde bulunan Şeyh Şamil Apartmanı’nda meydana gelen yıkımda enkaz altında kalan 32 yaşındaki Emre Bozkurt, yaklaşık 7 saatlik çalışmanın ardından sağ olarak kurtarıldı. Ancak eşi Aynur (30) ile çocukları Arya Beren (5) ve Egemen’in (3) cansız bedenlerine 3 gün sonra ulaşıldı. Anne ve iki evladı aynı mezarlığa defnedildi. Depremde ailesini kaybeden baba, yaşadığı büyük acıya rağmen hayata tutunmaya çalışırken, Kapıçam Şehir Mezarlığı’nda bulunan eşi ve çocuklarının olduğu kabiri hemen hemen her gün ziyaret ediyor. İş çıkışlarında soluğu mezarlıkta alan baba, eşi ve çocuklarının kabirlerine çeşitli hediyeler bırakıyor, uzun süre dua ederek bekliyor.

Depremde eşi ve 2 çocuğunu kaybeden baba:

"Her gün bana 6 Şubat"

Yaşadığı acıyı anlatan Emre Bozkurt, "6 Şubat depremlerinde eşimi ve iki evladımı kaybettim. Geriye onarılan kabirleri kaldı. Üç yıl oldu ama zaman nasıl geçiyor, inan bugün bile anlamak mümkün değil. Her gün, her saniye zaten bana 6 Şubat. Kaybettiğim gün ne hissettiysem bugün de aynı acıyı taşıyorum. Sevgi adres değiştirdi. Kızım Arya Beren 5,5 yaşındaydı, anaokuluna gidiyordu.

Depremde eşi ve 2 çocuğunu kaybeden baba:

Egemen 3,5 yaşındaydı, o da okula başlayacaktı ama nasip olmadı. Hepimizin hayali, umudu vardı, o küçücük yavruların bile umutları vardı. Son gün kar topu oynamıştık. Bugün kabirlerine geldim, üzerlerini örten karı temizliyorum. Beyaz örtü her şeyi saklayabilir ama benim yitirdiklerimi asla saklayamaz. O günden bugüne her gün buradayım. Eşim kahveyi çok severdi, bugün ona kahve yapıyorum bu benim ona selamım, ’buradayım, sizi bırakmadım’ demek" diye konuştu.

Depremde eşi ve 2 çocuğunu kaybeden baba:

"Bir acının bekçisi oldum, varken kıymet bilin"

Hayatta hiçbir şeyinin kalmadığını ifade eden Bozkurt, "Herkes acıyı farklı yaşıyor. Yitirdiğiniz şey ne kadar büyükse, acıyı taşıyan da onu bilir. Ölüm insanın geleceğini, umudunu alıyor. Bir gecede en ağır yük yüklendi sırtıma. Evimi değil, soyumu yıktı. Ben her gün buradayım ama istediğim için değil, onların beni istediği kadar buradayım. Onlardan geriye kalan sadece bu kabirler. Ev yok, hatıra yok her şey yerle bir oldu. Şuradan çıkıp gittiğimde gidecek bir evim yok. Bazen diyorlar ya hayata şöyle bak, böyle yap olmuyor. Bizler kimsesiz kaldık, umutsuz kaldık. Her şeyimizi buraya gömdük. Bir acının bekçisi oldum ben. Buradan herkese sesleniyorum varken kıymet bilin. Uyuduğunuzda uyanacağınızın garantisi yok" şeklinde konuştu.

Depremde eşi ve 2 çocuğunu kaybeden baba:

Halil Ulubey - Mustafa Kutlu 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa İnsanlık tarihi Bursa’da masaya yatırıldı Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Aktopraklık Arkeoloji söyleşilerinde insanlık tarihine dair pek çok ezberi değiştiren Göbeklitepe ve Karahantepe kazıları konuşuldu. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ’Aktopraklık Arkeoloji Söyleşileri’nin 6. buluşmasında ‘Mitlerin Doğuşu: Göbeklitepe - Karahantepe’ ele alındı. Aktopraklık kazılarına da uzun yıllar başkanlık yapan Prof. Dr. Necmi Karul’un konuşmacı olduğu Merinos Tekstil ve Sanayi Müzesi Galeri Alanı’ndaki programa, tarih ve arkeoloji meraklıları büyük ilgi gösterdi. İnsanlık tarihine yön veren önemli arkeolojik keşiflerin kapsamlı bir şekilde ele alındığı programda, Şanlıurfa’daki Göbeklitepe ve Karahantepe kazılarının ortaya koyduğu iz üzerinden neolitik dönemin inanç dünyasına, toplumsal örgütlenme biçimlerine ve yerleşik hayata geçiş sürecine dair önemli bilgiler paylaşıldı. Göbeklitepe ve Karahantepe’nin, insanlık tarihine dair bilinen pek çok ezberi değiştirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Necmi Karul, bu alanların yalnızca arkeolojik açıdan değil, insanlık düşüncesinin ve ortak yaşam kültürünün gelişimi bakımından da büyük önem taşıdığını ifade etti. Anıtsal yapıların inşa sürecinin, erken dönem insan topluluklarının iş birliği, planlama ve ortak inanç sistemleri etrafında bir araya gelebildiğini gösterdiğini belirten Karul, inanç, ritüel ve sembolizmin toplumsal yapının şekillenmesindeki rolüne dikkat çekti. Söyleşide ayrıca, arkeolojik kazıların bilimsel yöntemleri, elde edilen izlerin değerlendirilme süreçleri ve bu keşiflerin dünya arkeoloji literatüründeki yeri de ele alındı. Program soru cevap bölümüyle sona ererken; söyleşi dizisini büyük bir ilgiyle takip eden arkeoloji meraklıları, kültür ve tarih alanındaki çalışmalarından dolayı Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür etti.
Kocaeli Minik Demir ilk adımları Gonca’da attı Kocaeli’de geçirdiği rahatsızlık sonucu fiziksel sorunları ortaya çıkan 3 yaşındaki Demir, Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde aldığı iki aylık eğitimin ardından ilk adımlarını attı. Demir’in annesi, "İlk zamanlar derslere ağlayarak gidiyorduk. Şimdi ise hangi hocaya gideceğini biliyor, derslerden şen şakrak çıkıyor. İki ay sonra yürümeye başlaması bizim için büyük mutluluktu" dedi. Anne Necla Bozoğlu, oğlunun 1 yaşındayken geçirdiği epilepsi nöbeti sonrası hayatlarının tamamen değiştiğini söyleyerek, "Atağın ardından Demir’de yürüyememe ve başını dik tutamama gibi ciddi fiziksel sorunlar ortaya çıktı" dedi. Süreç içerisinde Demir’e otizm tanısı konulduğu da öğrenildi. Ailenin başvurduğu Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde, uzmanlar eşliğinde fizyoterapi ve duyu bütünleme eğitimlerine başlandı. Denge, kas kuvvetlendirme ve duyusal hassasiyetlere yönelik çalışmaların uygulandığı Demir, iki aylık sürecin sonunda ilk adımlarını attı. Eğitimin Demir’deki olumlu etkilerine dikkati çeken anne Necla Bozoğlu, "İlk zamanlar derslere ağlayarak gidiyorduk. Şimdi ise hangi hocaya gideceğini biliyor, derslerden şen şakrak çıkıyor. Fizyoterapiyle oğlumun bedenine güveni arttı. İki ay sonra yürümeye başlaması bizim için büyük mutluluktu" dedi. Merkezdeki sosyalleşmeye de değinen Bozoğlu, "Burada kendimizi yalnız hissetmiyoruz. Ortak dertleri olan aileler olarak birbirimize destek oluyoruz. Burası bana terapi gibi geliyor" diye konuştu.
Ankara Hesabına bilmediği bir yerden 426 bin lira geldi Bilmediği bir kuyumcudan hesabına 426 bin lira gelen İsmail Hakkı Pamukoğlu, "Dekontta gördüğüm firmanın yetkileri biz böyle bir para transferinde bulunmadık diyorlar. Şu an alıcısı muamma bir para var ortada. Dolayısıyla ne yapacağım bilmiyorum" dedi. Ankara’da medikal, kimya ve polimer sektörlerinde faaliyet gösteren bir şirketin sahibi İsmail Hakkı Pamukoğlu, sabah saat 10.00 sıralarında hesabına, İstanbul’da bulunan bir kuyumcunun hesabından 426 bin lira aktarıldığını gördü. Pamukoğlu, transferi görür görmez göndericiyi internet üzerinden araştırarak aradığını belirtti. Ancak firma tarafından kendisine öyle bir transfer gerçekleştirmediği söylendi. Bunun üzerine Pamukoğlu, bankasını arayarak durumu anlattığını ancak bankanın da kendisine yardımcı olunmadığını ifade etti. Üzerinden kara para aklanmasından çekinen Pamukoğlu, polisi arayarak durumu anlattı. Ancak gönderici firmanın parayı gönderdiğini kabul etmemesi ve geri istememesinin bu ihtimali zayıflattığını belirten Pamukoğlu, ne yapacağını bilmediğini söyledi. Pamukoğlu, eğer sahibi çıkmazsa parayı öğrencilere burs olarak vereceğini ya da hayır kurumuna bağışlayacağını aktardı. "Sahibi olmadığım bir paradan dolayı da mesuliyet altındayım" Sabah uyandığında banka hesabına yüksek meblağda bir para transferi gerçekleştiğini gören Pamukoğlu, başından geçenleri şöyle anlattı: "Meblağ yüksek olunca böyle bir alışveriş yapmadığımı bildiğim için hemen gönderici firmanın internette araştırmasını yaptım. Gönderici firma İstanbul’da bir kuyumcu olarak çıktı. Ben Ankara’da yaşadığım için böyle bir alışveriş yapmadım diye aradım onları. Firmanın hesaplarını kontrol ettiler. Bana ‘biz böyle bir transfer yapmadık’ dediler. Normalde kuyumcudan altın transferlerini yaptıkları zaman müşterinin hesaplarına gönderebiliyorlar. Ben de bir yanlışlık olabileceğini tahmin ettiğim için onları aradım. Onlar böyle bir alışverişten ve havaleden haberleri olmadığını söyleyince daha çok şaşırdım. Hemen bankamı aradım. Bankam da bu tip yüksek meblağlar hesabıma sık sık gelip gittiği için herhangi bir gariplik olmadığı için dikkate almamışlar. Ben de böyle bir alışveriş yapmadığım halde hesabıma para geldiğini söyledim. Şube yapabileceği bir şey olmadığını ve merkezi aramam gerektiğini söyledi. Daha sonra banka merkezini aradığımda onlar da olağanüstü bir durum olmadığını söyledi ve ne yapacaklarını şaşırdılar. Uygulama üzerinden parayı iade edebileceğimi söylediler. Ancak uygulama böyle bir şeye izin vermiyor. Ben de güvenlik birimlerine çağrı bıraktım. Halen para bende duruyor kime göndereceğimi bilmiyorum. Sahibi olmadığım bir paradan dolayı da mesuliyet altındayım." "Altın alışverişinden dolayı yanlış birinin hesabına gittiğini düşündüm" Saat 10.40’ta hesabına 426 bin lira yattığını kaydeden Pamukoğlu, "Büyük ihtimalle bir altın alışverişinden dolayı yanlış birinin hesabına gittiğini düşündüm. Şu ana kadar ki kanım buydu ama kuyumcunun bunu inkar etmesi bambaşka bir boyuta taşıdı olayı" dedi. "İstanbul’da bir kuyumcunun hesabından para geldiği için şaşkınlık içerisindeyim" Kendi kuyumcusunun Ankara’da olduğunu aktaran Pamukoğlu, "Kuyumcumun ismi başka, hesabı başka. İstanbul’da başka bir kuyumcunun hesabından para geldiği için şaşkınlık içerisindeyim" ifadelerini kullandı. "Şu an alıcısı muamma bir para var ortada" Yasadışı para transferinden şüphelendiği için polisi aradığını belirten Pamukoğlu, "Polis, ‘yasadışı bir şey görünmüyor bankayla görüşün’ dedi. Bankaya ilettiğimde, merkez şubeye, şube merkeze yönlendiriyor. İki taraf da bir çözüm üretecek halde bir şey sunamadılar. Dekontta gördüğüm firmanın yetkileri biz böyle bir para transferinde bulunmadık diyorlar. Şu an alıcısı muamma bir para var ortada. Dolayısıyla ne yapacağım bilmiyorum" şeklinde konuştu. "Ulaşan olmazsa da öğrencilere burs veririm ya da hayır kurumuna bağışlarım" İlk aklına gelen şeyin kara para aklamaya çalışıldığı olduğunu söyleyen Pamukoğlu, şu ifadelere yer verdi: "Firma deseydi ki ‘evet biz gönderdik, şu hesaba atın’ deseydi. O zaman birtakım şüpheler uyandıracaktı bende ama onlar kabul etmeyince o pencereden dışarı çıktık. Şu an bir yanlış transfer olduğunu düşünüyorum ama alıcıya ulaşamıyoruz. Hesap bilgileri yok. Banka geri göndermiyor. Onlardan haber bekliyoruz şu anda. Bir şekilde bankanın bu transferin yanlış olduğunun ya da paranın gerçek sahibinin bankaya ulaşıp ya da bana ulaşıp parayı talep etmesi lazım diye düşünüyorum. 3-5 gün ya da 1 hafta bekleyeceğiz. Ulaşan olmazsa da öğrencilere burs veririm ya da hayır kurumuna bağışlarım diye düşünüyorum. Başka bir şey gelmiyor aklıma."