GÜNDEM - 13 Şubat 2026 Cuma 10:29

İnşaat ve yapı teknolojileri fuarı kapılarını açtı

A
A
A
İnşaat ve yapı teknolojileri fuarı kapılarını açtı

Kahramanmaraş’ta ilk kez düzenlenen inşaat ve yapı teknolojileri fuarı kapılarını açtı. 5 gün süreyle açık kalacak fuarda, katılımcılar firmaların çalışmalarını yakından inceleme fırsatı bulacak.


Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri sonrası il geneli inşaat çalışmaları hız kazandı. Emlak konut, şehir, yeniden yapılanma süreciyle adeta dev bir şantiye alanına dönüşürken, bu hareketlilik inşaat sektörünü de bölgenin lokomotifi haline de getirdi. GLİ Fuarcılık tarafından organize edilen fuarla kentte inşaat ve yapı teknolojileri fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı.


Fuar hakkında konuşan GLİ Fuarcılık basın sorumlusu İlker Apaydın, "Kahramanmaraş’taki inşaat ve yapı sektöründeki paydaşlarının bir araya geldiği 65 markanın bu fuarda katılım gösterdiği bir etkinlik. Fuarımız Pazar gününe akşama kadar kapıları açıktır. Biz bu projeye çıktığımızda kentimiz sahiplendi. Bir daha demirden betondan ve malzemeden çalarsak bedelini 13 bin derem şehidi ile ödedi. Bu çerçevede bir deprem müzesi standı da oluşturduk. Tüm herkese çok teşekkür ediyoruz. 5 gün sürecek olan yeni yapı teknolojileri ve alanında uzman olan üreticilerini görüşmelerin sağlandığı bir alan içindeyiz" dedi.


Fuarın katılımcılarından Harun Dağ, "Kahramanmaraş’a daha yeni ve teknoloji ürünler getirmek için çaba sarf ediyoruz, vatandaşları fuara katılıp buradaki çalışmaları görmelerini bekliyoruz" diye konuştu.


Mehmet Göz ise, "Kahramanmaraş’ta deprem sonrası ilk köy konutlarına biz mermer çalışması yaptık. Kentimiz ayağa kalktı çok şükür çok şehrimiz ayağa kalktı" dedi.


Katılımcılardan Abdussamet Dağşen, "İlçelerimiz ve kırsalımızda konutlar yapılıyor, şehir merkezin de çalışmalar yaptık yapmaya devam ediyoruz" diye konuştu.


Bayram Çınar Karabulut da, "Çelik konstrüksiyona üzerine ağır sanayi ve sandviç panel ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Kentimizde ilk defa kapalı alan fuar yapımında desteklerimizi sunduk. Fuarımız 5 gün sürecek vatandaşlarımızı bekliyoruz" dedi.



İnşaat ve yapı teknolojileri fuarı kapılarını açtı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Silahla tehdit edilerek evine girilen kadının ellerini bağlayıp yüz tanıma sistemiyle hesabından 18 bin euro çektiler Antalya’nın Alanya ilçesinde Ukrayna uyruklu kadının evine silahla girerek yüklü miktarda para ve ziynet eşyası gasbeden 4 şüpheli, jandarma ekiplerince yakalanarak tutuklandı. Şüphelilerin binaya gelmeleri, kaçışları ve jandarma tarafından yakalandığı anların görüntüleri paylaşıldı. Olay, geçtiğimiz günlerde Alanya’nın Mahmutlar Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Ukrayna uyruklu (A.H.) isimli kadın market alışverişi sonrası ikametine döndüğü esnada, site koridorunda bekleyen kapüşonlu 5 şüpheli şahıs tarafından tabanca gösterilerek ikametine zorla girildi. Evinde elleri bağlanan ve kripto para hesabına yüz tanıma sistemi kullanılarak erişim sağlatılan kadına ait 18 bin Euro başka bir hesaba aktarıldı. Ayrıca ikamet içerisinde bulunan 5 bin Euro, 7 bin ABD Doları ve yaklaşık 200 gram altın maskeli şüpheli şahıslar tarafından çalındı. Olayla ilgili yürütülen çalışmalar kapsamında şüphelilerin R.A. (38) A.S (31), S.U. (27) ve O.G. (34) olduğu belirlendi. Kimlikleri tespit edilen şüphelilerden 4’ü kaçmaya çalıştıkları sırada Jandarma Dedektifleri (JASAT) tarafından düzenlenen operasyonla yakalanıp çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Jandarma şahısların eve girmesi, kaçtıkları panelvan aracın takibi ve karayolunda düzenlenen operasyonla şahısların yakalanıp gözaltına alınma görüntülerini paylaştı.
Erzurum Cağ kebabın başkenti Oltu’da kavurma ve sucuk üretimi yapıyorlar Erzurum Müstakil İşadamları Derneği üyeleri tarafından 2020 yılında Erzurum’un Oltu Organize Sanayi Bölgesi’nde yapımına başlanan ve 2022 yılında üretime geçen Türkiye’nin ilk çağ kebap fabrikası, kavurma ve sucuk üretimine başladı. Bölgede yetiştirilen büyükbaş hayvanların kesimini kendi tesislerinde gerçekleştiren fabrika, çağ kebabının ardından kavurma, sucuk, köfte ve ilik suyu üretimini de bünyesine ekledi. Tesiste hâlihazırda 24 kişi istihdam ediliyor. Fabrika yönetiminden Fuat Demir, yaptığı açıklamada, bölgedeki hayvancılığın gelişmesine katkı sağlamak amacıyla çağ kebap fabrikasını kurduklarını belirterek, "2022 yılında tesisimizi tamamlayarak Türkiye’nin dört bir yanına çağ kebabı göndermeye başladık. Şimdi ise tesisimizi genişleterek kavurma, sucuk, köfte ve ilik suyu üretimini de başlattık. Bölgede doğal beslenen hayvanları kendi kesimhanemizde keserek etlerimizi işliyoruz." dedi. Üretimde kalite ve güvenilirliğe öncelik verdiklerini vurgulayan Demir, "Şu anda birinci sınıf kavurma ve sucuk üretimi yapıyoruz. Amacımız bölgemizde tarım ve hayvancılığı geliştirmek, Erzurum ekonomisine katkı sunmak ve güvenilir, sağlıklı gıda üretmektir." ifadelerini kullandı. Yıl sonuna kadar tesis kapasitesini artırmayı hedeflediklerini aktaran Demir, istihdam sayısını 40-50 kişiye çıkarmayı planladıklarını sözlerine ekledi. Demir, OLET markalı ürünleri Türkiye genelinde daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflediklerini belirterek, destek beklediklerini kaydetti.
Trabzon "Şikayetim yoktu" demeyin: Hipertansiyon sessizce ilerliyor Uzmanlar, hiçbir belirti vermeden ilerleyen hipertansiyonun kalp, beyin, böbrek ve gözlerde geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabildiğine dikkat çekerek, düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını vurguluyor. Son dönemde sağlık kuruluşlarına başvuran birçok hastanın, "Şu ana kadar tansiyonla ilgili hiçbir şikayetim olmadı" ifadesini kullandığını belirten uzmanlar, bu söylemin son derece yanıltıcı olduğuna dikkat çekiyor. Hastaların öyküsü sorgulandığında, tansiyonlarını bugüne kadar hiç ölçtürmediklerini ve herhangi bir şikayet hissetmedikleri için sorun olmadığını düşündüklerini ifade eden uzmanlar hipertansiyonun dünyada en sık görülen hastalıklardan biri olduğunu belirtiyor. İmperial Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, hipertansiyonun en önemli özelliğinin çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerlemesi olduğuna dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Hastanelerde yatan ağır hastalıkların büyük bir bölümünün temelinde hipertansiyonun yer aldığını kaydeden Çiçek, "Son günlerde en sık duyduğum ve yanlış olarak değerlendirdiğim ifadelerden biri, ’şu ana kadar tansiyonla ilgili hiçbir şikayetim olmadı’ söylemidir. Bize başvuran hastaların öyküsünü sorguladığımızda, tansiyonlarının ne kadar süredir yüksek seyrettiğini soruyoruz. Aldığımız yanıtlar çoğunlukla, ’şimdiye kadar hiç ölçüm yaptırmadım, herhangi bir şikayetim yoktu" şeklinde oluyor. Bu ifadenin yanlışlığı üzerinde özellikle durmak isterim. Hipertansiyonun, dünyada en sık görülen hastalıklardan biri olduğunu her zaman vurguluyoruz. En önemli özelliklerinden biri, ciddi şikayetlere, semptomlara veya belirgin bulgulara neden olmadan seyredebilmesidir. Bu nedenle, hiçbir şikayeti olmayan kişilerde tansiyonun normal olduğu yönünde yanlış bir algı oluşmaktadır. Oysa tansiyon yüksekliği çoğu zaman herhangi bir belirti vermez. Nadiren baş ağrısı, kulak çınlaması, baş dönmesi veya burun kanaması gibi bulgularla ortaya çıkabilir ancak çoğunlukla sessiz seyreder. Bu yüzden kişiler tansiyonlarını düzenli ve belirli aralıklarla ölçmedikçe yüksek tansiyona sahip olduklarının farkına varamazlar. Hastanelerde yatan en ağır hastalıkları sıraladığımızda, hipertansiyonun birçok tablonun temelinde yer aldığını görmekteyiz" dedi. Hipertansiyon ilk sırada yer alıyor "Kalp yetmezliği, kalp damar tıkanıklıkları, kalp krizleri, ciddi ritim bozuklukları ve aort damarının genişlemesi gibi durumların altında yatan nedenler arasında hipertansiyon ilk sırada yer almaktadır" diyen Çiçek, şu bilgileri verdi: "Aynı şekilde, beyin damar tıkanıklıkları, beyin kanamaları ve böbrek yetmezliğinin nedenleri araştırıldığında da en önemli etkenin hipertansiyon olduğu görülmektedir. Göz damar hastalıkları ve buna bağlı gelişen görme bozukluklarının altında da hipertansiyon önemli nedenlerden biridir. Bu nedenle ’hiç şikayetim yoktu, ölçüm yaptırmadım, bilmiyordum’ cümlesini artık değiştirmemiz gerekmektedir. Günümüz koşullarında ulaşılabilir maliyetlerle tansiyon ölçüm cihazlarına sahip olmak mümkündür. Benim önerim, her evde mutlaka bir tansiyon ölçüm cihazının bulunmasıdır. Cihazın çok pahalı ya da çok özellikli olması şart değildir, önemli olan doğru ölçüm yapabilmesidir. Tansiyon sorunu olmasa bile erişkin yaşa ulaşmış, özellikle 30 yaş üzerindeki bireylerin tansiyonlarını 6 ayda bir, yılda bir ya da gerekirse 3 ayda bir ölçmeleri faydalıdır. Bu sıklık kişiye göre artırılabilir, kesin bir kural yoktur. Önemli olan, dinlenmiş halde ve doğru ölçüm tekniğiyle zaman zaman tansiyonun kontrol edilmesidir. Ölçüm değerleri 13,5/8,5 ve üzerinde çıkıyorsa tek bir ölçüm elbette yeterli değildir. Bir hafta boyunca sabah ve akşam yapılan düzenli ölçümlerde ortalamanın bu değerlerin üzerinde seyretmesi durumunda mutlaka bir kardiyoloji hekimine başvurulmasını öneriyorum. Kardiyoloji hekimi yapacağı değerlendirmede fizik muayene, kalp grafisi, ekokardiyografi, laboratuvar tetkikleri, idrar tetkiki ve gerekirse batın usg ve böbrek damarı için doppler incelemesi yapıp, hipertansiyondan kaynaklı kalp yetmezliği, kalp duvarlarında kalınlaşma, aort damarında genişleme, kalp damar daralması, kalpte ritim bozukluğu, böbrek fonksiyonlarında bozulma var mı diye değerlendirme yapıp uygun tedavi planını önerecektir. İlaveten göz damarlarında etkilenme olup olmadığını tespit etmek için göz hastalıkları hekimi değerlendirmesini istenebilir. Burada özellikle vurgulamak isterim ki korkulması gereken ilaç kullanmak değil, tansiyonun tedavi edilmemesidir. Hipertansiyon kontrol altına alınabilir bir hastalıktır ancak sessiz seyretmesi nedeniyle uzun yıllar tedavisiz kaldığında kalp, böbrek, beyin ve göz gibi hayati organlarda kalıcı ve ciddi hasarlara yol açabilir. Bu hasarların büyük bir kısmı, ne yazık ki geri döndürülemez hale gelebilmektedir."