ASAYİŞ - 11 Şubat 2026 Çarşamba 10:31

Kars’ta kar ve tipi geçit vermiyor: 52 köy yolu ulaşıma kapandı

A
A
A
Kars’ta kar ve tipi geçit vermiyor: 52 köy yolu ulaşıma kapandı

Kars’ta yoğun kar yağışı ve tipi ulaşımda aksamalara neden olurken kapanan 52 köy yolunda ekipler yoğun mesai harcıyor.


Kars’ta dün akşam saatlerinde başlayan ve gece boyunca şiddetini artıran kar yağışı, özellikle yüksek kesimlerde yerini tipiye bıraktı. Görüş mesafesinin yer yer sıfıra düştüğü bölgede, sürücüler zor anlar yaşarken, birçok yerleşim yeriyle irtibat kesildi.


Kars merkez ve ilçelerde etkili olan tipi nedeniyle toplam 52 köy yolu ulaşıma kapalı bulunuyor. Kapanan yolların ulaşıma açılması için İl Özel İdaresi ekipleri yoğun bir mesai harcıyor.


Ekiplerin öncelikli olarak hasta ve acil durumu olan köylere yönlendirildiği, ancak devam eden şiddetli rüzgarın açılan yolları tekrar kapattığı öğrenildi. Kars genelinde merkezde 1, Akyaka’da 2, Digor’da 16, Kağızman’da 27, Sarıkamış’ta 2 ve Susuz’da 4 olmak üzere toplam 52 köy yolu ulaşıma kapalı bulunuyor.


Kars’ta bu yıl çok kar yağdığını ifade eden Metin Özeroğlu, "Şehrimiz bu sene tam kara kışı yaşamakta, bereket yılıdır bu sene inşallah, biraz daha kışımız var" dedi. Kars’a son yıllarda bu kadar fazla kar yağmadığını belirten Turan Sürmeli, "Bu sene biz kara doyduk. Çocukluğumdaki kış günlerini yaşıyoruz. Kars’ta da kar ayrıca güzel, kar ’k’ ile yazılır, Kars’ta ’g’ ile okunur. Gar çok, güzel bir mevsim yaşadık. inşallah devam eder" diye konuştu.


Meteoroloji verilerine göre kar yağışının bölgede aralıklarla devam etmesi beklenirken, buzlanma ve don olayına karşı dikkatli olunması istendi.



Kars’ta kar ve tipi geçit vermiyor: 52 köy yolu ulaşıma kapandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep 22 yaşındaki gencin öldürüldüğü olayda sanıklardan 2’si tahliye edildi Gaziantep’te, 22 yaşındaki Osman Çiçek’i öldürdükleri iddiasıyla yargılanan sanıklardan Hacı Ç. ve Tamer Ç. tahliye edildi. Gaziantep’te 18 Ocak 2025 tarihinde, iki aile arasında 40 bin liralık borç nedeniyle çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Bıçakların kullanıldığı kavganın büyümesi sonucu 22 yaşındaki Osman Çiçek hayatını kaybetti. Olayla ilgili açılan davada 3. duruşma Gaziantep 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, tutuklu sanıklar Harun Ç., Hacı Mustafa Ç., Tamer Ç., Mehmet Zeki Ç. Mehmet Ali Ç., tutuksuz sanıklar Döne Ç., Yusuf Ç., Tuncay Ç., maktulün ailesi ve ailenin avukatı ve sanık avukatı hazır bulundu. Duruşmada söz alan aile, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Gizli tanık olay gününü anlattı Duruşmada olay gününü anlatan gizli tanık, "Ben Zeki Ç.’yi tanımam. Harun Ç. komşumdur. Hatırladığım kadarıyla Haluk Ç.’nin engelleyici bir tutumu yoktu, birlikte hareket ediyorlardı. Bıçağı kimin getirdiğini görmedim. Mehmet Ali olay yerine bıçakla gelmedi, bıçak sonradan eline geçti. Bıçağı kimin verdiğini bilmiyorum. Haluk Ç., Osman’ı boğazından tutup yere attı. Mehmet Ali Ç.’nin Osman’ı 2 ya da 3 kez bıçakladığını gördüm. Olay yerinde her iki taraf da vardı. Ben gördüklerimi anlattım" dedi. Sanıklardan şok savunma Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Zeki Ç., "Kapı açıldığında ben orada değildim, kamera kayıtlarında da yokum. Amcama bıçak verdiğimi söylüyorlar ancak bu doğru değildir, amcam bıçağı yanında getirmiştir. Ben asla kimseye vurmadım, bana da kimse vurmadı. Benim ailem bu olayda mağdurdur. Kız kardeşim üniversite öğrencisiydi, karşı taraftan Arif isimli bir kişi tarafından tehdit edildi ve bu nedenle üniversiteyi bırakmak zorunda kaldı. Olay günü evde yatıyordum, babamı çağırdıklarını sonradan öğrendim. Suçum olsaydı adliyeye kendim gelmezdim. Kimseye karşı kasti bir eylemim yoktur. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "Olay günü alkollüydüm" Diğer sanık Mehmet Ali Ç., "Ben olay yerine geldiğimde ağabeylerim zaten yaralıydı. Ağabeylerim konuşmak amacıyla dışarı çıkmıştır. Eğer ellerinde demir ya da sopa olsaydı bu şekilde yaralanmazlardı, onlar da yaralandı. Olay günü alkollüydüm. Bıçağı kendimi ve ailemi korumak amacıyla salladım. Öldürme amacım yoktu, olsaydı kafasına ya da kalbine vururdum. Olay yerine kimse bana bıçak vermedi, bıçak arabadaydı. Arabadan inerken bıçak elimdeydi. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerine yer verdi. "Ben ailemden kimseyi bugüne kadar suça karıştırmadım" Diğer sanık Harun Ç., "Ben Osman’a elimi bile vurmadım. Bana sopa ile kafama vuruldu, darp edildim. Buna rağmen oğluma tokat attım ve ‘git, karışma’ dedim. Karşı taraf küfür etti ve sopayla kafama vurdu. Kızım üniversite öğrencisiydi, tehdit edildiği için üniversiteyi bırakmak zorunda kaldı. Ben ailemden kimseyi bugüne kadar suça karıştırmadım. Bu olayda bile kardeşim Mehmet Ali’nin önüne geçerek engellemeye çalıştım. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerine yer verdi. "Amcamın elinde bıçak gördüm ve maktulün ayağına bıçağın saplandığını gördüm" Diğer sanık Tamer Ç., "Olay günü gece saatlerinde eve geldim. Aşağı indiğimde Ali amcamın elinde bıçak gördüm ve maktulün ayağına bıçağın saplandığını gördüm. Ben olayı ayırmaya çalışıyordum. Daha sonra polisler geldi. Olayla bir ilgim yoktur. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. "Ç. ailesinin beyanlarında çok sayıda çelişki vardır" Tutuksuz sanık Döne Ç., "Ç. ailesinin beyanlarında çok sayıda çelişki vardır. Her sanık farklı beyanlarda bulunmuştur. Meşru müdafaa ve haksız tahrik iddialarını kabul etmiyoruz. Kamera kayıtlarında, kapı kapalı olmasına rağmen içeri girilmeye çalışıldığı ve kapının zorlandığı açıkça görülmektedir. Olayda iştirak ve kasten hareket vardır. Savcılık mütalaasına katılıyoruz. Sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "Ben Ali ile boğuşurken arkamı döndüğümde Osman yerde yatıyordu" Yunus Ç., "Kamera kayıtlarını izledim. Olayın tamamı kamera kayıtlarında yoktur, kamera sonrasında yaşananlar da vardır. O gün kızım doğmuştu, kuzenim ailesiyle birlikte ziyarete gelmişti. O sırada olaylar başladı. Haluk Ç., Osman’ın kendisine küfür ettiğini söyledi. Haluk’un, kardeşi Mehmet Ali’ye ‘bıçağı bırak’ dediğini gördüm. Kardeşim yere düştükten sonra ‘öldür’ dediğini duydum. Kardeşimi korumak için merdiven altındaki odunlardan annem ve kardeşim aldı. Ben Ali ile boğuşurken arkamı döndüğümde Osman yerde yatıyordu. Ali olay yerinden uzaklaşırken Osman’a bir bıçak darbesi daha vurdu. Ben Osman’ı tutarken Mustafa bana vurdu. Şikayetlerim devam etmektedir" ifadelerine yer verdi. Duruşma ertelendi Mahkeme heyeti, mevcut delil durumu ve dosya kapsamını değerlendirerek tutuklu sanıklar Hacı Mustafa Ç. ve Tamer Ç.’nin tahliyelerine, haklarında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına karar verdi. Diğer tutuksuz sanıkların tutuksuz yargılanmalarının devamına, diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkeme heyeti, dosyada esas hakkında karar verilmeden önce iddia makamına esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için süre verilmesine karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Olay geçmişi Olay, 18 Ocak’ta Şahinbey ilçesindeki Fırat Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Osman Çiçek (22), aralarında husumet bulunan 4 şüphelinin bıçaklı saldırısına uğradı. Saldırganlar kaçarken ağır yaralanan Osman Çiçek hastaneye kaldırıldı. Gaziantep Şehir Hastanesi’nde tedavi gören Osman Çiçek, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Çiçek’in cenazesi, Gaziantep Adli Tıp Kurumundaki işlemlerinden sonra yakınlarına teslim edildi. Cenaze, Yeşilkent Mezarlığı’nda defnedildi. Olayın ardından geniş çaplı çalışma başlatan polis bıçaklı saldırıyı gerçekleştirdiği tespit edilen M.A.Ç., H.M.Ç., H.Ç. ve Y.Ç. isimli şahısları gözaltına aldı. 4 şüpheli işlemlerinin ardından sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İstanbul Sinpaş Reserve, "Tatil Evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor Sinpaş, Marmaris’te turizmi mevsimsellikten çıkararak yıl geneline yayan yeni projesi Sinpaş Reserve’i tanıttı. "Tatil evi" konseptiyle geliştirilen proje; klasik devremülk anlayışının ötesine geçerek, ikinci konut konforunu profesyonel işletme altyapısı, wellness odaklı yaşam modeli ve sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla bir araya getiriyor. Toplam 692 devre mülkten oluşan Sinpaş Reserve, Marmaris’te kesintisiz bir turizm ve hizmet ekonomisi oluşturmayı hedefliyor. Proje; bireysel kullanıcılar için uzun vadeli, planlı ve nitelikli bir tatil deneyimi sunarken, bölge ekonomisine de yılın 12 ayına yayılan kalıcı katkılar sağlamayı amaçlıyor. Değişen beklentiler ve yaşam tarzlarıyla birlikte tatil anlayışının da dönüştüğüne referans olarak yükselen proje her yıl farklı otellerde konaklamak yerine, aidiyet hissi oluşturan, planlı ve uzun vadeli tatil çözümlerine olan ilgiyi merkeze alıyor. Sinpaş Reserve, "tatil evi" yaklaşımıyla kullanıcılarına tanıdık bir konfor alanı sunarken, Marmaris’in yalnızca yaz sezonuna bağlı kalmayan bir destinasyon kimliği kazanmasına katkı sağlıyor. Modern wellness ve sağlıklı yaşam trendlerini odağına alan proje; termal imkanlar, kapsamlı spa ve wellness alanlarıyla sağlık odaklı konaklama deneyimini öne çıkarıyor. Profesyonel işletme modeli sayesinde hem kullanıcıya uzun vadeli değer sunuluyor hem de yerel esnaf, hizmet sektörü ve istihdama kalıcı katkı sağlanıyor. Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olan Sinpaş Reserve, "tatil evi" kavramını yeniden tanımlarken, esnek kullanım kurgusu, profesyonel işletme altyapısı, yüksek hizmet standartları ve yatırım değerini aynı potada buluşturan bütüncül yapısıyla Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü oluşturmayı hedefliyor. "Nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" Türkiye turizminde beklentilerin sayılarla birlikte dönüştüğünü belirten Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, "Son veriler Türkiye turizminin büyüdüğünü ve gelirlerin arttığını gösteriyor. Özellikle ziyaretçi başına gecelik harcamanın 100 dolar seviyesine ulaşması, daha uzun süreli, planlı ve kaliteli deneyimlere yönelindiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, ürünün ve yatırım anlayışının da değişmesi gerektiğini gösteriyor. Dünya turizmi artık yalnızca sezonluk tatil değil; sağlıklı yaşam, wellness, spor, deneyim ve uyku turizmi gibi yeni dinamikler etrafında şekilleniyor. Artık tek odak yaz tatili değil. Sağlık turizmi, sürdürülebilir turizm, doğa ve macera turizmi, spor, wellness ve kongre turizmi gibi alanlar öne çıkıyor. Günümüzde nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" dedi. "Güney Ege yıl boyunca yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" Marmaris’in ötesinde Güney Ege ölçeğinde bir dönüşüm hedeflediklerini ifade eden Çelik, " Güney Ege, Türkiye turizminin en istikrarlı büyüyen bölgelerinden biri haline geldi. Bölge her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor ancak profilin daha uzun süreli ve daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir yapıya evrilmesi gerekiyor. Marmaris; termal kaynakları, doğa-kültür-deniz potansiyeli, gastronomisi ve erişilebilirliğiyle bu dönüşüm için çok güçlü bir merkez. Güney Ege, mevsimsellik algısını geride bırakan ve 12 ay yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" diye konuştu. "Ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yayacağız" Dört mevsim turist ağırlayan bir projeye imza atmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Çelik, "Yaz sezonuyla sınırlı geleneksel turizm döngüsünü kırarak bölgenin ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yaymayı hedefliyoruz. Sezonluk istihdamdan kalıcı istihdama geçişi hızlandırarak yerel işletmelerin ve tedarik zincirlerinin kesintisiz faaliyet göstermesine imkan sağlamayı amaçlıyoruz. Sinpaş Reserve, yalnızca bir kullanım modeli sunmuyor; bölgeye düzenli gelir üreten, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir turizm ekonomisi inşa ediyor. Kızılbük projemizde kısa sürede ulaştığımız yüzde 85 satış oranı, geliştirdiğimiz yaklaşımın güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Sinpaş Reserve ile bu deneyimi yeni bir aşamaya taşıyoruz. Hedefimiz; Türkiye turizmine güven veren, yatırım değeri yüksek, uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler geliştirmek" şeklinde konuştu. "Türk aileleri tatilde de rutin ve aidiyet arıyor" Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, son dönemde değişen tatil tercihlerini değerlendirerek, "Yapılan güncel araştırmalar, insanların tatilde de rutin arayışının güçlendiğini gösteriyor. Her yıl yeniden plan yapmak yerine, kendilerini ait hissettikleri, tanıdık ve zahmetsiz tatil modellerine yöneliyorlar. Türk aile yapısının dinamiklerine baktığımızda; aile ve arkadaşlarla aynı dönemlerde bir araya gelme, birlikte vakit geçirme ve bu buluşmaları sürdürülebilir bir düzene oturtma isteğinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Kızılbük GYO olarak geliştirdiğimiz ürünlere gösterilen ilgi ve müşteri deneyimlerimizden hareketle satışlarımızın önemli bir bölümü, ailelerin ve arkadaş gruplarının her yıl aynı zaman diliminde birlikte tatil yapabilmek amacıyla gerçekleştirdiği tercihlerden oluşuyor. Bu tablo, tatilde dahi planlama, bakım ve işletme detaylarıyla uğraşmadan yalnızca birlikte geçirilen zamana odaklanma beklentisinin arttığını ortaya koyuyor. Uzun yıllar tercih edilen klasik yazlık modeli ise bakım, tadilat, güvenlik ve artan maliyetler nedeniyle giderek bir yüke dönüşüyor. Tatil evi yaklaşımı, aynı mutluluk ve konforu profesyonel işletme güvencesiyle, hiçbir efor sarf etmeden daha düşük maliyetler ve daha yüksek bir hizmet standardıyla sunarak bu ihtiyaca güçlü bir yanıt veriyor." (OE-RU
Bursa Yıldırım Belediyesi ’Fethin’ kitabını yazdı Yıldırım Belediyesi, ‘Beylikten Cihan Devletine’ temasıyla başlattığı 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda, Bursa’nın fethini tarihi, kültürel ve felsefi açıdan ele almaya devam ediyor. Bursa’nın fethinin 700. Yıl dönümü etkinlikleri kapsamında önemli bir projeyi daha hayata geçiren Yıldırım Belediyesi, ‘Fetih Yolu’ adlı romanı Bursa’ya kazandırdı. Tarihi roman ve hikaye yazarı Hasan Erdem’in kaleme aldığı, Yavuz Selim Doğan’ın resimlediği eser Yıldırım Belediyesi Kültür Yayınları’ndan çıktı. Bursa’nın fethinin nasıl gerçekleştiğini, dönemin atmosferini, ecdadın mücadele ruhunu, merhamet ve adalet anlayışını tarihi gerçeklere bağlı kalarak anlatan eser için tanıtım toplantısı düzenlendi. Ulubatlı Hasan Anadolu Lisesi’nde düzenlenen ‘Fetih Yolu’ romanı tanıtım toplantısına, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra, eserin yazarı Hasan Erdem, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer, Yıldırım İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Sevinç, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Kitap tanıtım programıda konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; "Bursa’nın fethi, yalnızca bir şehrin alınışı değil; bir medeniyetin adalet, merhamet ve hikmet üzerine inşa ettiği büyük yürüyüşün en önemli duraklarından biridir. Osmanlı’nın beylikten cihan devletine uzanan yolculuğunda Bursa, siyasi bir merkez olmanın ötesinde kültürel, ahlaki ve felsefi bir mihenk taşıdır. Bu topraklarda yeşeren anlayış; insanı merkeze alan, farklılıkları zenginlik olarak gören ve kalıcı bir medeniyet tasavvurunu mümkün kılan bir ruhu temsil etmektedir" ifadelerini kullandı. Bu yıl Bursa’nın fethinin 700. Yıl dönümü olduğunu hatırlatan Başkan Yılmaz, "Yıldırım Belediyesi olarak ‘Beylikten Cihan Devletine’ temasıyla başlattığımız 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda, Bursa’nın fethini yalnızca tarihi bir olay olarak değil; taşıdığı değerler bütünüyle ele alıyor, bu mirası yeni nesillere aktarmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bursa’nın fethinin 700’üncü yıl dönümü kapsamında hayata geçirdiğimiz projeler de bu anlayışın birer yansımasıdır. Bu kapsamda, ‘Fetih Yolu’ adlı eseri Bursa’ya kazandırmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. ‘Fetih Yolu’, yalnızca geçmişi anlatan bir roman değil; bugünü anlamaya ve geleceği daha sağlam temeller üzerine kurmaya katkı sunan bir kültür mirasıdır" diye konuştu. Medeniyetimizin köklü geçmişini ve değerlerini yaşatmanın önemine vurgu yapan Başkan Oktay Yılmaz; "Özellikle gençlerimizin tarihimizle güçlü bir bağ kurmasını, kendi medeniyet köklerini daha iyi tanımasını önemsiyoruz. Bu nedenle Ulubatlı Hasan Anadolu Lisesi’nde düzenlediğimiz tanıtım toplantısında öğrencilerimizle bir araya gelmek, bu eseri onların dünyasına taşımak bizler için ayrıca anlamlı olmuştur. Yıldırım Belediyesi olarak, kültür ve sanat yoluyla geçmiş ile gelecek arasında köprü kurmaya, Bursa’nın ve medeniyetimizin değerlerini anlatmaya devam edeceğiz. ‘Fetih Yolu’nun bu yolculukta önemli bir iz bırakacağına yürekten inanıyorum. Başta kıymetli yazarımız olmak üzere, bu önemli eserin ortaya çıkmasında emeği, katkısı olan herkese yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Tarihi romanın yazarı Hasan Erdem ise yaptığı açıklamada; "Bursa’nın fethinin 700’üncü yılında, bu kadim şehrin tarihini ve medeniyet ruhunu anlatan Fetih Yolu adlı eserin Yıldırım Belediyesi Kültür Yayınları’ndan çıkması benim için büyük bir onur. Bu eserle, Bursa’nın fethinin ardındaki mücadele ruhunu, adalet ve merhamet anlayışını genç nesillere tarihi gerçeklere sadık kalarak aktarmayı amaçladım. Kültür ve sanata verdiği destek, tarihe ve medeniyet mirasımıza sahip çıkan vizyonu için Yıldırım Belediye Başkanımız Sayın Oktay Yılmaz’a ve Yıldırım Belediyesi’ne gönülden teşekkür ediyorum. Fetih Yolu’nun, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.
Düzce Düzce’nin gelecek 50 yılını uzmanlar planladı Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İSKİ yetkilileri ile ilçe, belde belediye başkanları, kurum müdürlerini bir araya getirdi. Düzce’nin gelecek 50 yıldaki gelişme stratejisine rehber niteliği taşıyan Çevre Düzeni Planı eksiklerin giderilmesinin ardından uygulamaya koyulacak. Düzce’de imar, tarım, turizm, sanayi ve ticaret stratejilerini yakından ilgilendiren Çevre Düzeni Planı hazırlıkları sona erdi. İlki 2008 yılında hazırlanarak 2020 yılına kadar uygulanan Çevre Düzeni Planı’nın güncellenen veriler ve 2053 yılı projeksiyonunda hazırlanan yeni versiyonu, Başkan Faruk Özlü’nün ev sahipliğinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Yavuz Erdal Kayapınar ile bakanlık yetkilileri ile istişare edildi. Toplantıya İSKİ yetkililerinin yanı sıra Düzce ilçe, belde belediye başkanları ile ilgili tüm kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. "Düzce, gelişmesi bir yana genişlemesi gereken bir şehir" Tüm kurumların katkıları ile hazırlanan ve içeriğinde Düzce özelinde birçok parametrenin değerlendirildiği Çevre Düzeni Planı hakkında konuşan Başkan Faruk Özlü, planın öneminden söz ederek; "Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız Düzce İli Çevre Düzeni Planı’nda son aşamaya geldik. Gerçekten uzun bir çalışma oldu. Bu plan üzerinde hep beraber konuşacağız, istişare edeceğiz. Sizlerin de son görüşlerini alarak bu plana son vereceğiz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından onaylanacak olan bu plan önümüzdeki en az 50 yıl boyunca Düzce’nin şehir planlaması konusunda bize rehber olacak. Düzce çok merkezde sıkışık kalmış bir halde, bu şehrin büyümesi lazım. Bizim amacımız şehri her anlamda genişletmek. Yaptığımız çalışmalarda örneğin; spor kampüsü, adalet kampüsü gibi. Şıralık bölgesi, Düzcespor tesislerinin olduğu yer yaklaşık 137 dönüm, artık o bölge spor kampüsü. Merkezden oraya taşıdık, taşıdığımızda bize kızanlar oldu. Bu şehrin biraz genişlemesi ve rahatlaması lazım" dedi. "Deprem gerçeği ile hazırlanmış bir belge" Düzce’de örnek bir şehirleşme hamlesini yürüttüklerinden bahseden Başkan Özlü 2019’da alınan kat sınırlaması kararını işaret ederek şunları söyledi: "Kat konusunda hassasiyetlerimiz var. 2019 yılında aldığımız meclis kararı ile Düzce’de 4 katın üzerinde bina yapılamaz dedik. Bu kararımızdan hiçbir zaman vazgeçmedik, esnemedik. Çevre düzeni planının şehrimizin gelişmesine, büyümesine rehberlik edecek bir plan olduğunu düşünüyorum. Bu önemli çalışmada emeği geçen tüm kurum ve kuruluş temsilcilerine teşekkür ediyorum." "Planın uygulanabilir olması güncel ve doğru verilere bağlı" Mekansal Planlama Genel Müdürü Yavuz Erdal Kayapınar ise yaptığı açıklamada Düzce’de imar çalışmalarının hangi beklentiler çerçevesinde hazırlandığı ve bu planların bakanlıkla paylaşılması çağrısında bulunarak şunları söyledi: "Düzce’nin sahip olduğu konum sebebiyle sanayi, turizm, tarım ve bunlara paralel olarak ticaret sektörünün gelişmesine müsait bir yer olduğunu görüyoruz. Sektörler arası dengenin kurulması adına da bu planın uygulanmasının elzem olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Üzerinde revizyon yaptığımız bu plandan bahsedecek olursak bu plan, Düzce Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi tarafından 2008 yılında 5302 sayılı kanun kapsamında onaylanmış ve bugüne kadar da yürürlüktedir. Bu plan 2020 yılı projeksiyon alınarak hazırlanmış bir plandı. Şimdi bu revizyon çalışmaları ile gelecek 50 yıllık projeksiyona göre yeniden düzenlendi. Bu planın eksiksiz ve uygulanabilir bir seviyeye getirilmesi için Düzce Belediyesi nezdinde bugün aramızda olan ilçe ve belde belediyelerinin de en kısa zamanda, gelecek 50 yılda öngörülen nüfusa esas imar planlarının güncel halini bakanlığımıza iletmelerini istiyoruz. Bu konu gerçekten çok önemli bir konu." Çevre düzeni planı ayrıntılarının katılımcılar ile paylaştığı oturumda, ilgili kurumların sorumluluk alanlarına ilişkin soruları alındı, cevapların ardından toplantı sona erdi.
Samsun TUA Başkan Yardımcısı Dulkan: "Uzay teknolojilerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz" SAMSUN (İHA) – Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkan Yardımcısı Fatih Dulkan, "Türkiye’nin uzay alanında yalnızca dışarıdan teknoloji ve hizmet temin eden bir ülke konumunda kalması yeterli değildir. Kendi teknolojisini geliştiren, üreten ve uzay politikalarına yön veren karar alma süreçlerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz" dedi. Uluslararası Uzay Kongresi Kampüs Buluşmaları, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. 8’incisi düzenlenen Uluslararası Uzay Kongresi (IAC) 2026 Kampüs Buluşmaları, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Ardından protokol konuşmaları gerçekleştirildi. Astronot Tuva Cihangir Atasever, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Danışmanı ve IAC 2026 Direktörü Emine Doğruok ve IAC Uluslararası Program Komitesi Eş Başkanı Prof. Dr. Mustafa Arif Karabeyoğlu’nun da katıldığı programda açılış konuşmalarını OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ve TUA Başkan Yardımcısı Fatih Dulkan yaptı. "Uzay teknolojilerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz" Türkiye’nin uzay alanında etkin rol oynaması gerektiğinin altını çizen Türkiye Uzay Ajansı Başkan Yardımcısı Fatih Dulkan, "Dünyanın en büyük ve en prestijli uluslararası uzay etkinliği olan Uluslararası Uzay Kongresi (IAC), tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilecektir. Biz artık uzay faaliyetlerini sadece bir bilimsel macera olarak değil, bugün milyarlarca dolarlık bir ekonomik alan olarak görüyoruz. Bugün 600 milyar dolara erişmiş olan bu hacmin 2030’lu yıllarda 1,8 trilyon doları aşması bekleniyor ki bu çok ciddi bir rakam. Genellikle ekonomideki büyüme, örneğin OECD ülkelerinde yıllık artış yüzde 3-4 arasındayken, uzay sektöründeki artış yüzde 10’un üzerinde seyretmekte. Bu ciddi bir rakam. Bizim de bu pastada yer almamız lazım. Uzay ekonomisinin sunduğu yüksek ekonomik potansiyelin yanı sıra uzay faaliyetleri, ülkemiz açısından bilimsel ilerleme, teknolojik yetkinlik ve milli güvenlik bakımından da stratejik bir önem taşımaktadır. Bu çerçevede Türkiye’nin uzay alanında yalnızca dışarıdan teknoloji ve hizmet temin eden bir ülke konumunda kalması yeterli değildir. Kendi teknolojisini geliştiren, üreten ve uzay politikalarına yön veren karar alma süreçlerinde etkin rol üstlenen bir Türkiye’yi görmek istiyoruz" diye konuştu. Uzay alanında üzerlerine düşen görevlerin bilincinde olduklarına değinen Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın ise, "Bugün uzay çalışmaları klasik anlamda keşif kavramının çok ötesine geçmiş, yüksek katma değer üreten stratejik ve sürdürülebilir bir ekonomik alan haline gelmiştir. Günümüzde küresel uzay ekonomisi yaklaşık 700 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış; mevcut projeksiyonlar ise bu rakamın 2035 yılında 1,8 trilyon dolara yaklaşacağını göstermektedir. Bu büyüme, uydu ve fırlatma gibi doğrudan uzay faaliyetlerinin yanında uzaydan elde edilen veri ve teknolojilerin tarımdan ulaşıma, çevreden savunmaya kadar pek çok alanda küresel ekonomiye sağladığı katkılardan kaynaklanmaktadır. Bu yönüyle uzay ekonomisi artık yalnızca devletlerin faaliyetleri olmaktan çıkmış; üniversitelerin bilgi üretimi, girişimcilerin yenilikçi çözümleri ve genç araştırmacıların üretken gücüyle beslenen dinamik bir yapıya dönüşmüştür. Bu alanlarda sürdürülebilir ilerleme; nitelikli araştırma altyapıları, disiplinler arası iş birlikleri ve güçlü insan kaynağı ile mümkündür. Ondokuz Mayıs Üniversitesi olarak kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik anlayışımızla yürüttüğümüz akademik çalışmalar, uzay teknolojileriyle birleştiğinde güçlü bir toplumsal etki oluşturmaktadır" şeklinde konuştu. Bir gün süren buluşma programı, katılımcıların sunum ve tecrübe paylaşımlarının ardından sona erdi.