EĞİTİM - 07 Mayıs 2026 Perşembe 13:30

Prof. Dr. Küçük: "Yapay zeka uygulamalarıyla ormancılık faaliyetlerinde yeni bir dönem başladı"

A
A
A
Prof. Dr. Küçük: "Yapay zeka uygulamalarıyla ormancılık faaliyetlerinde yeni bir dönem başladı"

Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen 5. Uluslararası Orman Entomolojisi ve Patolojisi Sempozyumunda konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, yapay zeka uygulamaları, dijitalleşme, karar destek sistemleri ve veri temelli yönetim modelleriyle ormancılık çalışmalarında yeni bir dönemin kapısını aralandığını söyledi.


Kastamonu Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "5th International Forest Entomology and Pathology Symposium (IFEPS 2026)", Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi’nde başladı. Kastamonu Üniversitesi, TÜBİTAK, Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü destekleriyle gerçekleşen sempozyumda orman sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir ormancılık alanlarında önemli bilim insanlarını bir araya getirdi.



"Yapay zeka ormancılık çalışmalarında yeni bir dönemin kapısını aralamaktadı"


Sempozyumun açılışında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, orman ekosistemlerini etkileyen biyotik ve abiyotik faktörlerin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurgulayarak, "Yapay zeka uygulamaları, dijitalleşme, karar destek sistemleri ve veri temelli yönetim modelleri ormancılık çalışmalarında yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Önümüzdeki süreçte orman sağlığının korunması ve zararlı organizmaların yönetiminde bu teknolojilerin çok daha etkin kullanılacağına inanıyorum" dedi.


Orman Genel Müdürlüğü Orman Zararlılarıyla Mücadele Daire Başkan Yardımcısı Hakan Ragıpoğlu ise küresel iklim krizinin ormancılık faaliyetleri üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Değişen iklim şartları nedeniyle Akdeniz kuşağındaki ülkelerde etkilerin daha yoğun hissedildiğini belirten Ragıpoğlu, artan orman yangınları, kuraklık, sıcaklık değişimleri ve orman ekosistemlerinin kuzeye veya daha yüksek rakımlara doğru kaymasının zararlı organizma popülasyonlarında ciddi artışlara yol açtığını ifade ederek, "ICP Forests kapsamında dünya genelinde çok sayıda seviye 1 ve seviye 2 izleme alanı bulunmaktadır. Türkiye’de de yüzlerce izleme noktası üzerinden önemli miktarda veri toplanmaktadır. Bu veriler, orman sağlığının izlenmesi açısından büyük değer taşımaktadır. Sahada çok büyük miktarda veri üretiyoruz; ancak bu verilerin bilimsel olarak değerlendirilmesi için üniversitelerimizin ve akademisyenlerimizin katkısına ihtiyaç duyuyoruz. Bu alanlarda çalışmak isteyen araştırmacılarımıza kapımız her zaman açıktır" diye konuştu.


Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahmut Gür de orman ekosistemlerinde yaşanan kayıpların yalnızca görünen zararlarla sınırlı olmadığını vurgulayarak, yürütülen mücadele çalışmalarının önemine dikkat çekti. Kastamonu’nun ormancılık alanındaki güçlü akademik birikimine değinen Gür, "Ormancılık biliminde uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Bu sempozyum sayesinde hem bilimsel bilgi paylaşımı sağlanacak hem de yeni araştırma ağlarının kurulmasına katkı sunulacaktır" diye konuştu.


Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Sabri Ünal ise Türkiye’de kabuk böcekleri nedeniyle her yıl yaklaşık 1,2 milyon metreküplük ağaç servetinin zarar gördüğünü belirterek, ekonomik kayıpların çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen ciddi bir durum oluşturduğunu ifade etti. Kabuk böceklerinin yol açtığı zararın orman yangınları kadar önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ünal, Avrupa ormanlarının sağlık durumunun uzun yıllardır uluslararası standartlarda izlenmekte olduğunu dile getirerek, "Avrupa ormanlarının sağlık durumunu izlemek, hava kirliliğinin etkilerini değerlendirmek ve iklim değişikliği ile diğer çevresel baskıların orman ekosistemleri üzerindeki sonuçlarını ortaya koymak amacıyla çalışmalar yürütülmektedir. Uzun yıllara dayanan uluslararası uyumlu veri altyapısı sayesinde orman ekosistemlerindeki değişimler bilimsel olarak takip edilebilmekte ve çözüm odaklı yaklaşımlar geliştirilebilmektedir. Günümüzde hava kirliliği, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi küresel sorunlar ormanlarımız üzerinde giderek artan baskılar oluşturmaktadır. Bu nedenle orman sağlığının düzenli izlenmesi, risklerin önceden tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin zamanında alınması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.


Üç gün sürecek sempozyum kapsamında bilimsel sunumların yanı sıra teknik geziler ve akademik değerlendirme toplantıları da gerçekleştirilecek. Sempozyumun, ulusal ve uluslararası düzeyde yeni bilimsel iş birliklerine katkı sağlaması bekleniyor. Sempozyum oturumları ise Teknokent’te gerçekleştirilecek.


Sempozyumun açılışının ardından katılımcılara plaket ve teşekkür belgesi takdim edildi.


Sempozyuma Vali Yardımcısı Ahmet Atılkan, Belediye Başkan Yardımcısı Eda Büyükdemirci, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, Orman Genel Müdürlüğü Orman Zararlılarıyla Mücadele Daire Başkan Yardımcısı Hakan Ragıpoğlu, Orman Bölge Müdürü Hakan Yaslıkaya, Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahmut Gür ile akademisyen ve çok sayıda öğrenci katıldı.



Prof. Dr. Küçük: "Yapay zeka uygulamalarıyla ormancılık faaliyetlerinde yeni bir dönem başladı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Sivas’ta geleneksel ’saya gezmesi’ renkli görüntülere sahne oldu Sivas’ın Zara ilçesinde Hıdırellez şenliklerinde geleneksel karakterlerin yer aldığı etkinlik renkli görüntülere sahne oldu. Sivas’ın Zara ilçesinde, Hıdırellez şenlikleri kapsamında ’bereket töreni’ olarak bilinen ’saya gezmesi’ geleneği gerçekleştirildi. İlçe sokaklarında yapılan etkinlikte vatandaşlar, yüzyıllardır süregelen kültürel mirası yeniden yaşama imkanı buldu. Geleneksel yürüyüşte deve temsili de yer alırken, etkinlikte sembolik olarak ’yumurta hırsızı, tilki, bıyıklı gelin ve deveci’ gibi karakterler canlandırıldı. Katılımcılar, bu figürlerle saya oyununu ilçe sokaklarında sergileyerek vatandaşların ilgisini çekti. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte, geleneksel kültürün yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amaçlandı. "Gelenekler unutulmasın diye çabalıyoruz" Geleneği yaşatmak istediklerini belirten Nilgün Gökkuş Bozalioğlu, "5’inci kez hazırladığımız Hıdırellez şenliğinde saya gezisi yaptık. Bu geleneği yaşatmak istiyoruz. Bundan 60 sene önce bu eğlenceler yapılıyormuş. Biz de gelenekler devam etsin diye bu gezileri düzenliyoruz. Gezide kullanılan deveyi ben kendim diktim. Bunların çeşitli karakterleri oluyor. Yumurta hırsızımız, tilkimiz, bıyıklı gelinimiz ve devecimiz var. Biz bunu, Zara sokaklarında insanların bir kez daha hatırlaması için yaptık. Güzel bir yürüyüş gerçekleştirmiş olduk" dedi.
Samsun Uzmanından uyarı: "3 aydan uzun süren bel ağrısına dikkat" Romatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrısı varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini, aksi takdirde büyük sorunlarla karşılaşılabileceğini söyledi. Medicana International Samsun Hastanesi Romatoloji Kliniğinden Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu Yeliz Zahiroğlu, "Ankilozan spondilit, özellikle omurga ve leğen kemiği eklemlerini etkileyen kronik iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. Halk arasında çoğu zaman ‘bel fıtığı’, ‘mekanik bel ağrısı’ ya da ‘kas tutulması’ ile karıştırılabilir. Oysa bu hastalıkta ağrının temelinde iltihap vardır. Erken tanı konulmazsa omurgada hareket kısıtlılığına, duruş bozukluğuna ve yaşam kalitesinde belirgin azalmaya yol açabilir" dedi. "Her bel ağrısı, ankilozan spondilit anlamına gelmez" Belirtilerin büyük önem taşıdığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zahiroğlu, "Her bel ağrısı, ankilozan spondilit anlamına gelmez. Ancak bazı özellikler bizim için uyarıcıdır. Özellikle 40 yaşından önce başlayan, 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu ile birlikte olan, hareket ettikçe açılan ama istirahatle geçmeyen bel ağrısı önemlidir. Gece özellikle sabaha karşı uyandıran bel veya kalça ağrısı da iltihaplı bel ağrısını düşündürür. ASAS kriterlerinde de egzersizle düzelme, gece ağrısı, sinsi başlangıç, 40 yaş altı başlangıç ve istirahatle düzelmeme önemli özellikler olarak tanımlanmıştır. En sık bel ve kalça ağrısı, sabah tutukluğu, hareket kısıtlılığı ve yorgunluk görülür. Bazı hastalarda topuk ağrısı, diz veya ayak bileği şişliği, göğüs kafesinde ağrı olabilir. Ankilozan spondilit sadece omurgayı tutmaz, gözde üveit, bağırsak iltihabı ve sedef hastalığı gibi durumlarla da birlikte olabilir. Bu nedenle ‘sadece bel ağrısı’ olarak görülmemelidir" diye konuştu. "3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan bel ağrılarına dikkat" Özellikle 3 aydan fazla süren bel ağrılarına dikkat çeken Zahiroğlu, ayrıca şunları söyledi: "Tanıda en önemli adım, hastanın öyküsünü dikkatle dinlemek ve iltihaplı bel ağrısını fark etmektir. Muayene, kan testleri, CRP-sedimantasyon gibi iltihap göstergeleri, HLA-B27 testi ve görüntüleme yöntemleri kullanılır. Özellikle erken dönemde röntgen normal olabilir, bu durumda sakroiliak eklem MR’ı tanıda çok değerlidir. Günümüzde oldukça etkili tedavi seçeneklerimiz var. Tedavide düzenli egzersiz, duruş eğitimi, sigaranın bırakılması ve gerektiğinde ilaç tedavileri birlikte planlanır. Ağrı kesici-antiinflamatuvar ilaçlar, uygun hastalarda biyolojik tedaviler ve hedefe yönelik tedaviler kullanılabilir. NHS gibi hasta bilgilendirme kaynaklarında da egzersiz, fizyoterapi, antiinflamatuvar ilaçlar ve gerekli hastalarda biyolojik tedaviler temel yaklaşımlar arasında sayılır. Erken tanı ile hem ağrıyı kontrol etmek hem hareket kabiliyetini korumak hem de omurgada kalıcı hasarı azaltmak mümkündür. Genç yaşta başlayan bel ağrısının ‘nasıl olsa geçer’ diye ihmal edilmemesi gerekir. 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrısı varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulmalıdır."
İstanbul CHP lideri Özgür Özel "Kaan’ın yerli milli motoruyla uçacağı günü dört gözle bekliyoruz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Kaan’ın yerli milli motoruyla uçacağı günü dört gözle bekliyoruz ve bunu sonuna kadar destekliyoruz. Elbette gecikmelerden rahatsızlık duyulabilir ama biran önce biz Kaan’ın göklerde yerli ve milli motoruyla uçacağını görüyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret etti. Fuarda stantları gezen Özgür Özel yerli ve milli savunma sanayii ürünlerini inceledi. Altay tankını, YILDIRIMHAN füzesini inceleyen Özel, yetkililerden bilgi aldı. TUSAŞ standında Gökbey helikopterine binen Özel, bir başka stantta havalı tabancayla atış yaptı. Uzay Teknoloji Kulübü standını ziyaret eden Özgür Özel, burada da uzay keşif aracını sürdü. Ziyaretinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Özgür Özel, "Bugün SAHA fuarını gezdik. Burası bir fuar değil savunma sanayiinin bütün dünyadaki olası müşterileri ile hem Türkiyed’eki tedarikçileri ile bir araya geldiği, etkileşime girdiği çok önemli bir buluşma. Burada kıymetli bir iki saat geçirdik. Gördüklerimizden büyük memnuniyet duyduk. Mümkün olduğu kadar çok stant ziyaret ettik. Bir yandan Kaan’ı gördük. Bir yandan Akıncı’yı gördük, TB3’ü gördük. Gençlerimizin uzay ile ilgili geliştirmeye yönelik projelerini gördük. Bu anlamda son derece önemli" ifadelerini kullandı. Dünyada yaşanan gerilimlerin hava savunma sistemlerinin önemini bir kez daha gözler önüne serdiğini söyleyen Özel, "Yaşadığımız son birkaç yıl dünyaya birçok şey öğrettim. Hem Rusya - Ukrayna savaşı, Hem İran’da yaşananlar en başta hava savunmasının ne kadar önemli olduğunu hepimize öğretti. İçeride iki yıl önce başlamış olan yeni nesil fırkateynimiz ile ilgili bilgi aldık. Bu Türkiye’nin 20 yıldır geciktiği bir proje. Bugün yeni nesil bir hava savunma fırkateyniniz olduğunda Kıbrıs’ın önüne onu çektiğinizde akşam rahat rahat uyursunuz. İran’dan Türkiye’ye ateşlenen füzelerle ilgili bir çelik kubbeniz varsa rahat uyursunuz. Yoksa NATO’nun devreye girmesini, Amerikan yüzer unsurlarından savunma füzeleri olmasını beklersiniz. O yüzden burada kim ne emek veriyorsa, ama sermaye olarak ama sabahlara kadar çalışarak, gözünün nurunu akıtarak, savunma sanayi için kim ne yapıyorsa hepsine minnettarız. Eksiklerimizi biliyoruz, avantajlarımızı biliyoruz, güçlü kaslarımızı biliyoruz. Bugün burada çok heyecanlı girişimcilerle tanıştık. Özellikle beyin göçü dışarı kayıplar yaşanırken, bazı yerlerde beyin göçü ile gitmiş birçok öğrencinin artan yeni kapasite ile Türkiye’ye geri döndüğüne ilişkin erken ama ümit verici şeyler duyduk. Bundan büyük memnuniyet duyuyoruz. Biz yurt dışına giden gençlere, zihninde valizi toplamış olanlara ’hep bizi biraz bekleyin’ diyoruz. Gençlerin Türkiye’ye dönme noktasında umutlarının artmakta olduğunu ve belli öncü işaretlerin olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz" şeklinde konuştu. Kaan projesini sonuna kadar desteklediklerini söyleyen Özel, "Kaan’ın yerli milli motoruyla uçacağı günü dört gözle bekliyoruz ve bunu destekliyoruz sonuna kadar. Bu konuda zaman zaman spekülasyonlar oluyor. Dışişleri Bakanı motorun olmadığını söylemişti ve büyük moral bozukluğu olmuştu. Tabii dışarıdan gelecek her bir Kaan için şimdi iki motora ihtiyaç var ama zaten dünyada kimse hepsini kendisi yaparak muharip uçağı anında uçurma imkanı yok. Önemli olan Kaan’ın o iki motor takıldığında uçabilen durumda olmasıdır. Bir yandan da Kaan’ın motorunun yerli ve milli şekilde üretilmesi lazım. Biz bu hedefin sonuna kadar arkasındayız. Sonuna kadar bu konuda kimsenin de moral bozmasına gerek yok. Elbette gecikmelerden rahatsızlık duyulabilir ama biran önce biz Kaan’ın göklerde yerli ve milli motoruyla uçacağını görüyoruz. İki genç arkadaş Kaan’ın uçma dışındaki enerji ihtiyaçlarını karşılayan yeri ve milli motorunu gösterdiler. Onunla da gurur duyduk. 2030’an itibaren kendi motorumuzla uçacağız. Şu anda motor yurt dışından geliyor diye TUSAŞ’ımızın KAAN’ınını da kimse hor görmesin. Çok önemli başarılar elde ediliyor. Özellikle radar sistemlerine karşı mühimmatı içine aldığında görünmez bir uçak olarak göklerde uçması zaten gazi Mustafa Kemal’in koyduğu hedef ’İstikbal göklerdedir’ diyerek. 1973 rahmetli Bülent Ecevit’in ve o dönemdeki Türkiye Cumhuriyet hükümetlerinin TUSAŞ’ı kurması. O günden bu güne kim bir çivi çaktıysa Allah razı olsun diyoruz"
İstanbul Tuzla’da "2026-2028 Yerel Eşitlik Eylem Planı" tanıtıldı Tuzla Belediyesi tarafından hazırlanan 2026-2028 Yerel Eşitlik Eylem Planı, düzenlenen programla kamuoyuna tanıtıldı. Programda kadın-erkek eşitliğinin yerel yönetim politikalarındaki önemi vurgulandı. Tuzla Belediyesi tarafından hazırlanan "2026-2028 Yerel Eşitlik Eylem Planı" düzenlenen programla kamuoyuna tanıtıldı. Tuzla Yaşam Aydınlı Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa kamu kurumları temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kadın-erkek eşitliğini yerel yönetim politikalarının temel unsurlarından biri olarak ele alan Tuzla Belediyesi, plan kapsamında yerelde eşitliği kurumsallaştırmaya yönelik somut, ölçülebilir ve sürdürülebilir adımlar atmayı hedefliyor. Program, protokol konuşmaları ile başlarken, tanıtım filmi katılımcılara izletildi. Ardından Tuzla Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Sinem Gülenç, yaptığı konuşmada eşitlik temelli belediyecilik anlayışına dikkat çekti. Gülenç konuşmasında, "Eşitlik yalnızca bir ilke değil, belediyecilik anlayışımızın merkezinde yer alan temel bir sorumluluktur. Hazırladığımız Yerel Eşitlik Eylem Planı; hizmetlerden sosyal politikalara, eğitimden istihdama kadar birçok alanda önemli hedefler içermektedir" ifadelerini kullandı. Dr. Ayşe Kaşıkırık tarafından planın süreç ve politika çerçevesine ilişkin sunum gerçekleştirilirken, Tuzla’da yürütülen sosyal hizmetlere dair tanıtım videosu da gösterildi. Programın söyleşi bölümünde ise moderatörlüğünü Dr. Ayşe Kaşıkırık’ın yaptığı oturumda konuk olarak yer alan Ceyda Düvenci, eşitlik politikalarının toplumsal yaşam, aile yapısı ve gençler üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aile Haftası kapsamında düzenlenen programda, eşitlik temelli yaklaşımların aile yapısı üzerindeki dönüştürücü etkisine de dikkat çekildi. Program, tema bağışı takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Balıkesir ATO Başkanı Ali Uçar: "Ayvalık 9 günlük tatile hazır" Ulaşım yatırımlarıyla cazibesi artan Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde bayram hazırlıklarını değerlendiren Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, deniz sezonunun açılışıyla rekor seviyede bir ziyaretçi akını beklediklerini vurgulayarak, gastronomi ve kültür turizminin yerel ticarete çarpan etkisi yapacağını ifade etti. Konaklamalarda yüzde 90’ın üzerinde doluluk beklediklerini söyleyen Uçar, bayram hareketine hazır olduklarını belirtti. Osmangazi Köprüsü’yle birlikte İstanbul-İzmir otoyolunun açılması, Edremit Kocaseyit Havalimanı’nın geçmiş yıllara göre daha aktif olmasıyla birlikte son dönemde turizmde yıldızını daha da parlatan Ayvalık, Kurban Bayramı’nın 9 gün olmasıyla 1 milyonun üzerinde ziyaretçi bekliyor. Deniz-kum-güneş ekseninin dışında gastronomi, spor, kültür gibi çeşitli şartlara sahip olması nedeniyle yılın 12 ayı turizmin yapılmasına imkân tanıyan Ayvalık’ta bayrama sayılı günler kala rezervasyonlarda yüzde 90’ın üzerinde doluluk gerçekleşti. Beş yıldızlı otelden butik otele kadar toplamda 209 adet tesis sayısı ve 14 bin 500 yataklık kapasitesiyle ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanan Ayvalık’taki bayram hazırlıklarıyla ilgili bilgi veren Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "Ayvalık, UNESCO Dünya Mirası yolculuğundaki tarihi dokusu ve tescilli gastronomisiyle rakiplerinden ayrışıyor. 9 günlük tatil kararı, butik otellerimizden restoranlarımıza kadar tüm üyelerimizin bu marka değerini misafirlerimize sunması için büyük bir fırsattır. Rezervasyon oranlarımız şimdiden yüzde 90 bandını aşmış durumda; bayram periyodunda Ayvalık genelinde tam kapasite bir doluluk öngörüyoruz. Günübirlik tekne turlarımızla deniz trafiğimizin, 9 günlük sürede rekor seviyelere ulaşmasını bekliyoruz" dedi. Kurban Bayramı’nın mayıs ayının sonuna gelmesiyle birlikte deniz sezonunun açılacağını da sözlerine ekleyen Ali Uçar, "18 mavi bayraklı plajımızla birçok turizm lokasyonundan çok daha fazla deniz konforu sunuyoruz" açıklamalarında bulundu. Zengin bir mutfak kültürü Ayvalık’ın aynı zamanda bir gastronomi durağı da olduğunu belirten Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "Dünyanın en iyi 3 zeytinyağından biri olarak kabul edilen ’Ayvalık zeytinyağı’nı tadıp satın alabilecekler. Ayvalık sadece bir ürün değil, bir yaşam kültürü sunuyor. Coğrafi işaretli zeytinyağımızın yanı sıra mutfak kültürümezle de gastronomi turizminde iddiamızı sürdürüyoruz. Misafirlerimiz sadece otellerimizde konaklamakla kalmayacak; sokaklarımıza, esnafımıza ve üretim merkezlerimize dokunarak yerel ekonominin tüm çarklarını harekete geçirecekler. Özellikle bu uzun tatil döneminde, tarihi kent merkezimizdeki tescilli yapılarımız ve Cunda Adamızın eşsiz atmosferiyle kültür turizmini de ön plana çıkarıyoruz" dedi.