GÜNDEM - 05 Ekim 2025 Pazar 13:44

Bu bahçede 55 çeşit domates, 22 çeşit biber üretiliyor

A
A
A
Bu bahçede 55 çeşit domates, 22 çeşit biber üretiliyor

Kayseri’nin Kocasinan içesinde kurulan Yediveren Kadın Kooperatifi’nde ata tohumu kullanılarak 55 çeşit domates ve 22 çeşit biber üretiliyor. Sarı renkten siyah renge kadar onlarca çeşit üretilen ürünler, bahçede misafirlerine renk şöleni oluştururken; kooperatif üyesi kadınlara da gelir kaynağı oluyor.


Kocasinan Belediyesi tarafından kurulan ve bünyesindeki 7 kadın üyesi ile 20 bin metrekare alanda faaliyetlerini sürdüren Yediveren Kadın Kooperatifi; ata tohumlarıyla 55 çeşit domates, 22 çeşit biber ve 3 çeşit mısır üretti. Dalında rengarenk ürünler veren bahçe, misafirlerini ağırlarken Kooperatif Üyesi Aynur Sönmez, aile bütçesine katkıda bulunmak için üretime başladığını ve toprağa hayallerini ektiğini söyleyerek, "Benim kooperatif hayatım birçok ev hanımında olduğu gibi aile bütçemize katkısı olsun diyerek başladım. Daha sonra buraya geldiğimde bu toprakları ekip biçtikçe, hayallerimizi ekip biçtik. Buradan ürünler aldıkça çok daha mutlu olduk. Tabii bu ürünleri sattık ve kazanç elde ettik daha da mutlu olduk. Benim burada kalma sürem yaklaşık 3 yıla yakın. Başlangıçtan beri uzun bir yol kat ettiğimize inanıyorum. Hem maddi olarak hem manevi olarak. Başlangıçta biraz hafife almıştım, bir topraktan ne olabilir diyerek ama sonra toprağı ektik biçtik v ürünleri topladıktan sonra çok büyük haz duyduk. Ürünleri satışa sunduktan sonra çok daha mutlu olduk. Ürünlerimizin halk tarafından beğenilmesi bizi çok onurlandı ve mutlu olduk. Bundan sonra da tüm var gücümüzle Ahmet Çolakbayrakdar beyin sonsuz destekleriyle çok daha iyi yerlere gelmekteyiz. Bize bu imkanı sağlayan valimize, kaymakamımıza ve belediye başkanımıza çok teşekkür ederim" dedi.


Bir diğer Kooperatif Üyesi Emine Ünal ise hedefinin doğal ürünler yetiştirmek olduğunu ifade ederek, "Yaklaşık 3 yıldır Kocasinan Kooperatif sayesinde buradayım. Yediveren Kooperatifi ile başladık. Ben toprağı çok seviyorum. Bizim köyde ufak bir toprağımız vardı orada zaman geçiriyorduk. Burayı duyduğumda ben de katılmak istedim ve geldim. Ekiyorum, biçiyorum, mutluyum, günlerim güzel geçiyor burada. Burası severek yaptığım bir iş. İleriye dönük hedefim; devamlı burada kalmak. Ekip, biçmek ve dikmek, çocuklarıma doğal ürünler yetiştirmek. Maddi ve manevi yönden güzel günler geçiyor burada. Ahmet Çolakbayrakdar beye bize böyle bir fırsat sunduğu için çok teşekkür ederim" şeklinde konuştu.



"Sürdürülebilir tohumlar ile burada yaklaşık 120 çeşit ürünümüz var"


Kooperatif Üyesi, Yerel Tohum Gönüllüsü Zülkariye Çıtak; yerel tohumlarla üretim yaparak ürünleri Kayseri’ye tanıtmak istediklerini kaydetti. Çıtak, "Yerel tohumu yaşatmak için Kocasinan Belediye Başkanımız Ahmet Çolakbayrakdar beye sayesinde geldim. Burada yerel tohumları üretip Kayseri ile tanıştırmaya çalışıyoruz. Doğa ile dost ve uyumlu üretimler yapmaktayız. Doğadan aldığımızı tekrar doğaya vermeye çalışıyoruz. Sürdürülebilir tohumlar ile burada yaklaşık 120 çeşit ürünümüz var. Kayseri halkına sunmaya çalışıyoruz. Aslında Kayseri halkının damak zevkini değiştirmeye geldik. Domatesin farklı çeşitlerini görsünler, atalık çeşitlerimizi tanısınlar diye üretim yapmak istiyoruz. Ürünlerimizi sunduk ve güzel de beğeni aldık. Talep de güzel. İnşallah burayı daha ileriye götürmeye çalışacağız" ifadelerini kullandı.


Ürünler hakkında bilgiler veren Çıtak, "Biber çeşitlerimiz, domates çeşitlerimiz ile insanlara sağlıklı gıdayı sunmaya çalışıyoruz. Çeride domateste yaklaşık 12 çeşit, toplamda 55 çeşit ürünümüz var. Kayseri halkı büyük çeşitleri daha fazla istediği için büyük çeşitlerimiz daha fazla ama çeri çeşitlerimiz çok lezzetli. Burada ürünlerimizi tanıtmaya çalışıyoruz. İlk çıkış amacımız Kayseri’de çeşitliliği sağlamaktı. Benim buraya asıl geliş amacım; yerel tohumları çoğaltıp haklımıza sunmak. Biz her yıl tohum paketleriz ve Kayseri halkına bu tohumları sunarız. Pazarımız açılacak. Pazarımız açıldığında halkımıza tohum da hediye etmeyi düşünüyoruz. Ürünlerimiz zaten organik ve doğal. Tohumlarımız da sürdürülebilir tohumlardır. Bizden domates ala kişi, domatesin çekirdeğini çıkartıp bahçesine ekebilir, hepsi sürdürülebilir tohum. Biberde yaklaşık 22 çeşidimiz var, kapya biberde 5 çeşit, dolmalık biberde 8 çeşidimiz ve acıdan tatlıya kadar birçok çeşidimiz var. Biberi dalında kuruyana kadar iyice bekletiyoruz daha sonra biberi ekiyoruz. Domatesi alıp tohumunu çıkartabilirler ama biberi iyice olgunlaştırıp halkımıza daha sonra tohumunu paketleyip veriyoruz. Haşlamalık ve közlemelik mısırımız var. Bir de süt mısır dediğimiz kooperatife katkı olsun diye bir bahçemize ’şeker mısırı’ dediğimiz Balıkesir’den gelen çok özel bir süt mısır ektik. Halkımız çok sevdi ve beğeni aldı. Bu sene 3 çeşit mısır ektik. Her yıl beğeniler ölçüsünde ekeceğiz ama yeni tatları tatmaları için yeni tatlar ekeceğiz. Kayseri halkı da buyursun gelsin. Çok büyük bir emek ve hizmet var. Yaklaşık 20 dönümlük bir alanda belediyemizin bize suyundan elektriğine kadar hepsini sağladı. Pazarımız açılacak. Kayseri halkımız gelsin ve buradaki emeği de görsün. Kolay bir yerde Hastane yolu üzerinde gelip giderken uğrana bilecek bir yer. Gelsinler ürünleri görsünler, hizmeti görsünler" dedi.



"Amacımız ata tohumlarına sahip çıkmak, gelecek nesillere aktarmak"


Burada yetiştirilen ürünlere şehir dışından da talep olduğunu aktaran Kocasinan Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü Eğitmeni Ali Oğuz ise, "Kocasinan Belediye başkanımız Sayın Ahmet Çolakbayrakdar’ın önderliğinde Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü olarak Yediveren Kadın Girişimci Kooperatifini kurduk. Bu projenin amacı ev hanımlarının neler başarabileceğini kanıtlamak ve ata tohumuna sahip çıkarak gelecek nesillere ata tohumunu miras bırakmak. Ayrıca halkımızı DNA’sıyla oynanmış ürünler yerine doğal ürünlerle sağlıklı beslenmelerine katkı sağlamak için ve diğer vatandaşlarımıza örnek olmak için başlatılmış bir projedir. Umduğumuzdan daha hızlı büyüyor ve çok rağbet görüyoruz Türkiye’nin bir çok yerinden kooperatif sipariş alıyor ve gönderiyor. Şu an 20 bin metrekare alanda üretim yapılıyor ve hemen önüne Kocasinan Belediyesi tarafından yapılan pazar yerinde de satışa sunup organik ürünlerimizi halkımızla buluşuyoruz. Bütün Kayseri halkını ve yolu Kayseri’den geçen bütün vatandaşlarımızı bekliyoruz" diye konuştu.



Bu bahçede 55 çeşit domates, 22 çeşit biber üretiliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı uyardı: "Dikkat edilmezse mide kanaması geçirebilirsiniz" Ramazan ayında bilinçsiz ve ani yemek tüketiminin sindirim sistemini zorladığına dikkat çeken Sivas Medicana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, geçmişinde mide rahatsızlığı bulunan kişilerin mide kanaması riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Ramazan ayında değişen beslenme düzeni, sindirim sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturuyor. Gün boyu süren açlığın ardından iftar sofralarında birden ve fazla miktarda yemek tüketilmesi mide ve bağırsak sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Özellikle sahurun atlanması durumunda, uzun süre aç kalan mideye bir anda yüklenilmesi ciddi sindirim problemlerine neden olabiliyor. Uzmanlar, işlenmiş ve ağır yağlı gıdaların özellikle iftar sofralarında sınırlandırılması gerektiğini ve bunun yerine sebze ağırlıklı ve hafif beslenmenin sindirim sistemini rahatlattığı aktarıyor. İftar ile sahur arasında su tüketiminin kademeli olarak artırılması da önem taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça eğer oruç tutan hastanın geçmişinde mide rahatsızlıkları varsa iftar zamanı yemek yerken dikkat etmesi gerektiğini söyleyerek, "Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir" dedi. "Ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır" İftarda yemek yerken hafif gıdalar ile başlanması gerektiğini söyleyen Kurtça, "Şu anda on bir ayın sultanı Ramazan ayının içerisindeyiz. Bu ayda da dikkat etmemiz gereken hususlar var. Çünkü yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımız değişmektedir. Burada da uzun süre aç kalmaktayız. Özellikle sahur yapılmadığı dönemlerde oruç tutan hastalarımızda ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır. Bu konuda da dikkatli olmalıyız. Uzun süre aç kalıp daha sonra birden yemek yenildiği zaman midenin de bir sindirim hacmi bulunuyor. Eğer bu hacminin üzerinden fazla bir giriş olursa da sindirim problemleriyle karşılaşmaktayız. Bunu açısından da önce bir ılık bir çorba içilmesi, su içmeyi unutmamak çok önemli. Hafif bir yemekle başlanmalı, ağır bir yağlı yiyecek, kızartmalardan da uzak durmamız gerekiyor. Ön planda kızartma yediğimiz zaman mide olduğundan aşırı bir tepki vermektedir. Bununla beraberde midedeki asit salgısı artmaktadır. Bu da hasta tarafından, oruç tutanlar tarafından aşırı bir yanma, hazımsızlık, şişkinlik rahatsızlık hissi oluşturmaktadır. Özellikle böyle işlenmiş gıdalar, yağlı gıdalar, kızartılmış besinlerden uzak durulması gerekiyor" dedi. "Kanamaya yol açabilir" Bol miktarda su tüketilmesi gerektiğini belirten Kurtça, "Ramazan ayı boyunca sahuru olabildiğince yapmamız gerekiyor. Çünkü en azından iki öğün yemiş oluyoruz. Bununla beraber de bol miktarda su tüketilmeli. Yani bizim iftar zamanımızdan başlayıp sahur zamanımıza kadar kademeli olarak su tüketmemiz gerekiyor. Yeşil gıdalar ile beslenip, hafif şeyler tüketmemiz gerekiyor. Bir de elimizden geldiğince bir hareket katmalıyız. Eğer oruç tutuyoruz diye hiç hareket etmezsek bu sefer kendi vücut metabolizmamız da yavaşlar ve sindirim sistemimiz de yavaşlar. Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir. Sahurda da böyle çok hızlı yemek yemeden, suyumuzu tüketerek, sıvı gıdamızı alarak bir kendimize de sindirim zamanı sağlamamız açısından da çok önemli. Bu süre zarfında susuz kalmaktayız. O onun için su alma miktarımız da saatimizi de ne kadar arttırırsak vücudumuzun sindirim sistemine de o kadar yardımcı oluruz" diye konuştu.
Tunceli Uzman desteğiyle sağlıklı yaşam: 36 kilo verdiler Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yürütülen multidisipliner program kapsamında iki hasta, beslenme düzeni ve fiziksel aktivite desteğiyle toplam 36 kilo verdi. Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi’nde obeziteyle mücadele kapsamında yürütülen multidisipliner çalışmalar, hastaların yaşam kalitesini artırmaya devam ediyor. Merkezde görevli Diyetisyen Ezgi Böler, obezitenin yalnızca kilo fazlalığından ibaret olmadığını, birçok sistemik sağlık sorununa yol açabildiğini belirterek tedavi sürecinde bütüncül yaklaşımın önemine dikkat çekti. Diyetisyen, fizyoterapist ve psikologlardan oluşan ekiplerin birlikte yürüttüğü programlarda hastaların beslenme alışkanlıkları düzenlenirken fiziksel aktivite düzeyleri artırılıyor, sürecin psikolojik boyutu da yakından takip ediliyor. Dahiliye hekimi yönlendirmesiyle merkeze başvuran hastalardan Ezgi Tuğral 3 ayda 16 kilo, Aynur Cesur ise 5 ayda 20 kilo vererek sağlıklı yaşam yolculuklarında önemli bir başarı elde etti. 5 ayda 20 kilo veren Aynur Cesur, "Kilolarımdan rahatsız olunca zayıflamaya karar verdim. Bunun için özel bir diyetisyene ücret ödemektense devletimizin bize sunduğu imkanların olduğunu bildiğim Sağlıklı Hayat Merkezi’ne geldim. Hocamızın desteği ve kendimin de azmiyle 5-6 aylık süreçte 20 kilodan fazla verdim. Daha vermeye devam edeceğim" dedi. 29 yaşında ve kısa sürede yaklaşık 16 kilo zayıflayan Ezgi Tuğral "Buraya başlama sürecimde kendimi bayağı yorgun, halsiz, bitkin hissediyordum. Normal kilomun oldukça üstündeydim. Bu da yaşantımı kısıtlıyordu. Dahiliye polikliniğine gidip kan tahlili yaptırdım, insülin direncimin yüksek olduğunu söyledi. Onların yönlendirmesiyle Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdum. Ağustos ayından ekim ayına kadar yaklaşık 16 kilo verdim. Hayat düzenim güzelleşti. Bol bol yürüyüş yapıyorum, sağlıklıyım, kendimi daha dinç hissediyorum. Arkadaşlarım da inanamadı bu halime" şeklinde konuştu. Diyetisyen Ezgi Böler, "Obezite vücutta aşırı yağ birikimi demektir. Günlük alınan kalorinin harcanan kaloriden fazla olmasıyla beraber ortaya çıkar. Obezitenin neden olduğu durumların başında hastalıklar geliyor. Kronik hastalıkların en bilindik nedeni maalesef obezite. Kalp rahatsızlığı, troid fonksiyon bozuklukları şeker hastalığı gibi birçok hastalığın başında obezite problemi geliyor. Obezite bir irade rahatsızlığı değil, maalesef kronik bir rahatsızlık haline geldi. Vücut kitle indeksi yüzde 30’un üzerinde olan bireylere obezite tanısı koyabiliyoruz. Obezite tedavisi için dahiliye hekimine gidip kan tahlili yaptırdıktan sonra Sağlıklı Hayat Merkezi’nde diyetisyene başvurup detaylı yağ-kas ölçülerini yaptırıp dengeli bir beslenme programıyla obezite sorunundan kurtulabilirsiniz" diye konuştu.
Manisa Selendi’de tütün üreticisinin zorlu mesaisi başladı Manisa’nın Selendi ilçesinin geçim kaynağının başında gelen tütünde yeni sezon hazırlıkları başladı. Geçtiğimiz yılın mahsulü evlerde beklerken üreticiler, 2026 hasadı için fide ocaklarını kurup tohumları toprakla buluşturdu. Selendi ilçe ekonomisinin temel taşlarından biri olan tütün üretiminde, 2025 yılı mahsulünün teslimat süreci devam ederken üreticiler gelecek yılın hazırlıklarına koyuldu. Üretimin en zahmetli aşamalarından biri olan fide yetiştiriciliği kapsamında, çiftçiler hazırladıkları ocaklarda tohumları naylon örtü altında toprakla buluşturuyor. İlçede hummalı bir çalışma sürerken, bazı bölgelerde ekilen fidelerin toprak yüzüne çıktığı görüldü. Ancak son günlerde Selendi genelinde etkili olan sağanak yağışlar nedeniyle bazı çiftçilerin ekim işlemlerine zorunlu olarak gecikmeli başladığı öğrenildi. Selman Hacılar Mahallesi’nde çiftçilik yapan Süleyman Zeybek, tütünün bölge insanı için hayati önem taşıdığını vurguladı. Zeybek, süreci şu sözlerle anlattı: "Geçtiğimiz yıl yetiştirdiğimiz tütünler henüz evlerimizde beklerken, biz yeni sezonun hazırlıklarına başladık. Tütün fidesi yetiştirmek için ocaklarımızı titizlikle kuruyoruz. Bu fideler yeterli büyüklüğe ulaştığında tarlalara dikeceğiz. Rabbim yardımcımız olsun, inşallah tüm üreticilerimiz için bereketli bir yıl olur". Fide döneminin sorunsuz atlatılması durumunda sezonun verimli geçmesini bekleyen Selendili üreticiler, tütünün ilçe ekonomisindeki yerini koruması için yoğun mesai harcamaya devam ediyor.