SAĞLIK - 01 Haziran 2026 Pazartesi 17:37

İlk yerli molekül için dev adım

A
A
A
İlk yerli molekül için dev adım

TSI ABD tarafından Faz I klinik çalışması başarıyla tamamlanan patentli biyolojik büyük molekül ürünü TS01’in, kalp krizi ve akut iskemik inme gibi yüksek klinik ihtiyaç bulunan alanlarda kullanılmak üzere Faz II ve Faz III çalışmalarının Türkiye’de yürütülmesi amacıyla TSI Türkiye kuruldu.


Av. Cengiz Aydemir, Prof. Dr. Abdülhakim Coşkun, Albaraka Portföy Yönetimi A.Ş. Unifon - Biotech Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ve TSI ABD ortaklığında kurulan TSI Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Dr. Kemal Oğuz Kalafat getirildi. Ruva Global Danışmanlık A.Ş.’nin danışmanlığında gerçekleştirilen yeni şirketin Yönetim Kurulu Başkan Vekili Av. Cengiz Aydemir olurken, yönetim kurulu üyesi olarak da ABD’nin köklü üniversitelerinden Brown Üniversitesi’nde dersler veren, ekonomist ve dünya ilaç sektörünün yakından tanıdığı Öner Tulum atandı. Proje kapsamında Faz II ve Faz III klinik çalışmaları TSI Türkiye sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Molekülün klinik araştırma süreçlerini ise alanında bugüne kadar birçok başarılı projeye imza atan Mene Health Group yapacak. Ayrıca projenin TİTCK nezdindeki izin ve onay süreçleri ile TÜSEB’in olması muhtemel destek ve iş birliği mekanizmaları çerçevesinde ilerletilmesi konusunda taraflar arasında mutabakata varıldı. TSI Başkanı Judith Gurewich’in eşi, Harvard Üniversitesi mezunu Prof. Dr. Victor Gurewich’in keşfettiği molekülün klinik çalışmaların tamamlanmasının ardından, TS01’e ilişkin üretim, satış ve ticarileştirme hakları Türkiye açısından bir ilk oluşturacak şekilde TSI Türkiye bünyesinde yapılandırılacak. İlacın Orta Doğu, Körfez ve Türk Cumhuriyetleri’nde dağıtım ve satış hakları da yine TSI Türkiye bünyesinde gerçekleştirilecek. Ayrıca Türkiye pazarı için özel bir fiyatlandırma modelinin uygulanmasına da karar verildi.



Türkiye’de fabrika kurulacak


Ortaklık anlaşması için Türkiye’ye gelen TSI Başkanı Judith Gurewich, projeye ilişkin açıklamalarda bulundu. Yeni molekülün sağlık sektöründe çığır açacağını vurgulayan Gurewich, söz konusu ilacın üretim merkezlerinden biri olarak Türkiye’yi planladıklarını vurguladı. Bunun için Türkiye’de fabrika yatırımı yapacaklarını söyleyen Gurewich, yer konusunda araştırmaların sürdüğünü açıkladı. Türkiye’nin ilaç sektöründe güçlü bir altyapıya sahip olduğunun altını çizen Gurewich, ancak tamamının jenerik ilaç olması nedeniyle bu üretimin ekonomiye yeterince katkıda bulunamadığına işaret etti. Buna karşılık TS01’in üretiminde katma değerin Türkiye’de kalacağını vurgulayan Gurewich, "Söz konusu proje klinik çalışmalar, üretim ve satış haklarının Türkiye merkezli olarak kurgulanması bakımından özel bir öneme sahip. Çünkü proje Türkiye biyoteknoloji ekosistemi açısından öncü ve ilk olma niteliği taşıyor. Mevcut üretim ve Ar-Ge altyapısı temel alınarak bu modelin benzer projelere de uygulanmasının zaman içerisinde Türkiye’yi biyoteknoloji alanında faaliyet gösteren girişimler, araştırma ekipleri ve yatırımcıları bir araya getiren bölgesel veya ülkesel bir Biyoteknoloji Hub’ına dönüştürmesini bekliyorum" dedi.



30 ülkeye ihracatı planlanıyor


TSI Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Oğuz Kalafat ise, Türkiye’nin ilk kez kendi molekülüne sahip olması bakımından bu projenin son derece önemli olduğunu vurguladı. Kalafat ayrıca, ilk kez bir Türk yatırımcının bu tür bir projeye yatırım yaptığına dikkat çekti. Tüm üretimi jenerik ilaç olan Türkiye’nin, ilaç sektöründe yıllık 6-7 milyar doları bulan açığının bulunduğunu ve bunun her geçen yıl yüzde 15 oranında büyüdüğünü belirten Kalafat, Türkiye’nin TS01 ile kendi molekülünü üreterek, MENA bölgesindeki 30 ülkeye ihraç edebileceğine işaret etti. Kalafat, Güney Kore, Hollanda, İrlanda, Çekya, Singapur gibi ülkelerin bu yolla kendi moleküllerini ürettiklerini ve böylece ilaç sektöründe büyük aşama kat ettiklerini vurguladı.



"Şirketler ve bireysel yatırımcılar projeye dahil olabilecek"


TSI Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Ruva Global Danışmanlık A.Ş. Kurucu ortağı Cengiz Aydemir de bu projenin Türkiye Sermaye Piyasaları Kurumu mevzuatına uygun olarak kurulmuş bir Girişim Sermayesi Yatırım Fonu çatısı altında gerçekleştirilmesinin önemine işaret etti. Aydemir, "Kollektif bir sermayeye erişim mekanizması ile güvenli bir şekilde pek çok vatandaşımız veya şirketlerimiz yatırımcı olarak bu projeye dahil olabilecekler. Bu başlı başına bir değer oluşturuyor. Bu proje ülke olarak sahip olduğumuz know how’u, sermayeyi, finansmanı ortak bir yapı altında toplayarak ölçeklendirme hedeflerimizin biyoteknoloji alanındaki ilk örneklerinden biri olacak" dedi. Unifon-Biotech GSYF Fon Yatırım Komitesi Başkanı Prof. Dr. Abdulhakim Coşkun ise, Türkiye’nin öncü biyoteknoloji fonlarından biri olarak bu önemli projenin finansmanının organize edilmesinde kritik bir rol üstlendiklerini belirtti. Türkiye için bir ilk niteliği taşıyan orijinal bir biyoteknolojik ilaç molekülünün klinik çalışmalarının Türkiye’de yürütülmesi ve uluslararası pazarlara sunulması sürecinin organize edilmesinde yer almaktan büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden Dr. Coşkun, başta ilaç, hücresel terapiler ve gen tedavileri olmak üzere derin biyoteknoloji alanlarına özel önem verdiklerini ve Türkiye’de güçlü bir biyoteknoloji ekosisteminin kurulmasına katkı sağlamayı hedeflediklerini vurguladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya MÜSİAD Antalya Başkanı Yusuf Akgül: "Büyüme verileri Türkiye’nin ekonomik gücünü ortaya koyuyor" Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyümesi ve kesintisiz büyüme serisini 23’üncü çeyreğe taşıması iş dünyasında olumlu karşılandı. MÜSİAD Antalya Şube Başkanı Yusuf Akgül, açıklanan verilerin Türkiye’nin üretim, ticaret ve ihracat kapasitesinin güçlü bir göstergesi olduğunu ifade etti. Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyümesi ve kesintisiz büyüme serisini 23’üncü çeyreğe taşıması iş dünyasında olumlu yankı buldu. MÜSİAD Antalya Şube Başkanı Yusuf Akgül, açıklanan büyüme verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akgül, yıllıklandırılmış milli gelirin 1 trilyon 639 milyar dolara ulaşmasının Türkiye ekonomisinin geldiği noktayı göstermesi açısından önemli bir gösterge olduğunu belirterek, bu başarının ülkenin küresel ekonomideki konumunu daha da güçlendirdiğini ifade etti. Mal ve hizmet ihracatında kaydedilen yüzde 12,7’lik artışın reel sektör açısından son derece kıymetli olduğunu vurgulayan Akgül, ihracat odaklı büyümenin sürdürülebilir kalkınma için büyük önem taşıdığını kaydetti. MÜSİAD Antalya Şubesi olarak üretim, yatırım, istihdam ve ihracat odaklı çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Akgül, iş dünyasının büyüme yolculuğuna katkı sunmaya devam edeceklerini söyledi. Sürdürülebilir büyümenin kalıcı hale gelmesi için yatırım ortamını güçlendirecek politikaların önemine dikkat çeken Akgül, önümüzdeki dönemde yatırım iştahını artıracak uygulamaların ekonomik büyümeyi daha da destekleyeceğini ifade etti.
Bursa Sansarak Kanyonu Tabiat Parkı’nda süreç başladı İznik’in değerlerinden Sansarak Kanyonu’nun İznik Belediyesi’ne teslimi gerçekleşti. Doğa Koruma ve Milli Parklar 2. Bölge Müdürlüğü faaliyet alanlarından olan İznik Sansarak Kanyonu kullanımı ve faaliyetlerin işletilmesi ihalesini 20 yıllık süre ile İznik Belediyesi aldı. Bursa Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Nacettin Doğan ve İznik Şefi Hilal Yıldız İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta’yı makamında ziyaret ederken, imzalar atıldı. Sözleşme kapsamında 98 hektarlık alanı kapsayan Sansarak Kanyonu Tabiat Parkı olarak hizmet verecek. Tabiat parkında kamp çadır alanları, büfe, ihtiyaç alanları, hizmet birimleri, piknik masaları, barbekü alanları, yöresel ürün satış alanı gibi hizmetler sunulacak ve bölge İznik Belediyesi tarafından doğa turizmine kazandırılacak. Konuyla ilgili açıklama yapan İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, "İznik’imizin doğal güzellikleri arasında önemli bir yere sahip olan Sansarak Kanyonu’nun, 20 yıllık süreyle belediyemizin kullanım ve işletmesine alınması ilçemiz adına son derece kıymetli bir gelişmedir. Doğal dokusu, eşsiz manzarası ve turizm potansiyeliyle Sansarak Kanyonu, yalnızca İznik’imizin değil bölgemizin de önemli değerlerinden biridir. Bu alanı koruma-kullanma dengesi içerisinde, çevreye duyarlı bir anlayışla doğa turizmine kazandırmak için çalışmalarımıza başlıyoruz. Sözleşme kapsamında 98 hektarlık alan Sansarak Kanyonu Tabiat Parkı olarak hizmet verecek. Kamp çadır alanlarından piknik ve dinlenme noktalarına, yöresel ürün satış alanlarından ihtiyaç ve hizmet birimlerine kadar vatandaşlarımızın doğayla iç içe vakit geçirebileceği düzenlemeleri hayata geçireceğiz. Bizim önceliğimiz, Sansarak Kanyonu’nun doğal yapısını koruyarak gelecek nesillere aktarmak ve aynı zamanda ilçemizin turizm potansiyeline katkı sağlamaktır. Bu süreçte emeği geçen Doğa Koruma ve Milli Parklar 2. Bölge Müdürlüğümüze, Bursa Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Nacettin Doğan’a ve İznik Şefi Hilal Yıldız’a teşekkür ediyorum. Sansarak Kanyonu Tabiat Parkı’nın İznik’imize, hemşehrilerimize ve doğa turizmine hayırlı olmasını diliyorum" dedi.