ASAYİŞ - 05 Ocak 2026 Pazartesi 19:51

Jandarmadan kaçakçılık operasyonu: 2 gözaltı

A
A
A
Jandarmadan kaçakçılık operasyonu: 2 gözaltı

Kayseri’de jandarma ekipleri tarafından yapılan kaçakçılık operasyonunda 2 şahıs gözaltına alınırken, 131 bin adet makaron ele geçirildi.


Edinilen bilgiye göre, Kayseri İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile Tomarza İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından E.S. ve S.S.’nin Yavuz Selim Mahallesi’ndeki ikametlerine operasyon düzenlendi. Operasyonda E.S. ve S.S. yakalanırken, yapılan arama çalışmalarında, bin adeti dolu toplam 131 bin makaron, 100 kilogram kaçak tütün, 3 adet sigara basma makinesi ve 1 adet kompresör ele geçirildi.


E.S. ve S.S. hakkında ‘Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Muhalefet’ suçundan adli işlem başlatıldı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Denizlerdeki durgunluk tezgaha yansıdı Kocaeli’deki tezgahlarda balık miktarı azaldı. Balıkçı Kemal Bineklioğlu, "Bu sene kırım senesi. Nasıl meyve-sebze de düşüş olduysa, balıkta da aynı durum var. Bu yıl balıkta yokluk yaşıyoruz" dedi. Kocaeli’de balık sezonunun en verimli aylarının geride kalmasıyla birlikte tezgahlarda durgunluk yaşanıyor. İzmit’te balıkçılık yapan Kemal Bineklioğlu, sezonun doğal döngüsü ve güncel fiyatlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bineklioğlu, her yıl eylül ayında başlayan balık bolluğunun ocak ayına kadar sürdüğünü, bu tarihten itibaren şubat sonuna kadar ise denizlerde balık miktarının en alt seviyeye indiğini kaydetti. Bu döngünün yüzyıllardır değişmediğini belirten Bineklioğlu, "Hamsi bu dönemde azalır ve göç eder. Şubat ayının sonundan nisan ayına, hatta yaza kadar balık yeniden toparlanır ve mayıs ayındaki av yasağına kadar vatandaşın tüketebileceği balıklar çıkar" dedi. "Bu yıl balıkta yokluk senesi" Bu sezonun önceki yıllara göre biraz daha verimsiz geçtiğine de dikkati çeken Bineklioğlu, tarım ürünlerindeki rekolte düşüklüğüne benzer bir durumun denizlerde de yaşandığını ifade eti. Bineklioğlu, "Bu sene kırım senesi. Nasıl meyve-sebze de düşüş olduysa, balıkta da aynı durum var. Bu yıl balıkta yokluk yaşıyoruz" diye konuştu. "Balık doğal bir yiyecek" Balığın hala kırmızı ete alternatif olduğunu söyleyen Bineklioğlu, şunları kaydetti: "Hamsi 250-400 lira, istavrit 200 lira, mezgit 350 lira, tekir 400 lira, uskumru 250 lira. Bu fiyatlara piyasadan hiçbir kırmızı et ürünü alamazsınız. Balık doğal bir yiyecek. Tavuk 40 günde şişirilen bir ürün. ’Tavuk yenmez’ demiyorum, ben de yiyorum, haftada bir gün kesinlikle yerim ama balığı her gün yeseniz de zarar vermez. Sağlıklı bir besin olduğu için vatandaşın balığı tercih etmesini isterim." Tezgahlarda güncel fiyatlar Balık miktarındaki azalma etiketlere de yansıdı. Tezgahlarda hamsinin kilogramı 250 ile 500 lira arasında değişirken, istavrit 200-300, mezgit 350-500, tekir 400-450, uskumru 250, çinekop ise 600 liradan satılıyor. Deniz çuprasının tanesi 350, deniz levreğinin tanesi ise 450 liradan alıcı buluyor.
İstanbul Servet Çetin: "Takıma birkaç oyuncu katmamız lazım yoksa büyük sıkıntı yaşayacağız" Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin, 7 futbolcuyla yollarını ayırdıklarını ve hala takviye yapamadıklarını belirterek, "Yönetimimiz, başkanımız ellerinden geleni yapıyor. Yatana kadar oyuncu izliyoruz. Bir şekilde takıma birkaç oyuncu katmamız lazım yoksa büyük sıkıntı yaşayacağız" dedi. Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin, takımının güncel durumu, hedefleri, Türk futbolundaki bahis soruşturması, Trendyol Süper Lig ile Trendyol 1. Lig arasındaki farklar, A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella, Galatasaray - Fenerbahçe rekabeti, futbolculuk kariyeri ve daha birçok konuda İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. İlk olarak Sarıyer ile ligin ilk yarısında geride bıraktığı süreci değerlendiren Çetin, "Gelmeden önce analiz yaptık. Hangi bölgelerin eksik olduğunu, takımın neye ihtiyacı olduğunu bilerek geldik. İnanın beklediğimizden daha zor bir ortamla karşılaştık. Fiziksel açıdan çok iyi konumda değildik. Takımı; moral, motivasyon, öz güven olarak daha iyi bekliyorduk. Skorların gelmemesi, puanların alınamamasıyla karşımızda yıkık bir takım bulduk. Önce mental olarak toparlamaya, öz güven vermeye çalıştık. Bunun akabinde de çok fazla yüklenmeden takımı fiziksel olarak da bir yere getirmeye çalıştık. Bu da çok kolay değil. Bu arada maçlar da oynanıyordu. Biraz daha fazla puan da alabilirdik. Bazen hakemler, bazen hatalarımızdan dolayı kaybettiğimiz puanlar var. İlk yarıyı çok daha iyi konumda bitirecektik ama bence beklediğimizin üstünde puan topladık. En büyük eksiklerimizden birisi alternatif oyuncularımız yok. Maçta 1-0 öne geçiyoruz hücum hattında 2-3 etkili oyuncularımız olsa oyuna sokup, maçı çevireceğiz, 2 ya da 3 atacağız ama maalesef bakınca maçlarımız hep 1-0 bitiyor. Şu an işler daha da zorlaştı. 7 oyuncuyla ayrıldık. Şu an maalesef hala takviye yapamadık. Yönetimimiz, başkanımız ellerinden geleni yapıyor, bizler de aynı şekilde. 7/24 oyuncu izliyoruz, yatana kadar oyuncu izliyoruz. Bir şekilde takıma birkaç oyuncu katmamız lazım yoksa büyük sıkıntı yaşayacağız. Şu anda Iğdır FK maçı yaklaştı, akabinde de Boluspor ve Çorum FK ile oynayacağız. Bu takımlardan puan almadığımız takdirde büyük sıkıntılar yaşarız. Bunun için de bir kadro lazım, oyuncu topluluğu lazım. Şu an için gerçekten durumumuz zor, inşallah bir an önce oyuncuları alırız ve takımı bir yerlere getiririz" diye konuştu. "Kadro oluşturmakta zorlanıyoruz" Çeşitli mevkilerde eksik olduklarını ve kadro kurarken zorlandıklarını ifade eden 44 yaşındaki teknik adam, "Geldiğimiz günden beri forvetsiz oynuyoruz. En büyük sıkıntılarımızdan biri orası. Ne direkt forvetimiz var ne de alternatifi. Son maçta ben 8 numarayı forvet oynattım, düşünün nelerle uğraştığımızı. Belki bu hafta 3-4 pozisyonda oynama yapacağım. Dembele de sakatlandı, o da 10 gündür tedavi sürecinde. Şu an Camara’nın dışında elimizde kenar oyuncusu yok. Kadro oluşturmakta zorlanıyoruz. Bu maçlardan puan aldığımız takdirde biraz rahatlayacağız. İşin açıkçası ben de nasıl sıyrılacağımı bilmiyorum. Sabah akşam çalışıyoruz ama hala takıma destek olacak oyuncuları katamadık maalesef" açıklamasında bulundu. "Takımların oynamayan oyuncularına, kalecilerine teklifler sunuyoruz ama maalesef alamıyoruz" Transfer yaparken kulübün bütçesini de göz önünde bulundurmak durumunda olduklarını söyleyen Servet Çetin, "Biz buraya gelmeden önce zaten hedef takımın kümede kalmasıydı. Şu anda da lig böyle bitmiş olsaydı küme hattındayız, korkuyoruz yani. Şöyle de bir şey var; kulübün bütçelerini de düşünmek zorundayız. Buna göre de oyuncu tercih etmek durumunda kalıyoruz. Dikkat edin özellikle bizim ligimizde, ligin belli başlı takımlarının oynamayan oyuncularını tercih ediyoruz. Onların faydalanamadığı, belki 2. ya da 3. sıradaki oyuncularını alıp onlarla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Biz kendimize güveniyoruz, onları da alsak iş yapacağımızı düşünüyoruz ama maalesef onları bile katamıyoruz. Takımların oynamayan 3. oyuncularına, kalecilerine teklifler sunuyoruz ama maalesef alamıyoruz. En büyük sıkıntı bu. Böyle devam ederse büyük sıkıntılar yaşayabiliriz" ifadelerini kullandı. "Kaç senedir Galatasaray ve Fenerbahçe arasında lig devam ediyor" Trendyol Süper Lig’de Galatasaray ve Fenerbahçe’nin diğer rakipleriyle makası açtığının ve bunun ligin genel seyri açısından handikaplara sebep olacağını düşündüğünü belirten Çetin, "Tabii ki iyi bir şey değil. Şu an maliyet olarak katmış oldukları oyuncular, transfer ettikleri kaliteli ayaklar diğer takımlarla mesafeyi açtı. Burada rekabet ikisi arasında olmuş oluyor. Bu makas açıldığı zaman işin açıkçası keyif olmuyor. Ben bu işi yaptığım için söylüyorum; makas açıldığında maçlardan çok fazla keyif almıyorum. Eskiden bence daha keyifli, daha çekişmeliydi, rekabet ortamı daha iyiydi. Bu rekabet ortamını kaybettik. Kaç senedir Galatasaray ve Fenerbahçe arasında bir şekilde lig devam ediyor. Diğer takımlar da koptukları zaman işten iyice uzaklaşıyorlar. Bence en büyük handikaplardan biri, iki takımın mesafeyi açması" değerlendirmesinde bulundu. "Önemli olan şike yapan hakem varsa onların tespit edilmesi" Türk futbolundaki bahis soruşturması ilgili zamanlamayı yanlış bulduğunu ve şike yapan hakem varsa tespit edilip, onların cezalandırılması gerektiğini aktaran Servet Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Zamanlamanın çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Eski zamanlarda 3-5 TL için keyfi bahis oynayan oyuncu sayısı bence çok fazladır. Keyfi bir işse, eğlencesine yapılan bir şeyse ceza verilmesini çok doğru bulmuyorum. Çünkü bir kazanç yok, herhangi bir maç satma yok, şike yok ve bunlar yoksa verilen cezaların ağır olduğunu düşünüyorum. Önemli olan şike yapan hakem varsa onların tespit edilmesi. Dışarıdan alışveriş yapan oyuncular olabilir, bunları tespit edebiliyorlarsa büyük cezaları bunlara vermeleri gerekiyor. Bulabiliyorsa direkt maçlara etki eden kişileri bulup, cezalandırmak doğru olurdu. Bence en büyük yanlışlardan biri de bu. Maça kim etki edebilir? Oyuncu etki edebilir, en başta da hakem etki edebilir. Bunlara ceza verilmesi daha doğru olurdu diye düşünüyorum." "Yabancıya karşı olduğumdan değil ama hep yerliden yana yorumlarım oldu" Kendisinin de dahil olduğu jenerasyondan Arda Turan, Selçuk İnan, Volkan Demirel, Emre Belözoğlu, Burak Yılmaz gibi genç ve yerli teknik direktörlerin ligde daha çok tercih edilmesini olumlu bulduğunu belirten ve iletişimlerinin sürdüğünü aktaran Çetin, "Herkes bir şekilde başarılı. Bir şekilde güzel işler yapıyorlar. Bu değişimin geç olduğunu düşünüyorum. Teknolojiyi kullanan, kafasını tekniğe, taktiğe daha fazla yoran, oyuncunun dilinden daha çok anlayan genç hocalara ihtiyaç var. Genelde herkes kendi ülkesindeki hocaları tercih ediyor. Bunu herkes yapabiliyor. Yabancının ne farkı var? Yabancıya karşı olduğumdan değil ama oldum olası futbolcuyken de antrenörken de hep yerliden yana yorumlarım olmuştur. Görüyorsunuz, çok kısa sürede bir yerlere gelip yine de başarılı olan bir sürü hoca var. Bence bu fırsatların verilmesine geç bile kaldık. Özellikle oyuncu alışverişlerinde çok iletişimimiz oluyor. İhtiyaç duyduğumuz, eksik gördüğümüz pozisyonlarda onlarda oynayan veya az süre bulan oyuncularla temasa geçip istiyoruz. Nitekim yakın zamanda da istediğimiz bir oyuncu var, perşembe günü netleşecek. Bu diyaloglar içerisinde olmak zorundayız, oluyoruz da ve birbirimize faydamız da oluyor. Bu işin olmazsa olmazı" şeklinde konuştu. "Tırnaklarımla kazıyarak gelmeye çalışıyorum" Teknik direktörlük kariyerinde en zirve hedefinin ne olduğunun sorulması üzerine Servet Çetin, "Yaklaşık 8-9 sene Süper Lig’de yardımcı hocalık yaptım. Sonrasında antrenörlük yaptım, direkt Süper Lig’de başladım ve akabinde 1. Lig’de Amed Sportif Faaliyetler ve Sarıyer’in başında oldum. Mevcut hoca gruplarında en tecrübeli hocalardan biriyim. Tabii bunu dile getirmek, ifade etmek bize yakışmaz. İşimizle, başarımızla bir yerlere gelmeye çalışıyoruz. Zor görevler aldım. Sivasspor’da Sivas tarihinin en ucuz takımını kurduk. 16 yaşında bir oyuncu oynattım. Rey Manaj, 2 senedir oynamıyordu, ben transfer ettim. Oradan da alnımın akıyla çıktığımı düşünüyorum. Keza Amed Sportif Faaliyetler’e gittiğimde ligin 18. sırasındaydı. Kümede tut dediler, neredeyse play-off’a gidecektik. Sarıyer’e geldiğimde yine 9 haftada 4 puan almış 18. sıradaki bir takımı aldım. Gerçekten sürekli zor işlerle mücadele ediyorum. Düşünün bazı takımlar kuruldu, onlar benim elimde olsa çok farklı şeyler olurdu. Bazen kendi oyunumdan da ödün veriyorum, skor elde edebilmek, puan alabilmek için istemediğim şeyler de yaptırıyorum. İşin açıkçası tırnaklarımla kazıyarak gelmeye çalışıyorum. Bundan gocunmuyorum. Kimsenin de destek olmasına, kimsenin de arkamda gitmesine gerek yok. Emeklerimle bir şekilde geleceğim. Zor süreçler geçiriyorum. Sürekli Süper Lig’de çalışacak potansiyelimin fazlasıyla olduğunu da biliyorum. Ama maalesef ortamda, imkanlarda bu şekilde çalışıp, bu şekilde kendimizi kanıtlayıp bir yerlere geleceğiz. Çok tecrübeli olduğumu, iki lige de çok hakim olduğumu söyleyebilirim" diye cevap verdi. "Ülkemizin milli takımının başında bir yabancı hoca olmasını ben istemiyorum" A Milli Futbol Takımı’nı ve Teknik Direktör Vincenzo Montella’yı başarılı bulduğunu ancak gönlünün milli takımı yerli teknik adamların çalıştırmasından yana olduğunu da ifade eden Çetin, "Montella’yı sonuç olarak başarılı buluyorum. Oyuncularla diyaloglarının da çok iyi olduğunu düşünüyorum. Ama ülkemizin milli takımının başında bir yabancı hoca olmasını ben istemiyorum açıkçası, bunu şahsım adına söylüyorum. Bunu açık ve net şekilde söyledim. Her zaman da söylüyorum; isterse dünya şampiyonu yapsın bizi ama milli takımımızın başında yerli hoca olmasından yanayım. Ben yabancıdan yana değilim. Fakat hoca da başarılı gerçekten. İnşallah daha da başarılı olur. İnşallah kupayı da alırız. Tabii ki destekliyoruz, dualarımız her zaman onlardan yana ama yerliden yanayım. Başarısız olacaksak da yerlilerle olalım. Yabancılarla da çok fazla başarılar elde ettiğimizi de söyleyemem. Türk hoca da yapar bu başarıları. Şampiyon olamıyoruz, gruplardan zor çıkıyoruz, bunları herkesin yapabileceğini düşünüyorum" açıklamasında bulundu. "Maskeler şimdi çok şık duruyor, bendeki çok çirkindi, görsen korkardın" Galatasaray’ın Nijeryalı futbolcusu Victor Osimhen’in maskesinin bir ikon haline geldiğinin ve kendisinin de Osimhen’den önce futbolculuk kariyerinin bir döneminde maskeyle oynadığının hatırlatılması üzerine Servet Çetin, "Bu işin eziyetini çekenler bizler olduk. Bizim maskemiz bile çok kaliteli değildi. Ben o maskeyi taktığımda görüşüm çok kısıtlıydı, net göremiyordum. Bazen topu sürerken tam hesap edilerek görüş açısını ayarlayacak şekilde olmadığı için maskeyle oynarken rahatsız oluyordum. Tabii şimdi teknoloji gelişti, yüze uygun, görüş açısını kapatmayan maskeler çıktı. Osimhen ona alıştı ve onunla oynamaya devam ediyor. Ben kafa topuna çıkardım bazen topu görmezdim. Maskelerin de kalitesi arttı. Şimdi çok şık duruyor, bendeki çok çirkindi. Beni görsen korkardın, Drakula falan zannederdin" şeklinde konuştu. "Osimhen ve Icardi’den sonra çocukların Galatasaray sevgisi arttı" Victor Osimhen ve Mauro Icardi’nin Galatasaray’a ciddi katkılar sağladığını söyleyen Çetin, "İnanın Osimhen ve Icardi’den sonra gençlerin, çocukların Galatasaray sevgisi bence arttı. Galatasaray’ın bu anlamda çok taraftar kazandığını düşünüyorum. Zaten ikisi de çok iyi, çok kaliteli oyuncular. Galatasaray’a büyük katkı sağladılar, özellikle taraftar çekme anlamında. İkisi de değerli oyuncu olduğu için kulübün hem reklam yüzü olup hem de taraftar toplama anlamında çok etkili oldular" dedi. "Skriniar iyi oyuncu ama abartıldığı kadar da değil" Süper Lig’de en beğendiği üç stoperin sorulması üzerine Servet Çetin, "Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı ve Batagov’u söyleyebilirim. Herkes Skriniar’ı söylememi bekliyor. İyi oyuncu ama abartıldığı kadar da değil. Skriniar sert, havadan iyi, tek hamleli bir oyuncu. Pozisyonu doğru aldığı için fazla sırıtmıyor. Diyecekler ki, ’Hocam sen nasıldın?’. Ben çabuk oyunculara karşı oynardım. Mesela Sanchez’in ikinci hamlesi var, rakip topla üzerine gidip geçtiği zaman devam edebiliyor. Bunu detaylı olarak söyleyeyim ki insanlar nedenini anlasın; Skriniar tek hamleli bir oyuncu olduğu için, topu alamadığında çalım yiyor ve pozisyonunu kaybediyor. Bu yüzden Skriniar’ı söylemedim" ifadelerini kullandı. Dünya futbol tarihinde en beğendiği savunma oyuncularını da açıklayan Çetin, "Alessandro Nesta, Fabio Cannavaro, Paolo Maldini, ilk aklıma gelenler. Puyol var mesela, çabuk, ikinci hamlesi var. Rakip santrfora basan, çalım yediği zaman tekrar karşısına geçen, ikinci hamlesi olan oyuncuları daha çok seviyorum" diye konuştu. "2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı tamamlamak isterdim" A Milli Futbol Takımı’nın yarı final oynadığı 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda sakatlığından dolayı tüm maçlarda yer alamadığını ve geçmiş kariyerine bakınca bunun üzüntüsünü yaşadığını aktaran 44 yaşındaki teknik direktör, "EURO 2008’de ilk maç olan Portekiz maçının 7. dakikasında iç yan bağlarım yırtıldı, maçı tamamladım. Ondan sonra İsviçre ve Çekya maçlarını sakat sakat tamamladım. Turnuvayı tam olarak tamamlamak isterdim. Çünkü çok formdaydım, çok iyiydim. İç yan bağlarım yırtık olmasına rağmen çok iyi performans gösterdim. Hırvatistan ve Almanya maçlarında oynamadım, o benim içimde kaldı açıkçası" değerlendirmesinde bulundu. "Marsilya ile anlaşmıştım, Avrupa yolculuğu da yapsam daha iyi kariyerim olacaktı" Futbol kariyerinde bir dönem Fransız ekibi Marsilya ile anlaşmasına rağmen transferin gerçekleşmediğini ve Avrupa’ya gidememiş olmanın içinde ukde kaldığını açıklayan Servet Çetin, "Birkaç sefer Avrupa’ya transferim söz konusu oldu. Marsilya ile anlaştık. 8.5 milyon Euro bonservis vermişlerdi. Her şey tamamlanmıştı, ben antrenmanlara çıkmıyordum. Avrupa yolculuğu da yapmış olsam çok daha iyi bir kariyerim olacaktı. Nasipten ötesi olmuyor. Çok ciddi teklifler gelmesine ve bir takımla da anlaşmama rağmen olmadı" şeklinde konuştu. ’Türkü Baba’ lakabıyla da anılan ve türkü dinlemeyi çok sevdiği bilinen Servet Çetin, son olarak en sevdiği türkülerle ilgili ise, "Çok var aslında. Şimdi mesela söylüyorum ama sonrasında ’Bunu nasıl söylemedim’ diye aklıma geliyor. İlk olarak Ender Balkır’ın ’Ruhumda sızı’ türküsü var. Cengiz Özkan’ın ’Bir ay doğar ilk akşamdan’ türküsü var. İlk bu ikisi geldi aklıma" diyerek sözlerini tamamladı.
Manisa Memur Sen’den yasa değişikliği çağrısı Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Manisa 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Yasav, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın mensuplarıyla bir araya geldi. Yasav, memur sendikacılığının önündeki en büyük engelin 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun yetersizliği olduğunu belirterek, yasanın değiştirilmesi için mücadele verdiklerini söyledi. Memur Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Manisa 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Yasav, sendikanın başkan yardımcılarının katılımıyla Manisa Öğretmenevinde 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Manisa’daki yerel ve ulusal basınla bir araya geldi. Programda konuşan Ahmet Yasav, basının toplumsal hayattaki önemine dikkat çekerek gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Yasav, özellikle Gazze’de yaşanan insanlık dramının dünya kamuoyuna duyurulmasında gazetecilerin canlarını hiçe sayarak önemli bir sorumluluk üstlendiğini ifade etti. Yasav, "Gazze’deki soykırım, sizlerin fedakârlığı sayesinde dünyaya ulaştı. Bu, gazeteciliğin ne kadar hayati bir görev olduğunu tüm insanlığa gösterdi. Toplumun doğru ve hızlı bilgilendirilmesi adına verdiğiniz emekler son derece kıymetli" dedi. Gazetecilerin zaman zaman sendikaları eleştirmesini de doğal ve değerli bulduklarını belirten Yasav, bu eleştirilerin kendileri için yol gösterici olduğunu vurguladı. "4688 sayılı yasa çok zayıf" Sendikal faaliyetlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yasav, memur sendikacılığının en büyük sorununun 4688 sayılı yasa olduğunu söyledi. Yasanın "demo" niteliğinde olduğunu ifade eden Yasav, "Toplu sözleşme süreçlerinde yaşadığımız tüm sıkıntıların temelinde 4688 sayılı yasanın yetersizliği yatıyor. Bu yasa elimizi güçlendirmiyor. En büyük talebimiz bu yasanın değişmesi" diye konuştu. Toplu sözleşme sürecinde yaşanan zorluklara değinen Yasav, memurlara verilen zam oranlarının yasanın ne kadar zayıf olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek, "Biz enflasyon oranında zammın yasal güvence altına alınmasını, refah payının ise toplu sözleşme masasında pazarlık konusu olmasını istiyoruz" dedi. Emekliler için 12’nci iş kolu hedefi Emekli memurların yaşadığı ekonomik sıkıntılara da dikkat çeken Yasav, emeklilerin de haklarını savunabilecekleri yasal bir zemine kavuşması için çalıştıklarını söyledi. Bu kapsamda Emekli Memur-Sen’i kurduklarını ifade eden Yasav, "Hedefimiz 100 bin üyeye ulaşarak, emeklileri 4688 sayılı yasa kapsamında 12’nci iş kolu olarak toplu sözleşme masasına taşımak" şeklinde konuştu. Gazetecilerden teşekkür Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Önder Aydın ise sendikacılığın hak arayışındaki önemini bildiklerini belirterek, gazetecilerin toplumu doğru bilgilendirme görevini sorumluluk bilinciyle sürdürmeye devam edeceklerini ifade etti. Program, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi.
Kütahya Pazarlar Spor Lisesi 50 madalya ve kupa kazandı Kütahya’nın Pazarlar ilçesinde sporun merkezi haline gelen Pazarlar Spor Lisesi, 2025-2026 eğitim-öğretim yılına damga vuruyor. "85 Öğrenci ile 85 Madalya" sloganıyla yola çıkan okul, katıldığı branşların henüz yarısında 50 madalya ve kupa kazanarak büyük bir rekora imza attı. 2025-2026 eğitim-öğretim yılı başında yapılan başarılı tanıtım çalışmalarının ardından 25 farklı ilçeden toplam 85 öğrenciyi bünyesine katan Pazarlar Spor Lisesi, spor sahalarında fırtına gibi esiyor. Okul sporları kapsamında düzenlenen müsabakalarda; Güreş Serbest Stil 65 kilogramda Abdullah Çevik ve Oryantiring Gençler B Kızlar kategorisinde Medine Nur Gökcan Kütahya İl Birincisi olarak altın madalya kazandı. Gökalp: "Yolun yarısında 50 madalyaya ulaştık" Pazarlar Spor Lisesi Müdürü Muammer Gökalp, yakalanan başarı grafiği ve teknik detaylar hakkında önemli bilgiler paylaştı. Gökalp, "Bu yıl 85 öğrencimizle ’85 Madalya’ hedefi koymuştuk. Şu ana kadar hentbol kız, badminton kız-erkek, bilek güreşi kız-erkek, futsal kız, güreş ve oryantiring branşlarında toplamda 50 madalya ve kupayı okulumuza kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Henüz yolun yarısındayız; önümüzde erkek futsal, floor curling, bocce, tekvando, wushu sanda, atletizm ve kriket branşlarındaki müsabakalar var. Bu başarı; Kaymakamlığımız, Belediyemiz ve Milli Eğitim Müdürlüğümüzün maddi ve manevi destekleriyle harmanlanan bir vizyonun sonucudur" dedi.
Eskişehir Sarıcakaya’da zeytin ve zeytinyağı üretimi hızla artıyor Eskişehir’in Sarıcaya ilçesinde geçen yıl 70 dekarlık alana 2 bin 100 zeytin fidanı dağıtıldığı, Akdeniz ikliminin etkilerinin görüldüğü Sarıcakaya ilçesinde bulunan yaklaşık 70 bin zeytin ağacından 27 bininin meyve verdiği belirtildi. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Sarıcakaya’da zeytin yetiştiriciliği ve zeytinyağı üretim kapasitesini yerinde değerlendirmek üzere Mayıslar Mahallesi’nde bulunan Zeytinyağı Fabrikasını ziyaret etti. Ziyarete Sarıcakaya Belediye Başkanı Ahmet Dönmez de eşlik etti. Gerçekleştirilen incelemelerde fabrikanın üretim süreçleri, tesis altyapısı ve bölge zeytinciliğine sağlanan katkılar ele alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında 2017 yılında kurulan tesisin, bin metrekarelik alanda faaliyet göstermekte olup günlük 40 ton soğuk sıkım kapasitesiyle bölge tarımında önemli bir konumda yer aldığı belirtildi. Yaklaşık 5 kilogram zeytinden 1 kilogram zeytinyağı elde edilmesiyle Sarıcakaya zeytinlerinin katma değere dönüştürülmesinin sağlandığı, bu durumun ilçenin üretim gücünü önemli ölçüde desteklediği ifade edildi. İlçede bulunan 70 bin zeytin ağacından 27 bini meyve veriyor Program kapsamında, Tarım ve Orman Bakanlığının destekleriyle yürütülen projelerin de değerlendirildiği anlatılan açıklamada, "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi çerçevesinde 2025 yılında Sarıcakaya’da 70 dekarlık alana 2 bin 100 zeytin fidanı dağıtılmış, bunun bölgedeki zeytin üretiminin sürdürülebilirliğine önemli katkı sunduğu ifade edilmiştir. Ayrıca 2024 yılında kurulan Sarıcakaya Zeytin Üreticileri Birliği, üretici örgütlenmesini güçlendirerek zeytin üretimi ve pazarlamasında ortak çalışma kültürünü geliştirmektedir. Akdeniz ikliminin etkilerinin görüldüğü Sarıcakaya ilçesinde yaklaşık 70 bin zeytin ağacı bulunmakta olup bunların 27 bini meyve vermektedir. Üretimin büyük kısmı zeytinyağı imalatında kullanılmakta, 0,1-0,2 asit oranı ile Sarıcakaya zeytinleri üst kalite zeytinyağı üretimine uygun özellik taşımaktadır.Zeytin ve zeytinyağı üretimi, bölge ekonomisine katkısının yanı sıra sağlıklı beslenme açısından da önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, zeytin üreticilerini desteklemeye ve Sarıcakaya’nın üretim potansiyelini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir." denildi.