ASAYİŞ - 16 Şubat 2026 Pazartesi 11:23

Eşini 8 bıçak darbesiyle öldürüp kardeşini aramış: "Hakkını helal et, Binnur öldü"

A
A
A
Eşini 8 bıçak darbesiyle öldürüp kardeşini aramış: "Hakkını helal et, Binnur öldü"

Kocaeli’nin Körfez ilçesinde 4 çocuğunun annesi olan eşini, 8 bıçak darbesiyle öldüren sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis talebiyle hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, sanığın olay gününden 15 gün önce eşine "Bekle seni öldüreceğim" dediği ve cinayeti tasarladığı belirtilirken, zanlının eşini öldürdükten sonra kardeşini de arayarak, "Hakkını helal et. Binnur öldü, ben de ölüyorum" dediği aktarıldı.


Esentepe Mahallesi Çınar Sokak’taki 3 katlı apartmanın 1. katında 31 Ekim 2025’de meydana gelen olayda, Ramazan Gökmen (48) 4 çocuğunun annesi Binnur Gökmen’i (43) bıçaklayarak öldürmüştü. Ardından zanlı, aynı bıçakla kendini yaralayarak intihara kalkışmış, tedavisi sonrasında çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Talihsiz kadın, 2 Kasım 2025 pazar günü gerçekleşmesi planlanan kızı N.A.’nın düğününe sadece 2 gün kala hayattan koparıldı.



İhanet şüphesi ve kızının evliliği tartışma konusu oldu


Binnur Gökmen’in öldürülmesine ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, cinayet öncesi ve sonrasına dair detaylara yer verildi. İddianamede, Ramazan Gökmen’in eşinin kendisini aldattığını iddia ettiği ve en büyük kızları N.A.’nın da evliliğine karşı çıktığı, bu sebeple eşiyle tartışmalar yaşadığı bilgisi aktarıldı.



15 gün önce ablasının evine gitmiş: "Bekle seni öldüreceğim"


Cinayetten yaklaşık 15 gün önce Binnur Gökmen’in, eşinin şiddeti ve huzursuzluk nedeniyle çocuklarını alarak ablası G.H.’nin evine gittiği kaydedilen iddianamede, maktulün ablasına anlattıkları da yer aldı. Binnur Gökmen’in ablasına, "Eşim eve alkollü geldi, bana bıçak doğrulttu. Elindeki bıçağı zorla aldım. Bana ’Bekle seni öldüreceğim’ diyerek tehdit etti" dediği, ablasının ise "Şikayetçi olalım, uzaklaştırma kararı alalım" önerisinde bulunduğu aktarıldı.



"Eve gelin, eşyalarınızı alın"


İddianameye göre, Binnur Gökmen ablasında kaldığı süre boyunca eşi tarafından arandı ancak telefonlara cevap vermedi. Bunun üzerine kızı Z.’yi arayan Ramazan Gökmen, "Eve gelin, eşyalarınızı alın. GSM hatlarınız benim üstüme kayıtlı, gidin numaralarınızı benim üzerimden alın" şeklinde konuşmalar yaptı. Binnur Gökmen’in ise eşinin kendisine zarar vereceği endişesiyle eve dönmek istemediği vurgulandı.



"Eşimi asla üzmeyeceğim"


Olaydan bir gün önce eşini tekrar arayan sanığın, "Beni yalnız mı bırakacaksın? Bir daha böyle şeyler olmayacak, bir daha alkol almayacağım" diyerek ikna etmeye çalıştığı, baldızı G.H.’ye de "Eşimi asla üzmeyeceğim" sözünü verdiği belirtildi. Baldızının ise eniştesini psikiyatrik tedavi görmesi konusunda ikna etmeye çalıştığı ifade edildi.



Cinayet günü "tasarlayarak" hareket etti


İddianamede olay gününe dair detaylar şu şekilde anlatıldı:


Binnur Gökmen, sabah saatlerinde çocuklarını eve bırakmak için ablasından ayrıldı, okul çıkışı ise eşiyle yaşadığı eve gitti. Ramazan Gökmen, eşini içeri alıp bir süre vakit geçirdikten sonra mutfakta, daha önce tasarladığı şekilde tartışma başlattı. Kızları N.A.’nın evlendiği kişinin uygun olmadığını söyleyen sanık, eşine "Beni aldatıyorsun" diyerek tartışmayı büyüttü.


Binnur Gökmen iddiaları reddederken, sanık tezgahtaki bıçağı alarak eşinin üzerine yürüdü. Salona kaçan eşini takip eden Ramazan Gökmen, maktulün engelleme çabalarına rağmen hayati bölgeleri hedef alarak bıçağı savurdu. Sağ boyun ve kulak altı ile göğüs altı bölgelerinden darbe alan kadın yüzüstü yere düştü. Eylemine devam eden sanık, eşinin sırtına da 4 kez bıçak sapladı. Binnur Gökmen, toplam 8 bıçak darbesiyle olay yerinde hayatını kaybetti.



"Binnur öldü, ben de ölüyorum"


Cinayetin ardından aynı bıçakla kendisini yaralayan Ramazan Gökmen’in, kardeşi G.G.’yi arayarak "Hakkını helal et. Binnur öldü, ben de ölüyorum" dediği, eve gelen kardeşinin yengesini kanlar içinde, ağabeyini ise yaralı halde bulduğu iddianamede yer aldı.



"Şahsın bu denli aile meselelerimi bilmesi bana olağan dışı geldi"


İddianamede savunması yer alan Ramazan Gökmen, olaydan yaklaşık 20 gün önce kızı N.A.’nın kendisinin onay vermediği nişanlısıyla kaçarak evlendiğini, bu olayın da evlerinde problemlere sebep olduğunu söyledi. Eşinin kendisini aldattığını düşündüğünü öne süren Ramazan Gökmen, "Benim ev sahibim olan şahıs, mahallede oturduğum sırada kızımla ilgili ve aile içi meselelerimle ilgili bazı şeyler söyledi. Bunun üzerine eşimin beni aldattığı konusunda bazı şüphelerim oluştu. Şahsın bu denli aile meselelerimi bilmesi bana olağan dışı geldi. Bu meseleyi eşimle konuştum, eşim iddiaları reddetti ama yine de aramızda huzursuzluk oluştu" dedi.



"Eşim, ’Kızımızın düğününden sonra eve geleceğim’ demişti"


Olaydan yaklaşık 10 gün önce eşinin çocuklarını da yanına alarak baldızının evine gittiğini anlatan Ramazan Gökmen, savunmasına şöyle devam etti:


"Aradan bir hafta geçince benim de sinirlerim bozuldu. Bu sebeple baldızımla görüşerek çocukların okulunun onun evine uzak olması nedeniyle daha fazla mağdur olmamaları içine eşim ve çocuklarımızın eve dönmesini istedim. Daha sonra akşam eve yalnız şekilde döndüm. Evdeki eşyaları kontrol ettim, eşimin beni aldattığından şüpheleniyordum. Yatak odasındaki eşyalara baktığımda, mahalleden kahvehaneden tanıdığım G.T. isimli şahısın üzerinde gördüğüm eşofmanı kendime ait çamaşırların olduğu bölümde görünce aldatma hususunda iyice şüphelerim arttı. Ancak eşime bu konuyla ilgili soru sormadım. Olaydan bir gün önce eşimle görüştüğümüzde, eşim eve dönmeyi kabuk etmişti ancak pazar günü büyük kızımın düğünü vardı. ’Düğünden sonra geleceğim’ demişti."



"Yaralamak maksadıyla bıçağı bacak bölgesine doğru savurdum, aramızda arbede yaşandı"


Ramazan Gökmen, olay günü sabah uyandığında kapının çaldığını ve gelen kişinin eşi Binnur Gökmen olduğunu gördüğünü ifade ederek, "Eşim eve girdikten sonra bir süre uyuduk. Uyandığımızda saat 10.00 civarındaydı. Eşimle birlikte kahvaltı yapmak üzere kalktım. Kahvaltı ederken kızımın pazar günü olacak düğününden konu açıldı. Ben şahsın kızıma uygun olmadığını düşündüğüm için bu düğüne katılmak istemiyordum. Bu da aramızda tartışma sebebiydi. Bu konu üzerinde tartışmaya başladıktan sonra eşime şüphelerimden bahsettim. Bu şekilde aramızdaki kavga hararetlendi. Ben bıçak almak üzere mutfağa gittim. Tezgah üzerindeki bıçağı aldım ve salona doğru gittik. Ben o sırada bıçağı, eşimi yaralamak maksadıyla bacak bölgesine doğru savuruyordum, bizim aramızda arbede yaşandı. Bu sırada eşim dizlerinin üzerine çöktü, beni de koltuğa doğru savurdu. Bu sırada elimde bıçak vardı, eşim de yüz üstü yere düşmüştü. Ben bıçağı yeniden savurarak tek bir hamle daha yaptım, onun da eşimin sırt bölgesine bir kere olmak üzere temas ettiğini düşünüyorum. Sırtına defalarca bıçak savurmadım. Bu sırada eşim hareketsiz şekilde yatıyordu, bende panikledim ve elimde bulunan bıçağı kendime doğru saplamaya çalıştım ama başaramadım, amacım öldürmek değildi" ifadelerini kullandı.



"Babam ’Evde neden makarna var?’ diyerek tepsiyi annemin kafasına vurdu"


İddianamede, çiftin büyük kızları N.A.’nın da ifadesine yer verildi. N.A., kardeşlerinden G.’nin 17, Z.’nin 12, M.’nin ise 7 yaşında olduğunu söyledi. Annesi ve babasının arasında, babası Ramazan Gökmen’den kaynaklı tartışmaların yaşandığını, bu olayların da kendilerine yansıdığını anlattı. Babasının sürekli alkol kullandığını ifade eden N.A., "Annem ile babam arasında 24 Mayıs 2025 gece saat 02.00 sıralarında da kavga çıkmıştı. Babam eve geldiğinde yine alkollüydü, anneme yemeğe ısıtmasını söyledi. ’Evde neden makarna var?’ diyerek tepsiyi annemin kafasına vurdu. Bizde bu seslere uyandık ne olduğunu sorduğumuzda bana da saldırmıştı. Annem sürekli şiddet görüyordu. Şikayetçi olduğunda babamın bize zarar vereceğinden korkuyordu" dedi.



Ağırlaştırılmış müebbet talebi


Cumhuriyet savcısı iddianamesinde, şüphelinin olaydan önce eşini öldürmeye karar verdiğini, eve gelmesini sağlayarak eylemi "tasarlayarak" gerçekleştirdiğini vurguladı.


Sanık Ramazan Gökmen hakkında, "tasarlayarak eşe ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.



Eşini 8 bıçak darbesiyle öldürüp kardeşini aramış: "Hakkını helal et, Binnur öldü"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Çanakkale şehitlerinin sofrası Sarıgöl’de kuruldu Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde yaşayan Orhan Uç, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nün Ramazan ayına denk gelmesi dolayısıyla anlamlı bir iftar programı düzenledi. Çanakkale’de savaşan askerlerin zor şartlarda tükettiği bilinen buğday çorbası, bulgur pilavı ve üzüm hoşafından oluşan iftar sofrası kurularak şehitler dualarla anıldı. Sarıgöl Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşayan Orhan Uç, Çanakkale şehitlerini anmak amacıyla evinin bahçesinde mahalle sakinleri ve yakınlarına iftar yemeği verdi. Çanakkale’de cephedeki askerlerin tükettiği yemeklerden oluşan menüyü hazırlatan Uç, iftar alanına hazırlattığı afişi de asarak katılımcılarla birlikte oruç açtı. Program kapsamında Çanakkale şehitleri için Kur’an-ı Kerim okutularak dualar edildi. İftar programını düzenleyen Orhan Uç, farklı bir anlam taşıyan iftar vermek istediğini belirterek, "Herkes bilinen iftar yemeklerini veriyor. 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nün bu yıl Ramazan ayına denk gelmesi nedeniyle böyle bir program düzenledim. Çanakkale’de şehitlerimiz buğday çorbası, bulgur pilavı ve üzüm hoşafı ile iftarlarını açtılar. Bu zor şartlar altında Çanakkale Savaşı kazanıldı. Biz de onların yediği yemeklerle iftar sofrası kurarak şehitlerimizi andık. Kur’an-ı Kerim okuttuk. Çanakkale şehitlerimizi Ramazan’ın mübarek ayında saygı ve rahmetle andık." dedi. Mahalle sakinleri ise düzenlenen iftarın çok anlamlı olduğunu belirterek duygu dolu anlar yaşadıklarını ifade etti.
İstanbul Muzaffer Ilıcak son yolculuğuna uğurlandı Geçtiğimiz günlerde vefat eden Dünya Uyuşturucuyla Mücadele Eden Sporcular Federasyonu (DUMESF) Başkanı Muzaffer Ilıcak son yolculuğuna uğurlandı. Bodrum’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden DUMESF Başkanı ve gazeteci Muzaffer Ilıcak için Zeytinburnu Merkez Efendi Cami’nde ikinci namazına müteakip cenaze namazı kılındı. Cenaze namazına Dünya Aba Güreşi Federasyonu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek, Beşiktaş Divan Kurulu Başkanı Ahmet Ürkmezgil, Kırkpınar eski ağası Alper Yazoğlu, Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, İhlas Haber Ajansı (İHA) Spor Müdürü Mustafa Karagöl, çok sayıda gazeteci, ailesi ve sevenleri katıldı. Ilıcak ailesi taziyeleri kabul ederken daha sonra cenaze namazı kılındı. İbrahim Öztek: "Ailemizin bir ferdini kaybetmiş gibiyiz" Dünya Aba Güreşi Federasyonu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek, Muzaffer Ilıcak ile ilgili duygularını aktardı. Ilıcak ile 50 yıla yakın arkadaşlığı olduğunu belirten Öztek, "Kardeş ilişkilerimiz var. Spora, sporcu olarak başladı. Türk sporuna her konuda hem basın açısından hem maddi-manevi açılardan, kendi kültürel yapısıyla, kendi bilgisiyle, içtenliğiyle aynı zamanda uyuşturucuyla mücadele konusunda da çok büyük gayretler sarf etti. Alışkanlığı olanları vazgeçirdi, onları yeniden hayata kavuşturdu. Türk gençliği ve Türk sporu adına çok büyük işler yaptı. Onu unutmamız mümkün değil. Ailemizin bir ferdini kaybetmiş gibiyiz. Allah’ın rahmeti üzerine olsun. İnşallah cennet mekanında güzel bir yaşam sağlar" diye konuştu. Muzaffer Ilıcak ile İbrahim Öztek vasıtasıyla tanıştığını vurgulayan Kırkpınar eski ağası Alper Yazoğlu da, "Gerçek bir İstanbul beyefendisiydi. Fiziği, yüzü ve kişiliği ile iyi bir dostumuzdu. Böyle bir efendiyi kaybetmeyi ani buluyorum. Allah’tan rahmet diliyorum. Çok acı bir kayıp. Ailesine başsağlığı diliyorum" dedi. Lütfü Savaş: "Çok iyi bir spor adamıydı" Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ise şunları söyledi: "Biz Muzaffer Bey’i sporla tanıdık. Hatay’daki güreşlerde sizlerle birlikte bizi yalnız bırakmadı. Çok iyi bir insandı. Çok iyi bir spor adamıydı. Mekanı cennet olsun, Allah rahmet eylesin. Bütün spor camiasına başsağlığı diliyorum. İyi bir insanı kaybettik. Onun üzüntüsünü hep birlikte yaşıyoruz."
Kayseri Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar: "Türkiye olarak barışı savunmaya devam ediyoruz" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşla ilgili olarak "Türkiye olarak barışı savunmaya devam ediyoruz" dedi. TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Eğitimden savaşa, siyasetten ekonomiye birçok konuda açıklama yapan Akar, her işin başının eğitim olduğunu söyleyerek, "2500 yıllık Büyük Türk Hakanlığı’mız, Orta Asya’dan çıkıyor. Yolda gelirken, İslam ile şerefleniyor. En sonda Cumhuriyetimiz. Bu tarih bizim. Bizim tarihimizde eziklik, hile, hurda, soykırım yok. Bunu gençlerimizin bilmesi lazım. Bu çerçevede de dik durması lazım" dedi. "Gençlerimiz projelerini dosya yapıp, bize versinler" Gençlerin kendilerine gelerek, projeleri anlatmak yerine o projeleri kalıcı olacak şekilde dosya yapıp, kendilerine teslim etmelerinin daha doğru olacağını belirten Akar, "Dilek ve temenniler farklı bir şey. Bir de hayatın doğal akışı var. Dolayısıyla biz hayatın doğal akışı içerisinde yapılması gereken ne ise ona çalışıyoruz. Gençlerimizle muhabbet ederken onlara ‘çalışın, görüşün dosyayı bize iletin’ diyorum. ‘Bizim şu şekilde bir dosyamız var. Bunun için izin almamız lazım. çalışma yapmamız lazım’ diye gelsinler, bizde kapı kapı dolaşalım. Bundan hiçbir şekilde yüksünmeyeceğiz. Dolayısıyla o projenin hayata geçmesi için gayret göstereceğiz. Diğer türlü sohbet oluyor. Çok parlak projeler oluyor ama bunlar ayakları yere basan bir projeye dönüşmediği takdirde uçup gidiyor. Gençler sohbet için geldiklerinde kendilerine, anlatmak yerine bir proje oluşturarak bize teslim etmelerini söylüyorum. Biz bunların hepsini programımıza koyuyoruz ve takibini sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Anadolu’nun yıldızı Kayseri’yi, Anadolu’nun güneşi yapacağız" Kayseri’deki çalışmalarıyla şehri daha ileri götürmeye çalıştıklarını ifade eden Akar, "Airbus’un Almanya dışında tek ilk ve tek retrofiti Kayseri’de yapılıyor. Orta Asya’daki Türk kardeşlerimizde uçaklardan alıyorlar. Onlarda aldıktan sonra onların retrofitini de biz yapacağız. Biz bu uçakları Almanya’ya götürerek, retrofiti için 7-10 milyon dolar vermiyoruz ve ihtiyacı olan ülkelerin uçaklarının retrofitini yapmak suretiyle de bir kazanç sağlayacağız. Airbus’ta bizden bunu istiyor. Airbus’ta yetişemiyor. Kayseri’deki işçilik, mühendislik son derece müspet. Arkadaşlarımız harikalar yaratıyorlar. Dolayısıyla bu ve benzer konularda ilerlemeye devam edeceğiz. Bunun sınırı yok. Şu anda Anadolu’nun yıldızı olan Kayseri’yi Anadolu’nun güneşi yapacağız. Yapmamız lazım. Bunun için çalışacağız" şeklinde konuştu. "Milletvekillerini kategorize etmenin anlamı yok" Kayseri Milletvekilleri olarak birliğin ve beraberliğin tahkim edilmesi gerektiğini aktaran Akar, "Milletvekillerini kategorize etmenin anlamı yok. Biz birin ve beraberiz. Kayseri’de bütün milletvekilleri iyi niyetli bir şekilde bir şeyler yapmaya çalışıyor. Valimiz, Büyükşehir Belediye Başkanımız ve İl Başkanımız şehrin ihtiyaçlarını en iyi şekilde bilen insanlar. Onlarda durumun akışına göre, milletvekilleriyle iletişime geçiyorlar. Bu şekilde hep beraber ilerliyoruz. Birliğimizi, beraberliğimizi tahkim edelim. Niyetimiz hayır, akıbetimiz hayır olsun" diye konuştu. "ERVA müthiş bir iş" Kayseri’de gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutmak ve spora yönlendirmek amacıyla hayata geçirilen ERVA Spor Okulları’nın harika bir iş olduğunun altını çizen Akar, "Eğitim konusunda proje geliştirmek için arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Bizim ecdadımız nasıl bir eğitim verdi? Günümüzde ülkeler nasıl eğitim veriyor? Biz neler yapmalıyız? Konularında çalışmalar yapılıyor. Sosyal anlamda sadece Kayseri’de değil, tüm Türkiye’de bir takım sorunlar var. Uyuşturucu, ahlak ve terbiye konularında az da olsa oluşumlar var. ‘Bunlara karşı ne takım tedbirler alınabilir’ diye çalışma yapılıyor. ERVA Spor Okulları müthiş bir çalışma. Valimiz Gökmen Çiçek’in yapmış olduğu harika bir iş. Buna benzer çalışmalar için proje proje gidiyoruz. Türkiye’de nasıl 86 milyonun birliği ve beraberliği varsa, Kayseri özelinde de Valimizin, Büyükşehir Belediye Başkanımızın, İl Başkanımız ve Cumhur İttifakımız bir ve beraber olmamız lazım. Bütün projelerin gereğini yapmak için gece gündüz hazırım ve yapacağız" dedi. "Aklıselim değerlendirmek gerekiyor" Türkiye topraklarına düşmeden NATO tarafından havada imha edilen 3 füze hakkında konuşan Akar, "İran tarafı bize füze atmadığını hem Cumhurbaşkanımıza hem de Dışişleri Bakanımıza beyan ettiler. Ülkemiz sınırlarına yönelen ve havada imha edilen 3 füzenin kime ait olduğuyla alakalı araştırmalar devam ediyor. Bizim bu konuda hemen karara varıp, hemen karşı bir duruşa geçmememiz en akıllı iş olur. Aklıselim bir şekilde olayı değerlendirmek lazım ki şu anda yapılanda budur. Cumhurbaşkanımız da Dışişleri Bakanımız da açıklamalarını gayet dikkatli, tutarlı ve sabırlı bir şekilde yapıyorlar. Bunlara karşı da bizim kendi imkanlarımız, kendi ihtiyaçlarımız neyse bunları kullanıyoruz" şeklinde konuştu. "İncirlik Üssü, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin" İncirlik Üssü’nün Türkiye’ye ait olduğunu söyleyen Akar, "İncirlik Üssü, tamamen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin malıdır. İncirlik Üssü’nde yetkili olan Türkiye. Oradaki komutan Türk. İranlı dostlarımızın, İncirlik Üssü’nün, Amerikan Üssü ya da NATO Üssü diye yanlış bir hesap yapmamaları lazım. İncirlik Üssü konusunda dikkatli olunması lazım. Yanlış bir iş yapılmaması lazım" diye konuştu. "Barışı savunmaya devam ediyoruz" Türkiye’nin barıştan yana olduğunu belirten Hulusi Akar, "Burada bir savaşa gitme hali var. Hazırlıklar, intikaller, yığınaklar yapılıyor. Şimdi herkes lojistiğini ona göre hazırlamaya çalışıyor. Buna göre yerini ve pozisyonunu almaya çalışıyor. Bu gerekli ama biz yine de bunun önlenmesi bakımından hareketle Türkiye olarak barışı savunmaya devam ediyoruz. Ülkelerin uluslararası ilişkiler çerçevesinde, uluslararası hukuka uymalarını istiyoruz. Biz de buna uygun hareket ediyoruz. Bu konuda Türkiye gerçekten son derece şanlı, şerefli, tarihine ve kültürüne uygun bir şekilde bir pozisyon güdüyor. Bunu da bizim hep beraber desteklememiz lazım" ifadelerini kullandı. "Orta Doğu en çok güvenebilecekleri ülkenin Türkiye olduğunu gördü" Akar Orta Doğu gündemiyle ilgili olarak sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Orta Doğu’daki sürecin nasıl olacağı konusunda değişik ve birbirinden uzak konular var. En ekstremi ‘haritalar değişecek’ diyenler var. ‘Orta Doğu ülkeleri bu gelişmelerden nasibini aldı’ diyenler var. Çünkü güzel ve parlak günler vardı. Bütün herkes tatilde Orta Doğu’ya gidiyordu. Sermaye oraya gidiyordu. Şimdi ise kaçış başladı. Dünyanın değişmeyen yasaları var. Birincisi milli birlik ve beraberlik. İkincisi ise kendi kendine yeterlilik. Dostlar ve müttefikler de çok önemli. Dünya da tek başına kimse yaşayamaz. Mutlaka ittifakların olması lazım. Bizim bu olaylardan sonra dostlarımızın, kardeşlerimizin kendilerinin dayanabileceği, en çok güvenebileceği dostlarının Türk’ler olduğunu, Türkiye olduğunu gördüklerini zannediyorum. Görmelerini temenni ediyorum. Çünkü biz her zaman birliğimizi ve beraberliğimizi, ciddiyetimizi, samimiyetimizi sürdürdük."