ASAYİŞ - 02 Haziran 2026 Salı 11:45

Konya’da 58 yaşındaki adam ölü bulundu

A
A
A
Konya’da 58 yaşındaki adam ölü bulundu

Konya’da 58 yaşındaki adam umumi tuvalette temizlik görevlilerince hayatını kaybetmiş vaziyette bulundu.


Olay, saat 10.00 sıralarında merkez Meram ilçesi Sahibiata Mahallesi Dursun Fakih Sokak üzerinde bulunan umumi tuvalette meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, temizlik görevlileri bir kişinin yerde hareketsiz yattığını fark etti. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinde 58 yaşındaki Yahya Balbaloğlu’nun hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekipleri olay yerinde inceleme yaparken, Yahya Balbaloğlu’nun cansız bedeni Konya Adli Tıp Morgu’na kaldırıldı.



Konya’da 58 yaşındaki adam ölü bulundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Organ bağışıyla üç hastaya umut oldu Denizli’de ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) tedavisi gören 51 yaşındaki Ramazan Şen, geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle Denizli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. 11 gün yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren ve beyin ölümü gerçekleşen Şen’in 2 böbreği ve karaciğeri alınarak İzmir’de organ bekleyen hastalara gönderildi. 21 Mayıs’ta evinde fenalaşan ve kalbi duran Ramazan Şen’e ilk müdahale 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından yapıldı. Evde kalp masajı yapılan ve tekrar hayata döndürülen Ramazan Şen hiç vakit kaybetmeden Denizli Devlet Hastanesi Erişkin Yoğun Bakım Ünitesi’ne kaldırıldı. Yoğun bakım ünitesinde 11 günlük yaşam mücadelesi veren Ramazan Şen gerekli tüm müdahaleler yapılmasına rağmen yaşam mücadelesini kaybetti. Denizli Devlet Hastanesi Organ Nakli Birimi tarafından beyin ölümü gerçekleşen hastanın ailesi ile yapılan görüşmeler sonucunda ailesi büyük bir fedakarlık göstererek organ bağışında bulunma kararı aldı. Bunun üzerine İzmir Organ ve Doku Koordinasyon Merkezi ile iletişime geçildi ve İzmir’den gelen ekipler tarafından Ramazan Şen’in karaciğeri ve 2 böbreği alınarak İzmir’de organ bekleyen hastalara gönderildi. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk organ bağışı kararı alan Ramazan Şen’in ailesine gösterdikleri duyarlılık ve örnek davranış nedeniyle teşekkür etti. Organ bağışının yaşamanı kaybeden bir kişinin başka insanların hayatlarına umut olması açısından son derece önemli bir insani sorumluluk olduğuna dikkat çeken Uz. Dr. Berna Öztürk organ bağışının toplumda yaygınlaşmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Öztürk; "Acılı süreçlerine rağmen organ bağışı kararı alarak başka insanların yaşamlarına umut olan Şen ailesine teşekkür ediyorum. Organ bağışı, hayatını kaybetmiş bir kişinin geride bıraktığı en değerli miraslardan biridir. Bir organ bağışı, birden fazla insanın yeniden sağlığına kavuşmasına ve sevdikleriyle yaşamlarını sürdürmesine vesile olabilmektedir. Bu anlamlı karar sayesinde bugün üç hastamız için yeni bir umut doğmuştur. Türkiye’de binlerce hastanın organ nakli beklediğini unutmayalım. Ben buradan vefat eden Ramazan Şen’e Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Bir kez daha tüm vatandaşlarımızı organ bağışında bulunmaya davet ediyorum" dedi.
Samsun Pandemi sonrası gözden kaçan hastalık: Uzun süreli kovid Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kovid-19 geçiren her 6 kişiden yaklaşık birinde görülen "uzun süreli kovid" tablosunun gözden kaçabildiğini belirterek, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon kişinin bu durumdan etkilenmiş olabileceğini söyledi. Uzun süreli kovidin mevcut tahminlerin çok daha fazla insanı etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Özkaya, uzun süren halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, gün içerisinde ani duygu durum değişiklikleri ve sık hastalanma gibi şikayetlerin özellikle pandemi sonrasında arttığına dikkat çekti. Geçen hafta yayımlanan bir araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Özkaya, "COVID-19 ile enfekte olan her 6 kişiden yaklaşık biri uzun süreli COVID geliştiriyor ve bu kişilerin neredeyse yüzde 90’ı kronik sağlık sorunları yaşamaya devam ediyor. Araştırmacılar, enfeksiyon sonrasında ortaya çıkan ve önceden var olan rahatsızlıklarla açıklanamayan semptomları inceleyerek uzun süreli COVID vakalarını belirledi" dedi. "Yaklaşık 3 milyon kişi etkilenmiş olabilir"** Türkiye’de 17 milyondan fazla kişinin kovid 19 enfeksiyonu geçirdiğinin düşünüldüğünü belirten Prof. Dr. Özkaya, "Bu rakamlar göz önüne alındığında yaklaşık 3 milyon insanımızın uzun süreli COVID şikayetleriyle yaşamını sürdürdüğünü tahmin ediyoruz. Pandemi sona ermiş olsa da COVID-19 halen görülmeye devam ediyor ve buna bağlı uzun süreli kovid yükü de artıyor" diye konuştu. Çalışmada uzun süreli COVID tanısı alan hastaların yaklaşık yüzde 90’ında sürekli klinik takip ve tedavi gerektiren en az bir kronik hastalık geliştiğinin ortaya konulduğunu ifade eden Özkaya, hastalarda solunum, sindirim sistemi ve sistemik belirtilerin yaygın olarak görüldüğünü kaydetti. Tiroid ve metabolik sorunlar dikkat çekiyor Araştırmanın, uzun süreli COVID’in belirtilerinin bölgelere göre farklılık gösterebildiğini de ortaya koyduğunu belirten Özkaya, bazı bölgelerde tiroid hastalıklarının daha sık görülürken, bazı bölgelerde ise prediyabet ve hiperglisemi gibi metabolik bozuklukların ön plana çıktığını söyledi. Uzun süreli COVID vakalarının tanı konulmasında güçlük yaşandığını vurgulayan Özkaya, "Bu hastalar daha iyi gözetim ve kişiye özel tedaviler gerektiriyor. Ancak ’Long COVID’ için özel bir tanı kodunun bulunmaması nedeniyle birçok hasta farklı branşlara başvurmasına rağmen gözden kaçabiliyor" şeklinde konuştu. "Doktorlar uzun süreli kovid ihtimalini göz önünde bulundurmalı" Kardiyologların otonom sinir sistemi bozuklukları, endokrinologların metabolik hastalıklar, nörologların açıklanamayan bilişsel sorunlar, göğüs hastalıkları uzmanlarının nefes darlığı ve derin nefes alma isteği, psikiyatristlerin duygu durum bozuklukları, aile hekimlerinin ise sık hastalanma şikayetleriyle gelen hastalarda uzun süreli kovid ihtimalini değerlendirmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Özkaya, "Bu hastalar, COVID-19 enfeksiyonu ile ilişkilendirilemeyen ancak aslında uzun süreli COVID tablosunun bir parçası olan vakalar olabilir" ifadelerini kullandı. Uzun süreli kovid 19’un giderek daha önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini vurgulayan Özkaya şunları söyledi: "Bu durum daha iyi gözetim, koordineli bakım ve yeni tedavi yaklaşımlarını gerekli kılıyor. Ayrıca farklı kişilerin farklı semptomlar yaşadığı unutulmamalı, tedavi süreçleri kişiye özel planlanmalıdır."