ÇEVRE - 30 Temmuz 2025 Çarşamba 14:48

Konya’da son 16 yılda beklenenin dışında çok fazla deprem yaşandı

A
A
A
Konya’da son 16 yılda beklenenin dışında çok fazla deprem yaşandı

Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, Konya’da deprem tehlikesinin en düşük seviyede olduğu yönünde bir algı bulunduğunu belirterek, 2009’dan 2025’e kadar geçen 16 yıllık süre içerisinde Konya için beklenenin dışında 4’ün üzerinde çok fazla deprem yaşandığını söyledi. Arslan, bugün Ilgın ilçesinde meydana gelen 4.3 büyüklüğündeki depremin de MTA’nın diri fay haritasında gözükmeyen Büyük Muslu Fayında yaşandığını belirtti.


Başkan Şükrü Arslan, bugün Ilgın’da meydana gelen depremi, Konya’nın deprem geçmişini ve mevcut tehlikeleri değerlendirdi. Konya’da, deprem tehlikesinin en düşük seviyede olduğu yönünde bir algı bulunduğunu söyleyen Başkan Arslan Konya’da yaşanan son büyük depremleri sıralayarak, "En son 2009 yılında 4.5 ve 4.7 büyüklüğünde, Konya merkez Yazır fayı dediğimiz Konya fay zonu üzerinde iki tane büyük deprem yaşamıştı. 4.5 ve 4.7’ye büyük diyoruz çünkü Konya için büyük faylar bunlar. 2009 yılında başlayan bu 4.5 ve 4.7 büyüklüğündeki depremler Ramazan ayında peş peşe yaşandı ve halkta ciddi bir tedirginlik oluşturmuştu. Bunun akabinde yine Kızılören’de 4.5 büyüklüğünde bir deprem yaşandı, aynı şekilde Selçuklu’da Sarıcalar bölgesinde iki tane büyük 5 ve üzerinde depremler yaşandı. Kulu’da keza aynı şekilde büyük bir deprem yaşandı, merkezde yine 4’ün üzerinde farklı yerlerde yani 2009’dan 2025’e kadar geçen 16 yıllık süre içerisinde Konya için beklenenin dışında 4’ün üzerinde çok fazla deprem yaşandı" dedi.



2009 sonrası Konya’da depremler sıklaşmaya başladı


Konya’da deprem geçmişine bakıldığında, 1946 ile 1999 yılları arasında deprem yaşanmadığını, ancak 2009 sonrası dönemde birkaç önemli depremin meydana geldiğini belirten Şükrü Arslan, "Tarihteki depremlere baktığımız zaman 1900’lü yıllar bizim deprem ivmelerini kayıt altına aldığımız ve kayıtsal verilerin elinde bulunduğu tarihi olarak karşımıza çıkıyor. 1900’lü yıllardan 1946 yılına kadar Konya’da 4.9 ile 5.7 arasında 5 deprem görülmüşken 1946’dan 1999-2000 yılına kadar hiç deprem yaşanmadığını görüyoruz. 2009 yılında şu geçen 16 yıllık süreye baktığımız zaman da yine aynı parametreleri ele aldığımızda 3-4 tane deprem yaşamış bir Konya görüyoruz. Demek ki bu periyodunu doldurmuş veya kendini tekrar eden aktif fayları göstermektedir. Şu anda ‘Büyük Muslu Fayı’ dediğimiz, Ilgın ilçesine bağlı bir yerleşim yerinde Maden Tetkik ve Arama (MTA) diri fay haritasında gözükmeyen ama 1993-96 yıllarında bilimsel çalışması olan Konya Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Yaşar Eren hocamızın tanımlamış olduğu Büyük Muslu Fayı üzerinde bu 4.3 büyüklüğündeki depremi yaşamış oluyoruz" ifadelerini kullandı



"MTA’nın diri fay haritası güncellenmeli"


MTA’nın diri fay haritasında Konya bölgesinin güncellenmesi gerektiğinden bahseden Arslan, "Sabah saat 6.40 civarında yaşanan 4.3 büyüklüğündeki deprem Ilgın ilçemizde yaşanmıştır. Bu deprem, MTA diri fayına baktığımız zaman MTA diri fayında göremiyoruz, yine geçmiş dönemlerde Kulu’da yaşanan 5 büyüklüğündeki deprem aynı şekilde MTA diri fayında göremiyoruz. MTA’nın diri fay haritasında Konya’da çok ciddi eksikler olduğu gözlemleniyor. Bu da Konya’da buranın tekrar çalışılarak bu diri faylardaki çalışmalarla bilimsel veriler, geçmişe dönük çalışmalar, günümüzdeki hocalarla irtibat kurularak, sahada bunların tekrar incelenerek sismografik çalışmalar yürüterek bu çalışmaların tekrar ele alınıp ciddi anlamda Konya’nın diri fayının güncel belirlenmesi, ihtiyaç ve zaruret olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü son zamanlarda yaşadığımız depremler ne yazık ki hiçbiri MTA’nın diri fayında, diri fay haritasında gözükmüyor. Bu da birçok parametreye, birçok çalışmaya altlık teşkil eden MTA diri fayının eksik yorumlanmasına veya da planlamada eksik planlamalara sebep olacağından bu çalışmanın, bu güncellemenin mutlak suretle yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.



"Kamçatka depremi ile Ilgın depreminin ilişkisi yok"


Konya’nın Ilgın ilçesinde bugün yaşanan 4.3 büyüklüğündeki depremin, Rusya’nın Kamçatka bölgesinde birkaç saat önce meydana gelen 8.8 büyüklüğündeki depremle bir tesadüf oluşturduğunu belirten Şükrü Arslan, "Konya’nın Ilgın ilçesinde bugün yaşamış olduğumuz 4.3 büyüklüğündeki depremin bir tesadüf yanı da var. Rusya’nın Kamçatka bölgesinde gece saatlerinde yani Ilgın depreminden saatler önce 8.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Bu deprem, tabii haliyle vatandaşlarımız merak ediyor, bu depremin Ilgın depremi ile bir ilişkisi olduğu bunu tetikleyip tetiklemediğini soruyor. Kamçatka’da yaşanan 8.8 büyüklüğündeki deprem bilim adamları aslında orayı bir ateş çemberi olarak adlandırıyor yerbilimciler, orada hem Kamçatka’da 1950’li yıllarda, Şili’de, Japonya’da, Amerika’da, Hawaii’de yine 9, 9.1 hatta 9.5 büyüklüğünde bile 1950 yıllardan günümüze kadar farklı dönemlerde her 10 ile 20 yıl arasında bu büyüklükte deprem üreten Pasifik levhasının birleştiği dalma batma zonunun olduğu ve büyük ivmede 8, 9, 9’un üzerinde ivmelerde deprem üretebilecek potansiyele sahip bir bölge. O yüzden oralarda yaşanan depremler olağan orası için ama o depremin Türkiye’mizde yaşanan Ilgın’da yaşanan 4.3 büyüklüğündeki depremle herhangi bir ilişkilendirmesi söz konusu değil" şeklinde konuştu.



Konya’da son 16 yılda beklenenin dışında çok fazla deprem yaşandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Şimşek: "Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse hiç yok" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomideki büyük şoka rağmen Türkiye’deki rezervlerin yeterliliğine dikkat çekerek, "Normalde 3 aylık ithalatı karşılayacak rezerviniz olması gerekirken, bizim rezervimiz en düşük haliyle 5 ayı karşılıyor. Ülke risk priminde ciddi bir değişiklik olmadı. Pazar ve ürün çeşitlendirme stratejimiz sayesinde enerji tarafında Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse hiç yok" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, finans zirvesinde ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Küresel piyasalardaki belirsizliklere ve yüksek faiz ortamına dikkat çeken Bakan Şimşek, Türkiye’nin bu süreci pazar çeşitlendirmesi ve inşa edilen ekonomik tamponlar sayesinde başarıyla yöneteceğinin altını çizdi. "Programı rayında tutmak için ne gerekiyorsa yapacağız" Küresel ekonominin ve Türkiye’nin zorlu bir dönemden geçtiğini ifade eden Bakan Şimşek, "Büyümede ivme kaybı riskiyle karşı karşıyayız. Kısa vadede belirsizlikler yüksek, küresel ve Türkiye ekonomisinin zorlandığı bir dönem. Faizlerin yüksek seyrettiği dönemde yüksek küresel borçluluk önemli bir sorun. Bugün gerçekten çok büyük bir şok söz konusu. Ancak biz programı rayında tutmak için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz. Gelir dağılımında bu programla birlikte düzelme başladı. İş gücünün milli gelirdeki payı program döneminde ciddi şekilde arttı" ifadelerini kullandı. "Şok büyük ancak yönetilebilir, rezervimiz 5 ayı karşılıyor" Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde avantajlı bir konumda olduğunu vurgulayan Şimşek, şunları söyledi: "Şok büyük ancak yönetilebilir durumda. Çünkü biz bu şoklar için tamponlar inşa ettik. Kamuda ciddi tasarruf yaptık ve harcama disiplininde sonuç alıyoruz. Türkiye’de birçok anlamda rezerv yeterliliği devam ediyor. Normalde 3 aylık ithalatı karşılayacak rezerviniz olması gerekirken, bizim rezervimiz en düşük haliyle 5 ayı karşılıyor. Ülke risk priminde ciddi bir değişiklik olmadı. Pazar ve ürün çeşitlendirme stratejimiz sayesinde enerji tarafında Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse hiç yok." "Terörsüz Türkiye en büyük fırsat penceresi" Türkiye’nin kalkınma vizyonunda bölgesel gelişimin önemine değinen Bakan Şimşek, "Terörsüz Türkiye ülkemizin önündeki en büyük fırsat penceresi. GAP bölgesi, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun Türkiye’nin yeni büyüme motorları olması lazım. Terörün gölgesinin ortadan kalkması ile bu bölge hızla koşacak ve Türkiye gelişmiş ülkelerle arayı kapatacak. Ayrıca yeşil ve dijital dönüşümü de ıskalayamayız. Büyük ölçekli veri merkezleri yatırımları devam ediyor" dedi. Varlık barışı uygulamasına ilişkin detayları paylaşan Bakan Şimşek, "Yurt içi ve yurt dışı varlıkların sisteme girmesini istiyoruz. Varlık barışında para sistemde uzun süre tutulursa vergi olmayacak. Bu varlıkları kendi şirketlerine sermaye olarak koyarlarsa yine vergi yok, bankalara mevduat olarak koyarlarsa vadesine göre vergi sıfıra kadar iniyor. Uygulama basit ve yatırımcı odaklı" şeklinde konuştu. "Yeni ticaret koridorlarının merkezinde Türkiye var" Son olarak geleceğe dönük iyimser beklentilerini koruduğunu belirten Şimşek, "Savaş sonrası petrol fiyatlarının düşeceğini öngörüyoruz. Savunma sanayinde muazzam bir teknolojik devrim var. Yeni enerji ve ticaret koridorları gündemde ve hepsinin merkezinde Türkiye var. Evet şoktan etkilendik ancak bunu yönetilebilir görüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’a Devlet Nişanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’a Türkiye Cumhuriyeti Devlet Nişanı tevcih etti. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki ülke arasındaki köklü kardeşlik ve dostluk ilişkilerine vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Cezayir arasında 5 asra yaklaşan tarihi bağların her geçen gün güçlendiğini belirterek, "İkili ilişkilerimiz, kıymetli kardeşim Tebbun’un samimi destekleriyle Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmıştır" dedi. 2023 yılında Cezayir’e gerçekleştirdiği ziyarette ilişkileri stratejik seviyeye yükseltme kararı aldıklarını hatırlatan Erdoğan, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısının başarıyla tamamlandığını ve iş birliğini güçlendirecek çeşitli anlaşmalara imza atıldığını ifade etti. Cezayir’in bölgesinde önemli bir aktör haline geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Tebbun’un dirayetli liderliği altında Cezayir’in bir yıldız gibi parladığını memnuniyetle görüyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine sağladığı katkılardan dolayı Tebbun’a Türkiye Cumhuriyeti’nin en yüksek nişanı olan Devlet Nişanı’nı tevcih etmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Tebbun ise kendisine takdim edilen nişandan dolayı teşekkür ederek, Türkiye ile Cezayir arasındaki kardeşlik bağlarının daha da güçlenmesini temenni etti. Tören, iki liderin karşılıklı iyi niyet mesajlarıyla sona erdi.