KÜLTÜR SANAT
Bayburt’ta gelenek bozulmadı: Ramazan Bayramı ata sporu ciritle uğurlandı 22 Mart 2026 Pazar - 15:43:59 Bayburt’ta Ramazan Bayramı’na ata sporu cirit ile veda edildi. Bayramın son gününde Kop Atlı Spor Kulübü ile Balca Atlı Spor Kulübü arasında oynanan bayram ciridi, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Cirit sahasında bir araya gelen vatandaşlar önce bayramlaştı ardından müsabakayı ilgiyle takip etti. Rekabetin yüksek olduğu karşılaşmada dostluk ön plana çıktı. Ata sporu ciridin yaşatıldığı illerin başında gelen Bayburt’ta, cirit sporcuları bayram sevincini sahaya taşıdı. Bayram dolayısıyla düzenlenen organizasyonda cirit sporcuları hünerlerini sergilerken, müsabakayı izleyen vatandaşlar, sporcuların at üzerindeki mücadelesini ilgiyle takip etti. Bayram ciridi, sahadaki rekabetin yanı sıra yoğun katılımıyla da dikkat çekti. "İki bayramı bir arada yaşıyoruz" Balca Atlı Spor Kulübü oyuncusu Muhammet Yatkın, bayramın üçüncü gününde Bayburt’ta hem Ramazan Bayramı’nı hem de cirit coşkusunu bir arada yaşadıklarını söyledi. Ortaya güzel bir manzaralar çıktığını belirten Yatkın, "İki bayramı bir arada yaşıyoruz diyebiliriz. Hem Ramazan Bayramı hem de bizler için cirit bayramı" dedi. Balca Atlı Spor Kulübü ile Kop Atlı Spor Kulübü olarak sahada güzel bir müsabaka sergilediklerini ifade eden Yatkın, bayram ciridine gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını kaydetti. Bayburtlu cirit severlerin kendilerini yalnız bırakmadığını dile getiren Yatkın, ciride gönül veren atlı spor kulüplerine teşekkür ederek, tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı kutladı. "Her bayram olduğu gibi bu bayramda da cirit oynadık" Cirit müsabakasını izlemeye gelen gençlerden Yusuf Çalışkan, bayramı ata sporuyla coşku içinde uğurladıklarını belirtti. Çalışkan, ciride gönül verdiklerini ve bu geleneği nesilden nesile aktarmaya devam edeceklerini söyledi. Farklı kulüplerdeki ciritçi abilerinin hünerlerini yakından takip eden Dede Korkut Atlı Spor Kulübü oyuncusu Kenan Yurtsever ise, Bayburt’ta bayram coşkusunun cirit sahasına da yansıdığını söyledi. Bayramlarda cirit oynanmasının kentte köklü bir gelenek olduğunu vurgulayan Yurtsever, "Her bayram olduğu gibi bu bayramda da cirit oynadık. Çok güzel bir cirit oldu" ifadelerini kullandı.
22 Mart 2026 Pazar - 13:18 Tarihi kent Mardin bayram tatilinde ziyaretçi akınına uğradı Bayram tatilinde Mardin, yerli turistlerin ilgisiyle karşılaştı. Kentteki tarihi ve kültürel mekanlar, ziyaretçilerin akınına uğradı. Yağışlı havaya rağmen kente gelen turistler, müzeleri, kiliseleri, camileri ve tarihi meydanları gezerek tatillerini dolu dolu geçirdi. Turist Sibel Kocabıyık, Mardin’in kendisini etkilediğini belirterek, "Mardin çok güzel. Burası için derler ki gecesi gerdanlık, gündüzü seyranlık. Gerçekten de öyle. Birbirinden güzel tarihi yapıları ziyaret ettik. Birbirinden nefis yemeklerin tadına baktık. Büyük bir hüzünle ayrılacağız buradan ve tekrar tekrar buraya gelmek için sabırsızlıkla ve dört gözle bekleyeceğiz. Bence burası bir kültür mozaiği. Farklı dillerin, dinlerin buluştuğu, bir arada barış içinde yüzyıllardır yaşadığı çok kutsal ve kadim topraklardır. Mardin bu yüzden benim için çok özel bir bölge. İnşallah daha çok huzurla, mutlulukla gezelim ve gezdirelim’’ dedi. "Turizmde yoğunluk erken başladı" Tur rehberi Ali Karcı ise bölgedeki hareketliliği değerlendirerek, "Güneydoğu’da Mezopotamya’nın parlayan yıldızı Mardin. Buraya genelde eylül, ekim ve kasım aylarında turist yoğunluğu çok olsa da bu yıl sezonu erken açtık çünkü geçen yıl bölge halkından, işletmelerinden ve hem tarihi hem dini anlamda buranın değerlerinden herkes çok memnun ayrıldı. Bu yüzden de bölgeye bu yıl bir yoğunluk var. Geçen yıl 35 kişi ile sınırladığımız turlar bu yıl o kadar yoğun ki 50-55 kişi arasında değişmekte. Ve bu yıl sezonunu neredeyse 5-6 ay öncesinde açtık. Şu anda bayram sebebiyle burası yoğun ama bu yoğunluğun sebebi aslında geçen seneki memnuniyetin dönüşü. Bölge halkı doğallığını hiç bozmadan turizmi gayet önemseyerek çaba gösteriyor. Gelen misafirler de son derece memnun ayrılıyor’’ diye konuştu. Kente ilk kez geldiğini anlatan Yasemin Yıldırım ise "Aslen Yozgatlıyım, Kayseri’den geliyorum. Tur acentesi ile geldim. Doğu bölgesine hiç gelmemiştim. Bu ilk gelişim. Genelde batıyı geziyordum. 1-2 defa yurt dışına da çıktım ama doğu muhteşemmiş. Ben böyle olduğunu bilmiyordum. Bundan sonra daha sık geleceğim, bu kesin. Muhteşem bir yer, her yer tarih. Ben zaten tarihi çok severim. Tarihi müzeleri, kiliseleri, camileri, meydanları çok iyi. Rehberimiz de bizi bol bol gezdiriyor, görülebilecek her yeri gösteriyor. Ekstralar da yapıyor" şeklinde konuştu.
22 Mart 2026 Pazar - 13:12 Tarihi kent Mardin bayram tatilinde ziyaretçi akınına uğradı Bayram tatilinde Mardin, yerli turistlerin ilgisiyle karşılaştı. Kentteki tarihi ve kültürel mekanlar, ziyaretçilerin akınına uğradı. Yağışlı havaya rağmen kente gelen turistler, müzeleri, kiliseleri, camileri ve tarihi meydanları gezerek tatillerini dolu dolu geçirdi. Turist Sibel Kocabıyık, Mardin’in kendisini etkilediğini belirterek, "Mardin çok güzel. Burası için derler ki gecesi gerdanlık, gündüzü seyranlık. Gerçekten de öyle. Birbirinden güzel tarihi yapıları ziyaret ettik. Birbirinden nefis yemeklerin tadına baktık. Büyük bir hüzünle ayrılacağız buradan ve tekrar tekrar buraya gelmek için sabırsızlıkla ve dört gözle bekleyeceğiz. Burası bir kültür mozaiği bence. Farklı dillerin, dinlerin buluştuğu, bir arada barış içinde yüzyıllardır yaşadığı çok kutsal ve kadim topraklardır. Mardin bu yüzden benim için çok özel bir bölge. İnşallah daha çok huzurla, mutlulukla gezelim ve gezdirelim’’ dedi. "Turizmde yoğunluk erken başladı" Tur rehberi Ali Karcı ise bölgedeki hareketliliği değerlendirerek, "Güneydoğu’da Mezopotamya’nın parlayan yıldızı Mardin. Buraya genelde eylül, ekim ve kasım aylarında turist yoğunluğu çok olsa da bu yıl sezonu erken açtık çünkü geçen yıl bölge halkından, işletmelerinden ve hem tarihi hem dini anlamda buranın değerlerinden herkes çok memnun ayrıldı. Bu yüzden de bölgeye bu yıl bir yoğunluk var. Geçen yıl 35 kişi ile sınırladığımız turlar bu yıl o kadar yoğun ki 50-55 kişi arasında değişmekte. Ve bu yıl sezonunu neredeyse 5-6 ay öncesinde açtık. Şu anda bayram sebebiyle burası yoğun ama bu yoğunluğun sebebi aslında geçen seneki memnuniyetin dönüşü. Bölge halkı doğallığını hiç bozmadan turizmi gayet önemseyerek çaba gösteriyor. Gelen misafirler de son derece memnun ayrılıyor’’ diye konuştu. Kente ilk kez geldiğini anlatan Yasemin Yıldırım ise, "Aslen Yozgatlıyım, Kayseri’den geliyorum. Tur acentesi ile geldim. Doğu bölgesine hiç gelmemiştim. Bu ilk gelişim. Genelde batıyı geziyordum. 1-2 defa yurt dışına da çıktım ama doğu muhteşemmiş. Ben böyle olduğunu bilmiyordum. Bundan sonra daha sık geleceğim, bu kesin. Muhteşem bir yer, her yer tarih. Ben zaten tarihi çok severim. Tarihi müzeleri, kiliseleri, camileri, meydanları çok iyi. Rehberimiz de bizi bol bol gezdiriyor, görülebilecek her yeri gösteriyor. Ekstralar da yapıyor’’ şeklinde konuştu.
Bakan Ersoy: "Dil bir milletin sadece iletişim aracı değil hafızası, vicdanı ve yüreğidir"
16 Aralık 2025 Salı - 13:44 Bakan Ersoy: "Dil bir milletin sadece iletişim aracı değil hafızası, vicdanı ve yüreğidir" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Dil, bir milletin sadece iletişim aracı değil; hafızası, vicdanı ve yüreğidir. Sevinçlerimizi, kederlerimizi, umutlarımızı ve geçmişten geleceğe taşıdığımız tüm mirası dilimizle var ederiz" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkçenin korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunan isimlerin onurlandırıldığı ‘2025 Türk Diline Hizmet Ödülleri Töreni’ne katıldı. Ankara Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunda düzenlenen törende Bakan Ersoy, Türk dili alanında akademik, edebi ve kültürel çalışmalarıyla öne çıkan kişi ve kurumlara ödülleri takdim etti. Türk dilinin zenginliğinin yaşatılması ve toplumda dil bilincinin güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen tören, her yıl farklı alanlarda emek veren isimleri bir araya getiriyor. Törende yapılacak konuşmalarda, Türkçenin tarihsel serüveni, günümüzde karşı karşıya olduğu sorunlar ve dijital çağda dilin korunmasına yönelik atılan adımlar ele alındı. Bakan Ersoy’un da törende Türk diline verilen önemin altını çizerek, Bakanlık olarak yürütülen dil, kültür ve edebiyat çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ödül töreninde konuşan Bakan Ersoy, Türkçeye hizmet eden çalışmaları teşvik etmesi ve farkındalık oluşturmasını hedeflediklerini belirtti. "Türkçeye hizmet etmek, bu topraklara ve ortak kültürel birikimimize hizmet etmektir" Türkçenin ve diğer dillerin sadece bir iletişim aracı olmadığını, dillerin paha biçilemez bir değer olduğunu belirten Bakan Ersoy, "Dil, bir milletin sadece iletişim aracı değil; hafızası, vicdanı ve yüreğidir. Sevinçlerimizi, kederlerimizi, umutlarımızı ve geçmişten geleceğe taşıdığımız tüm mirası dilimizle var ederiz. Bu sebeple Türkçeye hizmet etmek; yalnızca bir kelimeyi, bir cümleyi güzelleştirmek değil; aynı zamanda bu millete, bu topraklara ve ortak kültürel birikimimize hizmet etmektir. Bugün burada; sınıflarda sabırla, sevgiyle harfleri kelimeye, kelimeleri cümleye dönüştüren öğretmenlerimizi, ömürlerini dilimizin inceliklerini anlamaya ve anlatmaya adamış kıymetli bilim insanlarını saygıyla anmak için bir aradayız. Biliyoruz ki, Türkçeye hizmet çoğu zaman görünmeyen, fakat değeri ölçülemeyen bir emektir. Bir kelimenin en doğru karşılığını bulmak için saatlerce düşünmek, bir metni defalarca gözden geçirmek, öğrencinin gözünde o ‘anlama ışığını’ görebilmek için yılmadan anlatmak; bunların hiçbiri kolay değildir. Belki çoğu zaman alkışsızdır, sahnesizdir ama bilinmelidir ki; Türkçeye harcanan her emek, milletimizin yarınlarına bırakılan en kıymetli miraslardan biridir. Dilimiz; Kaşgarlı Mahmut’tan Ali Şir Nevai’ye, Yunus Emre’den pek çok bilge ve şaire kadar sayısız ismin nefesiyle yoğrularak bugüne gelmiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde kurulan Türk Dil Kurumu ise Türkçenin sadeleşmesi, geliştirilmesi ve bilimsel temelde incelenmesi amacıyla tarihi bir rol üstlenmiştir. Bugün de aynı sorumluluk; öğretmenlerimizin, yazarlarımızın, akademisyenlerimizin, araştırmacılarımızın ve dili özenle kullanan her bir vatandaşımızın omuzlarındadır. Çünkü Türkçeye gösterdiğimiz özen, aslında kimliğimize, kültürümüze ve geleceğimize gösterdiğimiz özendir. Bu yüzdendir ki Türkçeye özen gösteren her öğretmen bir nesli, her yazar bir düşünceyi, her dil bilimci bir kavramı, her öğrenci bir umudu büyütmektedir. Bu anlayışla Türk Dil Kurumu, dilimizin gelişmesine, doğru kullanımının yaygınlaşmasına ve bilimsel ve kültürel alanda saygınlığının artırılmasına katkıda bulunan kişi ve kurumları ‘Türk Diline Hizmet Ödülleri’ ile onurlandırmaktadır" diye konuştu. "Dil, bir milletin hem hafızası hem de kalbidir" Türkçenin korunması ve geliştirilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak çalışmaları kararlılıkla sürdüreceklerini ifade eden Bakan Ersoy, "Dil, bir milletin hem hafızası hem de kalbidir. Bizler düşüncelerimizi, duygularımızı, kültürümüzü ve tarih bilincimizi dilimizle geleceğe taşırız. Bu nedenle Türkçenin korunması, geliştirilmesi ve incelikle kullanılması yönünde emek veren herkes, bu milletin kültür köprüsünü inşa eden mimarlarıdır. Türkçenin korunması, geliştirilmesi ve doğru kullanılması için emek veren herkesi içtenlikle takdir ediyorum. Türk Dil Kurumumuz da dilimizin bilimden sanata, teknolojiden iletişime uzanan geniş yelpazede güçlenmesi için çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Bugün, Türk diline hizmet eden herkese gönülden teşekkür ediyoruz. Yalnızca yaptığınız çalışmalar için değil; taşıdığınız sorumluluk, gösterdiğiniz hassasiyet ve Türkçeye duyduğunuz sevgi için minnettarız" şeklinde konuştu. Düzenlenen etkinliğe Bakan Ersoy’un yanı sıra Türk coğrafyasından birçok öğrenci ve akademisyen katılım sağladı. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ve ödül takdimi ile son buldu.
İstanbul’da Kazak edebiyatı rüzgarı esti
16 Aralık 2025 Salı - 13:13 İstanbul’da Kazak edebiyatı rüzgarı esti UNESCO’nun 15 Aralık’ı Dünya Türk Dili Ailesi Günü ilan etmesi ve Kazakistan’ın 34. Bağımsızlık Yıl Dönümü dolayısıyla İstanbul’da bir dizi etkinlik gerçekleştirildi. Rami Kütüphanesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen programda Kazak edebiyatı panel, söyleşi, kazak halk müzikleri konseri ve film gösterimiyle katılımcılara tanıtıldı. Burada bir konuşma yapan Kam-Us Yayınları yayın yönetmeni Aydemir Gültekin, "Kazak edebiyatı, sadece Kazak halkının değil, bütün Türk dünyasının kültürel hazinesi niteliğindedir. Bu edebiyat, Muhtar’dan Abay’dan, ondan öncesinde Ahmet Yesevi’den ondan da öncesinde Tonyukuk’tan kalan, yüzyıllardır sözlü gelenekten yazılı kültüre uzanan derin bir birikimi barındırır. O yüzden bu edebiyat ve sanatın Türkiye’de daha çok bilinmesine, daha yaygın olmasına çalışıyoruz. Böyle geniş çaplı bir etkinlik ilk kez düzenleniyor. Bu ve bu tür programlarla Türk gençliğinin Kazak edebiyatını daha yakından tanımasını istedik. Bunların bilinmesi ve tartışılması iki ülke arasında kültürel bağları daha da güçlendirecektir" dedi. Programa ev sahipliği yapan Rami Kütüphanesi müdürü Ali Çelik ise Rami Kütüphanesi’nin yalnızca bir okuma mekanı değil; Türk dünyasının ortak dili, hafızası ve kültürel mirasının buluşma noktası olduğunu vurguladı. Çelik, Kazak edebiyatının Türk dünyası edebiyatları içerisindeki güçlü yerine dikkat çekerek, bu tür etkinliklerin ortak kültürel bağları pekiştirdiğini ifade etti. Programda Dulat İsabekov’un eserinden uyarlanan "Baluan Şolak" isimli film gösterimi yapıldı ve katılımcılara "Dirlik" kitabı hediye edildi.
Şanlıurfa ’2029 Dünya Gastronomi Şehri’ unvanına aday gösterildi
16 Aralık 2025 Salı - 11:57 Şanlıurfa ’2029 Dünya Gastronomi Şehri’ unvanına aday gösterildi Şanlıurfa, köklü gastronomi mirası, kültürel zenginliği ve sürdürülebilir üretim geleneği sayesinde Uluslararası Gastronomi, Kültür, Sanat ve Turizm Enstitüsü tarafından 2029 Dünya Gastronomi Şehri unvanına aday gösterildi. Gastronominin kadim merkezlerinden biri olarak kabul edilen Şanlıurfa, uluslararası alanda önemli bir adaylıkla gündeme geldi. Tarihi ve kültürel mirasının yanı sıra köklü mutfak geleneğiyle öne çıkan tarihi kent, Uluslararası Gastronomi, Kültür, Sanat ve Turizm Enstitüsü (IGCAT) tarafından verilen 2029 Dünya Gastronomi Şehri (World Region of Gastronomy) unvanına aday gösterildi. Türkiye’nin bu alanda aday gösterilen ilk şehri Şanlıurfa oldu. Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan Şanlıurfa mutfağı; lahmacun, kebap çeşitleri, borani ve yöreye özgü birçok lezzetiyle hem Türkiye’de hem de dünyada tanınmaktadır. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, 2029 Dünya Gastronomi Şehri (World Region of Gastronomy) unvanına aday gösterilmesi konusunda basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Haliliye Belediye Başkan Vekili Halil Yetkin, Eyyübiye Belediye Başkan Vekili Hüseyin Aslıhan, Karaköprü Belediye Başkan Vekili Fırat Sultan, Harran Üniversitesi Rektör Yardımcısı Ahmet İlyas ve Şanlıurfa Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı Nasan Bülbül katıldı. Toplantıda konuşan Gülpınar, Şanlıurfa’nın gastronomi alanında uluslararası ölçekte yeni ve güçlü bir sürecin resmi adımını attığını belirterek, IGCAT tarafından verilen Dünya Gastronomi unvanının yalnızca mutfak lezzetlerini değil; kültürel mirasın korunmasını, yerel üretimin desteklenmesini ve sürdürülebilir kalkınmayı esas alan çok yönlü bir vizyonu temsil ettiğini vurguladı. "Mutfak kültürümüz insanlık tarihinin en eski dönemlerine uzanıyor" Şanlıurfa’nın gastronomi geçmişinin insanlık tarihinin en eski dönemlerine dayandığını ifade eden Gülpınar, Karahantepe ve Göbeklitepe kazılarında ortaya çıkarılan yiyecek kalıntıları, taş tezgahlar, öğütme ve ezme taşları ile tahıl işleme izlerinin bu durumu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Gülpınar, ortak sofralar, üretim alanları ve paylaşım kültürünün "Halil İbrahim Sofrası" geleneğiyle bugün hala yaşatıldığını dile getirdi. Gülpınar, resmi adaylık süreci kapsamında kapsamlı bir gastronomi stratejisi ve eylem planı hazırlıklarına başlanacağını açıkladı. Bu süreçte, unutulmaya yüz tutmuş yerel yemeklerin gün yüzüne çıkarılarak kayıt altına alınması ve turizme kazandırılması, ata tohumları ile yerel üretimin desteklenerek gastronomi ile tarımın birlikte güçlendirilmesi hedefleniyor. Ayrıca hijyen, gıda güvenliği ve sertifikasyon alanlarında standartların yükseltilmesi planlanırken, yerel mutfağın Şanlıurfa’nın UNESCO Müzik Şehri kimliğiyle bütünleştirilmesiyle çok duyulu kültürel etkinliklerin hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Tüm bu çalışmalarla Şanlıurfa’nın gastronomi alanında ulusal ve uluslararası ölçekte örnek gösterilen bir şehir haline getirilmesi hedefleniyor. "Amacımız gastronomi mirasını gelecek kuşaklara aktarmak" Konuşmasında hedeflerini de paylaşan Gülpınar, "Amacımız; Şanlıurfa’nın gastronomi mirasını dünyaya tanıtmak, nitelikli gastronomi turizmini geliştirmek ve bu zenginliği gelecek kuşaklara güçlü bir vizyonla aktarmaktır" dedi. Gülpınar ayrıca Harran Üniversitesi, ilçe belediyeleri, GAP Bölge Kalkınma İdaresi, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası ve Slow Food Türkiye’ye desteklerinden dolayı teşekkür etti. Basın toplantısı, Başkan Gülpınar’ın gazetecilerin sorularını yanıtlamasıyla sona erdi. IGCAT Dünya Gastronomi Şehri unvanının önemi IGCAT (International Institute of Gastronomy, Culture, Arts and Tourism) Dünya Gastronomi Şehri unvanı; gastronomiyi yalnızca yemek kültürü olarak değil, kültürel mirasın korunması, yerel üretimin desteklenmesi, sürdürülebilir kalkınma, hijyen ve gıda güvenliği başlıklarıyla birlikte ele alan saygın bir uluslararası değerlendirme sistemi. IGCAT, çalışmalarını Dünya Turizm Örgütü (UN Tourism) ilkeleriyle uyumlu şekilde yürütmekte; şehirlerarasında uluslararası iş birlikleri, bilgi paylaşımı ve ortak projeler geliştirilmesini teşvik ediyor. Bu yönüyle unvan, şehirler için yalnızca prestij değil, küresel ölçekte sürdürülebilir gelişim ağına dâhil olma fırsatı sunuyor. Şanlıurfa, Türkiye’den bu unvan için resmi aday ilan edilen ilk şehir Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile IGCAT arasında gerçekleştirilen ön görüşmelerin ardından; Şanlıurfa’yı temsil etmek üzere Harran Üniversitesi, Haliliye Belediyesi, Eyyübiye Belediyesi, Karaköprü Belediyesi, GAP İdaresi, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası ve Slow Food Türkiye’nin dahil olduğu güçlü bir paydaşlık komisyonu oluşturulmuştur. Hazırlanan başvuru dosyası, Barcelona’da düzenlenen IGCAT Danışma Kurulu Toplantısı’nda değerlendirilerek Şanlıurfa, Türkiye’den bu unvan için resmî aday ilan edilen ilk şehir oldu.
Eskişehir’de ‘Türkülerle ısınan gece’ ‘Türk Halk Müziği Konseri’ yoğun ilgi gördü
16 Aralık 2025 Salı - 11:48 Eskişehir’de ‘Türkülerle ısınan gece’ ‘Türk Halk Müziği Konseri’ yoğun ilgi gördü Eskişehir’de Anadolu Folklor Kültür Sanat Dernekleri Federasyonu tarafından düzenlenen ‘Türk Halk Müziği Konseri’, Eskişehir’de türkü severlere unutulmaz bir gece yaşattı. Eskişehir 100. Yıl Konferans Salonu’nu tamamen dolduran sanatseverler, yoğun ilgi nedeniyle yer bulamayınca merdiven boşluklarında dahi konseri sonuna kadar izlediler. Deneyimli koro şefi Sabri Kocaoğlu yönetiminde gerçekleşen konser, zaman zaman ayakta alkışlandı. Programın sunuculuğunu Hüseyin Turhan üstlendi. Turhan, sunumunda birçok türkünün öyküsünü dinleyicilerle paylaştı. Anadolu’nun dört bir yanından derlenen 23 eser, koro ve solistlerin yorumlarıyla dinleyicilerle buluştu. Aşk, gurbet, hasret, kahramanlık ve neşenin iç içe geçtiği konser, halk müziğinin kültürel birleştirici gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Konserde, çeşitli yörelerden eserler seslendirildi. Türkülerle Anadolu yolculuğu Bu bölümde Koro Şefi Sabri Kocaoğlu, dinleyicilere ‘hoş geldiniz’ diyerek başladığı konuşmasında, koro çalışmaları hakkında bilgi verdi. Uzun süredir aynı disiplin ve gönül birliğiyle koroyla birlikte çalıştıklarını söyleyen Kocaoğlu, türkülerimizin birleştirici ve kuşaklar arası bağ kuran gücü kayda değerdir. Konserin ikinci bölümü halk oyunları gösterisi ile başladı Konserin ikinci bölümü; Anadolu Folklor Kültür Sanat Dernekleri Federasyonu Halk Oyunları Ekibinin gösterileriyle başladı. Gösteriler, izleyicilerden büyük alkış aldı. Türkülerle kapanan gece Türküler arasında, edebiyatçı-şair Ahmet Urfalı’nın halk müziğinin kültürel ve toplumsal önemine dair sözlerine de yer verildi. Gecede, türküler aracılığıyla aşkın, hüznün, sevincin ve insan hayatının tüm renkleri kuşaktan kuşağa aktarıldı. Koro Şefi Sabri Kocaoğlu ile program sunucusu Hüseyin Turhan’a, Türk bayraklı ve Eskişehir desenli fular hediye edildi. Ayrıca koro adına Bağlama Ustası Cemalettin Özen’e, Koro Şefi Sabri Kocaoğlu’na ve sunucu Hüseyin Turhan’a çiçek takdim edildi. Türkülerle kimi zaman hüzünlenip kimi zaman neşelenen dinleyiciler, hazırlanan repertuvardan duydukları memnuniyeti belirttiler. Bu nitelikli koroyu büyük bir beğeniyle izlediklerini söylediler. Konserlerin daha sık düzenlenmesi yönündeki temennilerini de koro şefiyle paylaştılar. Yoğun katılım, güçlü koro düzeni, başarılı solist performansları ve halk oyunları gösterileriyle konser; Eskişehir’de uzun süre hafızalardan silinmeyecek, türkü dolu bir gece olarak sona erdi.
Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencilerinden ulusal arenada büyük başarı
16 Aralık 2025 Salı - 11:46 Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencilerinden ulusal arenada büyük başarı Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Gitar Sanat Dalı öğrencileri, katıldıkları iki prestijli ulusal etkinlikte elde ettikleri derecelerle önemli bir başarıya imza attı. Öğrenciler, hem yarışma dereceleri hem de ’Yılın Genç Virtüözleri’ unvanıyla konservatuvarın sanat eğitimindeki niteliğini bir kez daha ortaya koydu. 4. Uluslararası Ankara Gitar Festivali kapsamında 4-7 Aralık tarihleri arasında düzenlenen gitar yarışmasında Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Gitar Sanat Dalı öğrencileri kendi kategorilerinde derece elde etti. Eğitmenliğini Öğr. Gör. Alper Güncan’ın yürüttüğü Devlet Konservatuvarı Müzik ve Sahne Sanatları Lisesi 10. Sınıf öğrencisi Toprak Koca (C Kategorisi) üçüncülük ödülüne layık görüldü. Lisans birinci sınıf öğrencisi Ekin Özlü (D Kategorisi) üçüncülük elde ederken Yüksek Lisans öğrencisi Tamay Erşahin (E Kategorisi) üçüncülük ödülünün sahibi oldu. Ekin Özlü ve Tamay Erşahin’in eğitmenliğini ise Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi Doç. Emre Ünlenen üstlendi. ’Yılın Genç Virtüözleri’ unvanı Erzurum’dan geldi Atatürk Üniversitesi ev sahipliğinde 11-13 Aralık tarihlerinde düzenlenen I. İnovatif Gitar Günleri kapsamında gerçekleştirilen gitar yarışmasında ise Tarık İmran Çodri (Lisans IV) ve Tamay Erşahin (Yüksek Lisans), yarışmanın beş kazananı arasında yer alarak eş kazanan seçildi. Herhangi bir sıralama yapılmaksızın "Yılın Genç Virtüözleri" unvanına layık görülen öğrenciler, 2026 yılı içerisinde ülke çapında bir konser serisi ve kişisel albüm yapımı ile ödüllendirildi. Her iki öğrencinin de eğitmenliğini Doç. Emre Ünlenen yürütüyor. Elde edilen bu başarılar, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın sanat eğitimi alanındaki üretkenliğini ve öğrencilerinin ulusal ölçekteki görünürlüğünü pekiştirirken, genç müzisyenlerin kariyer yolculuklarına da önemli katkı sağlıyor.
ODTÜ’de Lefter’e vefa: ‘Bir Ordinaryüs Hikayesi’nin özel gösterimi öğrencilerle buluştu
16 Aralık 2025 Salı - 11:30 ODTÜ’de Lefter’e vefa: ‘Bir Ordinaryüs Hikayesi’nin özel gösterimi öğrencilerle buluştu Türk futbol tarihinin unutulmaz isimlerinden, ’Ordinaryüs’ lakabıyla hafızalara kazınan Lefter Küçükandonyadis’in hayatını konu alan ‘Lefter-Bir Ordinaryüs Hikayesi’ filminin özel gösterimi Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) gerçekleştirildi. Türk futbol tarihinin unutulmaz isimlerinden, ’Ordinaryüs’ lakabıyla hafızalara kazınan Lefter Küçükandonyadis’in hayatını konu alan ‘Lefter-Bir Ordinaryüs Hikayesi’ filminin özel gösterimi ODTÜ’de öğrencilerle, akademisyenlerle ve sinemaseverlerle buluştu. Türk sporuna damga vuran efsane futbolcunun yaşam öyküsünü beyaz perdeye taşıyan film, ODTÜ’de düzenlenen etkinlikle izleyicilerle buluştu. Özel gösterimde, Lefter Küçükandonyadis’in futbol sahalarındaki başarılarının yanı sıra, sporculuk disiplini, karakteri ve Türk spor tarihine bıraktığı derin izler ele alındı. Belgesel ve dramatik anlatımı bir araya getiren yapım, Lefter’in yalnızca bir futbolcu değil, aynı zamanda bir değer ve motivasyon kaynağı olduğunu gözler önüne serdi. ODTÜ’lü öğrenciler, akademisyenler ve sinemaseverlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinliğin, genç kuşaklara spor tarihinin önemli figürlerini tanıtmayı amaçlayacağı belirtildi. Gösterimin ardından filmle ilgili değerlendirme ve söyleşi yapıldı. "Lefter, ahlakıyla ve profesyonelliğiyle örnek olmuş bir sporcu" Lefter’in Fenerbahçe’ye ama özellikle Türk futboluna damga olmuş bir isim olduğunun altını çizen ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, "Lefter gerçekten sadece sporculuğuyla değil, ahlakıyla ve profesyonelliğiyle de örnek olmuş bir sporcu. Onun hayatından da böyle bir yapımı, ODTÜ’de konuşmak bizim için gerçekten çok önemli. Ama tabii bunun bir diğer yönü de filmde kullanılan teknolojiler. ODTÜ biliyorsunuz birçok alanda, yapay zekada ve diğer sektörlerde çok ciddi çalışmalar yaptı. Bizim animasyon ve oyun teknolojileri merkezimiz birçok oyun ve animasyonla ilgili birçok şeye ev sahipliği oluyor. Filmin perde arkasında birçok teknoloji mevcut ve biz bu teknolojilerin nasıl olduğunu ve buradaki film sektöründe bir araya getirmek istedik" ifadelerini kullandı. "Böyle bir projede oynamak tarif edilemez bir gurur" Lefter-Bir Ordinaryüs Hikayesi filminde oynamaktan mutluluk duyduğunu ve bu projenin gençlere motivasyon kaynağı olacağını belirten filmin başrol oyuncusu Erdem Kaynarca ise, "Böyle bir projede oynamak tarif edilemez bir gurur. Birçok erkek çocuğun bir filmde futbolcuyu oynaması hayalidir. Bir de Lefter gibi büyük bir ikonun sadece Fenerbahçe’ye değil, bütün Türk futboluna ve futbolun da üstüne çıkmış bir ikonun hayatını canlandırmak büyük bir sorumluluk ve büyük bir gurur. Filmde sadece bir can alıcı nokta maalesef söyleyemiyorum. Ya da iyi ki söyleyemiyorum. Çok dokunan ve hala izi olan bir sürü yer var. Ailesiyle olan iletişimi, takımıyla olan iletişimi, aidiyetiyle, nereye ait olduğu, bunların hepsi benim için çok vurucu yerler. Lefter benim için bir motivasyon kaynağı diyebilirim" diye konuştu. "Lefter filmimizin yolculuğu yaklaşık 3 sene önce başladı" Lefter filminin uzun süreçli bir proje olduğunu ve yapım aşamasını en ince ayrıntısına kadar işlediklerini vurgulayan filmin yönetmeni Can Ulkay ise, "Lefter filmimizin yolculuğu yaklaşık 2 buçuk, 3 sene önce başladı. Uzun bir yolculuktu. Özellikle hazırlığı, araştırmaları, peşinden senaryosu ve hikayesi uzun sürdü. Çekimleri geçen sene bitti. Yaklaşık yedi, sekiz aylık bir post-produksiyon süreciyle birlikte 14 Kasım’da dijital platformda yayın hayatına geçti. Bizim için çok önemliydi. Çünkü topluma mal olmuş bir kahramanın hikayesini anlatmak, onun duygularını, onun hissettiklerini anlatmak çok önemliydi. O yüzden iyi bir iş yaptığımızı söyleyebiliriz" şeklinde konuştu. "Bu heyecanı her dakika yaşıyorum" Lefter filminin projesinde yer almaktan ötürü duyduğu mutluluğu ifade eden Onur Durmaz ise, Lefter’in Türkiye’de önemli bir kişilik olduğunu ifade ederek, "Bu deneyimi yaşayabilen az sayıdaki insanlardan biri olduğum için çok mutluyum ve bu durumu ne kadar anlatmaya çalışsam da çok anlatamayacağım sanırım. Hele ki bir de Fenerbahçeli biri olarak bu heyecanı hala her dakika, Lefter’in ismi geçtiğinde yaşıyorum. Lefter’in hayatı sadece futbol ya da sadece Fenerbahçe değil, yakın Türkiye’nin tarihine de güzel göz kırpışları var" cümlelerini kullandı. Etkinliğe Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Rektörü Prof.Dr. Ahmet Yozgatlıgil, yönetmen Can Ulkay, filmin oyuncularından Erdem Kaynarca ve Onur Duymaz, yapım ekibinden Fatih Dağlı ve Oğuz Hidayetoğlu ile 1000Volt Genel Müdür Murat Akbulut ve ekibi katıldı. ODTÜ Direktörü Burcu Camcıoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide, filmin yapım süreci ele alındı.
Keçiören’de Kırmızı Başlıklı Kız müzikali çocuklarla buluştu
16 Aralık 2025 Salı - 10:31 Keçiören’de Kırmızı Başlıklı Kız müzikali çocuklarla buluştu Keçiören Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından düzenlenen Kırmızı Başlıklı Kız müzikali Keçiörenli ailelerin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Keçiören Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından Necip Fazıl Kısakürek Tiyatro Salonu’nda sahnelenen Kırmızı Başlıklı Kız müzikali minik izleyicilerden yoğun ilgi gördü. Müzik ve tiyatronun bir araya geldiği oyun, çocuklara eğlenceli ve öğretici anlar yaşattı. Tek perde olarak sahnelenen çocuk oyunu, hafta sonu Keçiörenli ailelerin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Daha önce sahnelenen Tembel Ayşe müzikalinin ardından çocuklar, bu kez Kırmızı Başlıklı Kız müzikaliyle tiyatronun renkli dünyasında yeniden buluştu. Doğa ve hayvan sevgisi vurgusu Kırmızı Başlıklı Kız müzikali; çocuklara doğayı ve hayvanları sevmenin, ağaçlara zarar vermemenin, çevreyi korumanın ve hayvan sevgisinin önemini eğlenceli bir dille aktardı. Oyunda, hayvanlar için su ve mama kapları bırakılması gibi hayvan sevgisi ve farkındalık bilincini artırmaya yönelik mesajlar öne çıkarken, minik izleyiciler hem eğlendi hem de öğretici bir tiyatro deneyimi yaşadı. Çocuklar ve ailelerden büyük beğeni Oyunun ardından duygularını ifade eden minik izleyiciler, Kırmızı Başlıklı Kız müzikalini çok sevdiklerini belirterek bu tür etkinlikleri çok sevdiklerini söyledi. Tiyatroda çocuklarıyla keyifli anlar yaşayan aileler ise Keçiören Belediyesi’nin çocuklara yönelik kültür ve sanat faaliyetlerine verdiği önemi memnuniyetle takip ettiklerini belirtip Belediye Başkanı Mesut Özarslan ve ekibine teşekkür etti. "Minik hemşerilerimizi sanatla buluşturmaya devam edeceğiz" Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, çocuklara yönelik kültür ve sanat etkinliklerine büyük önem verdiklerini belirterek, "Çocuklarımızın sanatsal, kültürel ve çevresel farkındalıklarının gelişmesi bizim için çok kıymetli. Tiyatro oyunlarımızla çocuklarımızı hem eğlendiriyor hem de doğa ve hayvan sevgisi gibi önemli değerlerle buluşturuyoruz. Keçiören Belediyesi olarak, geleceğimizin teminatı olan minik hemşehrilerimizi sanatla buluşturmaya devam edeceğiz" dedi.
Bakan Ersoy: "Şimdi sıra Troya’da"
16 Aralık 2025 Salı - 10:18 Bakan Ersoy: "Şimdi sıra Troya’da" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Türkiye’nin eşsiz kültürel mirasını bir kez daha Antik Roma’nın kalbi Kolezyum’a taşıyoruz, şimdi sıra Troya’da" dedi. Türkiye, kültürel mirasını uluslararası alanda görünür kılan sergi projelerine bir yenisini daha ekliyor. Daha önce Kolezyum’da gerçekleştirilen Göbeklitepe ve Magna Mater sergileriyle büyük ilgi gören Türkiye, bu kez Troya temalı kapsamlı bir sergiyi Roma’ya taşımaya hazırlanıyor. Roma’daki Kolezyum Arkeopark Alanı’nda 2026 yılında düzenlenmesi planlanan sergi, Türkiye ile İtalya arasında yürütülen kültürel iş birliğinin yeni ve güçlü bir adımı olarak değerlendiriliyor. Troya Sergisi’ne ilişkin karar, Eylül ayında Roma’da, Aralık ayında ise Ankara’da gerçekleştirilen ikili görüşmeler sonucunda netleşti. Sürecin somut adımı olarak 11 Aralık’ta karşılıklı niyet beyanı imzalandı. Sergi, başta Troya Müzesi olmak üzere Türkiye ve İtalya’daki müzelerin koleksiyonlarından seçilecek eserlerle hazırlanacak ve Troya’nın çok katmanlı tarihi anlatısını uluslararası izleyiciyle buluşturacak. Troya Operası sergiye eşlik edecek Sergi programı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Troya Operası ile tamamlanacak. Opera, Troya anlatısını bu kez sahne sanatları aracılığıyla Roma’da uluslararası izleyiciye taşıyacak. "Şimdi sıra Troya’da" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Troya Sergisi’ne ilişkin gelişmeyi sosyal medya hesaplarından şu ifadelerle paylaştı: "Türkiye’nin eşsiz kültürel mirasını bir kez daha Antik Roma’nın kalbi Kolezyum’a taşıyoruz, şimdi sıra Troya’da. Dünya Mirası Troya, 2026 yılında Roma’daki Kolezyum Arkeopark Alanı’nda sanatseverlerle buluşacak. Geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz ‘Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi’ ve bu yılki ‘Magna Mater’ sergilerinin ardından Kolezyum’da şimdi de Troya temalı bir serginin düzenlenmesi kararlaştırıldı. Eylül ayında Roma’da, bu ay ise Ankara’da yürüttüğümüz ikili görüşmelerin somut sonucu olarak 11 Aralık’ta karşılıklı niyet beyanına imza attık. Başta Troya Müzesi olmak üzere Türkiye ve İtalya müzelerinin koleksiyonlarından seçilecek eserlerle hazırlanacak bu sergiyi Bakanlığımız Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünün hazırladığı Troya Operası ile de taçlandırılacağız. Troya anlatısı, bu kez sahne sanatları aracılığıyla Roma’da uluslararası izleyiciyle buluşacak."