KÜLTÜR SANAT
Kocaeli’de "Alev Alatlı Kütüphanesi ve Sanat Galerisi" törenle tanıtıldı 02 Ocak 2026 Cuma - 20:09:56 Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Türk düşünce dünyasının önemli ismi Alev Alatlı’nın adını taşıyan kültür kompleksini tanıttı. İzmit Millet Bahçesi içinde yer alan Alev Alatlı Kütüphanesi ve Sanat Galerisi, düzenlenen törenle tanıtıldı. Alev Alatlı’nın kızı Funda Firuz Aktan, kütüphaneye annesinin isminin verilmesinin kendisi için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirterek, Başkan Tahir Büyükakın’a teşekkür etti. Törende konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, İzmit Millet Bahçesini şehrin kalbinde bir kültür alanı olarak tasarladıklarını ifade ederek, içinde yer alan kütüphanenin ise gençlerin talebi üzerinde hazırlandığına dikkati çekti. Sergi alanının da kentin ihtiyacı olduğunu söyleyen Büyükakın, merkezin her şeyiyle çok fonksiyonlu olarak hayata geçirildiğini aktardı. "Roman onun için bir laboratuvardı" Büyükakın, konuşmasında Alev Alatlı’nın Türk düşünce dünyasındaki yerine dikkati çekti. Alatlı’yı "Doğu’ya da Batı’ya da teslim olmayan bir münevver" olarak tanımlayan Büyükakın, şöyle devam etti: "Alatlı, Gazali’nin bir zamanlar din ilimlerini ihya ettiği gibi, çağının yeniden ihya edenidir. O, Aristo’nun ’ya ya da’ dünyasından, modern kuantum fiziğinin ’hem hem de’ dünyasına kapı aralayan gerçek bir entelektüeldi. Bir sözü var çok etkilendiğim; ’Benim tarafım yok, benim derdim var’ O ne sağa, ne sola teslim oldu. O hep derdinin peşinden koştu, hakikati anlatmaya çalıştı ve bunu hep cesaretle yaptı. Zaten entelektüel konfor onun hiç arayışı olmamıştı. Öyle olsaydı birilerini alkışlardı, ’kimden daha çok alkış alırım’ diye yazardı ama hiç öyle yapmadı. Roman onun için bir laboratuvardı ama sadece onun için değil; romandaki karakterler aracılığıyla okuyucu da o laboratuvarın içine girer, orada onunla birlikte o serüvenin bir parçası olurdu. Derdi aslında düşünmeyi öğretmekti, akletmeyi öğretmekti. Çokça kabul edilen popüler değerleri sorgulamayı öğretmekti. Gençler bu ismi burada gördükçe, onun ismi burada yaşadıkça biz geleceğin inşasında da çok kıymetli şeyler yapmış olacağız." Konu Alev Alatlı olunca her türlü söz biter" Vali İlhami Aktaş, Alatlı’nın bu ülkeye çok fazla kazanç sağladığını ifade ederek, "Konu Alev Alatlı olunca her türlü söz biter. Alev Alatlı hocamız ile, önceki görev yerimde Kapadokya Yüksek Okulu’nun üniversiteye çevrilmesi noktasında uğraş verdik. Kendisi entelektüel olarak yazdığı tüm kitapları hayatında da yaşayan bir kişidir. Devlet yönetimi gibi konularda ne kadar fedakarca çalıştığını biliyoruz. Hiçbir maddi beklentisi olmadan ihtiyacı olan yerlerde eğitim kurumları oluşturdu. Buradaki kütüphanenin ve sanat galerisinin de ilimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. "Türkiye’deki aydın despotizmine karşı bizi uyandırdı" Alev Alatlı Kütüphanesi ve Sanat Galerisi projesi dolayısıyla Tahir Büyükakın’a teşekkür eden AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala ise, "Gerçek ile gösterilmek istenen şeylerin arasındaki farkı Alev Alatlı ortaya koydu. Herkesin uygarlık diye övgüler dizdiği dünyada insanların ne kadar manipüle edildiğini bize sundu. Bugün Gazze’de zulüm var. Dünya naklen seyrediyor. Oysa Alev Alatlı o kadar içten takip etti ki Gazze’yi, Filistin davasını... Filistinli annelerin dramını ondan öğrendik. Türkiye’deki aydın despotizmine karşı bizi uyandırdı. Bu ülkede kendisini aydın olarak tanıtanların nasıl bir çöküş yaşadığını Alev Hoca deşifre etti. Türkiye’nin içini inanılmaz ifadelerle anlattı. Malumatla bilgi arasındaki derin farkı anlattı" diye konuştu. 7’den 70’e herkese hitap ediyor Alev Alatlı Kütüphanesi 2 bin 200 metrekare kapalı alanı ve 500 kişilik çalışma kapasitesiyle her yaştan kullanıcıya hitap ediyor. İçerisinde yer alan 23 bin 52 basılı eser, 29 bin e-kitap, 106 tez ve 22 bilgisayarlı dijital araştırma salonu ile şehrin en donanımlı kütüphanelerinden biri olarak ön plana çıkıyor. Kütüphane bünyesinde sessiz çalışma salonu, sesli çalışma salonu, 2 çocuk kütüphanesi, 22 bilgisayarlı dijital çalışma salonu, atölye alanı ve çok amaçlı salon yer alıyor. Alev Alatlı Kütüphanesi, pazartesi hariç haftanın 6 günü, 09.00-22.00 saatleri arasında hizmet verecek. Kütüphanenin yanında yer alan 2 bin 200 metre karelik Sanat Galerisi ise 360 derece sahnesi, sergi alanları ve çok amaçlı salonlarıyla hizmet vermeye hazır. 135 metrekarelik fuaye ve suaye alanına sahip Sanat Galerisi, kültür-sanat etkinliklerine de ev sahipliği yapacak. Ayrıca programda Kocaeli Milletvekilleri Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Veysel Tipioğlu, Sami Çakır, Cemil Yaman, Radiye Sezer Katırcıoğlu, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Cantürk, AK Parti İl Başkanı Dr. Şahin Talus, MHP İl Başkanı Tuncay Batı, AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Yasemin Özdemir, Alev Alatlı’nın kızı Funda Firuz Aktan, STK temsilcileri, vatandaşlar ve çok sayıda öğrenci de hazır bulundu.
02 Ocak 2026 Cuma - 17:19 Gazeteci Gürhan Adana: "Yenişehir’deki ilk yerleşim 9 bin yıl öncesine kadar dayanmaktadır" Yenişehir Belediyesi ile Kent Konseyi’nin birlikte gerçekleştirdiği ’Yenişehir Tarih Sohbetleri’nin konuğu olan gazeteci yazar Gürhan Adana, "10 yıl süren antik kazılardan elde edilen buluntu ve çıkarılan sonuçların Yenişehir’deki ilk yerleşim 9 bin yıl öncesine kadar dayanmaktadır" dedi. Geçmişten geleceğe tarih haberleri başlığı altında bugüne değin yaptığı tarih haberlerinin öyküsünü anlatan Gürhan Adana, bu alanda edindiği deneyimlerini paylaştı. 2005-2015 yılları arasında Barcın höyüğünde 10 yıl süren antik kazılardan elde edilen buluntu ve çıkarılan sonuçların Yenişehir’deki ilk yerleşimin 9 bin yıl öncesine kadar dayandığının anlaşıldığını ifade eden Adana, "Dünyada ilk kez Yenişehir Barcın höyüğündeki yerleşimde sütten yoğurt, peynir üretilmiştir. Bu bilimsel olarak kanıtlandı" dedi. Buradaki kazılarda günümüzden 8 bin 500 yıl öncesine uzanan zaman dilimindeki Bizans, Kalkolitik ve Neolitik çağlarına ait mimari yapılar, mezarlar ve kap kacaklar bulunduğunu ifade eden Adana, sözlerini şöyle sürdürdü: "Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden Prof. Dr. Hadi Özbal, çanak çömlek pişirme kaplarında bulunan yağ kalıntılarının Boğaziçi Üniversitesi’nde analizinin yapıldığını, peynir, tereyağı ya da yoğurt gibi ürünlerin 9 bin yıl önce burada imal edildiğinin anlaşıldığını belirtmişti. Özbal ayrıca tarımın çok verimli olan bu ovadan Balkanlar üzerinden Avrupa’ya ulaşmış olabileceğini vurgulamıştı. Bu arada bu kazılarda Yenişehir’in ormanlarla çevrili bir göl olduğu, gölün çevresinin yüksek kesimlere doğru meşe ve fındık ormanlarıyla kaplı olduğu da tespit edilmişti." "İnalcık, uç beyliği olan Yenişehir’in de ilk başkent olduğunu vurgulamıştı" Dünyaca ünlü merhum tarihçi Halil İnalcık’ın Yenişehir’e ziyaretini hatırlatan Adana, "Halil Hoca, Yenişehir’in Osmanlı’nın ilk başkenti olduğunu açıklayıp kutlamaların burada yapılması gerektiğini söylemişti. Ayrıca, Osman Bey’in 1299 yılında Yenişehir’e geldiğini ve komşu ilçe İznik’in fethi için Bizans ordusuyla yaptığı savaşı kazandığını, 27 Temmuz 1302’deki bu savaşın sonuçları itibarıyla Osmanlı Devleti’nin kurulduğu tarih olduğunu, uç beyliği olan Yenişehir’in de ilk başkent olduğunu vurgulamıştı. Bu açıklamalarını haber yapıp kayıt altına almıştık. Kendisinin bu açıklamalarının çok kıymetli olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın da Yenişehir’de 2012 yılında bir konferans verdiğini hatırlatan Adana, "Konferansta, ’Türkler tarafından kurulmuş ilk ve tek şehir Yenişehir’dir’ demişti. Yenişehir’in göçebe Türkler tarafından kurulduğunu ve adının da bu nedenle Yenişehir olduğunu vurgulamıştı" dedi. Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu’nun ise Yenişehir sevdalısı bir tarihçi olduğunu anlatan Adana, Oğuzoğlu’nun ilçedeki çalışmalarının önemine değindi. 1988 yılında Balibey Camii’nin bahçe düzenlemesi sırasında Bali Bey ile kızına ait mezar ile 300 yıllık olduğu sanılan bir su kuyusunun bulunduğunu ifade eden Adana, bu kuyunun gün yüzüne çıkarılabileceğinin altını çizdi.
02 Ocak 2026 Cuma - 16:50 3 Ocak şiir yarışmasında dereceye girenler belirlendi Bu yıl 11’incisi düzenlenen ’3 Ocak Mersin’in Kurtuluşu ve Mersin Konulu Şiir Yarışması’nın sonuçları açıklanırken dereceye girenlere ödülleri verildi. Erdemli Belediyesi ile Mersin Yazarlar Derneği iş birliğinde düzenlenen ’3 Ocak Mersin’in Kurtuluşu ve Mersin Konulu Şiir Yarışması’nın sonuçları belirlendi. Bu yıl 11’incisi gerçekleştirilen yarışmaya, Mersin ve ilçelerinin yanı sıra farklı illerden toplam 56 şair katıldı. Jüri değerlendirmesi sonucunda birincilik ödülünü "Mersin Güzellemesi" adlı şiiriyle Uşak’tan Ömer Ali Şimşek, ikincilik ödülünü "Mersin Destanı" adlı şiiriyle Isparta’dan Durmuş Kaya, üçüncülük ödülünü ise "Tarihe Destan Yazdık" adlı şiiriyle Adana’dan Hülya Çapar kazandı. Yarışmada sırasıyla Mehmet İbiş (Karboğazı Destanı), Yusuf Öz (3 Ocak Destanı), Ersin Aydın (Kurtuluşun Kalesi), Abdullah Coşkun (3 Ocak’ta Yanan Hürriyet Meşalesi), Mehmet Boz (3 Ocağa Giden Yol) ve Yakup Gümüş (Kanla Yazılan Destan) ilk onda yer aldı. Düzenlenen ödül töreninde dereceye giren şairlere kitap seti ve teşekkür belgeleri, Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara ve davetliler tarafından takdim edildi. Mersin’in kurtuluş ruhunun gelecek nesillere aktarılması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Başkan Kara, "3 Ocak, Mersin’in bağımsızlık ruhunun simgesidir. Bu anlamlı günü şiirle, sanatla yaşatmak bizim için çok kıymetli. Yarışmaya katılan ve emeği geçen tüm şairlerimizi yürekten kutluyorum" dedi. Ödül töreni toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Osmaniye’de, Türkiye’nin ilk Devlet Hastanesi kütüphanesine hizmete açıldı
29 Eylül 2025 Pazartesi - 14:37 Osmaniye’de, Türkiye’nin ilk Devlet Hastanesi kütüphanesine hizmete açıldı Türkiye’de ilk kez bir devlet hastanesi bünyesinde açılan kütüphane Osmaniye Devlet Hastanesinde hizmete açıldı. Osmaniye İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arasında imzalanan protokol kapsamında Osmaniye Devlet Hastanesi Halk Kütüphanesi açıldı. Türkiye’de ilk kez devlet hastanesi bünyesinde kurulan kütüphanenin açılışına Kültür Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, Osmaniye Valisi Erdinç Yılmaz, Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, protokol mensupları ve sağlık çalışanların yanı sıra vatandaşlarda katıldı. Yaklaşık 300 metre kare alanda sağlık çalışanları, tedavi gören vatandaşlar ve hasta yakınlarına hizmet verecek olan kütüphane, hastane ortamında sosyal ve kültürel destek sunmayı hedefliyor. Kütüphanenin Türkiye’de bir ilk olduğunu belirten Kültür Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, "Osmaniye’de tarihi boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, kültürel çeşitliliğiyle fıstık tarlalarından doğan bereketiyle yörük kültüründen gelen misafirperverliğiyle her zaman özel bir yere sahip olmuştur. Bugün açılışını yaptığımız kütüphanede işte bu katmanlı kimliğin üzerine inşa edilen yeni bir kültür durağıdır. Osmaniye’yi elimizde kütüphane hizmetlerinin güçlenmesine büyük önem sarf ediyoruz. Osmaniye Devlet Hastanesi’nde yer alan yaklaşık 300 metre karelik bu alanda kurulan kütüphanemiz 7 bin üzeri kitap koleksiyonuyla ve 50 kişilik oturma kapasitesiyle Osmaniyelilere ve çevre ilçelilere hizmet verecek bir alandır. Danışma bölümünde özellikle tıp alanında başvuru kaynaklarının yer alması da sağlık çalışanlarımız için önemli bir imkan sağlamaktadır. Burası sağlık hizmeti almak için hastanede bulunan vatandaşlarımızın tedavi sürecinde zamanında değerlendirmek isteyen refakatçilerine dinlenme aralarında kitapların dünyasına adım atmak isteyen sağlık çalışanlarımızın dair bir oluşma noktası olacaktır "diye konuştu.
Sinema öğrencileri Altın Portakal’da yarışacak
29 Eylül 2025 Pazartesi - 14:29 Sinema öğrencileri Altın Portakal’da yarışacak Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında düzenlenen Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nda finalistler belli oldu. 75 okuldan 34 projenin başvurduğu yarışmada 10 öğrenci filmi, Altın Portakal heykelciği için yarışacak. Türkiye’nin en köklü film festivali olan Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında genç sinemacılar için önemli bir adım atıldı. 24 Ekim - 2 Kasım tarihleri arasında 62.’si düzenlenecek festivalde, sinema eğitimi alan öğrencileri desteklemek, onların profesyonel çevrelerle buluşmasını sağlamak ve potansiyellerini geliştirmek amacıyla gerçekleştirilecek "Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması"nın finalistleri belli oldu. Türkiye genelindeki 75 farklı sinema okulundan 34 projenin başvurduğu yarışmada, yönetmen ve senarist Aydın Sayman ile yönetmen Onur Güler’in yer aldığı Ön Seçici Kurul değerlendirmeleri sonucunda 10 proje finale kaldı. Finale kalan öğrenciler, festival süresince yerli ve yabancı filmlere akredite olacak, sektörün önde gelen profesyonelleriyle bir araya gelme fırsatı yakalayacak. Yarışmada "En İyi Film" seçilen öğrenci projesi ise Altın Portakal heykelciği ile ödüllendirilecek. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yarışacak öğrenci filmleri şöyle: Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nden Seni Görebilecek Miyim Anne? (Hasan Hüseyin Korkmaz), Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nden Köye Dönerken (Musa Uysun), Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı ve Yönetmenliği Bölümü’nden Sahnenin Kadınları (Mustafa Uçar), Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü’nden Buharlaşır Tüm Katı Olanlar (Baturay Tunçat), İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nden Kusursuz Ölçü Nedir? (Eylül Babur), İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nden Tümseğin Uğultusu (Abdurrahim Karabulut), İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema ve Dijital Medya Bölümü’nden Sevim (Yağmur Canpolat), Kırıkkale Üniversitesi Kırıkkale Meslek Yüksekokulu Radyo Televizyon Programcılığı Bölümü’nden Sazdan Örülen Hayat (Zeynep Aslı Yoncu & Zübeyde Melek Algül), Mardin Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nden Çukurova’nın Kara Ekmeği (Onur Sürek) ve Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nden RAH (Beyza Nimet Emişen). Bu yıl Altın Portakal’da genç sinemacıların eserleri de geniş kitlelerle buluşacak ve festivalin uluslararası atmosferinde önemli bir görünürlük kazanacak.
İtfaiye Haftası’nda ‘Pelerinsiz Kahramanlar’a teşekkür
29 Eylül 2025 Pazartesi - 14:15 İtfaiye Haftası’nda ‘Pelerinsiz Kahramanlar’a teşekkür Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, İtfaiye Haftası kapsamında itfaiye erleri ile bir araya geldi. Özdemir, "Her türlü doğal afette vatandaşın can ve mal güvenliği için 7/24 çalışan başta Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi olmak üzere tüm ‘Pelerinsiz Kahramanlar’ın İtfaiye Haftası kutlu olsun" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, 25 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında kutlanan İtfaiye Haftası kapsamında, Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Teşkilatı ile buluştu. Başkan Vekili Büşra Özdemir, itfaiye teşkilatının 311 yıllık bir köklü bir geçmişi olduğunu belirterek, depremde, selde, su baskınlarında, yangınlarda vatandaşın ‘Aman’ dediği anda ilk koşanların itfaiyeciler olduğuna dikkat çekerek, itfaiyecilerin çok zor şartlar altında görev yaptığını söyledi. "Zor bir coğrafyada yaşıyoruz" "Zor bir yaz geçirdik" diyen Başkan Vekili Özdemir, "Antalya’mız olarak zor bir coğrafyada yaşıyoruz. 1 milyon 180 bin hektar alanla Türkiye’nin en geniş ormanlık alanına sahip kentte yaşıyoruz. Yüzölçümünün de yüzde 57’si ormanlık alan olması sebebiyle, yangına da 1’inci derece hassas olan bir şehirde yaşıyoruz. Yükünüzün, sorumluluğunuzun farkındayız. Muhittin Başkan’ımız ilk göreve geldiğinde itfaiye teşkilatımızı hem personel olarak hem de araç olarak güçlendirmek için önemli adımlar attı. Şu an 19 ilçede 48 itfaiye istasyonumuzla, 637 personelimizle ve 162 itfaiye aracımızla hizmet vermekteyiz. Teşkilatımıza yeni katılacak 45 arkadaşımızda birlikte daha da güçleneceğiz. 7/24 esasıyla büyük bir özveriyle çalışan; ‘Pelerinsiz Kahramanlarımızın’ İtfaiye Haftası’nı kutluyorum. Sizlerle gurur duyuyoruz" dedi. İtfaiye araç parkı güçleniyor Yangın sezonu bitti derken Alanya’daki üzücü orman yangınlarıyla karşı karşıya kaldıklarını ifade eden İtfaiye Daire Başkanı Ahmet Kısa ise, "Biz her yıl ortalama 14 binin üzerinde vakaya gidiyoruz. Bunun yaklaşık 7 bini yangınlardan oluşuyor. Diğerleri de çeşitli kurtarma vakaları, trafik kazaları, falezlerden düşme gibi birçok vakadan oluşuyor. Arkadaşlarımız 7/24 esasına göre gerek ilimiz gerekse ilimizin dışında oluşabilecek felaketlere hazır durumda. 14 milyon euroluk ihalemize ilaveten, 23 milyon euroluk bir kredi daha imzalandı. Bunun sözleşmelerini şu an hazırlıyoruz. 23 milyon euroluk araç alımı için de ihalemize çıkacağız. 40’a yakın bir araba öngörüyoruz. Bu alımları tamamlarsak, kadromuzu 2’ye katlamış olacağız. Her iki kredi paketiyle aldığımız araçlarla 132 aracımızın yüzde 50’sini yenilemiş olacağız. Bu aldığımız araçlar 20 yıl Antalya’mızın hizmetinde olacak" diye konuştu. Ziyaret anısına Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Ahmet Kısa, Başkan Vekili Büşra Özdemir’e baret takdim etti.
Tarihçi Ahmet Şimşirgil’den Fatih dizisi ve Selimiye çıkışı: "Osmanlı’yı itibarsızlaştırıyorlar"
29 Eylül 2025 Pazartesi - 13:40 Tarihçi Ahmet Şimşirgil’den Fatih dizisi ve Selimiye çıkışı: "Osmanlı’yı itibarsızlaştırıyorlar" Tarih Profesörü Ahmet Şimşirgil, ’Fatih’ dizisindeki sahnelere ve Selimiye Camii’ndeki düzenlemelere tepki göstererek, "Osmanlı’yı itibarsızlaştırıyorlar, izlerini silmeye çalışıyorlar" dedi. Samsun’da düzenlenen Karadeniz 10. Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluşan Prof. Dr. Şimşirgil, ’Fatih’ dizisinde tarihi gerçeklerle bağdaşmayan sahneler bulunduğunu belirtti. Şimşirgil, "Dizide Fatih’in oğlu 2. Bayezid, Pontus Rum kralının kızıyla aşk yaşıyormuş. İnanamadım. Kızı almaya gitmiş, bir de dayak yemiş. O kızla buluşuyor, paşa da gözcülük yapıyormuş. Yazıklar olsun. Ve Fatih onu çağırtıyor şimdi, boynuna ipi geçirip boğduruyor. Milletimizin tarihini alaya alıyorlar. Bunlar tarihle bağdaşmayan kurgulardır. Osmanlı’da böyle bir şey asla yoktur" ifadelerini kullandı. Selimiye Camii ve Osmanlı izleri Kültürel mirasın korunamamasına da dikkat çeken Şimşirgil, Selimiye Camii üzerinden örnek verdi. Şimşirgil, "Şimdi Selimiye’yi bozuyorlar, Osmanlı’nın izlerini silmeye çalışıyorlar. Bir yandan yanlış dizilerle tarih çarpıtılıyor, diğer yandan eserlerimize dokunuluyor. Osmanlı’nın hatırasını ve medeniyet anlayışını yok etmeye çalışıyorlar. Bir telefon geliyor oradan buradan, tehditler de var. Osmanlı izlerini silmeye çalışıyorlar" diye konuştu. Osmanlı’nın sanat, estetik ve devlet terbiyesinin gençlere doğru şekilde aktarılması gerektiğini vurgulayan Şimşirgil, söyleşisinin sonunda kitaplarını imzalayarak okurlarıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.
"Yaşayan İnsan Hazinesi" ödüllü usta, semerciliği yaşatmaya devam ediyor
29 Eylül 2025 Pazartesi - 12:54 "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödüllü usta, semerciliği yaşatmaya devam ediyor Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ‘Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri Ödülü’ alan semer ustası İbrahim Atıcı, Ankara’nın Beypazarı ilçesinde unutulmaya yüz tutmuş mesleğini devam ettiriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ‘Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri Ödülü’ alan semer ustası İbrahim Atıcı, semercilik geleneğini yaşatmak için yoğun uğraş içerisinde. Dükkanının önüne oturup, tahta iskeletini çıkarıp boyadıktan sonra keçe kaplı minderini üstüne geçiren Atıcı, bölgeye gelen turistlerin ilgi odağı oluyor. Yük hayvanları için yaptığı semerler köylüler tarafından hala kullanılırken, minyatür semerler ise Beypazarı’na gelen turistler tarafından tercih ediliyor. Semercilik mesleğinin neredeyse bittiğini ve ata mirası mesleklerin yok olmaya yüz tuttuğunu belirten Atıcı, ilerleyen yıllarda semercilik gibi el işiyle yapılan mesleklerin de sona ereceğini ifade etti. "Bu mesleği 52 senedir yapıyorum" Semercilik mesleğini dedesinden gördüğünü ve uzun yıllardır semercilikle uğraştığını belirten Atıcı, "Ben 3’üncü kuşak olarak çalışıyorum. Ben babamdan öğrendim. Babam da babasından öğrendi. Semercilik şu anda bitiyor. Çırak da bulunmuyor zaten. Meslek kaybolup gidiyor. Semer yapmak 1 gün veya 2 gün sürüyor. İnce iş. Buradaki semerleri kendim yaptım. Belediye burayı bana verdi, ben de burayı canlandırdım. Güzelce restorasyon yaptım. Yaptığımız semerleri; eşek kullananlara ve davarcılara satıyoruz" diye konuştu. "Ayda 30 semer yapabiliyorum" Semerciliğin yavaş yavaş yok olmaya yüz tuttuğunu ve semer satışının eskiye göre azaldığını ifade eden Atıcı, "Biz eskiden senede 600 tane semer yapıyorduk. Şimdi senede 30 tane semer satamıyoruz. Eskiden her köyde 1-2 tane eşek vardı. Köylerde insan kalmadığı için, satışlar da azaldı. Köyde odununu alan her yere giderdi. Şimdi hayvan sürücülerinin yiyeceklerini ve torbasını şu anda eşekler taşıyor. Semer, başka bir işe yaramıyor. Süs olarak da alan çok. İnsanlar, evinin köşesine alıp koyuyorlar. Son zamanlarda satış yok. Zaten malzemesini bulamıyoruz" ifadelerini kullandı.