Son Dakika
|
Okul bahçesinde 17 yaşındaki çocuğun cansız bedeni bulundu
Balkan Barış Platformu’nun ikinci toplantısı gerçekleştirildi
Bakan Kurum'dan deprem konutları açıklaması!
Bayrampaşa’da duran metrodan dumanlar yükseldi
Trump: "İran’a doğru giden büyük bir filomuz var, ne olacağını göreceğiz"
Kamyonun çarptığı 77 yaşındaki yaya hayatını kaybetti
Sadettin Saran’ın yargılandığı davada ara karar açıklandı!
Diyarbakır’da kayıp kadının son görüntüsü ortaya çıktı
Trump'ın kurduğu Barış Kurulu'nun kuruluş sözleşmesi Davos'ta imzalandı
Trump: "Gazze'nin güzel bir biçimde yeniden inşa edilmesini sağlamaya kararlıyız"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Hillside Cemetery Telling Taipei’s Muslim Story
Danimarka ve NATO Arktik’te güvenliğin artırılması konusunda anlaştı
Suçiçeğine dikkat : "İlk defa böyle bir sıklık görüyoruz"
Galatasaray, Fatih Karagümrük deplasmanında
Bayrampaşa’da duran metrodan dumanlar yükseldi
Putin, Moskova’da Trump’ın Özel Temsilcisi Witkoff ve beraberindeki heyet ile bir araya geldi
Sebastian Szymanski, Rennes’e transfer oldu
Pakistan’daki AVM yangınında can kaybı 67’ye yükseldi
KÜLTÜR SANAT
"Carmen" gösterisi sanatseverlerden alkış topladı
23 Ocak 2026 Cuma - 16:29:00
Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin ocak ayı kültür sanat etkinlikleri kapsamında "Carmen" isimli tiyatro oyunu sahnelendi. Sanatseverlerin ilgi gösterdiği etkinlikte, oyuncuların performansı izleyicilerden takdir topladı. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen takvim çerçevesinde, Us’ta Çırak Tiyatrosu ekibi Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Kültür ve Kongre Merkezi’nde izleyiciyle buluştu. "Carmen" adlı oyunu izlemek için salonu dolduran tiyatroseverler, sahne performanslarını yakından takip etti.
23 Ocak 2026 Cuma - 15:17
Kırşehir’deki envanter çalışmasında Yunan General Trikopis’in esir tutulduğu hükümet konağının fotoğrafı ortaya çıktı
KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’de Kültür ve Tarih Araştırma Grubu tarafından kentin eski yapıları ve tarihi fotoğraflarına yönelik envanter çalışması yürütülüyor. Yürütülen çalışmalarda Yunan General Nikolas Trikopis’in esir tutulduğu hükümet konağının fotoğrafı da ortaya çıktı. Kırşehir’de sosyal medya ve arşiv taramalarıyla ortaya çıkarılan eserlerin Osmanlı Dönemi’ne ve daha öncesine dayandığı belirtildi. Kent Konseyi Tarih ve Kültür Araştırma Grup Başkanı eğitimci Şenol Dönmez, yürütülen çalışmayla kente ait eski yapıları ve arşivleri gün yüzüne çıkarmaya çalıştıklarını söyledi. Dönmez, şu anda yerinde olmayan ve Sultan Abdülhamid Han döneminde yapılan Kırşehir Hükümet Konağı’nın dikkat çekici yapılardan biri olduğunu ifade etti. Dönmez, söz konusu hükümet konağında Yunan General Nikolas Trikopis’in bir süre esir tutulduktan sonra Kayseri’ye gönderildiğini belirterek, bu döneme ait fotoğrafların da çalışmalarda yer aldığını aktardı. Şehrin çok eski bir tarihe sahip olduğunu vurgulayan Dönmez, özellikle kaybolan yapıların ortaya çıkarılmasına odaklandıklarını ifade etti. Dönmez, "En dikkat çekici fotoğraflardan biri Abdülhamid Han döneminde yapılan hükümet konağına ait. Bu yapının en önemli özelliği Yunan General Trikopis’in esir olarak burada misafir edilmesi ve fotoğraflanması" dedi.
23 Ocak 2026 Cuma - 14:45
Kırşehir’de kentin eski yapıları ve fotoğrafları envanteri oluşturuluyor
Kırşehir’de Kültür ve Tarih Araştırma Grubu tarafından, kentin eski yapıları ve tarihi fotoğraflarına yönelik envanter çalışması yürütülüyor. Yürütülen çalışmalarda Yunan General Trikopis’in esir tutulduğu Abdülhamit Han döneminde yapılan hükümet konağının fotoğrafı da ortaya çıktı. Sosyal medya ve arşiv taramalarıyla ortaya çıkarılan eserlerin Osmanlı Dönemi’ne ve daha öncesine dayandığı belirtildi. Kent Konseyi Tarih ve Kültür Araştırma Grup Başkanı eğitimci Şenol Dönmez, yürütülen çalışmayla kente ait eski yapıları ve arşivleri gün yüzüne çıkarmaya çalıştıklarını söyledi. Dönmez; şu anda yerinde olmayan ve Abdülhamid Han döneminde yapılan Kırşehir Hükümet Konağı’nın dikkat çekici yapılardan biri olduğunu ifade etti. Dönmez; söz konusu hükümet konağında Yunan General Trikopis’in bir süre esir tutulduktan sonra Kayseri’ye gönderildiğini belirterek, bu döneme ait fotoğrafların da çalışmalarda yer aldığını aktardı. Şehrin çok eski bir tarihe sahip olduğunu vurgulayan Dönmez; özellikle kaybolan yapıların ortaya çıkarılmasına odaklandıklarını açıkladı. Dönmez; "En dikkat çekici fotoğraflardan biri Abdülhamid Han döneminde yapılan hükümet konağına ait. Bu yapının en önemli özelliğinin Yunan General Trikopis’in esir olarak burada misafir edilmesi ve fotoğraflanması" dedi.
23 Ocak 2026 Cuma - 14:18
Kepez’de müziğin ritmi kadınlarla yükseliyor
Kepez Belediyesi, Ritim Kepez Kadın Grubu ile müziğe ilgi duyan kadınları bir araya getiriyor. Kadınların kültür ve sanat alanında daha aktif yer almasını amaçlayan kurs için son başvurular 30 Ocak olarak belirlendi. Kepez Belediyesi, kadınların sanatsal üretimde daha görünür ve aktif rol almasını sağlamak amacıyla kültür-sanat projelerine bir yenisini daha ekliyor. Müziğe ve ritme ilgi duyan kadınları buluşturacak olan Ritim Kepez Kadın Grubu, birlikte üretmek, sahne deneyimi kazanmak ve müziğin bir parçası olmak isteyen kadınlara yeni bir alan sunacak. 18–50 yaş aralığındaki kadınların başvurabileceği Ritim Kepez Kadın Grubu için başvurular 30 Ocak’ta sona erecek, 31 Ocak’ta eğitime başlanacak. Başvurular Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde yapılacak. Detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar, (0242) 325 60 60 numaralı telefondan yetkililere ulaşabilecek. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, kadınların kültür ve sanat hayatındaki yerini güçlendirmeyi önemsediklerini belirterek, "Kadınlarımızın sanatsal üretim içinde daha fazla yer almasını istiyoruz. Ritim Kepez Kadın Grubu ile hem müziğe ilgi duyan hem de kendini bu alanda geliştirmek isteyen kadınlarımızı bir araya getiriyoruz. Kadınların sesi ve ritmi Kepez’den yükselecek" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Ocak 2026 Salı- 10:12
Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor
2
28 Kasım 2023 Salı- 10:48
Antalya’daki 200 yıllık Ağalar Camisi’nin 2. etap restorasyon çalışması yapılacak
3
21 Ocak 2026 Çarşamba- 12:15
Burhaniye’ de Berberler ve Kuaförler Odası seçimi yapıldı
4
23 Ocak 2026 Cuma- 09:59
Anne hayal etti, oğlu gerçeğe dönüştürdü
5
22 Ocak 2026 Perşembe- 09:47
Beş yaşında başladığı ’salsa’ yolculuğunda dört Türkiye birinciliği kazanan minik sporcunun yeni hedefi dünya şampiyonluğu
01 Ekim 2025 Çarşamba - 13:18
Osmanlı’dan Avrupa’ya kahvenin dünyaya açılan kapısı: 40 yıl hatır bırakan Türk kahvesi
Ankara’daki Kahve Müzesi, Türk kahvesinin Osmanlı’dan bu güne uzanan serüvenini ziyaretçilere sunuyor. Ankara Kalesi’nde bulunan Kahve Müzesi, Türk kahvesinin asırlara dayanan yolculuğunu ziyaretçilere sunuyor. Müzede sergilenen eserler, kahvenin Osmanlı sarayındaki öneminden ’40 yıl hatırı vardır’ sözünün kökenine, Anadolu’da kahve kültürünün yaşatılmasından günümüzde Türkiye’de kahve ağacı yetiştirilmesine kadar geniş bir tarihi mirası gözler önüne seriyor. 1 Ekim Uluslararası Kahve Günü’nde ise Kahveci Muhammed Mücahit Çelebi, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine Türk kahvesinin geçmişini ve Kahve Müzesi’ni anlattı. "Türk kahvesi ve kültürünü bir çatı altında birleştirmeye karar verdim" Türk kahvesi sektöründe uzun yıllardır hizmet veren Çelebi, "Ankara’da birçok müzeyi gezdiğimizde her müzenin içerisinde dekor olarak kahve takımı kullanıldığını gördüm. Değirmen olur, cezve olur, fincan olur ama kendisine ait bir çatı olmadığını fark ettim. O yüzden Türk kahvesi ve kültürünü bir çatı altında birleştirmeye karar verdim. Yaklaşık 5 yıldır mezatlarda ve müzayedelerde topladığımız eserlerle bu müzeyi oluşturduk, geliştirmeye devam ediyoruz. Türk kahvesi dediğimiz zaman hiçbir zaman tek başına almadık. Türk kahvesi ve kültürü dünyada bilinen bütün kahvelerin atasıdır. Diğer kahvelerin hepsi Türk kahvesinden türemiş diğer türevleridir. 15’inci yüzyılda Yemen Vali’miz Özdemir Paşa, Mutluluk Başkenti İstanbul’a mekteplerde kahveyi talebelerin tüketimi için göndermiştir. Kahve ilk geldiğinde ya da öncelerinde haşlanarak tüketildiği için kahveyi, kavurmayı, öğütmeyi ve pişirmeyi bulanlar, öğrenenler Türklerdir. Şazeli Tarikatı dediğimiz tarikattaki dervişler, kahveyi, kavurmayı, pişirmeyi ve öğütmeyi bulmuşlardır. Dünyaya da nam salmasındaki en büyük etken bu yapım teknikleridir. Türk kahvesini diğer kahvelerden ayıran en belirgin özelliklerden bir tanesi de içerken telvesiyle birlikte hala fincanda demlenmeye devam eden tek kahve olmasıdır" dedi. "Avrupa’yı fethettikten sonra keyif kahvesi içme hayali kuruyorlardı" Kahvenin dünyaya nasıl yayıldığını anlatan Çelebi, "II. Viyana kuşatmasında, artık Osmanlı kahveyi o kadar benimsemişti ki seyahatlerde, gittiği yerlerde yanından ayırmadı. Savaşa dahi giderken yanında yüklü miktarda kahve götürmüştü. Avrupa’yı fethettikten sonra oturup orada bir keyif kahvesi içme hayali kuruyorlardı. Çevirmenlik yapan Fransız Kolschitzky’nin de ani bir taraf değişikliği yapması sebebiyle, farklı sebeplerden Osmanlı daha fazla ilerleyemedi. Geri çekilmek durumunda kaldığında yanında götürmüş olduğu yüklü miktarda kahveyi orada yük etmemesi açısından bıraktı. Avrupalılar bunu hayvan yemi ya da ne olduğunu bilmedikleri için imha ediyorlardı. Fakat Kolschitzky, kahveyi Osmanlı’da nasıl tüketildiğini çok iyi bildiği için bütün kahve çuvallarını kendisine savaş ganimeti olarak aldı. Avrupa’da, Viyana’da ilk kahvehane dükkanını açtı, Mavi Şişe adında. Bunu Türk içkisi olarak pazarlığa sundu ve Avrupa’da kahve tanınmaya başladı. İlerleyen süreçlerde farklı demleme teknikleri geliştirerekten dünya kahveleri olarak bildiğimiz kahveler türedi" diye konuştu. Kahvenin meşakkatli bir uğraş gerektirdiğini vurgulayan Çelebi, "Yeşil çekirdekler önce kavurma aşamasından geçmesi gerekiyor. Ateşin belli bir köz kıvamına gelmesi gerekiyor. Daha sonra elde manuel yöntemlerle kahve kavurma tavalarında çekirdekleri tavalarda kavurup o çekirdekleri bir soğutma aşamasından geçirmeleri gerekiyor. Çekirdekler bir süre dinlendikten sonra dibeklerde ya da değirmenlerde öğütme işlemi gerçekleştiriliyor. Sonrasında bir fincan kahve elde ediliyor. Bir fincan kahve içmek için ateş yakmaktan itibaren yaklaşık 4-5 saatlik bir zaman gerekiyor. Halepli Hakem ve Şamlı Şems adında 2 Arap kahveci İstanbul Tahtakale’de ilk kahvehane dükkanını açıyor. Amaçları geçimlerini sağlamak ama farkında olmadan tarihe yön veriyorlar. Kahveyi topluca kavuruyorlar, öğütüyorlar ve kazanlarda çok miktarda pişiriyorlar. Hazır kahve insanlara ikram ediyorlar. İnsanlar hazır kahve içebilmek için bu kahvehanede vakit geçirmeye başlıyor. Kahvehaneler literatürde çoğalmaya başlıyor" şeklinde konuştu. Abdülhamid Han günde 37 fincan kahve tüketiyordu Çelebi, kahvenin 16’ncı yüzyıldan itibaren Osmanlı’da herkes tarafından sevildiğini ve saraya girdiğini belirterek, "Kahve önemli bir protokol içeceği haline geldi. Padişahlara özel kahveci başı unvanı ortaya çıktı. Bu kişiler, sarayın bütün sırlarına vakıf olabilecek kadar önemli bir konumdaydı" dedi. Çelebi ayrıca, arşivlerde Sultan II. Abdülhamid döneminde kahveci başı olarak Halil Efendi’nin görev yaptığını ve padişaha yalnızca Yemen’den getirilen kahvenin ikram edildiğini ifade etti. Çelebi, Abdülhamid Han’ın günde 37 fincan kadar sade kahve tükettiğinin de resmi kayıtlarda yer aldığını dile getirdi. "Artık Türkiye’de de kahve ağacı yetişiyor" Yemen’in Osmanlı vilayeti olduğu vakitler keşfedilen ve yetiştirilen bir meyve olduğuna değinen Çelebi, "Son yıllarda Antalya Gazipaşa’da Yaşar Dağtekin adında bir çiftçimiz, kendi bahçesinde tropikal meyveler yetiştirirken uzun yıllardır kahve fideleriyle de uğraşıyordu. Son yıllarda tamamen doğal yöntemlerle artık Türkiye’de de kahve ağacı yetişiyor ve ağaçlardan elde ettiği hasatlarla onu günümüzde Türkiye’de yetişmiş kahve olarak festivallerde ya da özel günlerde bunun ikramında bulunuyoruz. 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi gününde de Türkiye’de yetişen kahveyi müzemizde gelen ziyaretçilere ikram etmeyi düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Öğrenirken deneyim sunan bir müze Çelebi, müzenin sadece sergi amaçlı olmadığını, ziyaretçilerin eserlerle etkileşim kurarak kahve kültürünü deneyimleme imkanı bulduğunu belirtti. ’Tahmishane’ adı verilen bölümde kahvenin hazırlandığı mutfak kültürünün yaşatıldığını, ‘özümüze’ odasında ise ziyaretçilere köklerini hatırlatan özel bir atmosfer sunulduğunu ifade etti. "Kahvenin 40 yıl hatırı vardır" Çelebi, "Kahvenin 40 yıl hatırı vardır" sözünün kökenine değinerek, Yemiş İskelesi’nde bir kahvehanede yaşanan hadiseden söz etti. Çelebi, anlatıya göre bir kahveye giren Yeniçeri’nin herkese kahve ısmarlayıp kahvecinin Rum müşterisine ısmarlamadığını, sonrasında ise kahvecinin kendi kesesinden Rum müşterisine ve kendisine kahve ikram ettiğini dile getirdi. Hikayenin devamında Çelebi, yıllar sonra köyün Rumlar tarafından işgal edildiğini, esir düşen kahveciyi tanıyan Rum müşterinin ise rütbeli bir asker olarak geldiğini belirtti. Çelebi, esir düşen kahveciyi satın alan Rum askerin, o kahvenin hatırına kendisini hatırlatıp serbest bıraktığını söyledi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 13:03
’Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ Trabzon’da ziyarete açıldı
Yıldız Holding İslam Eserleri Koleksiyonu’nda yer alan nadide hüsn-i hat eserlerin bir araya getirildiği ’Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ Trabzon’da ziyarete açıldı. Sergi, 1 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında Hamamizade İhsan Bey Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilecek. Yıldız Holding, sanat koleksiyonundaki eserleri geniş kitlelerle buluşturma hedefiyle İslam Eserleri Koleksiyonu’ndaki nadide hüsn-i hat eserlerini Türkiye’nin farklı illerinde sergilemeye devam ediyor. Daha önce "Konuşan Yazılar" adıyla Bursa, Ankara, Konya ve Edirne’de yoğun ilgi gören sergiler düzenleyen Yıldız Holding, bu kez geleneksel İslam sanatının en güzel örneklerinin bir araya getirildiği "Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi"ni Bursa, Kayseri, Şanlıurfa ve Ankara’nın ardından Trabzon’da sanatseverlerle buluşturdu. Her biri birbirinden kıymetli hattatların imzasını taşıyan hüsn-i hat eserlerinin yer aldığı sergi, Hamamizade İhsan Bey Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyarete açıldı. Açılış töreni, Trabzon Vali Yardımcısı Ercan Öter ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Erdem Zekeriya İskenderoğlu’nun yanı sıra Yıldız Holding’i temsilen Yönetim Kurulu Üyesi, Global Hukuk İşleri ve Kamu İlişkileri Başkanı İbrahim Taşkın ve protokol üyelerinin katılımıyla gerçekleşti. Yapılan konuşmaların ardından kürsüye gelen Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Global Hukuk İşleri ve Kamu İlişkileri Başkanı İbrahim Taşkın, Trabzon’un kadim bir kültür başkenti olduğunu belirterek, "Benim de memleketim olan Trabzon, 4 bin yıllık tarihiyle Roma ve Bizans dönemlerini yaşamış, Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği, Yavuz Sultan Selim’in valilik yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu kadim bir kültür başkentidir. Hem tarihi hem de kültürel açıdan büyük bir zenginliğe sahip olan Trabzon’umuz tarih boyunca kültür ve sanatın da en nadide örneklerini barındırmış, derin bir kültürel birikime ev sahipliği yapmıştır. Biz de ülkemize sağladığımız ekonomik katkıların yanı sıra, her vesileyle kültürel mirasımıza sahip çıkıyor, toplumu ortak paydada bir araya getiren sanatsal faaliyetlerle sosyal fayda sağlamayı önceliklendiriyoruz. ’Mutlu et mutlu ol’ anlayışımızdan hareketle sanatı toplumla buluşturmaya vesile olmak bizim için çok önemli. Bu şiarla ve Sayın Murat Ülker Bey’in özel gayretiyle geleneksel ve çağdaş sanatın en nadide eserlerini içeren ve ne mutlu bize ki yaklaşık iki bin esere ulaşan Yıldız Holding Sanat Koleksiyonu’nu Çamlıca Kampüsümüzde tüm sanatseverlerle sürekli bir sergi ile buluşturuyoruz. Bununla yetinmeyerek sanatı daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla eserlerimizi, sergiler aracılığıyla ülkemizin dört bir yanına taşıyoruz. İslam Eserleri Koleksiyonumuzda yer alan nadide hüsn-i hat eserlerini daha önce Bursa, Konya, Edirne, Ankara, Kayseri ve Şanlıurfa’da sanatseverlerin beğenisine sunmuştuk. Bugün de Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergimizi böylesi bir tarihi zenginlikle yoğrulmuş Trabzon’umuzda açarak, Yıldız Holding’in kültür mirasını ulaştırdığımız kitleyi genişletmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bugün burada Hâfız Osman, Sultan III. Ahmed, Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Hâmid Aytaç gibi geçmişin büyük hattatlarının yanı sıra Hasan Çelebi, Ali Toy, Mehmed Özçay ve Ferhat Kurlu gibi günümüz ustalarının kaleminden çıkan eserleri de sizlerle buluşturuyoruz. Bu değerli eserlerin Trabzonlularla buluşturulmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sergimizin açılışına teşrif eden tüm kıymetli haziruna Yıldız Holding ve şahsım adına teşekkürlerimi sunuyorum. Tüm sanatseverleri bu eserlerin manevi zenginliğini paylaşmak üzere sergimize davet ediyorum" diye konuştu. Holdingin sanat danışması Esra Göncüoğlu da, sergide 24 hattata ait 41 eserin yer aldığını kaydederek, "Yıldız Holding koleksiyonuna ait eserlerden oluşan Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ni Trabzonlu sanatseverlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşayoruz. Sergide 24 hattata ait 41 eser geçmişten günümüze kronolijik bir sıra ile yer alıyor" dedi. Konuşmaların ardından serginin açılışı protokol tarafından yapılırken, Yıldız Holding sanat danışması Esra Yoncaoğlu davetlilere sergide yer alan eserler hakkında sunum yaptı.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:48
Black Sea FishFestival’de Malatya Mutfağı tam not aldı
Romanya’nın Köstence kentinde düzenlenen Black Sea FishFestival Gastronomi Yarışması’na katılan Malatya ekibi altın madalya ve kupa ile döndü. Dünya jürilerinden tam not alan Malatya Mutfağı, başta Kiraz Yaprağı Sarması olmak üzere İçli Köfte, Analı Kızlı yemeği ile öne çıktı. Malatya mutfağının eşsiz lezzetlerinin uluslararası sahneye çıktığı Black Sea FishFestival’ine katılan Mövenpik Hotel yurda birincilikle döndü. Mövenpick Oteli Genel Müdürü Ahmet Kaan Kaya, "Romanya’daki düzenlenen festivalde katılım gerçekleştirdik. Malatya olarak temsilimizin karşısında kupa ve madalya aldık. Malatya’mızım bundan sonraki gasto festivallerinde yerinin oluşması için gün aldık. 2026 yılında Malatya’da da ciddi anlamda gastro festivali adı altında tüm Malatya mutfaklarının yanında 22 yada 23 ülkenin katılımıyla uluslararası bir organizasyonun oluşmasına vesile olduk. Bunun için gayret ettik, gittik çalış, şefimiz ve mutfağımızla bir başarı elde ettik. Bu başarının sürdürülebilmesi, devam etmesi için de şehrimizin tanınırlığı için grubumuz ve otelimiz ne gerekiyorsa ne yapmaya devam edecek" dedi. Malatya’nın uluslararası mutfakta ilgi çektiğini belirten Kaya , "Biz uluslararası alanda Malatya’yı temsil etmemiz ister istemez ilgi çekiyor. Sha düşünülen çalışmaların içine bizim ismimizde dahil edilmiş. Bu amaçla ülkemizi ziyaret eden Harvard Üniversitesi’nin öğretim görevlileri şehrimizde iki kere konakladılar. Onlara Malatya mutfağını sunmuştuk. Biz bunlardan haberdar değildik. Farkında olmadan planlanmış bir organizasyonun deneme sürecindeymişiz. Buradan da alnımızın akıyla çıkmışız. İkinci defa geldiklerinde inşallah 2026 yılında ülkemizin ulusal bayramını kutlanması anında Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington eyaletinde bir kutlamamızın yemeklerini Malatya yemeği olarak bizler yapacağız, bunlarla ilgili davet aldık. Yine aynı üniversitenin profesörlerine Malatya yemekleri sunacağız. Şimdi bunun alt yapısını oluşturacağız" dedi. Mövenpick Oteli’n Executive Chef’i Halil Sarıal ise Malatya Mutfağı ile ilgili çalışmalarının olduğunu söyledi. Sarıal, "Malatya gastronomisi ile ilgili çalışmalarımız var. Bu çalışmaları en iyi şekilde hem Türkiye’de hem de yurt dışında temsil etmek istiyoruz. İlk olarak Romanya’da gerçekleşme bu yarışmada Malatya yemeklerini büfe klasmanında açarak birincilik aldık. Bunun sevinci bizim için çok önemli. Diğer bölgelerde diğer yarışmalarda yer almak istiyoruz. Bu yarışmanın Malatya’ya getirilmesi içinde söz aldık. 20 ülkeden gelecek şeflerin, öğrencilerin bu Malatya yerelinde yarışıyor olması bizleri mutlu ediyor. Bizde elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Malatya mutfağından götürdüğümüz bazı ürünler vardı. Kiraz Yaprağından Analı Kızlısı, Reyhan Şervet, Arapgir Dolaması, Akçadağ Kömbesi, bunların hepsi orada çok dikkat çekici ürünler haline geldi" diye konuştu.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:47
15. Antalya Kitap Fuarı 3 Ekim’de başlıyor
Antalya Kitap Fuarı, 3 Ekim Cuma günü 15’inci kez kapılarını açacak. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir, 3-12 Ekim tarihleri arasında Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek 15. Antalya Kitap Fuarı’na tüm kitapseverleri davet etti. Antalya Büyükşehir tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenecek olan Antalya Kitap Fuarı, 3 Ekim Cuma günü saat 15.00’te düzenlenecek törenin ardından kapılarını kitapseverlere açacak. Edebiyatın ve müziğin usta ismi, sayısız roman, şiir ve düşünce eserlerinin yazarı Zülfü Livaneli, onur konuğu olduğu fuarda açılış töreninin ardından AKM Aspendos Salonu’nda saat 17.00’de Serhat Kaya moderatörlüğünde gerçekleşecek "Edebiyatın Toplumu Değiştirme Etkisi" başlıklı söyleşide okurları ile buluşacak. Yazarlar okurları ile buluşacak Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir, 3-12 Ekim tarihleri arasında Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek fuarı "Kitapla umuda, adalete, özgürlüğe" temasıyla gerçekleştireceklerini söyledi. Özdemir, bu yıl 15’inci kez kitapseverlerle buluşacak fuara tüm Antalyalıları davet ederek, "Fuarımızda bu yıl 260 yazar ve 220 ulusal ve uluslararası yayınevi yer alacak. Antalyalı yerel yazarlar da açılacak stantta okurlarıyla bir araya gelecek. Edebiyat dünyasının sevilen isimleri söyleşiler, imza günleri ve sohbetlerle okurlarıyla buluşma fırsatı bulacak" dedi. Her yaştan kitapsever buluşacak Fuar, 3-12 Ekim tarihleri arasında 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaretçilere açık olacak. Fuara bu yıl da her yaştan okurun ilgiyle ve severek okuduğu 260 yazar katılacak. Ahmet Ümit, Mustafa Balbay, Tuna Kiremitçi, Saygı Öztürk, Buket Arbatlı, Nasuh Mahruki, İsmail Küçükkaya, Engin Alan, Hidayet Karakuş ve Erol Mütercimler gibi yazarlar imza günleri ve söyleşilerle okurlarıyla buluşacak.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:36
İnegöl’de ahilik haftası paneli gerçekleştirildi
Ahilik Haftası İnegöl’de İnegöl Belediyesi, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Esnaf Odaları iş birliğinde düzenlenen panel ile kutlandı. Programda İnegöl’deki 11 esnaf odasının en eski ve en yeni üyelerine de plaket takdimi yapıldı. Yüzyıllardır esnaf teşkilatları aracılığıyla toplumda ticaret ahlakını, dürüstlük ve kardeşlik ilkelerini benimseten Ahilik kültürünün hatırlatıldığı ve yaşatıldığı Ahilik Haftası, İnegöl’de İnegöl Belediyesi, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Esnaf Odaları iş birliğinde düzenlenen "Devlet, Millet ve Esnaf Gözünden Ahilik" konulu panel ile kutlandı. Kent Müzesi çok amaçlı salonunda düzenlenen etkinlik Uludağ Üniversitesi İnegöl İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Okşak moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panele konuşmacı olarak ise Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Eray Acar, Ticaret Bakanlığı Bursa Ticaret İl Müdürü İsmail Aslanlar ile Eğitimci ve Emekli Bürokrat İzzet Çevik katıldı. Kaymakam Eren Arslan, Belediye Başkanı Alper Taban, Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (BESOB) Başkanı Fahrettin Bilgit, İnegöl Esnaf Oda Başkanları ile çok sayıda davetlinin katıldığı Ahilik Haftası programında, ahilik kültürüne ilişkin anlatımlar yapıldı. Programda konuşan Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Fahrettin Bilgit, "Ahilik bizim özümüzdür. Özellikle esnaflık Dürüstlük, sözünde durmak, kendini ve işini geliştirmek. Yaşadığımız toplumlara da değer katmaktır. Bizim düsturumuz budur" dedi. Bu kültürü hayatımızın tamamına tatbik etmeliyiz İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban ise "İnsan tertemiz gelmiş dünyaya. Cenabı Allah bizleri tertemiz buraya koymuş, tertemiz de geri çağırıyor. Temiz gidemediğimiz zaman da bu işin bir hesabı var. Elbette kurallar var, yasalar var, devletimizin kanunları var. Ancak insan cenabı Allah’ın koyduğu kuralları yerine getirdiğinde, zaten tertemiz geriye döner. Yani Bunu sadece ticari alana, ekonomik alana da indirgemiyorum. Yaşama indirgiyorum. Aile hayatımızda, beşeri ilişkilerde Ahi Evran’ın öğütleri ya da değerli büyüklerimizin geçmişteki öğütlerini kendimize indirgememiz lazım. Yine dönüyor dolaşıyorum benim dinim bütün kuralları koymuş diyorum. Cenabı Allah Kuran-ı Keriminde, Peygamber efendimizi örnek olarak, rehber olarak önümüze koyarak aslında bütün meseleyi aydınlatmış. Dolayısıyla bugün Gazze’de yaşanan hadiseleri değerlendirdiğimizde, karşıda insanlığını kaybetmiş bir cani görüyoruz. Ticarette, ekonomide de yanlış yapan biri varsa, meseleyi anlayamadığını görüyoruz. Birine kontrolsüz güç kullanan biri varsa hadiseyi, işin özünü kavrayamadığını görüyoruz. Bunun için ben Ahilik Haftasının sadece bir haftadan ibaret olmadığını buradan bir mesaj olarak paylaşmak isterim. Hayatın her anında, doğumdan ölüme kadar tüm aşamalarda bunu zihnimizde canlı tutmalıyız. Hayatımızda tatbik etmeliyiz" diye konuştu. Kaymakam Eren Arslan da Ahilik Haftasını böyle güzel ve anlamlı bir programla kutlamanın önemine dikkat çekerek "Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bizler tarih var olduğundan beri devlet olmuş, medeniyet olmuş bir milletiz. Bunun tesadüfi olmadığının en güzel kanıtlarından biri de Ahilik müessesesinin anlayışı" ifadelerinde bulundu. Konuşmaların ardından Ahilik Haftası kapsamında İnegöl’deki 11 esnaf odasının tamamının en eski ve en yeni üyelerine plaket takdimleri yapıldı.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:35
Osmangazi’de kadın girişimciden gençlere bal tadında hikaye
Osmangazi Belediyesi, fikirleriyle fark oluşturmak isteyenler için her hafta düzenlediği ‘Girişimci Kafası Söyleşisi’ ile gençlerin kariyer yolculuğuna ışık tutmaya devam ediyor. Serinin bu haftaki konuğu, özgün girişimi ve başarılı marka hikayesiyle dikkat çeken House of Hunny kurucusu Balca Alper Picht oldu. Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleşen söyleşide House of Hunny kurucusu Balca Alper Picht, markasını kurma sürecinden karşılaştığı zorluklara, üretim aşamalarından başarıya giden yolda edindiği deneyimlere kadar birçok konuyu gençlere anlattı. Sosyolog Mürvet Özçelik Doğan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen programda katılımcılar, girişimciliğin temel prensiplerini ve sürdürülebilir bir marka oluşturmanın püf noktalarını birinci ağızdan dinleme fırsatı buldu. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşide soru-cevap bölümü ise etkinliğe ayrı bir zenginlik kattı. Söyleşi yalnızca bir tecrübe aktarımı olmanın ötesine geçerek, gençlerin girişimcilik vizyonlarını geliştiren, özgüvenlerini pekiştiren ve geleceğe dair hedeflerini daha net belirlemelerine katkı sağlayan bir ortam oluşturdu. "İnanmak çok önemli" Gençlerin sosyal, kültürel ve mesleki gelişimine katkı sağlayan programda bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Balca Alper Picht, "Bilgisayar mühendisi olarak kurumsal bir hayatta çalışıyordum. Pandeminin hayatımıza girmesiyle beraber doğayla olan bağımı sorgulamaya başladım. İsmimin Balca olmasıyla yola çıkarak, arıcılığı araştırdım. O dönemde Dubai’de yaşadığım için önce arılarla orada çalışmaya başladım. Bu kadar kurak bir yerde arıların var olmasından oldukça etkilendim. Ülkeme dönerek, İznik’in Derbent köyünde yer alan aile çiftliğimizde bu işi sürdürmeye karar verdim. Hayatımızın çoğu çalışmak ve üretmekle geçiyor. O yüzden inanmak çok önemli. Hedeflerimize sıkı sıkı sarılmanın ve onu bırakmamanın, başarıya giden yolda en önemli unsur olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. "Girişimcilik satranç oyununa benzer" Girişimcilikte hataların da yapılabileceğine dikkat çeken Picht, "Girişimciliği satranç oyunu gibi düşünmeliyiz. Hatayı gördüğümüz anda müdahale için harekete geçmeliyiz. Verilen kararların işlemeye yansıması, o geminin dönmesi ve manevra yapabilme yeteneği biraz zaman alabiliyor. Ama siz girişimci olduğunuzda, zaten bir şeyi kendiniz inşa ettiğiniz için oradaki kararları çok daha rahat alabiliyorsunuz. Bu, işin en güzel yanı. Arılarla yolculuğa çıktığımda hiçbir zaman ne kadar bal yapacağız düşüncesine girmedim. Benim en büyük hedefim çok iyi arı bakmalıyız oldu. Ben balımızı ilk aldığımda meşe balı olduğunu bilmiyordum. Doğa bize en güzelini verdi. Daha sonra ise balımız uluslararası platformlarda altın ödüle layık görüldü. Umarım, bu hikaye herkese umut olur. Hayallerinizin peşini asla bırakmayın" ifadelerini kullandı.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:33
Yaşlılar gençlere taş çıkarttı ’yaşlı dostu Kepez’ projesi start aldı
ANTALYA (İHA) Kepez Belediyesi tarafından, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla Dokuma Park’ta ‘Yaşlı Dostu Kepez’ projesi kapsamında renkli etkinlikler düzenledi. Yaşlılar dans etti, oyun oynadı ve çanta boyadı. Başkan Mesut Kocagöz, etkinlikte yaşlıların her gün değerli olduğunu vurguladı. Antalya’nın Kepez ilçesinde Kepez Belediyesi tarafından yaşlı vatandaşlara yönelik etkinlik düzenlendi. Çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte oyunlar oynandı. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, etkinlikte yaptığı konuşmada, "Bizim mottumuz mutlu yaşlı, mutlu Kepez. Hedefimiz de bu. Kepez Meclisimizden ‘Yaşlı Dostu Kepez’ kararını geçirdik. Tüm çalışmalarımızı sözde değil, icraatta hayata geçiriyoruz. Bugün Dünya Yaşlılar Günü’nü kutlamaya başlıyoruz, ancak bizim için sadece 1 Ekim değil; her gün yaşlılar günü. Çünkü yaşlılarımız bizim için çok değerli" dedi. Başkan Kocaöz ayrıca, "Yaşlı Dostu Kepez kapsamında koordinasyon merkezlerimiz, Alzheimer merkezlerimiz, evde bakım hizmetlerimiz ve buna benzer birçok etkinliğimiz olacak. İnsanlarımızın mutlu olması için buradayız. Yaşlılarımızın hem psikolojik hem de fiziksel olarak desteklenmesi bizim önceliğimiz. Bu süreçte bize yol gösteren hocalarımıza teşekkür ediyorum. Yaşlılarımızın ellerinden öpüyoruz" ifadelerini kullandı. Proje insanlığa hizmet edecek Etkinlikte konuşan Tazelenme Üniversitesi kurucusu Prof. Dr. Bismail Tufan, projeyi nesiller arası köprü olarak nitelendirerek, "Bugün burada gerçekleştirdiğimiz proje, nesiller arası çok önemli bir niteliğe sahip. Kepez sınırları içinde hayata geçireceğimiz projeler, Türkiye’ye örnek olacak ve insanlık için büyük bir hizmet sağlayacak. Başkanımıza ve gerontologlara bu imkânı verdikleri için teşekkür ediyorum. Kepezli ve Antalyalı hemşerilerimizi de projeden yararlanmaya davet ediyoruz" dedi. Genç gerontologlardan destek Projede yer alan Nihal Ersu, "Bu projenin içinde birkaç arkadaşımızla yer aldık ve süreç harikaydı. Önce genç gerontolog öğrencilerimizle hazırlıklarımızı yaptık, ardından arkadaşlarımızı ve hocalarımızı davet ettik. Gördüğünüz gibi bugün burada hepsi bir arada. Katılımlarıyla bizleri onurlandıran herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu. "Bunu başarıyla yapıyoruz" Erdal Türker, etkinlikte yaptığı açıklamada, "Bu Dünya Yaşlılar Günü’nü biz her sene kutluyoruz. Bugün de burada, Kepez Belediyesi sınırları içindeki Dokuma Park’tayız. Burası gerçekten çok güzel; adeta doğanın göbeğindeyiz. Ülkemizde 60 yaş üstü 20 milyon insanımız bulunuyor. Bizim amacımız, yaşlılarımızın hem zihinsel hem de fiziksel olarak aktif kalmasını sağlamak. Beyinlerini şaşırtıp yeni bilgiler öğrenmelerine destek olarak Alzheimer gibi çağdaş sağlık sorunlarının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Ve bunu şu anda başarıyla yapıyoruz" şeklinde konuştu. Dans, oyun ve çanta boyama etkinliği Etkinlikte yaşlılar, dans ederek ve "Ben Kimim?" oyununu oynayarak doyasıya eğlendi. Katılımcılar ayrıca çanta boyama etkinliğiyle hem el becerilerini geliştirdi hem de keyifli vakit geçirdi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 11:56
Şehir tiyatrosu sezonu üç oyunla açıyor
Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu, ekim ayında ikisi yeni olmak üzere toplam üç oyunla perdelerini açıyor. Yaz sezonu boyunca yoğun bir prova süreci geçiren Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu, yeni sezonda seyircisiyle buluşmaya hazır. Sezonun ilk oyunu, 17 Ekim Cuma günü sahnelenecek. Oyunlar her cuma akşamı saat 20.30’da tiyatroseverlerle buluşmaya devam edecek. Geçtiğimiz sezon mart ayında sahnelenmeye başlanan, Aziz Nesin’in yazdığı, Cansın Türkdoğan’ın yönettiği ve Oğulcan Çelik ile Gül Yalçınkaya’nın rol aldığı "Çiçu" oyunu, 17 Ekim Cuma günü, saat 20.30’da sezonun açılışını yapacak. İki yeni oyun seyirciyle buluşuyor Sezonun ikinci oyunu olan "Cambazın Cenazesi", 24 Ekim Cuma akşamı prömiyer yapacak. Firuze Engin’in yazdığı, Cansın Türkdoğan’ın yönettiği ve Oğulcan Çelik ile Sertaç Aydın’ın rol aldığı bu tek perdelik güldürü, geleneksel tiyatrodan ilham alınarak günümüze uygun olacak şekilde sahnelenecek. Güncel mesajlar, taşlamalar ve eleştiriler ışığında bu eğlenceli yapım, izleyicilere keyifli anlar yaşatacak. 31 Ekim Cuma akşamı ise; Peter Quilter’ın yazdığı, Ziba Türk Ateş’in yönettiği, Sertaç Aydın, Oğulcan Çelik ve Cansın Türkdoğan’ın rol aldığı "Bir Film Yıldızının Dilemması" adlı oyun prömiyer yapacak. Ünlü bir Hollywood yıldızının hayatı üzerinden insanların bulundukları yeri korumak adına ne kadar ileri gidebileceklerini inceleyen bu enerjik, modern ve eğlenceli yapım da sezonun dikkat çeken oyunları arasında yer alacak. Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu, sekizinci tiyatro sezonunda tüm sanatseverleri salonları doldurmaya ve sanatı birlikte paylaşmaya davet ediyor.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:29
‘Muhafızlar: Gizli Proje’ dizisi Tivibu’da ekrana geliyor
Tivibu, ekim ayında Fransız yapımı yeni dizi ‘Muhafızlar: Gizli Proje’yi ekrana getiriyor. 1’inci Dünya Savaşı’nda ‘Süper askerler’ üretme çabasını konu alan ve 30’dan fazla ülkeyle beraber yayına girecek bilim kurgu dizisi, Türkçe alt yazı ve dublaj seçenekleriyle platformda yerini alıyor. Son dönemde Kod Adı: Paris, Kasparov ve Deep Blue: Rövanş, Sherlock ve Kızı, 80 Günde Devriâlem gibi başarılı yapımları dizi seçkisinde toplayan Tivibu, tarih ve bilim kurgu temalarıyla öne çıkan ‘Muhafızlar: Gizli Proje’yle izleyicilere farklı bir deneyim sunuyor. Sinema ve Süper Paket aboneleri, beğenilen yerli ve yabancı dizilere diledikleri zaman erişebiliyor. Tarihsel gerçeklik ile bilim kurguyu bir araya getiren dizi, 1’inci Dünya Savaşı döneminde geçen Fransız ordusunun gizli bir deneyle ‘süper askerler’ üretme çabasını konu alıyor. Savaşta ağır yaralanan Fransız asker Gabriel Ferraud’un gizemli bir şekilde yeniden cepheye dönmesiyle başlayan hikâye, insanlık ile canavarlık arasındaki çizgiyi sorgulatan sürükleyici bir anlatım sunuyor. 1 Ekim itibarıyla Tivibu platformunda olacak dizi, açılışını ilk iki bölümüyle yapacak. Toplam 8 bölümden oluşan ‘Muhafızlar: Gizli Proje’, takip eden haftalarda global yayının hemen ardından yeni bölümleriyle platform izleyicileriyle buluşmaya devam edecek. Dizi, Türkçe dublaj ve alt yazı seçenekleriyle platform ekranlarında izlenebilecek.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:26
Türk sineması Balkanlarda: Belgrad Türk Film Günleri başlıyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve T.C. Belgrad Büyükelçiliği iş birliğiyle düzenlenen Belgrad Türk Film Günleri, 2-5 Ekim tarihleri arasında Belgrad’da gerçekleştirilecek. Güncel Türk sinemasının tematik ve estetik çeşitliliğini güçlü bir şekilde yansıtan seçkisiyle Sırbistan seyircisine hitap etmeyi amaçlayan etkinlik kapsamında dört gün boyunca "Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri", "Ölü Mevsim", "Hakkı" ve "Akıldan Kalbe" filmleri Belgrad’daki Kinoteka salonlarında ücretsiz olarak izlenebilecek. 2 Ekim’deki resepsiyonla başlayacak etkinliğin ardından Türkiye’nin 2026 Oscar adayı "Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri" gösterilecek. Yönetmen Murat Fıratoğlu film sonrası izleyiciyle buluşacak. 3 Ekim’de, yönetmen Doğuş Algün’ün imzasını taşıyan "Ölü Mevsim" filmi seyirciyle buluşacak. Gösterimin ardından filmin başrol oyuncusu Ece Yaşar ve yönetmen Doğuş Algün, filmin ortaya çıkış sürecine dair deneyimlerini seyircilerle paylaşacak. Etkinliğin üçüncü gününde, yönetmen Hikmet Kerem Özcan’ın yönettiği "Hakkı" filmi Belgradlı izleyicilerle buluşacak. Film gösteriminin ardından yönetmen Hikmet Kerem Özcan, katılımcıların sorularını yanıtlayacak. 5 Ekim’de ise Özer Feyzioğlu’nun "Akıldan Kalbe" filmiyle birlikte "Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri" yeniden gösterilecek ve etkinlik sona erecek. Belgrad Türk Film Günleri, Türk sinemasının Balkanlardaki görünürlüğünü artırmayı ve kültürel iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:06
Hatay’da 7 bin 200 yıl öncesine ait 5 insan ayak izi keşfedildi
Hatay’ın Reyhanlı ilçesi Karahüyük Mahallesi’ndeki Tell Kurdu Höyüğünde yürütülen kazılarda, günümüzden 7 bin 200 yıl öncesine ait 5 insan ayak izi gün yüzüne çıkarıldı. Kazı Başkanı Arkeolog Doçent Dr. Rana Özbal, ölçülebilir nitelikte olan ayak izlerinden birinin 38 numara olduğunu ve diğerinin daha büyük olduğunu söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle 2022 yılında Tell Kurdu Höyüğü’nde başlatılan kazı çalışmaları Arkeolog Doçent Rana Özbal öncülüğünde devam ediyor. Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Amik Ovası’ndaki kazı çalışmalarında M.Ö. 5 bin 200 yılına uzanan tabaklarda 5 insan ayak izi gün yüzüne çıkarıldı. Radyokarbon tarihleme yöntemiyle 7 bin yıl öncesine ait olduğu tespit edilen ayak izlerinin 3 boyutlu taramaları yapıldı. 3 yıldır ekibiyle birlikte yaptıkları kazılar ardından ayak izlerini keşfeden Arkeolog Doçent Dr. Rana Özbal, ayak izlerinin çamur ve su birikintilerine maruz kalmış toprak dokusu içinde keşfedildiğini ve o tabakanın günümüzden 7 bin 200 yıl öncesine ait olduğunu tespit ettiklerini söyledi. "Ayak izleri, çamur ve su birikintilerine maruz kalmış toprak dokusu içinde keşfedildi" Bölgede yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Dr. Rana Özbal, "Tell Kurdu Höyüğünde kazı çalışmaları 2022 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle başladı. Cumhurbaşkanlığının onayıyla üçüncü nesil olarak kazı çalışmalarını yürütüyoruz. Burası daha önce 1930’lu ve 1990’yılının ortalarında kazılmıştı. Ben de üçüncü nesil olarak yapılan çalışmaların başındayım. Tarih öncesi dönemleri özelliklede M.Ö. 5 ila 6 bin yıl öncesini araştırmaktayız. Ayak izleri bu yılki kazılarımızda gün yüzüne çıktı. Bu ayak izlerinden ilk önce birini bulduk ve aynı dolgu içerisinde 5 farklı ayak izi olduğunu tespit ettik. Ayak izleri, çamur ve su birikintilerine maruz kalmış toprak dokusu içinde keşfedildi. O tabakanın günümüzden 7 bin 200 yıl öncesine ait olduğu radyokarbon tarihlemeyle tespit ettik. Bunların hepsinin 3 boyutlu taramalarını yaptık. Ayak izlerinden bir tanesi 38 numara ebadında diğeri daha büyüktü. Öğrencilik yıllarım Hatay’da geçti. Doktora tezimi de bu höyüğün üzerine yazdım. Hatay’da yıllar sonra tekrar kazı yapma imkanı buldum. Böyle bir şey bulmakta gerçekten onur ve gurur verici oldu. Burayı da dikkatli kazıyoruz ve bulmuş olmak gerçekten mutluluk vericiydi. Bu sene Temmuz ayında başlayan kazilarımız bir kaç hafta daha devam edecek. Burada ‘Geç Neolitik’ dediğimiz, insanlığın yerleşik hayata geçtiği dönemin son dönemleri ve ‘Erken Kalkolitik’ ise devletleşmeye gidilen dönemlerin ilk aşamalarını araştırmaktayız. İnşallah daha güzel şeyler de çıkacak" ifadelerini kullandı.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:02
Dağcılar ve tarih tutkunları bin yıllık Mor Ahron Manastırı’nda buluştu
Elazığ’ın Baskil ilçesinde, bin 400 metre rakımlı Muşar Dağı zirvesinde yer alan bin yıllık olduğu tahmin edilen Mor Ahron Manastırı, tarihe ışık tutan kalıntılarıyla dikkat çekiyor. ELDAK üyeleri, zorlu 7-8 kilometrelik bir yürüyüşle manastıra ulaştı ve çevresindeki su sarnıçları ile mezarları fotoğrafladı. Elazığ’ın Baskil ilçesinde, 10. yüzyılda Süryaniler tarafından inşa edildiği tahmin edilen Mor Ahron Manastırı, tarihe ışık tutan kalıntılarıyla dikkat çekiyor. Suyatağı Köyü Işıklar mezrası sınırlarında, bin 400 metre rakımlı Muşar Dağı’nın zirvesinde yer alan manastır, çevresindeki su sarnıçları, mezar ve kalıntılarıyla bin yıllık geçmişin izlerini koruyor. Elazığ Dağcılık ve Arama Kurtarma Spor Kulübü (ELDAK) üyeleri, düzenledikleri yürüyüşle manastıra ulaştı. Yaklaşık 8 kilometrelik ve zorlu bir parkurdan geçilerek ulaşılan manastır, hem doğa hem de tarih tutkunları için unutulmaz bir deneyim sundu. Katılımcılar, yapının görkemli kalıntılarını ve çevresindeki doğal manzarayı fotoğraflayarak belgeledi. Doğa ve tarih tutkunları, Mor Ahron Manastırı gibi tarihi ve kültürel değerlerin korunması ve daha güvenli hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Tomisa Kalesi ve Teslim Abdal Türbesi’ni ziyaret eden kafile, tarihi ve dini mekan bölgelerinin bakımsız ve ulaşım noktalarında eksikliklere dikkat çekerek ilgili kurumların gerekli hassasiyeti göstermeleri gerektiğini vurguladı. "Bin 696 yıllık bu yapı, Elazığ’da ayakta kalan nadir ve dini anlamda önemli eserlerden biri" Kulüp olarak önemli ve anlamlı bir gezi gerçekleştirdiklerini ifade eden ELDAK Spor Kulübü Başkanı Murat Bahçeci, "Bugün, Elazığ Dağcılık ve Arama Kurtarma Spor Kulübü üyeleri olarak Baskil ilçesi Işıklar mezrasına, Mor Ahron Manastırı’nı ziyaret etmek için geldik. Öncesinde Kömürhan Köprüsü civarındaki Tomisa Kalesi’ni de gördük. Urartu döneminden kalma bir uç kale olduğu belirtiliyor. Tarihi yerleri görebilmek amacıyla bu geziye çıktık. Bakımsız ve yol olmamasına rağmen orayı gördük ve burayı fotoğrafladık. Daha sonra Şeyh Hasan Köyü’ndeki Teslim Abdal Türbesi’ni ziyaret ettik, bölgeyi inceledik. Ardından Işıklar mezrasında yaklaşık 2 saatlik yürüyüşle, 400 metre kadar irtifa kazanarak manastıra ulaştık. Manastırın tarihi eski süreçlerden gelmekte ve bu bölge kutsal bir dağ olarak biliniyor. Bu nedenle manastırın buraya yapıldığına dair bilgiler mevcut. Manevi atmosferi, manzarası ve Fırat Nehri’ne yakınlığıyla burası özel ve güzel bir yer. Ancak ulaşım ve işaretlemeler açısından geliştirilmesi gerekiyor. Başlangıçta tabelalar ve işaretlemeler yapılırsa daha geniş kitleler burayı rahatlıkla görebilir. Bin 696 yıllık bu yapı, Elazığ’da ayakta kalan nadir ve dini anlamda önemli eserlerden biri. Biz de kulüp olarak buraya gelip insanlara Elazığ’ın tarihi ve doğal güzelliklerini göstermeye çalışıyoruz" dedi. "Buranın varlığından çoğu kimsenin haberi yoktur" Yürüyüşe katılanlardan Murat Karakoç ise "Öncelikle Elazığ Dağcılık ve Arama Kurtarma Spor Kulübü ekibine böyle bir etkinliği gerçekleştirdiği için teşekkürlerimi sunuyorum. Bekar memurların hayatı bellidir. Dolayısıyla evde oturup reels kaydırmaktansa böyle bir etkinliğe katılmayı tercih ettim. Çünkü doğayla iç içe olmayı seviyorum. Bugün burada bin 696 yıllık mabedin içindeyiz. Buranın varlığından çoğu kimsenin haberi yoktur. Şunu da belirteyim ki burası Elazığ’ın Baskil ilçesinde bulunan bir manastır ve bin 696 yılı önce yapılmıştır. Ben bir Elazığlı olarak ve bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, gerek memleketlerim olsun gerek Türkiye Cumhuriyeti halkını gelip görmeleri için buraya davet ediyorum. Çünkü böyle tarihi eserlere bizim millet olarak sahip çıkmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder