KÜLTÜR SANAT
Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın anısına anlamlı sergi: "Unutulmadığınız zaman ölmemiş oluyorsunuz" 01 Nisan 2026 Çarşamba - 18:20:45 Eski İstanbul 4. Vergi Mahkemesi Başkanı emekli hakim Ahmet Güler tarafından, şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın hatırasına atfettiği 8. kişisel resim sergisi, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde kapılarını sanatseverlere açtı. Açılışta konuşan şehit babası Hakkı Kiraz, "Şehit aileleri olarak ihtiyacımız olan, milletimiz ve devletimiz tarafından unutulmamaktır" dedi. 31 Mart 2015’te terör örgütü mensuplarınca şehit edilen Savcı Mehmet Selim Kiraz, şehadetinin 11’inci yıl dönümünde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde düzenlenen anlamlı bir sergiyle anıldı. Eski İstanbul 4. Vergi Mahkemesi Başkanı emekli hakim Ahmet Güler, yargı camiasını duygulandıran vefa dolu sanat yolculuğuna devam ederek 8. kişisel resim sergisini Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın anısına gerçekleştirdi. Daha önceki 7 sergisinde olduğu gibi bu sergisini de şehit meslektaşının hatırasına adayan Güler’in eserleri, yargı camiası ve sanatseverlerin beğenisine sunuldu. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin ev sahipliği yaptığı sergi, 1-15 Nisan tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. "İhtiyacımız olan, milletimiz ve devletimiz tarafından unutulmamaktır" Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz, oğlunun hiçbir zaman unutulmayacak olmasının verdiği gururu dile getirerek, "İnsan ölür gider birkaç gün sonra unutulur, ama unutulmamak çok güzel bir şeydir. Aslında unutulmadığınız zaman ölmemiş oluyorsunuz; yaşıyorsunuz. Bu vesileyle bu sergiyi düzenleyen Ahmet Başkanıma ve bu fırsatı verip burada sergi açtıran çok kıymetli Başsavcıma, Komisyon Başkanlarıma ve bütün adliye teşkilatına çok çok teşekkür ediyorum. Gerçekten bizi unutmamışlar, oğlumu unutmamışlar. Oğlumun adına böyle bir sergi açılması beni çok mutlu etti. Her yerde görüyorum; bu bizim Türk milletimizin duyarlılığında vardır, asaletinde vardır, kanında vardır. Türk milleti çok asil bir millettir. Hem oğlumun hem de diğer bütün şehitlerin adına diyebilirim ki her bir şehidimizin adı Türkiye’nin en ücra köşesinde bile ya bir ormana, ya bir okula ya da bir çeşmeye adı verilmiş. Tabii bu Türk milletinin asaletinin ve büyüklüğünün eseridir. Bu da biz şehit ailelerini çok mutlu ediyor. Şehit ailelerinin tamamının adına da konuşabilirim ki; hiçbirimizin maddiyata ihtiyacı yoktur. Fakat ihtiyacımız olan, milletimiz ve devletimiz tarafından unutulmamaktır. Bakıyoruz ki bu millet öyle yüce bir millettir ki hem ölüsüne hem dirisine saygısı vardır. Oğlumuz burada şehit olmuştur fakat Türkiye’nin her yerinde adı vardır. Ahmet Başkanıma çok çok teşekkür ediyorum, böyle bir eser yapmış ve bırakmış. Bu bizim için unutulmaz bir eserdir. Gördüğümde kendi kendime dedim ki, ’Oğlum, Allah’a çok şükür ki demek ki biz de sana haram lokma yedirmemişiz’. Oğlum gerçekten de hala bizimle yaşıyor, fiziken yanımızda olmasa bile manen ve ruhen yanımızdadır. Emeği geçen herkese çok çok teşekkür ediyorum" dedi. "Yargı olarak barıştan, adaletten ve hukuktan yanayız" Eski İstanbul 4. Vergi Mahkemesi Başkanı Ahmet Güler, yargının tüm birimleri olarak terörle mücadeleden hiçbir şekilde vazgeçilmeyeceğinin altını çizerek, şunları söyledi: "Değerli savcımızı şehadetinin 11’inci yıl dönümünde saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyoruz. Terörün her türlüsüne karşı olduğumuzu bir kez daha yüksek sesle haykırıyoruz. Yargı olarak barıştan, adaletten ve hukuktan yanayız. Bu vesileyle aziz şehidimize Allah’tan rahmetler diliyoruz, mekanı cennet olsun. Terör ister kişisel ister bireysel olsun, basit insanların kullandığı bir araçtır. Rabbim devletimize ve milletimize zeval vermesin. Biz yargı olarak her zaman savunduğumuz ilkelerle kararlı bir şekilde yürümeye ve her zamankinden çok daha fazla sesimizi yükseltmeye devam ediyoruz. Bu konuda azimliyiz, kararlıyız ve ilkeli duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz." Resim sergisine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Hazar Turan Alim, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Metin Sarıhan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Adalet Komisyonu Üyesi Ömer Özgür Ercan, İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanı Veysel Bülbül, Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz, Başsavcı Vekilleri, Daire Başkanları, Hakimler, Cumhuriyet Savcıları ve sayıda personel katıldı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 17:02 Türkiye’de ilk: Uçan sinema vatandaşların ayağını yerden kesti Samsun Büyükşehir Belediyesince Türkiye’de bir ilk olarak hayata geçirilen Flying Theater projesi "Astorya" (uçan sinema), vatandaşların seyir zevkini tavana çıkartıyor. İlk günden beri yoğun ilgi gören sinema, vatandaşların ayağını yerden kesiyor. Kente yeni sosyal alanlar kazandırmak, gençlerin, çocukların ve ailelerin sosyal hayatına renk katmak ve etkinlik alanlarını artırmak adına çalışmalarını sürdüren Samsun Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’de bir ilk olarak Flying Theater projesi "Astorya"yı Samsun’a kazandırdı. Tamamı yerli mühendislik imkânlarıyla DOF Robotics firması tarafından geliştirilen projeyi şehre kazandıran Samsun Büyükşehir Belediyesi, dünyanın farklı şehirlerinde kullanılan uçuş simülasyonu konseptini Astorya ile Samsun’a taşıyor. İlkadım ilçesindeki Panorama Samsun Dijital Gösterim Merkezi bünyesinde kurulan Astorya’da kullanılan yüksek çözünürlüklü kubbe ekran ve hareketli platform sisteminin yanı sıra rüzgâr, koku ve su buharı gibi çoklu duyusal efektlerle de ziyaretçiler, kendilerini gökyüzünde süzülen bir yolculuğun içinde hissediyor. Sinemayı aşan gerçek bir uçuş deneyimini vatandaşlara yaşatan Astorya’da şu anda 2 salonda aynı anda 3 film gösteriliyor. Her gün açık olan Astorya’da 20 dakikada bir grup olmak üzere 6 dakika uzunluğundaki Uzay Savaşları, Kurtuluş 1919 ve 80 Günde Devri Âlem filmleri gösteriliyor. Filmler 1 saatte bir değişiyor. İnternetten ve fiziki olarak bilet alınabilen Astorya’da 27 Mart’tan itibaren gösterimler ’kapalı gişe’ ve ilgi yoğun. İnternette son 3 güne kadar rezervasyonların dolu olduğu belirtiliyor. "Astorya’nın açıldığını duyunca hemen geldim" İlk kez uçan sinema deneyimi yaşayan Edanur Özdemir, "İyi bir aktivite oldu. Daha önce de başka bir yerde denemiştim. Ben 80 Günde Devri Âlem’i izledim. Merkez, bütün olarak çok güzel olmuş. Sinemaya girene kadar resim sergisini gördük ve bilgiler edindik. Bu merkezin eski hâline gelmemiştim. O zaman ilgimi çekmemişti. Astorya yeni açıldı, yoğun ilgi var. Ben de açıldığını duyunca arkadaşlarımla birlikte hemen gelmek istedim. Daha önce hiç bu sinemayı deneyimlemeyen kişilerin gelmesini tavsiye ederim. Çok güzel bir duygu" dedi. Uçan sinema deneyimini ilk kez yaşayan diğer vatandaşlar da Astorya’nın daha önce gittikleri hiçbir sinemaya benzemediğini, birçok çeşitli simülasyon ile gerçekten uçuyormuş hissine kapıldıklarını ve herkesin en az bir kere bu deneyimi yaşaması gerektiğini söylediler. Astorya’da bir seans ücreti yetişkinlerde 400 TL, öğrencilerde ise 300 TL olarak fiyatlandırılıyor.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:56 Tiyatro tutkunları Atakum’da buluştu Samsun’un Atakum Belediyesi ve Karadeniz Tiyatrolar Birliği iş birliği ile Dünya Tiyatrolar Günü dolayısıyla düzenlenen tiyatro günleri, unutulmaz anlara sahne oldu. Ata Sahne Sanat Merkezi’nde Türkiye’nin önde gelen sanatçılarının ve tiyatro topluluklarının ağırlandığı organizasyon, küçük-büyük tiyatro tutkunlarının buluşma noktası oldu. 26-31 Mart tarihleri arasında çocuklara ve yetişkinlere yönelik sahnelenen birbirinden özel eserler, merkezde sanat şöleni yaşattı. Çocuklara yönelik Mutluluğa Giden Son Tren, Anneler Firarda, Renkli Bavullar Ülkesi minik tiyatroseverlere renkli sanat yolculuğu sunarken Albayın Karısı, Dedem Korkut, Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu, Renkli Bavullar Ülkesi, Öp Babanın Elini adlı eserler seyirciler tarafından ilgiyle izlendi. Festival tadında geçen tiyatro günlerinde sanatçıların performansları büyük beğeni toplarken, eserler seyirciler tarafından uzun süre alkışlandı. "Emeklerinize sağlık" Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, Atakum Belediyesi Tiyatro Topluluğunun programın son gününde sahnelediği ’Öp Babanın Elini’ adlı oyunu seyircilerle izledi. Gösteri sonrası konuşma yapan Başkan Türkel, Atakum’un Türkiye’nin önde gelen sanat ve kültür merkezi haline geldiğine dikkat çekerek, "Büyük kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, ’Sanatsız kalan bir toplumun, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’ Ben bir belediye başkanı olarak sanatın, sanatçının peşinden hiç ayrılmayacağıma ve her zaman en büyük destekçisi olacağıma söz veriyorum. Tiyatroya ve sanatçılarımıza sahip çıktığınız için kendinizi de, koca yürekli sanatçılarımızı da alkışlayın. Emeklerinize sağlık. İyi ki, Atakum Belediyesinde buluştuk. Bugün sizleri izliyor olmak, bizleri çok mutlu etti" dedi. Sanata tam destek Atakum Belediye Başkan Yardımcısı Suat Yıldız ise "Ata Sahne’de bütün tiyatro kulüplerini, gruplarını ağırlamak Atakum halkına zevk veriyor. Büyük mutluluk duyuyoruz. Merkezimizde sahnelenecek daha fazla tiyatro eseriyle, hep bir arada olacağız" derken, Atakum Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Deniz Gömeç de desteğinden ötürü Başkan Türkel’e teşekkür ederek, "Düşünmek, yapmak güzel ama arkamızda duran bir yönetimin olması çok güzel. Bu anlamda Başkanımız Serhat Türkel’e, bir kez daha teşekkür ediyorum. Şükranlarımızı sunuyoruz. Müzik, tiyatro ve tüm sanatsal çalışmalarımızda her zaman destek oldunuz" ifadelerini kullandı. Sanatseverlerden eğitime katkı Tiyatroseverler, her gösteri için bir kitap getirerek hem muhteşem tiyatro eserlerini izledi hem de Atakum Belediyesinin düzenlediği ’Kitabın Biletin Olsun’ kampanyasına destek oldu. ’Kitabını Getir Biletini Al’, ’Kitaplar Yeni Okuyucusuyla Buluşurken Sanat da İzleyicisiyle Buluşuyor’ sloganlarıyla düzenlenen organizasyona, yoğun katılım gerçekleşirken öğrencilerin eğitim hayatına da katkı sağlandı. Kitap kumbaralarında toplanan kitaplar, kent sınırları içerisindeki talep eden okullara ve kütüphanelere teslim ediliyor. Atakum Belediyesi kampanyayla, okullara ve kütüphanelere bugüne kadar on binlerce kitap desteğinde bulundu.
Gazeteci-Yazar Orhan Bozkurt, okurlarıyla buluşuyor
28 Kasım 2025 Cuma - 13:09 Gazeteci-Yazar Orhan Bozkurt, okurlarıyla buluşuyor Yazar Orhan Bozkurt, Doğu Anadolu Erzurum 7. Kitap Fuarı’nda ilk kitabı "Suskun Kentin Çığlığı" ile okurlarıyla bir araya geliyor. Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri 14.00-17.00 saatleri arasında gerçekleşecek imza günlerinde Bozkurt, kitabını okurlarına imzalayacak ve eser üzerine sohbet etme imkânı sunacak. Erzurum’un son 35 yıllık gazetecilik hafızasını taşıyan Orhan Bozkurt’un ilk kitabı Suskun Kentin Çığlığı, Doğu Anadolu 7. Erzurum Kitap Fuarı’nda okurla buluşuyor. Deneme ve köşe yazılarından oluşan eser; şehrin son yıllarına dair sosyolojik gözlemler, tarihsel notlar, belgeler, anılar ve tanıklıklarla Erzurum’un yakın geçmiş hafızasını gün yüzüne çıkarıyor. Kitap; Türk basınının usta isimleri Bekir Coşkun ve Mehmet Ali Birand ile Erzurum basınının simge isimleri Albayrakçı Süleyman Necati Güneri ve Kemal Alyanak hakkında kaleme alınmış metinleri de içeriyor. "Bir şehir bazen konuşmaz, bazen susar" Suskun Kentin Çığlığı, 23 Temmuz 1919’un tarihi ruhundan 2025’in modern Erzurum’una uzanan yazılarıyla şehir kimliği üzerine geniş bir bakış açısı sunuyor. Orhan Bozkurt’un fuar kapsamında geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği "Şehir Yazıları ve Erzurum" başlıklı söyleşi, yerel ve ulusal basında geniş yankı bulmuştu. Bozkurt, kitabına dair şunları söyledi: "Sustuğu yerden konuşan, karın altından seslenen, ayazın içinde nefes alan bir şehirdir Erzurum. Bir şehir bazen konuşmaz, bazen susar. Ama bir gün senin yerine çığlığı o atar. Ben bu kitabı işte o çığlığı duyanlar için yazdım. Bu eser, sadece benim kalemimin değil; Erzurum’un yüzyıllardır titreyen ama duyulmak bilmeyen kalbinin sesidir." Geniş bir ekip çalışmasının ürünü "Suskun Kentin Çığlığı", Bozkurt’un kaleminin yanı sıra geniş bir ekip çalışmasının ürünü olarak hazırlandı. Kitapsarayı Yayınları aracılığı ile okuyucu ile buluşan kitabın kapak tasarımında Atatürk Üniversitesi Öğretim Görevlisi Grafiker Orhan Ardahanlı, arka kapak fotoğrafında ise usta foto muhabiri Cem Bakırcı’nın imzası bulunuyor. Kitabın bazı metinleri, karikatürleriyle Vedat Refayeli tarafından destekleniyor. Suskun Kentin Çığlığı’nın metin fotoğrafları ise son yıllarda Erzurum’un en önemli kent fotoğrafçılarından biri olan Nihat Kılıçoğulları’nın objektifinden yansıyan karelerden derlenmiş. Orhan Bozkurt, bu ilk eserinde okurlarına Erzurum’un görünmeyen yüzünü keşfetme fırsatı sunuyor. Bu kitap, yalnızca bir okuma deneyimi değil; şehrin tarihini, sosyo-psikolojik durumunu, insan hikâyelerini ve vicdanını gün yüzüne çıkaran bir içsel yolculuk niteliği taşıyor. Orhan Bozkurt kimdir? 1970 yılında Erzurum merkez Aziziye ilçesi Başovacık Köyü’nde doğdu. Lise yıllarında başladığı gazetecilik mesleğine, kentin köklü yerel gazeteleri Milletin Sesi ve Palandöken’de adım attı. Bu başlangıcın ardından yerel ve ulusal birçok basın kuruluşunda profesyonel olarak görev yaptı. Anadolu’nun hemen her bölgesinde çalıştı. İran, Irak, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve Nahçivan gibi ülkelerde sıcak haber takibinde bulundu. Gazetecilik yaşamı boyunca Günaydın, Hürriyet, Milliyet, Star, Sözcü, İHA, DHA, ANKA, CNN Türk gibi medya kuruluşlarına çok sayıda haber, röportaj ve canlı yayın bağlantısı gerçekleştirdi. Haber, röportaj ve fotoğraf dallarında pek çok ödülün sahibidir. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Dramatik Yazarlık Ana Sanat Dalı mezunudur. 2011 Erzurum Dünya Üniversitelerarası Kış Oyunları’nda (Winter Universiade-2011) Medya ve Protokol Direktörlüğü görevlerini yürüttü. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti (DAGC) üyesi, Sürekli Basın Kartı sahibidir. Halen ANKA Haber Ajansı Erzurum muhabiri ve kurucusu olduğu Erzurum Post haber sitesinin Yayın Yönetmeni olarak görev yapmaktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır. İngilizce bilmektedir.
fizy 2025 Zaman Tüneli yayında
28 Kasım 2025 Cuma - 12:41 fizy 2025 Zaman Tüneli yayında fizy Zaman Tüneli; her yıl olduğu gibi bu yıl da en çok dinlenen sanatçıları, albümleri, şarkıları, listeleri ve podcast’leri açıkladı. Zaman Tüneli’ne göre 2025’in en çok dinlenen sanatçısı Semicenk oldu. Semicenk’i BLOK3, Sezen Aksu, Tarkan ve Melike Şahin takip etti. Müzik platformu fizy, geleneksel hale gelen Zaman Tüneli’ni 2025 verileriyle kullanıcılarına sundu. Zaman Tüneli verilerine göre, 2025’in en çok dinlenen sanatçısı Semicenk oldu. Semicenk’i BLOK3, Sezen Aksu, Tarkan ve Melike Şahin takip etti. Yılın en çok dinlenen şarkısı ise "Gözlerinden Gözlerine" olarak dikkat çekti. "Yerinde Dur", "Sevmeyi Denemedin", "Canın Beni Çekti" ve "Geçiyor Zaman" da en çok dinlenen şarkılar listesinde yer aldı. En çok dinlenen albümler arasında "Geçiyor Zaman" ilk sırada yer alırken kullanıcıların en çok tercih ettiği çalma listeleri arasında Top 50 Yerli, Trend ve Karışık Kaset öne çıktı. Podcast kategorisinde ise "Ortamlarda Satılacak Bilgi - fizy Özel" zirveye yerleşti. Onu "Kendine İyi Davran" ve "Bunu Kesin Duyman Gerek!" takip etti. Kullanıcıya özel Zaman Tüneli deneyimi: "Severek Dinlediklerin" fizy, Zaman Tüneli ile her kullanıcıya kişiselleştirilmiş bir müzik özeti de sunuyor. Kullanıcılar, Zaman Tüneli sayesinde kendi dinleme verilerine ulaşabiliyor. Yıl boyunca en çok dinledikleri sanatçıları, şarkıları, albümleri ve podcast’leri görüntüleyenler, isterlerse sosyal medya hesapları üzerinden de paylaşabiliyorlar.
25. Uluslarararası Antalya Piyano Festivali konserle başladı
28 Kasım 2025 Cuma - 12:20 25. Uluslarararası Antalya Piyano Festivali konserle başladı Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye’nin en önemli sanat etkinliklerinden biri olan Uluslararası Antalya Piyano Festivali muhteşem bir konserle başladı. Festivalin açılış konseri Cem Adrian’ın etkileyici yorumları ve Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nın güçlü performansı eşliğinde gerçekleşti. Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, "Antalya’mızın Akdeniz’in ışığıyla parlayan bir şehir olduğu kadar evrensel sanatın ışığını da parlatmak için barışın, kardeşliğin, özgürlüğün ve adaletin sesini müzikle buluşturmaya devam edeceğiz" dedi. Avrupa Festivaller Birliği (EFA) üyesi "Uluslararası Antalya Piyano Festivali" bu yıl 25’inci kez sanatseverlerle buluşuyor. 13 Aralık’a kadar devam edecek festival Türk müziğinin özgün ve sıra dışı sesi Cem Adrian ve Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nın unutulmaz konseri ile başladı. Atatürk Kültür Merkezi’ni dolduran Antalyalı sanatseverler Cem Adrian’ın eşsiz sesi, duygu dolu şarkıları ve sahne performansıyla çok özel bir gece yaşadı. "Müziğin evrensel dili Akdeniz’in sıcaklığıyla buluşacak" Konserin açılışında konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Antalya’nın sanatla kurduğu güçlü bağın en özel yansımalarından biri olan 25’inci Uluslararası Antalya Piyano Festivali’ne ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını söyledi. Özdemir, "Bir festival için 25 yıl sahiplenilmiş sanat, kalıcı bir kültür ve büyük bir emek demektir. Çeyrek asrı geride bırakan festivalimizde Antalya’mız yine dünya sahnelerinde iz bırakan sanatçıları ağırlayarak müziğin evrensel dilini Akdeniz’in sıcaklığıyla buluşturacaktır. Değerli piyanistlerin genç yeteneklerin, Türkiye’nin gururu sanatçıların sahne alacağı her bir performansın sizlere unutulmaz anlar yaşatacağına inanıyorum" dedi. "Sanatın ışığı hiç sönmeyecek" Antalya Piyano Festivali’nin yıllar boyu sadece konserlerden ibaret bir etkinlik değil kültürlerarası bir buluşmanın, sanatın ve ortak hafızanın adı olduğunu söyleyen Özdemir, "Bizler bu bilinçle Antalya’mızın Akdeniz’in ışığıyla parlayan bir şehir olduğu kadar evrensel sanatın ışığını da parlatmak için barışın, kardeşliğin, özgürlüğün ve adaletin sesini müzikle buluşturmaya devam edeceğiz" dedi. Sanata olan duyarlılığı ve Antalya’nın sanat hayatına kattığı değer için Antalyalılara teşekkür eden Özdemir, "Sanatın ışığının hiç sönmediği bir Antalya için; Atatürk’ün gösterdiği çağdaş ve özgür Türkiye yolunda adaletle, kültürle, bilimle ve sanatla ilerlemeye devam edeceğimizin sözünü veriyoruz" diye konuştu. Cem Adrian güçlü yorumuyla büyüledi Ardından sahne alan Cem Adrian, festivalin açılışına özel hazırladığı repertuvarıyla dinleyicileri duygusal bir yolculuğa çıkardı. Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nın usta sanatçılarının seslendirdiği eserler, izleyenler tarafından dakikalarca alkışlandı. Yaklaşık iki saat süren konserde Şef Özgür Sevinç’in yönettiği Antalya Devlet Senfoni Orkestrası da Cem Adrian’ın seslendirdiği eserlere güçlü yorumlarıyla eşlik etti. Adrian’ın seslendirdiği "Mutlu Yıllar, Derinlerde, Sarı gelin, Uzun İnce Bir Yoldayım, Kum Gibi, Öf Öf" gibi eserler sanatçının güçlü yorumuyla birleşince salonda büyüleyici bir atmosfer oluştu. Festival 13 Aralık’a kadar devam edecek Konser bitimi Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Uluslararası Antalya Piyano Festivali’ne katkıları için Cem Adrian ve Şef Özgür Sevinç’e çiçek ve plaket takdim etti. Uluslararası Antalya Piyano Festivali, 13 Aralık’a kadar dünya çapında tanınmış piyanistleri, genç yetenekleri ve farklı tarzlardan sanatçıları Antalyalılarla buluşturmaya devam edecek. Festivalde 19 Kasım Cumartesi günü Gökhan Aybulus, 3 Aralık Çarşamba günü Jamal Aliyev ve Ece Dağıstanlı, 5 Aralık Cuma Günü Mavi Siyah, 6 Aralık Cumartesi İsmail Baha Sürelsan Konservatuvarı Genç Yetenekler, 10 Aralık Çarşamba Barış Büyükyıldırım, 13 Aralık Cumartesi ise Igudesman ve Joo Antalyalılar ile birlikte olacak.
Klaros Antik Kenti, Saya Holding’in sponsorluğunda gün yüzüne çıkıyor
28 Kasım 2025 Cuma - 12:11 Klaros Antik Kenti, Saya Holding’in sponsorluğunda gün yüzüne çıkıyor Saya Holding’in ana sponsorluğunu üstlendiği Klaros Antik Kenti’ne düzenlenen özel gezide, binlerce yıllık kehanet merkezi yerinde incelendi. Holding yönetimi Ege’nin kültürel mirasına sahip çıkma vizyonuyla Klaros’taki çalışmalara destek verdiklerini belirtirken, gezide bulunan Folkart, Volt Teknoloji ve Humanis yöneticileri İzmir odaklı kültür stratejisini paylaştı. İzmir’in Menderes ilçesindeki Klaros Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle Ege Üniversitesi’nin bilimsel liderliğinde devam ediyor. Klaros Antik Kenti’nin ana sponsorluğunu ise kültürel mirasa yatırım yapmayı uzun yıllardır sürdürdüğü toplumsal sorumluluk yaklaşımının merkezine alan Saya Holding üstlendi. Hem bölgenin arkeolojik değerlerine dikkat çekmeyi hem de kentin kültür ve turizm vizyonuna katkı sunmayı hedefleyen holding, bugüne dek bağlı şirketleri aracılığıyla yürüttüğü toplumsal ve kültürel faaliyetleri artık doğrudan holding çatısı altında sürdürmeye başladı. Antik kente düzenlenen gezi programına Klaros Kazısı Bilimsel Danışmanı Doç. Dr. Onur Zunal, Saya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Mengi, Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, Folkart Genel Müdürü Metin Sancak, Folkart Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Sancak ve İnsan Kaynakları Direktörü Kezban Sancak Elay katıldı. Gezide açıklamalarda bulunan Klaros Kazısı Bilimsel Danışmanı Doç. Dr. Onur Zunal, ana sponsor olan holdinge teşekkür ederek, bu desteğin büyük emeklerle ortaya çıkarılan kültürel mirasın korunması, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda büyük bir güvence olduğunu söyledi. Doç. Dr. Zunal, "Yatırımlarının büyük bölümünü kendi filizlendiği, yaşadığımız şehre yapan Saya Holding’in desteğinin bir diğer önemi ise özellikle İzmir ve çevresinin sahip olduğu kültür turizmi potansiyelini ortaya çıkarma konusunda özel sektörün de katılımına öncülük etmesidir. Bu anlamda Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü izinleri ve desteğiyle yürüttüğümüz Klaros kazısına vermiş olduğu destekten dolayı kendilerine çok teşekkür ederiz" diye konuştu. Klaros’a verilen desteğin bu yeni yönelimin ilk örneklerinden biri olarak öne çıktığını ifade eden Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Mengi, Ege Bölgesi’ndeki tarihsel ve kültürel değerleri sahiplenmeyi bir sorumluluk olarak gördüklerini vurguladı. Klaros ile binlerce yıllık bir mirasa dokunduklarını, bunun yalnızca geçmişe saygıyı değil kültürel kalkınmanın gelecek vizyonuyla buluşturulmasını da içerdiğini söyleyen Mengi, holdingin Klaros’a sağladığı destekle yalnızca bir kazı alanının değil bir hafıza mekanının yeniden görünür kılınmasına katkı sunulduğuna dikkat çekti. Mengi, bu katkının aynı zamanda Türkiye’de özel sektörün kültürel alanla kurduğu ilişkinin gelişimine örnek teşkil ettiğini ifade etti. Klaros’tan Smyrna’ya uzanan kültürel vizyon Cem Mengi, antik kentlerin yalnızca arkeolojik değil, ekonomik ve kültürel kalkınmada da itici bir güç olduğunu vurguladı. Ege’nin incisi İzmir’in neolitik dönemden Osmanlı’ya kadar uzanan kesintisiz yaşam izleriyle adeta katman katman bir açık hava müzesi niteliği taşıdığını hatırlatan Mengi, bugün İzmir sınırları içinde tam 875 arkeolojik sit alanı bulunduğuna, bu alanların 17’sinde hala aktif kazıların sürdüğüne işaret etti. İzmir’in elinde Smyrna gibi bir Helenistik başkent, Teos gibi sanatçıların şehri, Metropolis gibi kadınlara adanmış kutsal alanlar, Efes ve Bergama gibi dünya çapında bilinen UNESCO hazineleri ve kehanetleriyle öne çıkan Klaros gibi mitolojik bir merkez bulunduğunu dile getiren Mengi, tüm bu zenginliğin İzmir’in tam kalbinde yer aldığını ifade etti. Bu nedenle İzmir’in kültürel zenginliklerini bugünün diliyle yeniden anlatmak gerektiğini ifade eden Mengi, sadece kazı çalışmalarıyla yetinilmeyip bu mirasın herkesin görebileceği, deneyimleyebileceği alanlara dönüştürülmesinin önemini vurguladı. "Kentin yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlıyoruz" Geziye eşlik eden Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, firmaları için gayrimenkul geliştirmenin yalnızca binalar üretmekten ibaret olmadığını, şehirleri şekillendirirken yaşam kültürünü ve estetik bilincini geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Sancak, İzmir’de attıkları her adımı, mekanı sanat ve yaşam kalitesini bir araya getiren bütüncül bir bakışla ele aldıklarını ifade etti. Bir kentin ruhunun ürettiği sanat, koruduğu değerler ve paylaştığı estetik anlayışıyla ortaya çıktığını vurgulayan Sancak, firma olarak kültürü ve sanatı kent yaşamının merkezinde yer alması gereken bir toplumsal gelişim unsuru olarak gördüklerini belirtti. Sancak, "Kent estetiği güçlendikçe yaşam standardı yükselir; yaşam standardı yükseldiğinde ise şehirle kurulan bağ daha da güçlenir. Folkart olarak tüm projelerimizde bu döngüyü besleyen bir yaklaşımı benimsiyoruz. Folkart yalnızca gayrimenkul üreten bir şirket değildir; İzmir’in kültürel geleceğine yatırım yapan, estetik anlayışını güçlendiren ve kentin yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefleyen bir markadır" dedi.
Bursa’da Edebiyat şöleni başladı
28 Kasım 2025 Cuma - 11:23 Bursa’da Edebiyat şöleni başladı Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali, kapılarını edebiyatseverlere açtı. Bursa’nın edebiyatı beslediğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Festival sayesinde, Bursa’dan dünyaya evrensel bir umut köprüsü kurulacak. Bu umut, daha iyi bir dünyanın umududur" dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi, tarih ve kültürün sanatla iç içe geçtiği, yazarların iz bıraktığı Bursa’da kentin sanat yelpazesine değer katacak bir etkinliğe daha imza atıyor. Bu yıl ‘Cesaret’ temasıyla düzenlenen 2. Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali, 28-30 Kasım tarihleri arasında dünya çapında tanınan pek çok yazarı kentte buluşturuyor. Hannah Peck’ten Georgi Gospodinov’a, Ayfer Tunç’tan Melisa Kesmez’e yerli ve yabancı 13 önemli kalem, 3 gün boyunca Bursalılarla bir araya gelerek hayatlarına dokunan hikayeleri, eserlerinin ardındaki dünyaları anlatacak. Festival kapsamında genç yazar adayları ve çocuklara yönelik de atölyeler düzenlenerek hayal kurmanın ve yazmanın gücünü keşfetmeleri sağlanacak. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde düzenlenen festivalin açılış programına Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Şafak Baba Pala, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, Hindistan eski Büyükelçisi ve Yazar Fırat Sunel, Kalem Edebiyat Ajans Kurucusu ve Yazar Nermin Mallaoğlu ve edebiyatseverler katıldı. "Bursamız edebiyatı besliyor" Bursa’nın, Türk ve dünya edebiyatının önemli merkezlerinden biri olduğunu söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Uludağ’ın eteklerine yayılmış köylerinde, denize uzanan kıyılarında, sıcak sularında, tarihi sokaklarında, bereketli ovalarında ve eşsiz kent yapılarında nice değerli yazarın hatıralarının saklı olduğunu vurguladı. Bursa’nın suyundan içmiş, sokaklarında yürümüş kalem ustalarının, bıraktıkları eserlerle her yaştan okurun dünyasında yaşamaya devam ettiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Bursamız edebiyatı besliyor. Bizler de edebiyattan besleniyoruz. Edebiyat kenti Bursa, bugün Türk ve dünya edebiyatçılarını, kalem dostlarını ve yazın tutkunlarını bir araya getirerek çok değerli bir festivale ev sahipliği yapıyor" diye konuştu. "Edebiyat cesurların işidir" Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali (BUEF 2025) ile edebiyat dolu günlere yeniden ‘merhaba’ dediklerini belirten Başkan Bozbey, "Festivalimizin bu yılki temasını "Cesaret" olarak belirledik. Çünkü edebiyat, cesurların işidir. O ilk kelimeyi yazmak, yeni yollar denemek, özgürlüğü savunmak ve hayata umutla bakmak cesaret ister. Festival sayesinde, Bursa’dan dünyaya evrensel bir umut köprüsü kurulacak. Bu umut, daha iyi bir dünyanın umududur. Tüm Bursalıları; edebiyatın iyileştiren, güçlendiren ve cesaret veren dünyasına davet ediyorum" dedi. Edebiyatın Bursa’ya çok yakıştığını söyleyen Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Şafak Baba Pala ise Nazım Hikmet Ran, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Yaşar Kemal gibi Türk edebiyatının önemli isimlerinden örnekler alarak yaptığı konuşması ile festivalin ilham dolu ve unutulmaz bir atmosfere sahne olmasını diledi. Yazar Nermin Mollaoğlu da Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali’ne destek olmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Festivalin mayasında bu senenin teması olan ‘Cesaret’ olduğunu söyleyen Mollaoğlu, dünya edebiyatının önemli yazarlarını Bursa’da dinlemek sebebiyle gururlandığını söyledi.
Akdeniz Üniversitesi’nden bilim dünyasına ışık
28 Kasım 2025 Cuma - 11:20 Akdeniz Üniversitesi’nden bilim dünyasına ışık Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinin de yer aldığı uluslararası bir araştırma ekibi, Neolitik Dönemin Batı Anadolu ve Ege’deki yayılım süreçlerine dair önemli bulgulara ulaştı. Saygın bilim dergisi Science’da yayımlanan çalışma, bu döneme ilişkin kültürel ve genetik dinamikleri çok boyutlu bir yaklaşımla ele alarak bilim dünyasında ses getirdi. Neolitik yaşam biçimlerinin Anadolu’dan Ege ve Avrupa’ya yayılma biçimlerine dair uzun süredir tartışmalı olan birçok soruya ışık tutan çalışma saygın bilim dergisi Science’ın 26 Haziran 2025 tarihli sayısında yayımlandı. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Taner Korkut, Prof. Dr. Burçin Erdoğu, Arş. Gör. Dr. Uygar Ozan Usanmaz ve Dr. Yasin Cemre Derici, ODTÜ’den Prof. Dr. Mehmet Somel’in başkanlığında yürütülen projeye Tlos Antik Kenti kazı çalışmaları kapsamında araştırılan "Girmeler Höyük" yerleşimi buluntularıyla katkı sundu. Proje kapsamında Orta ve Batı Anadolu’daki 11 Neolitik yerleşimden elde edilen 30 yeni antik DNA örneği, daha önceki çalışmalardan derlenen 400’den fazla örnekle birlikte analiz edilerek, erken Holosen dönemine ait genetik süreklilik ve dönüşüm süreçleri değerlendirildi. "Yerel ve göçmen topluluklar arasında kaynaşma" Araştırma bulguları, Batı Anadolu’da genetik süreklilik gösteren yerel avcı-toplayıcı toplulukların yaklaşık günümüzden 9 bin yıl önce Orta Anadolu’dan gelen tarımcı topluluklarla hem kültürel hem de biyolojik olarak kaynaştığını ortaya koydu. Bazı bölgelerde bu kaynaşma Neolitik yaşam biçimine geçişi tetiklerken, Likya Bölgesini içine alan Güneybatı Anadolu’da yerel avcı-toplayıcı toplulukların biyolojik olarak kaynaşmadan kültür alış verişi sonucunda Neolitik yaşam biçimine geçtikleri anlaşıldı. Daha sonraları yerel halk ile Orta Anadolu kökenli gruplar arasında birleşimden türeyen genetik profilin Ege üzerinden Avrupa’ya yayıldığı belirlendi. "Çömlek insan değildir" tezine genetik destek Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, kültürel benzerliklerin genetik benzerliklerle her zaman örtüşmediğini göstermesi oldu. Batı Anadolu’daki mimari, gömü adetleri ve taş alet teknolojisi gibi kültürel unsurların, topluluk hareketlerinden ziyade fikir alışverişi ve bölgesel iletişimle yayıldığı tespit edildi. Bu durum, arkeolojide sıkça kullanılan "çömlek insan değildir" (pots people) ifadesinin genetik verilerle desteklendiği nadir örneklerden biri olarak değerlendirildi. Batı Anadolu bir geçiş alanından fazlası Çalışma kapsamında Akdeniz Üniversitesi bünyesinde yürütülen kazılardan Tlos / Girmeler’in de dahil olduğu Batı Anadolu yerleşimlerinden elde edilen veriler, bölgedeki Neolitikleşme sürecinin yalnızca dışardan gelen göçmenlerle değil, yerel avcı-toplayıcıların aktif katılımı ve kültürel etkileşimiyle şekillendiğini gösterdi. Özellikle Aktopraklık, Bademağacı ve Ulucak gibi kazılarla bilinen yerleşimlerin incelenmesiyle, bölgenin yalnızca bir geçiş alanı değil, aynı zamanda kültürel ve genetik açıdan özgün bir sentez alanı olduğu kanıtlandı. Anadolu’dan Avrupa’ya uzanan çok katmanlı bir süreç Bilim dünyasında ses getiren bu çığır açıcı çalışma, sadece Anadolu arkeolojisi açısından değil, Avrupa’daki ilk tarımcı toplumların kökenini anlamak bakımından da büyük önem taşıyor. Elde edilen bulgular, Neolitik yaşam biçimine geçişin homojen bir göç dalgasından ibaret olmadığını, bunun yerine bölgesel etkileşimler, yerel gelişmeler ve kültürel aktarım süreçlerinin birlikte işlediğini açıkça ortaya koydu. Girmeler yerleşim alanı Tlos Antik Kenti merkezinin hemen kuzeyinde yer alan Girmeler yerleşim alanı iki farklı karstik mağara ile mağara girişleri önündeki höyük yerleşiminden oluşmaktadır. Girmeler yerleşiminde ilk kez 2009 yılında sistemli araştırmalara başlanılmış ve bu çalışmalar kesintisiz olarak günümüze kadar sürdürülmüştür. Girmeler höyük yerleşimi prehistorik çağlardan günümüze kadar uzanan süreçte buluntular içermesiyle Likya Bölgesi yerleşim tarihine önemli katkılar sunmaktadır. Höyük kalıntılarında yapılan incelemeler bu alanın MÖ 14. bin yılında iskan edildiğini ortaya koymuştur. Girmeler yerleşimi aynı zamanda Anadolu’nun batısında Mezolitik dönem yerleşimi üzerine Neolitik ve Kalkolitik dönemlerde de yaşam izleri veren ender yerleşimlerden biridir. Bahsi geçen tüm bu yerleşim katmanları kazı çalışmalarıyla belgelenmiştir. Kalkolitik Dönem sonrası yerleşim izleri ise büyük oranda tahrip olmuştur. Yüzeye yakın katmanlarda daha çok Demirçağ, Roma, Bizans ve son olarak Osmanlı Dönemi buluntularına rastlanılmıştır.
İznik Papa 14. Leo’yu bekliyor
28 Kasım 2025 Cuma - 10:25 İznik Papa 14. Leo’yu bekliyor Papa 14. Leo, Birinci İznik Konsili’nin 1700’üncü yıl dönümü anma etkinlikleri kapsamında bugün Bursa’nın tarihi ilçesi İznik’e resmi ziyarette bulunuyor. Papa Leo’nun papalık görevine seçildikten sonra gerçekleştirdiği ilk yurtdışı seyahatinin en dikkat çeken durağı olan İznik, Hristiyanlık tarihinde dönüm noktası kabul edilen konsilin yıldönümü nedeniyle büyük önem taşıyor. Papa 2014 yılında keşfedilen bazilikada bir ayin de gerçekleştirecek. 325 yılında toplanan Birinci İznik Konsili’nde Hristiyan inancının temel doktrinleri belirlenmiş, kiliseler arası birlik konusunda tarihi kararlar alınmıştı. Papa Leo’nun ziyareti, hem bu köklü tarihe saygı niteliği taşıyor hem de Hristiyan dünyasında birlik ve ekümenik diyalog mesajı açısından sembolik değer taşıyor. İznik’teki ayin alanı ve çevresi günler öncesinden düzenlenerek Osmanlı motifli çinilerle süslendi, ilçenin tarihi kimliğini yansıtan hazırlıklar tamamlandı. Ziyaret öncesi ilçede günlerdir yoğun bir turist hareketliliği yaşandığı, bu büyük organizasyonun İznik açısından önemli bir fırsat oluşturduğu ifade ediliyor. Papa’nın ziyaretinin ardından İznik’in uluslararası görünürlüğünün artmasıyla turizmde ciddi bir ivme beklediklerini belirtiyor. Güvenlik üst seviyeye çıkarıldı Tarihi ziyaret öncesi güvenlik güçleri ilçede yoğun tedbirler aldı. Kentin giriş ve çıkışlarında 200 polis tarafından denetim yapılırken, araçlarda arama ve kimlik kontrolü gerçekleştiriliyor. Yetkililer, ziyaret günü görev alacak personel sayısının 2 bin 300 olacağını bildirdi. Ayin alanı ve önemli noktalar çevresinde güvenlik bariyerleri oluşturulurken, ekiplerin alan taramaları aralıksız sürüyor. Papa Leo’nun Türkiye temaslarının, farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşadığı Anadolu’nun hoşgörü geleneğine vurgu yapması açısından diplomatik ve manevi önem taşıdığı ifade ediliyor. Papa’nın ziyareti sonrası İznik’in Hristiyan dünyası için daha da önem kazanacağı ve İstanbul’a gelen turistler için İznik’in yeniden bir turizm rotası olacağı konuşuluyor. Bu çerçevede İznik’te yeni turizm yatırımlarının da yapılması planlanıyor İznik’in Hristiyanlar için önemi İznik’in Hristiyan dünyası için önemi 325 yıl öncesine dayanıyor. Roma İmparatoru I. Konstantin’in talebiyle, dönemin tüm piskoposlarının katılımıyla İznik’te toplanan Birinci Konsil, Hristiyanlık tarihinde bir dönüm noktası oldu. Bu toplantıda, kiliseyi uzun süredir meşgul eden tartışmalar ele alındı ve kararlar alındı. Hristiyan doktrininin çerçevesini çizen ilkeler İznik’te netleşti. Konsilin en kritik çıktılarından biri ise, İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğunu vurgulayan ve bugün hâlâ birçok kilisede okunan İznik İnanç Bildirgesinin hazırlanmasıydı. Ayrıca, Hristiyan dünyasında yüzyıllardır süren bir başka konu olan Paskalya’nın kutlanma tarihi de burada ortak bir karara bağlandı. Böylece İznik, hem teoloji hem de kilise takvimi açısından belirleyici bir merkez haline geldi. Ölen Papa vasiyet etmişti Önceki Papa, Konsil’in 1700’üncü yıl dönümünde İznik’te bulunmayı özellikle istiyordu. Ancak 21 Nisan’da hayatını kaybettiği için bu planını gerçekleştiremedi. Ölmeden önce ise yeni Papa’ya mutlaka İznik’i ziyaret etmesi yönünde bir vasiyette bulundu. Birinci İznik Konsili’nin İznik Gölü Bazilikası’nda yapıldığı tahmin ediliyor. 2014 yılında gölün çekilmesiyle ortaya çıkan bazilika, müze olarak kapılarını açtı. İznik Kaymakanlığı, sitesinde bu tarihi yapı için şu bilgiler yer aldı: "Aziz Neophytos adına yapılan bazilikanın, İznik Gölü’nün sularına İS 740 yılındaki depremle gömüldüğü tahmin ediliyor. Hristiyanlık kutsal kitabı İncil’in yüzlercesi toplatılarak Matta, Markos, Luka, Yuhanna isimleri ile 4 taneye düşürüldüğü ve diğerlerinin yakıldığı 1. konsil (iznik konsili) bu bazilikada yapıldığı söylenmektedir."