KÜLTÜR SANAT
04 Nisan 2026 Cumartesi - 16:36 "Bursa’nın Yedi Yüzü" sempozyumu kentin tarihine ışık tuttu Osmangazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde, bu yıl 21’incisi düzenlenen Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fethi etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen "Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu", 28 akademisyeni bir araya getirerek kentin tarihsel dönüşümünü bilimsel perspektifle ele aldı. Yoğun bir katılımın olduğu sempozyumda sunulan bildirilerin kitaplaştırılmasıyla kentin kültürel mirasına kalıcı katkı sağlanacak. Osmangazi Belediyesi’nin kültürel mirasa sahip çıkan vizyoner yaklaşımıyla bu yıl 21’incisi düzenlenen Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen "Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu", Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde tamamlandı. Tarih, kültür ve akademiyi buluşturan sempozyum, Bursa’nın köklü geçmişine ışık tutan önemli bir bilimsel platform olarak dikkat çekti. İki gün süren sempozyumda, alanlarında uzman 28 akademisyen; Bursa’nın fethinden günümüze uzanan tarihsel serüvenini çok yönlü bir bakış açısıyla ele aldı. Kentin geçirdiği sosyal, kültürel ve ekonomik dönüşümler; dönüm noktası niteliğindeki gelişmeler ve tarihsel süreçte öne çıkan çarpıcı detaylar, bilimsel veriler ışığında kapsamlı biçimde değerlendirildi. Sempozyum boyunca toplam altı oturum düzenlenirken, her oturumda farklı temalar üzerinden Bursa’nın "yedi yüzü" derinlemesine incelendi. Akademik disiplinlerin çeşitliliği, sempozyuma zenginlik katarken; tarih, sanat, sosyoloji ve şehircilik gibi alanlarda yapılan sunumlar, dinleyicilere kapsamlı bir perspektif sundu. Bildiriler derlenerek kitap haline getirilecek Tarih bilincini güçlendiren, akademik dünyayı destekleyen ve kentin kültürel hafızasını diri tutan "Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu"nun sonunda değerlendirme oturumu gerçekleştirildi. Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gürer Gülsevin’in başkanlığını yaptığı oturumda Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Ziya Karaaslan, Prof. Dr. Hatice Şahin ve Dr. Öğretim Üyesi Sezai Sevim, sempozyuma ilişkin geniş kapsamlı bilgilendirmelerde bulundu. Sempozyumda sunulan bildirilerin, derlenerek kitap haline getirileceği paylaşılırken, hazırlanacak eser, Bursa’nın tarihine, kültürel zenginliğine ve kent kimliğinin anlaşılmasına önemli katkılar sunacak. "Bursa’nın büyük dönüşümüne ışık tutan pek çok konuşma dinledik" Çalışmaları değerlendiren "Bursa’nın Yedi Yüzü: Fetihten Cumhuriyet’e Sempozyumu" Düzenleme Kurulu Başkanı Yusuf Ziya Karaaslan, "Sempozyumun çerçevesinde Bursa’ya davet ettiğimiz ve burada ağırladığımız Türkiye’nin seçkin üniversitelerinden gelen hocalarımızı dinledik. Bursa’nın fethinden Cumhuriyet’in ilanına kadar olan dönemde Bursa’nın tarihi dönüşümünü ilgilendiren, mimari estetikten dini serüvene, şehirleşme yaşamından hayata ve kuruluşun dinamiklerinden Cumhuriyet’in dinamiklerine uzanan süreç içerisinde büyük dönüşüme ışık tutan pek çok konuşma dinledik. Bursa’nın son derece canlı bir etkinliğini gerçekleştirdik. Bu sempozyumun gerçekleşmesinde desteğini gördüğümüz Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a teşekkür ederiz." diye konuştu. "Sempozyum marka haline geldi" Sempozyumun her yıl yapıldığını ve Osmangazi Belediyesi’nin bu etkinliği bir marka haline getirdiğini kaydeden Prof. Dr. Hatice Şahin, "Tebrik ediyorum ve gurur duyuyorum. Sadece tarih toplantısı olmuyor, araya sanat tarihi, Türk dili, edebiyatı gibi alanlardan bildiriler de yerleştirildi. Aynı gelenek devam etti, bence bu iyi oluyor. Farklı bakış açılarını bize yansıtıyor. Çok güzel, kitaplaşacak çalışmalar var. Bursa ile ilgili çok çalışmalar yapıldığını, bu çalışmaların da daha da artacağını gördük. Bu da bizlere bu toplantıların devam edeceğini gösteriyor." ifadelerini kullandı. "Sempozyum amacına ulaştı" Sempozyumda 28 bildirinin sunulduğunu hatırlatan Prof. Dr. Gürer Gülsevin ise, "Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen akademisyenler bildirilerini sundu. Çok güzel geçti, bildirilerden sonraki tartışmalar da katkılar oldu. Sempozyumun amacına ulaştığını düşünüyorum. Bu toplantının, Bursa’nın fethinin 700. yılına denk gelmesi de bizler için ayrı bir onur oldu." açıklamalarında bulundu. "Hocalarımız yılların birikimini Bursa’nın bilgi altyapısına kattı" Dr. Öğretim Üyesi Sezai Sevim de, sempozyumda Bursa’yı konuştuklarını dile getirerek, "Hocalarımız bu işin ehli, yılların birikimini getirdiler, Bursa’nın bilgi altyapısına kattılar. Bu bilgi altyapısına katmak için Osmangazi Belediyesi öncü oldu. Güzel bir misafirperverlik gösterildi, bu anlamda belediyemize teşekkür ediyorum. Hocalarımıza teşekkür ediyorum. İnşallah bu bilgi altyapısının zenginliği üzerine, Bursa’nın geleceği üzerine planlama yapanlar da bu bilgileri kullanacağı için Bursa’nın geleceği aydınlık olacak." değerlendirmesini yaptı.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 15:38 Çöpten sanat üretiyor Muğla’nın Menteşe ilçesinde yaşayan sanatçı Özer Koç, günlük hayatta çöpe giden nesneleri birer sanat eserine dönüştürüyor. "Atık benim için katıktır" diyen Koç, portakal filesinden çay posasına, eski ayakkabı tabanından kırık enstrümanlara kadar her şeyi tablolarında yaşatıyor. Sanatın sınır tanımayan hayal gücü Menteşe’de çevreci bir boyut kazandı. Sanatçı Özer Koç, tüketim toplumunun "atık" olarak gördüğü her nesneyi atölyesinde estetik birer kimliğe kavuşturuyor. Doğayı koruma bilinciyle sanatı birleştiren Koç, alışılmışın dışındaki teknikleriyle dikkat çekiyor. Kullandığı malzemelerin çeşitliliğiyle şaşırtan Özer Koç, "Günlük hayatta kullandığımız herhangi bir şey ilham kaynağım olabiliyor. Sabah içtiğim çayın posasını kurutup resimde doku elde etmek için kullanıyorum. Marketten aldığımız portakal filelerini kırpıp tablolarda saç figürüne dönüştürüyorum. Atık takılar, kahve posaları, hatta çocuklarımın kırdığı eski bir ukulele bile ’Müzik Taşarsa’ isimli bir tabloya dönüşebiliyor" dedi. Nesnelerin ruhuna odaklandığını belirten sanatçı, malzemeyle kurduğu bağı, "O nesne orada uyuyorsa yerini bulmuş demektir. Atık bu anlamda benim için bir katık" cümlesiyle özetliyor. Koç’un eserlerinde sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda güçlü mesajlar da yer alıyor. Doğada yüzlerce yıl yok olmayan plastik reklam panolarını ve eski ayakkabı tabanlarını kullanarak distopik çalışmalar hazırlayan Koç, "Doğada 200 yıl bozulmayacak bir reklam panosunu, eski terlik tabanımla distopik bir tabloya dönüştürdüm. Buradaki mesajım doğadan teknolojiye gidiş ve oradan geri dönmenin bedelidir. Kullandığım her plastik parçası, aslında birer uyarı niteliği taşıyor" şeklinde konuştu. Karışık teknikler kullanarak mozaik ve modern sanatı harmanlayan Koç, sokaktaki taşlardan evdeki kaya tuzuna kadar her detayın tablonun içerisinde bir "kimlik" oluşturduğunu vurguluyor. Sanatçının çalışmaları, hem geri dönüşümün önemini hatırlatıyor hem de Muğla’nın sanat hayatına farklı bir soluk getiriyor.
Gazeteci-Yazar Orhan Bozkurt’tan "Şehir Yazarlığı" üzerine söyleşi
23 Kasım 2025 Pazar - 12:20 Gazeteci-Yazar Orhan Bozkurt’tan "Şehir Yazarlığı" üzerine söyleşi Gazeteci-Yazar Orhan Bozkurt, Doğu Anadolu Erzurum 7. Kitap Fuarı’nda "Şehir Yazıları ve Erzurum" başlıklı söyleşide dostları ve kitap severlerle buluştu. Recep Tayyip Erdoğan Fuar Merkezi’ndeki Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen söyleşide Bozkurt’u meslektaşları, sevenleri ve fuar ziyaretçileri yalnız bırakmadı. Şehrin hafızasını, ruhunu, sokaklarını ve geleceğini konuşan Orhan Bozkurt, "Sustuğu yerden konuşan, karın altından seslenen, ayazın içinde nefes alan bir şehirdir bu. Bugün burada size bir şehirden değil, o şehrin beni nasıl terbiye ettiğinden bahsetmeye geldim. Şehir yazarlığı, bir kenti anlatmak değildir. Bir kentin seni nasıl insan yaptığını anlamaktır. Ve benim insanlığımın büyük kısmı da işte karla başladı. Bu yüzden diyorum ki. Benim şehir yazılarım da kâğıda değil, karda başlar. Erzurum’da kar bir yük değildir; bir terbiyedir. İnsanın sesini kısmayı, içine dönmeyi, sabretmeyi öğretir. Karın altından duyduğum sesler, çocukluğumun ilk şehir yazılarıdır" diye konuştu. "Suskun Kentin Çığlığı"nı anlattı "Bir şehir bazen konuşmaz. Bazen susar. Ama bir gün bir bakarsın, senin yerine çığlığı o atar. Ben bu kitabı işte o çığlığı duyanlar için yazdım" diye kaleme aldığı ve Kitapsarayı Yayınevi’nden önümüzdeki günlerde raflarda yerini alacak olan "Suskun Kentin Çığlığı " kitabını anlatan yazar Orhan Bozkurt, "Bugün burada bir kitabı değil, bir hafızayı, bir acıyı, bir vicdanı, biraz da içimize çöreklenmiş o büyük suskunluğu konuşmak için toplandık. Suskun Kentin Çığlığı, sadece benim kalemimin değil; Erzurum’un yüzyıllardır titreyen ama bir türlü duyulmak bilmeyen kalbinin sesidir. Erzurum kadimdir. Serttir, hüzünlüdür, sabırlıdır. Ve ne acıdır ki bu şehir, insanlığın omuzlayabileceğinden çok daha fazla acıyı tarih boyunca sırtlamıştır. Göç yollarının kavşağıydı; savaşların sınırı, işgallerin hedefi, soğuğun ve yoksulluğun evi, ama bir o kadar da direnişin, onurun, vefanın, sadakatin yurduydu. Bu topraklarda her yeni kuşak, bir önceki kuşağın bıraktığı yaralardan birini devralarak büyür. Çünkü Erzurum’un tarihi, yalnızca tarihin sayfalarında değil; insanların yüzlerinde, yürüyüşlerinde, seslerinin tonunda taşınır. Son yarım yüzyılda ise şehrin çilesi şekil değiştirdi. Savaşlar bitti ama kalkınma savaşı başladı. Toprağın bereketi azaldı, hayvancılık çöktü, tarım yalnızlaştı" diye konuştu.
İlyas Yılgör 5. Uluslararası Fotoğraf Yarışmas’ında ödüller sahiplerini buldu
23 Kasım 2025 Pazar - 11:56 İlyas Yılgör 5. Uluslararası Fotoğraf Yarışmas’ında ödüller sahiplerini buldu Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin’e Değer Katanlar Kurulu (MEDEKA) ve çeşitli kurumların iş birliğiyle düzenlenen ’İlyas Yılgör 5. Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı koordinesinde gerçekleştirilen yarışmaya bu yıl 45 ülkeden 225 fotoğrafçı, 2 bin 315 eserle rekor başvuru yaptı. ‘Yaşam’, ‘Siyah & Beyaz Portre’ ve ‘Aile’ kategorilerinde toplam 70 ödül dağıtıldı. Törene Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı İbrahim Evrim, belediye bürokratları, MEDEKA Fotoğraf Kurulu üyeleri, merhum fotoğraf ustası İlyas Yılgör’ün ailesi ve çok sayıda sanatsever katıldı. Ödül almaya hak kazanan eserler, tören alanında sergilenerek sanatseverlerle buluştu. Kategorilerde ödüller sahiplerini buldu ‘Yaşam’ kategorisinde FIAP Altın Madalya Ödülünü Van’dan Ahmet Fatih Sönmez kazanırken, Camera Obscura Society Altın Madalya Ödülünün sahibi Hong Kong’dan Diana Chan oldu. ‘Siyah & Beyaz Portre’ kategorisinde FIAP Altın Madalya Norveç’ten Atle Helland’a giderken, Camera Obscura Society Altın Madalya Hindistan’dan Abishek Basak’a verildi. ‘Aile’ kategorisinde ise FIAP Altın Madalya Rusya’dan Olga Kazakova’nın, Camera Obscura Society Altın Madalya ise Macaristan’dan Istvan Kerekes’in oldu. Antalya’dan Levent Yücetin, tüm kategorilerde en fazla ödül ve kabul alan katılımcı olarak Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu (FIAP) tarafından verilen ’FIAP Best of Award’ ödülünün sahibi oldu. "İlyas Yılgör, Mersin’in hafızasıydı" Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı İbrahim Evrim, yarışmanın 5 yılda büyük bir ivme kazandığını belirterek, "İlyas Yılgör işinin ustası ve Mersin’in hafızasıydı. Her eski Mersin ailesinin albümünde mutlaka onun çektiği bir fotoğraf vardır. Bu yarışma, hem kentimize hem fotoğraf sanatına değer katıyor" dedi. "Ciddi bir fotoğraf koleksiyonuna ulaştık" Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Kent Katılımı ve Sivil Toplum ile İlişkiler Şube Müdürü Başar Akça, yarışmanın uluslararası niteliğine dikkat çekerek, "Bu yıl 3 kategoride çok güçlü bir katılım gerçekleşti. Yarışma sonucunda ciddi bir fotoğraf koleksiyonuna ulaştık. Sergi sonrasında fotoğraflar İlyas Yılgör web sitesinde de erişime açılacak" ifadelerini kullandı. "Babamın adının yaşatılması onur verici" İlyas Yılgör’ün oğlu Prof. Dr. Esat Yılgör, yarışmanın babasının anısını yaşatmasından duyduğu mutluluğu dile getirerek, "Babam Mersin’de fotoğrafçılığa pek çok yenilik kazandırmış bir ustaydı. İlk üç yarışmaya kendisi de katılmıştı. Onun adının bu yarışma ile yaşatılmasından büyük onur duyuyorum" dedi. "Sanatçılar arasında köprü kuruluyor" MEDEKA Fotoğraf Kurulu Üyesi Hulki Muradi, yarışmanın uluslararası fotoğraf camiasında Mersin’i önemli bir noktaya taşıdığını belirterek, "Yarışma ülkeler ve sanatçılar arasında köprüler kuruyor. Mersin’in adının bu platformlarda duyulması bizim için gurur verici" diye konuştu. Mersin’den katılarak ‘Mutluluk’ adlı eseriyle Camera Obscura Society Diploma Ödülü kazanan Diş Hekimi ve Fotoğraf Sanatçısı Ahter Atakan ise yarışmanın kendisi için ayrı bir değeri olduğunu belirterek, "Dünyanın farklı ülkelerinden çok kıymetli fotoğrafçılarla aynı kategoride yarışmak büyük bir haz. Bu yarışmada ödül almak ise benim için gurur verici" şeklinde konuştu.
Halk eğitimden emekli oldu atıkları evinde sanata dönüştürdü
23 Kasım 2025 Pazar - 11:44 Halk eğitimden emekli oldu atıkları evinde sanata dönüştürdü Adana’nın Kozan ilçesinde halk eğitim merkezinden el sanatları öğretmeni olarak emekli olan Nadire Kuzu, bulduğu atıkları evinde sanata dönüştürüyor. Kozan Kalesi eteklerindeki evinin çevresini masal kahramanı Bremen Mızıkacıları, aslan ve leylek figürleriyle renklendiren Kuzu, doğada bulduğu ağaç dallarını, sandıklarda saklı duran etamin ve iğne oyalarını atık malzemelerle bir araya getirerek evinin bahçesini adeta açık hava sanat alanına dönüştürdü. Evli, dört çocuk ve üç torun sahibi 65 yaşındaki Nadire Kuzu, iki yıl içinde atık hortumları, mangal tellerini, pencere korkuluklarını ve sandıklarda saklı duran el işlerini ağaç ve plastik atıklarla buluşturarak masal kahramanlarından, ev aksesuarlarına kadar birçok eser ortaya çıkardı. Kuzu, su kabaklarını, salyangoz kabuklarını, eski sandıkları ve kozalakları sanata dönüştürdüğünü belirterek emeklilik sürecinin kendisine adeta terapi olduğunu söyledi. Kuzu "Emekli olduktan sonra gördüğüm her atığı sanata dönüştürmek bana iyi geliyor. Hem doğayı koruyorum hem de atıklar sanat eserine dönüşüyor" dedi. Evinin bahçesinde rengârenk bir dünyanın oluştuğunu ifade eden Kuzu, şöyle devam etti: "Eski sandıkları, fırın kapaklarını, atık bezleri, ağaç kabuklarını kendim tasarlıyorum. Halk eğitimden el sanatları usta öğreticisi olarak emekliyim. Evin önüne bir leylek yapmak isterken başladım bu işe. Bir atık lambader elime geçti, onu leyleğe dönüştürürken yuvasını yaptım. Sonra aslan, tavus kuşları, Bremen Mızıkacıları derken ortaya çok güzel işler çıktı. Su kabaklarını, ağaç ve kumaş dallarını, atık köpükleri kuş yuvasına dönüştürdüm. Emekli oldum, çocuklarım evlendi, torunlarım oldu. Burası benim huzur ve terapi merkezim. Arkadaş aramıyorum, bunları yaparak dinleniyorum. Görenler hayran kalıyor. Gençliğimizde nakışla terapi yapardık. Bizim çocukluğumuzda telefon yoktu, sosyal medya yoktu. Sanat ve el işiyle motive olurduk. Şimdi de bu el sanatını kendime terapi olarak kullanıyorum." Öğretmenini ziyaret eden Fatma Başıbüyük ise, "Halk eğitim kursunda öğretmenimdi. Öğretmenler Günü arifesinde ziyarete geldim. Bize yine mesajlar verdi. Burada atıkları sanata dönüştürmüş ve birbirinden güzel ürünler ortaya koymuş" dedi.
Halk eğitimden emekli oldu atıkları evinde sanata dönüştürdü
23 Kasım 2025 Pazar - 11:42 Halk eğitimden emekli oldu atıkları evinde sanata dönüştürdü Adana’nın Kozan ilçesinde halk eğitim merkezinden el sanatları öğretmeni olarak emekli olan Nadire Kuzu, bulduğu atıkları evinde sanata dönüştürüyor. Kozan Kalesi eteklerindeki evinin çevresini masal kahramanı Bremen Mızıkacıları, aslan ve leylek figürleriyle renklendiren Kuzu, doğada bulduğu ağaç dallarını, sandıklarda saklı duran etamin ve iğne oyalarını atık malzemelerle bir araya getirerek evinin bahçesini adeta açık hava sanat alanına dönüştürdü. Evli, dört çocuk ve üç torun sahibi 65 yaşındaki Nadire Kuzu, iki yıl içinde atık hortumları, mangal tellerini, pencere korkuluklarını ve sandıklarda saklı duran el işlerini ağaç ve plastik atıklarla buluşturarak masal kahramanlarından, ev aksesuarlarına kadar birçok eser ortaya çıkardı. Kuzu, su kabaklarını, salyangoz kabuklarını, eski sandıkları ve kozalakları sanata dönüştürdüğünü belirterek emeklilik sürecinin kendisine adeta terapi olduğunu söyledi. Kuzu "Emekli olduktan sonra gördüğüm her atığı sanata dönüştürmek bana iyi geliyor. Hem doğayı koruyorum hem de atıklar sanat eserine dönüşüyor" dedi. Evinin bahçesinde rengârenk bir dünyanın oluştuğunu ifade eden Kuzu, şöyle devam etti: "Eski sandıkları, fırın kapaklarını, atık bezleri, ağaç kabuklarını kendim tasarlıyorum. Halk eğitimden el sanatları usta öğreticisi olarak emekliyim. Evin önüne bir leylek yapmak isterken başladım bu işe. Bir atık lambader elime geçti, onu leyleğe dönüştürürken yuvasını yaptım. Sonra aslan, tavus kuşları, Bremen Mızıkacıları derken ortaya çok güzel işler çıktı. Su kabaklarını, ağaç ve kumaş dallarını, atık köpükleri kuş yuvasına dönüştürdüm. Emekli oldum, çocuklarım evlendi, torunlarım oldu. Burası benim huzur ve terapi merkezim. Arkadaş aramıyorum, bunları yaparak dinleniyorum. Görenler hayran kalıyor. Gençliğimizde nakışla terapi yapardık. Bizim çocukluğumuzda telefon yoktu, sosyal medya yoktu. Sanat ve el işiyle motive olurduk. Şimdi de bu el sanatını kendime terapi olarak kullanıyorum." Öğretmenini ziyaret eden Fatma Başıbüyük ise, "Halk eğitim kursunda öğretmenimdi. Öğretmenler Günü arifesinde ziyarete geldim. Bize yine mesajlar verdi. Burada atıkları sanata dönüştürmüş ve birbirinden güzel ürünler ortaya koymuş" dedi.
25. Uluslararası Antalya Piyano Festivali başladı
23 Kasım 2025 Pazar - 11:17 25. Uluslararası Antalya Piyano Festivali başladı Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde bu yıl 25’incisi düzenlenecek olan Uluslararası Antalya Piyano Festivali, "Sokakta Müzik Ziyafeti" etkinliği ile başladı. Attalos Heykeli önünde gerçekleşen etkinlikte Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İsmail Baha Sürelsan Konservatuvarı öğrencileri Antalyalılara müzik ziyafeti sundu. Bu yıl 25’incisi düzenlenen Uluslararası Antalya Piyano Festivali, konser salonlarının dışına taşarak kentin simge noktalarına da yayıldı. Festivalin açılışını duyurmak üzere Attalos Heykeli önüne kurulan sahnede "Sokakta Müzik Ziyafeti" etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İsmail Baha Sürelsan Konservatuvarı’nın farklı yaş gruplarındaki öğrencileri ve eğitmenleri birbirinden seçkin eserleri çaldı. Festival programı kapsamında düzenlenen konserlerde konservatuvarın piyano başta olmak üzere, enstrüman ve şan bölümü öğrencileri solo ve toplu performanslarla sahne aldı. Kent meydanı müzikle doldu Gün boyu devam eden programda öğrenciler, klasik eserlerin yanı sıra çok sesli düzenlemelerle de izleyicilerden alkış aldı. Kentin en işlek noktalarından biri olan Attalos Heykeli önünde gerçekleşen konseri yerli ve yabancı çok sayıda vatandaş ilgiyle izledi. Türkiye’nin en önemli kültür-sanat etkinliklerinden biri olan Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin açılış konseri, 27 Kasım Perşembe günü Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda gerçekleşecek. Konserde Türk müziğinin güçlü ve büyüleyici seslerinden biri olan Cem Adrian ve Antalya Devlet Senfoni Orkestrası sahne alacak.
Beyaz cennet Pamukkale, Asya ülkelerinden gelen turistlerin yoğun ilgisini çekiyor
23 Kasım 2025 Pazar - 11:16 Beyaz cennet Pamukkale, Asya ülkelerinden gelen turistlerin yoğun ilgisini çekiyor UNECSO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Pamukkale, binlerce yerli yabancı turistleri ağırlamaya devam ediyor. Özellikle Asya ülkelerinden gelen turistlerin yoğunluğu dikkat çekiyor. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Pamukkale travertenlerine yerli ve yabancı turistlerin ilgisi sürüyor. Havanın iyi olmasıyla birlikte bölge, turistlerin akın ettiği noktalardan biri haline gelirken binlerce ziyaretçiyi ağırlamaya devam ediyor. Travertenlerin bulunduğu alanda en fazla dikkat çeken ziyaretçi grubunu ise Asya ülkelerinden gelen turistler oluşturdu. Özellikle Güney Kore, Japonya, Çin ve Tayvan’dan gelen kafilelerin yoğunluğu bölgede hareketliliği artırdı. Ziyaretçiler, travertenlerin doğal güzelliğini yakından inceleyerek bol bol fotoğraf ve video çekti. "Burası bizim Çin’de gördüğümüz medeniyet gibi değil, burası daha güzel" Pamukkale travertenlerini çok beğendiğini ve Denizli’nin Çin’den daha güzel olduğunu belirten Çinli turist, "Pamukkale’yi çok beğendim. Ayrıca buraya geldiğimizden beri buranın insanlarıyla iç içeyiz. Denizli’nin insanları çok cana yakın. Burası bizim Çin’de gördüğümüz medeniyet gibi değil, burası daha güzel. Ortamı çok beğendim. Pamukkale çok güzel ve ayrıca rahat bir yer. Denizli’ye gelmeden önce tekstil ürünlerini duymuştum. Geldiğimde ise gerçekten de denildiği gibi tekstil ürünlerinin kalitesi çok güzelmiş" dedi. "Burası gerçekten kutsanmış bir yer gibi" Pamukkale’nin kutsanmış bir yer gibi olduğunu dile getiren Koreli turist, "Hava da çok güzel. Bu tarihi alanın doğayla bütünleşmiş hali ve insanların burada bir araya gelmesi gerçekten çok güzel. Burası gerçekten kutsanmış bir yer gibi. Bir gezi için geldik. İnternetten bakınca buranın Dünya Kültür Mirası olduğunu gördük ve bu yüzden ziyaret etmeye karar verdik. Hava çok güzel" diye konuştu.
Notaların Prensesi dünya listesinde
23 Kasım 2025 Pazar - 09:55 Notaların Prensesi dünya listesinde Yaşar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Müzik Akademisi mezunu 20 yaşındaki Nehir Özzengin, 14 uluslararası ödülünün ardından, dünyanın en prestijli yayınlarından Forbes’un Türkiye’nin geleceğini belirleyecek ’30 Altı 30’ listesine girmeyi başardı. Müzik eğitimine henüz 4 yaşındayken Yaşar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Müzik Akademisi öğrencisi olarak başlayan Nehir Özzengin’in disiplinli çalışması meyvesini verdi. İtalya, Belçika ve Sırbistan dahil birçok ülkeden 14 ödül kazanan 20 yaşındaki genç yetenek, dünyanın en büyük yayın kuruluşlarından Forbes’un ’30 Altı 30’ listesine giren en ilham verici sanatçılardan biri oldu. Özzengin, bu başarının yıllardır sürdürdüğü müzikal yolculuğunun en anlamlı simgesi olduğunu belirterek, Yaşar Üniversitesi’ndeki eğitiminin de büyük payı olduğunu vurguladı. Yaşar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Müzik Akademisi’nde 4 yaşındayken piyano eğitimine başlayan Nehir Özzengin, 15 yaşında en yüksek dereceyi alarak kabul edildiği Almanya’daki Karlsruhe Müzik Üniversitesi Piyano Bölümü’nde müzik ve sanat eğitimine devam ediyor. İlk piyano yarışması derecesini 9 yaşında elde eden Özzengin, bugüne kadar İtalya, Belçika, Sırbistan, Lüksemburg, Slovenya gibi birçok farklı ülkeden 14 müzik ödülü kazandı. 2018 yılında Elele Yılın En Başarılı Kadını Ödülleri’nde Güzel Sanatlar alanında halk oylamasıyla Türkiye’de Yılın En Başarılı Genç Kızı Ödülü’nü kazanan "Notaların Prensesi", ilham verici başarılara imza atmaya devam ediyor. "Müzikal yolculuğumun anlamlı bir simgesi" Genç yetenek Nehir Özzengin, dünyanın en büyük yayın kuruluşlarından Forbes dergisi tarafından, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek 30 yaş altı 30 gençten biri olarak seçildi. "30 Altı 30" listesinde girişim, spor, sanat ve bilim başta olmak üzere farklı alanlardan gençler yer aldı. Ödülünü, şarkıcı Emircan İğrek’in elinden alan Özzengin, duygu ve düşüncelerini şu şekilde ifade etti: "Forbes’un ‘30 Altı 30’ listesinde yer almak, 20 yaşında bir sanatçı olarak benim için hem gurur verici hem de derin bir motivasyon kaynağı. Bu ödül, dört yaşından beri piyano ve müzik hayatımda verdiğim emeğin, disiplinin ve özverili çalışmanın önemli bir yansıması. Müziğe ilk adım attığım günden bu yana, her prova, her sahne deneyimi ve her çalışma saatim beni bugünlere taşıdı. Bu nedenle bu ödül sadece bir başarı değil; yıllardır büyük bir tutkuyla sürdürdüğüm müzikal yolculuğumun anlamlı bir simgesi. Bu başarımda beni yetiştiren Yaşar Üniversitesi’nin de çok payı var. Bu ödül, hem sanatsal vizyonumu daha ileri taşımam hem de uluslararası alanda yeni projelerde yer almam için güçlü bir ilham kaynağı oldu. Müzik yolculuğuma aynı tutku ve kararlılıkla devam edecek, aldığım bu onuru daha büyük başarılara dönüştürmek için çalışmayı sürdüreceğim."
AGC’den İHA’ya 2 ödül
22 Kasım 2025 Cumartesi - 23:27 AGC’den İHA’ya 2 ödül Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin (AGC) 2024 Yılın Gazetecileri Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu. İHA muhabirlerinden Süleyman Ekin ve Suat Metin’in ödül aldığı gecede, meslek yasasına yönelik mesajlar verildi. Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin (AGC) 2024 Yılın Gazetecileri Ödülleri töreni Muratpaşa ilçesinde bir otelde gerçekleştirildi. Yarışmada İhlas Haber Ajansı muhabirlerinden Süleyman Ekin, "Namazı Kaçıran Cemaat Saldırganı Taşla Kovaladı" adlı çalışmasıyla En İyi Televizyon Haberi ödülünü aldı. Yılın En İyi Spor Fotoğrafı kategorisinde ise İHA muhabiri Suat Metin ise, "Gole Bakış" adlı fotoğrafıyla ödüle layık görüldü. "Gazetecilik meslek yasası şart" AGC Başkanı İdris Taş, açılış konuşmasında cemiyetin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Taş, gazetecilik meslek yasasının gerekliliğine vurgu yaparak, "Bugün Türkiye’de tüm meslek dallarının bir yasası, bir kuralı var. Maalesef şu an da Türkiye’de gazetecilik meslek yasası yok. Bu mesleğin kimlerin yapabileceği net bir şekilde belirlenmesi gerekiyor. Bir sabah kalkıyorsun, bir haber sitesi açılıyor, bu site çevreyi rahatsız ediyor. Türkiye’nin bütün illerinde aynı sorun var, gazeteciliği kimlerin yapabileceği belli olsa bu sorunu yaşamayız" dedi. "Gazetecilik toplumun vicdanı olmak demektir" Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Dirgen Özdemir ise gazeteciliğin kamu adına üstlendiği role dikkat çekerek, "Gazetecilik gerçeğin izini sürmenin, halkın haber alma özgürlüğünü yaşatmanın, toplumun vicdanı olmanın adıdır. Çoğu zaman görünmeyen, maddi ve manevi zorluklarla dolu yolculukta büyük bir cesaretle sorumluluk üstlenen kahramanlarsınız. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak, basın özgürlüğünü ve gazetecilerin çalışma şartlarının iyileştirilmesini demokrasimizin doğal bir gereği olarak görüyoruz" dedi. "Meslek yasası partiler üstü bir konudur" Eski Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, gazeteciliğin şehirlerin doğru tanıtılmasındaki katkısına değinerek, "Bir taraftan şehrimizde yaşayan herkesi doğru bilgilendirme sorumluluğu, diğer taraftan da bu güzel şehrimizi tüm dünyaya tanıtma sorumluluğu. Bu hepimizin sorumluluğu ama özellikle basın mensuplarının, gazetecilerin bu anlamda sorumluluğu çok daha etkili. İşte bu nedenle cemiyetin ve gazetecilerin güçlü olması gerekiyor. Biz gazetecilerin tarafsız ve bağımsız olmasını istiyorsak, güçlendirmemiz gerekiyor. Meslek yasası, sadece işini doğru bir şekilde yapan gazeteciler için gerekli değil, hepimiz için gerekli. Bugün sosyal medya dediğimiz olgunun, nasıl bir canavara dönüştüğünü hepimiz görüyoruz. Kendisini savunabilen varsa savunuyor, savunamayan varsa mağdur oluyor. Böylesine bilgi kirliliğinin olduğu bir yer de gerçekten gazetecilerimize çok önemli bir görev düşüyor. Meslek yasası partiler üstü bir kanundur, dolayısıyla böyle bir haklı talebi yerine getirmek için birlikte çalışmaya varız" ifadelerini kullandı. Ödüller sahiplerini buldu Konuşmaların ardından ödüller sahiplerini buldu. İHA Muhabiri Süleyman Ekin, "Namazı Kaçıran Cemaat Saldırganı Taşla Kovaladı" adlı çalışmasıyla En İyi Televizyon Haberi ödülünü İbradı Belediye Başkanı Hatice Sekmen ve AK Parti İl Başkanı Ali Çetin’in elinden aldı. İHA muhabiri Suat Metin’e ise "Gole Bakış" adlı çalışmasıyla Yılın En İyi Spor Fotoğrafı ödülünü Basın İlan Kurumu Antalya Bölge Müdürü İdris Cirit ve Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan takdim etti. Yazılı basında yılın gazetecileri kategorisinde; haber dalında Antalya Körfez Gazetesi’nden Ertuğrul Gün "Kaçak Turizm", araştırma-inceleme dalında Hürses Gazetesi’nden Ayla Çekiç, "Bu Bir İhbardır/YİKOB’dan Masallar/Sorumlular Ceza Alana Kadar Durmayacağız", röportaj dalında Akdeniz Manşet Gazetesi’nden Arzu Yavuz "Hedefi Antalya’yı Yeşilçam’a Çevirmek", köşe yazısı kategorisinde Antalya Ekspres Gazetesi’nden İhsan Coşkun "İSİAS", spor haberinde DHA’dan Semih Ersözler "Dedesinin İzinden Giden Belaruslu David Er Meydanında", ekonomi dalında ise Anadolu Ajansı’ndan Ayşe Yıldız "Tarımda Çığır Açacak Buluş" eseriyle ödüle layık görüldü. Televizyon kategorisinde program dalında ödüle değer eser bulunamazken, En İyi Görüntü dalında TRT Antalya’dan Ömer Ufuk Ulusoy "Karda Elektrik Arızaları" çalışmasıyla ödül aldı. Haber Fotoğrafı kategorisinde güncel haber fotoğrafı dalında Anadolu Ajansı’ndan Orhan Çiçek "Hayata Dokunuş", kültür-sanat haberi fotoğrafı dalında Akdeniz Gerçek Gazetesi’nden Nizamettin Özmen "Silyon’da Tarihi Dayanışma" eseriyle ödül aldı. Yılın Basın Fotoğrafı dalında ise AGC Üyesi Zülkif Yıldırım "Son Hamle" adlı fotoğrafıyla ödüle layık görüldü. Yılın Radyocusu kategorisinde TRT Antalya Radyosu’ndan Emre Altınışık "Tahtacılar Semah ve Mengi", sayfa tasarımında Antalya Körfez Gazetesi’nden Abdullah Yüksel "14 Şubat 2024 1. Sayfa" ve Antalya Lider Gazetesi’nden Hamiyet Salman "10 Eylül 2024 1. Sayfa" çalışmasıyla ödül aldı. Genç İletişimci Ödülü’ne AKİL Haber Ajansı’ndan Adilcan Özdemir ve Atakan Soylu "Engelleri Aşan Başarı Hikayesi" adlı çalışmayla, aynı ajansdan Kutay Tarık Akay da "Karanlığı Aydınlatan Kadınlar" eseriyle layık görüldü. Jüri Özel Ödülü’ne Anadolu Ajansı’ndan Bekir Bektaş "Selgeli Yörük Fatma", DHA’dan B. Levent Yenigün, Alparslan Çınar ve Burak Yalman da "Keçileri Çalınınca İnsanlara Küstü" adlı çalışmasıyla layık görüldü. Nuri Dağtekin Özel Ödülü ise basın ve edebiyat emekçisi Nuri Erkal’ın oldu. Törene AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Büşra Dirgen Özdemir, Antalyaspor Başkanı Rıza Perçin, milletvekilleri, belediye başkanları, başkan vekilleri, STK temsilcileri ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.