KÜLTÜR SANAT
Kuantum İstihbarat 2071 kitabı tanıtıldı 08 Şubat 2026 Pazar - 18:50:13 Prof. Dr. Ramazan Biçer ve Dr. Eda Alemdar’ın kaleme aldığı "Kuantum İstihbarat 2071" adlı kitap, diplomasi, akademi, yargı, kamu ve güvenlik alanından önemli isimlerin katılımıyla düzenlenen etkinlikle tanıtıldı. İstihbarat anlayışına yeni bir soluk kazandıran Kuantum İstihbarat 2071 kitabının tanıtımı, İstanbul’daki Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen etkinlikle gerçekleştirildi. Prof. Dr. Ramazan Biçer ve Dr. Eda Alemdar’ın kaleme aldığı kitabın tanıtımında diplomasi, akademi, yargı, kamu ve güvenlik alanından çok sayıda önemli isim bir araya geldi. Programa Pakistan’ın İstanbul Başkonsolosu Khawaja Khurram Naeem, Cumhuriyet Savcısı Yusuf Çakar, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Hüseyin Can, Eyüpsultan Kaymakamı Dr. Arslan Yurt, Pakistan Türkiye Dostluk Derneği Kurucu Başkanı ve Pakistan İstanbul Başkonsolosluğu Onursal Danışmanı Dr. Mian Waqar Badshah, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilciliği adına Muhammed Mustafa Şimşek, STM Savunma Teknolojileri Kıdemli Mühendisi Reha Biçer, sanatçı Ahmet Şafak ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Programda konuşan yazarlar Prof. Dr. Ramazan Biçer ve Dr. Eda Alemdar, kitapta geleceğin istihbarat anlayışını, kuantum teknolojilerinin güvenlik ve devlet yönetimine etkilerini ele aldıklarını belirtti. Biçer ve Alemdar, çalışmanın akademik ve stratejik alanda önemli bir referans kaynağı olmasını hedeflediklerini ifade etti. Dr. Eda Alemdar, "Bu kıymetli etkinlikle tanıtımını gerçekleştirdiğimiz Kuantum İstihbarat 2071; yapay zekâyı, bilinci ve güvenliği ayrı ayrı değil, aynı denklem içerisinde ele alan, geleceği yalnızca tahmin etmeye değil, bilimsel veriler ışığında anlamaya ve yönlendirmeye çalışan bir perspektif sunmaktadır. Bu nedenle ülkemizin bilinç araştırmaları ve kuantum yapay zekâ çalışmalarında bir araştırma merkezi haline gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu alanlara yapılacak yatırımlar yalnızca akademik ilerleme sağlamayacak, aynı zamanda güvenlik, teknoloji ve insanlık geleceği açısından kritik katkılar sunacaktır. Bugün atılan bu adımın yarının dünyasında bilimi yönlendiren ve geleceği okuyabilen ülkeler arasında yer almamıza katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum" dedi. Kitabın özgün bir çalışma olduğunu belirten Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Biçer, "Mevlana’nın ifadesiyle söylenenleri söylenmiş yeni bir şeyler söylemek lazım ilkesinden hareket ettik. Bize göre de özgün bir çalışma oldu. Bu çalışma geniş boyutta insanlığa yönelik bir katkı, aynı zamanda devletimize yönelik ve bilim dünyasında yeni ufuklar verir. Yeni düşüncelere kapı açma mahiyetinde bu çalışmamızı gerçekleştirdik. Daha geniş çaplı düşünebilmek, interdisipliner bir alanda fikir üretebilmek amacıyla bu çalışma sadece bir alana yönelik değil. Yapay zeka vardır, teoloji vardır, metafizik vardır ama onun yanında da fütürist yaklaşımla bu çalışma ele alındığı için okuyucularımızın hemen hemen her kesimi ve her kitleye hitap edebilecek bir yapıda olduğunu düşünüyorum. Pakistan’la ilgili çalışma Pakistanlı bir yazar bizim editörümüz oldu. Dolayısıyla kitabı tamamen gözden geçirdik. Çalışmanın daha ileriye yönelik Pakistan-Türkiye arasındaki stratejik işbirliklerine yol açabilecek bir mahiyet ve yapıda olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Sanatçı Ahmet Şafak, Kuantum İstihbarat 2071’in yalnızca teknik ya da akademik bir çalışma olmadığını vurgulayarak, "Daha önce kaleme aldıkları kuantum boyutundaki istihbarat kitabını çok daha geniş bir perspektifle bu defa Kuantum İstihbarat 2071’i yazdılar. Vizyonu biraz daha artık 2071’lere taşındı. Nöroscience dediğimiz nörobilimin sınırları içerisinde aslında Türk insanına yeni bir vizyon anlatmak ve tüm dünyaya bunu anlatmak noktasında çok önemli bir kitap ele aldılar" şeklinde konuştu. Katılımcılar da yaptıkları değerlendirmelerde, eserin Türkiye’nin gelecekteki güvenlik ve teknoloji vizyonuna katkı sağlayacağını vurguladı. Etkinlik, hatıra fotoğrafı çekimi ve kitap imza programının ardından sona erdi.
08 Şubat 2026 Pazar - 17:18 Kars Çıldır Gölü’nde buz üstünde muhteşem şölen Kars Çıldır Gölü Buz Şenliği renkli görüntülere sahne oldu. Doğal buz üzerinde Short Track ’Sürat Pateni’ ekibinin hız denemeleri nefes keserken, artistik buz pateni solo gösterisi ve senkronize takımı, gölün aynasında adeta süzülerek izleyenleri mest etti. Buz üzerinde yapılan kıran kırana buz hokeyi gösteri maçı ise seyircilerden büyük alkış topladı. Kars Çıldır Gölü’nün uçsuz bucaksız beyazlığı, tarihinin en renkli günlerinden birine şahitlik etti. Kars Valiliği koordinesinde düzenlenen "Çıldır Gölü Buz Şenliği" soğuk havada binlerce vatandaşın katılımıyla adeta iç ısıtan bir festivale dönüştü. Kars’ın kış turizmi potansiyelini dünyaya duyurmak ve bölgenin saklı değerlerini gün yüzüne çıkarmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlik, kristal buz tabakasının üzerinde görsel şölene sahne oldu. Buzun üstünde estetik ve hız Şenlik programı, buzun sadece bir kış dekoru değil, aynı zamanda devasa bir sahne olduğunu kanıtladı. İzleyiciler, modern kış sporları ve geleneksel motiflerin harmanlandığı etkinliklerde unutulmaz anlar yaşadı. Kafkas folklor ekibi ve yöresel folklor ekibinin gösterisiyle başlayan etkinlikte, sürat pateni ekibinin hız denemeleri nefes kesti, artistik buz pateni solo gösterisi ve senkronize takımının gösterisi ise izleyenleri büyüledi. Çıldır Gölü’nün buz tabakasının üzerinde oynanan buz hokeyi karşılaşması kıran kırana geçti. Buz hokeyi karşılaşmasının ardından Çıldır Gölü’nün sembolü haline gelen atlı kızakların yarışlarıyla festival adeta izleyenleri kendinden geçirdi. Festival daha sonra sona erdi. Öte yandan, festivale katılan milli sporcular ise buz üzerinde farklı bir deneyim yaşadıklarını kaydettiler.
08 Şubat 2026 Pazar - 17:15 Aliağa’da Türk Halk Müziği rüzgârı esti Aliağa Belediyesi Sanatevi (ASEV) Türk Halk Müziği Korosu (THM), Anadolu’nun farklı bölgelerinden seçilen birbirinden güzel eserlerle sahne alarak izleyenlere sanat dolu bir gece yaşattı. Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Öğretim Görevlisi ve ASEV Türk Halk Müziği Eğitmeni Dr. Ali Hikmet Gökçen yönetimindeki dev koro, profesyonel enstrüman ekibinin eşliğinde sergiledikleri sahne performanslarıyla büyük beğeni topladı. Türk Halk Müziği eserlerinin yanı sıra Azerbaycan halk müziğinden seçkilere de yer verilen konserde 22 parça, solo ve koro performanslarla seslendirildi. Konser sırasında sahneye davet edilen Aliağa Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Öztürk, Şefi Ali Hikmet Gökçen’e teşekkür çiçeği takdim etti. Ardından yaptığı konuşmasında koristlere, saz sanatçılarına, Şef Ali Hikmet Gökçen’e ve geceye katılan tüm sanatseverlere teşekkürlerini iletti. ASEV THM Korosu yeni konserlere hazırlanıyor Final performansı öncesinde konuşan Şef Ali Hikmet Gökçen, emeği geçenlere teşekkür ederek koronun yeni konser programlarını da duyurdu. Gökçen, "Ekim ayından bu yana sizler için hazırladığımız bir konserdi. Yaza kadar yeni konserlerimiz olacak, hepinizi bekliyoruz. Başta Aliağa Belediye Başkanımız Serkan Acar olmak üzere, Aliağa Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Serap Cerrahoğlu’na ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu akşam buradaki kalabalık, belediyemizin doğru ve akılcı kültür çalışmaları sayesindedir. Bizleri yalnız bırakmayan herkese arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum" dedi. Aliağa sanatseverleri buluşturan konser büyük alkış aldı "Felek Şad Olacak Günün Görmedim" ve "Ötme Bülbül Ötme" eserleriyle başlayan ve yaklaşık iki saat süren THM konseri, "Kavurma Koydum Tasa" ve "Sabunu Koydum Leğene" isimli eserlerle coşkulu bir final yaptı. Konser sırasında eserlere eşlik eden yöresel dans performansları ise izleyicilerden büyük alkış aldı.
Tavşanlı Höyük’te 4 bin 500 yıllık heykeller gün yüzüne çıktı
15 Eylül 2025 Pazartesi - 13:59 Tavşanlı Höyük’te 4 bin 500 yıllık heykeller gün yüzüne çıktı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Batı Anadolu’nun en büyük Tunç Çağı merkezlerinden Tavşanlı Höyük’te 4 bin 500 yıl öncesine tarihlenen mermer, kemik ve pişmiş topraktan yapılmış heykeller ortaya çıkarıldığını duyurdu. Batı Anadolu’nun en büyük Tunç Çağı yerleşimlerinden olan Tavşanlı Höyük’te yapılan kazılarda, günümüzden 4 bin 500 yıl öncesine tarihlenen heykeller bulundu. Mermer, kemik ve pişmiş topraktan yapılmış bu eserler, dönemin dini ve kültürel hayatına dair yeni ipuçları ortaya koyuyor. Kazılarda ayrıca, bir yapının ortasındaki ocağın çevresinde yan yana dizili 7 insan biçimli kil heykel keşfedildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesaplarından duyurduğu buluntularla ilgili yaptığı paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Batı Anadolu’nun en büyük Tunç Çağı merkezlerinden Tavşanlı Höyük’te bu yıl çok önemli keşiflere imza atıldı. Günümüzden 4 bin 500 yıl öncesine tarihlenen mermer, kemik ve pişmiş topraktan yapılmış heykeller ortaya çıkarıldı. Ocak etrafında yan yana bulunan 7 insan biçimli heykel, dönemin dini ritüellerine ışık tutuyor. Tamamlanmamış seramikler ise üretim süreçlerini anlamamızı sağlıyor. Henüz dar alanlarda yürütülen kazılar, Tunç Çağı’nın dini, kültürel ve ekonomik yaşamına dair eşsiz ipuçları sunuyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekiplerimiz başta olmak üzere çalışmaları yürüten değerli bilim insanlarına teşekkür ediyorum." Kazıların aralık ayı ortasına kadar sürmesi ve Tunç Çağı’na dair çok daha fazla bilgiye ulaşılması öngörülüyor.
Tarihi Haydarpaşa Garı Anadolu Yakası’nın yeni kültür ve sanat merkezine dönüşecek
15 Eylül 2025 Pazartesi - 13:55 Tarihi Haydarpaşa Garı Anadolu Yakası’nın yeni kültür ve sanat merkezine dönüşecek İstanbul’un simge yapılarından tarihî Haydarpaşa Garı dönüşüm projesinde Arkeopark ve Anadolu Yakası’nın ilk Arkeoloji Müzesi için devam eden çalışmaları yerinde takip etti. Bakan Ersoy, Tarihî Haydarpaşa Garı’nın pek çok alanda Anadolu Yakası’nın en büyük kültür sanat merkezi haline geleceğini vurguladı. İstanbul’un simge yapılarından tarihî Haydarpaşa Garı, artık yalnızca trenlerin kalkış noktası değil, aynı zamanda kültür ve sanatın da yeni durağı olacak. Haydarpaşa’da başlatılan dönüşüm projesiyle tarihî gar, performans sanatlarından arkeolojiye kadar pek çok alanda Anadolu Yakası’nın en büyük kültür sanat merkezi haline gelecek. Haydarpaşa’daki tren taşımacılığı ise devam edecek. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, tarihî Haydarpaşa Garı’nda hızla devam eden çalışmaları yerinde inceleyerek sürece ilişkin bilgiler aldı. Bakan Ersoy, incelemelerinin ardından sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda projenin tüm ayrıntılarını kısa süre içerisinde açıklayacaklarını vurguladı. "Proje Haydarpaşa’yı, kültür ve sanatla yeniden İstanbul’un kalbine taşıyacak" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Tarihî Haydarpaşa Garı’nın dönüşüm projesiyle ilgili olarak yaptığı paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Tarihî Haydarpaşa Garı, tren taşımacılığı sürerken kültürün ve sanatın da merkezi olacak. Tarihî yapıda başlattığımız büyük dönüşümü yerinde inceleyerek proje alanında sürece ilişkin bilgiler aldık. Anadolu Yakası’nı çok yakında yeni bir kültür ve sanat merkezine kavuşturacağız. Tarihî Haydarpaşa Garı’nda, gar hizmetleri sürerken bir yandan da performans sanatları merkezi, kütüphane, tematik müze, sergi salonları ve atölyeler İstanbul’umuza kazandırılmış olacak. Anadolu Yakası’nın ilk Arkeoloji Müzesi’ne de yine Haydarpaşa’da hayat vereceğiz. Aynı zamanda bir Arkeopark’a dönüşecek olan Haydarpaşa, 2018’de başlayan kazılarda ortaya çıkan binlerce yıllık eserlere de ev sahipliği yapacak. Kısa süre içerisinde tüm ayrıntılarını paylaşacağımız proje Haydarpaşa’yı, kültür ve sanatla yeniden İstanbul’un kalbine taşıyacak." Arkeopark olarak düzenlenecek Haydarpaşa, tarihseverleri binlerce yıllık kalıntılarla buluşturacak Haydarpaşa’daki dönüşüm kapsamında Anadolu Yakası’nın ilk Arkeoloji Müzesi de burada hayata geçirilecek. Kazılarda gün yüzüne çıkarılan tarihî eserler bu müzede sergilenecek. Haydarpaşa ayrıca bir Arkeopark olarak düzenlenecek ve tarihseverleri binlerce yıllık kalıntılarla buluşturacak. Ayrıca, proje kapsamında Haydarpaşa Garı’nda mevcut olan cami de korunacak. Yapı, restorasyon sonrasında da ibadete açık şekilde hizmet vermeye devam edecek.
92 yıl önce Ordu’da batmıştı: Rus şilebi dron ile görüntülendi, dalgıçlar gemiyi ilk kez keşfetti
15 Eylül 2025 Pazartesi - 13:47 92 yıl önce Ordu’da batmıştı: Rus şilebi dron ile görüntülendi, dalgıçlar gemiyi ilk kez keşfetti Ordu’da 1933 yılında batan gazyağı yüklü Rus şilebi dronla görüntülendi, dalgıçlar tarafından batıkta keşif dalışı yapıldı. Altınordu ilçesinde yaşayan fotoğraf sanatçısı Gökhan Kırca, geçen günlerde dron çekimi yaptığı esnada kıyıdan yaklaşık 120 metre uzaklıkta batık gemi kalıntısını fark etti. Batığı görüntüleyen Kırca, bu anları sosyal medya hesaplarında paylaştı. Bunun üzerine dalış eğitmeni Hakan Güney, beraberindeki 3 dalgıçla birlikte Rus şilebi batığına keşif dalışı gerçekleştirdi. "Batum’dan yola çıkan şilep burada fırtınada batmış" Tarih araştırmacısı ve yazar İbrahim Dizman, Ruslar tarafından ticari amaçla kullanılan şilebin 30 Kasım 1933’te Ordu’ya gazyağı getirdiği sırada fırtına nedeniyle battığını ifade etti. Dizman, "Bu gemi bazı kaynaklarda ‘Tana’ adıyla geçiyor ve Rus şilebi. Batum’dan yola çıkarak batıya gaz götürdüğü esnada burada fırtınaya yakalanıyor. Ordu’ya yaklaştığında Vona Limanı’na yaklaşmak ve fırtınayı orada atlatmak istiyor. Ama şu anda bulunduğumuz noktanın açıklarında kontrolü kaybediyorlar. Ordu’ya sığınmak istiyor ama bu noktada batıyor. Sabah olunca Ordulular geminin imdat düdüğünü duyarak geliyorlar. Bir gemici boğuluyor, diğerleri kurtarılıyor. Haftalarca burada misafir oluyorlar ve sonrasında başka Rus şilebi gelip onları alıyor" dedi. "Geminin bazı aksamları sökülerek satılmış" Mürettebatın haftalarca Ordu’da misafir olduğunu ve 1960’lı yıllarda bazı metal aksamlarının gerekli izinler dahilinde sökülerek satıldığını kaydeden Dizman, "Gemi uzun yıllar burada direkleri görünür halde yaşamış, 1960’lı yıllarda gerekli izinler alınarak direkleri ve bazı demir aksamları sökülerek satılmış. Bugün yaşı 70’in üzerinde olanlar o geminin direklerinin varlığını biliyorlar" diye konuştu. "Çok kez bu noktada çekim yaptım ancak gemiyi ilk kez gördüm" Fotoğraf sanatçısı Gökhan Kırca, farklı tarihlerde yaptığı uçuşlarda geminin görülmediğini, yamaç paraşütü yapan bir arkadaşının uyarısı sonucu sahilde dron çekimi yaptığı sırada batığı görüntülediğini belirterek, "Büyük bir gemi olarak görülüyor. Bunlar sosyal medyada paylaşınca güzel tepkiler aldım. Ben bilinen bir batık olduğunu zannediyordum ancak gelen binlerce mesaj üzerine bu geminin çok da bilinmediğini öğrendim. Gazete arşivlerinden bakıldığında 1933 yılında batan bir gemi olduğunu tespit ettik. Var olan bir batığı yeniden gündeme getirmek benim adıma mutluluk vericiydi" ifadelerine yer verdi. "Ordu’nun sualtı turizminin gelişmesine katkı sunmasını bekliyoruz" Dalış eğitmeni Hakan Güney ise batığın kıyıya çok yakın olduğunu belirterek, "Görüş çok yoktu ama teknenin başı ile arka kısmı ayrılmış. 3,5 metre genişliğinde güzel bir tekneymiş, güvertesi duruyor. Kamara kısmından arka tarafına doğru ilerledim. Tana isimli gemi derinlik olarak 2,2 metre derinliğe sahip. Kıyıdan ortalama 120 metre açıkta. Arkadaşlarımızla birlikte dalış gerçekleştirerek sualtı görüntüleri aldık. Batığın Ordu’da sualtı turizminin gelişmesine katkı sunacağını bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Arkeolojik kazılarla Kayseri’nin bilinmeyenleri ortaya çıkartılıyor
15 Eylül 2025 Pazartesi - 13:15 Arkeolojik kazılarla Kayseri’nin bilinmeyenleri ortaya çıkartılıyor Kayseri’de devam eden arkeolojik kazılarda şehrin bilinmeyenleri ortaya çıkartılıyor. ’Açık Hava Müzesi’ olarak tabir edilen ve tarihinde birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış kentte devam eden kazılarda şehrin bilinmeyen yönlerinin öğrenildiğini aktaran İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, "Kazılar yapıldıkça sürekli yeni veriler alıyoruz" dedi. 1067’de Selçuklu komutanı Afşin ile Türk hakimiyetine giren Kayseri; Selçuklu Devleti, Eratna Beyliği, Dulkadiroğulları, Kadı Burhanettin, Karamanoğulları ve Osmanlı Devleti dönemlerini yaşamış, başta Selçuklular olmak üzere her dönemde önemli bir Türk kültür merkezi oldu. İçinde hemen hemen bütün uygarlığa ait izleri halen barındıran ve ’Açık Hava Müzesi’ olarak tabir edilen Kayseri’de; birçok arkeolojik kazılar da yıllardır devam ediyor. Devam eden kazılarda sürekli yeni veriler alındığını ve bu sayede şehrin bilinmeyen yönlerinin öğrenildiğini aktaran İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, "Şehrimiz, gerçekten birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir. Yani her noktasında farklı bir değer bulabiliyorsunuz. Burada sürekli kazı çalışmaları var. Örneğin Kültepe’den başlayacak olursak; biliyorsunuz 1948 yılında Prof. Dr. Tahsin Özgüç hocamızın başlattığı kazılar aralıksız şekilde günümüze kadar devam etmiş. Daha sonra Prof. Dr. Kutlu Emre devam etmiş ve şu anda da Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu hocamızla beraber kazı çalışmaları devam ediyor. Kültepe’ye baktığımız zaman; aslında şehrimizin de tarihi anlamda ismini en çok duydukları, bildikleri yerlerden. Çünkü nedeni şu; Kültepe çok farklı özellikleriyle ön plana çıkıyor. Biliyorsunuz; biz şehrimizin sürekli ticaret şehri olduğundan bahsederiz ki; günümüze kadar nasıl bir ticaret geldiyse, Anadolu Selçuklular dönemindeyken çok önemli bir ticaretken ve Kültepe’nin bugünün, günümüzden 4 bin yıl öncesinin çok önemli bir ticaret merkezi. Şehrin hafızası ve belleğine baktığımızda, geçmişten gelen bir ticari geçmişi var ve bu devam ediyor. Bunu da biz; Kültepe’deki kazılardan açığa çıkan tabletler bize ticaretle ilgili önemli veriler sunuyor. Burada hangi ürünler alınıp satıldı, yani doğrudan yazı olduğu için ve Anadolu’da kullanılan ilk yazının merkezi olması açısından zaten Kültepe bu yönüyle ön plana çıkıyor. Yazı olduğu için o dönemden aktarılan bir bilgi değil, kaynağından bilgiye erişmemizi sağlıyor. Fikri hocamız her yıl yaptığı kazılarda çeşitli verilere ulaşıyor. Medya aracılığı ile ve sempozyumlar, makalelerde de değiniyor. Sadece ticaretle kalan bir kısım değil; Kültepe’de bizim Karum dediğimiz ticaretin yapıldığı nokta ve bunun dışında da şehrin olduğu, sarayın olduğu ve yönetim kesiminin olduğu alanlarda çalışmalar yapıyor. Kayseri’nin, şehrimizin bahsettiğimiz 5 bin yıllık ve 7 bin yıllık sürece ulaşan verileri ortaya koyuyoruz. Bu anlamda Kültepe çok önemli. Kil tabletler değil ama topraktan yapılmış kap, kacaklar var burada. Özellikle seramik dediğimiz bu eserler de dönemin sanat anlayışını çok üst düzey biçimde yansıtıyor. Kültepe’de çalışma yapıldıkça yeni veriler hep alıyoruz ve bu yeni verilerle şehrimizin bilinmeyen kısmını öğrenmiş oluyoruz" dedi. Kazıların uzun yıllar devam edeceğini de sözlerine ekleyen Dursun, "Fikri hocamızın kazıları devam ediyor ve inşallah uzun yıllar da devam edecektir. Farklı kazılar da var; Keykubat Sarayı kazısı, Selçuklu dönemine ait bir kazı. Burada da Prof. Dr. Erbaş hocamız tarafından kazılar gerçekleştiriliyor ama bu yıl bir ara verdiler, gelecek yıl inşallah çalışmalarımız devam edecek" ifadelerini kullandı.
Arkeolojik kazılarla Kayseri’nin bilinmeyenleri ortaya çıkartılıyor
15 Eylül 2025 Pazartesi - 13:06 Arkeolojik kazılarla Kayseri’nin bilinmeyenleri ortaya çıkartılıyor ’Açık Hava Müzesi’ olarak tabir edilen ve tarihinde birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış Kayseri’de devam eden arkeolojik kazılarda şehrin bilinmeyenleri ortaya çıkartılıyor. İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun; "Kazılar yapıldıkça sürekli yeni veriler alıyoruz" dedi. 1067’de Selçuklu komutanı Afşin ile Türk hakimiyetine giren Kayseri; Selçuklu Devleti, Eratna Beyliği, Dulkadiroğulları, Kadı Burhanettin, Karamanoğulları ve Osmanlı Devleti dönemlerini yaşamış, başta Selçuklular olmak üzere her dönemde önemli bir Türk kültür merkezi olmuştur. İçinde hemen hemen bütün uygarlığa ait izleri halen barındıran ve ’Açık Hava Müzesi’ olarak tabir edilen Kayseri’de; birçok arkeolojik kazılar da yıllardır devam ediyor. Devam eden kazılarda sürekli yeni veriler alındığını ve bu sayede şehrin bilinmeyen yönlerinin öğrenildiğini aktaran İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun; "Şehrimiz, gerçekten birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir. Yani her noktasında farklı bir değer bulabiliyorsunuz. Burada sürekli kazı çalışmaları var. Örneğin Kültepe’den başlayacak olursak; biliyorsunuz 1948 yılında Prof. Dr. Tahsin Özgüç hocamızın başlattığı kazılar aralıksız şekilde günümüze kadar devam etmiş. Daha sonra Prof. Dr. Kutlu Emre devam etmiş ve şu anda da Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu hocamızla beraber kazı çalışmaları devam ediyor. Kültepe’ye baktığımız zaman; aslında şehrimizin de tarihi anlamda ismini en çok duydukları, bildikleri yerlerden. Çünkü nedeni şu; Kültepe çok farklı özellikleriyle ön plana çıkıyor. Biliyorsunuz; biz şehrimizin sürekli ticaret şehri olduğundan bahsederiz ki; günümüze kadar nasıl bir ticaret geldiyse, Anadolu Selçuklular dönemindeyken çok önemli bir ticaretken ve Kültepe’nin bugünün, günümüzden 4 bin yıl öncesinin çok önemli bir ticaret merkezi. Şehrin hafızası ve belleğine baktığımızda, geçmişten gelen bir ticari geçmişi var ve bu devam ediyor. Bunu da biz; Kültepe’deki kazılardan açığa çıkan tabletler bize ticaretle ilgili önemli veriler sunuyor. Burada hangi ürünler alınıp satıldı, yani doğrudan yazı olduğu için ve Anadolu’da kullanılan ilk yazının merkezi olması açısından zaten Kültepe bu yönüyle ön plana çıkıyor. Yazı olduğu için o dönemden aktarılan bir bilgi değil, kaynağından bilgiye erişmemizi sağlıyor. Fikri hocamız her yıl yaptığı kazılarda çeşitli verilere ulaşıyor. Medya aracılığı ile ve sempozyumlar, makalelerde de değiniyor. Sadece ticaretle kalan bir kısım değil; Kültepe’de bizim Karum dediğimiz ticaretin yapıldığı nokta ve bunun dışında da şehrin olduğu, sarayın olduğu ve yönetim kesiminin olduğu alanlarda çalışmalar yapıyor. Kayseri’nin, şehrimizin bahsettiğimiz 5 bin yıllık ve 7 bin yıllık sürece ulaşan verileri ortaya koyuyoruz. Bu anlamda Kültepe çok önemli. Kil tabletler değil ama topraktan yapılmış kap, kacaklar var burada. Özellikle seramik dediğimiz bu eserler de dönemin sanat anlayışını çok üst düzey biçimde yansıtıyor. Kültepe’de çalışma yapıldıkça yeni veriler hep alıyoruz ve bu yeni verilerle şehrimizin bilinmeyen kısmını öğrenmiş oluyoruz" dedi. Kazıların uzun yıllar devam edeceğini de sözlerine ekleyen Dursun; "Fikri hocamızın kazıları devam ediyor ve inşallah uzun yıllar da devam edecektir. Farklı kazılar da var; Keykubat Sarayı kazısı, Selçuklu dönemine ait bir kazı. Burada da Prof. Dr. Erbaş hocamız tarafından kazılar gerçekleştiriliyor ama bu yıl bir ara verdiler, gelecek yıl inşallah çalışmalarımız devam edecek" ifadelerini kullandı.
On birinci Akçalar - Fadıllı İncir Festivali’nde lezzet şöleni
15 Eylül 2025 Pazartesi - 12:29 On birinci Akçalar - Fadıllı İncir Festivali’nde lezzet şöleni Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen 11. Akçalar-Fadıllı İncir Festivali bu yıl da renkli ve lezzetli anlara sahne oldu. Akçalar Göl Kıyısı’nda düzenlenen festivalde, incirli lezzetler yarışması ve üretici yarışmaları ile Bursa’nın dünyaca ünlü siyah inciri tanıtıldı. Nilüfer Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği Akçalar-Fadıllı İncir Festivali’nin 11’incisi, Akçalar Göl Kıyısı’nın doğal güzelliği eşliğinde düzenlendi. Bursa siyah incirinin tanıtımı ve üreticiyle vatandaşın buluşması amacıyla organize edilen festivale, Nilüfer Belediye Başkan Vekili Hafize Usturalı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu, Osmangazi Belediye Başkan Vekili Özge Kaya, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Meclisi Üyeleri, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, Akçalar Mahalle Muhtarı Salih Avcil, Fadıllı Mahalle Muhtarı Nail Gülmez, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı. Festival açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Hafize Usturalı, Bursa siyah incirinin sadece bir lezzet değil, tarih, kültür ve emekle bütünleşmiş bir simge olduğunu vurguladı. Usturalı, festivalin Akçalar ve Fadıllı halkının kültürünü, doğasını ve dayanışmasını tanıtma fırsatı sunduğunu belirterek, "Burada atılan her adım, yerel kalkınmanın, tarımsal üretimin, kırsal turizmin ve birlik ruhunun yansımasıdır. Toprağımıza sahip çıktıkça, emeğe değer verdikçe, geleceğe daha umutla bakabiliriz" dedi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu ise Bursa’nın tarım ve üretim kültürüyle Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olduğuna dikkat çekti. Gazioğlu, incirin bereketli toprakların en özel meyvelerinden biri olarak hem üreticiye kazanç sağladığını hem de kentin marka değerine katkıda bulunduğunu ifade etti. Konuşmaların ardından festival, Nilüfer Halk Dansları ekibinin renkli gösterileriyle devam etti. Festivalin en çok merak edilen etkinliklerinden olan "İncirli Lezzetler Yemek Yarışması" ve "En İyi İncir Yetiştiricisi Yarışması"nda kazananlar da belli oldu. Jüri üyeliklerini Rafet Bakoğlu, Cemal Adıgüzel, Ali Hikmet Alaşan, Pelin Hacer ve Selçuk İlhan’ın yaptığı "En İyi İncir Yetiştiricisi Yarışması"nda, Berre Kargılı üçüncü, Ramazan Şenbiçer ikinci ve İlker Koçoğlu birinci oldu. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun, Nilsader Yönetim Kurulu Başkanı, Bursa Aşçılar Derneği Necmettin Baştürk, şefler Tarık Nimet Kahrıman, Tarık Sevil Karaca ve eğitmen Aybiçe Taylak’ın jüri üyesi olduğu "İncirli Lezzetler Yemek Yarışması"nda ise birbirinden lezzetli 10 tarif dereceye girmek için yarıştı. Yarışmada Azbiye Tazefidan "Mutancana Yemeği" tarifiyle birinci, Beytiye Kaynar "Cızbana" tarifiyle ikinci, Maşide Kavuncu Keskin ise "İncir Dolması" yemeğiyle üçüncü oldu. Festivalde Roman Orkestrası ve sevilen grup Retrobüs sahne alarak, şarkılarıyla katılımcılara keyifli anlar yaşattı.
Burdur’da hobi olarak başladığı ahşap ustalığına belediyenin atölyesinde devam ediyor
15 Eylül 2025 Pazartesi - 12:24 Burdur’da hobi olarak başladığı ahşap ustalığına belediyenin atölyesinde devam ediyor Burdur’un Kızılkaya ilçesinde hobisini işi haline getiren ahşap ustası, geleneksel el sanatlarını yaşatmaya çalışıyor. Kızılkaya ilçesinde yaşayan ahşap ustası Hikmet Çalışkan 3 yıldır hobi olarak maket araçlar yapıyor. Evinde yaptığı hobisini şimdilerde Kızılkaya İlçe Belediye Başkanı İlkay Güngör’ün desteğiyle belediye atölyesinde gerçekleştiriyor. Aynı zamanda belediye personeli olan Çalışkan ortalama 1 günde araba maketlerini bitirerek sanatına devam ediyor. "Belediye başkanımız tarafından çeşitli ziyaretlerde hediyelik olarak götürülüyor" Yaptığı ürünlerin sadece maket değil, aynı zamanda ‘büyüklere oyuncak’ olarak görüldüğünü kaydeden Çalışkan, "Araba, kamyon, uçak, helikopter ve gemi gibi pek çok farklı modeli tamamen el işçiliğiyle üretiyorum, çalışmalarımda boya kullanmıyorum. Ahşap parçalar doğal yağlarla zeytinyağı, çörek otu yağı gibi yağlarla koruyor ve parlatılıyorum. Maketler evlerin ve ofislerin vitrinlerini süslüyor, belediye başkanımız tarafından çeşitli ziyaretlerde hediyelik olarak götürülüyor. Bu özel el sanatlarının zaman zaman yurt dışına da ulaştığı oluyor" dedi. "Bir günde el emeği bir maket" Bir kamyon ya da araba maketini en fazla bir günde tamamladığını belirten Çalışkan, "Ben bunu bir işten çok hobi olarak yapıyorum, gidebildiği yere kadar devam edeceğim. Küçük yaşlardan bu yana maket yapmaya olan ilgim belediye atölyesinde profesyonel bir noktaya taşındı. Küçüklüğümden kendi imkanlarımla kumandalı arabalar yapardım. Demirden ve tahtadan oyuncuklarla uğraşırdım. Şimdilerde ise hem geleneksel el sanatlarını yaşatıyorum hem de ilçeye özgü hediyelik ürünler kazandırıyor" şeklinde konuştu.
Babadağ’da 26.’sı düzenlenen geleneksel etkinlikte 10 ton keşkek ikram edildi
15 Eylül 2025 Pazartesi - 12:11 Babadağ’da 26.’sı düzenlenen geleneksel etkinlikte 10 ton keşkek ikram edildi Babadağ, hayırseverlerin katkılarıyla gerçekleştirilen 26. Geleneksel Keşkek Festivali ev sahipliği yaparken, Kapalı Çarşı Meydanında düzenlenen festivale Babadağ halkının yanı sıra Türkiye’nin dört bir yandan binlerce vatandaş katıldı. Aynı zamanda festivalde konuşan Babadağ Belediye Başkanı Murat Kumral, "Bu yıl festivalde, toplamda 10 ton keşkek yaptık, bunun içinde 2 ton et bulunuyor. İnşallah Babadağ keşkeğimizin Coğrafi İşaret Belgesini de alacağız. Biz keşkekte Babadağ olarak iddialıyız" dedi. Babadağ, 26. Geleneksel Keşkek Festivali’ne ev sahipliği yaptı. 12:00-16:30 saatleri arasında Kapalı Pazar Yeri Çarşı Meydanında gerçekleştirilen festivale, yerel halkın yanı sıra çevre illerden de binlerce kişi katıldı. Babadağ’ın tarihi ve kültürel zenginliklerini kutlamak amacıyla düzenlenen festivalde yöresel mutfağın vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan keşkek, katılım sağlayan vatandaşların beğenisi topladı. Katılımcılar, keşkek tadımı için uzun kuyruklar oluşturdu. Babadağ’ın meşhur keşkek yemeği, geleneksel yöntemlerle yerel halk tarafından pişirilerek ziyaretçilere sunuldu. Festivalde konuşan Babadağ Belediye Başkanı Murat Kumral, yaklaşık bu yıl 9-10 ton keşkeğin hazırlandığını ve toplamda 60 kazanda yapıldığını ifade etti. "Her yıl geliştirerek ve daha da büyüterek keşkek festivalimize devam edeceğiz" 26’ncısı düzenlenen Babadağ Keşkek Festivalinin katılımı yoğun olduğunu ifade eden Babadağ Belediye Başkanı Murat Kumral, "26’ncısını düzenlediğimiz Babadağ Keşkek Festivalimizde çok güzel bir katılım var. Babadağ’ımız havasıyla, suyuyla, doğasıyla çok güzel. Bizleri keşkek bahanesiyle birbirleriyle kavuşan, birleşen hemşerilerimiz oluyor. İstanbul’dan, İzmir’den ve Türkiye’nin dört bir tarafından gelen vatandaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Hayırsever iş adamlarımıza çok teşekkür ediyorum. Böyle bir etkinliği yapmamızda bizlere sebep oluyorlar. Her geçen yıl bizim için tecrübe oluyor ve bu yıl eksiğimiz pek görünmüyor. Her yıl geliştirerek ve daha da büyüterek keşkek festivalimize devam edeceğiz" dedi. "Toplamda 10 ton keşkek yaptık, bunun içinde 2 ton et bulunuyor" Toplamda yaklaşık 10 ton keşkek yapıldığını ve Babadağ Keşkeği için Coğrafi İşaret Belgesi’ni alınacağını belirten Başkan Kumral, "2 ton etten yapılan bu keşkeğimiz toplamda 9-10 tona kadar geliyor. 9-10 ton keşkeğimiz burada sevilerek, iştahlı bir şekilde ikram ediyoruz. Keşkek Festivalinin ilk başlangıcı 2-3 kazandı. Şuanda ise 60 kazana kadar çıktı. Keşkeğimizi tüm herkese tanıtıyoruz. İnşallah Coğrafi İşaret Belgesini de alacağız. Biz keşkekte Babadağ olarak iddialıyız. Çok güzel de ilgi görüyor" diye konuştu. Babadağ Belediye Başkanı Murat Kumral’ın ev sahipliğinde binlerce kişiyi ağırlayan festivale Vali Yardımcı Adnan Kayık, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ali Marım, İlçe Kaymakamı İlhan Kayaş, İl Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç, Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, Baklan Belediye Başkanı Yusuf Gülsever, Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, AK Parti İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, MHP İl Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, önceki dönem milletvekili Mehmet Yüksel, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Sayın Ekrem Boran, Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, BASİAD Başkanı Doğan Değirmenci, Avrupa Denizlililer Derneği Başkanı Ali İnceören, Babadağ protokolü, oda başkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Dünya birincisi hafızlardan Kırkağaç’ta Kur’an ziyafeti
15 Eylül 2025 Pazartesi - 12:00 Dünya birincisi hafızlardan Kırkağaç’ta Kur’an ziyafeti Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde 29 yıldır aralıksız süren Alifakı hayrı, bu yıl da hafızların Kur’an ziyafeti ve yoğun katılımla manevi bir buluşmaya dönüştü. Manisa’nın Kırkağaç ilçesi Alifakı Mahallesi’nde geleneksel hale gelen ve bu yıl 29’uncusu düzenlenen hayır programı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda dünya Kur’an-ı Kerim okuma birincileri, davetlilere unutulmaz bir Kur’an ziyafeti sundu. Kırkağaç Alifakı Mahallesi’nde düzenlenen programa Kırkağaç Kaymakamı Zafer Oktay, Belediye Başkanı Üstün Dönmez ve çok sayıda vatandaş katıldı. Öğle namazı öncesinde Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Dünya Birincileri Ahmet Yüksel ve Ferruh Muştuer ile TRT Kur’an-ı Kerim Okuma Birincileri Samet Acar ve Hüseyin Akbulut, ayrıca Ezan-ı Muhammedi Güzel Okuma Birincisi Selman Kızmaz, Mehmet Ali Özyaka, Hasan Hüseyin Türker, Yakup Açıkgöz ve Alifakı Camii İmam Hatibi Halil İbrahim Erguvan Kur’an-ı Kerim, ilahi ve mevlid okumalarıyla gönülleri mest etti. Öğle namazının ardından dualarla başlayan programda, katılımcılara yöresel yemeklerden çorba, nohut, güveç, keşkek, cacık, salata ve höşmerim ikram edildi. Etkinlik sonrası konuklar Alifakı Hazretleri’nin türbesini ziyaret ederek bolluk ve bereketli bir yıl için dua etti. Alifakı Mahallesi Muhtarı Burhanettin Topçu, "Bu yıl 29’uncusunu düzenlediğimiz Alifakı Hayrı’na farklı il ve ilçelerden yoğun bir katılım oldu. Misafirlerimiz bizleri onurlandırdı. Amacımız Alifakı Hazretleri’nin ruhaniyetini hoşnut etmek ve mahallemizi kaza ve belalardan Rabbimizin korumasını dilemektir. Allah dualarımızı ve hayrımızı kabul etsin" dedi.