KÜLTÜR SANAT
Samsun’da turizm dernekleri tek çatı altında birleşti: "Odak Samsun" 15 Nisan 2026 Çarşamba - 21:36:13 Turizm Haftası kapsamında Samsun’da faaliyet gösteren 9 turizm derneği, "Turizm Dernekleri Platformu" çatısı altında bir araya gelerek kentin turizm potansiyelini geliştirmek için ortak hareket etme kararı aldı. Samsun’da Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında Turizm Dernekleri Platformu buluşması gerçekleştirildi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen etkinlikte, turizm alanında faaliyet gösteren 9 dernek aynı çatı altında bir araya geldi. "Turizm Dernekleri Platformu" adıyla oluşturulan yapının, "Odak Samsun" mottosu ve turizm master planının eyleme dönüştürülmesi sürecinden hareketle, şehrin turizm potansiyelini daha görünür kılmak, kurumlar arası iş birliğini güçlendirmek ve ortak bir vizyon etrafında birleşmek amacıyla kurulduğu belirtildi. "Platform, şehrimizin sahip olduğu turizm potansiyelinden yola çıkılarak oluşturuldu" Etkinlikte ilk olarak konuşan Samsun Turizm ve İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Derya Ulusoy Güler, "Samsun; tarihi, doğası ve kültürel değerleriyle Karadeniz’in parlayan turizm şehirlerindendir. 19 Mayıs 1919’un başlangıç noktası olmasıyla Milli Mücadele’nin ilk adımının atıldığı şehir olan Samsun, aynı zamanda İstiklal Madalyası ile onurlandırılmış milli mücadelenin simge şehirlerinden biridir. Bu yönüyle Samsun yalnızca bir turizm kenti değil, aynı zamanda bir kahramanlık ve bağımsızlık şehridir. Sahilleri, doğası, termal kaynakları ve gelişen turizm altyapısıyla da önemli bir potansiyele sahiptir. Şehrimizin sahip olduğu turizm potansiyelinden yola çıkılarak oluşturulan bu platform, çok daha önceki dönemlere dayanan bir fikir birikiminin ürünü olmakla birlikte, Sayın Valimizin, Büyükşehir Belediye Başkanımızın ve İl Kültür ve Turizm Müdürümüzün turizme verdikleri güçlü destekten etkilenerek bugün bu anlamlı gecenin ortaya çıkmasına vesile olmuştur" dedi. "Samsun turizmi adına bir miladı başlatıyoruz" Turizm Dernekleri Platformu adına konuşan Turistik İşletmecileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Murat Toktaş, "Bugün, Samsun turizmi adına bir ilki gerçekleştiriyoruz. Belki de yıllardır eksik olan en kritik adımı atıyoruz: Aynı sektörün farklı parçaları olarak değil, aynı hedefin paydaşları olarak bir aradayız. Bugün burada sadece Turizm Haftası’nı kutlamıyoruz. Aynı zamanda Samsun turizmi adına bir miladı başlatıyoruz. İlk kez; sağlıktan spora, konaklamadan gastronomiye, acentelerden konaklama işletmecilerine ve turizm gazetemize kadar tüm paydaşlar, "Turizm Dernekleri Platformu" çatısı altında aynı masada, aynı hedef için buluşuyor. Ama artık şunu net söylemek zorundayız: Parça parça güçlü olmak yetmez. Birlikte güçlü olmazsak, sürdürülebilir başarı mümkün değildir. Değerli misafirler, turizm artık tek başına bir sektör değil. Turizm; ekonomi, şehir markası, istihdam ve kalkınmanın merkezidir. Ve açık bir gerçek var: Hiçbir kurum, hiçbir dernek, hiçbir işletme tek başına bir destinasyonu büyütemez. Ama kamu, yerel yönetimler ve sivil toplum el ele verdiğinde bir şehrin geleceği değişir. Bu noktada özellikle ifade etmek isterim: Sayın Valimizin, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın ve Sanayi ve Ticaret Odası Başkanımızın sektöre verdiği güçlü destek, bizler için yalnızca bir motivasyon değil, aynı zamanda geleceğe dair bir güven teminatıdır" diye konuştu. "Yeşil ekonomi alanında yatırım yapanlara mali destek" Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) Genel Sekreteri Mehlika Dicle, "Dünya Bankası ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmekte olan sosyal kapsayıcı yeşil geçiş kapsamında bir program ilan edilmiştir. Bölgemizdeki turizm sektörü işletmelerine, yeşil geçiş ya da yeşil ekonomi alanında yatırım yaptıkları takdirde, 2,5 milyon TL ile 7,5 milyon TL arasında, yapacakları yatırımlar için banka aracılığıyla finansman desteği sağlanacaktır. Bankadan kredi uygunluk belgesi alarak ajansımıza başvuru yapan projeler desteklenecektir. Bu projelerin önemli bir özelliği bulunmaktadır: Sadece yeşil geçiş yatırımı olması yeterli değildir; aynı zamanda sosyal kapsayıcı nitelik de taşımalıdır. Burada kastettiğimiz; kadın ve genç istihdamını gözeten, bu alanları destekleyen yatırımların öncelikli olarak gündemimizde yer alacak olmasıdır" şeklinde konuştu. "Master planını somut ve uygulanabilir hedeflere dönüştürdük" Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürü Süleyman Demirtaş, "Geçmişe bakıldığında, geçen yıl 17 Nisan’da bir süreci başlattık. Samsun Turizm Eylem Planı’nı, geniş bir katılımla o tarihte hayata geçirmiştik. Bir yıldır bu çalışmanın içerisindeyiz. Geçtiğimiz dönemde, Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan turizm master planını bir eylem planına dönüştürmek ve uygulanabilir kılmak için yoğun bir gayret gösterdik. Aslında master planı hazırlamak işin daha kolay tarafıdır; zor olan, bunu uygulamaya dönüştürmektir. Biz de master planını somut ve uygulanabilir hedeflere dönüştürdük" ifadelerini kullandı. "Pazarlama açısından bakıldığında elimizde çok fazla ürün var" Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yetkin Bulut, "Coğrafi açıdan bakıldığında Samsun, ender şehirlerden biridir. Türkiye’de, iki saatlik bir süre içerisinde hem kış turizmini hem de yaz turizmini deneyimleyebileceğiniz nadir illerden biridir.17 ilçemizi gezdiğimizde, turizm master ve eylem planı çalışmalarında gördük ki aslında çok ciddi bir envantere sahibiz. Pazarlama açısından bakıldığında elimizde çok fazla ürün var; esas problem, bu ürünleri doğru kitleyle, doğru zamanda buluşturabilmektir. Bu çerçevede değerlendirildiğinde, turizm master planı ile ortaya konan çalışmalar doğrultusunda Samsun’un turizmden en yüksek geliri elde edebilmesi için doğru bir planlama yapılması gerekmektedir. Ancak burada kritik bir nokta vardır: Tüm kurumlar son derece değerlidir. Bir kenti ileriye taşımak istiyorsanız, temel kurumların bir arada ve uyum içinde hareket etmesi gerekmektedir" açıklamasında bulundu.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 20:58 Sinema Genel Müdürü Birol Güven: "Sinema sektörümüzün turizmle çok yakından ilişkisi var" Kastamonu’da düzenlenen Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen panelde konuşan Sinema Genel Müdürü Birol Güven, "Sektörümüzün turizmle çok yakından bir ilişkisi var. 150’ye yakın ülkede, 1 milyara yakın insana düzenli olarak Türk dizilerini gösteriyoruz, satıyoruz. Dünyada 1 milyara yakın insan Türk dizilerini düzenli olarak seyrediyorlar. Dizilerin etkisi vardır. Ben yan etkisinin turizm olduğunu düşünüyorum" dedi. Kastamonu’da Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında turizm sektörünün paydaşlarını, protokol üyelerini ve öğrencileri bir araya getiren kapsamlı bir panel düzenlendi. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) Destinasyon Geliştirme Birim Başkanı Serkan Doğru’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Turizm Zirvesi" paneline Kastamonu Vali Yardımcısı Aydın Ergün, eski Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, Sinema Genel Müdürü Birol Güven, KUZKA Genel Sekreteri Mehmet Akif Eraslan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kerem Seven, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş ile çok sayıda davetli katıldı. "İstiklal Yolu Ankara Polatlı’ya kadar uzanacak" Panelin açılışında konuşan Kastamonu Vali Yardımcısı Aydın Ergün, İstiklal Yolu’nun sadece bir doğa sporu rotası olarak kalmaması gerektiğini vurgulayarak, "2008 yılından bu yana büyük çabalarla bir noktaya getirilen İstiklal Yolu, son yıllarda bir outdoor spor alanı haline geldi. Çankırı Valiliği ve Gençlik ve Spor Bakanlığımız ile görüşmelerimiz sürüyor. Önümüzdeki yıldan itibaren bu etkinliği Çankırı ile ortak yapacağız. İnebolu’da gemiyi karşılayıp, bayrağı Ilgaz sınırında Çankırı’ya devredeceğiz. Hedefimiz bu yolu Ankara Polatlı’ya kadar kesintisiz bir rota haline getirmek ve bu farkındalığı sürekli kılmaktır" dedi. "Tarih ve kültür turizmin temeli olmalı" Eski Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu ise, Kastamonu’nun tarihi derinliğine dikkat çekerek, turizmin bu köklü geçmiş üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirterek, "Bu coğrafyada Paflagonyalılardan başlayarak Hititler, Frigler ve Perslere kadar uzanan muazzam bir tarih var. Milli Mücadele döneminde Gazi Mustafa Kemal’in kararıyla cephanenin İnebolu üzerinden Anadolu’ya taşınması, Kastamonu’nun bu vatanın meşakkatini yüreğinde nasıl hissettiğinin kanıtıdır. Bütün sektörlerin arka planında bu tarih panosu yer almalıdır" diye konuştu. "Dizilerin en önemli yan etkisi turizmdir" Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven de sinemanın tanıtımdaki gücüne değinerek, "Gezen Sinema’nın asıl amacı olarak şehirlerin merkezi değil, ilçelere daha çok zaman ayırıyoruz. Sinema gittiği yeri şenliğe çevirir. İnşallah bizim tırımız da Kastamonu merkezde Turizm Haftasını bir şenliğe çevirmeye vesile olur. Türkiye’nin çok önemli mekanlarını, Türkiye’nin değerlerini gastronomisini tanıtmak için dizileri kullanmaya başladık. Mini diziler çekiyoruz. Bizim sektörümüzün turizmle çok yakından bir ilişkisi var. Biz 150’ye yakın ülkede, bir milyara yakın insana düzenli olarak Türk dizilerini gösteriyoruz, satıyoruz. Dünyada 1 milyara yakın insan Türk dizilerini düzenli olarak seyrediyorlar. Dizilerin etkisi vardır. Ben yan etkisinin turizm olduğunu düşünüyorum. Sanatın temeli sipariştir. Sipariş olmadan sonuca ulaşamayız. Portakal üreticileri portakal suyunun kahvaltıda içilmesini Hollywood’a sipariş ettiler. Diz çöküp tektaşla evlenme teklifini Hollywood’a sipariş ettiler. Bugün bizim geleneğimize dönüşün çok önemli detaylar var. Turizm ya da kültürel değerlerin sinema yoluyla aktarılması için bizim çalışmamız gereken şey sipariştir. Sipariş kelimesi üzerinde biraz zaman ve emek harcamamız gerekiyor" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından paneldeGençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Daire Başkanı Burak Mumcu tarafından "Türkiye’nin spor turizmi potansiyeli", Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Başkanı Fatih Seyran tarafından "sağlık turizmi", iş insanı Elif Boyner tarafından "Halka projesi: Kırsal turizm" ve Miray Cruises Yöneticisi Hakan Yılmazer tarafından "Karadeniz’de kruvaziyer turizmi" konularında sunumlar gerçekleştirildi Program, protokol üyeleri tarafından konuşmacılara plaket takdim edilmesiyle sona erdi.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 18:03 Tekirdağ’da Turizm Haftası’nda el sanatları sergisi Tekirdağ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü öncülüğünde, Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında "El Sanatları Sergisi" düzenlendi. Sergi, Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Kültürel mirasın yaşatılması ve geleneksel sanatların tanıtılması amacıyla gerçekleştirilen sergide, ustaların el emeği göz nuru eserleri sergilendi. Sergide özellikle el dokuma ürünleri ile çini sanatının özgün örnekleri dikkat çekti. Geleneksel dokuma teknikleriyle hazırlanan kumaşlar, kilimler ve çeşitli tekstil ürünleri ziyaretçiler tarafından ilgiyle incelenirken; çini sanatının zarif motiflerle süslenmiş tabak, vazo ve dekoratif eserleri de sergiye estetik bir zenginlik kattı. Etkinlikte ayrıca el sanatları ustalarının üretim süreçleri ve kullanılan geleneksel teknikler hakkında ziyaretçilere bilgi verildi. Vatandaşlar, geçmişten günümüze aktarılan bu sanatların nasıl ortaya çıktığını yakından görme fırsatı buldu. Etkinliğe Süleymanpaşa Kaymakamı Nedim Tunçer, Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürü Abdülaziz Yeniyol, İl Kültür Turizm Müdürü Ömer Faruk Karaküçük ve Tekirdağ Halk Eğitim Müdürü Erdem Zeray da katıldı. Protokol üyeleri sergi alanını gezerek el sanatları ustalarından çalışmalar hakkında bilgi aldı. Sergi, hafta boyunca ziyaretçilere açık olacak
Defineciler tarafından parçalara ayrılmak istenen 1800 yıllık ’Kibele heykeli’ İçkale Müzesinde sergileniyor
07 Kasım 2025 Cuma - 10:53 Defineciler tarafından parçalara ayrılmak istenen 1800 yıllık ’Kibele heykeli’ İçkale Müzesinde sergileniyor Diyarbakır Müzesinin "Medeniyetler Yolu" Projesi kapsamında, defineciler tarafından parçalara ayrılmak istenirken jandarma tarafından kurtarılan ardından 1935 yılında Şanlıurfa’dan getirilen, kireç taşından yapılmış olan 1800 yıllık Kibele heykeli, restore edilerek müze bahçesinde sergilenmeye başlandı. 1934 yılında kurulan ve Türkiye’nin en eski müzelerinden biri olan Diyarbakır Müzesi, "Medeniyetler Yolu" Projesiyle depolarında bulunan eserleri ziyaretçilerin ilgisine sunmaya devam ediyor. Proje kapsamında dokuz heykel müze bahçesinde yerini aldı. Bu eserlerden biri de 1935’te Şanlıurfa’dan müzeye getirilen, Kibele’yi tasvir ettiği düşünülen 1800 yıllık kireç taşı heykeli. Heykel, müzeye getirildikten sonra restoratörler tarafından yapılan titiz çalışmalar sonucunda baş kısmı gövdesine birleştirilerek yeniden bütün hale getirildi. Eser, Medeniyetler Yolu" Projesi kapsamında müze bahçesinde ziyarete açıldı. Defineciler parçalara ayırmak istemiş Diyarbakır Müze Müdür Vekili Müjdat Gizligöl, heykelin geçmişte defineciler tarafından çalınmak istenirken üç parçaya ayrılmak üzere kesilmeye çalışıldığını, ancak jandarma ekiplerinin müdahalesiyle kurtarıldığını belirtti. Gizligöl, Medeniyetler Yolu Projesi çerçevesinde 9 heykeli müze bahçesinde sergilemeye başladıklarını aktardı. Gizligöl, "Bu heykellerden biri, 1935 yılında Şanlıurfa’dan müzemize getirilen kireç taşından yapılmış çok değerli bir eserdir. Diyarbakır Müzesi, 1934 yılında kurulduğu için Türkiye’nin en eski müzelerinden biridir. Kuruluş döneminde, bölgedeki tek müze olma özelliğini taşımaktadır. O yıllarda Şanlıurfa, Elazığ, Malatya, Bingöl ve Mardin gibi çevre illerde henüz müze bulunmadığından, Diyarbakır Müzesi aynı zamanda bölge müzesi olarak da görev yapmıştır. Bu nedenle çevre illerden, gerek kazılar gerekse kaçakçılık olayları sonucunda ele geçirilen tarihi eserler müzemize getirilmiştir. Bu eserlerden biri de 1935 yılında Urfa’dan getirilen, oldukça nadide bir heykeldir. "Medeniyetler Yolu" Projemiz kapsamında bu eseri de bahçemizde sergilemeye başladık. Heykel kireç taşından yapılmıştır. Ancak, eserin geçmişinde üzücü bir olay yaşanmıştır. Kültür varlıklarına zarar veren defineciler veya kaçakçılar tarafından bulunmuş ve çalınmak amacıyla parçalara ayrılmaya çalışılmıştır. Heykelin arka kısmında, bu parçalama girişimine dair iki iz bulunmaktadır. Kaçakçılar, ilk aşamada baş kısmını kesmiş, ikinci kısma geçtikleri sırada ise jandarma tarafından yakalanmışlardır. Böylece eser tamamen tahrip olmadan kurtarılmış ve 1935 yılında müzemize getirilmiştir. Heykelin baş kısmı gövdeden ayrı olduğu için, restoratörlerimiz titiz bir çalışma yürütmüş ve heykeli başarıyla birleştirmiştir. Bugün eserimiz, Medeniyetler Yolu Projemiz kapsamında bahçemizde bütün haliyle sergilenmektedir" dedi. Kökeni Neolitik Döneme dayanıyor Eserin, Şanlıurfa taşından yapılmış dikdörtgen formda bir heykel olduğunu dile getiren Gizligöl, şu ifadeleri kullandı: ’’Derin, yuvarlak bir nişin içinde kadın figürü yer almaktadır. Bu figürün yüksek ihtimalle Kibele olduğu düşünülmektedir. Kibele’nin diğer örnekleriyle karşılaştırıldığında bu figürün onlarla büyük benzerlik gösterdiği görülmektedir. Figürün ön kısmında, iki çocuk figürü bulunmaktadır; kollar göbek hizasında birleşmiş şekilde tasvir edilmiştir. Ne yazık ki figürlerin yüz kısımları tahrip olduğundan, çocuklar hakkında ayrıntılı bilgiye sahip değiliz. Kibele kültü, kökeni Neolitik Döneme uzanan çok eski bir inanç sistemine aittir. Bu kültün en erken örnekleri Çatalhöyük’te görülmektedir. Neolitik dönemden günümüze kadar hemen her uygarlıkta ve bölgede figür olarak karşımıza çıkmaktadır. Birçok medeniyet ve imparatorlukta Kibele ya da ona benzer figürler görülür. Son olarak, tüm vatandaşlarımıza kültür varlıkları konusunda duyarlı olmaları çağrısında bulunmak istiyoruz. Herhangi bir yerde kültür varlığına rastlanması durumunda, en yakın müzeye bilgi verilmesi büyük önem taşımaktadır."
Akbank Şehrin İyi Hali’nin 11’inci yılında gençleri gönüllülükle buluşturdu
07 Kasım 2025 Cuma - 10:38 Akbank Şehrin İyi Hali’nin 11’inci yılında gençleri gönüllülükle buluşturdu Akbank’ın gençleri gönüllülükle buluşturan toplumsal fayda programı Şehrin İyi Hali, 2025 dönemini başarıyla tamamladı. 9 sivil toplum kuruluşunun iş birliğiyle yürütülen program kapsamında 615 gönüllü genç çevre ve sosyal kapsayıcılık alanlarında sahada aktif rol alarak toplumsal dayanışmaya katkı sağladı. Şehrin İyi Hali, 3 Kasım’da gerçekleşen Madrigal konseriyle sona erdi. Akbank’ın gençlerin topluma aktif katılımını teşvik eden, gönüllülüğü bir yaşam biçimine dönüştürmeyi ve daha geniş bir etki alanı oluşturmayı amaçlayan Şehrin İyi Hali programı yeni dönemini tamamladı. Bu dönemde de gençleri çevreden sosyal kapsayıcılığa, afet dayanıklılığından hayvan haklarına uzanan farklı alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla buluşturan Şehrin İyi Hali, gençlerin gönüllülük yoluyla toplumsal konularda farkındalık kazanmasına ve sahada aktif rol almasına olanak tanıdı. Toplam 6 bin 623 başvurunun yapıldığı 25 etkinliğe 215 üniversiteden 18-22 yaş arası 615 gönüllü genç katıldı. Projeleri tamamlayan gençlere gönüllülük sertifikaları verildi. Şehrin İyi Hali, 3 Kasım’da IF Beşiktaş’da düzenlenen ve 1000 kişinin katıldığı Madrigal konseriyle keyifli bir finale ulaştı. Şehrin İyi Hali programına bu yıl oyuncu Serenay Sarıkaya ve sevilen müzik grubu Madrigal destek verdi. Gençlerle sahada buluşarak onlara ilham veren sanatçılar, gönüllülüğün gücünü paylaşarak farkındalığın artmasına katkı sağladı. Sarıkaya, Kurtaran Ev Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, gönüllü gençlerle birlikte çalışarak korunmaya muhtaç hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesine katkı sağladı, gençlerle kendi deneyimlerini paylaştı. Madrigal üyeleri ise Türkiye Down Sendromu Derneği ile düzenlenen atölyelerde gönüllü gençler ve Down sendromlu bireylerle bir araya gelerek ihtiyaç sahibi aileler için "Hayata Merhaba" paketleri hazırladı ve pizza atölyesinde mutfağa girerek gönüllülük deneyimini paylaştı. Grup ayrıca, Çorbada Tuzun Olsun Derneği etkinliğine katılarak gönüllülerle birlikte yemek dağıtımında yer aldı ve toplumda evsizlik konusuna dikkat çekti. Konu hakkında değerlendirmede bulunan Akbank Marka ve İletişim Başkanı Beril Alakoç, "2015 yılından bu yana aralıksız devam eden Şehrin İyi Hali, on binlerce genci gönüllülükle tanıştırdı ve gençlerin gönüllülük aracılığıyla topluma değer kattığı, aynı zamanda kendilerini keşfettikleri güçlü bir platform haline geldi. Her yıl daha fazla gence ulaşarak gönüllülüğü yaygınlaştırmak ve bu bilinci kalıcı bir kültüre dönüştürmek için çalışıyoruz. Gençlerin enerjisi, katılımı ve oluşturdukları etki, geleceğe dair en büyük umudumuz" dedi. Yapılan açıklamaya göre, bu yıl Şehrin İyi Hali kapsamında gençler, farklı sosyal sorumluluk alanlarında faaliyet gösteren 9 sivil toplum kuruluşuyla bir araya geldi. Akbank gönüllüleri de sahada gençleri yalnız bırakmadı ve deneyimlerini onlarla paylaştı. Çorbada Tuzun Olsun Derneği ile evsiz bireyler için yemek hazırlanması ve dağıtımına destek olundu. Kurtaran Ev Derneği ile korunmaya muhtaç hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesine, TURMEPA iş birliğiyle gerçekleştirilen kıyı temizliği etkinliklerinde ise deniz ekosisteminin korunmasına katkı sağlandı. Buğday Derneği iş birliğiyle ekolojik çiftlikte gerçekleştirilen fidan dikimi, üretim ve hasat çalışmalarıyla sürdürülebilir yaşam konusunda farkındalık oluşturuldu. Türkiye Down Sendromu Derneği ile düzenlenen atölyelerde gönüllüler, Down sendromlu bireylerle bir araya gelerek "Hayata Merhaba" paketleri hazırladı, birlikte mutfağa girip pizza yaptı ve fırsat eşitliği konusunda farkındalık kazandı. Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) aracılığıyla afet dayanıklılığı ve psikolojik sağlamlık eğitimleri gibi bir çok eğitim düzenlendi, DEM Derneği ile işaret dili eğitimleri verildi ve Hayat Tamircisi etkinliklerinde hayvanlar için özel yürüteçler tasarlandı. Banka, "Sürdürülebilirlik hepimiz için" anlayışıyla, insanı merkezine alan bir yaklaşımla toplumsal fayda üretmeye devam ediyor. Şehrin İyi Hali de bu yaklaşımın en güzel örneklerinden biri olarak, gençlerin gönüllülük yoluyla oluşturduğu etkiyi geleceğe taşıyor.
Hamam olarak yapılıp camiye dönüştürülen tarihi yapı 700 yıldır ayakta
07 Kasım 2025 Cuma - 10:35 Hamam olarak yapılıp camiye dönüştürülen tarihi yapı 700 yıldır ayakta Eskişehir’de hamam olarak inşa edilen ve daha sonra camiye çevrilen Ak Camii 700 yıldır ayakta kalarak adeta tarihe meydan okuyor. Eskişehir’in Tarihi Odunpazarı bölgesinde olan ve 1318 yılında hamam olarak inşa edilen yapı daha sonra camiye çevrildi. Soğukluk, ılıklık ve sıcaklık olarak 3 bölümden oluşan hamam daha sonra camiye çevrilmek için havuzunun üzeri ahşap malzemelerle kapatıldı. 700 yılı aşkında zamandır ayakta olan ve vatandaşa hizmet veren cami tarihi dokusunu da korumaya devam ediyor. Tarihi camiinin taş duvarları ise horasan yöntemi ile yumurta akı ile karışan harçla örüldüğü için yazları serin, kışları ise sıcak bir ortam sunuyor. "Osmanlı’dan önce kurulmuş bir cami, 700 yılı aşan bir geçmişi var" Cami Dernek Başkanı Ahmet Şekercioğlu cami hakkında, "Osmanlı’dan önce kurulmuş bir cami burası. 700 yılı aşan bir geçmişi var. O dönemde Eskişehir küçük bir yermiş, Kütahya’ya bağlıymış. Cami, Kütahyalı İshak Fakı isimli bir bey tarafından yaptırılmış. Aynı zamanda kendisi muhtemelen bir ilim adamıymış, çünkü o dönemde din âlimlerine "fakih", halk arasında da "fakı" denirmiş. İshak Fakı, Kütahya’da da bir cami yaptırmış, orada da bir eseri var. Bu cami tarihi bir yapı. Başlangıçta hem imam evi hem hamam olarak inşa edilmiş. Şu anda bulunduğumuz kısım giriş katıymış ve buraya "soğukluk" denirmiş. İnsanlar burada soyunur, eşyalarını koyarlarmış. Daha sonra "ılıklık" denen bölüme geçilirmiş; burada biraz terler gibi olurlarmış. Giriş katının üzerindeki, kubbeli kısım ise "sıcaklık" olarak adlandırılırmış. Sağda ve solda imam odaları varmış, o odalarda da ateş yakılırmış. O dönemde caminin girişi, mihrabın olduğu yerdenmiş. Daha sonra hamama çevrilince bu bölüm mescidin kendisi haline gelmiş" dedi. "Duvarları kalın, taştan yapılmış" Duvarların yapılışı hakkında konuşan Şekercioğlu, "Benim çocukluğumda burası bir kez tamir edilmişti. O zamanlar ortada bir havuz duruyordu, üzerini tahtayla kapatmışlardı. Yapı kayadan, taştan yapılmış. Bugünse binalar çimento ve demirle yapılıyor. Onların ömrü ortalama yüz yıl kadar. Yüzyıl geçince çimento ve demir birbirinden ayrılmaya, ufalanmaya başlıyor. Ama Osmanlı camileri, yüzyıllardır dimdik ayakta. Bu cami de onlardan biri. Bakın, 700 yıldır ayakta. Duvarları kalın, taştan yapılmış. Taşları birbirine bağlayan malzeme de "horasan" denilen bir tür çimento. Bu harcı yaparken yüz binlerce yumurtanın akını karıştırırlarmış" ifadelerini kullandı. "Eskişehir’in en eski camilerinden biri" Burada ibadet etmek için her gün toplam 2 kilometre yol yürüyen cami cemaatinden Hamir Mükerrimçakır ise şöyle konuştu: "Biz camiye yaz kış sürekli gelmeye çalışıyoruz, uzak olmasına rağmen. Adliyenin üst tarafında, Alanı Mahallesi’nde yer alıyor. Yaklaşık bir kilometre mesafe var, yürüyerek geliyoruz. Ama burası gerçekten farklı bir cami. Duvarları çok kalın, yapısı çok sağlam. Yazın içerisi klimalı gibi serin oluyor. Kışın da duvar kalınlığından dolayı sıcak kalıyor. Çok güzel bir cami. Bildiğim kadarıyla eskiden hamammış, sonradan camiye çevrilmiş. Tarihi oldukça eski; 1300’lü yılların başları, sanırım 1328 civarı. Tam tarihini hatırlamıyorum ama şu anda Eskişehir’in en eski camilerinden biri. Alaeddin Kurşunlu Camisi olarak biliniyor. Üç eski camiden biri. Ferahlığı, güzelliği, çevresinin temizliğiyle gayet güzel bir cami."
Manavgat Zeytin ve Zeytinyağı Festivali’nin ikincisi 8 Kasım’da başlıyor
07 Kasım 2025 Cuma - 10:27 Manavgat Zeytin ve Zeytinyağı Festivali’nin ikincisi 8 Kasım’da başlıyor Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen ve hem üreticilerden hem de vatandaşlardan büyük ilgi gören Manavgat Zeytin ve Zeytinyağı Festivali, bu yıl 8-9 Kasım 2025 tarihlerinde ikinci kez gerçekleştirilecek. Festival, 8 Kasım Cumartesi günü saat 10.00’da Cumhuriyet Meydanı’ndan kortej yürüyüşüyle başlayacak. Ardından 10.30’da Atatürk Kültür Merkezi (AKM) önünde düzenlenecek törenle festivalin resmi açılışı yapılacak. AKM’de gün boyunca halk oyunları gösterileri, çocuklar için zeytin temalı atölyeler, yüz boyama ve şişme oyun alanları ile çeşitli workshop ve tadım etkinlikleri gerçekleştirilecek. Türkiye Aşçılar Federasyonu şeflerinin katılımıyla zeytinyağlı yemek yapımı ve tadım etkinlikleri düzenlenecek. Aynı gün öğleden sonra Saraçlı Mahallesi’nde, köylü kadınların taş üzerinde zeytin kırma ve zeytinyağı pişirimi gösterileri, yöresel ikramlar ve konserle festival coşkusu köylere taşınacak. Festivalin ikinci günü olan 9 Kasım Pazar ise, Çiftçi Danışma ve Eğitim Merkezi’nin açılışı, tadım etkinlikleri, halk oyunları gösterileri ve Ayhan Rüzgar’ın stand-up performansıyla tamamlanacak. "Bereketinin, barışın ve direncin simgesidir" Festival öncesi Manavgat Şelalesi’nde basın mensuplarına yönelik festival lansmanı düzenlendi. Lansmana, çok sayıda basın mensubu ve sektör paydaşları katıldı. Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek, lansmanda yaptığı konuşmada, festivalin amaç ve kapsamına ilişkin bilgiler verdi. Çiçek, "Geçtiğimiz yıl birincisini düzenlediğimiz Manavgat Zeytin ve Zeytinyağı Festivali, hem üreticilerimizden hem de vatandaşlarımızdan gördüğü ilgiyle bizleri çok mutlu etti. Bu yıl, aynı heyecan ve kararlılıkla festivalimizin ikincisini düzenliyor olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu festival yalnızca bir etkinlik değil; Manavgat’ın tarımsal potansiyelini, yerel değerlerini ve üretici gücünü görünür kılma çabasının bir sonucudur. Zeytin, binlerce yıllık geçmişiyle bu toprakların bereketinin, barışın ve direncin simgesidir" ifadelerini kullandı. Çiçek, "Kamuoyunda çok bilinmese de Manavgat, aynı zamanda önemli bir zeytin şehridir. Bu festival, ilçemizin bu alandaki gücünü Türkiye’ye tanıtma açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. "Üreticiye destek, geleceğe yatırım" Zeytin ve zeytinyağının yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda bir yaşam kültürü olduğunu vurgulayan Başkan Vekili Çiçek, bu yıl festival kapsamında önemli bir müjde de paylaşarak, şunları söyledi: "9 Kasım Pazar günü Çiftçi Danışma ve Eğitim Merkezimizin açılışını yapacağız. Bu merkezle birlikte üreticilerimizin bilgiye, desteğe ve dayanışmaya daha kolay erişmesini sağlayacağız." Manavgat’a özgü beylik zeytini ve 11 farklı tür Manavgat, Kalamata, Memecik, Ayvalık, Tarı Ak, Domat, Manzanilla, Arbekün, Girit, Gemlik ve Tavşan Yüreği gibi toplam 11 zeytin türüne ev sahipliği yapıyor. Bu çeşitlerin arasında Manavgat’a özgü Beylik Zeytini, iri taneli yapısı, yüksek yağ verimi ve aromatik tadıyla dikkat çekiyor. Belediye Başkan Vekili Çiçek, "Beylik ve Tavşan Yüreği gibi yöremize özgü zeytin türleri, bu toprakların en kıymetli miraslarıdır. Hedefimiz bu ürünleri markalaştırmak ve ulusal ölçekte tanınır hale getirmektir" diye konuştu. Festivalin hazırlanmasında katkı sunan oda, dernek, birlik ve zeytinyağı fabrikalarına teşekkür eden Belediye Başkanı Vekili Av. Mehmet Çiçek, tüm vatandaşları festivale davet etti. 2 milyon zeytin ağacıyla bir üretim merkezi Yaklaşık 2 milyon zeytin ağacına ev sahipliği yapan Manavgat, bölgenin en önemli üretim merkezlerinden biri konumunda. İlçede 11 zeytinyağı fabrikasında yılda yaklaşık 9-10 bin ton zeytinyağı üretiliyor. 2007 yılında 22 bin dönüm olan zeytin üretim alanı bugün 50 bin dönüme ulaşmış durumda.
Antalya ekim ayında zirve yaptı, 10 ayda 16 milyon turisti aştı
07 Kasım 2025 Cuma - 10:21 Antalya ekim ayında zirve yaptı, 10 ayda 16 milyon turisti aştı Antalya turizm rekorlarını sürdürüyor. Ekim ayında da ziyaretçi sayısıyla zirvede yer alan şehir 10 ayda 16 milyon turisti aştı. Akdeniz’in turizm başkenti Antalya, bu yıl ekim ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artışla 2 milyon 216 bin 554 yabancı ziyaretçi ağırlayarak ekim ayları içinde tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştı. Bir aylık dönemde Antalya’ya en çok turist gönderen ülke, 639 bin 445 ziyaretçiyle Almanya oldu. Rusya Federasyonu 583 bin 4 ziyaretçiyle ikinci sırada yer alırken İngiltere 182 bin 201 ziyaretçiyle üçüncü oldu. İngiltere’yi 140 bin 829 ziyaretçiyle Polonya, 65 bin 233 ziyaretçiyle Hollanda, 50 bin 920 ziyaretçiyle Litvanya, 48 bin 904 ziyaretçiyle Ukrayna, 39 bin 276 ziyaretçiyle İsviçre, 24 bin 729 ziyaretçiyle Belarus ve 24 bin 79 ziyaretçiyle Danimarka izledi. Geçen yılın aynı dönemine göre Almanya yüzde 8, Rusya Federasyonu yüzde 12, Polonya yüzde 6, Litvanya yüzde 14, Ukrayna yüzde 17 ve İsviçre yüzde 5 oranında artış gösterdi. Bu artışlar, Antalya’nın farklı pazarlardaki güçlü konumunu ve talep çeşitliliğini ortaya koydu. Antalya Havalimanı dış hatlar terminalinden 4 Ekim Cumartesi günü 93 bin 403 yabancı ziyaretçi giriş yaptı. Bu sayı ekim ayları içinde bugüne kadarki en yüksek günlük ziyaretçi sayısı olarak kayıtlara geçti. Ocak-ekim döneminde 16 milyon aşıldı Bu yılın on aylık verilerine göre Antalya’ya gelen toplam yabancı ziyaretçi sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 176 bin 884 artarak 16 milyon 308 bin 937 oldu. Bu dönemde 3 milyon 889 bin 889 kişiyle Rusya Federasyonu en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında ilk sırada yer aldı. Almanya 3 milyon 342 bin 550 kişiyle ikinci, İngiltere ise 1 milyon 475 bin 24 kişiyle üçüncü oldu. İngiltere’yi 1 milyon 248 bin 756 ziyaretçiyle Polonya, 453 bin 867 ziyaretçiyle Hollanda, 413 bin 28 ziyaretçiyle Ukrayna, 410 bin 667 ziyaretçiyle Romanya, 368 bin 255 ziyaretçiyle Kazakistan, 287 bin 381 ziyaretçiyle Çek Cumhuriyeti ve 242 bin 399 ziyaretçiyle Litvanya takip etti.
Malatya okumayı seviyor
07 Kasım 2025 Cuma - 10:10 Malatya okumayı seviyor Bu yıl 11’ncisi düzenlenen Malatya Anadolu Kitap ve Kültür Fuarı, yüzlerce yayınevi ve yazarı Malatyalılarla buluşturmaya devam ediyor. 9 Kasım’a kadar sürecek olan fuar ilgiyle takip ediliyor. Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Malatya Valiliği iş birliğinde düzenlenen Malatya Anadolu Kitap ve Kültür Fuarı, "Bir Kitap Bin Umut" temasıyla Malatyalılarla 11’nci kez buluştu. 6 Şubat 2023 depremlerinde Malatya’nın büyük yıkım yaşadığını belirten Malatya Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Fuarcılık Müdürü İrfan Polatbaş, kitap fuarının kent halkına iyi geldiğini söyledi. 15 bin metrekare alanda, onlarca stant, yüzlerce yazar Polatbaş, "6 Şubat depreminde ilimiz ciddi bir yıkım yaşadı. Şehri tekrar Büyükşehir Belediye Başkanı’mız ve devletimizin gayretleriyle inşa ederken öğrencilerimizin, çocuklarımızın yetişmesi adına bu tarz kültürel faaliyetlerin olması gerekiyor. Şu anda bulunduğumuz alan Büyükşehir Belediyemize ait 9 bin metrekarelik alanda sosyal donatı alanlarıyla birlikte 15 bin metrekarelik alandan bahsediyoruz. 110 stant alanında 350’nin üzerinde ulusal ve uluslararası yayınevi ev sahipliği yapıyoruz. Bu süre zarfında fuar alanında 350 yazarımız imza, okul programları, sivil toplum kuruluşlarımızla programlar ve yazar-okur buluşması etkinliğine katılıyorlar" dedi. Yazarlar, ilçelere misafir oluyor Polatbaş, fuarın ticari bir faaliyetin de ötesinde olduğunu belirterek, "Fuarımız sadece ticari bir faaliyet değil. Şehrin her kılcal damarına dokunabilecek etkinlikleri içinde barındırıyor. Malatya kitap okuma anlamında çok üst düzey bir yere sahip. Yazarlarımızı burada misafir ediyoruz. Şehrimizin hemen hemen her ilçesinde yazarlarımız okurlarıyla buluşuyor" şeklinde konuştu. 60 bin öğrencinin fuara ücretsiz taşındığını ifade eden Polatbaş, "Bu yıl ücretsiz taşımanın yanı sıra 15 bin öğrencimize hediye çeki dağıttık. Öğrencilerimiz Başkanımızın verdiği destekle fuara geldiklerinde alışverişlerini yapıyorlar. 9 Kasım akşam saat 20.00’ye kadar açık olacağız. Bütün vatandaşlarımızı, öğrencilerimizi, kitapseverleri buraya davet ediyoruz. Bu yıl temamız, ‘Bir Kitap, Bin Umut’ oldu. Özellikle belirledik bu temayı. 6 Şubat’ta fiziki olarak yıkıldık ama kültüre, insanlara, geleceğe olan umudumuzla, devletimizin, Cumhurbaşkanımızın gayretleriyle tekrar şehrimiz ayağa kalkarken bu kültürel etkinliklerle yarınlara hazır hale gelmeye çalışıyoruz" diye konuştu.