KÜLTÜR SANAT
29 Nisan 2026 Çarşamba - 18:52 Sinop’ta ’Gelincik Lahdi’ konferansı ve sergisi Sinop’ta 2012 yılında bulunan Gelincik Lahdi’ne dair buluntular, düzenlenen konferansın ardından açılan geçici sergiyle ilk kez görücüye çıktı. Sinop’ta düzenlenen "IV. Müze Konferansları" kapsamında, şehrin yakın tarihindeki en dikkat çekici arkeolojik keşiflerinden biri olan "Sinop’tan Sıradışı Bir Mezar ve Hikayesi: Gelincik Lahdi" konusu ele alındı. Sinop Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, lahdin keşif süreci, içinden çıkan buluntular bilimsel verilerle anlatıldı. Programın açılışında konuşan Sinop İl Kültür ve Turizm Müdürü Fatih Güzel, müzelerin yeni vizyonuna değinerek şunları kaydetti: "Müzeler toplumların hafızası, kültürel kimliğin taşıyıcısı ve geleceğe açılan bilgi kapılarıdır. Günümüzde müzecilik anlayışı da önemli bir dönüşüm içerisindedir. Artık müzeler sessizce gezilen alanlar değil; eğitici, katılımcı, etkileşimci mekanlar haline gelmiş ve adeta canlı birer kültür merkezi olmuştur. Bu kapsamda düzenlediğimiz bu etkinlikte bilgi ve tecrübe paylaşımını arttırmayı, özellikle gençlerimizde kültürel miras bilincini geliştirmeyi hedeflemekteyiz." Ozan Hetto’nun moderatörlüğünü yaptığı konferansta konuşan Sinop Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hazar Kaba, 2012 yılında Gelincik Mahallesi’ndeki bir altyapı çalışması esnasında ortaya çıkarılan lahdin detaylarını paylaştı. Kaba, lahitte yer alan bir bireye ait kısmen zarar görmüş iskeletin gövdesine ve ayak ucuna bırakılmış, sayısı 10’u aşan seramik eserin bulunduğunu belirtti. Ayrıca mezardan çıkan kişisel bakım eşyaları, ve seramik eserlerin o dönemin sosyal yapısına ve gömü geleneklerine dair eşsiz veriler sunduğu vurgulandı. Konferansın ardından Vali Mustafa Özarslan ve Belediye Başkanı Metin Gürbüz, protokol üyeleriyle birlikte geçici serginin açılış kurdelesini kesti. Lahitten çıkan buluntuların yer aldığı sergi, Sinop Arkeoloji Müzesi’nde Haziran ayına kadar ziyaret edilebilecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 16:31 OMÜ’de 30. Ulusal Tiyatro Festivali Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tiyatro Topluluğu’nun 38. sanat yılı kapsamında düzenlenen 30. ‘Ulusal Tiyatro Festivali’, farklı üniversitelerden toplulukların sahneleriyle ücretsiz olarak izleyiciyle buluşuyor. OMÜ Tiyatro Topluluğu tarafından düzenlenen festival, Güzel Sanatlar Kampüsü içerisinde yer alan OMÜ Sahnesi’nde 27 Nisan- 5 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilmeye devam ediyor. Türkiye’nin farklı üniversitelerinden tiyatro ekiplerinin katıldığı festivalde, her gün farklı oyunlar sahneleniyor. Programda yetişkinlere ve çocuklara yönelik oyunlar yer alırken, klasik ve çağdaş eserler izleyiciyle buluşacak. Festival kapsamında Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi, Atılım Üniversitesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi’nin tiyatro toplulukları sahne alıyor. Sarı Düşler Defteri, Temsil İptal Edilmedi, Bozuk Paralar Opereti, Aşk ile Ölüm Arasında, Midas’ın Kulakları, Yeni Kiracı, Bir Fakir Orhan Veli, Mutluluğa Giden Son Tren, Albayın Karısı, Kuş, Ölesiye, Fareler ve İnsanlar, Son Gece Mahallesi, Bir Yerlerde Sıkıyönetim, Bir Yaz Gecesi Rüyası, İhtimallerin Farkı, Cesaret Ana Ve Çocukları adlı tiyatro oyunları sanatseverle buluşuyor. Tüm etkinliklerin ücretsiz olarak izlenebileceği festival, Samsun’daki sanatseverleri OMÜ Sahnesi’ne davet ediyor.
Nilüfer’de ‘Sağlıklı gıda şenliği’ başladı
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:41 Nilüfer’de ‘Sağlıklı gıda şenliği’ başladı Nilüfer Belediyesi ile Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, 16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında üç gün sürecek farkındalık programıyla sağlıklı gıdaya erişim ve etiket okuryazarlığına dikkat çekiyor. Nilüfer Belediyesi ve Gıda Mühendisleri Odası (GMO) Bursa Şubesi iş birliğiyle düzenlenen 16 Ekim Dünya Gıda Günü etkinlikleri, kadın derneklerine yönelik eğitimle başladı. Karaman Dernekler Yerleşkesi’ndeki buluşmaya Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz ile dernek üyeleri katıldı. Gıda ürünleri ile ilgili farkındalığı arttırmalıyız Açılışta konuşan GMO Bursa Şube Başkanı Serkan Durmuş, "Gıda israfı, açlık ve obezite gibi küresel sorunlara karşı farkındalığı artırmalı, doğru politikalar ve bilinçli tüketimle geleceğimizi güvenceye almalıyız" mesajını verdi. Türkiye’nin tarımsal kapasitesine rağmen iklimsel değişimler ve hatalı tercihler nedeniyle kendi kendine yetebilme gücünün zayıfladığına dikkat çeken Durmuş, amaçlarının gıda ve gıda ürünlerine dair farkındalığı artırmak ve bunu gelecek nesillere aktarmak olduğunun altını çizdi. Eğitim bölümünde Nilüfer Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğü Gıda ve Bitki İşleme Büro Sorumlusu Gıda Mühendisi Pelinsu Deveci, gıdaların doğru ortamlarda muhafazası ve saklama süreleri konusunda bilgi paylaşarak "Amacımız gıda israfını önlemek, ekonomik kayıpları azaltmak ve sağlığa zararlı mikroorganizmaların çoğalmasını engellemek" dedi. Konuşmaların ardından katılımcılar, merak ettikleri soruları yöneltti. Programın sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, katkıları için konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek "Sağlıklı gıdaya erişim bir halk sağlığı meselesidir; bilinçli tüketim ve doğru bilgiyle daha güçlü bir toplumsal farkındalık oluşturacağız" diye konuştu. Pazar alanında bilinçlendirme standı Programın hemen ardından Karaman Semt Pazarı’nda, Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi’nin açtığı stant ziyaret edildi. Stantta görev alan gıda mühendisleri, vatandaşlara broşürler dağıtarak, soruları yanıtladı. Programlar devam edecek Öte yandan Dünya Gıda Günü, kapsamındaki programlar devam edecek. 17 Ekim 2025 Cuma, 23 Nisan Parkı’nda çocuklarla kortej yürüyüşü ve atölye çalışmaları gerçekleştirilecek. 18 Ekim 2025 Cumartesi günü ise Pancar Deposu’nda Gıda Mühendisi Sibel Tokatlı "Gıda Etiketi Okuryazarlığı Söyleşisi" ile katılımcılarla buluşacak.
Kütahya’da "Düğünümüz Var" projesinde katılım belgeleri takdim edildi
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:36 Kütahya’da "Düğünümüz Var" projesinde katılım belgeleri takdim edildi Kütahya’da, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından finanse edilen "Gelenekten Geleceğe Tematik Tasarımlar: Düğünümüz Var" adlı Erasmus projesi kapsamında, İspanya’da gerçekleştirilen eğitim faaliyetlerine katılan öğretmen ve personele katılım belgeleri takdim edildi. Program kapsamında hazırlanan eserler de sergilendi. Kütahya Olgunlaşma Enstitüsü koordinatörlüğünde yürütülen proje, yerel değerlerin Avrupa düzeyinde tanıtılmasını ve kültürel mirasın geleceğe aktarılmasını amaçlıyor. Törende konuşan Kütahya Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Elif Özyorgun, bilgi çağında her yaştan insanın değişime ayak uydurmasının önemine değinerek şunları söyledi: "İçinde bulunduğumuz sürekli değişim ve gelişim gösteren bilgi çağına her yaştan insanın uyum sağlamaları ve hayatlarını daha iyi yönetebilmeleri için ekonomik, sosyal hayata katılımlarına imkan vermek zorundayız. Ayrıca milletimizin köklü ve zengin sanat birikimini sadece kendi insanımıza değil, tüm dünyaya göstermek mümkünlüğüne de sahibiz. ‘Gelenekten Geleceğe Sanatçı Tasarımlar: Düğünümüz Var’ adlı Erasmus+ projemizin yaygınlaştırma çalışmaları kapsamında sizleri ağırlamaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz. Kütahya’da yetişkin eğitiminde örneği olmayan projelerle kültür ve sanatımızın tüm alanlarında uluslararası çalışmalar yapma başarısını kazanmış bulunmaktayız."
Çivi ile Telin Aşkı: Sabırla ilmek ilmek dokunan eserler sanatseverlerle buluşuyor
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:28 Çivi ile Telin Aşkı: Sabırla ilmek ilmek dokunan eserler sanatseverlerle buluşuyor Kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel bir sanat olan filografi, sabrın, emeğin ve zarafetin birleştiği çizgide yeniden hayat buluyor. Emekli öğretmen ve filografi sanatçısı Necla Karakaya, yılların birikimini ve kalbinde taşıdığı estetik duyguyu "Çivi ile Telin Aşkı" adlı sergisinde sanatseverlerle paylaşıyor. İzmir Karataş’taki Cumhuriyet Eğitim Müzesi’nin nostaljik atmosferinde kapılarını aralayan sergi, yaklaşık 35 eserden oluşuyor. Her biri ayrı bir hikâye anlatan bu eserler; hat sanatının zarif çizgileriyle, kadın figürlerinin içsel gücüyle, müziğin ritmiyle ve doğanın sessiz güzelliğiyle birleşiyor. Necla Karakaya’nın parmak uçlarından çıkan her tel, bir melodinin notası gibi tuvaline işleniyor. Metalin soğukluğu, onun ellerinde sıcak bir duyguya dönüşüyor; çiviler sabrı, teller ise umudu simgeliyor. Sergide yalnızca duvarlarda değil, tepsi ve sehpa gibi gündelik objelerde de filografinin zarafeti hissediliyor. Böylece sanat, yaşamın içine karışıyor; estetik yalnızca galerilerde değil, hayatın her köşesinde yeniden varlık buluyor. Necla Karakaya, emekli olduktan sonra tanıştığı filografiyi bugün bir "yaşam biçimi" olarak görüyor. Onun için bu sanat, yalnızca çiviyle teli buluşturmak değil, aynı zamanda insanın kendi iç sesini dinlediği bir yolculuk. Karakaya, sergisine adını veren duyguyu şu sözlerle anlatıyor: "Filografi, sabrın sanatla buluştuğu bir dildir. Her çivi bir nefes, her tel bir dua gibidir. Zamanla o teller arasında kendimi bulurum; bazen bir kadın siluetinde, bazen bir nota arasında Aslında her eser, içimden geçen bir cümlenin sessiz halidir." "Çivi ile Telin Aşkı" sergisi, Ekim ayının sonuna kadar, her gün 09.00-17.00 saatleri arasında Cumhuriyet Eğitim Müzesinde ziyaret edilebilecek.
Büyükşehir Mehteri, festival için Ulsan’da
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:24 Büyükşehir Mehteri, festival için Ulsan’da Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı, Güney Kore’nin Ulsan şehrinde düzenlenecek Sanayi Festivali’nin açılışında sahne alarak Türkiye’yi temsil edecek. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, adını dünyaya da duyurmaya devam ediyor. Bu kapsamda Kocaeli Büyükşehir Mehter Takımı, Güney Kore Ulsan Belediyesi’nin daveti üzerine bölgede düzenlenecek Sanayi Festivali’ne katılmak üzere yola çıktı. Mehter Takımı, uzun süren yolculuğun ardından Ulsan şehrine ulaştı. Tüm hazırlıklarını tamamlayan Büyükşehir Mehter Takımı, hem Kocaeli’yi hem de Türkiye’yi festivalde en iyi şekilde temsil edecek. Son provaları yapıldı, festival bekleniyor Müzik aletleri, özel kıyafetleri ve tüm ekipmanları ile bölgeye giden Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı, bugün Türkiye saati ile 12.00’de, Güney Kore saati ile 18.00’de, Ulsan Sanayi Festivali’nin açılış programında sahne alacak. Taehwagang Ulusal Parkı’nda düzenlenecek festival öncesinde provalarını tamamlayan Mehter Takımı, repertuarındaki birçok marşı seslendirecek. Büyükşehir Mehter Takımı’na Güney Koreli vatandaşların yoğun ilgi göstermesi bekleniyor. Hyundai sanayi bölgesi ve Deawangam Parkı’na ziyaret Bir yandan festivale hazırlanan bir yandan da ev sahibi Ulsan Belediyesi tarafından düzenlenen şehir gezilerine katılan Mehter Takımı, ilk olarak Hyundai Sanayi Bölgesi’ni ziyaret etti. Hyundai firmasının yetkilileri tarafından karşılanan ekibe, merkez binadaki toplantı salonunda firma hakkında bilgilendirici film izlettirildi. Daha sonra Hyundai markasının başlangıcını, büyümesini ve bir dünya devi olma serüvenini kronolojik sıraya göre maket ve görsellerle ele alan müze gezdirildi. Sonrasında ise şehir manzaralı Daewangam Parkı’na giden Büyükşehir Mehter Takımı burada rehber eşliğinde bölge hakkında bilgi aldı.
Hurdaları aile mesleği olan balıkçılık figürlerine dönüştürüyor
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:17 Hurdaları aile mesleği olan balıkçılık figürlerine dönüştürüyor Eskişehir’de ilhamını aile mesleği olan balıkçılıktan alan genç sanatçı metal parçalarla sanat eserleri üretiyor. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü mezunu 22 yaşındaki Mücahit Diyar Arız, Tepebaşı ilçesi Uluönder Mahallesi’ndeki atölyesinde çocukluktan gelen sanat tutkusunu, eğitimini aldığı heykelle birleştiriyor. Sanat hayatına hurdalıkta bulduğu bir yığın kaşıkla başlayan ve esas ilhamını aile mesleği olan balıkçılıktan alan genç sanatçı, eserlerinde özellikle metal malzemeleri kullanıyor. Metali tercih etme nedenini, "Farklı malzemeleri bir araya getirme" mottosuna bağlayan sanatçı, sanayi ortamının sunduğu kolay malzeme erişimi ve rahat çalışma şartlarını avantaja çevirerek tutkusunu geliştirmeyi hedefliyor. "Farklı malzemeleri bir araya getirme fikri benim ilgimi çekiyor" Eserlerinde neden metali seçtiğinden bahseden Mücahit Diyar Arız, "Farklı malzemeleri bir araya getirme duygusu beni cezbetti. Bunu mermer veya ahşapta yapamayız. Şöyle açıklayayım, ben bir heykel ürettiğimde dünyanın her yerinden metal toplayıp bir araya da getirebilirim. Bu bir araya getirme fikri benim ilgimi çekiyor, hoşuma gidiyor. Heykel bölümünü kazandıktan sonra aslında okula başladığım gün dedim ki ’Tamam ben heykel okuyacağım, ben bu mesleği heykel üzerinden yürüteceğim.’ Böyle bir karar verdim" ifadelerini kullandı. "Malzemeyi komşudan alabiliyorum" Sanayinin metal sanatı için tam bir biçilmiş kaftan olduğundan ve burada çalışmanın kolaylığından bahseden Arız, "Her ne kadar da sanayinin bu bölgesi mermer ile ilgili olsa da metal bulmakta zorlanmıyorum. Malzemeye ulaşmam kolay oluyor. Örneğin bir tane aparatım eksik oluyor, komşudan alabiliyorum. Ayrıca sanayi ortamı olduğu için çıkardığım gürültü bir problem olmuyor. Daha rahat çalışabiliyorum. İş hayatım 10-11 yaşlarında başladı. Balıkçılık bizim aile mesleğimiz. Benim amcalarım da babam da balıkçıydı. Ben de küçüklükten beri onların yanında gide gele balıkçılık ile ilgili bir şeyler öğrendim. Ama işte o zamanlar balıkçılığı sanatla bağdaştıramadığım için balık benim için çok büyük bir şey değildi. Seviyordum, deniz her zaman beni etkiliyordu ama tam bir anlam ifade etmiyordu" diye konuştu. Bir yığın metalle başlayan sanat Okul yıllarında hurdalığa gittiğini ve orada malzeme topladığını anlatan Arız, "Okuldan hocam Selçuk Yılmaz ile beraber bir yığın metal bulmuştuk. Bana bu metallerden balık yapılabileceğini söylemişti. Hocam gibi çevremdeki diğer insanlar da aslında balık yapmamı bekliyordu. Metallerden balık yapmaya da ilk o zaman başladım. Metalle çalışmaya başladım, bir denedim ve sonra bir baktım ki dur durak gelmedi. Sevdiğim için ne kadar hızlı çalıştığımı fark ettim. Bu tutkumu geliştirmek ve çok daha iyi yerlere gelmek istiyorum" dedi.
Yozgatlı Kültür Bakanlığı Sanatçısı Raşit Öztürk 19 yıldır ağaç parçalarını hayal gücüyle süslüyor
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:13 Yozgatlı Kültür Bakanlığı Sanatçısı Raşit Öztürk 19 yıldır ağaç parçalarını hayal gücüyle süslüyor Yozgat’ın Aydıncık ilçesinde yaşayan Raşit Öztürk, ormanlık alandan topladığı ağaç parçalarına hayal gücüyle şekil veriyor. Raşit Öztürk, emekli olduktan sonra yerleştiği Kösrelik köyünde bağ bahçe işleriyle uğraşırken kağnı figürleriyle başladığı sanatını, odun parçacıklarına şekiller vererek sürdürüyor. Ormanda bulduğu ağaçları, odun parçalarını topluyor, hayal kuruyor, törpülüyor, zımparalıyor ve eserler üretiyor. Aynı zamanda 2016 yılında Kültür Bakanlığı Sanatçısı ilan edilen Öztürk, sanatının daha geniş kitlelerce duyulmasını istiyor. "Ağaçlara bakıp ne yapabileceğimi düşünüyorum" Öztürk, "Kök sanat işleriyle uğraşıyorum. Değnek, baston, hayvan figürleri, ağaç işleri yapıyorum. Bu konuda eğitim almadım. Emekli olduktan sonra köye geldim. Köyde bir şeyler ekip biçtik. Kağnı işleriyle başladım ve ağaç köklerinden bastonlar yaptım. Hayvan figürleri, ağaç kozalakları, otlardan ne bulursam aldım. Kuru ve bazen de yaş ağaçlardan bir şeyler yapmaya çalıştım. Evimiz oturulacak durumda değildi. Buraya Vali Bey geldi, ilgilendiler. Burası daha önce ahırdı. Kesilen ağaçlardan, dağlardan, bayırlardan malzeme topluyorum. Dağda gezerken önce ağacın altına bakıyorum. ‘Bu ağaçtan ne gibi bir şey yapabilirim?’ diye düşünüyorum. Taşları, ağaç parçalarını topluyorum" dedi. "Buradaki ürünler eksilecek ki yeni bir şeyler yapayım" Kök baston sergisine çok sayıda ziyaretçi geldiğini ifade eden Öztürk, "Gelenler memnun dönüyor. Beğeniyor, takdir ediyor. Su kabaklarından da bir şeyler yapmaya çalıştım. Ceviz kütüklerinden yakma makinesiyle hayvan figürleri yapıyorum. Buradaki ürünler eksilecek ki ben de yeni bir şeyler yapayım. Burası yapılalı 4-5 sene oldu. 2006’dan itibaren bu işle uğraşıyorum. 2016’dan beridir Kültür Bakanlığı sanatçısıyım. Unvanı baston, kağnı, hayvan figürleriyle elde ettim. İmtihana çağırdılar. Baston sanatçısı ilan edildim" şeklinde konuştu.
Yozgatlı Kültür Bakanlığı Sanatçısı Raşit Öztürk 19 yıldır ağaç parçalarını hayal gücüyle süslüyor
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:08 Yozgatlı Kültür Bakanlığı Sanatçısı Raşit Öztürk 19 yıldır ağaç parçalarını hayal gücüyle süslüyor Yozgat’ın Aydıncık ilçesinde yaşayan Raşit Öztürk, ormanlık alandan topladığı ağaç parçalarına hayal gücüyle şekil veriyor. Raşit Öztürk, emekli olduktan sonra yerleştiği Kösrelik Köyünde bağ bahçe işleriyle uğraşırken kağnı figürleriyle başladığı sanatını, odun parçacıklarına şekiller vererek sürdürüyor. Ormanda bulduğu ağaçları, odun parçalarını topluyor, hayal kuruyor, törpülüyor, zımparalıyor ve eserler üretiyor. Aynı zamanda 2016 yılında Kültür Bakanlığı Sanatçısı ilan edilen Öztürk, sanatının daha geniş kitlelerce duyulmasını istiyor. "Ağaçlara bakıp ne yapabileceğimi düşünüyorum" Öztürk, "Kök sanat işleriyle uğraşıyorum. Değnek, baston, hayvan figürleri, ağaç işleri yapıyorum. Bu konuda eğitim almadım. Emekli olduktan sonra köye geldim. Köyde bir şeyler ekip biçtik. Kağnı işleriyle başladım ve ağaç köklerinden bastonlar yaptım. Hayvan figürleri, ağaç kozalakları, otlardan ne bulursam aldım. Kuru ve bazen de yaş ağaçlardan bir şeyler yapmaya çalıştım. Evimiz oturulacak durumda değildi. Buraya Vali Bey geldi, ilgilendiler. Burası daha önce ahırdı. Kesilen ağaçlardan, dağlardan, bayırlardan malzeme topluyorum. Dağda gezerken önce ağacın altına bakıyorum. ‘Bu ağaçtan ne gibi bir şey yapabilirim?’ diye düşünüyorum. Taşları, ağaç parçalarını topluyorum" dedi. "Buradaki ürünler eksilecek ki yeni bir şeyler yapayım" Kök baston sergisine çok sayıda ziyaretçi geldiğini ifade eden Öztürk, "Gelenler memnun dönüyor. Beğeniyor, takdir ediyor. Su kabaklarından da bir şeyler yapmaya çalıştım. Ceviz kütüklerinden yakma makinesiyle hayvan figürleri yapıyorum. Buradaki ürünler eksilecek ki ben de yeni bir şeyler yapayım. Burası yapılalı 4-5 sene oldu. 2006’dan itibaren bu işle uğraşıyorum. 2016’dan beridir Kültür Bakanlığı sanatçısıyım. Unvanı baston, kağnı, hayvan figürleriyle elde ettim. İmtihana çağırdılar. Baston sanatçısı ilan edildim" şeklinde konuştu.
Hurdaları aile mesleği olan balıkçılık figürlerine dönüştürüyor
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:05 Hurdaları aile mesleği olan balıkçılık figürlerine dönüştürüyor Eskişehir’de yaşayan Mücahit Diyar Arız, aile mesleği olan balıkçılığı sanatsal bir ifadeye dönüştürerek, metal parçalarla sanat eserleri üretiyor. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü mezunu 22 yaşındaki Mücahit Diyar Arız, Tepebaşı ilçesi Uluönder Mahallesi’ndeki atölyesinde çocukluktan gelen sanat tutkusunu, eğitimini aldığı heykelle birleştiriyor. Sanat hayatına hurdalıkta bulduğu bir yığın kaşıkla başlayan ve esas ilhamını aile mesleği olan balıkçılıktan alan genç sanatçı, eserlerinde özellikle metal malzemeleri kullanıyor. Arız, metali tercih etmesinin nedenini, "Farklı malzemeleri bir araya getirme" fikrinin kendisini cezbetmesiyle açıklıyor. Santçı, sanayi ortamının sunduğu kolay malzeme erişimi ve rahat çalışma şartlarını avantaja çevirerek tutkusunu geliştirmeyi hedefliyor. "Farklı malzemeleri bir araya getirme fikri benim ilgimi çekiyor" Eserlerinde neden metali seçtiğinden bahseden Mücahit Diyar Arız, "Farklı malzemeleri bir araya getirme duygusu beni cezbetti. Bunu mermer veya ahşapta yapamayız. Şöyle açıklayayım, ben bir heykel ürettiğimde dünyanın her yerinden metal toplayıp bir araya da getirebilirim. Bu bir araya getirme fikri benim ilgimi çekiyor, hoşuma gidiyor. Heykel Bölümünü kazandıktan sonra aslında okula başladığım gün dedim ki ’Tamam ben heykel okuyacağım, ben bu mesleği heykel üzerinden yürüteceğim.’ Böyle bir karar verdim" diye ifade etti. "Malzemeyi komşudan alabiliyorum" Sanayinin metal sanatı için tam bir biçilmiş kaftan olduğundan ve burada çalışmanın kolaylığından bahseden Arız, "Her ne kadar da sanayinin bu bölgesi mermer ile ilgili olsa da metal bulmakta zorlanmıyorum. Malzemeye ulaşmam kolay oluyor. Örneğin bir tane aparatım eksik oluyor, komşudan alabiliyorum. Ayrıca sanayi ortamı olduğu için çıkardığım gürültü bir problem olmuyor. Daha rahat çalışabiliyorum. İş hayatı da benim için 10-11 yaşlarımda falan başladı. Balıkçılık bizim aile mesleğimiz. Benim amcalarım da babam da balıkçıydı. Ben de küçüklükten beri onların yanında gide gele gide gele balıkçılık ile ilgili bir şeyler öğrendim. Ama işte o zamanlar balıkçılığı sanatla bağdaştıramadığım için balık benim için çok büyük bir şey değildi. Seviyordum, deniz her zaman beni etkiliyordu ama tam bir anlam ifade etmiyordu" diye belirtti. Bir yığın metalle başlayan sanat Bir gün okulla birlikte hurdalığa gittiğini ve orada malzeme topladığını anlatan Arız, "Okuldan hocam Selçuk Yılmaz ile beraber bir yığın metal bulmuştuk. Bana bu metallerden balık yapılabileceğini söylemişti. Hocam gibi çevremdeki diğer insanlar da aslında balık yapmamı bekliyordu. Metallerden balık yapmaya da ilk o zaman başladım. Metalle çalışmaya başladım, bir denedim ve sonra bir baktım ki dur durak gelmedi. Sevdiğim için ne kadar hızlı çalıştığımı fark ettim. Bu tutkumu geliştirmek ve çok daha iyi yerlere gelmek istiyorum" dedi. (YG-BT-
"Ekim Geçidi" sergisi Çeşme’de
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:05 "Ekim Geçidi" sergisi Çeşme’de Türkiye’nin birçok ilinde gerçekleştirilen "Ekim Geçidi" sergisinin 24’üncüsü Çeşme Çarşısı’ndaki tarihi Aya Haralambos Kilisesi’nde açıldı. 20 Ekim’e kadar ziyarete açık olacak sergide, yetişkin sanatçıların eserlerinin yanı sıra çocukların yaptığı resimler de sanatseverlerle buluşuyor. Büyük ilgi gören sergiyi, Namık Kemal İlkokulu öğrencileri de öğretmenleri eşliğinde ziyaret etti. Sergi düzenleyicilerinden ressam Feriha Dağlı, öğrencilere sergi ve resim sanatı hakkında bilgi verirken, miniklerin meraklı sorularını da yanıtladı. Dağlı, sergide eseri bulunan öğrencilere katılım sertifikalarını da takdim etti. "Her çocuğun ruhunda bir iz bırakabildiysek ne mutlu bize" Ziyaretin ardından konuşan ressam Feriha Dağlı, çocukların ilgisinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, "Bugün miniklerimiz geldi ve gerçekten çok güzel sorular sordular. Aslında tam da istediğimiz buydu; okulların daha çok sanat alanlarına gitmesi, bu alanların çocuklarla dolması. Avrupa’nın herhangi bir şehrine gittiğimde en çok etkilendiğim şey budur: Müzeleri, sergileri gezerken orada öğrencilerin, öğretmenlerin ve hatta yeni doğum yapmış bir annenin bile bebeğini kucağında taşıyıp ona tek tek eserleri gösterdiğini görmek. Belki o an çocuk çok küçük diye düşünüyorsunuz ama aslında değil, gördüğü güzellikler ya da çirkinlikler bilinçaltına yerleşiyor. Bu yüzden çocuklarımıza sanatı göstermek, onları bu ortamlara dahil etmek çok önemli. Eğer bugün burada her çocuğun ruhunda küçücük bir iz bırakabildiysek, ileride o merak duygusuyla öğrenmeye devam edeceklerdir." dedi. Serginin geçmişi hakkında da bilgi veren Dağlı, "Ekim Geçidi"nin 24 yıllık serüvenini şöyle anlattı: "Ekim Geçidi bu yıl 24. yılını kutluyor. İlki 2002 yılında İstanbul’da yapılmıştı. Cumhuriyete olan sanatçı duruşunu sergilemek amacıyla başlatıldı. O günden bu yana 30’dan fazla şehirde, üç-dört bin sanatçının katılımıyla gerçekleştirildi. Sergiler bazen belediyelerin salonlarında, bazen müzelerde, bazen de farklı mekânlarda düzenleniyor. Zaman zaman sponsorlarımız da oldu. Destekler bizleri motive ediyor, birlik duygusunu güçlendiriyor."