KÜLTÜR SANAT
Ankara’da ‘Kalbin Emeği’ sergisi sanatseverlerle buluştu 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:11:04 Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla yürütülen Nallıhan İğne Oyası Projesi kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi sanatseverlerle buluştu. Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen "Anadoludakiler Kültürel Mirasın Korunması, Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi: Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, Arı Kültür Merkezi’nde açıldı. Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide, fotoğraf sanatçısı F. Dilek Yurdakul’un objektifinden yansıyan 60 eser yer aldı. "Kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi" ‘Nallıhan İğne Oyası Projesi’ kapsamında kadınlara çeşitli eğitimler verildiğini ve bu sayede küçük işletmelerin kurulmasına katkı sağlandığını belirten Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "2007 yılında Nallıhan’ı ziyaret etmiştim ve orada ipek iğne oyası üreticisi kadınlarla tanışmıştım. Orada kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi. O zaman kendime verdiğim bir söz vardı, bir gün mutlaka döneceğim ve Nallıhan için bir şey yapacağım demiştim. Bu proje çağrısı da buna vesile oldu. Öncelikle bir kadın kooperatifimiz var, birlikte çalışıyoruz. Onlara dijital pazarlamadan, muhasebeden, ürünlerini dijital zeminde satmaya kadar, çeşitli boyutlarda eğitimler vererek aslında iş yapma tarzlarını geliştirecek ve diğer taraftan Nallıhan’da yeni küçük işletmelerin kurulması vesile olmak üzere bir süreç başlattık. Üniversite olarak bunları destekledik ve akabinde tabii toplumsal farklılığını da arttırmak gerekiyor ki birileri ellerini daha tutsun, birileri iğne oyalarımızı çok daha fazla fark etsin" dedi. "Geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk" Projeye çeşitli büyük firmaların destek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Uslu, "İlk sergimizi emekçi kadınlarımızın ürünleriyle yaptık. Satış boyutuyla da çok iyi karşılık oldu. Ama bugün dedik ki o ürünlerin arkasındaki elleri görelim, bu hikayeleri görelim, hikayelere dokunalım. Bu sergide de Dilek Yurdakul sanatçımız defalarca emekçi kadınlarımızın o anını çekti ve sonrasında biz o anı alarak belki de dünyada bir ilke imza attık. Şöyle ki, iğne oyası yaparken kadınların duygu durumlarını yapay zeka ile analiz ettik, söze döktük. Oradan da dijital sanat eserleri oluşturduk. Böylece geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk. İnşallah ülkemizin insanlarında iğne oyasının güzelliğini, zarafetini ve kadın emeğinin kıymetini, hayata neler kattığını gösterme imkanımız olur" diye konuştu. Sergi, 18 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 20:48 Başkentte ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, sanatseverlerle buluştu Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi sanatseverlerle buluştu. Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen "Anadoludakiler Kültürel Mirasın Korunması, Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi: Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, Arı Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide, fotoğraf sanatçısı F. Dilek Yurdakul’un objektifinden yansıyan 60 eser yer aldı. Sergi, 18 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek. "Kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi" ‘Nallıhan İğne Oyası Projesi’ kapsamında kadınlara çeşitli eğitimler verildiğini ve bu sayede küçük işletmelerin kurulmasına katkı sağlandığını belirten Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "2007 yılında, Nallıhan’ı ziyaret etmiştim ve orada ipek iğne oyası üreticisi kadınlarla tanışmıştım. Orada kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi. O zaman kendime verdiğim bir söz vardı, bir gün mutlaka döneceğim ve Nallıhan için bir şey yapacağım demiştim. Bu proje çağrısı da buna vesile oldu. Öncelikle bir kadın kooperatifimiz var, birlikte çalışıyoruz. Onlara dijital pazarlamadan, muhasebeden, ürünlerini dijital zeminde satmaya kadar, çeşitli boyutlarda eğitimler vererek aslında iş yapma tarzlarını geliştirecek ve diğer taraftan Nallıhan’da yeni küçük işletmelerin kurulması vesile olmak üzere bir süreç başlattık. Üniversite olarak bunları destekledik ve akabinde tabii toplumsal farklılığını da arttırmak gerekiyor ki birileri ellerini daha tutsun, birileri iğne oyalarımızı çok daha fazla fark etsin" açıklamasında bulundu. "Geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk" Projeye çeşitli büyük firmaların destek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "İlk sergimizi emekçi kadınlarımızın ürünleriyle yaptık. Satış boyutuyla da çok iyi karşılık oldu. Ama bugün dedik ki o ürünlerin arkasındaki elleri görelim, bu hikayeleri görelim, hikayelere dokunalım. Bu sergide de Dilek Yurdakul sanatçımız defalarca emekçi kadınlarımızın o anını çekti ve sonrasında biz o anı alarak belki de dünyada bir ilke imza attık. Şöyle ki, iğne oyası yaparken kadınların duygu durumlarını yapay zeka ile analiz ettik, söze döktük. Oradan da dijital sanat eserleri oluşturduk. Böylece geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk. İnşallah ülkemizin insanlarında iğne oyasının güzelliğini, zarafetini ve kadın emeğinin kıymetini, hayata neler kattığını gösterme imkanımız olur" diye konuştu.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:19 Edirne’de koruyucu aile tanıtımı türküler eşliğinde yapıldı Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından Anneler Günü kapsamında "Koruyucu Aile Tanıtım Programı ve Anne Türküleri Konseri" gerçekleştirildi. Devecihan Kültür Merkezi’nde düzenlenen program yoğun ilgi gördü. Program kapsamında koruyucu aile hizmet modeli hakkında bilgilendirme yapılırken, "Nefes Türk Halk Müziği Topluluğu" tarafından seslendirilen "Anne Türküleri" dinleyicilere bazen neşeli bazen ise duygu dolu anlar yaşattı. Etkinlikte, koruyucu aile sisteminin önemine dikkat çekilerek toplumsal farkındalığın artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Anneler Günü’ne özel hazırlanan konser programında seslendirilen türküler katılımcılar tarafından büyük beğeni topladı. Programda konuşan Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Harun Tohumcu, koruyucu ailenin önemine dikkat çekti. Koruyucu aile olarak bir cana dokunulduğunu belirten Tohumcu, şunları söyledi: "Bir yavrunun hayatına girmek ve hayatınıza bir yavrunun girmesi ve sofranızda hayatınızda bir can daha olması ve insan yetiştirmeye talip olmak. Dolayısıyla siz koruyucu aile olduğunuzda eviniz şenlendiği gibi bir yavrunun da gelişimine katkı sunup onun hayatına dokunmuş olacaksınız. Koruyucu aile olduğu zaman kişinin mesela biz bir koruyucu ailenin yanına gittiğimizde o yavrunun o eve kattığı neşeyi gözlerimizle görüyoruz. O yavrunun mutluluğunu da görüyoruz." Koruyucu aile olma konusunda çağrıda bulunan Tohumcu, "Herkes koruyucu aile olmaya çalışsın. Gönülden buna destek versin. Eşine, dostuna, komşusuna anlatsın. Ben de koruyucu aile olabilir miyim diye bu sunumu, videoyu ve arkadaşları, misafirleri bu şekilde dinlesin. Dolayısıyla inşallah bu toplantılardan, bu tanıtımlardan sonra koruyucu aile sayımızın ilimizde de artmasını istiyoruz" dedi. Programa katılan koruyucu aileler Perihan Curacı ve İlknur Günay de hayatlarındaki değişiklikler ve yaşadıkları deneyimleri paylaştı. Katılımcılar koruyucu aileleri dinlerken duygu dolu anlar yaşadı. Konuşmaların ardından sahne alan "Nefes Türk Halk Müziği Topluluğu" konserine geçildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:17 Alanya’da engeller sanatla aşıldı Alanya’da 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında düzenlenen "Hayalden Tuvale Karma Resim Sergisi" Alanya Kültür Merkezi’nde açıldı. Alanya Belediyesi Engelsiz Park ve Yaşam Merkezi El Sanatları Atölyesi tarafından hazırlanan sergide özel bireyler, duygu, hayal ve yaşam mücadelelerini tuvale yansıttı. Alanya Belediyesi Engelsiz Park ve Yaşam Merkezi El Sanatları Atölyesi tarafından hazırlanan Hayalden Tuvale Karma Resim Sergisi’nin açılışı gerçekleştirildi. Açılış töreninde konuşan Görsel Sanatlar Öğretmeni Ayşegül Macar Koçak, sanatın bireylerin kendini ifade etmesindeki önemine dikkat çekerek, ortaya konan eserlerin her birinin özel bir hikaye taşıdığını vurguladı. Belediye Başkan Danışmanı Faruk Konukçu ise sanatın engelleri aşmadaki gücüne işaret ederek, "Sanatın dili evrenseldir; sınır tanımaz, engel tanımaz. Buradaki her eser bir umudu, bir mücadeleyi ve güçlü bir yaşam duruşunu temsil ediyor" ifadelerini kullandı. Başkan Danışmanı Konukçu, göreve geldikleri günden bu yana erişilebilir ve eşit bir yaşam için çalıştıklarını belirterek, engelsiz şehir vizyonunun sadece fiziksel değil, sosyal ve kültürel alanları da kapsadığını dile getirdi. Konukçu ayrıca, Alanya Belediyespor bünyesinde kurulan Tekerlekli Sandalye Tenis Takımı’nın da başlangıcının yapıldığını duyurarak, sportif erişilebilirlik konusunda önemli bir adım attıklarını ifade etti. Düzenlenen kısa gösteri maçına da katılan Konukçu büyük alkış aldı. Sergi 5 gün açık kalacak Konuşmaların ardından serginin açılış kurdelesi kesildi. Tuvale yansıtılan eserler, ziyaretçiler tarafından büyük ilgiyle incelendi. Katılımcılar, her tablonun ardındaki emeği ve yaşam hikayesini yakından hissetme fırsatı buldu. Etkinliğe ayrıca Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Grubu da çaldıkları eserlerle renk kattı. 5 gün boyunca açık kalacak olan serginin açılışına Belediye Başkan Danışmanları Faruk Konukçu ve Nazmi Zavlak, Alanya Kent Konseyi Başkanı Nurhan Özcan, siyasi parti temsilcileri, STK’lar ve vatandaşlar katıldı.
Binlerce kişi Seyit Bilal Zevi etkinliğinde bir araya geldi
12 Eylül 2025 Cuma - 10:23 Binlerce kişi Seyit Bilal Zevi etkinliğinde bir araya geldi Batman’ın Gercüş ilçesinde Seyit Bilal Zevi etkinliği düzenlendi. Gercüş ilçesine bağlı Becirman köyünde bulunan Seyit Bilal Türbesi, her yıl eylül ayının ikinci haftasında ziyaretçilerin yoğun ilgisini görüyor. Bu yıl da türbenin bulunduğu köye akın eden vatandaşlar, hayvan keserek, dileklerinin kabul olması için Allah’a dua etti. Becirman’daki anma etkinlikleri, hem manevi yönü hem de toplumsal dayanışmayı pekiştiren bir gelenek olarak dikkat çekiyor. Bölge halkı, Seyit Bilal’i anma gününü sadece dini bir ritüel olarak değil, aynı zamanda birlik ve beraberliğin sembolü olarak görüyor. Anma etkinliğine Gercüş Kaymakamı Muhammet Öztaş, Gercüş Belediye Başkanı Gündüz Günaydın, Gercüş İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Sedat Güneş, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Gercüş Seyit Bilal etkinliği kapsamında Gercüş kaymakamlığı tarafından çocuklar için şişme oyun parkı kuruldu. Şişme oyun parkını ziyaret eden Gercüş Kaymakamı Muhammed Öztaş çocuklara pamuklu şeker dağıttı. Doyasıya eğlenen çocuklar, Kaymakam Muhammed Öztaş’a teşekkür etti. Etkinlik alanında çıkan yangın söndürüldü Seyit Bilal Zevi etkinliğinde çıkan yangın rüzgarın etkisiyle büyüyünce vatandaşlar panik yaşadı. Yangına bölgede bulunan vatandaşların erken müdahale etmesi, alevlerin büyümesini önledi. Vatandaşların vaktinde müdahalesi ile yangın söndürüldü.
Artvin’de üretilen çelik minareler yurdun dört bir yanına gönderiliyor
12 Eylül 2025 Cuma - 09:50 Artvin’de üretilen çelik minareler yurdun dört bir yanına gönderiliyor Artvin’in Borçka ilçesinde emekli imam Mürsel Duran tarafından üretilen çelik minareler, yurdun dört bir yanındaki camilere gönderilerek monte ediliyor. Yaklaşık 30 yıllık imamlık görevinden sonra baba mesleği minare üretimine yönelen Mürsel Duran, Borçka karayolu kenarındaki atölyesinde 8 kişilik ekibiyle çelik minare üretimi yapıyor. Hazırlanan minareler tırlara yüklenerek Türkiye’nin çeşitli bölgelerine taşınıyor ve camilere monte ediliyor. Duran, yaklaşık 25 yıldır bu işi yaptığını belirterek, "Çelik minareler, beton minarelere göre daha uygun maliyetli, daha dayanıklı ve görsel olarak da benzer. Bu nedenle yoğun talep görüyor" dedi. Minare gövdelerinin çelik konstrüksiyonla, dış kaplamalarının ise fiberglas malzeme ile hazırlandığını belirten Duran, üretimin 7 ila 10 gün, montajın ise ortalama 3 gün sürdüğünü söyledi. Geçtiğimiz hafta Adana, Denizli ve Muğla’da montaj yaptıklarını ifade eden Duran, "Bir tıra 3 minare sığıyor. Demir halinde taşıyoruz, yerinde fiberglas kaplamasını yapıyoruz" şeklinde konuştu. Minarelerin cami büyüklüğüne ve cemaatin talebine göre 10-30 metre aralığına kadar değişen boyutlarda üretildiğini dile getiren Duran, "Maliyetler 200 bin liradan başlıyor, 500 bin liraya kadar çıkabiliyor" dedi. Talebe yetişmekte zorlandıklarını belirten Mürsel Duran, "Kış aylarında dahi işlerimiz durmuyor. Kar kış demeden üretime ve montaja devam ediyoruz. Bu işi severek yapıyoruz. Minare tamamlandığında ortaya çıkan eserden gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı.
‘Bi Dünya Dans’ Projesine Sağlıklı Kentler Birliği’nden ödül
11 Eylül 2025 Perşembe - 15:36 ‘Bi Dünya Dans’ Projesine Sağlıklı Kentler Birliği’nden ödül Muğla’da Büyükşehir Belediyesi’nin sanat ve sosyal alanda hayata geçirdiği projeler ulusal çapta ödüllerle taçlanmaya devam ediyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin "Bi Dünya Dans" projesi Sağlıklı Kentler Birliği tarafından düzenlenen 2025 "Sağlıklı Şehirler En İyi Uygulama Yarışması"nda ödül almaya hak kazandı. Büyükşehir Belediyesi, "Kültür, Sanat ve Spor Aktiviteleri" kategorisinde hazırladığı "Bi Dünya Dans" projesiyle ödüle layık görüldü. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin ödül almaya hak kazandığı ve bu yıl 15’incisi düzenlenen yarışmaya 49 üye belediye 96 projeyle başvurdu. Yarışma, Kültür, Sanat ve Spor Aktiviteleri, Dirençli/Dayanıklı Toplum, Yüksek Yaşam Kalitesi, Akıllı Şehir, Enerji Verimliliği ve İklim Değişikliğine Uyum, Toplumsal Eşitliğe ve Bağlılığa Katkı, Çevre ve Sağlık olmak üzere 7 farklı kategoride düzenlendi. Yarışmada, Büyükşehir belediyeleri kategorisinde 24 proje, büyükşehir ilçe belediyeleri kategorisinde 56 proje, il belediyeleri kategorisinde 11 ve ilçe belediyeleri kategorisinde 5 proje jüri tarafından incelendi. Geleneksel ve modern dansları bir araya getiren proje "Bi dünya dans" Muğla Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı tarafından yürütülen ve her yıl 29 Nisan Dünya Dans Günü’nde sahnelenen proje; Bale, Türk Halk Dansları, Modern Dans bölümlerinin performansları ile Muğla Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’nın müzikleri eşliğinde hayat buluyor. "Bi Dünya Dans" Projesi, dans sanatını kullanarak farklı kültürlerin bir araya gelmesini sağlamak, toplumsal uyumu güçlendirmek ve sanatı herkes için ulaşılabilir kılmak amacıyla geliştirildi. Geleneksel ve modern dansları bir araya getiren proje, seyircilere kültürel bir yolculuk sunmayı hedefliyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı öğrencileri, eğitmenleri ve Senfoni Orkestrası sanatçılarının katkılarıyla hazırlanan proje, dans sanatına yenilikçi bir bakış açısı kazandırıyor. Dansın gücünü kullanarak kültürel köprüler kurmayı, sanatı daha geniş kitlelere ulaştırmayı ve bireylerin fiziksel ile zihinsel sağlığına katkı sunmayı amaçlıyor. Proje kapsamında dansın, bireylerin stres yönetimi, ruh sağlığı ve topluluk aidiyeti üzerindeki olumlu etkileri vurgulanıyor. Sanat ve kültürel etkinlikler sayesinde toplumsal bütünleşmeye önemli katkılar sağlanıyor. Ödül töreni ekim ayı içerisinde yapılacak Değerlendirme sonucunda Muğla Büyükşehir Belediyesi, "Bi Dünya Dans" projesiyle ödüle layık görüldü. Ödül töreni, 10-11 Ekim 2025 tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirilecek olan Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği 44. Olağan Meclis Toplantısı kapsamında yapılacak ve ödül alan projeler burada sergilenecek. Ayrıca yarışmaya katılan tüm projeler kitap haline getirilerek dijital ortamda Sağlıklı Kentler Birliği web sayfasında yayınlanacak. Başkan Aras; "Bi Dünya Dans projemiz farklı kültür motiflerini aynı sahnede buluşturdu" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, dünya medeniyetlerine ev sahipliği yapmış kültür ve sanatın şehri Muğla’da düzenlenen bir projenin Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nden ödül almasının gurur verici olduğunu söyledi. Başkan Aras; "Kültür, sanat bir kentin geçmişle gelecek arasındaki en önemli bağıdır. Şehirlerimizi sadece binalarla değil geçmişten getirdiği zenginliklerle, sanatla, edebiyatla, müzikle ve dansla inşa etmeliyiz. Muğla, binlerce yıllık uygarlıklara ev sahipliği yapmış kadim bir coğrafyada yer alıyor. Bu kültürel mirası yaşatmanın ve geleceğe taşımanın yolu, sanata alan açmaktan geçiyor. Biz de bu bilinçle, gençlerimize ve sanatçılarımıza özgürce üretip sahne alabilecekleri ortamlar sunmaya çalışıyoruz. İşte Bi Dünya Dans projemiz bu anlayışla ortaya çıktı ve farklı kültür motiflerini aynı sahnede buluşturdu. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği tarafından ödüle layık görülen projemizde emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, yarışmanın değerli jüri üyelerine teşekkür ediyorum" dedi.
Arkas’tan İzmir’e altıncı sanat durağı: Arkas Sanat Göztepe açıldı
11 Eylül 2025 Perşembe - 14:50 Arkas’tan İzmir’e altıncı sanat durağı: Arkas Sanat Göztepe açıldı Arkas Holding, Göztepe’de yer alan Sadrazam Kamil Paşa tarafından 19. yüzyılda yaptırılan ve köşkün son sakinleri Ayşe ve Seniha Mayda ile özdeşleşen tarihi yapı, titiz bir restorasyon süreciyle yeniden işlevlendirilerek "Arkas Sanat Göztepe" adıyla sanatseverlerle buluştu. Arkas Holding’in kültür-sanat alanındaki sürdürülebilir yatırımları, İzmir’in tarihi yapılarında hayata geçirilen sanat merkezleriyle devam ediyor. Türkiye’nin ilk kadın ortodontisti olan Ayşe Mayda’nın İzmir’deki aile köşkü olan ve geç Osmanlı - erken Cumhuriyet dönemi mimarisini yansıtan tescilli yapı, özgün mimari nitelikleri korunarak kapsamlı bir restorasyon süreciyle Arkas Sanat Göztepe olarak açıldı. Köşk, Arkas Holding’in restorasyonunu üstlenerek sanat merkezine dönüştürdüğü dördüncü tarihi yapı oldu. Bu merkezle birlikte, Arkas Sanat bünyesinde faaliyet gösteren altıncı sanat merkezi sanatseverlerle buluştu. Arkas Sanat Göztepe, daimi Türk Ressamları sergisi, öğrenme programları ve kamuya açık etkinlikleriyle İzmir’in kültür haritasına yeni bir katkı sağlıyor. Lucien Arkas: "Gençlerin sanat algısını değiştirmeye çalışıyorum" Açılışta konuşan Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, "Sanat merkezlerimizin ziyaretçilerinin yüzde 45’i gençlerden oluşuyor. Bu merkezlerde tohum ekiyoruz. Ben inanıyorum ki gençlerin ruhlarına yerleşen bu sanat sevgisi tohumları gelecekte onların kültür dünyasını, bakış açılarını geliştirecek. Ben algıyı değiştirmeye çalışıyorum. Bir sanat değeri, anlayışı olması için çalışıyorum. Sanatın ayrı bir değeri var. Çocuklara, gençlere, o sanatı gösterirseniz onu sevebilirler. Görmedikleri bir şeyi sevemezler. Genç ziyaretçilerin yüzde 10’u sanatı sevse, bu bile çok önemli" şeklinde konuştu. Arkas’ın sanat politikası Sanat konusundaki politikalarını aktaran Lucien Arkas, "Arkas Koleksiyonu’nda sahip olduğumuz eserleri Avrupalılar gördüğü zaman şaşırıyor, büyük değerler büyük emek ve yatırırım gerektiriyor ama benim, Arkas’ın misyonu bu. Sahip olduğumuz değerleri paylaşmaktan, özellikle gençlere ulaştırmaktan dolayı çok mutluyum. Ben paylaşmayı seviyorum ve önümüzdeki dönemde de bu tutkumu sürdürmeyi planlıyorum" diye konuştu. "Sanat paylaştıkça değer kazanır" Sanatın paylaştıkça değer kazandığına dikkat çeken Arkas, sanat eserlerini uygun yapılarda sergilemenin önemine de değindi. Arkas, "Ben sanatı, tarihi, mimarisi güzel olan eski yapıları severim. Dört duvar beton yaparsınız ama bina, içinde sergilediğiniz eserlerin ruhunu yansıtmaz. Bir taşı bile ruhuyla göstermek gerekir. Eski köşkler eserlerin ruhunu çok iyi yansıtıyor. 1800’lerde inşa edilmiş Alsancak’ta bulunan Arkas Sanat Merkezi, Bornova Deniz Tarihi Müzesi de aynı döneme ait. Yine Bornova’da bulunan Arkas Mattheys Köşkü biraz daha eski, 1700’lerde inşa edilmiş. Bunun yanında Arkas Sanat Urla gibi yeni yapılarda da sergilediğimiz eserlerin ruhunu yaşatabilmeyi amaçlıyoruz. Urla’daki müzemiz ödüllü, bir benzerini aynı hassasiyetle Alaçatı’da hayata geçirdik. Tüm bu binaları sanat merkezleri olarak İzmir’e kazandırmaktan dolayı çok mutluyum" dedi. "Sanatı keşfetmek isteyenler için ilham veren bir durak" Arkas Kültür & Sanat Direktörü Müjde Unustası ise, mekanda yer alacak süresiz koleksiyon sergisiyle Türk resmine önemli bir kapı aralandığına dikkat çekti. Arkas Koleksiyonu’nun zenginliğinin altını çizen Unustası, serginin Türk resim sanatının geçmişten günümüze uzanan yolculuğuna dair bütüncül bir bakış sunduğunu belirterek, "Ayşe & Seniha Mayda Köşkü, İzmir’in sosyal, kültürel ve tarihi dokusuna işlemiş bir hafıza mekanı. Geç Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e ve modernleşme sürecine uzanan geniş bir dönemi kapsayan sergi, yalnızca eserlerle değil, bu mekanla da çok katmanlı bir diyalog kuruyor. Tıpkı Türk resim sanatının dönüşümü gibi; bu köşk de zaman içinde farklı kimlikler kazanmış, değişimlere tanıklık etmiş bir yapı. Bu sergi, umuyoruz ki sanatı keşfetmek isteyen herkese ilham verecek bir durak olur" diye konuştu. Sanatın üretildiği bir yaşam alanı Yalnızca daimi sergi alanı değil, çocuk ve yetişkin atölye alanları, mağaza, bahçe alanlarıyla yaşayan bir yapı olarak kurgulanan Arkas Sanat Göztepe, sanatın yalnızca izlendiği değil üretildiği bir mekân anlayışıyla tasarlandı. Restorasyon süreci, yapının mimari mirasını koruyarak çağdaş sergi standartlarını sağlayacak biçimde, mimar Seda Özen tarafından gerçekleştirildi. Giriş binası, etkinlik alanları ve yeni peyzaj düzenlemesiyle birlikte merkez, çok işlevli bir kültürel alan kimliği kazandı.
Yolun altından bin 500 yıllık tarih çıktı
11 Eylül 2025 Perşembe - 14:36 Yolun altından bin 500 yıllık tarih çıktı Nevşehir’de 2022 yılında trafiğe kapatılan yolun altından 5. yüzyıla uzanan nekropol alanı bulundu. Yapılan kazılarda bu güne kadar 50 ye yakın mezar ve çok sayıda obje gün yüzüne çıktı. Kazılarda bulunan objelerin yaklaşık bin 500 yıllık olduğu değerlendiriliyor. Kapadokya’nın eşsiz coğrafyasını şekillendiren sadece peribacaları değil, aynı zamanda toprağın derinliklerinde gizlenen tarihi miraslar da oluyor. Bu kapsamda, Göreme ile Ortahisar arasındaki ulaşımı sağlayan ve 2022 yılında trafiğe kapatılan kara yolunda başlatılan arkeolojik kazılar, bölgenin bilinmeyen geçmişine ışık tuttu. Nevşehir Müze Müdürlüğü ile Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nin bilimsel danışmanlığında yürütülen çalışmalarda, bugüne kadar kayaya oyulmuş mezarlar, kilerler, yaşam alanları ve yaklaşık 50 mezardan oluşan geniş bir nekropol alanı gün yüzüne çıkarıldı. Yapılan incelemeler, alanın Milattan Sonra 5. yüzyıla kadar uzanan bir yerleşim geçmişine sahip olduğunu ortaya koydu. Kazı Başkanı ve Nevşehir Müze Müdürü Gökhan Maskar, alanda ulaşılan keşiflerin Kapadokya tarihi açısından büyük önem taşıdığını ve bölgenin bilinen tarihinden daha geriye gittiğini söyledi. Maskar, "2022 yılından bu yana sürdürdüğümüz kurtarma kazılarında 50’ye yakın mezar tespit ettik. Bu mezarların önemli bir kısmı bölgede ilk kez görülen türden yapılar. 2025 yılında yapılan çalışmalarda, yerleşimin 10-11. yüzyıldan daha da eskiye gittiğini, Milattan Sonra 5. yüzyıla tarihlendiğini tespit ettik. Yapılan çalışmalar sırasında ortaya çıkan gerek mimari ögeler gerekse arkeolojik objeler bu görüşümüzü destekliyor. Ayrıca, din adamlarına ait olduğu düşünülen mezarların yanı sıra bebek ve yetişkin definleri de söz konusu alanda açığa çıkarıldı. Röliker haçlar, sikkeler, küpeler ve bilezikler bu seneki çalışmamızdan ortaya çıkan keşifler arasında yer alıyor" dedi. Kazılar sırasında ayrıca, geçmişte kullanılan mimari taşların daha sonraki dönemlerde mezar yapımında yeniden değerlendirildiği söyleyen Maskar "Göreme Açık Hava müzesine ulaşan ve devamında Ortahisar beldesine çıkan bir yoldu. Bu yolun trafiğe açık olması ve geçmişte yol üzerinde yapılan alt yapı çalışmaları çok fazla tahribata sebep olmuş durumda" dedi. UNESCO’nun raporlarında "doğal dokuya zarar verdiği" gerekçesiyle kapatılması önerilen yol, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle 2022 yılında kalıcı olarak ulaşıma kapatılmış, ardından kurtarma kazıları başlatılmıştı. Elde edilen keşiflerin ardından alanın arkeopark olarak düzenlenmesi, yürüyüş yolları ve cam teraslarla ziyaretçilere açılması hedefleniyor.
Yolun altından bin 500 yıllık tarih çıktı
11 Eylül 2025 Perşembe - 14:35 Yolun altından bin 500 yıllık tarih çıktı Nevşehir’de 2022 yılında trafiğe kapatılan yolun altından 5. yüzyıla uzanan nekropol alanı bulundu. Yapılan kazılarda bu güne kadar 50 ye yakın mezar ve çok sayıda obje gün yüzüne çıktı. Kazılarda bulunan objelerin yaklaşık bin 500 yıllık olduğu değerlendiriliyor. Kapadokya’nın eşsiz coğrafyasını şekillendiren sadece peribacaları değil, aynı zamanda toprağın derinliklerinde gizlenen tarihi miraslar da oluyor. Bu kapsamda, Göreme ile Ortahisar arasındaki ulaşımı sağlayan ve 2022 yılında trafiğe kapatılan kara yolunda başlatılan arkeolojik kazılar, bölgenin bilinmeyen geçmişine ışık tuttu. Nevşehir Müze Müdürlüğü ile Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nin bilimsel danışmanlığında yürütülen çalışmalarda, bugüne kadar kayaya oyulmuş mezarlar, kilerler, yaşam alanları ve yaklaşık 50 mezardan oluşan geniş bir nekropol alanı gün yüzüne çıkarıldı. Yapılan incelemeler, alanın Milattan Sonra 5. yüzyıla kadar uzanan bir yerleşim geçmişine sahip olduğunu ortaya koydu. Kazı Başkanı ve Nevşehir Müze Müdürü Gökhan Maskar, alanda ulaşılan keşiflerin Kapadokya tarihi açısından büyük önem taşıdığını ve bölgenin bilinen tarihinden daha geriye gittiğini söyledi. Maskar "2022 yılından bu yana sürdürdüğümüz kurtarma kazılarında 50’ye yakın mezar tespit ettik. Bu mezarların önemli bir kısmı bölgede ilk kez görülen türden yapılar. 2025 yılında yapılan çalışmalarda, yerleşimin 10-11. yüzyıldan daha da eskiye gittiğini, Milattan Sonra 5. yüzyıla tarihlendiğini tespit ettik. Yapılan çalışmalar sırasında ortaya çıkan gerek mimari ögeler gerekse arkeolojik objeler bu görüşümüzü destekliyor. Ayrıca, din adamlarına ait olduğu düşünülen mezarların yanı sıra bebek ve yetişkin definleri de söz konusu alanda açığa çıkarıldı. Röliker haçlar, sikkeler, küpeler ve bilezikler bu sene ki çalışmamızdan ortaya çıkan keşifler arasında yer alıyor." dedi. Kazılar sırasında ayrıca, geçmişte kullanılan mimari taşların daha sonraki dönemlerde mezar yapımında yeniden değerlendirildiği söyleyen Maskar "Göreme Açık Hava müzesine ulaşan ve devamında Ortahisar beldesine çıkan bir yoldu. Bu yolun trafiğe açık olması ve geçmişte yol üzerinde yapılan alt yapı çalışmaları çok fazla tahribata sebep olmuş durumda" dedi. UNESCO’nun raporlarında "doğal dokuya zarar verdiği" gerekçesiyle kapatılması önerilen yol, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle 2022 yılında kalıcı olarak ulaşıma kapatılmış, ardından kurtarma kazıları başlatılmıştı. Elde edilen keşiflerin ardından alanın arkeopark olarak düzenlenmesi, yürüyüş yolları ve cam teraslarla ziyaretçilere açılması hedefleniyor.
Baksı Müzesi’nde iki gün sürecek olan sempozyumunun ilki tamamlandı
11 Eylül 2025 Perşembe - 14:19 Baksı Müzesi’nde iki gün sürecek olan sempozyumunun ilki tamamlandı Baksı Müzesi’nde ’Kültür, Sanat ve İdare Hukuku Sempozyumu’ gerçekleştirildi. Baksı Müzesi ev sahipliğinde, Bayburt Valiliği destekleriyle düzenlenen ve iki gün sürecek olan sempozyumun ilk günü tamamlandı. Sempozyuma Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, Müze Kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, Baksı Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Oya Koçan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aydın Gülan, akademisyenler ve davetliler katıldı. İlki tamamlanan sempozyum, açılış konuşmalarıyla başladı. Sempozyumda, kültür ve sanat yatırımlarında sürdürülebilirlik, sanata ve sanatçıya uygun hukuki ortamın tesisi ile kırsal kesimde kadın istihdamı ve haklarının korunması gibi konular konuşuldu. Baksı Müzesi Kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, ’Sanatın Dönüştürücü Etkisi ve Baksı’ başlıklı sunumunda, ’Yaptıkları, yapmayı düşündükleri ve henüz yapılamayanlar’ üzerine değerlendirmelerde bulundu. İlk günün oturumlarında ’Kültür ve Sanat Yatırımlarında Sürdürülebilirlik Forumu’ ile ’Sanat ve Hukuk’ başlıkları ele alındı. Prof. Dr. Aydın Gülan moderatörlüğünde, kamu yararına yönelik özel hukuk kişilerinin faaliyetlerinin sürdürülebilirliği konusunda idarenin görevleri üzerine fikirler ortaya koyuldu. Dr. Öğr. Üyesi Büşra Akdoğan, ’Sanata ve Sanatçıya Uygun Hukuki Ortamın Tesisi’ konulu konuşma gerçekleştirdi. Dr. Öğr. Üyesi Memduh Cemil Şirin ise ’Edebiyatta Hukuk İzlenimleri’ üzerine konuştu. Bugün gerçekleştirilecek olan ikinci gün oturumlarında ’Yerinde İdare Hukuku’ başlığı altında, kırsal kesimde çalışan kadınların haklarının korunması, tarımsal teşviklerin idari denetimi ve ’Baksı Nadas Projesi’ ele alınacak.