KÜLTÜR SANAT
07 Mart 2026 Cumartesi - 08:40 Köse: "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" diyerek kadınların toplumdaki önemine dikkat çekti. Kadınların hayatın her alanında emekleri, fedakarlıkları ve başarılarıyla topluma yön verdiğini belirten Köse, güçlü ve sağlıklı bir toplumun ancak kadınların hak ettiği değeri görmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Kadınların aileden eğitime, ekonomiden sosyal yaşama kadar her alanda önemli sorumluluklar üstlendiğini vurgulayan Köse, "Kadınlarımız toplumun temel taşı, aile yapısının en güçlü dayanağıdır. Onların emeği, sabrı ve fedakarlığı sayesinde toplumlarımız ayakta durmakta ve geleceğe umutla bakabilmektedir." dedi. Kadınların sadece bir gün değil yılın her günü hatırlanması ve desteklenmesi gerektiğini belirten Köse, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların toplumsal hayattaki yerini hatırlamak, onların emeklerine saygı göstermek ve karşılaştıkları sorunlara dikkat çekmek açısından önemli bir gündür. Kadınların eğitimde, çalışma hayatında, sosyal ve kültürel alanlarda daha fazla yer alması, toplumların gelişmişlik seviyesini de doğrudan etkilemektedir." Kadınlara yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu da dile getiren Köse, kadınların huzur, güven ve eşit fırsatlar içinde yaşayabildiği bir toplumun herkes için daha güçlü bir gelecek anlamına geldiğini ifade etti. Köse, mesajının sonunda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, sağlık, huzur ve başarı dolu bir yaşam temennisinde bulundu.
07 Mart 2026 Cumartesi - 00:05 Mersin’de Özgecan Aslan anısına anlamlı konser Mersin’de Yenişehir ilçesinde, 2015 yılında okulundan evine dönerken minibüste öldürülen Özgecan Aslan’ın anısına konser düzenlendi. Konserin geliri, kız çocuklarının eğitimine destek olacak. Mersin’de Yenişehir ilçesinde bulunan Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi’nde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında anlamlı bir konser düzenlendi. Opera sanatçısı Beste Aslan, 2015 yılında Mersin’de katledilen kız kardeşi üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın anısına düzenlediği konserle sanatseverleri bir araya geldi. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği programda sanatçı Şevval Sam, şair ve söz yazarı Ahmet Selçuk İlkan ile sanatçı Çiğdem Sığırcı sahne aldı. Konserde seslendirilen eserler izleyicilere duygusal anlar yaşattı. Etkinlikten elde edilen tüm gelirin kız çocuklarının eğitimine burs olarak bağışlanacağı belirtildi. Konseri, Özgecan Aslan’ın annesi Songül Aslan ve babası Mehmet Aslan da takip etti. Özgecan Aslan’ın kız kardeşi opera sanatçısı Beste Aslan ise konseri kız çocuklarının eğitimine destek olmak amacıyla düzenlediklerini belirterek, "Ben 11 sene boyunca çok büyük mücadelelerle eğitimime devam etmiş, çok büyük zorluklar yaşayarak şu an bu noktaya geldiğim için umarım sonrasında daha fazla bu kadar acı, ızdırap, kadın şiddeti, cinayetine hiçbir kadın, hiçbir aile maruz kalmaz. Bunu değiştirmek için elimden ne geliyorsa her gün kendime bir parça bir şey ekleyerek yoluma devam edeceğim ve her zaman içimdeki bu amacı besleyecek, umuduma eşlik edecek yeni yollar bulmak benim için sonsuz bir amaç olacaktır" ifadelerini kullandı. Şair ve söz yazarı Ahmet Selçuk İlkan da kadınların toplumdaki önemine dikkat çekerek, "Kadınlarının yüzünün gülmediği bir ülkede asla çocukların da yüzü gülmeyecektir diye düşünüyorum. En güzel mirasımız önce kadınlara, yani kız kardeşlerimize, annelerimize, bacılarımıza ve eşlerimize ve sonrasında onlardan miras kalacak çocuklarımız olacak" diye konuştu.
Türk Telekom ’Erişilebilir Tiyatro’ projesi kapsamında Fındıkıran balesini erişilebilir kıldı
31 Ocak 2026 Cumartesi - 10:36 Türk Telekom ’Erişilebilir Tiyatro’ projesi kapsamında Fındıkıran balesini erişilebilir kıldı Türk Telekom, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu iş birliğiyle başlattığı ‘Erişilebilir Tiyatro’ projesini Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) sürdürüyor. Görme ve işitme engelli sanatseverler için engelleri aşan bir sanat deneyimi sunan proje kapsamında İstanbul Devlet Opera ve Balesi iş birliğiyle bu kez ilk defa bir bale etkinliği olan ’Fındıkkıran’ görme engelli sanatseverlerle buluştu. Türkiye’de dijital dönüşümün öncülerinden Türk Telekom, teknolojinin sağladığı imkanları ‘Türkiye’ye Değer’ çatısı altında iyilik ve faydaya dönüştürmek için kurumsal sosyal sorumluluk projelerine devam ediyor. AKM ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu iş birliğiyle yürütülen ’Erişilebilir Tiyatro’ projesi, 3’üncü sezonunda da sanatseverlerle buluşmayı sürdürüyor. Engelli sanatseverlerin kültürel etkinliklere eşit katılımını desteklemek amacıyla görme ve işitme engelli bireyler için hayata geçirilen ‘Erişilebilir Tiyatro’ projesi kapsamında ilk defa bir bale etkinliği erişilebilir kılındı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda sahneye taşıdığı Fındıkkıran, sesli betimleme uygulaması ile görme engelli sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Çaykovski’nin müziği eşliğinde sahnelenen Fındıkkıran, masalsı atmosferi ile Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyicilere büyülü anlar yaşatıyor. Klasik bale repertuarının en sevilen eserlerinden biri olan bu iki perdelik bale, Clara’nın yılbaşı gecesinde fındıkkıran oyuncağıyla çıktığı düşsel yolculuğu konu alıyor. Görme engelli sanatseverler sesli betimleme uygulaması ile dekor, kostüm, dansçıların hareketleri, sahne geçişleri gibi sessiz gelişen olayların anlık olarak anlatılmasıyla bu özel etkinliği ayrıntıları kaçırmadan deneyimledi.
Yumurta parasıyla yapılan 395 yıllık cami restorasyona alındı
31 Ocak 2026 Cumartesi - 09:44 Yumurta parasıyla yapılan 395 yıllık cami restorasyona alındı Kocaeli’nin İzmit ilçesinde, 1631 yılında Yumurtacı Muhammet Ali Ağa’nın yumurta satarak biriktirdiği paralarla inşa ettirdiği rivayet edilen ve asırlardır depremlere direnen tarihi Yumurtacı Cami, restorasyon çalışmaları için ibadete kapatıldı. Hacı Hasan Mahallesi Sırrı Paşa Caddesi üzerinde bulunan ve 17. Osmanlı padişahı 4. Murad döneminde Yumurtacı Muhammet Ali Ağa tarafından yaptırılan cami, Osmanlı döneminin sivil mimari özelliklerini taşıyan nadir eserler arasında yer alıyor. Kerpiç yapısı, ahşap çatısı ve dikdörtgen planıyla dikkati çeken tarihi ibadethane, bölgede yüzyıllar içinde yaşanan birçok yıkıcı depremi yapısal hasar görmeden atlatmasıyla biliniyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki cami, başlatılacak kapsamlı tadilat ve restorasyon çalışmalarının ardından yeniden cemaatle buluşacak. Hacı Hasan Mahallesi Muhtarı Ömer Uzun, mahallenin İzmit’in en eski yerleşim bölgelerinden biri olduğunu belirterek, "Mahallemiz çok eski, otantik ve tarihi eserlerle dolu bir mahalle. En başta Yumurtacı Cami’miz, Pembe Köşk, Atatürk Köşkü ve Sırrı Paşa Köşkü gibi çok değerli yapılara sahibiz. Sessiz, sakin ve Osmanlı’yı yaşatan bir yapımız var" dedi. "Yumurta satarak kazandığı parayla yaptırmış" Caminin hikayesinin ve sağlamlığının bölge halkı için büyük önem taşıdığını vurgulayan Uzun, şöyle konuştu: "Camimiz 1631 yılında yapılmış. Rivayetlere göre, Yumurtacı Muhammet Ali Ağa, yumurta satarak kazandığı parayla bu camiyi yaptırmış. 2, 3, 4 hatta 5 büyük deprem görmesine rağmen hiçbir yapısal hasar görmedi. Bu durum caminin en büyük sırrı ve en önemli özelliği." "Restorasyonla birlikte yeniden ibadete açılmasını bekliyoruz" Kerpiç yapıya sahip olan ve dikdörtgen planlı şekilde inşa edilen caminin ahşap çatı ile örtülü olduğunu aktaran Uzun, "Camimiz zaman içinde çeşitli onarımlar gördü ve bugüne kadar ulaştı. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait bir yapı. Şu an kapalı çünkü tadilat süreci başlayacak. Restorasyonla birlikte yeniden ibadete açılmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Yaşayan bir tarih" Cami bahçesinde yapıyı inşa ettiren Yumurtacı Mehmet Ali Ağa’nın mezarının da bulunduğunu belirten Uzun, "Arka taraftaki anıtlarda da Osmanlı döneminde camiye yardım eden kişilerin kabirleri yer alıyor. Burası sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda yaşayan bir tarih" diye konuştu.
Bayburt’un yöresel lezzeti tel helvası gençleri ve yaşlıları aynı sofrada buluşturdu
31 Ocak 2026 Cumartesi - 09:33 Bayburt’un yöresel lezzeti tel helvası gençleri ve yaşlıları aynı sofrada buluşturdu Bayburt’un kadim kış geleneklerinden biri olan tel helvası çekimi, Can Bayburt Atlı Spor Kulübünün ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikle huzurevi sakinlerini ve cirit sporcularını bir araya getirdi. Programda yaşlılar, yöresel lezzetleri tatma ve Bayburt kültürünü yakından tanıma imkânı buldu. Can Bayburt Atlı Spor Kulübü tarafından gerçekleştirilen etkinlikte, Bayburt Memnune Evsen Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinleri kulüp tesisinde misafir edildi. Kop Atlı Spor Kulübü ile Oğuzhan Atlı Spor Kulübü sporcularının da katkı sunduğu etkinlikte; tel helvası çekildi, sobada patates közlendi, ağız barları söylendi, soba üzerinde fokur fokur kaynayan demli çay huzurevi sakinlerine ikram edildi. Tel helvası geleneksel yöntemlerle hazırlandı Etkinliğin ana unsurlarından biri olan tel helvası, geleneksel yöntemlerle hazırlandı. Un, yağ, şeker ve limon suyundan oluşan karışımda şeker ve su, soba üzerinde uzun süre kaynatıldı. Kıvam alan karışım, yağlanan tepsiye dökülerek kar üzerinde soğutuldu ardından yoğrularak top haline getirildi. Cirit sporcuları, sini etrafında toplanarak kavrulmuş un üzerine aldıkları şekeri tel tel olana kadar dört bir koldan çekti. Kabak oyunu ve ağız barları etkinliğe renk kattı Tel helvası çekimi sonrası, mahalle ve köy odası etkinliklerinin başında gelen geleneksel kabak oyunu oynandı. Yaşlıların da katıldığı oyunda renkli görüntüler oluştu. Program, ağız barları eşliğinde oynanan yöresel oyunlarla devam etti. Huzurevi sakinleri, cirit sporcularıyla birlikte omuz omuza bar oynadı. "Yaşlılarımız için güzel bir değişiklik oldu" Huzurevi Müdürü Murat Köse, kış aylarında yaşlıların hareket alanlarının kısıtlandığını söyledi. Köse, "Bugün yaşlılarımız farklı bir ortam, farklı bir eğlence gördü. Can Bayburt Atlı Spor Kulübü sağ olsun bizleri davet etti. Kış aylarında yaşlarımız olumsuz hava şartları nedeniyle fazla hareket imkanı bulamıyorlar. Fırında patates yedik, çay içtik. Ayrıca Bayburt’un olmazsa olmazı tel helvasını çektik ve yaşlılarımıza ikram ederek, hep birlikte yedik. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi. Huzurevi sakinlerinden Recep Andoğlu, etkinliğin kendileri için moral kaynağı olduğunu belirterek, "Bayburt’ta özellikle kış aylarında huzurevi sakinleri için güzel etkinlikler yapılıyor. Bugün de bu odada tel helvası yapıp, yedik. Bayburt’a özgü birçok kültürel unsuru yakından görme fırsatı bulduk" diyerek konuştu. Farklı memleketlerden gelenler Bayburt kültürünü tanıdı Aslen Ordulu olan huzurevi sakini Ercan Bölükbaş, Bayburt kültürünü tanımaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Bölükbaş, "Pek çok arkadaşımız Bayburt kültürünü bilmiyor, Bayburtlu değiliz, ben Orduluyum. Burada Bayburt’un meşhur tel helvasını tattık, soğuk kış akşamlarının vazgeçilmez lezzeti olan közlenmiş patatesten yedik. Farklı şehirlerden gelen birçok arkadaşımız Bayburt kültürünü yakından tanıma fırsatı buldu. Tel helvası, kabak oyunu ve barlar bizim için güzel bir deneyim oldu" ifadelerini kullandı. "Sadece ciridi değil, Bayburt kültürünü de yaşatıyoruz" Can Bayburt Atlı Spor Kulübü Başkanı Celalettin Topyay, kulüp olarak yalnızca sportif faaliyetler yürütmediklerini aynı zamanda Bayburt kültürünü de yaşatma gayreti içerisinde olduklarını vurguladı. Yaşlıların mutluluğuyla mutlu olduklarını dile getiren Topyay, "Can Bayburt Atlı Spor Kulübü olarak huzurevi sakinlerini misafir ettik. Bayburt’ta sadece cirit oynamıyor, kültürümüzü de yaşatıyoruz. Bayburt’un tel helvasını çektik, fırında patates yaptık. Yaşlılarımızı mutlu ettik, biz de onlar sayesinde mutlu olduk" şeklinde konuştu. Etkinlik, közde patates ve demli çay ikramının ardından çekilen halaylar ve omuz omuza söylenen ağız barları ile sona erdi.
Bakan Göktaş: "Aileyi değersiz kılan programlardan vatandaş çok şikayetçi"
30 Ocak 2026 Cuma - 22:05 Bakan Göktaş: "Aileyi değersiz kılan programlardan vatandaş çok şikayetçi" Sultanbeyli Belediyesinin ev sahipliğinde, Tiyatro Akademisi tarafından hazırlanan ’Bizim Evin Hikayesi Gala Programı’na katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Aileyi değersiz kılan söylemlerden, programlardan her bir vatandaş çok şikayetçi. Bunun yanında aileyi merkeze alan, aile ve nüfus vizyonunuza destek çıkacak kültür yapımızı, medeniyetimizi, güçlü aile kavramımıza sahip çıkacak eser sayımız maalesef az" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Sultanbeyli Belediyesinin ev sahipliğinde, Tiyatro Akademisi tarafından hazırlanan ’Bizim Evin Hikayesi Gala Programı’na katıldı. Sultanbeyli’den çağrıda bulunan Bakan Göktaş, "Kültüre, sanata, değerlerimizi yaşatan konulara önem verelim. Buna yatırım yapalım. Vatandaşımız bunu istiyor. İnsanımız bunu istiyor. İnsanımız izlediğinde kendini görmek istiyor. Entrikaları, yalanı dolanı, gayri ahlaki konuların işlenmesini istemiyor. Kendini temsil eden, kendi değerlerini temsil eden, ailesini, komşuluk ilişkilerini, birliğimizi, beraberliğimizi yansıtan görseller görmek istiyor. İşte biz de bu akşam tam da böyle bir oyunu hep beraber İzleyeceğiz. Hepimiz çok heyecanlıyız. Burada emek veren her birinize sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum" diye konuştu. Sultanbeyli Belediyesi’nin ortaya koyduğu vizyonun önemine değinenen Bakan Göktaş, "Herkes pek çok şeye yatırım yapar ama insana yatırım yapmak kültüre, sanata yapmak herkesin üstünden gelebileceği bir şey değil. Burada siz bir vizyon çizdiniz. Bir tiyatro grubu kurdunuz. Aynı zamanda danışmanlık aldınız. Nihayetinde burada gerçekten Sultanbeyli Belediyesi’nin tiyatro grubunda, tiyatro akademisinin bir yıl boyunca sabırla, azimle, kararlılıkla ortaya koyduğu ve aslında disiplinle çalıştığı ama aynı zamanda aileye değer veren, insana değer veren ve devletimizin politikasına, güçlü vizyonuna destek veren, sanatla destek veren, kültürle destek veren, çok kıymetli bir eseri izleyeceğiz" ifadelerine yer verdi. Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla ilan edilen "Aile ve Nüfus 10 Yılı" kapsamında aileyi merkeze alan çalışmaları önemsediklerini belirtti. Tombaş, "Aile ve Nüfus 10 Yılı çerçevesinde aileyi baş tacı eden, içimizden bir hikayeyi sahneye taşıyan bu anlamlı gecede sizlerle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Biz de bu vizyonu sözde bırakmıyor; sahada karşılığı olan, hayata dokunan ve gündelik yaşamda hissedilen somut adımlarla destekliyoruz. Elbette şehri imar ederken, nesli ihmal etmemek gerekir. Biz, kültür ve sanatı şehrin bir süsü olarak değil; o şehri ayakta tutan ruhun kendisi olarak görüyoruz. Bizler; aileyi merkeze alan, sanatı toplumla buluşturan ve gençlerimizin önünü açan çalışmalarımıza ilk günkü aşkla devam edeceğiz. Oyunumuzun izleyicisi bol, alkışı gür olsun. ’Bizim Evin Hikayesi’ gönüllerimizde hoş bir seda bıraksın" dedi.
"Ailem" dizisinin ikinci sezonu Bakan Tekin ve Bakan Göktaş’ın katılımıyla tanıtıldı
30 Ocak 2026 Cuma - 20:19 "Ailem" dizisinin ikinci sezonu Bakan Tekin ve Bakan Göktaş’ın katılımıyla tanıtıldı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okul-aile iş birliğini güçlendirmeyi ve öğrencilerin akademik, sosyal ve duygusal gelişimlerini bütüncül bir yaklaşımla desteklemeyi amaçlayan "Ailem" dizisinin ikinci sezonu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla tanıtıldı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Velivizyon platformu için hazırlanan "Ailem" dizisinin ikinci sezon tanıtımı Kabataş Erkek Lisesi’nde gerçekleşti. Programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve dizide yer alan oyuncular katıldı. "Ailem" dizisinde öğretmenlerin görüş ve önerilerine de yer verildi İlk sezonda yayımlanan 27 bölümü veliler ve öğrencilerden yoğun ilgi gören yapım, yeni sezonda farklı bir hikaye örgüsüyle yoluna devam ediyor. İkinci sezon, Karadeniz’de çekilen dizinin yeni sezonda ele alınan konular, yaklaşık 1500 öğretmenin görüş ve önerileri doğrultusunda belirlenerek senaryo sürecine dahil edildi. Bu sayede okul-aile iş birliğini güçlendiren, sorumluluk bilincini pekiştiren ve toplumsal değerleri öne çıkaran hikâyeler, eğitimcilerin rehberliğinde izleyiciyle buluşacak. Dizinin ikinci sezonu, 13 bölümden oluşacak şekilde planlandı. Sloganı "Kökeninde bilgi, odağında beceri, hedefinde gelecek olan yeni nesiller için" olarak belirlendi. "Milli Eğitim Bakanlığı olarak toplumda dönüştürücü bir rol oynamamız gerektiğinin farkındayız" Dizinin ikinci sezonu için düzenlenen tanıtımda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Yaklaşık iki yıldır Milli Eğitim Bakanlığının yürüttüğü işlerde bir perspektif farklılaşması yapmaya çalışıyoruz. Bir taraftan, biraz önce içerideki konuşmamda da söyledim, Milli Eğitim Bakanlığı olarak toplumda dönüştürücü bir rol oynamamız gerektiğinin, birleştirici bir rol oynamamız gerektiğinin farkındayız. Bu anlamda bütün enstrümanlardan da faydalanmak istiyoruz. Sanat bizim açımızdan çok önemli bir enstrüman ve biz; hem etkinliklerimizi, yaptığımız şeylerin daha nitelikli hale kavuşması, daha yaygın bir katma değer oluşturması açısından hem de toplumda sanatsal etkinliklerin hak ettiği değere ulaşması, toplumun sanat konusunda duyarlılığının, farkındalığının artırılması açısından üstümüze düşen roller olduğunun farkındayız" dedi. Öğretmenlerin talepleri doğrultusunda dizinin yapıldığını belirten Bakan Tekin, "Bu anlamda biz, okullarımızda geçtiğimiz eğitim öğretim yılında, yani 2024-2025 eğitim öğretim yılında uygulamaya başladığımız Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinde çocuklarımızın estetik zevklerini ve sanatla barışık olmalarını önemsedik. Programın odağına bunu yerleştirdik. Bunu da okullarımızda her dersin içerisinde yapacağımız etkinliklerle; çocuklarımızın hem geçmiş tarihi birikimlerimizi, tarihi üretimlerimiz anlamındaki sanatsal değeri daha doğru okuyabilmeleri, hem sanatsal yeteneklerinin erken yaşlarda keşfedilip onlara göre uygun eğitim alabilmeleri, hem de dersler esnasında sanatın birleştirici ve öğretici gücünden faydalanabilmeleri açısından müfredatın odağına koymuştuk zaten. Bir başka şey daha yapmaya çaba sarf ediyoruz. Eğitim öğretim süreçlerinin içerisinde ailelerin rolünün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Bu minvalde de geçtiğimiz yıl sevgili dostlarım Ahmet Yenilmez, Volkan ve Bora Severcan’la beraber başlattığımız bir proje oldu. Çocuklarımız aileleriyle birlikte eğitim yolculuğunu yürütebilsinler diye, ailelerimizi bu anlamda sürecin içerisine dahil ettiğimizin görünmesi açısından mini bir dizi projesine başlamıştık geçen yıl. Tamamen gönüllülük esasına bağlı olarak, dediğim gibi sevgili dostlarımızın sürecin içerisindeki katkılarıyla geçtiğimiz yıl 27 bölüm kısa dizi olarak, mini dizi olarak yayınlandı. 130 milyon adet görüntülendi, bu diziler izlendi. Sonra öğretmen arkadaşlarımızın talepleri ve katkılarıyla senaryo revize edildi ve ikinci bölüm, ikinci dönem, ikinci sezonu çekelim dedik ve hem de bu dizi ile muradımızın ne olduğunu paylaşmak istedik" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise, "Bugün ‘Ailem 2’ dizisinin ikinci sezonu için buradayız. Burada çok değerli sanatçılarımızın birbirinden değerli katkısıyla çok başarılı bir eser ortaya çıktı. Bir yandan ailenin eğitim üzerinde, okul üzerinde çocukların fiziksel, psikolojik, zihinsel gelişimi üzerinde çok büyük bir etkisi olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda farkındalık oluşturmayı amaçlayan ama aynı zamanda hem aileleri hem çocuklarımıza hem gençlerimize hem de aynı zamanda hepimize aslında tüm topluma hitap eden böylesi kıymetli bir eseri kamuoyuna kazandıran kıymetli bakanımız Yusuf Tekin başta olmak üzere Milli Eğitim bakanlığımızın her bir ferdine teşekkür ediyorum" dedi. "Değerli sanatçılarımızın birbirinden değerli katkısıyla çok başarılı bir eser ortaya çıktı" Tanıtıma katılan Bakan Göktaş, "Bugün ‘Ailem 2’ dizisinin ikinci sezonu için buradayız. Burada çok değerli sanatçılarımızın birbirinden değerli katkısıyla çok başarılı bir eser ortaya çıktı. Bir yandan ailenin eğitim üzerinde, okul üzerinde çocukların fiziksel, psikolojik, zihinsel gelişimi üzerinde çok büyük bir etkisi olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda farkındalık oluşturmayı amaçlayan ama aynı zamanda hem aileleri hem çocuklarımıza hem gençlerimize hem de aynı zamanda hepimize aslında tüm topluma hitap eden böylesi kıymetli bir eseri kamuoyuna kazandıran kıymetli bakanımız Yusuf Tekin başta olmak üzere Milli Eğitim bakanlığımızın her bir ferdine teşekkür ediyorum" dedi.
Sömestr tatili Atakum’da etkinliklerle geçti
30 Ocak 2026 Cuma - 19:46 Sömestr tatili Atakum’da etkinliklerle geçti Sömestr tatilinde Atakum’da çocuklar hem eğlendi hem öğrendi. Atakum Belediyesi tarafından yarıyıl tatiline özel hazırlanan programlar kapsamında öğrenciler, sanatla, bilimle ve farkındalık çalışmalarıyla dolu günler yaşadı. Hasan Ali Yücel Gençlik Bilim ve Sanat Merkezi ile Özgecan Kadın Danışma Merkezinde gerçekleştirilen etkinlikler, yoğun katılımla tamamlandı.Hasan Ali Yücel Gençlik Bilim ve Sanat Merkezinde "Tatilde Anılar Biriktiriyoruz" başlığıyla düzenlenen etkinlikler serisi, İngilizce atölyesiyle başladı. Öğrenciler, öğretmenleri eşliğinde eğlenceli aktiviteler yaparak yabancı dil becerilerini geliştirme imkânı buldu. Çini atölyesinde ata mirası sanatla tanışan çocuklar, uygulama bölümünde kendi tasarımlarını hazırladı. Ortaya çıkan çalışmalar büyük beğeni topladı. Drama ve yüz boyama atölyesinde oyunlar ve etkinliklerle keyifli vakit geçiren çocuklar, tuval boyama etkinliğinde hayal güçlerini renklere yansıttı. Programın ikinci haftasında çevre bilincine dikkat çekildi. İleri Dönüşüm Atölyesinde Atakum Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekipleri, öğrencilere sıfır atığın önemi hakkında bilgiler verdi. Çocuklar plastik şişe ve kapak gibi atık malzemeleri süs eşyası ve saksıya dönüştürerek hem çevre bilinci kazandı hem de yeni eserler ortaya koydu. Masal atölyesinde Türk ve dünya edebiyatının sevilen kahramanlarını canlandıran minik tiyatrocular, performanslarıyla alkış aldı. Tatil programı resim baskı atölyesi, tasarım ve beceri çalışmaları ile devam etti. Farkındalık seminerinde akran zorbalığı konusu ele alınarak öğrencilere önemli bilgiler aktarıldı. Film gösteriminde animasyon dünyasına yolculuk yapan çocuklar keyifli anlar yaşadı. Çini atölyesinde hazırlanan eserler ise ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Özgecan Kadın Danışma Merkezinde gerçekleştirilen etkinliklerde de çocuklar eğlenceli ve öğretici anlar yaşadı. "Renklerle Nefes Al" başlığıyla düzenlenen yoga atölyesinde nefes egzersizleri ve temel yoga hareketleri uygulandı. Taş tozuyla heykel yapımı atölyesinde öğrenciler, hazırladıkları heykel ve bibloları boyayarak sanatsal yeteneklerini sergiledi. Atakum Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşleri Müdürü Deniz Gömeç, etkinliklere 500’ün üzerinde öğrencinin katıldığını belirterek, yarıyıl tatilinde çocukların eğlenerek öğrenmesini hedeflediklerini ifade etti. Gömeç, Başkan Serhat Türkel’in desteğiyle çocuklara yönelik kültür, sanat ve eğitim faaliyetlerini yıl boyunca sürdüreceklerini vurguladı. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel ise öğrencilerin tatillerini verimli ve keyifli geçirmesi için özel bir program hazırladıklarını belirterek, çocukların sanat, spor ve bilimle iç içe, kendilerini ifade edebilen bireyler olarak yetişmeleri için çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Türkel, 2025-2026 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin öğrencilere, öğretmenlere ve velilere hayırlı olmasını diledi.
Eskişehir Türk Ocağı’nda ‘Nüfus Mübadelesi’ anlatıldı
30 Ocak 2026 Cuma - 16:39 Eskişehir Türk Ocağı’nda ‘Nüfus Mübadelesi’ anlatıldı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Volkan Marttin, Eskişehir Türk Ocağı’nın gelenekselleşen "Perşembe Sohbetleri" kapsamında yaptığı "İmparatorluk’tan Ulus Devlete Geçişin Sancılı Mirası: Nüfus Mübadelesi" başlıklı konuşmasında, zorunlu göçün hukuki, tarihi ve sosyal boyutlarını dinleyicilerle paylaştı. Mübadelenin, yakın tarihte Türkiye ile Balkan ülkeleri arasındaki kitlesel nüfus değişimini ifade ettiğini belirten Marttin, bu sürecin sadece 1923 Türk-Yunan Mübadelesi ile sınırlı kalmadığını, 1913 İstanbul Antlaşması ile Osmanlı ve Bulgaristan arasında gerçekleşen ilk organize nüfus değişiminin de bu sürecin bir öncülü olduğunu vurguladı. Lozan ve zorunlu göç Konuşmanda, 1923 Türk-Yunan Mübadelesi hakkında çarpıcı veriler paylaşan Prof. Dr. Marttin, Lozan Barış Antlaşması’na ek protokol uyarınca Türkiye ve Yunanistan’ın kendi yurttaşlarını din esası üzerine zorunlu göçe tabi tuttuğunu hatırlattı. Marttin, bu anlaşma ile Anadolu’dan yaklaşık 1 milyon 200 bin Ortodoks Hristiyan’un Rum Yunanistan’a; Yunanistan’dan ise 500 bin Müslüman Türk’ün, Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldığını anlatan Marttin, İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin bu uygulamanın dışında tutulduğu belirtti. Devletin iskân politikası ve mülkiyet sorunu Yeni kurulan Cumhuriyetin bu devasa nüfus hareketini yönetmek için 13 Ekim 1923’te "Mübadele, İmar ve İskân Vekâleti"ni kurduğunu belirten Marttin, gelen mübadillerin Samsun, Adana, Balıkesir, İzmir ve Manisa gibi illere yerleştirildiğini ifade etti. Konuşmada, mübadillerin geride bıraktıkları malların tasfiyesi ve tazminat sorunlarının yıllarca sürdüğü, bu krizin ancak 1930 yılında imzalanan Ankara Sözleşmesi ile taşınmazların bulundukları ülkenin mülkiyetine geçmesi kararıyla aşılabildiği vurgulandı. Kaçınılmaz bir cerrahi müdahale Mübadelenin sosyal ve ekonomik etkilerine de değinen Prof. Dr. Marttin, Türkiye’ye gelen nüfusun ekserisinin tarım sektöründen olmasının tarımsal işgücüne katkı sağladığını, ancak giden Rum nüfusun sanayi ve zanaat alanında bıraktığı boşluğun uzun süre doldurulamadığını belirtti. Konuşmasını, mübadelenin her iki toplumda derin yaralar açmasına rağmen dönemin şartlarında kaçınılmaz olduğunu belirterek sonlandıran Marttin, bir Rum mübadilin yıllar sonra sarf ettiği, "Atatürk ve Venizelos iyi yaptı. Yoksa şimdi Bosna gibi olabilirdik. Bir yerden patlak verirdi" sözleri hatırlattı. Soru-cevap bölümünün ardından Eskişehir Türk Ocağı tarafından Prof. Dr. Volkan Marttin’e şükran beratı takdim edildi.
Tosyalı, genç sanatçıları destekleyerek kültürel üretime katkısını sürdürüyor
30 Ocak 2026 Cuma - 14:20 Tosyalı, genç sanatçıları destekleyerek kültürel üretime katkısını sürdürüyor Sanatı, toplumsal gelişimin ve düşünsel dönüşümün vazgeçilmez bir parçası olarak konumlandıran Tosyalı, kültür ve sanat alanındaki destekleriyle yalnızca üretimde değil, değer oluşturmada da sorumluluk üstlenmeye devam ettiğini duyurdu. Endüstri ile sanat arasında kalıcı bağlar kurmayı hedefleyen bu yaklaşım doğrultusunda Tosyalı, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın "The Grand Excess" adlı kişisel sergisine katkı sundu. Kültür ve sanat alanındaki çalışmalarını sürdüren Tosyalı, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın "The Grand Excess" adlı kişisel sergisi için hazırlanan kitabın sponsoru oldu. Pilevneli Dolapdere’de 29 Ocak’ta kapılarını açan ve 28 Şubat 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan "The Grand Excess", Lal Batman’ın sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorguladığı, geçmişin estetik zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla yüzleştirdiği kapsamlı bir anlatı sunuyor. Sergide Antik Mısır ve Yunan dönemlerinden 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel katmanlar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik yaklaşımlarıyla bir araya geliyor. Batman’ın eserleri; dijital ile plastiği yan yana getirirken mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlarda buluştuğu zengin bir malzeme diliyle hayat buluyor. Bu çok katmanlı yapının, izleyiciye yalnızca görsel değil, yoğun bir duyusal deneyim de sunduğu belirtildi. "The Grand Excess", geçmişin estetik değerlerini çağdaş bir bağlamda yeniden ele alan bir görsel manifesto olarak öne çıkıyor. Tosyalı, sergiye eşlik eden yayının kitap sponsoru olarak endüstri ile sanat arasında ilham verici ve kalıcı bir bağ kurulmasına katkı sunduğunu aktarırken; kültürel üretimin sürdürülebilirliğine verdiği önemi de vurguladı.