KÜLTÜR SANAT
Alüvyonlarla örtülü Anadolu’nun Pompei’si Myra’da kazılar özel mülkiyet sınırlarında ilerliyor 01 Ocak 2026 Perşembe - 09:22:32 Antalya’nın Demre ilçesindeki Myra Antik Kenti ve Andriake Liman Kenti’nde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarında, Myra Antik Tiyatrosu’nun 2026 yılında restorasyonuna başlanması planlanırken, kazılarda ortaya çıkarılan benzersiz eserlerden 20’sinin Cumhurbaşkanlığı’nda sergilenmesi dikkat çekti. Myra’yı "Anadolu’nun Pompei’si" olarak tanımlayan Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik, özel mülkiyet nedeniyle kazıların sınırlı alanda yürütülebildiğini vurgulayarak, "Bastığımız zeminle antik kentin en derin noktası arasında 9 buçuk metre kod farkı var, yaklaşık 1 buçuk kilometre çapından da büyük bir metropol, bugünkü Demre’nin altında yatıyor" dedi. Antalya’nın Demre ilçesinde bulunan Myra Antik Kenti ile Andriake Liman Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları, 2025 kazı sezonunda da yoğun şekilde devam etti. Myra Antik Tiyatrosu’nda restorasyon süreci Myra’daki çalışmaların ana odağının antik tiyatro olduğunu belirten Çevik, tiyatroya ilişkin tüm projelerin tamamlandığını ifade etti. Çevik, "Myra’da antik tiyatroda röleve, restitüsyon ve restorasyon projeleri tamamlandı ve Koruma Kurulu’na sunuldu. Koruma Kurulu’ndan da izin alındı. Şu anda restorasyon projesi ihale aşamasına hazırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu projeyi 2026 bütçesine dahil etti. Onay sürecinin ardından 2026 yılında Myra Antik Tiyatrosu’nun restorasyonuna başlamayı planlıyoruz. Önümüzdeki yıl heyecanlı bir yıl olacak" ifadelerini kullandı. "Bölgenin en büyük tiyatrosu" Antik tiyatronun mimari özelliklerine de değinen Prof. Dr. Nevzat Çevik, yapının bölge açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu tiyatro yaklaşık 11 bin kişilik kapasiteye sahip. Bölgenin en büyük tiyatrosu ve saf Roma tiyatrosu özellikleri taşıyor. En önemlisi de çok sayıda orijinal mimari elemanının günümüze ulaşmış olması. Yaklaşık 16 yıldır yürüttüğümüz kazılarda arşitravlar, lentolar, söveler ve başlıklar dahil olmak üzere çok sayıda orijinal malzeme ortaya çıkarıldı. Amacımız bu malzemeleri yeniden yerine koymak" dedi. Restorasyonun yalnızca görsel bir çalışma olmadığını vurgulayan Çevik, "Restorasyon esasen koruma amaçlı bir çalışmadır. Gösterim, bunun sadece bir sonucudur. Biz bu tiyatroyu koruyarak ayağa kaldırmayı hedefliyoruz. Bu tür restorasyonlar çok ince ve hassas çalışmalardır. Yaklaşık 3 yıl, belki 4 yıl sürebilir. Ancak bu sürenin sonunda sahne binasının büyük ölçüde ayakta ve korunmuş hale geldiğini göreceğiz" diye konuştu. "Anadolu’nun Pompei’si" Myra’nın korunmuş yapısına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Çevik, antik kenti "Anadolu’nun Pompei’si" olarak tanımladı. Çevik, Myra’nın alüvyonlarla örtülmesi sayesinde çok iyi korunduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Bastığımız zeminle antik kentin en derin noktası arasında 9,5 metre kod farkı var. Yaklaşık 1,5 kilometre çapından da büyük bir metropol, bugünkü Demre’nin altında yatıyor. Burada çok geniş bir özel mülkiyet alanı söz konusu. Bu nedenle kazılarımız şu an için belirli sınırlar içinde yürütülüyor. En azından kentin en büyük yapılarından biri olan tiyatroyu tamamen kazıp restore ederek bu büyük antik kente ucundan başlamış olacağız. İleriye dönük olarak çok büyük bir bilgi rezervi aktaracağımızı düşünüyoruz. Çünkü alan şu anda örtülü ve korunmuş durumda. Bugün değilse bile, belki 100 yıl sonra yapılacak kazılarda, Pompei’de olduğu gibi son derece iyi korunmuş bir kentin ortaya çıkacağını öngörüyoruz. Pompei lavlarla örtülmüştü, Myra ise alüvyonlarla örtüldü" ifadelerini kullandı. Andriake’de müze yeniden açılıyor Andriake Liman Kenti’ndeki çalışmalara da değinen Prof. Dr. Çevik, burada 16 yıldır aralıksız kazı yürütüldüğünü söyledi. Hadrian dönemine ait granaryumun Likya Uygarlıkları Müzesi’ne dönüştürüldüğünü hatırlatan Çevik, "Müze binasının kendisi zaten başlı başına bir eser. Akdeniz’in en büyük birkaç granaryumundan biri. Müze yaklaşık bir yıldır ziyarete kapalı, revizyon çalışmaları artık bitme aşamasında. Bir-iki ay içinde müzemiz, yeni teşhir-tanzim düzeni ve yeni eserlerle yeniden ziyarete açılacak" diye konuştu. Binlerce küçük obje, büyük bir hikaye Kazılarda ortaya çıkarılan küçük buluntuların önemine dikkat çeken Çevik, "Bu sezon kazılarda ele geçirilen eserlerden müzelik nitelikte olanları yıl sonu itibarıyla müzeye teslim ettik. Yaklaşık 170 küsur eser şu anda müze envanterine girmiş durumda. Bunun dışında binlerce etütlük eserimiz var. Seramikler, camlar, metal eşyalar, günlük kullanım kapları ve kadın süs eşyaları gibi çok sayıda buluntu, Myra’nın günlük yaşamına dair önemli veriler sunuyor.. Duvar çizme sistemlerine ilişkin detayların enstitü çalışmaları kapsamında elimize geçmesi dikkat çekiciydi. Sezonun başındaki kazılarda ise millefiori olarak adlandırılan cam örnekleri bulundu. Bu buluntulardan 20’si şu anda Cumhurbaşkanlığı’nda sergileniyor. Bunlar Anadolu için gerçekten benzersiz örnekler" ifadelerini kullandı. Kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında yıl boyunca sürdüğünü belirten Prof. Dr. Nevzat Çevik, "Biz buluntuya eşya olarak değil, bilgi olarak bakıyoruz. Her buluntu, geçmişin karanlıkta kalan bir noktasını aydınlatan bir veri sunuyor" dedi.
01 Ocak 2026 Perşembe - 08:38 Bayburt huzurevinde manevi buluşma: Bendirler çalındı, ilahiler söylendi Bayburt Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Aheng-i Bendir İlahi Grubu, Mekke’nin fethi dolayısıyla Bayburt Memnune Evsen Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinleriyle bir araya geldi. Öğrencilerden oluşan ilahi grubu, bendir eşliğinde ilahiler ve şiirler seslendirdi. Manevi atmosferde gerçekleştirilen programda huzurevi sakinleri de söylenen ilahilere hep birlikte eşlik etti. Programda bir huzurevi sakini tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapılarak, dua edildi. Mekke’nin fethi münasebetiyle düzenlenen etkinlikte, öğrenciler ile huzurevi sakinleri arasında duygusal anlar yaşandı. Program sonunda huzurevi personelleri tarafından öğrencilere ve yaşlılara ikramlarda bulunuldu. "Gönüllerde güzel bir sada bırakmak istedik" Aheng-i Bendir İlahi Grubu’nun kurucusu ve Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Meslek Dersleri Öğretmeni Rana Sena Mutaf, programın amacının huzurevi sakinlerinin gönüllerine dokunmak olduğunu belirterek, "Bayburt Kız İmam Hatip Lisesi öğrencilerimizden oluşan dini musiki grubumuz Aheng-i Bendir, bu akşam huzurevindeki büyüklerimizin ellerini öpmeye, onların gönüllerini hoş etmeye ve güzel bir sada bırakmaya geldi. İnşallah gönüllerinde güzel bir iz bırakmışızdır" ifadelerini kullandı. "Yaşlılarımızla çok güzel vakit geçirildi" Huzurevi Müdürü Murat Köse ise etkinlikten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Anadolu Kız İmam Hatip Lisesinin Aheng-i Bendir grubunu, Mekke’nin fethi münasebetiyle huzurevimize davet ettik. Yaşlılarımızla çok güzel vakit geçirildi, ilahiler söylendi, dualar edildi. Bu anlamlı programdan dolayı Bayburt Kız Anadolu İmam Hatip Lisesine teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
01 Ocak 2026 Perşembe - 00:31 Denizli 2026’ya coşkuyla girdi Denizli’de yeni yıl kutlamaları coşkuyla geçti. Kentin her noktasında havai fişekleri patlarken, , Vali Coşkun ise kentte görev başında olan kamu personellerini ziyaret ederek yeni yıllarını kutladı. Denizli 2026’e büyük coşkuyla girdi. Kentin farklı noktalarındaki meydanlarda bir araya gelen onlarca vatandaşlar kutlamalar yaptı. Araç konvoyu yaparak kutlamalara dahil olan vatandaşlar ise dikkatlerden kaçmadı. Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun beraberindeki Denizli Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç ve beraberindeki heyet ile birlikte ziyaretlerde bulundu. Vali Coşkun ve beraberindekiler jandarma ve polis ekiplerini uygulama noktalarında, kamu hastanelerinde görev yapan personelleri ve 112 Acil Çağrı Merkezinde görevli personelin yeni yılını kutladı. Hem jandarma hem de emniyet teşkilatının gecenin huzur ve güven içerisinde geçmesi için gerekli tüm tedbirleri aldığını ifade eden Denizli Valisi Coşkun, "2026 yılının merhaba diyecek olmanın heyecanı ile yılın son gününde esizlerle bir aradayız. 2026 yılının ülkemize hayırlı uğurlu ve bereketli olmasını temenni ediyoruz. Yeni yılda tüm tedbirleri aldık. Bu amaçla ilimizde 26-27 Aralık 2025 tarihlerinde ve sonrasında emniyet ve jandarma birimleri tarafından 250 ekip 900 personel ile Yılbaşı Huzur ve Güven uygulaması gerçekleştirilmiştir. Yılbaşı gecesi ise İl Emniyet Müdürlüğümüz ve İl Jandarma Komutanlığı tarafından denetim ve uygulamaları devam ediyoruz. Bu doğrultuda 31 Aralık gecesi Emniyet Müdürlüğümüz 321 ekip 2 bin 495 personel, İl Jandarma Komutanlığımızda 270 ekip 850 personel ile 24 saat esasına göre görevinin başındadır. Her türlü olumsuzluğa karşı teyakkuz halindeyiz. Vatandaşlarımızın huzurunu bozacak, kamu düzenini tehdit edecek hiç bir duruma müsamaha gösterilmeyecektir. Görev başında olan tüm güvenlik güçlerimize ve kamu personelimize teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın yeni yılını kutluyorum. Hemşehrilerimizi 2026 yılında sağlık ve huzur diliyorum" dedi.
"The Rainmaker" Tivibu’da izleyicilerle buluşuyor
24 Kasım 2025 Pazartesi - 10:36 "The Rainmaker" Tivibu’da izleyicilerle buluşuyor Tivibu, kasım ayında başrolünde John Slattery’nin oynadığı "The Rainmaker"ı ekranlara getiriyor. John Grisham’ın aynı adlı 1995 tarihli romanından uyarlanan hukuk drama dizisi, Türkçe dublaj ve alt yazı seçenekleriyle platformda yerini alıyor. Son dönemde Robin Hood, Muhafızlar: Gizli Proje, Kasparov ve Deep Blue: Rövanş, Sherlock ve Kızı, 80 Günde Devriâlem gibi başarılı yapımları dizi seçkisinde toplayan Tivibu, Amerikan yapımı "The Rainmaker"’ı da ekranlara getiriyor. Amerikan hukuk draması "The Rainmaker" Tivibu’da izleyicilerle buluşuyor Adalet, etik ve hukuk temalarıyla öne çıkan ve bireyin mücadelesini konu alan "The Rainmaker", derinlikli hikâyesiyle dikkat çekiyor. Yeni mezun, genç ve idealist bir avukatın güçlü bir şirkete karşı açtığı davada adalet arayışını merkeze alan dizi, hukuk sisteminin insani yönlerine dikkat çeken kurgusuyla izleyicilerde güçlü bir etki bırakıyor. Ünlü yazar John Grisham’ın 1995 yılında yayımlanan klasikleşen eserinden uyarlanan dizi, 1997’de beyaz perdeye aktarılan filmden farklı olarak hikâyeyi günümüz hukuk dünyasının dinamikleriyle yeniden yorumluyor. Modern anlatım dili, karakter gelişimleri ve etkileyici mahkeme sahneleriyle "The Rainmaker" sadece bir hukuk draması değil, adalet kavramının insani boyutunu işleyen güçlü bir öykü sunuyor. Toplam 10 bölümden oluşan The Rainmaker’ın ilk 3 bölümü 17 Kasım itibarıyla Türkçe dublaj ve alt yazı seçenekleriyle Tivibu ekranlarından izlenebilecek.
Tokat Belediyesi yaşlıların evine temizlik ve canlı müzikle misafir oldu
24 Kasım 2025 Pazartesi - 10:17 Tokat Belediyesi yaşlıların evine temizlik ve canlı müzikle misafir oldu Tokat Belediyesi Evde Bakım ekipleri, yaşlı ve bakıma muhtaç vatandaşlara temizlik hizmetinin yanı sıra canlı müzik sürpriziyle moral dolu anlar yaşattı. Tokat Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Evde Bakım Hizmetleri ekipleri, kent genelinde kimsesiz, yaşlı ve bakıma muhtaç vatandaşlara hem temizlik hem de moral desteği sundu. Ay boyunca farklı adreslerde ev temizliği, kişisel bakım ve sosyal destek hizmetleri veren ekipler, bu kez yaşlılara canlı müzik sürprizi yaparak unutulmaz anlar yaşattı. Evlerinden çıkmakta zorlanan vatandaşlar için Türk sanat müziğinin sevilen eserlerini seslendiren ekipler, yaşlıların moral bulmasını ve geçmişe dair hatıralarını yeniden hatırlamasını sağladı. Evlerinde adeta mini konser atmosferi yaşayan büyükler duygusal anlar yaşayarak keyifli dakikalar geçirdi. "Büyüklerimizin yüzündeki tebessüm mutluluğumuzdur" Hizmetin sadece bir belediye görevi değil, aynı zamanda gönülden gelen bir vefa borcu olduğunu vurgulayan Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu; "Yaşlılarımız bizim gönül çınarlarımızdır. Evlerine yalnızca temizlik için değil; sevgi, huzur ve hatıralarını tazeleyen bir nefes olmak için gidiyoruz. Üretken belediyecilik vizyonumuz, insanımızın kalbine dokunan her hizmette kendini gösteriyor. Büyüklerimizin yüzünde bir tebessüm oluşturabiliyorsak, bu bizim için en büyük mutluluktur. Tokat Belediyesi olarak yaşlı, engelli ve bakıma ihtiyaç duyan vatandaşlarımıza yönelik Evde Bakım Hizmetleri çalışmalarımıza kesintisiz devam edeceğiz" dedi. Tokat Belediyesi ekiplerinin hem temizlik hem de canlı müzik eşliğinde sürdürdüğü sosyal destek faaliyeti, vatandaşlar tarafından takdirle karşılandı.
Samsun’da Öğretmenler Günü kutlaması
24 Kasım 2025 Pazartesi - 10:04 Samsun’da Öğretmenler Günü kutlaması Samsun’da 24 Kasım Öğretmenler Günü, Atatürk Anıtı’nda yapılan törenle başladı. Türk öğretmeninin toplumdaki yerini ve önemini belirtmek, saygınlığını artırmak, öğretmenler arasında sevgi, saygı ve dayanışma bağlarını kuvvetlendirmek, emekli öğretmenleri saygı ile anmak ve mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin de mesleklerinin yüceliği bilinci uyandırmak amacıyla 1981 yılından bu yana "Öğretmenler Günü" olarak kutlanan günün yıldönümünde Samsun’da çelenk sunma programı düzenlendi. Samsun İl Milli Eğitim Müdürü Murat Ağar’ın anıta çelenk sunumu ile başlayan tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile son buldu. Törenin ardından açıklamalarda bulunan Murat Ağar, "Samsun’da öğretmenlerimiz, tüm ilçelerimizde, merkezden en uzak köyümüze kadar geniş bir alanda görev yapıyorlar. Bugün gerçekten bizler için çok önemli ve mutlu olduğumuz bir gün. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır’ sözü de gerçekten hem öğretmenlerimizin üzerine düşen görevi hem de bu mesleğin kutsallığını somut olarak ortaya koyuyor. Ben bu vesileyle ilimiz genelinde görev yapan tüm öğretmenlerimize minnetimi ifade etmek istiyorum. Yine gerek görevi başında şehit olan öğretmenlerimiz, mesleklerini icra ederken ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum. İlimizde yaklaşık 21 bin 500 öğretmenimiz görev yapıyor. Resmi okullarımız, özel okullarımız, tüm okullarımızda bu öğretmenlerimiz çocuklarımızın eğitimini icra ediyorlar" dedi. Anıtta yapılan törene ayrıca Samsun Vali Yardımcısı Bilal Bozdemir ve eğitim camiasının temsilcileri katıldı.
Yerköy’de geçmişe yolculuk
23 Kasım 2025 Pazar - 16:19 Yerköy’de geçmişe yolculuk Yozgat’ta uzun yıllardır antika ve kültürel miras üzerine çalışmalar yapan araştırmacı-yazar Osman Karaca, bu kez Yerköy’de kurduğu sergiyle vatandaşları tarihle buluşturdu. Yozgat’ın tarihi kimliğini yaşatmak amacıyla 30 yılı aşkın süredir antika topladığını belirten Karaca, sergi boyunca hem değerli eşyalarını tanıttı hem de bu eşyaların geçmişte taşıdığı anlamları ziyaretçilere aktardı. Yerköy’de kurduğu sergide; Osmanlı dönemine ait objeler, eski bakır eşyalar, mühürler, geleneksel kıyafet aksesuarları, radyolar, gaz lambaları ve farklı dönemlere ait onlarca otantik parça ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. "Çöpe atılan bir eşya bir başkası için paha biçilemez olabilir" Karaca, antikaya olan tutkusunu şu sözlerle anlattı: "Yozgat’ın tarihine ve kültürüne hizmet etmek için antika alıp satıyorum. İnsanlara unuttukları geçmişi hatırlatmaya çalışıyorum. Antika nedir derseniz; yenisi üretilmeyen, ait olduğu dönemin ruhunu taşıyan her şey antikadır. Birilerinin çöpe attığı bir eşya, aslında bir başkası için paha biçilemez bir tarih parçasıdır." Karaca, antikacılığın yalnızca alım-satım işi olmadığını vurgulayarak, "Toplumsal bir hafıza oluşturmaya çalışıyoruz. Bu eşyaların hem tarihini hem yaşanmışlıklarını anlatıyorum. Her bir parça bir dönemin tanığıdır. Onları yaşatmak hepimizin görevi" dedi. Yerköy’de düzenlenen sergi, hem ilçe halkından hem de çevre köylerden gelen ziyaretçiler tarafından büyük ilgi gördü. Sergiyi gezen vatandaşlar, özellikle unutulmaya yüz tutmuş kültürel objelerin korunarak yeni nesillere aktarılmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Korolar Maratonu, muhteşem performanslarla başladı
23 Kasım 2025 Pazar - 14:21 Korolar Maratonu, muhteşem performanslarla başladı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Koro Kültürü Derneği tarafından düzenlenen "Korolar Maratonu"nun 10.’suna ev sahipliği yapıyor. İki gün boyunca ülkenin en önemli korolarını ağırlayacak etkinliğin ilk günü görkemli bir açılışla gerçekleştirildi. Koroların muhteşem performanslarıyla Balıkesirliler, müzik ziyafeti yaşadı. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, her yıl Koro Kültürü Derneği tarafından farklı bir kentte düzenlenen "Korolar Maratonu"nun 10.’suna ev sahipliği yapıyor. 22-23 Kasım günlerinde Avlu Kongre ve Kültür Merkezi’nde ülkenin en iyi korolarını ağırlayan "Korolar Maratonu" ilk gününde görkemli bir açılış gerçekleştirdi. İki gün boyunca; 18 koro ve 750 koristin katılımıyla gerçekleştirilecek Korolar Maratonu, Altıeylül Cumhuriyet Çocuk Korosu’nun muhteşem performansıyla başladı. Müziğe gönül veren herkesi aynı çatı altında bir araya getirmeyi amaçlayan Korolar Maratonu’nun ilk gününün devamında; Manisa Büyükşehir Belediyesi Çoksesli Gençlik Korosu, Denizli Merkezefendi Belediyesi Çoksesli Korosu, AYKÜSAD Polifonik Koro, We Play Choral, Odakoro, LÖSEV Gönüllü Korosu, Daphne Kadın Korosu, Ayvalık Gençlik Korosu, Kabataş Erkek Lisesi Gençlik Korosu-Fauna ve Orphe sahne alarak Balıkesirlilere müzik ziyafeti yaşattı. Koro Kültürü Derneği Kurucu Başkanı ve aynı zamanda Devlet Çoksesli Korosu Daimi Şefi Dr. Burak Onur Erdem’in "Müzik Öğretmenleri Eğitim Programı Konseri" ile hemen ardından gerçekleştirilen Viva La Musica Korosu’nun "Orf Atölyesi İki Yakanın Yankısı" adlı müzik, hareket ve dansı bir araya getiren etkinlikleri büyük beğeni topladı. "Balıkesir kültür ve sanatla anılacak" Balıkesir’i, kültür ve sanatla anılan bir kent haline getirme konusunda büyük bir özveri gösteren ve Balıkesir Şehir Tiyatrosu’nun kurulumu konusunda önemli adımlar atan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın "Balıkesir’imiz, kültür ve sanatla anılacak. Koro Kültürü Derneği tarafından bu yıl 10.’su düzenlenen Korolar Maratonu’na ev sahipliği yapmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Ülkemizin en önemli koroları, Balıkesir’imizde sahne alıyor. Müzik profesyonellerinin yanı sıra; 7’den 77’ye tüm hemşehrilerim, etkinliğe büyük ilgi gösteriyor. Gençlerimiz bu etkinliklere katılarak ilham alıyor. Belki de ileride yönelik hayaller kuracak ve gerçekleştirecekler. Biz, bunu çok önemsiyoruz. Ülkemizin dört bir yanından Balıkesir’imize gelen tüm koristlerimize teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi.
Melikgazi’de sanatla iç içe yaşam, kültür etkinlikleri devam ediyor
23 Kasım 2025 Pazar - 12:48 Melikgazi’de sanatla iç içe yaşam, kültür etkinlikleri devam ediyor Yapmış olduğu etkinliklerle ilçe sakinlerini şiir, tiyatro, söyleşi, müzik ve sinemayla buluşturmaya devam eden Melikgazi Belediyesi; İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün destekleri ve KAYSADER iş birliği ile birçok şehir ve ülkeden şairlerin yer aldığı 1. Uluslararası Şiir Şöleni düzenledi. Melikgazi Belediyesi olarak birçok alanda kültür sanat etkinlikleri düzenlediklerini söyleyen Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu; "1. Ulusal ve Uluslararası Şiir Şölenimizin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sezai Karakoç gibi, Necip Fazıl Kısakürek gibi şiirin üstatları var. Bazı insanlarda ise şairlik Allah’ın bir vergisi. Böyle güzel kabiliyeti bulunan şair kardeşlerimizin burada buluşması son derece önemli. Dolayısıyla Kültür ve Turizm Müdürlüğümüzün desteğiyle Kayseri Yazarlar Şairler ve Sanatçılar Derneği (KAYSADER) ile yaptığımız bu etkinlik önemli. Aramızda bilmediğimiz çok büyük değerler var. İşte bu değerleri bu programlarda az da olsa onurlandırmak bizim için kıymetli. Bu ilk program oldu ancak bundan sonra büyüyerek devam edecek. Uluslararası olduğu için Kayseri dışından birçok kardeşimiz var. Emeği geçen herkese ve derneğimize teşekkür ederim." dedi. İl Kültür ve Turizm Müdürü Doç. Dr. Şükrü Dursun da bir konuşma yaparak; "Bu güzel ve anlamlı şiir programımızın hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Bu programa ev sahipliği yapan Melikgazi Belediyemize, KAYSADER Dernek Başkanımız İsmail Bey’e ve emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ederim. Bugün burada güzel bir söz bayramı oldu. Gönülden kalemlere yansıyan güzel şiirleri dinledik. Şairlerimiz çok kıymetli işler yapıyor. Hayırlı olsun. Giderek büyüyen bir şölen olmasını diliyorum" diye konuştu. Türk Halk Ozanı Aşık Seyrani’nin sözleri ile konuşmasına başlayan KAYSADER Başkanı İsmail Kaya da şunları söyledi; "Kayseri’de çıkarmış olduğumuz Cıngı Dergisi 16 yıldır yaşamına devam etmekte. Şiirin evrensel çatısı altında kültürleri ve dilleri buluşturan bu özel etkinlikte sizleri ağırlamaktan büyük onur ve mutluluk duyuyoruz. Burada değerleri konuklarımızla şiirin büyülü atmosferini soluduk. Bu program ile amacımız coğrafyalar arasındaki mesafeleri kaldırmak, farklı kültürel mirasları karşılıklı olarak zenginleştirmektir. Şiir bazen cıngıdır, bazen yastır, bazen söyleyemediklerini söylemektir. Türküdür, şarkıdır. Şiir hepimizin ortak dilidir. Acımızı, sevincimizi ve insan olduğumuzu bize fısıldar. Bu buluşmayı mümkün kılan tüm şairlerimize, sanatçılarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."
Gazeteci-Yazar Orhan Bozkurt’tan "Şehir Yazarlığı" üzerine söyleşi
23 Kasım 2025 Pazar - 12:20 Gazeteci-Yazar Orhan Bozkurt’tan "Şehir Yazarlığı" üzerine söyleşi Gazeteci-Yazar Orhan Bozkurt, Doğu Anadolu Erzurum 7. Kitap Fuarı’nda "Şehir Yazıları ve Erzurum" başlıklı söyleşide dostları ve kitap severlerle buluştu. Recep Tayyip Erdoğan Fuar Merkezi’ndeki Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen söyleşide Bozkurt’u meslektaşları, sevenleri ve fuar ziyaretçileri yalnız bırakmadı. Şehrin hafızasını, ruhunu, sokaklarını ve geleceğini konuşan Orhan Bozkurt, "Sustuğu yerden konuşan, karın altından seslenen, ayazın içinde nefes alan bir şehirdir bu. Bugün burada size bir şehirden değil, o şehrin beni nasıl terbiye ettiğinden bahsetmeye geldim. Şehir yazarlığı, bir kenti anlatmak değildir. Bir kentin seni nasıl insan yaptığını anlamaktır. Ve benim insanlığımın büyük kısmı da işte karla başladı. Bu yüzden diyorum ki. Benim şehir yazılarım da kâğıda değil, karda başlar. Erzurum’da kar bir yük değildir; bir terbiyedir. İnsanın sesini kısmayı, içine dönmeyi, sabretmeyi öğretir. Karın altından duyduğum sesler, çocukluğumun ilk şehir yazılarıdır" diye konuştu. "Suskun Kentin Çığlığı"nı anlattı "Bir şehir bazen konuşmaz. Bazen susar. Ama bir gün bir bakarsın, senin yerine çığlığı o atar. Ben bu kitabı işte o çığlığı duyanlar için yazdım" diye kaleme aldığı ve Kitapsarayı Yayınevi’nden önümüzdeki günlerde raflarda yerini alacak olan "Suskun Kentin Çığlığı " kitabını anlatan yazar Orhan Bozkurt, "Bugün burada bir kitabı değil, bir hafızayı, bir acıyı, bir vicdanı, biraz da içimize çöreklenmiş o büyük suskunluğu konuşmak için toplandık. Suskun Kentin Çığlığı, sadece benim kalemimin değil; Erzurum’un yüzyıllardır titreyen ama bir türlü duyulmak bilmeyen kalbinin sesidir. Erzurum kadimdir. Serttir, hüzünlüdür, sabırlıdır. Ve ne acıdır ki bu şehir, insanlığın omuzlayabileceğinden çok daha fazla acıyı tarih boyunca sırtlamıştır. Göç yollarının kavşağıydı; savaşların sınırı, işgallerin hedefi, soğuğun ve yoksulluğun evi, ama bir o kadar da direnişin, onurun, vefanın, sadakatin yurduydu. Bu topraklarda her yeni kuşak, bir önceki kuşağın bıraktığı yaralardan birini devralarak büyür. Çünkü Erzurum’un tarihi, yalnızca tarihin sayfalarında değil; insanların yüzlerinde, yürüyüşlerinde, seslerinin tonunda taşınır. Son yarım yüzyılda ise şehrin çilesi şekil değiştirdi. Savaşlar bitti ama kalkınma savaşı başladı. Toprağın bereketi azaldı, hayvancılık çöktü, tarım yalnızlaştı" diye konuştu.
İlyas Yılgör 5. Uluslararası Fotoğraf Yarışmas’ında ödüller sahiplerini buldu
23 Kasım 2025 Pazar - 11:56 İlyas Yılgör 5. Uluslararası Fotoğraf Yarışmas’ında ödüller sahiplerini buldu Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin’e Değer Katanlar Kurulu (MEDEKA) ve çeşitli kurumların iş birliğiyle düzenlenen ’İlyas Yılgör 5. Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı koordinesinde gerçekleştirilen yarışmaya bu yıl 45 ülkeden 225 fotoğrafçı, 2 bin 315 eserle rekor başvuru yaptı. ‘Yaşam’, ‘Siyah & Beyaz Portre’ ve ‘Aile’ kategorilerinde toplam 70 ödül dağıtıldı. Törene Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı İbrahim Evrim, belediye bürokratları, MEDEKA Fotoğraf Kurulu üyeleri, merhum fotoğraf ustası İlyas Yılgör’ün ailesi ve çok sayıda sanatsever katıldı. Ödül almaya hak kazanan eserler, tören alanında sergilenerek sanatseverlerle buluştu. Kategorilerde ödüller sahiplerini buldu ‘Yaşam’ kategorisinde FIAP Altın Madalya Ödülünü Van’dan Ahmet Fatih Sönmez kazanırken, Camera Obscura Society Altın Madalya Ödülünün sahibi Hong Kong’dan Diana Chan oldu. ‘Siyah & Beyaz Portre’ kategorisinde FIAP Altın Madalya Norveç’ten Atle Helland’a giderken, Camera Obscura Society Altın Madalya Hindistan’dan Abishek Basak’a verildi. ‘Aile’ kategorisinde ise FIAP Altın Madalya Rusya’dan Olga Kazakova’nın, Camera Obscura Society Altın Madalya ise Macaristan’dan Istvan Kerekes’in oldu. Antalya’dan Levent Yücetin, tüm kategorilerde en fazla ödül ve kabul alan katılımcı olarak Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu (FIAP) tarafından verilen ’FIAP Best of Award’ ödülünün sahibi oldu. "İlyas Yılgör, Mersin’in hafızasıydı" Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı İbrahim Evrim, yarışmanın 5 yılda büyük bir ivme kazandığını belirterek, "İlyas Yılgör işinin ustası ve Mersin’in hafızasıydı. Her eski Mersin ailesinin albümünde mutlaka onun çektiği bir fotoğraf vardır. Bu yarışma, hem kentimize hem fotoğraf sanatına değer katıyor" dedi. "Ciddi bir fotoğraf koleksiyonuna ulaştık" Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Kent Katılımı ve Sivil Toplum ile İlişkiler Şube Müdürü Başar Akça, yarışmanın uluslararası niteliğine dikkat çekerek, "Bu yıl 3 kategoride çok güçlü bir katılım gerçekleşti. Yarışma sonucunda ciddi bir fotoğraf koleksiyonuna ulaştık. Sergi sonrasında fotoğraflar İlyas Yılgör web sitesinde de erişime açılacak" ifadelerini kullandı. "Babamın adının yaşatılması onur verici" İlyas Yılgör’ün oğlu Prof. Dr. Esat Yılgör, yarışmanın babasının anısını yaşatmasından duyduğu mutluluğu dile getirerek, "Babam Mersin’de fotoğrafçılığa pek çok yenilik kazandırmış bir ustaydı. İlk üç yarışmaya kendisi de katılmıştı. Onun adının bu yarışma ile yaşatılmasından büyük onur duyuyorum" dedi. "Sanatçılar arasında köprü kuruluyor" MEDEKA Fotoğraf Kurulu Üyesi Hulki Muradi, yarışmanın uluslararası fotoğraf camiasında Mersin’i önemli bir noktaya taşıdığını belirterek, "Yarışma ülkeler ve sanatçılar arasında köprüler kuruyor. Mersin’in adının bu platformlarda duyulması bizim için gurur verici" diye konuştu. Mersin’den katılarak ‘Mutluluk’ adlı eseriyle Camera Obscura Society Diploma Ödülü kazanan Diş Hekimi ve Fotoğraf Sanatçısı Ahter Atakan ise yarışmanın kendisi için ayrı bir değeri olduğunu belirterek, "Dünyanın farklı ülkelerinden çok kıymetli fotoğrafçılarla aynı kategoride yarışmak büyük bir haz. Bu yarışmada ödül almak ise benim için gurur verici" şeklinde konuştu.
Halk eğitimden emekli oldu atıkları evinde sanata dönüştürdü
23 Kasım 2025 Pazar - 11:44 Halk eğitimden emekli oldu atıkları evinde sanata dönüştürdü Adana’nın Kozan ilçesinde halk eğitim merkezinden el sanatları öğretmeni olarak emekli olan Nadire Kuzu, bulduğu atıkları evinde sanata dönüştürüyor. Kozan Kalesi eteklerindeki evinin çevresini masal kahramanı Bremen Mızıkacıları, aslan ve leylek figürleriyle renklendiren Kuzu, doğada bulduğu ağaç dallarını, sandıklarda saklı duran etamin ve iğne oyalarını atık malzemelerle bir araya getirerek evinin bahçesini adeta açık hava sanat alanına dönüştürdü. Evli, dört çocuk ve üç torun sahibi 65 yaşındaki Nadire Kuzu, iki yıl içinde atık hortumları, mangal tellerini, pencere korkuluklarını ve sandıklarda saklı duran el işlerini ağaç ve plastik atıklarla buluşturarak masal kahramanlarından, ev aksesuarlarına kadar birçok eser ortaya çıkardı. Kuzu, su kabaklarını, salyangoz kabuklarını, eski sandıkları ve kozalakları sanata dönüştürdüğünü belirterek emeklilik sürecinin kendisine adeta terapi olduğunu söyledi. Kuzu "Emekli olduktan sonra gördüğüm her atığı sanata dönüştürmek bana iyi geliyor. Hem doğayı koruyorum hem de atıklar sanat eserine dönüşüyor" dedi. Evinin bahçesinde rengârenk bir dünyanın oluştuğunu ifade eden Kuzu, şöyle devam etti: "Eski sandıkları, fırın kapaklarını, atık bezleri, ağaç kabuklarını kendim tasarlıyorum. Halk eğitimden el sanatları usta öğreticisi olarak emekliyim. Evin önüne bir leylek yapmak isterken başladım bu işe. Bir atık lambader elime geçti, onu leyleğe dönüştürürken yuvasını yaptım. Sonra aslan, tavus kuşları, Bremen Mızıkacıları derken ortaya çok güzel işler çıktı. Su kabaklarını, ağaç ve kumaş dallarını, atık köpükleri kuş yuvasına dönüştürdüm. Emekli oldum, çocuklarım evlendi, torunlarım oldu. Burası benim huzur ve terapi merkezim. Arkadaş aramıyorum, bunları yaparak dinleniyorum. Görenler hayran kalıyor. Gençliğimizde nakışla terapi yapardık. Bizim çocukluğumuzda telefon yoktu, sosyal medya yoktu. Sanat ve el işiyle motive olurduk. Şimdi de bu el sanatını kendime terapi olarak kullanıyorum." Öğretmenini ziyaret eden Fatma Başıbüyük ise, "Halk eğitim kursunda öğretmenimdi. Öğretmenler Günü arifesinde ziyarete geldim. Bize yine mesajlar verdi. Burada atıkları sanata dönüştürmüş ve birbirinden güzel ürünler ortaya koymuş" dedi.
Halk eğitimden emekli oldu atıkları evinde sanata dönüştürdü
23 Kasım 2025 Pazar - 11:42 Halk eğitimden emekli oldu atıkları evinde sanata dönüştürdü Adana’nın Kozan ilçesinde halk eğitim merkezinden el sanatları öğretmeni olarak emekli olan Nadire Kuzu, bulduğu atıkları evinde sanata dönüştürüyor. Kozan Kalesi eteklerindeki evinin çevresini masal kahramanı Bremen Mızıkacıları, aslan ve leylek figürleriyle renklendiren Kuzu, doğada bulduğu ağaç dallarını, sandıklarda saklı duran etamin ve iğne oyalarını atık malzemelerle bir araya getirerek evinin bahçesini adeta açık hava sanat alanına dönüştürdü. Evli, dört çocuk ve üç torun sahibi 65 yaşındaki Nadire Kuzu, iki yıl içinde atık hortumları, mangal tellerini, pencere korkuluklarını ve sandıklarda saklı duran el işlerini ağaç ve plastik atıklarla buluşturarak masal kahramanlarından, ev aksesuarlarına kadar birçok eser ortaya çıkardı. Kuzu, su kabaklarını, salyangoz kabuklarını, eski sandıkları ve kozalakları sanata dönüştürdüğünü belirterek emeklilik sürecinin kendisine adeta terapi olduğunu söyledi. Kuzu "Emekli olduktan sonra gördüğüm her atığı sanata dönüştürmek bana iyi geliyor. Hem doğayı koruyorum hem de atıklar sanat eserine dönüşüyor" dedi. Evinin bahçesinde rengârenk bir dünyanın oluştuğunu ifade eden Kuzu, şöyle devam etti: "Eski sandıkları, fırın kapaklarını, atık bezleri, ağaç kabuklarını kendim tasarlıyorum. Halk eğitimden el sanatları usta öğreticisi olarak emekliyim. Evin önüne bir leylek yapmak isterken başladım bu işe. Bir atık lambader elime geçti, onu leyleğe dönüştürürken yuvasını yaptım. Sonra aslan, tavus kuşları, Bremen Mızıkacıları derken ortaya çok güzel işler çıktı. Su kabaklarını, ağaç ve kumaş dallarını, atık köpükleri kuş yuvasına dönüştürdüm. Emekli oldum, çocuklarım evlendi, torunlarım oldu. Burası benim huzur ve terapi merkezim. Arkadaş aramıyorum, bunları yaparak dinleniyorum. Görenler hayran kalıyor. Gençliğimizde nakışla terapi yapardık. Bizim çocukluğumuzda telefon yoktu, sosyal medya yoktu. Sanat ve el işiyle motive olurduk. Şimdi de bu el sanatını kendime terapi olarak kullanıyorum." Öğretmenini ziyaret eden Fatma Başıbüyük ise, "Halk eğitim kursunda öğretmenimdi. Öğretmenler Günü arifesinde ziyarete geldim. Bize yine mesajlar verdi. Burada atıkları sanata dönüştürmüş ve birbirinden güzel ürünler ortaya koymuş" dedi.