EĞİTİM - 05 Şubat 2026 Perşembe 09:51

Kütahya MEM, Emet ve Tavşanlı’da "43 Adım" Projesi ve proje faaliyetlerini tanıttı

A
A
A
Kütahya MEM, Emet ve Tavşanlı’da "43 Adım" Projesi ve proje faaliyetlerini tanıttı

Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge Birimi tarafından yürütülen 43 Adım Projesi ile Avrupa Birliği projeleri, TÜBİTAK, eTwinning ve diğer proje faaliyetlerine yönelik tanıtım ve bilgilendirme toplantıları Tavşanlı ve Emet ilçelerinde gerçekleştirildi.


Tavşanlı’daki toplantıya Tavşanlı ve Domaniç ilçelerinde görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenler katılırken, Emet’te düzenlenen programa Emet ve Hisarcık ilçelerinde görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenler iştirak etti. Programların açılışı, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Topuz tarafından yapıldı. Açılış konuşmalarında, proje kültürünün eğitim kurumlarında yaygınlaştırılmasının önemi vurgulandı; ulusal ve uluslararası projelerin öğrencilerin akademik, sosyal ve kültürel gelişimine sağladığı katkılara dikkat çekildi. Proje odaklı çalışmaların eğitimde kaliteyi artırmadaki rolü ile eğitim kurumlarına sunduğu akademik ve kurumsal kazanımlar ele alındı.


Toplantılarda, il genelinde uygulanmaya başlanan 43 Adım Projesi hakkında kapsamlı bilgilendirmeler yapıldı. Projenin amaçları, uygulama süreçleri, beklenen kazanımlar ve sahadaki örnek uygulamalar paylaşılırken; Avrupa Birliği projeleri, TÜBİTAK ve eTwinning faaliyetlerine katılım süreçlerine ilişkin teknik bilgiler de aktarıldı.


Tavşanlı ve Emet’te gerçekleştirilen toplantılar, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve proje süreçlerine ilişkin değerlendirmelerin yapılmasının ardından sona erdi.



Kütahya MEM, Emet ve Tavşanlı’da "43 Adım" Projesi ve proje faaliyetlerini tanıttı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir EÜ’de 6 ön lisans programı daha akreditasyon aldı Ege Üniversitesi (EÜ), eğitimde kalite güvencesi ve akreditasyon çalışmaları kapsamında önemli bir başarıya daha imza attı. Mesleki Eğitim Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği-Mesleki Eğitim Akreditasyon Kurulu (MEDEK) tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, Ege Üniversitesi bünyesindeki meslek yüksekokullarında yer alan 6 ön lisans programı akreditasyon belgesi almaya hak kazandı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı başkanlığında gerçekleştirilen Senato Toplantısında, MEDEK tarafından yürütülen değerlendirme süreci sonucunda akreditasyon almaya hak kazanan programlara ilişkin bilgiler paylaşıldı. Ege Üniversitesinin eğitim ve araştırma kalitesinin niteliğini artırmaya devam ettiğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Kaliteyi ve akreditasyonu üniversitemizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Ege Üniversitesi olarak, şeffaflık ve sürekli iyileştirme ilkeleri doğrultusunda kalite çıtamızı yükseltmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda meslek yüksekokullarımız akreditasyon süreçlerini başarıyla tamamladılar. Ege Meslek Yüksekokulunun; Makine, Resim Konstrüksiyon, Gıda Teknolojisi ve Elektronik Haberleşme Teknolojisi programları; Ödemiş Meslek Yüksekokulunun; Süt ve Besi Hayvancılığı Programı ile Tire Kutsan Meslek Yüksekokulunun Gıda Teknolojisi ve Bilgisayar Programcılığı programları akreditasyon belgesi almaya hak kazandı. Emeği geçen tüm akademik ve idari personelimizi tebrik ediyor, katkı sunan tüm mensuplarımıza teşekkür ediyorum." diye konuştu. Toplantı sonunda MEDEK tarafından akredite edilen programların "Akreditasyon Belgeleri", Rektör Prof. Dr. Musa Alcı tarafından birim yöneticilerine takdim edildi.
İzmir Rahim ağzı kanserine karşı "Güç sende" söyleşisi Acıbadem Kent Hastanesi ve Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanseriyle mücadelede erken teşhisin önemi anlatıldı. Katılımcılar, bilgilendirme toplantısının ardından Japon iyileştirme sanatı Kintsugi atölyesinde bir araya gelerek farkındalık etkinliğine imza attı. Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı ve 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanserinin aşı, tarama ve farkındalıkla önlenebileceğine dikkat çekildi. Acıbadem Kent Hastanesi ile Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, uzmanlar ve katılımcılar rahim ağzı kanseriyle mücadele yöntemlerini konuştu. Sanatçı Berna Laçin’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin ardından katılımcılar, Japon iyileştirme sanatı olarak bilinen "Kintsugi" atölyesine katılarak farkındalık çalışmasına destek verdi. "Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin ediliyor" Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, Türkiye ve dünyadaki rahim ağzı kanseri verilerini paylaştı. Türkiye’de hastalığın görülme sıklığının yüz binde 4,5 civarında olduğunu belirten Prof. Dr. İtil, bu oranın gelişmemiş ülkelerde yüz binde 30 seviyelerine kadar çıktığını kaydetti. Bulaşma oranlarına ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. İtil, "Türkiye’de yaklaşık 8 ila 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca serviks kanseri öncüsü lezyonların görülme sıklığı çok daha yüksektir" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) stratejisine değinen İtil, hedeflerin tutturulması halinde hastalığın yok edilebileceğini vurguladı. İtil, "Hedef kitlenin yüzde 90’ının aşılanması, toplumun en az yüzde 70’inin taranması ve tarama sonucu pozitif çıkan veya lezyon tespit edilen hastaların yüzde 90’ının tedaviye erişiminin sağlanması gerekmektedir. Bu hedefler tutturulduğunda, serviks kanseri bir ülkeden tamamen yok edilebilir. Avustralya, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkeleri gibi aşılama oranlarının yüksek olduğu bölgelerde, 2030 yılından sonra serviks kanserinin tamamen eradike edilmesi öngörülmektedir" ifadelerini kullandı. "30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz tarama yapılıyor" Prof. Dr. İtil, kamuoyunda HPV ve aşılamayla ilgili bilgi kirliliği yaşandığına dikkat çekerek, doğru bilgilendirmenin önemine işaret etti. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) şubelerinin her ilde hizmet verdiğini hatırlatan İtil, şunları söyledi: "Bugüne kadar yaklaşık 16 milyon kişi tarandı. 30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz HPV ve serviks kanseri taraması yapılmaktadır. HPV pozitif çıkan hastalara daha sık tarama, kolposkopik inceleme ve gerektiğinde biyopsi gibi ileri tetkikler uygulanmalıdır. Serviks kanseri, yüzde 99,5 oranında HPV kaynaklı olduğu için sebebi bu kadar net bilinen, yoğun tarama programları ve aşılamayla önlenebilen ender kanser türlerinden biridir." Berna Laçin: "Sağlık sorunları utanç kaynağı olmamalı" Etkinliğin moderatörü Sanatçı Berna Laçin, kadın sağlığı konularının kültürel kodlar nedeniyle konuşulmaktan çekinildiğini ancak bu durumun sağlığı olumsuz etkilediğini belirtti. Kadınların tarihsel süreçte sağlık alanında geri planda kaldığını ifade eden Laçin, "Kendi meselelerimiz hakkında konuşmaktan çekindik ve utandık. Ancak bu buluşmayı, sağlık sorunlarının ayıp olmadığını bilmek, vücudumuzu tanımak ve farkındalık kazanmak adına bir bilgilendirme faaliyeti olarak nitelendirebiliriz" şeklinde konuştu. Meme kanserindeki farkındalığın rahim ağzı kanseri için de oluşturulması gerektiğini vurgulayan Laçin, aşılamanın önemine değindi. Laçin, "Rahim ağzı kanseri özelinde bir aşı mevcuttur. Devletin bu aşılamaları üstleneceğine dair duyumlar alıyoruz, bu çalışmaların bir an önce hayata geçmesini umuyorum. Böylece gençlerimiz, henüz hastalıkla tanışmadan önlem alabilir. Önleyici tedbirler, hem birey hem de toplumun sağlık yükü açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. "Meme kanserine gösterilen hassasiyeti rahim ağzı kanserine de göstermeliyiz" Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkan Yardımcısı Feyza Öztürk ise derneğin kadın kanserlerine yönelik farkındalığı artırmak amacıyla yola çıktığını ifade etti. Kanserin küresel ölçekte en sık görülen ikinci ölüm sebebi olduğunu hatırlatan Öztürk, "Meme kanseri, hakkında sıkça konuşulan bir alan olmakla birlikte, benzer sıklıkta görülmesi ve önlenebilir nitelikte olması nedeniyle rahim ağzı kanseri konusunda da bir kampanya yürütmekteyiz. Özellikle çocukluk çağından itibaren uygulanabilen bir aşısının bulunması, hastalığın tedavisinin ve koruyuculuğunun mümkün olması büyük önem arz etmektedir" açıklamasında bulundu.
Adana Uçurum: "AOSB’yi yeniden Türkiye’nin zirvesine taşımak için yola çıktık" Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde (AOSB) 10 Şubat’ta yapılacak seçimler öncesinde sanayici kimliği, yönetsel deneyimi ve katılımcı vizyonuyla öne çıkan Başkan Adayı İsrafil Uçurum, "Hep birlikte yönetmek, hep birlikte büyümek" anlayışını merkeze alan bir vizyon ile hizmete talip olduklarını belirtti. AOSB’nin köklü ve güçlü sanayi yapısının simge firmaları arasında yer alan Bossa ve Oğuz Tekstil’in Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten ve Adana Sanayi Odası (ADASO) Meclis Başkanlığı görevini 2014 yılından bu yana sürdüren İsrafil Uçurum, seçim yarışında özellikle arsa, enerji ve yönetişim başlıklarında ortaya koyduğu net mesajlarla öne çıktı. 2004-2010 yılları arısında AOSB’nin yönetiminde görev alan, başkanlık yapan ve bu görevi kendi isteğiyle devrederek kurumsal yönetişim anlayışıyla örnek bir davranış ortaya koyan İsrafil Uçurum, güneyin sanayi üssünü yeniden Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri haline getirmek için başkanlığa talip olduğunu vurguladı. İsrafil Uçurum, "AOSB, Adana’nın sanayi hafızası, Türkiye’nin ihracat gücünün önemli merkezlerinden biridir. Ben de bu bölgenin içinde yetişmiş, yatırımını AOSB’ye yapmış, üretimin her aşamasını birebir yaşamış bir sanayici olarak sorumluluk almaya talibim. Çünkü AOSB’nin yeniden ivme kazanması, sanayicinin önünün açılması ve bölgenin hak ettiği yere ulaşması gerektiğine inanıyorum" dedi. "Vizyonumuzun temel sütunları şeffaflık, katılımcılık ve kurumsallık" Yönetim vizyonunun merkezinde şeffaflık, katılımcılık ve kurumsallık anlayışının yer aldığını, kişilere değil sisteme dayalı bir yönetim anlayışı hedeflediklerini kaydeden İsrafil Uçurum, "Farklı sektörlerden 11 asıl, 11 yedekten oluşan güçlü bir yönetim kurulu oluşturduk. AOSB’deki sanayicilerin teveccühü ile hizmet bayrağını devraldıktan sonra önde gelen sanayicilerin yer alacağı bir de danışma kurulu oluşturacağız. Bölgemizdeki sanayicileri karar süreçlerine doğrudan dahil edeceğiz. Genç ve kadın sanayicilerimizi de OSB yönetimine entegre edeceğiz. AOSB’yi 500 sanayicimizle birlikte yönetmek istiyoruz. Herkes ne olup bittiğini bilsin, söz sahibi olsun. Bunu anlayışın oturmasını istiyoruz" diye konuştu. Küresel rekabetin giderek sertleştiği bir dönemde sanayicinin üzerindeki maliyet baskısının azaltılmasının temel öncelik olması gerektiğini vurgulayan İsrafil Uçurum, özellikle ucuz ve temiz enerji konusuna dikkat çekti. Yönetimleri döneminde atmış oldukları adımlar sayesinde bugün OSB’de kullanılan elektriğin ve doğalgazın OSB dışındaki fabrikalara göre daha ucuz olmasını sağladıklarını kaydeden İsrafil Uçurum, "Şimdi mevcudun üzerine yenilerini ekleme zamanıdır. Göreve gelir gelmez sanayicinin daha ucuz ve temiz enerji kullanabilmesi için bakanlıklar başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarla irtibata geçeceğiz. Türkiye genelinde tarıma elverişsiz alanlarda enerji santrali projemizi hayata geçirmek istiyoruz. Böylelikle sanayiciye uygun maliyetli elektrik sağlayacağız. Bu yatırımlarımız sınırda karbon düzenlemesi başta olmak üzere küresel çevre standartlarını da gözeten stratejik yatırımlar olacak" ifadelerini kullandı. Temel amaçlarının AOSB’de üretim yapan sanayicinin rekabet gücünü artırmak, yatırımı teşvik etmek ve bölgeyi yeniden Türkiye’nin öncü sanayi merkezlerinden biri haline getirmek olduğunu kaydeden İsrafil Uçurum, "Elektrik, su, doğal gaz ve OSB aidatlarında maliyetleri aşağı çekecek düzenlemeler yapacağız. Sanayicinin dış pazarlara erişimini kolaylaştıracak ihracat destek ofislerinin kurulmasını sağlayacağız. Nitelikli iş gücüne erişimi güçlendirecek insan kaynakları destek mekanizmalarını hayata geçireceğiz. Dijitalleşme, yazılım ve yeni nesil sanayi yatırımları için altyapıyı güçlendireceğiz" dedi. "Sanayicilerin ortak çağrısı ve talebiyle başkan adayı oldum" Başkan adaylığının bir makam arayışından değil, sanayicilerin ortak çağrısı ve talebiyle şekillendiğini vurgulayan İsrafil Uçurum, yönetim anlayışının merkezine sorumluluk, şeffaflık ve hesap verebilirliği koyduklarını ifade etti. Makamların hizmet aracı olarak görülmesi gerektiğini dile getiren İsrafil Uçurum, "Makam peşinde değiliz. Zamanında AOSB Başkanlığını kendi isteği ile bırakan biriyim. Adana Sanayi Odası Meclis Başkanı olarak odasını sanayiciye hizmet üretmek için Türk Eximbank’a veren bir anlayışa sahibim" diye konuştu. En dikkat çekici taahhütlerinden birinin de görev süresi sınırlaması olduğunu belirten İsrafil Uçurum, AOSB’de yönetim anlayışının kurumsallaşması gerektiğine dikkat çekti. İsrafil Uçurum, bu kapsamda başkanlık görev süresinin en fazla iki dönemle sınırlandırılmasına yönelik prensip kararının genel kurulda sanayicilerin oyuna sunulmasını hedeflediklerini söyledi. AOSB’nin bugün çözüm bekleyen en önemli sorunlarının başında arsa üretimi ve yatırım süreçlerinde yaşanan tıkanıklıkların geldiğini söyleyen İsrafil Uçurum, daha sonra şunları söyledi: "Yıllardır ön tahsisi yapılmış ancak yatırıma dönüşmemiş alanlar, teslim tarihleri belirsiz projeler ve sanayicinin kullanamadığı ciddi bir kaynak söz konusu. Sanayici arsa istiyor. Ön tahsis yapılmış ama arsa sanayiciye yatırım için teslim edilmediği gibi alt yapı yatırımları dahi yapılmamış alanlar mevcut. Göreve gelir gelmez en öncelikli işimiz, arsa üretimini hızlandırmak, altyapıları tamamlamak ve tüm süreçleri şeffaf, takvime bağlı ve denetlenebilir hale getirmek olacaktır. AOSB, bir dönem Türkiye’nin en büyük ve en güçlü 2’nci OSB’si iken ancak bugün geldiğimiz noktada ilk 15 içine dahi giremiyor. Doğru yönetim, güçlü vizyon ve sanayicinin desteğiyle AOSB’yi yeniden Türkiye’nin ilk üç organize sanayi bölgesi arasına taşımak mümkündür. Ben bu sorumluluğu almaya, AOSB’yi birlikte yönetmeye ve üretimin gücünü yeniden zirveye taşımaya hazırım."
Malatya Fırat EDAŞ Malatya’da deprem sonrası enerji altyapısına 3,5 milyar TL yatırım yaptı 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da enerji altyapısının yeniden ayağa kaldırılması için sahadaki çalışmalarını sürdüren Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), 3,5 milyar TL yatırım gerçekleştirdi. Yatırımlar kapsamında Malatya genelinde 83 dağıtım merkezi, 270 trafo, 36 bin 255 direk, 10 bin 671 armatür ile 1.701 kilometre yeni hattı şebekeye dahil eden şirket, enerji arzının güvenli ve kesintisiz şekilde sürdürülebilmesi için saha faaliyetlerini sürdürüyor. Üç yıl önce meydana gelen 6 Şubat Depremi, binlerce insanın yaşamını kalıcı biçimde değiştirdi. Depremden etkilenen şebekenin tekrar ayağa kaldırılması ve güvenli şekilde yeniden işletilmesi öncelik haline geldi. Bu kapsamda Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), Malatya’da enerji altyapısının güçlendirilmesini öncelikli bir sorumluluk olarak ele aldı. Afetin hemen ardından başlatılan çalışmalarla, güvenli ve dayanıklı bir şebeke yapısının oluşturulmasını hedefledi. Güçlü ve dayanıklı bir enerji altyapısı Şirket, Malatya’da deprem sonrasında toplam 3,5 milyar TL yatırım hayata geçirerek kent genelinde enerji altyapısının onarımı, yenilenmesi ve kapasitesinin artırılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar gerçekleştirdi. Bu çalışmalar sonucunda kent genelinde 83 dağıtım merkezi, 270 trafo, 36 bin 255 direk, 10 bin 671 armatür ve 1.701 kilometre yeni hat şebekeye dahil edildi. Gerçekleştirilen yatırımlar, Malatya’da günlük yaşamın devamı açısından kritik öneme sahip altyapının yeniden ayağa kalkmasına katkı sundu. Fırat EDAŞ, gerçekleştirdiği çalışmalarla mevcut ihtiyaçları karşılamanın yanı sıra gelecekte yaşanabilecek afetlere karşı dirençli bir enerji altyapısı oluşturduğunu duyurdu. "Önceliğimiz hayatın devamlılığı oldu" Konuya ilişkin bir değerlendirmede bulunan Fırat EDAŞ Şirket Müdürü Müjdat Çelik, "6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da enerji altyapısının güvenli ve dayanıklı biçimde yeniden kurulması, bizim için teknik bir çalışmanın ötesinde bir sorumluluktu. Enerji altyapısını mümkün olan en kısa sürede yeniden ayağa kaldırmak için aralıksız çalıştık. Bu süreçte önceliğimiz, yaşamın kesintisiz sürdürülebilmesi için sahada hızlı, koordineli ve kalıcı çözümler üretmekti. Yaptığımız yatırımlarla altyapıyı daha güvenli ve daha dayanıklı hale getirdik. Çalışmalarımız sahadaki ihtiyaçlar doğrultusunda aralıksız sürdürüyoruz" dedi.
Ankara 3 ilde düzenlenen uyuşturucu operasyonlarında 123 şüpheli yakalandı İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya 3 ilde jandarma tarafından uyuşturucu satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 123 şüphelinin yakalandığını açıkladı.İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın paylaştığı bilgilere göre, Ezine, Isparta ve Tarsus Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Jandarma Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında Çanakkale, Isparta ve Mersin’de uyuşturucu satışına yönelik operasyonlar düzenlendi. 131 Asayiş Timi, 9 Jandarma Motorlu Asayiş Timi, 6 Komando Timi, 574 jandarma personeli ve 12 özel eğitimli narkotik dedektör köpeği ile birlikte 101 farklı adrese düzenlenen operasyonlar sonucu 123 şüpheli yakalandı. Operasyonlar sonucu 465 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi.Bakan Yerlikaya uyuşturucu ile mücadelede kararlılık vurgusu yaptığı paylaşımda, "Operasyonlardaki hedefimiz; özellikle gençlerimizi hedef alan, zehir tacirlerinin eli kolu durumundaki, sosyal medya ve mesajlaşma programları üzerinden, mahalle ve sokak aralarında uyuşturucu madde satışı yapan ‘Torbacı’ diye tabir edilen sokak satıcılarıydı. Uyuşturucuyla savaşımız, çok katmanlı ve çok boyutlu olarak kararlılıkla devam ediyor. Uyuşturucu suç örgütü elebaşından, torbacısına kadar tedarik zincirinin her halkasını tek tek kırıp atacak operasyonlar düzenliyoruz" ifadelerine yer verdi.