GÜNDEM - 09 Şubat 2026 Pazartesi 16:36

Kütahya’da 500 bin sosyal konut kurası çekildi

A
A
A
Kütahya’da 500 bin sosyal konut kurası çekildi

TOKİ’nin "Ev Sahibi Türkiye" temasıyla yürüttüğü 500 bin sosyal konut projesi kapsamında Kütahya genelinde yapılacak 3 bin 592 konut için asil ve yedek hak sahipleri noter huzurunda çekilen kura ile belirlendi. Kütahya’da bugüne kadar TOKİ eliyle 15 bin 919 konutun vatandaşlara teslim edildiği, şehir genelinde toplam yatırım tutarının ise yaklaşık 65,5 milyar liraya ulaştığı bildirildi.


Kütahya’da TOKİ yatırımları 65,5 milyar liraya ulaştı


Kura töreninde yapılan açıklamalarda, TOKİ’nin Kütahya merkez ve ilçelerinde hayata geçireceği projelerin yalnızca konut üretimiyle sınırlı kalmayacağı, sosyal donatı alanlarıyla birlikte yeni yaşam alanları oluşturacağı vurgulandı.


Yakar: "Ev sahibi olmayan tek bir vatandaş kalmayana kadar devam edeceğiz"


TOKİ Emlak Dairesi Başkanı Mehmet Akif Yakar, törende yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "Toplu Konut İdaresi olarak vatandaşlarımızın konut ihtiyacının karşılanması ve şehirlerimizin yenilenmesi noktasında yoğun bir çaba sarf etmekteyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğiyle, Sayın Bakanımızın koordinasyonunda ülkemizin dört bir yanında yüz binlerce projeyi hayata geçirdik. Millete yakışır, kalıcı eserler üretmeye devam ediyoruz.


6 Şubat’ta meydana gelen asrın afeti sonrasında 11 ilimizde 455 bin konutun üretimini gerçekleştirdik. Ülkemizin birçok şehrinde tarihimizin en kapsamlı kentsel dönüşüm projelerini başlattık. Şehir merkezlerinde vatandaşlarımızın nefes alabileceği yüzlerce millet bahçesini hizmete sunduk.


2019 yılında 50 bin, 2020 yılında 100 bin ve 2022 yılında 250 bin konutu kapsayan sosyal konut kampanyalarını başlatarak dar gelirli vatandaşlarımızı ev sahibi yaptık. TOKİ olarak bugün itibarıyla 81 ilimizde toplam 1 milyon 757 bin toplu konuta ulaştık, yüz binlerce konutun proje ve tasarım çalışmaları sürmektedir.


Kütahya’da güncel rakamla yaklaşık 65,5 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanımızın başlattığı 500 bin sosyal konut kampanyasıyla Kütahya’ya yeni konutlar kazandıracağız. Bu proje, devletimizin bugüne kadar ortaya koyduğu en kapsamlı sosyal konut hamlesi olup yaklaşık 2 milyon vatandaşımıza yuva olacaktır. İlimizde bu proje kapsamında 49 bin 587 vatandaşımız başvuruda bulunmuştur. Hak sahibi olacak vatandaşlarımıza şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.


Kurada ismi çıkmayan vatandaşlarımız da üzülmesin; ev sahibi olmayan tek bir vatandaşımız kalmayana kadar sosyal konut projelerini kararlılıkla hayata geçireceğiz.


Ayrıca projelerin içerisinde yaşam kalitesini artıracak ve sosyal ilişkileri geliştirecek sosyal donatıları da inşa edeceğiz. Bu yapılarla aile sağlık merkezleri, gündüz bakım evleri, taziye evleri, fitness salonları ve kafeteryalar gibi alanlar yer alacak, günlük ihtiyaçlara erişim kolaylaşacaktır."


Yılmaz: "Biz sadece konut değil, yaşam alani inşa ediyoruz"


Emlak Konut Genel Müdürü Yasir Yılmaz ise Kütahya’da yürütülen projelerin kapsamına dikkat çekerek şu açıklamalarda bulundu: "Anadolu’nun kalbinde binlerce yıllık bir hafızanın tanımı olan Kütahya’mız, ilim, kültür ve sanatın yüzyıllar boyunca kök saldığı kadim şehirlerimizdendir. TOKİ eliyle Kütahya’ya bugüne kadar yaklaşık 65,5 milyar liralık yatırım gerçekleştirildi. Toplam 15 bin 919 konut tamamlanarak vatandaşlarımıza teslim edildi, 2 bin 509 konutun yapımı ise devam etmektedir.


TOKİ yatırımları yalnızca konutlarla sınırlı değildir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız koordinasyonunda ticari ünitelerden köy evlerine, camilerden millet bahçelerine, eğitim ve sağlık tesislerine kadar geniş kapsamlı bir yatırım anlayışı yürütülmektedir.


Yüzyılın konut projesi kapsamında Kütahya’da yapılacak 3 bin 592 konutun kura çekimini bugün gerçekleştiriyoruz. Bu konutların 1.221’i merkez ilçede, 200’ü Altıntaş’ta, 96’sı Aslanapa’da, 70’i Çavdarhisar’da, 117’si Domaniç’te, 47’si Dumlupınar’da, 96’sı Emet’te, 341’i Gediz’de, 63’ü Hisarcık’ta, 70’i Pazarlar’da, 485’i Simav’da, 70’i Şaphane’de ve 716’sı Tavşanlı’da hayata geçirilecektir.


Biz yalnızca binalar inşa etmiyoruz; mahalle kültürünü güçlendiren, komşuluğu yaşatan ve sosyal donatılarıyla hayatı kolaylaştıran yeni yaşam alanları kuruyoruz. Hiçbir vatandaşımızı geride bırakmıyoruz."


Vali Işın: "Bu hizmetler sosyal devlet anlayişinin bir sonucudur"


Kütahya Valisi Musa Işın da konuşmasında sosyal devlet vurgusu yaparak şu ifadeleri kullandı: "Kütahya’mızda gerçekten güzel hizmetler yapılıyor. Bugün ise çok önemli bir hizmet için bir aradayız. Üç yıl içerisinde deprem bölgesinde 457 bin konut tamamlandı. Bu büyüklükte bir afetten sonra bu hızda bir çalışmayı gerçekleştirebilen çok az devlet vardır.


Türkiye Cumhuriyeti devleti güçlü bir sosyal devlet anlayışına sahiptir. Eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsizdir. Aç ve açıkta kalan vatandaşımız olmaması için devletimizin tüm kurumları seferberdir.


Son 23 yıl içerisinde Türkiye yeniden inşa ve ihya edilmiştir. Kütahya’da kamu kurumları, okullar ve altyapı büyük ölçüde yenilenmiştir. Sosyal konut projeleriyle de vatandaşlarımızın uygun şartlarda ev sahibi olması sağlanmaktadır. Herkes ev sahibi oluncaya kadar bu hizmetler devam edecektir."


Konutlar merkez ve ilçelerde hayata geçirilecek


Kura çekimiyle birlikte belirlenen hak sahiplerinin, projelerin tamamlanmasının ardından merkez ve ilçelerde inşa edilecek konutlara kavuşacağı bildirildi. Projelerin sosyal donatı alanlarıyla birlikte Kütahya’ya yeni ve planlı yaşam alanları kazandırması hedefleniyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İmamoğlu davasında itirafçı olan Yıldırım:"Onları sokağa çıkılamayacak hale getiririm" "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası olarak bilinen soruşturma çerçevesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş adamı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım, "Ne söylediysem doğrudur, Ekrem Bey’e hırsız diyebilirim, gördüm çünkü babasına, amcasına, amcasının oğluna para götürdüm. Medyaya eğer iftiracı kelimesiyle çıkıp Servet Yıldırım hariç demezse onun yol yürüdüğü arkadaşları sokağa çıkılamayacak hale getiririm. 19 Mart tarihinde operasyon yapılacağından hepsinin haberi vardı. Saatine, tarihine kadar biliyordu" dedi. "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası olarak bilinen soruşturma çerçevesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş adamı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım, Ferhat Murat’ın YouTube programında Ekrem İmamoğlu ve örgütte adı geçen kişilerle ilgili birtakım iddialarda bulundu. Öte yandan, FETÖ tutuklularının Yıldırım’a çözülmemesi yönünde telkinde bulunduğu iddia edildi. "Ekrem Bey’e hırsız diyebilirim" Servet Yıldırım, "Halkımızın sadece bunu bilmesini istiyorum; ne söylediysem doğrudur, bunlar bunu yapmıştır. Ekrem Bey’e hırsız diyebilirim, gördüm çünkü babasına, amcasına, amcasının oğluna para götürdüm. 10 milyon dolar da götürdüğüm olmuştur, 5 milyon dolar da. Patronuma beni gönderme dedim. Çektim bunları, çantaları açtım, kameramla çektim. Savcılığa dedim; telefonumu döndürebiliyorsanız, döndürün bunu olmadı. ‘Telefonlarımızı değiştirelim Servet, dinleniyor’ dendi. Takip ediliyoruz, bunu içeriden birileri söylüyor, sızdırma var. Kamu parasının oraya gitmeye başladığını öğrendiğimden itibaren küfür ederek çekiyorum. Halkın parası, çoluk çocuğun parası" dedi. "Onları sokacağa çıkılamayacak hale getiririm" Murat’ın CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından iftiracı denmesine ilişkin ne düşündüğü sorusuna yönelik konuşan Yıldırım, "Ben hırsıza hırsız demişim suçlu olmuşum. Bir daha televizyona, medyaya eğer iftiracı kelimesiyle çıkıp Servet Yıldırım hariç demezse onun yol yürüdüğü arkadaşları sokağa çıkamaz hale getiririm. Bildiğim şeylerden dolayı yaparım. Onları sokacağa çıkılamayacak hale getiririm. Adem Soytekin’in çakarı kimin üstünedir? Turan Taşkın Özer’in üzerinedir. Bizimki kimin üzerinedir; Özgür Karabat’ın üstünedir" ifadelerini kullandı. "19 Mart tarihinde operasyon yapılacağından hepsinin haberi vardı" ’19 Mart’ın geleceğini biliyor muydunuz?’ sorusuna yanıt veren Yıldırım, "Aynen tabi, 19 Mart tarihinde operasyon yapılacağından tüm ekip, bu suç örgütüne karışmış olanların hepsinin haberi vardı. Saatine, tarihine kadar biliyordu. Benim öğrenmem operasyondan 1 ay önce oldu. Şirkete çağırdılar, gittim. Schengen vizemin olup olmadığını, gerekiyorsa seni yurt dışına çıkaralım. Ben de dedim ki bir suç işlemedim, orada bana şöyle de ima etti; (Hüseyin Köksal)‘Çok büyük üstümüze gelecekler’. Ben devletimize karşı bir suç işlemedim, bir suçum yok, yurt dışına gitmemi gerektirecek bir durum yok dediğimde ‘Ya olsun, yine de sen istiyorsan gönderelim’ dendi, yok istemiyorum dedim" şeklinde konuştu. "Ekrem Bey size bir iyilik yapar, bir bakmışsınız o iyilik sizi bir suçun içine sokmuş" Sözlerini sürdüren Yıldırım, "Ekrem Bey’in bir huyu vardır, hiç haberiniz olmaz, size bir iyilik yapar, bir bakmışsınız o iyilik sizi bir suçun içine sokmuş ve ona ortak olmuşsunuz. Bu kadar basit, patronum Hüseyin Köksal, biz bunlara bu seçimlerde yardımcı olduğumuz için Ekrem Bey bize dedi ki ‘Hüseyin 2 tane reklam şirketi kur, bir de seni medyaya sokayım, sen medya tarafını yönetirsin, reklam da var. Bir şey de olursa tekstil tarafında kredi kullanma durumun olursa, sana vereceğim ihalelerden kredi kullanmana gerek yok’ inanılmaz büyük paralar. Bizimki de ‘Olur, başkanım’ dedi. Biz bu paraları Cavit Çağlar’a götürdük. BVA Reklam’ın yıllık 1,5 milyar lira kazancı vardı. Belediyeye 350 milyon ödüyorlardı. İstediği gibi öder çünkü neden; Ekrem İmamoğlu o şirkete ortak. Şirketleri kurduk, en güzel ihaleleri verdiler, üst geçitler, Beylikdüzü’nden başlayıp, Tuzla, Pendik, açık havalar inanılmaz, müthiş para kazanan şeyler. Patronum 6 ay işletti, yıl 2020,2021. Tuncay Yılmaz’ın bu davada örgüt yöneticisi olması gerekiyor. Fatih Keleş neyse Tuncay Yılmaz o. Bir gün geldi, ‘Patronun emri var, Hüseyin böyle olacak, yüzde 60’ı bizim, 20’si senin, yüzde 20’si Murat Kapgin’in’. Patronum kabul etmek zorunda kaldı çünkü para büyük, keş geliyor, vadesi yok, çeki yok. Yüzde 60 dediği an, o gün anladım işte bu adam hırsız" diye konuştu. "Ekrem Fatih Keleş’e ‘Bana bugün 50 milyon dolar’ getir, bulur getirir" Yıldırım, "Para götürüyoruz, getiriyoruz, nereye gidiyor, nereden geliyor bu para. Mehmet Pehlivan dersimize çalıştırdı bizi, gittik, savcılığa ifadeyi verdik. Şu anda derim ki ses kayıtlarının hepsi doğru, kabul ediyorum. Fatih Keleş şöyle bir adamdır; bırakın dışarı Ekrem desin ki ona ‘Bana bugün 50 milyon dolar’ getir, bulur, getirir. Fatih Keleş’in izni olmadan Boğaz’da bir tane çivi çakamazsınız. Ekrem Bey’in, bey demek istemiyorum. Piyasada dolanan 10 tane çantacısı vardır. Hakan Karanis, Yakup Öner’dir, bunlar çözülemeyecek işleri, mesela sizin bir işiniz var, sorduğunuz zaman birine bu işi kim çözer; derler ki Hakan Karanis’e git. Oturur, yemek yer, dinler, konuyu dinler, başkana götürür, fiyat alır, gelir, sizle tekrar yemek yer der ki ‘Ağabey bu iş bu fiyata biter" dedi. Bir otelde tutulan odayla ilgili konuşan Yıldırım, "Esas kullanan Hüseyin Köksal ama Murat Ongun, Emrah Bağdatlı, Kaan Sürmegöz orada bu toplantılar yapılırdı. Bir sürü iddialar çıktı, oraya gelenler ifade verdi, bizde oralardaydık, bunları yaşadık" derken Murat Ongun, Emrah Bağdatlı ve örgütteki başka isimlerin eskortlarla birlikte olduğu ve yasaklı madde kullandığına şahit oldunuz mu sorusuna ise ‘Oldum’ diyen Yıldırım, "Orası bağımsız bir bölüm, siz lobiden girmeden ben sizi otoparktan oraya çıkarırım. Ben isteseydim çok şeye sahip olurdum ki teklif de edildi. İBB’nin kullandığı bankamatik yerleri, onları rahatça alabilirdim. Okey de verdiler, Murat Ongun da Emrah Bağdatlı da istemedim. Başıma gelecek olanı biliyordum. Alsaydım belki senede 3 milyar lira para kazanacaktım, yarın Tuncay Yılmaz yine gelecekti ‘Servet yüzde 80’i sistemin, 20’si senin’. Bir sürü suç işleyen milletvekilleri var biliyorum" dedi. "Bağdatlı, Türkiye’de olsaydı her şeyi konuşmuştu" Kameraların bantlandığı otelle ilgili konuşan Yıldırım, "Jammer asla görmedim bavulda para vardı, maaşım 40 bin lira falandı" derken döviz bürosu konusuna yönelik, "Döviz bürosunu arayıp ne kadar TL’niz var; 50 milyon mu, bunun karşılığı bana döviz gönder, TL’yi buradan al’ dersiniz. Kurye gelir, motorla dövizi bırakır, TL’yi alır, basar gider. O döviz daha sonra bizim Beylikdüzü’ne gelir. Oradan işte İmamoğlu İnşaat’a ne kadar, bu tarafa ne kadar lazım, taksimat yaparlardı. Bir örgütün başka bir kolu olarak düşünelim bunu, askeri olarak yapamadılar. Kent Lokantaları birine ihale veriyorlar ‘3 ay Kent Lokantalarının bütün masrafları sana ait kardeşim’ bu hizmet midir? Emrah Bağdatlı Murat Ongun’dan izin alıp dışarıdan bütün ihaleleri, para trafiğini organize eden, yoksa onu yurt dışına kaçırırlar mı? Şu anda Türkiye’de olsaydı her şeyi konuşmuştu. Murat Ongun ‘Ben yapmıyorum, Emrah sen yap ama ortağız’ tabi ki bunlara şahit oldum. Çok şahit olduğumuz şeyler var. Bunlar halkın parasını çalmışlar, hakkını yemişler, ülkemizi dipsiz bir karanlık kuyuya sokmaya çalışıyorlar" diye konuştu.
Ankara Ankara’da trafik kazasında vefat eden 14 yaşındaki kızın babası: "Makas atarak ilerleyen sürücü yaya geçidinde kızıma çarpmış, kanlar içindeydi" Ankara’da yaya geçidinde otomobil çarpması nedeniyle vefat eden 14 yaşındaki kız çocuğunun babası, "Makas atarak ilerlediği söylenen bir sürücü kızıma çarpmış. Yanına gittiğimde kanlar içindeydi" dedi. Olay, 19 Şubat akşamı Çankaya ilçesi Turan Güneş Bulvarı’nda meydana geldi. Alınan bilgilere göre, 14 yaşındaki Elif Güner’e yaya geçidinden karşı yola geçmeye çalıştığı sırada Yasin Aloğlu idaresindeki 06 BA 4825 plakalı otomobil çarptı. Kazada ağır yaralanan Güner olay yerinde hayatını kaybederken, gözaltına alınan Aloğlu çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Vefat eden lise 1’nci sınıf öğrencisi Güner’in cenazesi Karşıyaka Mezarlığında toprağa verildi. Kazayla ilgili konuşan Güner’in annesiyle babası ise Aloğlu’nun olay anında aracını süratli kullandığını ve makas atarak ilerlediğini ileri sürdü. "Makas atarak ilerleyen sürücü yaya geçidinde kızıma çarpmış" Olayla ilgili konuşan baba Dündar Güner, "Kızım iftardan sonra arkadaşlarıyla birlikte kahve içmek istemiş. Dışarıya çıktığında yaya geçinde durduğu sırada makas atarak ilerlediği söylenen bir sürücü kızıma çarpmış. Yavrumuzu bizden götürdü. Böyle bir acı yok. Arkadaşları olaydan sonra bizi aradı. Herkesten önce kızımın yanına gittim. Kanlar içinde gördüm. Kalbi durmuş. Çarpan kişi muhtemelen kaçmıştı. Sonradan tutuklandığını öğrendim. Kim olduğunu bilmiyoruz. Tek istediğimiz bu olayı görenlerin bize ulaşması. Benim kızım şu anda okulda olacaktı ama artık toprağın altında. Bu acının tarifi yok" dedi. "Çok güzel hayalleri vardı" Kızının ileride veteriner hekim olma hayali kurduğundan bahseden baba Dündar, "Hayvanları çok severdi. Çevresindeki tüm hayvanları beslerdi. Veteriner olmak istiyordu. Çok güzel hayalleri vardı. Kedisinin doğum günü için hazırlıklar yapıyordu. Çok dürüst bir kızdı. Ona meleğim diye seslenirdim. Bir parçam gitti. Artık bu ömrüm nasıl geçer düşünmek istemiyorum. Umarım adalet yerini bulur" diye konuştu. "Hayalleri yarım kaldı" Anne Tuğba Güner ise hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirerek, "Olayı gören, araçlarında kamera kaydı olan kim varsa bize ulaşsın. Sürücünün makas atarak gittiğini gören kişiler bizi bulsun. Sadece bunu istiyorum. Kızımız melek oldu. Ciğerimiz yanıyor. Hayalleri yarım kaldı. Sebep olanlar umarım aynı acıyı yaşarlar. O kişi ömür boyu hapiste kalsa da kızım gelmeyecek ama en büyük cezayı almasını istiyorum" ifadelerine yer verdi.
İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde "haksız kazanç" davasında 3 sanık hakkında tahliye kararı Hastalar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiasıyla Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönelik, 1’i profesör, 11 sanıklı davada mahkeme, tutuklu 3 sanığın tahliyesine hükmetti. Dava dosyasında tutuklu sanık kalmazken, duruşma eksiklerin giderilmesi için ertelendi. Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli sağlık çalışanlarının hastalar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiasına ilişkin 1’i profesör 11 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Cuma günü görülmeye başlanan duruşmaya, 3’ü tutuklu 11 sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Cuma günü sanıkların savunmaları tamamlanırken, sanıklar savunmalarında üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, mahkemeden beraatlarını talep etti. Duruşmanın bugünkü oturumu, müşteki beyanlarıyla devam etti. "Kendi rızamla imza attım, 50 bin lira bağış yaptım" Beyanda bulunan müşteki Münevver Özyurt, sanık V.E.’den şikayetçi olmadığını belirterek, "Sanıklardan bir tek V.E. ve vizite yapan M.M.’yi tanıyorum. V.E. hocadan bir şikayetim bulunmamaktadır. Diğer hiçbir sanıktan da şikayetçi değilim. Ameliyatım iyi geçti bu konuda memnunum. Bu doktoru ben, kendi iradem ile tercih ettim. Hatta hocaya bizzat, ‘ameliyata siz girer misiniz?’ dedim. O da hasta yoğunluğunun olduğunu söyledi. Bana hastaneye bağış yaparsanız sizi ben ameliyat ederim dedi. Medikal alacağım dedi. Ben de kabul ettim ve bağışta bulundum, şikayetçi değilim. Faydam olsun diye bağış yaptım" şeklinde konuştu. Müşteki Ayşenur Yılmaz ise beyanında, "Kardeşim 1 yıldan fazla süredir kanser hastasıydı. Son olarak Yedikule Hastanesine gittik. Ameliyat için sıraya aldık. Kardeşim çok sıkıntılıydı. Ameliyat için bizden herhangi bir para istenmedi. Ameliyattan kardeşim sağ sağlim çıkınca kendim bağış yapmak istedim. Emekli öğretmenim ve bir maaşımı bağışlamak istedim. Hemşire hanımla görüştüm hocaya bilgi verelim dedi. Doktora söyledim bağış yapmak istediğimi söyledim. A. hanıma yönlendirdi. Bir yere imza atmam gerekmiyor mu dedim. Bana bir boş bir kağıt verdi. Kendi rızamla imza attım, 50 bin lira bağış yaptım. Bu bağış parasını elden verdim. Her hangi bir belge almadım. Kardeşimin durumu çok kötüydü bir aydan fazla süre sıra bekledi" dedi. "Şikayetler genelde Y.S., V.E. ve M.M. hakkındaydı" Duruşmada, hastanenin eski Başhekimi Sedat Altın ‘tanık’ sıfatıyla beyanda bulundu. Altın, "2001-2015 arası ve 2019-2024 arası yıllarda Yedikule’de Başhekimlik yaptım. Hastaneler bu zamanda kadar, hasta ve hasta yakınından bağış almıştır. Ancak bağışı idare alır ve döner sermayeden makbuz kesilir ve teşekkürler belgesi verilir. Mesela ben başhekimken acil binası yapıldı ve bu bir bağıştı. Hastane eski olduğu için ve bakanlık ek ödeme yapmadığı için hasta yakınları bizlere bağışta bulunma isteğinde bulunurdu. Biz de onlara eksiğimizi söylerdik. Doktorlar bağış yapmak ister misiniz diye sormaz bağış yapmak isteyen bir hasta varsa idareye yönlendirir" diye konuştu. Hastanenin Başhekimi olan ve ‘tanık’ olarak dinlenen Nurettin Yiyit ise "Bağış sistemi idarenin etkisindedir cihaz bağışı ise komisyon kararı ile olur. Nakdi olacaksa bağış, döner sermaye üzerinden olur. Ancak bazen ikili ilişkiler ya da mevzuat dışı ilişkiler olabiliyor ancak bu ufak tefek tamirat tadilat işleridir. Nakdi ya da cihaz bağışı varsa mevzuata uygun ilerleriz. Bize CİMER üzerinden gelen şikayetlerde ’medikal malzeme aldırıldı’ gibi şikayetler oldu. Biz de bunları İl Sağlık Müdürlüğüne dilekçe olarak bildirdik. Şikayetler genelde Y.S., V.E. ve M.M. hakkındaydı" şeklinde beyanda bulundu. Dava dosyasında tutuklu kalmadı Alınan savunma ve beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanıklar V.E., Y.S. ve M.M.’yi ‘yurt dışına çıkış yasağı’ tedbiriyle tahliyesine hükmetti. Verilen tahliye kararıyla birlikte dava dosyasında tutuklu sanık kalmadı. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.