SAĞLIK - 25 Nisan 2025 Cuma 15:11

"Baharda alerjik rinit belirtilerini hafife almayın"

A
A
A
"Baharda alerjik rinit belirtilerini hafife almayın"

Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Uzm. Dr. Rıdvan Selen, polen mevsiminin uzamasıyla birlikte alerjik rinit vakalarının arttığını belirterek, tedaviye dirençli hastalara alerji aşısı olarak bilinen immünoterapinin uygulandığını açıkladı.


Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Rıdvan Selen, polen mevsimini uzun ve şiddetli yaşayan, tedavilerle şikayetleri geçmeyen ya da yan etki gelişen alerji hastalarına immünoterapi uyguladıklarını söyledi.


Alerjik rinitin burunda kaşıntı, doluluk, hapşırma ve beyaz bir akıntı ile kendini gösteren bir hastalık olduğunu belirten Selen, "Alerjik rinit, burun mukozasının hastalığıdır. Burun akıntısı, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı ve hapşırık gibi şikayetlerle kendini gösterir. İç ve dış ortam alerjenleriyle tetiklenmektedir. Mevsimsel alerjik rinit, halk arasında saman nezlesi olarak da bilinen, burun mukozasını etkileyen bir hastalıktır. Ağaç polenleri, çayır ve yabani otlar gibi alerjenler burun mukozasına temas ettiğinde burun kaşıntısı, burun akıntısı, hapşırık ve burunda tıkanıklığa neden olmaktadır" ifadelerini kullandı.


Polen yoğunluğunun, bölgenin bitki örtüsü, yağış miktarı ve sıcaklık gibi hava şartlarına bağlı olarak değişebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Selen, açıklamalarını şöyle sürdürdü:


"Bazı hastalarda gözlerde kızarıklık, gözlerde sulanma da bu duruma eşlik edebilmektedir. Polenin yoğun olduğu dönemlerde açık aktivitelerden kaçınılmalıdır. Açık aktiviteler yapılmak isteniyorsa siperlikli bir şapka ve gözlük kullanılmalıdır. Polen mevsiminde ev ve araba camları özellikle kapatılmalıdır. Polen filtrelerinin zamanında değişimi yapılmalıdır. Polen mevsiminde kuru ve rüzgârlı havalarda dışarıya çıkılmamalıdır. Çıkılması gerekiyorsa eve geldiklerinde giysilerini değiştirip duş almaları gerekmektedir. Polenin özellikle yoğun olduğu sabah 5 ile 10 gibi saatlerde dışarı çıkılmamaya özen gösterilmelidir."


Gerekli durumlarda alerji immünoloji polikliniğinde "alerji aşısı" olarak bilinen immünoterapi tedavisini uyguladıklarını ifade eden Uzm. Dr. Rıdvan Selen, "Alerjik rinitte tedavide öncelikle çevresel ve tetikleyici faktörlerden uzaklaşmak, ikinci planda farmakolojik tedaviler ve en önemlisi de alerjene özgü immünoterapidir. Alerjik rinit dış ortam aktivitelerini, sosyal yaşamı ve okul başarılarını etkilemektedir. Özellikle çocuklarda uyku ve emosyonel durumu etkileyerek okul başarılarında düşmeye neden olabilmektedir. Alerjik rinit tanısında özellikle deri testleri önemli bir yer tutmaktadır. Kliniğimizde polen alerjisine yönelik deri testleri uygulanmaktadır" şeklinde konuştu.



"Şu an tam zamanı, polen mevsimindeyiz"


Uzm. Dr. Selen, küresel ısınmanın etkisiyle polen mevsimlerinin değiştiğini ve uzadığını vurgulayarak, "Artık küresel ısınmayla birlikte polen mevsimleri değişmekte. Havalar erken dönemde, şubat ayında ısınmaya başlamakla birlikte polen mevsimlerinin daha fazla uzandığını görmekteyiz. Hava kirliliği ve küresel ısınma bunun en sık nedenidir. Bu yüzden hastalarda artık şikayetlerin daha fazla yoğun olduğunu ve daha uzun süre sürdüğünü görmekteyiz. Alerjik rinit - şu an tam zamanı, polen mevsimindeyiz. Kliniğimizde alerjik rinit ile ilgili tanı ve tedaviler yapılmaktadır. Özellikle burun akıntısı, burun kaşıntısı, hapşırık, gözlerde sulanma, gözlerde kızarıklık şikâyeti olan hastaların bölümümüze başvurması ve tedavilerini alması gerekmektedir" ifadelerine yer verdi.


Alerjik rinit hastalarının astım gelişme riski taşıdığına dikkat çeken Selen, "Alerjik rinit tanısı kliniğimizde konulmakta. Alerjik rinit tanısı alan hastalar, ileri dönemde astım gelişme riski olduğundan, bu hastaların kliniğimizde düzenli takiplerine devam etmesi ve astım yönünden yakın izlenmeye alınması gerekmektedir. Bu hastalarda astım gelişimini önlemek için alerjene özgü immünoterapi kliniğimizde uygulanmaktadır" diye konuştu.



"Baharda alerjik rinit belirtilerini hafife almayın"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya AK Parti Malatya Milletvekili Ölmeztoprak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu AK Parti Malatya Milletvekili Sayın İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, TBMM’deki AK Parti Grup toplantısı sonrası yaptığı değerlendirmelerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin güçlü vizyonla yoluna devam ettiğini vurguladı. Genel Kurul çalışmaları, Malatya’daki rezerv alan süreci, yaşanan yangınlar ve kar yağışıyla ilgili gelişmelere değinen Ölmeztoprak, sahayla güçlü temasın sürdüğünü belirtti. AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, TBMM’de gerçekleştirilen AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Güçlü Türkiye hedefi ortak bir irade meselesidir" Ölmeztoprak, "Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemiz istikrarlı bir şekilde yoluna devam etmektedir" diyerek, güçlü devlet ve güçlü toplum anlayışının altını çizdi. Ölmeztoprak, "Büyük ve Güçlü Türkiye hedefi aziz milletimizle kurulan sarsılmaz bağ, sağlam bir vizyon ve güçlü bir siyasi irade ile mümkün olmaktadır" ifadelerini kullandı. Savunma sanayii ve dış politikada kararlı adımlar Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde önemli hamleler gerçekleştirdiğine dikkat çeken Ölmeztoprak, bu adımların bağımsız ve etkin dış politika anlayışıyla birleştiğini söyledi. Türkiye’nin artık sadece bölgesel değil, küresel ölçekte sözü dinlenen bir aktör olduğuna işaret eden Ölmeztoprak, "Barışın olduğu yerde refahın, güvenliğin olduğu yerde umudun filizleneceğine inanıyoruz" dedi. Genel kurul gündemi TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren 214 sıra sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne de değinen Ölmeztoprak, düzenlemenin temel amacının trafik kazalarını azaltmak ve can kayıplarının önüne geçmek olduğunu belirtti. Genel Kurul çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdüğünü aktaran Ölmeztoprak, yasama faaliyetleriyle birlikte sahadan kopmadan çalışmaya devam ettiklerini vurguladı. Malatya’daki yangın: "İlk andan itibaren sürecin takipçisiyiz" Malatya merkez rezerv alanı şantiyesinde işçilerin kaldığı konteynerlerde meydana gelen yangına da değinen Ölmeztoprak, etkilenen tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. Olayın hemen ardından ilgili kurumlar ve mahalle muhtarlarıyla temas kurulduğunu belirten Ölmeztoprak, sürecin yakından takip edildiğini ifade etti. Rezerv alanlar ve konut çalışmaları Malatya genelinde yaklaşık 68 rezerv alanda yürütülen çalışmaların aralıksız devam ettiğini vurgulayan Milletvekili Ölmeztoprak, TOKİ eliyle sürdürülen projelerin şehrin yeniden inşa, imar ve ihya sürecinde önemli bir rol oynadığını kaydetti. Bu sürecin en büyük gücünün sahada emek veren işçiler olduğunu dile getirdi. "Birlik ve dayanışma en büyük gücümüzdür" Ölmeztoprak, kar yağışı süreci ile yaşanan yangın hadiseleri boyunca sahadaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, Malatya’da muhtarlar, kamu personeli, saha çalışanları ve vatandaşların koordinasyon içinde hareket ettiğini vurguladı. Bu süreçte kurulan güçlü iletişim ve iş birliğinin, günlük hayatın aksamadan sürdürülmesinde ve olumsuzlukların en aza indirilmesinde belirleyici olduğunu ifade etti. Koordinasyon ve dayanışmanın Malatya’nın en güçlü yönü olduğuna dikkat çeken Ölmeztoprak, "Kar yağışı ve zorluklar süresince sağduyuyla hareket eden hemşerilerimizden, fedakârca görev yapan kamu personelimize, mahallelerimizin sesi olan muhtarlarımızdan sahada emek veren kardeşlerimize kadar herkesin ortaya koyduğu ortak sorumluluk bilinci, şehrimizin en büyük gücüdür" diyerek emeği geçen herkese teşekkür etti.
Bursa "Gebelikte fiziksel değişimler, hastalık olarak algılanmamalı" "Gebe okullarında verilen eğitim ve destekler, anne adaylarının gebelik sürecini bilinçli, güvenli ve kaygıdan uzak bir şekilde geçirmesine katkı sağlıyor" diyen Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okulu hakkında açıklamalarda bulundu. Doç Tayfur Çift’e göre, "Gebelikte fiziksel değişimler, hastalık olarak algılanmamalı. Gebeler arası iletişim süreci kolaylaştırıyor. Psikolojik destek sürecin ayrılmaz bir parçası.Lohusalık döneminde destek hayati öneme sahip. Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okullarının anne adaylarını bilinçlendirerek gebelik sürecinde yaşanabilecek komplikasyonların önüne geçilmesinde önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Gebelik sürecine hazırlığın yalnızca doğuma değil, gebeliğin tamamına yönelik olması gerektiğini vurgulayan Çift, bu sürecin doğru bilgiyle çok daha sağlıklı yönetilebileceğini ifade etti. "Fizyolojik süreçler ile riskli durumlar ayırt ediliyor" Gebe okullarında anne adaylarına gebeliğin fizyolojik süreçleri ile problemli durumların ayrımının öğretildiğini belirten Doç. Dr. Çift, "Anne adaylarının vücutlarında meydana gelen değişimleri tanıması, hangisinin normal hangisinin riskli olduğunu bilmesi büyük önem taşıyor. Olası bir problemde vakit kaybetmeden hastaneye ya da en yakın aile hekimliğine başvurulması sağlanıyor" dedi. "Fiziksel değişimler hastalık olarak algılanmamalı" Gebelikte pek çok fizyolojik değişimin yaşandığını hatırlatan Çift, bu değişimlerin çoğu zaman anne adayları tarafından hastalık olarak algılanabildiğine dikkat çekti. "Bu sürecin gebeliğin doğal bir parçası olduğunun bilinmesi, gebenin kendini daha güvende hissetmesini sağlıyor. Bilgi, kaygıyı azaltan en önemli unsurlardan biri" diye konuştu. "Aile desteği gebelik sürecini güçlendiriyor" Gebe okullarında yalnızca anne adaylarının değil, aile bireylerinin de sürece dahil edildiğini belirten Doç. Dr. Çift, eşlerin ve aile büyüklerinin olumlu geri bildirimlerinin gebelik sürecini doğrudan etkilediğini söyledi. "Olumsuz tutumlar yerine destekleyici bir yaklaşım, gebenin hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha sağlıklı bir süreç geçirmesine katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı. "Lohusalık döneminde destek hayati öneme sahip" Doğum sonrası dönemin, yani lohusalık sürecinin kadınlar için oldukça zorlayıcı olabildiğini dile getiren Çift, bu dönemde annelerin kendilerini zaman zaman yalnız, dışlanmış ya da soyutlanmış hissedebildiğini belirtti. Yeni doğan bebeğin bakımının annenin zamanının büyük bölümünü aldığını vurgulayan Çift, bu süreçte verilen desteğin anne ruh sağlığı açısından kritik olduğunu söyledi. "Psikolojik destek sürecin ayrılmaz bir parçası" Gebelik ve doğum sonrası dönemde psikolojik desteğin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okullarında bu alanda da rehberlik sağlandığını ifade etti. Anne adaylarının duygusal dalgalanmalarının normal olduğunun anlatıldığını belirten Çift, bu desteğin annenin kendini yalnız hissetmesini engellediğini söyledi. "Gebeler arası iletişim süreci kolaylaştırıyor" Gebe okullarının en önemli avantajlarından birinin de anne adaylarının birbirleriyle iletişim kurabilmesi olduğunu belirten Çift, "Benzer süreçlerden geçen gebelerin bir araya gelmesi, gebeliği daha kolay, daha keyifli ve daha eğlenceli bir hale getiriyor" dedi. "Amaç: gebeliği kaygı değil güvenle yaşamak" Gebe okullarının temel amacının gebeliğin bir anksiyete ya da stres kaynağı olarak değil, doğru destekle sağlıklı ve güzel bir süreç olarak yaşanmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tayfur Çift, bilinçli ve desteklenen gebeliklerin hem anne hem bebek sağlığına olumlu katkı sunduğunu sözlerine ekledi.
Trabzon Uzungöl’e ‘Kış Festivali’ dopingi Trabzon’un önemli turizm merkezlerinden Uzungöl, 23-25 Ocak 2026 tarihlerinde ilk kez düzenlenecek Uzungöl Kış Festivali ile turizmde yeni bir döneme hazırlanıyor. Konserlerden kayak pistine, gösterilerden yöresel lezzetlere kadar birçok etkinlik yer alacağı festivalde 6 bin 161 kişinin katılımıyla rekor horon denemesi yapılacak. Trabzon’da ilk kez düzenlenecek olan Uzungöl Kış Festivali, 23-25 Ocak 2026 tarihleri arasında doğa, kültür ve eğlenceyi bir araya getirecek. Uzungöl’de üç gün sürecek festivalde katılımcılar kış sporları, yöresel lezzetler ve kültürel etkinlikler sunulacak. Etkinlikler kapsamında ayrıca 6 bin 161 kişinin katılımıyla rekor horon denemesi yapılacak. Festival öncesi bölgede turizm hareketliliği de başladı. Organizasyon kapsamında otellerde sabit fiyat uygulamasına geçilirken, konaklama tesislerindeki doluluk oranlarının yüzde 50-55 seviyelerine ulaştı. Uzungöl’ün kış turizmi potansiyelini artırması hedeflenen festivalin, bölge ekonomisine ve tanıtımına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Uzungöl Kış Festivali Komite Başkanı Yavuz İnan, çok yoğun bir katılımın olacağını belirterek hazırlıkların sürdüğünü söyledi. Uzungöl için yıllardır böyle bir festivalin beklendiğini kaydeden İnan, "Uzungöl için böyle bir festival bekleniyordu onun için çok önemsiyoruz. Çok güzel bir festival ile insanlara o bekledikleri festivalin cevabını vereceğiz. Festivalde yerel ve ulusal sanatçılarımız olacak. Bu isimler katılımcılar için sürpriz olacak. İnsanlar doyasıya eğlenecek. DJ performansları ve geniş katılımlı bir horon rekoru denememiz olacak. 61 bin 160 kişilik bir horon halkası denemesi yapacağız. İnşallah bir ilk olacak. Festivalde gölde su jeti gösterileri ve çocuklara yönelik gösterimiz olacak. 260 metrelik bir kayak pisti olacak. İstiyoruz ki herkes şambrellerini alsın gelsin. Heyecanlı ve uzun soluklu bir etkinlik olmasını istiyoruz. Ücretsiz yemek hizmetimiz olacak. Beklenen bir festivalin karşılığını inşallah güzel bir şekilde karşılık vereceğiz" dedi. 30 bin kişilik bir katılım beklentisi olduğunu vurgulayan İnan, "Festivale gelecek misafirlerimize otoparklar ücretsiz olacak. Otel fiyatlarında da sabit fiyatlar belirledik. İnsanların bütçelerine uygun bir festival hayal ettik. Kontrollü bir şekilde trafik akışı sağlanacak. Festivale katılım sayısını 30 bin kişi olarak hesapladık. Devlet yetkililerinin desteğiyle trafik ve otopark konularında sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyoruz. Yoğun kar olmasına karşın Ulaştırma ve Altyapımızı Bakanımız ile görüştük. Bu konuda yardımcı olacaklar. Yollarımız açık olacak" ifadelerini kullandı.
Hatay Annesinin yanındayken duvarın üzerindeki telefonu çaldı Hatay’da duvarın üzerindeki telefonu fark eden anne ve çocuğun, telefonu çaldığı anlar kameraya yansıdı. Çalınan telefonda rahmetli babasının ve evladının anıları olduğunu ifade eden Fulya Kaya, annesinin yanındayken çocuğun telefonu çaldığını belirterek, "Benim oğlum yapsa utanırım ve yerin dibine girerdim" dedi. Antakya ilçesi Küçükdalyan Mahallesi’nde yaşayan Fulya Kaya’nın çocuğu telefonu duvarın üzerine bırakarak arkadaşlarıyla oynamaya başladı. Bir süre sokakta gezinen kadın ve çocuk, bir süre sonra duvarın üzerinde bulunan cep telefonunu alarak olay yerinden uzaklaştı. Evladının telefonunun kaybolduğunu söylemesinin ardından Kaya, sokağın kamera kayıtlarını inceledi. Sokağın kameralarını inceleyen Kaya; annenin, yanında bulunan evladına duvarın üzerinde bulunan telefonu çaldırdığını gördü. Telefonun anne ve çocuğu tarafından alınması üzerine polis ekiplerini arayarak şikayette bulundu. Görüntülerde; Kaya’nın aracıyla ilgilendiği ve oğlunun top oynadığı esnada sokağa giren anne ve çocuğun, duvarın üzerindeki telefonu fark edip çaldığı anlar kameraya yansıdı. Telefonda rahmetli babasının ve çocuklarının anıları olduğunu ifade eden Fulya Kaya, çocuğun annesinin yanındayken telefonu çaldığını belirterek duruma üzüldüğünü söyledi. "Telefonda rahmetli babamın fotoğrafları ve çocuklarımın anıları vardı, annenin yanında çocuğun bu şekilde yapması gerçekten çok yanlıştı" Rahmetli babasının ve evladının anılarının olduğu telefonu annesinin yanındayken çocuğun çaldığını ifade eden Fulya Kaya, "Telefon oğlumundu, ben komşudan geliyordum. Arabadan ekmek kırıntılarını koyuyordum. Sonra anne ve oğul, etrafa bakarak geliyorlardı. Bu kadın niye bu kadar etrafa bakıyor diye şüphelenmiştim. Sanırım kadın keşfe gelmişti. Öyle gidince ben de gittiğini düşündüm. Sonra ben içeriye girdiğim esnada anne ve oğul telefonu çalmış. Oğlum da telefonu oraya koyup top oynuyordu. Benim haberim yoktu, haberim olsaydı oradan alırdım. Şimdi çocuk o tarafa doğru giderken benim içeriye girmemi beklediler. İçeriye girdiğim esnada telefonu alıp kaçtılar. Annesinin yanındayken telefonu çaldı. Polise de verdim ve şikayet ettim. Bir sonuç çıkmasını bekliyoruz. Bu olayın yaşanması doğru değil. Telefon önemli değil, burası müstakil bir sokak ve herkes elini koluna sallayarak giremiyor. İnsanlar çok cüretkar oldu. Bir çocuğunun annesinin yanında böyle yapması çok kötü bit şeydi. Çocuklarımıza kötü örnek oldu. Samsung A23 telefonu 3 yıl önce 3 bin 500 TL satın aldık, oğlum 2 gündür telefonu olmadığı için ağlıyor. Aslında telefon önemli değil de içindekiler önemli. Telefonda rahmetli babamın fotoğrafları, çocuklarımın anılarımız vardı. Annenin yanında çocuğun bu şekilde yapması gerçekten çok yanlıştı. Benim oğlum yapsa utanırım ve yerin dibine girerdim" ifadelerini kullandı.