POLİTİKA - 01 Mayıs 2025 Perşembe 21:37

Bakan Kurum: "Son yuvamız teslim edilinceye kadar burada olmaya devam edeceğiz"

A
A
A
Bakan Kurum: "Son yuvamız teslim edilinceye kadar burada olmaya devam edeceğiz"

Malatya’da incelemelerde bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Son yuvamız teslim edilinceye kadar burada olmaya devam edeceğiz. Muhalefete rağmen, hem deprem bölgemizi aslanlar gibi ayağa kaldıracağız hem de tüm gayretimizle 81 elimizi afetlere hazırlayacağız" dedi.


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, asrın felaketinin ardından devam eden inşa çalışmalarını incelemek üzere geldiği Malatya’da, rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan’ı ziyaret etti. Bakan Kurum, Ali Bakan’ın sağlık durumu hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bilgilendirdi ve geçmiş olsun dileklerini iletti. Buradan il koordinasyon toplantısına geçen Bakan Kurum, kentte devam eden inşa çalışmaları hakkında yerel yöneticilerden bilgi aldı. Ardından kent merkezinde inşası devam eden Bakırcılar Çarşısı şantiye alanında incelemelerde bulunan Bakan Kurum, basın mensuplarına açıklama yaptı. Bakan Kurum, deprem bölgesindeki inşa çalışmalarına katılan işçiler başta olmak üzere tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik etti.



"11 ilde 3 bin 481 farklı alandayız"


Asrın felaketinin ardından inşa seferberliğinin hızla devam ettiğini söyleyen Bakan Kurum, "Asrın inşasında bugün 11 ilimizde yapımına başlanılmamış herhangi bir konutumuz, ticari ünitemiz bulunmamakta. Bu kapsamda 11 ilimizde ilçelerimizde 3 bin 481 farklı alanda çalışıyoruz. Bu yıl sonuna geldiğimizde inşallah söz verdiğimiz 453 bin yeni yuva ve iş yerimizi bitirip kardeşlerimize teslim etmiş olacağız. Malatya’mızda da bu anlamda canla başla yıl sonuna doğru hedefimize kararlılıkla ilerliyoruz. İnşallah yıl sonuna kadar söz verdiğimiz 55 bini konut 10 bini iş yeri, 13 bini köy evi olmak üzere toplamda 79 bin bağımsız birimi yani hak sahibi vatandaşlarımızın evlerini, iş yerlerini, köy konutlarını bitirip teslim edeceğiz" diye konuştu.



Temmuz itibarıyla bakırcılar çarşısı tamamlanacak


Bakan Kurum, Bakırcılar Çarşısı’nda 5 bin 700 dükkan/ofis ve konutun inşasının temmuz ayı itibarıyla tamamlamayı hedeflediklerini belirterek, "Burası yine şehrin en önemli cazibe merkezlerinden biri olacak. Tarihi Bakırcılar Çarşısı’yla birlikte Şire Pazarı’mızı, Kuyumcular Çarşı’mızı, Yüzüncü Yıl çarşılarını da yeniden hizmete açacak ve Malatyalı hemşerilerimize armağan edeceğiz" ifadelerini kullandı.


Deprem bölgesindeki çalışmaların kararlılıkla tamamlanacağına vurgu yapan Bakan Kurum, "Deprem bölgesi yeniden ayağa kalkana kadar bizlere durmak, dinlenmek yok. Hep birlikte buradaki tüm ekibimizle birlikte bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Son yuvamız teslim edilinceye kadar burada depremzede kardeşlerimizle beraber olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin iyi gününde kötü gününde yerli ve milli duruşu ortaya koyamayan bu muhalefete rağmen, milletimizle birlikte hem deprem bölgemizi aslanlar gibi ayağa kaldıracağız hem de tüm gayretimizle 81 elimizi afetlere hazırlayacağız. Eskisinden çok daha güçlü hale getireceğiz" şeklinde konuştu.


Basın mensuplarının muhalefetin deprem bölgesiyle ilgili eleştirilerine yönelik sorusu üzerine Bakan Kurum, şunları kaydetti:


"Bizim muhalefette iş yok, icraat yok, eser yok. Sadece gürültü çıkarıyorlar, tek yaptıkları bu. İftira üstüne iftira atıyorlar. Şurada on binlerce çalışan işçimizin, emekçimizin, kardeşlerimizin döktüğü alın terine emin olun ihanet ediyorlar. Bırakın deprem bölgesinde yazdığımız yeniden diriliş destanının bir parçası olmayı, ellerinden gelse burada bunca eseri bile durdurmayı göze alacaklar. Ben şimdi Malatya’dan soruyorum; bizi böylesine eleştiren muhalefet deprem bölgesinde, sürekli depremlerle sınanan dünyanın göz bebeği İstanbul’umuzda ne yaptı? Burada ellerinde bir sürü belediyeleri var. Bir okul, bir cami, konut yapsalar kötü mü olur?"


CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in eleştirilerine tepki gösteren Bakan Kurum, "Utanmadan, sıkılmadan bana, oradan buradan laf yetiştiriyor. Nereye gitse diline bizi dolamış. Murat Kurum da Murat Kurum, niye biliyor musunuz? Emir aldığı yerler ona böyle konuşmasını söylüyor. Biliyor ki deprem bölgesindeki 453 bin konut ve iş yeri bu yıl sonu bitecek. Vatandaşlarımız burada huzura kavuşacak. Sayın Cumhurbaşkanımız burayı an be an takip ediyor. Bir an olsun biz deprem bölgesini yalnız bırakmıyoruz. Benim şahsıma ne diyor? ‘Çalışamıyorsun’ demiyor. ‘Sen bu işleri yapamıyorsun’ demiyor. ‘Deprem bölgesine her ay gelmiyorsun’ demiyor. İşin ehlisin, değilsin bu manada bir yorum duydunuz mu? Duymadık" dedi.


İstanbul’u depreme hazırlıklı hale getirmek için sosyal konutların yapımının devam edeceğini belirten Bakan Kurum, "Ne diyor? ‘Kanal İstanbul’muş efendim, Arnavutköy’deki lüks konutlarmış, açıklıyoruz, dinlemiyorlar. Açıklamaları dikkate almıyorlar. Hep bir algı, hep bir gündemi farklı alanlara taşıma peşindeler. İki laftan biri emin olun yalan, iftira. Biz diyoruz ki sosyal konut yapıyoruz. Açıklıyoruz, diyoruz ki bu konutların kuralarını çektik. O konutları yapıyoruz. Buna rağmen bu konutlar Araplara satılacakmış gibi bir algı içerisine giriyorlar. Biz İstanbul’u depreme hazırlayacağız. İstanbul’un depremi, milli güvenlik meselesi dememize rağmen sanki İstanbul’da bir deprem riski yokmuş gibi açıklama yapıyor. Ya sen ilk önce kendi genel başkanlığını bir hazmet. Milleti bir ikna et. Ondan sonra gel, eğer biz yanlış bir iş yapıyorsak, eksik bir iş yapıyorsak bizi eleştir. Özgür Bey’e tavsiyem beni böyle yalan yanlış iftiralarla diline dolayacağına o gözlerindeki bandı çıkarsın ve etrafına bir baksın. Belki o zaman etrafındakileri çok iyi görür. O yüzden biz onlar ne derse dersin işimize odaklanacağız" açıklamasında bulundu.


İstanbul’daki 6,2’lik depremin ardından hasar tespit çalışmasındaki son durumu açıklayan Bakan Kurum, "36 bin binada 425 bin bağımsız bölümün bugün itibarıyla hasar tespiti yapılmıştır. Bunlardan 27 bin 697 binanın hasarsız olduğunu, 4 bin 295 binamızın da az hasarlı olduğunun tespitlerini yaptık" ifadelerini kullandı.



Bakan Kurum: "Son yuvamız teslim edilinceye kadar burada olmaya devam edeceğiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken: "Esnaf ve sanatkârlar yeni yıldan ümitli" Esnaf ve sanatkârların mali zor bir yılı geride bıraktığını söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 2026 yılına girerken esnaf, hem ekonomik gelişmeler hem de yapılması beklenen düzenlemeler nedeniyle daha umutlu bir beklenti içerisindedir. Enflasyonun düşmesi yönündeki beklentiler ve bugüne kadar kadük kalan bazı kanunların hayata geçirilmesiyle esnafı rahatlatacak adımların atılması, 2026 yılının daha olumlu geçeceğine dair umudu artırmaktadır" dedi. "7 bin 200 prim günü sözü artık hayata geçirilmeli" 2026 yılına girdiğimiz bu günlerde esnafın en büyük beklentilerinden birinin sosyal güvenlik alanında verilen sözlerin yerine getirilmesi olduğunu vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Özellikle norm birliği sağlanması beklenen sektörlerde ve sosyal güvenlik alanında önemli sorunlar devam etmektedir. Esnafın uzun süredir yaşadığı 7200 prim günü mağduriyeti hâlen giderilememiştir. Aynı şekilde perakende sektöründe haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemeler de bu yıl içinde sonuçlandırılamamıştır. Esnafın temel beklentileri açıktır. Sosyal güvenlikte 7200 prim gününün 9 bin günle eşitlenmesi ve perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısındaki eksikliklerin giderilmesi öncelikli talepler arasındadır" şeklinde konuştu. Yıllardır dile getirdikleri Perakende Yasası’nın güncellenmesi talebinin de artık ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "En azından haftada bir gün zincir marketlerin kapatılması, esnafla doğrudan rekabet eden sigara ve ekmek gibi belirli ürün gruplarının satışına ilişkin sınırlamaların, yasal düzenleme çıkıncaya kadar tebliğlerle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu adımlar, esnafın ayakta kalabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bir diğer önemli sorun ise kira stopajı uygulamasının devam etmesidir. Bu uygulama hem devlet açısından vergi kaybına yol açmakta hem de esnafın çifte vergi ödemesine neden olmaktadır. Gayrimenkul sahibi kira geliri üzerinden vergi öderken, esnaf da yüzde 20 oranında stopaj yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Ortalama 20 bin liralık bir kira bedeli düşünüldüğünde, esnafın aylık 4 bin lira ek vergi ödemesi gerekmekte, bu durum, zaten yüksek olan giderleri daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı. "Esnaf aylık binlerce lirayı çifte vergiye ödüyor" Enerji maliyetlerinin esnafın en büyük yüklerinden biri olduğuna dikkat çeken Palandöken, "Doğal gaz ve elektrik kullanımında bugüne kadar uygulanan devlet destekleri ve kilovat başına sağlanan indirimlerin kaldırılması, belirli tüketim miktarlarını aşan esnaf için ciddi maliyet artışlarına neden olmuştur. Bugün birçok esnaf, dükkân kirasını aşan elektrik ve doğal gaz faturalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kira stopajı, enerji giderleri ve diğer girdi maliyetleri bir arada değerlendirildiğinde, esnafın mali yükü sürdürülemez bir noktaya gelmektedir" diye konuştu. "Esnafı güçlendirmek türkiye ekonomisini güçlendirmektir" Esnafın korunmasına yönelik Anayasa’nın 173’üncü maddesi kapsamında esnafa sağlanan kredilerin, piyasa faizlerine kıyasla düşük görünse de esnaf için hâlen yüksek kaldığını belirten Palandöken, "Bunun temel nedeni, esnafın müşterileriyle yıllardır sürdürdüğü faizsiz deftere yazma usulüyle çalışması ve bu kültürün devam etmesidir. Bu nedenle ortaya çıkan kredi modeli, piyasaya göre ucuz ancak esnaf açısından pahalı bir yapı oluşturmaktadır. Ayrıca KDV oranlarında da adil ve sürdürülebilir bir birlikteliğin sağlanması gerekmektedir. Esnafı en çok mağdur eden uygulamalardan biri, yüzde 1 oranıyla alımı yapılan bir ürünün satışta yüzde 10 KDV oranına tabi tutulmasıdır. Yüzde 1’le giriş yapan bir ürünün yüzde 1’le çıkmasının sağlanması, esnafın mağduriyetinin giderilmesi açısından vazgeçilmez bir düzenleme olacaktır. Ekonomik istikrarın sağlanması, esnafın rahatlaması ve güçlenmesi adına gerekli düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi zorunludur. Çünkü esnaf güçlendiğinde ülke ekonomisi de güçlenecek, esnafın ayakta kalmasıyla birlikte rekabet gücü korunacaktır" şeklinde konuştu.
Hatay Dünyanın en iyi tatlısı seçilen ‘Antakya Künefesi’ down sendromlu Mehmet’in ellerinde tat buluyor HATAY (İHA) – Hatay’da yaşayan down sendromlu Mehmet Doğru, 6 ay önce çırak olarak başladığı künefecide kendini geliştirerek künefe yapmayı öğrendi. Ustası Müslüm Günal’ın öğrettikleriyle dünyanın en iyi tatlısı olan Antakya künefesini yapmayı başaran Doğru’nun kendine özel müşterileri bulunuyor. Türkiye’nin medeniyet şehri olan Hatay, yöresel yemekleri ve tatlılarıyla gastronomi şehir olarak öne çıkıyor. Bölgeye özgü lezzetlerden olan Antakya künefesi, 2008 yılında tescillenerek kayıtlara girdi. Gıda sektörü hakkında araştırma yapıp bilgi sunan ‘TasteAtlas’ dergisi tarafından yapılan çalışmalarda Antakya künefesi dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Dünya’da bulunan 2 bin 274 tatlının yarıştığı ‘Dünyanın En İyi 100 Tatlısı’ listesinde, 97 bin 422 değerlendirme sonucunda 4,51’lik puan ortalamasıyla en iyi tatlı seçildi. Tuzsuz peynir, kadayıf ve tereyağının bir araya gelmesiyle oluşan künefe, şehrin simgesi haline geldi. Antakya ilçesi Kisecik Mahallesi’nde yaşayan Müslüm Günal, 20 yıldır dünyanın en iyi tatlısı olan künefe yaparak vatandaşların damaklarında tat bırakıyor. Künefe yemek için Müslüm Usta’yı tercih eden 21 yaşındaki down sendromlu Mehmet Doğru, her gün künefe yediği işyerine 6 ay önce çırak olarak başladı. Müslüm Usta’nın künefe yapmanın inceliklerini anlattığı Doğru, kısa sürede künefe yapmayı öğrendi ve kendine özel müşteri kitlesi oluşturdu. "Bütün insanları Hatay’a künefe yemeye davet ederek, down sendromlu Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" Down sendromlu Mehmet’in yaklaşık 6 aydır yanında çıraklık yaptığını söyleyen künefe ustası Müslüm Günal, "Ben yaklaşık 20 yıldır künefe ustasıyım ve 15 yıldır ise işletme sahibiyim. Künefe yapmayı aileden öğrendim. Künefenin içinde; kadayıf, yöreye ait tuzsuz peynir ve tereyağı kullanılır. Künefe, dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Bu da bizim için gurur vericiydi, dünyanın en iyi tatlısı künefedir. Mehmet 21 yaşında down sendromludur ve aynı zamanda benim köylümdür. Her gün künefe yemeye yanıma gelirdi. Mehmet’i işe alarak künefe ustası yapmaya karar verdik. Mehmet, yaklaşık 6 aydır künefe yapmayı öğreniyor ve kendisinin özel müşterileri var. Hatay, gastronomi şehridir. Künefemiz zaten coğrafi tescil aldı. Künefe, 2025 yılının en iyi tatlısı seçildi. Bütün insanları Hatay’a gelip künefe yemeye davet ediyoruz. Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.