EKONOMİ - 30 Nisan 2025 Çarşamba 14:46

MalatyaPark AVM’de "Garaj Günleri" başlıyor

A
A
A
MalatyaPark AVM’de "Garaj Günleri" başlıyor

MalatyaPark Alışveriş Merkezi, 1-15 Mayıs tarihleri arasında düzenleyeceği "Garaj Günleri" etkinliğiyle ilk kez büyük bir indirim festivaline ev sahipliği yapacak.


Malatya’nın alışveriş ve yaşam merkezi MalatyaPark AVM’de gerçekleşecek etkinlikte, Kiğılı, Penti, Tamer Tanca, U.S Polo, Pierre Cardin, Lufian, Aker, Süvari, Jakamen, My Polo Home, Karaca Home ve Gallery Crystal gibi seçkin markalar, sadece bu döneme özel kampanyalar ve indirimlerle ziyaretçilerini bekliyor.


Alışveriş tutkunlarının ilgisini çeken "Garaj Günleri", her zevke ve ihtiyaca hitap eden geniş ürün yelpazesiyle kaliteli alışverişi uygun fiyatlarla buluşturmayı hedefliyor. Etkinlik boyunca AVM içerisinde kapalı otoparkta yer alan Garaj Günleri alanında, markalar sezon sonu ürünlerden yeni koleksiyonlara kadar birçok üründe indirim fırsatları sunacak.


MalatyaPark AVM yetkilileri, bölge halkını 1-15 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek bu kampanyadan yararlanmak üzere alışveriş merkezine davet etti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ATA, Omni Connect’in lansmanında 30’uncu yılını kutladı Teknoloji odaklı küresel lojistik şirketi ATA, çok katmanlı tedarik zinciri ekosistemlerini birleştirip optimize etmek üzere tasarlanmış bir tedarikçi ağı koordinasyon platformu olan Omni Connect’i piyasaya sürüyor. Şirket, aynı zamanda lansmanda 30’uncu yılını kutladı. Teknoloji odaklı küresel lojistik ve tedarik zincirleri alanında faaliyet gösteren ATA, küresel tedarik zincirleri genelinde otuz yıllık ortaklık ve başarılarını yansıtan, üreticileri, tedarikçileri ve lojistik ortaklarını destekleyen 30’uncu yılını kutladığını duyurdu. Şirket, çok katmanlı tedarik zinciri ekosistemlerini birleştirip optimize etmek üzere tasarlanmış bir tedarikçi ağı koordinasyon platformu olan Omni Connect’i piyasaya sürüyor. ATA CEO’su Matt Goker, "ATA, 30 yıldır işini basit bir fikir üzerine inşa etmiştir. Tedarik zincirleri yalnızca hareketlilikle değil, kontrol, koordinasyon ve güvenle başarıya ulaşır. Günümüzde şirketler, genellikle tam olarak göremedikleri katmanlar arasında daha parçalı ağları ve daha büyük riskleri yönetmektedir ve işte bu noktada kesintiler maliyetli hale gelmektedir. Omni Connect bu zorluğa verdiğimiz yanıttır. ATA’yı tanımlayan kusursuz operasyonel disiplinle desteklenen Omni Connect, tüm tedarikçi ekosistemlerinde gerçek zamanlı koordinasyon, hesap verebilirlik ve uyum sağlar. Teknoloji sayesinde gelişmeye devam ederken müşterilerimize, iş ortaklarımıza ve ekibimize olan bağlılığımız da değişmiyor. Otuz yılın ardından, daha yeni başlıyoruz" dedi. Omni Connect hakkında şu bilgiler verildi: "Birbirinden bağımsız işlevleri yönetmek yerine tedarikçileri, üreticileri ve lojistik ortaklarını tek bir senkronize ağ ve tek bir güvenilir bilgi kaynağı altında birleştiriyor; bu ağda siparişler, rezervasyonlar, sevkiyatlar ve tedarikçilerin işlemleri her kademede gerçek zamanlı olarak uyumlu hale getirilir. Omni Connect: Birleşik Tedarikçi Ağı Koordinasyon Platformu Takımlar, sipariş yaşam döngüsünün tam kontrolünü, sipariş kaydı ve tedarik iş akışlarını ve sevkiyat işlemlerini bir araya getiren ve organizasyonların tedarikçiler, fabrikalar ve teslimatlar genelinde tek tek bileşenleri takip etmelerine olanak tanıyan parça düzeyinde görünürlük ile güçlendirilmiş tek bir sistem üzerinden çalışıyor; bu da daha hassas planlama ve üretim uyumu sağlıyor. Bu ortam, tedarikçiler ile alıcıların iletişim kurup, ilerleme durumunu güncelleyebildiği ve gerekli adımları atabildiği yerleşik bir işbirliği katmanı ile destekleniyor; bu sayede iş akışındaki aksaklıklar ortadan kaldırılıyor ve tam şeffaflık sağlanıyor. Her eylem, güncelleme ve karar takip edilerek ağ genelinde hesap verebilirliği ve operasyonel kontrolü güçlendiren eksiksiz bir denetim izi oluşturuluyor. Sadece yazılıma dayalı çözümlerin aksine Omni Connect, güçlü bir tedarik zinciri koordinasyon platformunu ATA’nın birinci sınıf, özenli hizmet sunan operasyon uzmanlarıyla bir araya getiriyor. Bu hibrit model, tedarikçilerin sisteme entegrasyon sürecini hızlandırıyor, yapılandırılmış bir tedarikçi ilişkisi kurmayı sağlıyor ve günlük operasyonlarda sürekliliği garanti ederken, aynı zamanda ağın uzun vadeli ölçeklenebilirliğini destekliyor. Omni Connect, entegrasyon öncelikli bir mimari aracılığıyla ERP sistemleri ve kurumsal platformlar arasında gerçek zamanlı veri senkronizasyonu ile daha da güçlendirildi. Bu temelin üzerine, öngörüsel analizler riskleri erken aşamada tespit ederken, kuralcı öneriler ve otomatik iş akışları, ekiplerin aksaklıklar büyümeden önce derhal harekete geçmelerini sağlıyor. Tedarikçiler, taşıyıcılar ve veriler birbirine bağlandıkça sistem daha da güçleniyor. Görünürlük derinleşir, içgörüler gelişir ve uygulama hızlanıyor."
Zonguldak Rektör Özölçer, Türkiye’nin En Büyük Öğrenci Kongresi’nde genç araştırmacılarla bir araya geldi Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Kocaeli Üniversitesi ev sahipliğinde ve Batı Karadeniz Üniversiteleri Birliği üyesi üniversitelerin paydaşlığında düzenlenen "Kocaeli Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Öğrenci Kongresi"ne katıldı. Türkiye’nin en büyük ve en kapsamlı öğrenci kongrelerinden biri olarak öne çıkan organizasyon, bilimsel üretimle kültürel etkileşimi aynı çatı altında buluşturdu. Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen kongrenin açılışına; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mevlüt Karataş, Düzce Üniversitesi (DÜ) Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı ile birlikte çok sayıda akademisyen, idari personel ve öğrenci katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan açılış programı, Kocaeli Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tarafından sunulan dinletiyle devam ardından uluslararası öğrencilerin sahnelediği halk dansları gösterisi ile devam etti. Açılışta konuşan Rektör Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, kongrenin yalnızca akademik bir etkinlik olmanın ötesine geçtiğini vurgulayarak; öğrencilerin araştırmacı kimliklerini geliştirebilecekleri, disiplinler arası etkileşimin güçleneceği çok yönlü bir platform oluşturduklarını ifade etti. Cantürk ayrıca kongrenin "en bilimsel, en sosyal, en kültürel ve en eğlenceli" yönleriyle "EN’lerin kongresi" olma özelliği taşıdığını belirtti. Program kapsamında düzenlenen "Geleceğin Bilim İnsanlarının Yetiştirilmesi: Üniversiteler, Öğrenci Araştırmaları ve Yenilikçilik" başlıklı rektörler paneli, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Moderatörlüğünü SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ın üstlendiği panelde; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer konuşmacı olarak yer aldı. Panelde; üniversitelerde bilimsel üretim kültürü, öğrenci araştırmaları, yenilikçilik ve sağlık, savunma, iklim gibi güncel konular ele alındı. Rektör Özölçer: "Bilimin Işığında Yetişen Gençler, Geleceğin En Güçlü Teminatıdır" Kongreye ilişkin değerlendirmelerde bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, şu ifadeleri dile getirdi: "Bilimsel araştırma kültürünün erken yaşlarda benimsenmesi, güçlü ve sürdürülebilir bir akademik geleceğin en temel yapı taşlarından biridir. Bu anlamda, öğrencilerimizin bilimle kurduğu bağı güçlendiren böylesine kapsamlı ve nitelikli organizasyonlar oldukça kıymetlidir. Kocaeli Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen ve ülkemizin en köklü yükseköğretim kurumlarından Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin de paydaşı olduğu bu değerli kongre; genç araştırmacıların kendilerini ifade edebildikleri, farklı disiplinlerden bilim insanlarıyla etkileşim kurabildikleri ve yenilikçi fikirlerini ortaya koyabildikleri örnek bir platform olmuştur. Bu duygu ve düşüncelerle böylesine önemli bir kongrenin düzenlenmesinde emeği geçen başta Kocaeli Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk Hocam olmak üzere değerli Kocaeli Üniversitesi ailesine, organizasyonda emeği geçen tüm paydaş üniversitelere, katkı sunan akademisyenlere, araştırmacılara ve sevgili öğrencilerimize canıgönülden teşekkür ediyorum. Bu anlamlı organizasyona katılım sağlayan ve katkı sunan özellikle gençlerimizi tebrik ediyor, akademik kariyer ve bilim hayatı yolculuklarında başarılarının artarak devam etmesini en kalbî duygularımla temenni ediyorum."
İstanbul Bakım sorumluluğu olanların 18-74 yaş nüfus içindeki oranı yüzde 43,1 oldu 18-74 yaş grubundaki 59 milyon 127 bin kişinin yüzde 43,1’ini bakım sorumluluğu olanlar oluşturdu. Bu oran erkeklerde yüzde 40,6 iken kadınlarda yüzde 45,6 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı İş ve Aile Yaşamının Uyumu araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Buna göre, 18-74 yaş grubundaki 59 milyon 127 bin kişinin yüzde 43,1’ini bakım sorumluluğu olanlar oluşturdu. Bu oran erkeklerde yüzde 40,6 iken kadınlarda yüzde 45,6 oldu. Bakım sorumluluğu olanların işgücüne katılma oranı yüzde 60,5 oldu 2025 yılında 18-74 yaş grubunda işgücüne katılma oranı yüzde 58,2 oldu. Bu oran bakım sorumluluğu olanlar için yüzde 60,5, bakım sorumluluğu olmayanlar için yüzde 56,4 oldu. Kadınlarda bakım sorumluluğu olanların işgücüne katılma oranı yüzde 37,8 iken olmayanlarda yüzde 41,7 olarak gerçekleşti. Bu oran erkeklerde ise sırasıyla yüzde 86,0 ve yüzde 70,0 oldu. İstihdamda olup sadece çocuk bakım sorumluluğu olanların oranı yüzde 39,0 oldu 18-74 yaş grubundaki istihdamdaki kişilerin yüzde 39,0’ının sadece çocuk bakım sorumluluğu bulunmakta. Diğer taraftan istihdamdaki kişilerden sadece torun bakım sorumluluğu olanların oranı yüzde 2,3 ve sadece yetişkin (15 yaşın üstünde bakıma muhtaç eş, çocuk veya akraba) bakım sorumluluğu olanların oranı ise yüzde 2,3 oldu. Çocuk ve yetişkin bakımı veya torun ve yetişkin bakımı sorumluluğunu birlikte yürütenlerin oranı ise yüzde 2,1 olarak gerçekleşti. Çocuk bakım sorumluluğu olan istihdamdakilerin yüzde 14,0’ı kurumsal bakım merkezi kullandı 15 yaş altında çocuk bakım sorumluluğu olan ve istihdamda olan kişilerin yüzde 14,0’ı kurumsal bakım merkezini, yüzde 1,6’sı evde ücretli bakımı, yüzde 1,4’ü ise her ikisini birlikte kullandı. Bu kişilerden yüzde 83,0’ı profesyonel bakım hizmeti kullanmadı. İstihdamda olup yetişkin bakım sorumluluğu olanların yüzde 17,0’ı evde ücretli bakımı, yüzde 3,6’sı ise kurumsal bakım merkezini kullandı. Bu kişilerden yüzde 79,3’ü ise bakım hizmeti kullanmadı. İstihdamda olup çocuk bakımını kendisi veya eşiyle birlikte yürütenlerin oranı yüzde 50,8 oldu Bakım sorumluluğu olan istihdamdaki fertlerden çocuk bakım hizmeti kullanmayanların yüzde 50,8’i bakımı kendisi veya eşiyle birlikte yürüttü. Bu kişilerden yüzde 19,7’si çocukların kendilerine bakabildiğini belirtirken, yüzde 17,6’sı profesyonel bakım hizmeti maliyetinin yüksek olduğunu ve yüzde 5,5’i ise bakımı büyükanne, büyükbaba veya diğer yakınlarıyla yürüttüğünü belirtti. Yetişkin bakımında profesyonel bakım hizmetine ihtiyaç duymayanların oranı yüzde 72,6 oldu İstihdamda olup yetişkin bakım hizmeti kullanmayanların yüzde 72,6’sı profesyonel bakım hizmetine ihtiyaç duymadığını belirtti. Yetişkin bakım hizmetini kullanmayanların yüzde 17,9’u profesyonel bakım hizmetinin maliyetinin yüksek olduğunu ve yüzde 5,3’ü ulaşılabilecek mesafede bakım hizmetinin veya boş kontenjanın bulunmadığını beyan etti. İş ile bakım sorumluluğunu birlikte yürütmede en önemli zorluk uzun çalışma saatleri oldu İstihdamda olup bakım sorumluluğu olanların yüzde 70,1’i işi ile bakım sorumluluğunu birlikte yürütürken herhangi bir zorluk yaşamadı. Zorluk yaşayan 4 milyon 303 bin kişinin yüzde 38,4’ü uzun çalışma saatlerini, yüzde 26,9’u zahmetli ya da yorucu işi ve yüzde 8,9’u ev ile iş arasındaki ulaşımın uzun sürmesini neden olarak belirtti. Uzun çalışma saatleri nedeniyle zorluk yaşayan erkeklerin oranı yüzde 39,3 iken bu oran kadınlarda yüzde 36,4 oldu.
Antalya Antalya’da ormanlara girişler yasaklandı, jandarma vatandaşları tek tek uyardı Antalya Valiliğince yayımlanan genelge kapsamında 1 Mayıs-31 Ekim tarihleri arasında ormanlara girişler yasaklanırken, Manavgat’ta jandarma ekipleri devriye görevi yaparak vatandaşları anonslarla ve sözlü olarak uyardı. Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte orman yangınlarının önlenmesi amacıyla Antalya Valiliği tarafından 2026/3 Sayılı Orman Yangınlarını Önleme Genelgesi yayımlandı. Antalya Valisi Hulusi Şahin imzasıyla yayımlanan genelge kapsamında 1 Mayıs-31 Ekim 2026 tarihleri arasında ormanlara girişler yasaklandı. Genelgede belirlenen piknik ve mesire alanlarında ise 31 Ekim’e kadar 21.00-08.30 saatleri arasında mangal, semaver ve ateş yakılmasının yasak olduğu belirtildi. Denetimlerin genel kolluk kuvvetleri, orman muhafaza memurları, zabıta ve özel güvenlik ekipleri tarafından düzenli olarak gerçekleştirileceği, kurallara uymayanlar hakkında adli ve idari işlem uygulanacağı bildirildi. Devriye görevi yaparak vatandaşları anonslarla ve sözlü olarak uyardı Antalya Valiliği’nin genelgesi doğrultusunda Manavgat Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri tarafından orman girişlerine yasaklara ilişkin afişler asıldı. Manavgat İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Jandarma Karakolu ekipleri ise Sorgun Çamlığı’nda devriye görevi yaparak, vatandaşları anonslarla ve sözlü olarak uyardı. Dron destekli denetimlerin de gerçekleştirildiği bölgede, jandarma ekiplerinin orman yangınlarının önlenmesine yönelik çalışmaları vatandaşlar tarafından memnuniyetle karşılandı. Vatandaşlar, ormanların korunmasına yönelik duyarlılık ve bilgilendirme çalışmaları nedeniyle ekiplere teşekkür etti.
Düzce Yığılca’da derelere 50 bin kırmızı benekli alabalık yavrusu bırakıldı Düzce’nin Yığılca ilçesinde balık popülasyonunun arttırılması için dere ve akarsulara 50 bin adet benekli alabalık bırakıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi kapsamında, Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce su kaynaklarının zenginleştirilmesi, doğal balık popülasyonunun desteklenmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması amacıyla balıklandırma çalışması gerçekleştirildi. Bu kapsamda, Bakanlığa bağlı Abant Alabalık Su Ürünleri Üretim İstasyonu’nda üretimi yapılan toplam 50 bin adet kırmızı benekli alabalık yavrusu, Yığılca ilçemizde bulunan dere ve akarsulara bırakıldı. Gerçekleştirilen çalışma ile Düzce’de doğal su kaynaklarının korunması, sucul ekosistemin desteklenmesi ve sürdürülebilir balıkçılığın geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bölgenin doğal türlerinden biri olan kırmızı benekli alabalığın uygun su kaynaklarına bırakılmasıyla, doğal yaşamın devamlılığına katkı sağlanması amaçlanıyor. Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, Düzce’nin su kaynaklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla çalışmaların devam ettiğini belirterek, "Bakanlığımızın Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi kapsamında Yığılca ilçemizdeki dere ve akarsulara 50 bin adet kırmızı benekli alabalık yavrusu bıraktık. Bu çalışmalarla hem doğal balık varlığını desteklemeyi hem de gelecek nesillere daha zengin ve sağlıklı su kaynakları bırakmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Uzun ayrıca, su kaynaklarının korunmasının yalnızca kurumların değil toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayarak, vatandaşların özellikle av yasaklarına uymaları, üreme dönemlerinde hassasiyet göstermeleri ve dere yatakları ile su kaynaklarının korunması konusunda duyarlı davranmaları gerektiğini ifade etti.
Adana Amerika’da öldürülen Yağmur’un babası: "Kızım rüyalarıma giriyor" Adanalı sosyal medya fenomeni Yağmur Taktaş’ın Amerika’da aç bırakılıp işkence görerek ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada hakkında yakalama kararı bulunan ressam sevgilisi A.C.F., halen yakalanamadı. Yağmur’un babası Orhan Taktaş, kızını rüyalarında gördüğünü belirterek, "Rüyalarımda bana, ’baba, o cani hala yakalanmadı mı’ diyor. Artık bu acıya dayanamıyorum. İrkilerek uyanıyorum" dedi. Bir televizyon yarışmasıyla ünlenen Adanalı sosyal medya fenomeni Yağmur Taktaş (28), 3 Nisan 2024’te ABD’de fenalaşması sonrası kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Taktaş’ın cansız bedeni, 20 Nisan’da hava yoluyla getirildiği Adana’daki Kabasakal Mezarlığı’nda toprağa verildi. Taktaş’ın ailesi, daha önce darbedilen ve dalağını kaybeden kızlarının ölümüne sebep olduğunu iddia ederek avukatları aracılığıyla Türk asıllı ABD vatandaşı ressam sevgilisi A.C.F.’den (40) şikayetçi oldu. Uyuşturucu verilip aç bırakıldığı ortaya çıktı Taktaş ailesi, Yağmur’un sevgilisi tarafından uyuşturucuya alıştırıldığı, alıkonularak darbedildiği ve tutulduğu yerde aç bırakıldığı iddiasında bulundu. Bu şüphe üzerine aile, avukatları aracılığıyla cenazenin çıkarılıp, Türkiye’de otopsi yapılması için başvuruda bulundu. Başvurunun kabul edilmesiyle Taktaş’ın cenazesi, 6 Mayıs 2024’te fethi kabir yapılarak Adana Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü. Kısmen bozulduğu tespit edilen cenazeden alınan örnekler, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. A.C.F. hakkında yakalama kararı çıkartıldı Taktaş ailesinin başvurusu üzerine New York’taki Columbia Üniversitesi’nde hazırlanan otopsi raporunda genç kızın vücudunda farklı türlerde uyuşturucu maddelere rastlandığı, otopsi videosunda ise darba bağlı morluklar ile sigara söndürme izlerinin bulunduğu belirtildi. Geçtiğimiz yıl Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebiyle 5’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından A.C.F. hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Taktaş ailesinin, Türkiye’de yargılanmasını istediği A.C.F. ise halen aranıyor. "Kızım rüyalarıma giriyor" Gazetecilere açıklamalarda bulunan Yağmur’un babası Orhan Taktaş, kızını rüyalarında gördüğünü anlatarak, şunları söyledi: "Evlat kaybetmenin acısını anlatamam. Yüreğimiz kan ağlıyor, bu cani halen bulunamadı. Kızımın katillerinin yakalanmasını talep ediyorum. Gerçekten de çok büyük bir acı yaşıyoruz. Kızım rüyalarıma geliyor. ’Baba, o cani hala yakalanmadı mı’ diyor. Artık bu acıya dayanamıyorum. İrkilerek uyanıyorum." "Koklayacak bir şeyi bulamıyorum" Yağmur’un annesi Ayhan Taktaş ise kızından hatıra kalan bir tutam saçı sakladığını, onunla avunduğunu anlatarak, "Kızımın katilinin tez zamanda yakalanmasını istiyorum. Çocuğumun kaşlarını bile kazımış bu cani, düşünebiliyor musunuz? Kötü şeyler yaşadım bu süreçte. O kabir açıldı ya o kadar kötü oldum ki anlatamam duygularımı. Bu, bir annenin yaşayacağı en ağır şey. Benim çocuğum Amerika’dan geldi ama hiçbir kıyafeti bana verilmedi. Sadece bir tutam saçı verildi. Başka bir şeyini görmedim. Koklayacak bir şeyi bulamıyorum. Tek başımıza kaldık, bir tane evladım vardı onu da benden koparttı" diye konuştu. Ailenin avukatı Fethi Öksüz ise "Yağmur’un katil zanlısı elini, kolunu sallayarak ABD’de geziyor. Annesi de onu finanse ediyor. Türkiye’de bir yakalama kararı çıkarılmış olsa da şahısla alakalı etki doğuran bir karar olmadı. Yağmur bir Türk vatandaşıydı. Ülkenin neresinde, dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun bu kişi adalete teslim edilmeli" ifadelerini kullandı. "Otopsi raporları cinayet iddiasının doğru olduğunu bizlere gösteriyor" Türkiye’deki fethi kabir sonrası hazırlanan 2 otopsi raporunun da incelendiğine dikkat çeken avukat Öksüz, "ABD’den gelen raporun gecikmesinden dolayı Türk hekimler bu rapor üzerinde yeni bir çalışma yapıyor. Dosyada gizlilik kararı var ancak otopsi raporları cinayet iddiasının doğru olduğunu bizlere gösteriyor. Zaten Yağmur’un mesajlaşmalarında ’Bu adam beni öldürecek. Pasaport ve çantama el koydu, gitmeme izin vermiyor’ şeklinde ifadeler de var. Raporda da Yağmur’un darp edildiği, hatta işkenceye varacak şekilde beden bütünlüğüne zarar verildiği ortaya konuldu" dedi. Şüpheli A.C.F.’nin bir an önce yakalanmasını istediklerini belirten Öksüz, "Bu konuda Türk ve ABD adli makamlarının iş birliği içerisinde bu sorunun çözümüne yoğunlaşmasını talep ediyoruz. Geldiğimiz nokta itibarıyla annenin de babanın da dayanacak gücü kalmadı" diye konuştu.