KÜLTÜR SANAT - 02 Haziran 2021 Çarşamba 12:10

Geçmişten günümüze tıp tarihine ışık tutuyor

A
A
A
Geçmişten günümüze tıp tarihine ışık tutuyor

Manisa’da yaklaşık 500 yıl darüşşifa olarak kullanılan Hafsa Sultan Şifahanesi 8 yıldır Manisa Celal Bayar Üniversitesi bünyesinde Tıp Tarihi Müzesi olarak hizmet veriyor.

Manisa’da yaklaşık 500 yıl darüşşifa olarak kullanılan Hafsa Sultan Şifahanesi 8 yıldır Manisa Celal Bayar Üniversitesi bünyesinde Tıp Tarihi Müzesi olarak hizmet veriyor. Türkiye’deki 10 tıp tarihi müzesinden biri olan ve geçmişinde şifahane olarak kullanılan 3 yapıdan biri olan müzede geçmişten günümüze tıp tarihine yolculuk yapılıyor.


Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa Sultan tarafından 1522 tarihinde yapımına başlatılan Sultan Camii ve Külliyesine 1539 tarihinde eklenen Darüşşifa yüzlerce yıl hastalara şifa dağıttıktan sonra günümüzde Tıp Tarihi Müzesi olarak kullanılmaya devam ediliyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi bünyesinde 2013 yılından beri hizmet veren ve ücretsiz gezilen Hafsa Sultan Şifahanesi Tıp Tarihi Müzesi Osmanlı döneminden günümüze tıp tarihinde yaşanan gelişmeleri ve tedavi yöntemlerini gözler önüne seriyor. Zamanında göz ameliyatları, dağlama gibi hizmetlerin de verildiği şifahane son 200 yılında akıl hastalarını tedavi amaçlı olarak kullanılmış. Akıl hastalarının el işleri, müzikli ve su sesiyle tedavisinin yapıldığı şifahanede bugün gelen ziyaretçiler de müzik eşliğinde karşılanıyor. Müzede şevketi bostan bitkisinden elde edilen ve cumhuriyet tarihinin ilk patentli ilaçlarından biri olan Lityazol Cemil ilacının mucidi Dr. Cemil Şener için ve şifa kaynağı Mesir Macununun yapılışının tasvir edildiği odalar da ziyaretçilerini bekliyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesinde okuyan öğrenciler de müzeyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistlere rehberlik yaparak hem müzenin hem de Manisa’nın tanıtımına büyük katkı sağlıyor.



Cumhuriyet tarihinin ilk patentli ilaçlarından biri Manisa’dan


Müze içinde yer alan Dr. Cemil Şener odası hakkında bilgi veren Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü öğrencisi olan ve müzede rehberlik yapan Bayram Sarı, “Cemil Şener ünlü bir hekimdir. Rodos’ta doğmuş, İstanbul’da tıp eğitimini almıştır. 1. Dünya Savaşı sırasında askeri tabip olarak görev almıştır. Manisa’da görev aldığı sürede halkın şevketi bostan olarak bilinen otu çok tükettiğini görür ve bunun üzerine araştırmalar yaparak bu ottan Lityazol Cemil adında bir ilaç elde eder ve bu ilacın patentini alır. Bu da Cumhuriyet tarihimizin ilk patentli ilacını bulmuş olur. Bu ilaç böbrek taşı düşürmeye ve mesanedeki kum birikimini önleyen bir ilaçtır. 1990’lı yıllara kadar kullanımda kalmıştır. İlacın neden piyasadan çekildiğinin sebebi bilinmemekle birlikte ilacın formülünün kaybolduğu söyleniyor” ifadelerini kullandı.



Her yönüyle özel bir müze


Ayşe Hafsa Sultan Tıp Tarihi Müzesinin Türkiye’deki Tıp Tarihi Müzeleri arasında özel bir yere sahip olduğunu kaydeden Sarı, “Zamanında Ayşe Hafsa Sultan Manisa’ya gelir ve burada bir şifahanenin eksik olduğunu görür ve buraya bir şifahane yaptırmaya karar verir. Daha sonra burayı yapması için Mimar Sinan’ın hocasına baş mimar olarak emir verir. Kendisi buranın yapımına başlar fakat Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi vefat eder ve buranın tamamlanışını göremez. Kendisi öldükten sonra şifahane tamamlanır ve hizmete başlar. Uzun yıllar hizmette kalır 1. Dünya Savaşı sonrası Yunan işgalinde burası yakılıp yıkılana kadar. Burası yakıldıktan sonra Nihat Yörükoğlu burayı tekrar restore ettirmek ister ve 1960’lı yıllarda burası restore edilir ve günümüzdeki halini alır. Günümüzde de Tıp Tarihi Müzesi olarak hizmet vermektedir. Müzemizde buranın kuruluşundan yani 1539 yılından günümüze kadar olan tıp alanındaki eserler yer alıyor. İçeride tıp tarihinde kullanılmış tıbbi aletler, el yazmaları, çeşitli ekipmanlar yer almakta. Bu aletlerle ilgili bilgi tabloları da yer almaktadır. Hafsa Sultan Şifahanesi aslında içeriğinde bulunan Dr. Cemil Şener’in kısmı olarak özeldir, Mesir Macununun burada yapılması yönünden özeldir ve içeride yöresel olarak hekimlerimizin bilgilerinin verilmesi yönünden özeldir” şeklinde konuştu.



“Tarihi zenginliklerine katacakları bir değer”


Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Şifahanesi Tıp Tarihi Müzesi Müdür Yardımcısı Öğretim Görevlisi Semra Özdemir, “Manisa’da bulunan Ayşe Hafsa Sultan Darüşşifası yani bugünkü Tıp Tarihi Müzesi Ege Bölgesindeki tek darüşşifa, şifahane. Eski dönemde akıl hastanesi olarak kullanılmakta. Akıl hastası olan kişilerin burada tedavi edildiği bilinmekte. Burada akıl hastaları odalarda tedavi edilmekte. Odalarımız arasında dağlama odası, göz cerrahi odası ile akıl ve ruh sağlığı odası. En eski dönemde akıl ve ruh sağlığı hastanesi olarak kullanıldığını biliyoruz. Nihat Yörükoğlu’nun çabalarıyla 1962 yılında restore edilmeye başlanıp 1966’da restorasyonu tamamlanarak sağlık müzesi olarak açılmıştır. Daha sonra 1994 yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesinin bünyesine alınarak arşiv müzesi yani kütüphane olarak kullanılmıştır. 2013 yılına kadar kütüphane göreve üstlenen müze, 2013 yılında tekrardan restorasyon geçirerek Tıp Tarihi Müzesi olarak 30 kasım 2013’te açılmıştır. Tıp Tarihi Müzesinin pandemiden önceki yıllık ziyaretçi sayısı 100 binlere ulaşmaktaydı. Çok büyük gruplar, yabancı turist grupları, Türkiye’nin faklı illerinden gelen büyük yerli turist grupları müzemizi ziyaret edenler arasında yer almakta. Pandemi sonrası özellikle 2020 yılı içerisinde yıllık ziyaretçi sayısı 20 bini bulmuştur. 2021 yılı içerisinde de bu pandemi sürecinde günlük ziyaretçi sayımız 200-250 kişiye çok rahat ulaşmaktadır. İnsanların buraya gelip buradaki tarihi yapıları ve Tıp Tarihi Müzesini görmesi tarihi zenginliklerine katacakları bir değer olarak düşünüyorum. Buraya gelen her insan bu müzenin daha da fazla insanın tanıtılmasına vesile olacaktır. Tanıtımın zenginleşmesi bizim tarihi değerlerimiz için de önemlidir diye düşüyorum” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ın çocukları Nisan’da 2 metre kar üzerinde kayak öğreniyor Sarıkamış’ta Nisan ayında 2 metreyi bulan kar kalınlığı, çocukların kayak öğrenmesi için eşsiz bir fırsata dönüşüyor. Kars’ta hayata geçirilen "Karın Yıldızları Sarıkamış’ta" projesi, kış sporlarını çocuklarla buluşturarak hem eğlenceli hem de öğretici bir ortam sunuyor. Kars Valiliği öncülüğünde, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle geçen yıl başlatılan proje, kısa sürede büyük ilgi gördü. Daha önce hiç kayak yapmamış öğrenciler, profesyonel eğitmenler eşliğinde temel kayak tekniklerini öğrenme imkanı buluyor. "Eğitimler, Osman Yüce Kayak Merkezi’nde gerçekleştiriliyor" Nisan ayında bile kar kalınlığının yüksek olması sayesinde sezon uzarken, çocuklar güvenli pistlerde kayak yapmayı deneyimliyor. Program kapsamında denge, kayma ve yön verme gibi temel beceriler uygulamalı olarak öğretiliyor. "Karın Yıldızları Sarıkamış’ta" projesi hakkında açıklamada bulunan Kars Valisi Ziya Polat, "Karın Yıldızları projemizi sürdürüyoruz. Bu proje kapsamında ilçelerimizden, köylerimizden daha önce Sarıkamış’a gelmeyen, Sarıkamış’ta kayak yapmayan çocuklarımızı evlerinden, okullarından alıyoruz. Cuma günleri, 2 gün Sarıkamış’ta Gençlik ve Spor Bakanlığımızın tesislerinde misafir ediyoruz, çocuklarımıza kayak yapmayı öğretiyoruz. Bir akşam konser, söyleşilerle geçiriyoruz. İkinci akşamda akıl zeka oyunlarıyla çocuklarımıza keyifli zaman geçirtiyoruz. Tabi ki buradaki amacımız geldiğimiz günde söylemiştik. Kars’ın çocukları, Kars’ın nimetlerinden yararlanacak ve kayak yapmayı öğrenecek demiştik. Çok şükür Milli Eğitim Bakanlığımız, Gençlik Spor Bakanlığımız arkadaşlarımızla hep beraber Sarıkamış Karın Yıldızları Projesine başlanmış ve şuana kadar Kars genelinde ilçelerimizden, köylerimizden, merkezden misafir ettiğimiz ağırladığımız 2 bine yakın çocuğumuzu bu tesislerde ağırladık, misafir ettik. Devletimizin imkanlarını onların emrine sunduk. Çocuğumuz Sarıkamış’ta keyifli zamanlar geçirdi ve kayak yapmayı öğrendi. Bu sene sezon sonuna yaklaştığımız günlerde son hafta Akyaka ilçemizden yavrularımızı ağırlıyoruz. Tekrar emek veren herkese çok çok teşekkür ediyoruz. Projemiz kaldığı yerden inşallah kristal diyarı Sarıkamış’ta seneye devam edeceğini buradan belirtiyorum" dedi. Projeyle birlikte sadece kayak eğitimi verilmekle kalınmıyor; aynı zamanda çocukların spora olan ilgisinin artırılması, disiplinli yaşam alışkanlıkları kazanması ve özgüvenlerinin gelişmesi hedefleniyor. Eğitmenler, her öğrencinin seviyesine uygun birebir destek sağlayarak öğrenme sürecini daha verimli hale getiriyor. Kars ve ilçelerinden katılan öğrenciler için büyük bir fırsat sunan proje, bölgenin kış turizmine de dolaylı katkı sağlıyor. "Karın Yıldızları Sarıkamış’ta" projesi, çocukların karla buluştuğu bu özel coğrafyada, sporu hayatlarının bir parçası haline getirmeyi amaçlıyor. Nisan ayında bile devam eden kayak eğitimleri ise Sarıkamış’ın kış sporları açısından ne kadar önemli bir merkez olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.