KÜLTÜR SANAT - 26 Haziran 2025 Perşembe 10:48

Dokumacılığın son temsilcileri mesleklerini korumak için direniyor

A
A
A
Dokumacılığın son temsilcileri mesleklerini korumak için direniyor

Manisa’nın Demirci ilçesinde dünyanın bir çok ülkesine ihraç edilen el dokuma halıları, yeni dokumacıların yetiştirilememesi nedeniyle son yıllarını yaşıyor. Ucuz iş gücü ve gençlerin bu mesleğe ilgi göstermemesi gibi nedenlerden yeni dokumacıların yetişmediği halı dokumacılığının son temsilcileri mesleklerinin yok olmasından endişe ediyor.


Manisa’nın Demirci ilçesinde 200 yıllık halı dokuma geleneği anneden kızlarına aktarılarak, halen yaşatılıyor. Daha önceleri ilçenin kadınları halıları evlerindeki tezgahlarda dokurken şimdilerde atölyelerde bir araya gelerek hem halı dokuma geleneğini yaşatıyor hem de aile bütçelerine katkı sağlıyor. Günde yaklaşık 6 bin ile 8 bin düğüm atan ilçenin kadınları ellerinin nasırlarıyla para kazanmanın mutluluğunu yaşıyor. Yüzde 100 yün ipliklerle dokunan halıların tamamı yurtdışına ihraç edilirken önemli bir pazara sahip olan Demirci el dokuma halıları ilçe kadınlarının elinde adeta sanata dönüşüyor. Halı dokumacılığını hem sanat hem de meslek olarak gören ilçe kadınları dokumacılığın son temsilcisi konumuna geldi. Gerek makineleşme, gerek sipariş veren müşterilerin Pakistan, Hindistan, Mısır ve Çin gibi ülkelerdeki ucuz iş gücüne yönelmesi, gerekse de gençlerin dokumacılığa uzak kalması mesleği yok olmanın eşiğine getirdi.



"25 binleri bulan tezgah sayısı şu anda 3 binlere düşmüş durumda"


Halı dokuma mesleğinin yok olma aşamasına geldiğini söyleyen Demirci Atölye Halıcılığı Geliştirme Derneği Üyesi Kazım Aysan, "Demirci’de halıcılık yaklaşık 200 yıl önce Gördes’ten öğrenilerek ilçemize kazandırılan bir kültürdür. Dedelerimizden ninelerimizden annelerimize kadar herkes bu kültürü kazanmış vaziyette. Ancak günümüzde artık bu kültür tamamen yok olacak düzeye geldi. İşçiliklerdeki maliyetin artması sebebiyle gençler bu dokuma işine bu kültüre ilgi duymuyorlar. bunun için her geçen gün sayı azalmakta. Demirci’de en yoğun olduğu zamanda 25 binleri bulan tezgah sayısı şu anda 3 binlere düşmüş durumda. Demirci’de el halıcılığı daha butik tarzda, tüketicinin talepleri doğrultusunda üretime devam ediyor. Isparta’da, Konya’da Kayseri’de el dokuma halıcılık bitmesine rağmen Demirci’de direniş devam ediyor. Kadınlarımız özellikle 50’li yaş üstü kadınlarımız bu kültürü yaşatıyorlar. Demirci’de tüccarların en büyük avantajı altyapısı olmasından dolayı istedikleri her tür halıya geçiş yapabiliyorlar. Tüccarlarımız hangi tür halı isterlerse kadınlarımız onları rahatlıkla üretebiliyor, istenen kaliteyi sağlayabiliyorlar. İşin temini ve hızlılığı Demirci’nin tercih sebebi. Halının ham maddesinin temininden dokuma ve yıkanmasına kadar Demirci’de yapılmakta" dedi.



"Gençler artık tezgah başına oturup hayatlarını sürdürmek istemiyorlar"


Kültür Bakanlığından teşvik verilmesiyle mesleğin yaşatılabileceğini belirten Aysan, "En büyük hayalimiz bu kültürün el sanatları kategorisine alınarak Kültür Bakanlığından teşvik verilmesi. Ucuz iş gücü olan Pakistan, Hindistan, Mısır ve Çin gibi ülkelerle rekabet edebilmemiz için teşvik verilmesi elzem olmuştur. Tezgahta çalışan kadınlarımız el dokumacılığın son temsilcileri diyebiliriz. Gençler artık tezgah başına oturup günde 6 bin düğüm atarak hayatlarını sürdürmek istemiyorlar. Bu kadınlarımız artık bu mesleğin son temsilcisi. El halıcılığı can çekişiyor diyebiliriz" diye konuştu.



"Bizden sonra nesil yok"


11 yaşından beri halı dokuduğunu ancak halı dokumacılığının son temsilcisi olduklarını söyleyen Halı Dokuma Ustası Esma Kasılmaz, "Burada günde 6 bin düğüm atarak evimize kazanç sağlıyoruz. Başka bir işimiz yok. Şu hayat pahalılığında geçindirmiyor ancak başka da bir işimiz olmadığından bu işi yapmak zorunda kalıyoruz. Biz 10’lu yaşlarımızdan beri dokuduğumuz için bu işi severek yapıyoruz. Arkadaşlarımızla beraber dokuduğumuz için bu mesleği sürdürebildiğimiz kadar sürdürüyoruz. Yaşımız 50’lere geldi. Ne kadar daha bu mesleği sürdürebiliriz bilmiyoruz. Gençler burada oturacağına fabrikaya girip çalışıyor. Bu işi yapmak istemiyorlar zaten. Bizden sonra nesil de yok. Biz de geçiciyiz. Burada birkaç yıl daha halı dokuruz. İstediğimiz ücretleri hiçbir zaman alamadık. Günlük yevmiyeden çalışarak evimize katkı sağlıyoruz" ifadelerini kullandı.



Dokumacılığın son temsilcileri mesleklerini korumak için direniyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Zeyyat Kafkas: "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarının yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey olmadığını belirterek, "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Trabzonspor’un sahasında Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiği maçın ardından Kulüp Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarına sert tepki gösterdi. Kafkas, yaptığı açıklamada, Öztürk’ün ifadelerinin gerçekleri çarpıttığını belirterek, "Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiğimiz maçtan sonra Metin Öztürk’ün hadsiz ve gerçekleri çarpıtan açıklamaları, yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir" dedi. Trabzon’da misafirperverliğin her zaman ön planda olduğunu vurgulayan Kafkas, "Her şeyden önce bilinmelidir ki; Trabzon’a gelen herkese bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kulübümüzün vakarına yakışır şekilde misafirperverlik gösterilir. Bu bizim kültürümüzdür" ifadelerini kullandı. Açıklamasında Galatasaray cephesini etik dışı davranmakla suçlayan Kafkas, şu ifadelere yer verdi: "Ancak hiç kimse, kendi kirli hesaplarının doğurduğu sonuçları Trabzonspor’a ‘çirkinlik’ yaftası yapıştırarak gizleyemez. Metin Öztürk’ün ‘çirkinlik’ diye tarif etmeye çalıştığı tablo, bizzat temsil ettiği anlayışın ürünüdür. Çünkü asıl çirkinlik; sözleşmesi devam eden oyuncularla kulübünü devre dışı bırakarak gizli görüşmeler yapmaktır. Asıl çirkinlik; milli takım kampında, gözlerden uzak temaslarla futbolcumuzun aklını çelmeye kalkmaktır. Asıl çirkinlik; yöneticilerin ofislerinde oyuncu çağırıp gizli planlarla iş bitirmeye çalışmaktır. Asıl çirkinlik; etik değerleri ayaklar altına alıp sonra dönüp ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır." Bir oyuncu transferi üzerinden de eleştirilerini sürdüren Kafkas, "Asıl çirkinlik, bizim anlaşma sağladığımız 18 yaşındaki bir oyuncuya sonradan daha yüksek para teklif edip transferi o şekilde bozmaktır. Asıl çirkinlik, bununla da yetinmeyip bu akşam çıkıp utanmadan, sıkılmadan, pişkin pişkin ‘parasını verip aldık’ diyebilecek kadar aciz bir duruma düşmektir" dedi. Trabzonspor’un hiçbir kulübü düşman olarak görmediğini belirten Kafkas, "Fakat Trabzonspor’un hukukuna, emeğine ve onuruna yönelik bir müdahale varsa, orada tavrımız da duruşumuz da nettir. İhaneti ‘transfer politikası’, kurnazlığı ‘yöneticilik’, organize temasları da ‘doğal süreç’ gibi göstermeye çalışanlara karşı susacak, el uzatacak, yan yana gelecek değiliz" ifadelerini kullandı. Kafkas, açıklamasının sonunda, "Metin Öztürk, kamuoyu önünde hamasi cümleler kurmadan önce, bu noktaya nasıl gelindiğinin muhasebesini önce kendi vicdanında yapmalıdır. Bugün konuşulan mesele, kimsenin kimseyi nasıl karşıladığı değil; kimin neyi, ne kadar hak ettiği meselesidir" diyerek sözlerini tamamladı.