KÜLTÜR SANAT - 05 Mayıs 2026 Salı 11:16

Manisalı fotoğrafçıdan çifte başarı

A
A
A
Manisalı fotoğrafçıdan çifte başarı

Sakarya’da düzenlenen ve Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu onaylı 4. Ulusal Fotoğraf Yarışması’nda Manisalı sanatçı İsmail Aybey, "Kano" adlı eseriyle sergileme başarısı elde ederek dikkatleri üzerine çekti.


Sakarya Güzel Sanatlar Derneği tarafından düzenlenen ve Türkiye genelinden yoğun katılımın olduğu 4. Ulusal Fotoğraf Yarışması sonuçlandı. Fotoğraf sanatının önemli organizasyonları arasında yer alan yarışmaya, Türkiye’nin dört bir yanından 252 fotoğrafçı toplam 912 eserle katıldı.


Seçici kurulun titiz değerlendirmesi sonucunda, estetik gücü ve teknik başarısıyla öne çıkan sınırlı sayıda eser sergilenmeye layık görüldü. Bu eserler arasında Manisalı fotoğraf sanatçısı İsmail Aybey’in "Kano" adlı çalışması da yer aldı.


’Kano’ nun ikinci gururu


Aybey’in objektifinden çıkan "Kano", ilk başarısını bu yarışmayla elde etmedi. Aynı eser, geçtiğimiz yıl düzenlenen İznik Fotomaratonu kapsamında da jüri tarafından beğenilerek sergilemeye değer bulunmuştu.


Elde ettiği bu yeni başarıyla birlikte İsmail Aybey, fotoğraf sanatındaki istikrarlı yükselişini sürdürürken, Manisa’yı ulusal platformda bir kez daha gururlandırdı.



Manisalı fotoğrafçıdan çifte başarı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Yedikleriniz kokunuzu değiştiriyor Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, özellikle yaz aylarında terleme problemi ile gelen hastaların en büyük şikayetlerinin kötü koku olduğunu söyleyerek, "Kötü koku çoğu zaman ter ile değil hastaların ne yediği ile alakalı oluyor" dedi. Özellikle yaz aylarında ortaya çıkan terlemelerin ikiye ayrıldığını söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, "Yaz aylarının gelmesiyle birlikte hastalarımız, özellikle terleme problemleriyle bize sıkça başvuruyorlar. Tabii terlemeyi tıp literatüründe biz hiperhidroz tanısı olarak biliyoruz. Öncelikle bunu ikiye ayırmak lazım. Birincisinde sekonder yani altında bir sebep olan terleme sebeplerine bakmak lazım. Özellikle tiroid hastalıkları, diyabet, enfeksiyonlar, kullanılan ilaçlar ve tüketilen yiyeceklerle ilgili bölgesel değil ancak genel bütün vücutta gördüğümüz terlemelerin altta yatan sebeplerini biz bu alt başlıklarda mutlaka araştırıyoruz. Dahiliye uzmanlarıyla, endokrin uzmanlarıyla birlikte ve hastanın anamneziyle, hikayesiyle birlikte altta yatan sebep varsa bunu kestiğimiz zaman yaygın terlemelerin tedavisinin olabileceğini hastamızla paylaşıyoruz. Diğeri ise primer hiperhidroz dediğimiz altta herhangi bir sebep bulamadığımız bölgesel terlemeler özellikle bu gruba girmektedir. Hastalarımız da en çok bu gruptan muzdarib olmaktadırlar. Bunlar özellikle günlük hayatta gördüğümüz koltuk altı yoğun terlemeleri, el ayak bölgesi terlemeleri, alın ve yüz bölgesindeki terlemeler de yine bu gruba girmekte. Öncelikle tabii bu grupta kullanabileceğimiz tedavilerimiz çeşitli. Tabii terlemenin sıklığına, şiddetine ve hastayı rahatsız etmesine göre tedavi seçeneklerimiz değişmekte. En hafif ve orta şiddetli bölgesel terlemelerde özellikle alüminyum klorür içeren krem ve losyonları kullanabilmekteyiz. Bunlar o bölgedeki ter bezlerinin ağızlarını kapatarak terin yüzeye çıkışını azaltmakta ve hafif ve orta şiddetli vakalarda bizim elimizi güçlendiren tedavi seçenekleri arasında mutlaka kullanmaktayız" dedi. Muhammed Burak Yücel, daha ileri safhalarda terleme önleyici tedavilere başladıklarını söyleyerek, "Bir ileri düzeyde iyontoforez dediğimiz yine terleme önleyici tedaviler de kullanmaktayız. Burada hastanın terleyen bölgesini su dolu bir küvet düşünebiliriz. Bunun içerisine alıyoruz ve düşük dozda elektrik akımı vererek o bölgeye giden, ter bezlerine giden sinirlerin aktivitesini geçici olarak blokluyoruz. Bu da yine hafif ve orta şiddetli hiperhidrozlarda tercih ettiğimiz ve hastaların fayda gördüğü yöntemlerden birisi. Orta şiddetli ve ağır şiddetli biraz daha terlemenin hastayı rahatsız ettiği durumlarda da biz botulinum toksin dediğimiz botoks uygulamalarını sıkça hem koltuk altında hem yüz ve alın bölgesi terlemelerinde hem de el ve ayak bölgesi terlemelerinde sıkça kullanmaktayız. Hem de hastalarımızdan tedavi sonuçları açısından gayet tatminkar sonuçlar almaktayız. Burada özellikle ter bezine giden sinirlerin aktivitesini baskıladığımız zaman hem en az 4 ay en fazla 6-7 ay olacak şekilde bu ter bezlerinin aktivitelerini biz bloklayabiliyoruz. Dolayısıyla bir yaz başlangıcının girişinde bir de kış mevsiminin başlangıcında senede iki kere bazı durumlarda hastanın semptomuna göre de senede üç kere botoks uygulamalarını etkili şekilde yaparak bölgesel hiperhidrozlarda bölgesel terlemelerin önüne geçiyoruz ve hasta açısından da gayet tatminkar sonuçlar alıyoruz. Bu söylediğimiz yöntemlere ek olarak yanıt alamadığımız, terlemeyi kontrol altına alamadığımız durumlarda da özellikle göğüs cerrahisi uzmanlarıyla konsülte edip hastamızı paylaşıp sempatektomi dediğimiz yani o ter bezlerine giden sinirin ameliyat yöntemiyle kesilip klipslemesi ve o bölgedeki ter aktivitesinin kalıcı olarak durdurulmasına yönelik cerrahi operasyonları, minör ameliyatları da yine göğüs cerrahisi uzmanlarıyla birlikte planlayarak hastamızı yönlendiriyoruz ve bu şekilde de eğer diğer yöntemlerden fayda alamadıysak özellikle ağır hastanın günlük hayatını bozan terleme şikayetlerinde de bu şekilde tedavi yöntemlerini kullanabilmekteyiz" ifadelerini kullandı. "Kötü koku yenilen gıdalarla ilgili olabilir" Hastaların terleme ile birlikte en büyük şikayetlerinin kötü koku olduğunu söyleyen Yücel, "Terleme ile birlikte hastaların genelde bize başvuru sebeplerinden bir tanesi koku oluyor açıkçası. Bu terlemeye genelde eşlik ettiği için özellikle biz terlemenin üzerinde duruyoruz. Yani biz eğer ter salgısını kesersek ter salgısının içerisinde çözülmüş olan koku miktarı da azalacağından dolayı koku şikayeti de hastanın kendiliğinden azalmış oluyor. Bu noktada bilimsel açıdan anlamı olan şeyler aslında biraz da hastanın yedikleriyle ilgili. Ter kokusunun sekonder çok fazla bir sebebinin olduğunu düşünmüyoruz hastalık açısından. Ancak tabii dediğim gibi bu acı baharat yiyecekleri, biraz daha soğan, sarımsak gibi ter kokusunun içerisinde daha uzun süre çözünen koku moleküllerini yayan yiyeceklerden de hastalarımızın uzaklaşmasını söylüyoruz ve özellikle ter şikayetinin azalmasına odaklandığımızda da kokunun da sekonder olarak azaldığını hastalarımızda gözlemliyoruz" dedi.
Erzurum ESOB Başkanı Fırat’a ‘Osmanlı devlet arması’ Erzurum Madeni İşler Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Alaattin Kılıç, Erzurum Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (ESOB) Başkanlığı’na seçilen Rasim Fırat’a "hayırlı olsun" ziyaretinde bulunarak "Osmanlı Devlet Arması" hediye etti. Ziyarete, Madeni İşler Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkan Vekili Murat Hanay, Yönetim Kurulu Üyeleri Dursun Bozgül, Yunus Korkmaz, Eren Özdemir, Nurullah Çelik ve Bünyamin Çoban da katıldı. Ziyarette konuşan Başkan Alaattin Kılıç, Fırat’a yeni görevinde başarılar dileyerek, "Sizlere hizmet etmekten gurur duyuyoruz. Üyelerimizin faydasına olacak her çalışmada yer almaya devam edeceğiz. Yeni dönemde de Erzurum’a hizmet için faaliyetlerimizi daha güçlü projelerle birlikte sürdürmeyi hedefliyoruz. ESOB Başkanı Sayın Rasim Fırat ve kıymetli Yönetim Kurulu üyelerine üstün başarılar diliyoruz" dedi. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren ESOB Başkanı Rasim Fırat ise, "Öncelikle emeklerinize sağlık diyerek, Yönetim Kurulum adına bu anlamlı ‘Osmanlı Devlet Arması’ hediyeniz için teşekkür ediyorum. Esnafımız üretmeye, istihdam sağlamaya ve kent ekonomisine katkı sunmaya devam etmiştir. Esnaf ve sanatkârlarımızın rekabet gücünü artırmak, dijitalleşme süreçlerine uyumlarını hızlandırmak ve finansmana erişimlerini kolaylaştırmak amacıyla çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Düzce Binali Yıldırım: "Düzce evimize İstanbul’un Avrupa yakasından daha yakın" Düzce’ye bir dizi program için gelen Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, "Düzce evimize İstanbul’un Avrupa Yakası’ndan daha yakın. Tuzla’dan Bahçeşehir’e ya da Avcılar’a gitmektense Düzce’ye gelmek daha kolay ve daha çabuk oluyor" dedi. Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, bir dizi ziyaret için Düzce’ye geldi. Yıldırım, ilk olarak Düzce Valisi Mehmet Makas ile valilikte bir araya geldi. Yıldırım’a; Eski Meclis Başkanı İsmet Yılmaz, eski bakanlar Ahmet Arslan ile Mehmet Habib Soluk eşlik etti. Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü’nün de bulunduğu buluşmada, Yıldırım şeref defterini imzaladı. Valinin yeni görev yerinde başarılar dileyen Binali Yıldırım, "Valimizi tebrik ediyorum, yeni görevinde başarılar diliyorum. Valimiz memleketinin her köşesinde görev yapmış bir devlet adamı. Benim memleketim Erzincan’da da valilik yaptı, doğduğum ilçede de kaymakamlık yaptı. Milletvekilliği yaptığım İzmir’de de kaymakamlık yaptı. Dolayısıyla geçmişe dayanan hukukumuz mevcut. Burada da güzel işlere imza atacağına eminim. Başarılar diliyorum. Faruk Özlü de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımızdı. Savunma sanayisinin temel ürünlerinin arkasında onun alın teri var. Düzce’de de hem sosyal anlamda hem de halka hizmet noktasında güzel çalışmalar yaptığına şahit oluyoruz" dedi. "Düzce evimize İstanbul’un Avrupa Yakası’ndan daha yakın" Düzce’nin ulaşım konusundaki potansiyeline değinen Yıldırım, "Düzce evimize İstanbul’un Avrupa yakasından daha yakın. Tuzla’dan Bahçeşehir’e ya da Avcılar’a gitmektense Düzce’ye gelmek daha kolay ve daha çabuk oluyor. Çünkü Kuzey Marmara Otoyolu var. Dolayısıyla inşallah burada güzel hizmetlere şahit olacağız" diye konuştu.