- 16 Aralık 2020 Çarşamba 11:48

Bu dükkanda her şeyin bir hikayesi var

A
A
A
Bu dükkanda her şeyin bir hikayesi var

MARDİN (İHA) – İzmir’den Mardin’e gelip burada kendisine ait küçük bir dükkan açan 30 yaşındaki Ceren Yılmaz, aldığı tüm ürünlerin hikayelerini satıcılardan dinledi.

MARDİN (İHA) – İzmir’den Mardin’e gelip burada kendisine ait küçük bir dükkan açan 30 yaşındaki Ceren Yılmaz, aldığı tüm ürünlerin hikayelerini satıcılardan dinledi. Dükkanında birçok farklı ürün bulunan Yılmaz, eşyaları yeni sahiplerine eski hikayeleri ile satmaya başladı.


İzmir’den gelip Mardin’in Artuklu ilçesine yerleşen 30 yaşındaki Ceren Yılmaz, küçük bir dükkan açtı. Farklı farklı ürünler almaya başlayan Yılmaz, eşyaları alırken sahiplerinden ürünlerin hikayesini dinlemeye başladı. Yılmaz, eşyaları yeni sahiplerine eski hikayeleri ile birlikte satmaya karar verdi. Markalaşmaya karşı bir duruş sergilediğini kaydeden Yılmaz, bu şekilde elindeki eşyaları satmak isteyenlere yardımcı olduğunu söyledi.



"Markalaşmaya karşı dik duruş sergilemek istedik"


İzmir’den Mardin’e geldiğini belirten Yılmaz, burada küçük bir işletme açtığını söyledi. Yılmaz, "Dükkanda bulunan eşyaların bir hikayesi bulunuyor. Markalaşmaya karşı bir duruş sergilemek istedik, kıyafetlerin hepsi kadınların elinden çıkıyor. Herhangi bir markaya ait değil. Kalıpları, kumaşları, biçimleri ve tasarımları kadınlara ait. Mesela şurada önde gördüğünüz elbiseler, İzmir’den Diyarbakır’a gelmiş kadın arkadaşımın elbiseleri. Onun kendi tasarladığı kıyafetler bunlar. Onun bir çocuğu var ve eşinden ayrıldıktan sonra kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor ve Diyarbakır’a yerleşme kararı alıyor. Genç bir kadın kendisi umarım ona bir desteğim olur. Emeklerini kendi dükkanımda bulundurmaktan gurur duyuyorum. Bu zamana kadar tanıştığım en güzel insanlardan birinin tablosu bu. Bu çocuklar Artuklu Üniversitesi resim bölümü öğrencileri. Henüz yaşları 20-22 civarında. Ama inanılmaz yetenekliler ve kendileri tasarlayıp bu tabloları yapıyorlar. Dükkanım da bir dekor olarak kullanıyorum bunları. Eğer satılırsa o öğrencilere iyi bir destek sağlamış olacağız. Umarım bunların kıymetini bilen insanlarla karşılaşmış oluruz. Onlarda çok sevinmiş olur" dedi.



Dükkan bir ay boyunca boş kaldı


Dükkanını ilk açtığında yaklaşık bir ay boyunca içinde hiçbir şeyin olmadığını kaydeden Yılmaz, “Dükkanı ilk açtığımda bomboş iken bu dükkana giren ilk madde denge sandalyesi oldu. Çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesi. Kendi yaptığı bir sandalye. Bu sandalyenin şöyle bir özelliği var, bir ay boyunca hem dükkan da boş kaldı. Yanına bir şey koyamadım. Çünkü ne yapabilirim, ne koyabilirim, ya da burada ne satabilirim diye düşünüyorsunuz. Bu sandalyenin şöyle bir özelliği var, tam ortasına oturmanız gerekiyor. Bilinçsiz bir şekilde yan taraflarına oturduğunuz zaman buradan düşersiniz, yıkılırsınız. Bu yüzden ismini denge sandalyesi koyduk. Burayı en azından göz kararı hissedebilenler, görebilenler gelip en ortasına oturdukları zaman dengeyi kurmuş oluyorlar. Yani hayat gibi düşünebilirsiniz. Aslında hayatta da bazı şeylerin en ortasında durmak gerekiyor. Kaseler, radyo, aynalar ve atlıkarınca, bunları Mardin’e geldiğim zaman biri ile tesadüfen karşılaştık ve küçücük bir dükkanı vardı. Benim dükkanıma çok benziyordu. Sohbet etme fırsatımız oldu. Orada konuşma üzerine eşinin vefat ettiğini ve eşinin böyle küçük teferruatları çok sevdiğini, onun anısını yaşatmak istediğini ve en azından dükkanında böyle şeyler barındırdığını ve insanlara böyle şeyler sattığını öğrendim. Bu beni çok etkilemişti ve ondan birkaç parça bir şeyler almak istedim daha doğrusu bunu aslında hediye etti. Şimdi şöyle bir durum var. Bahsettiğine göre bir dönem Mardin’de çok varlıklı ve çok zengin bir adam olduğunu söyledi. Tanımıyorum ama çok sıcakkanlı bir insan olarak geldi. Yıllar sonra küçücük bir dükkan açıyor. Tamamen elini çekiyor hayattan ve bazı şeylerden ve bu tarz minik şeylerle uğraşmaya başlıyor. Elimde iki tane ürün var şöyle bahsetmek istiyorum sizlere. Arkadaşlarımın yapmış olduğu baskı tişört. İstediğiniz kıyafetin ve tişörtün üzerine Kürtçe baskılar yapıyoruz. Deyimleşmiş, kalıplaşmış sözleri basıyoruz. Bunlarda öğrencilerimizle çizmiş olduğumuz minik minik eserler. Hem öğrenciler destek olsun diye kıyafetlerin üzerine çizim yapıyoruz. Hem bunları satıyoruz” diye konuştu.



"Buraya gelen insanlar hikayelerini bırakıyor"


Mardin’e yerleşme fikrinin birdin ortaya çıktığını aktaran Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:


“Mardin’e yerleşme fikrim birden ortaya çıktı. Biraz cazip geldi bana sevdim Mardin’i. En azından bu etnik dokusuyla bana hitap ettiğini düşündüm. Önünden belki binlerce kez geçtiğim dükkanın sahibi oldum daha sonrasında. İlk bir ay herhangi bir şey koyamadım dükkana. Ne yapacağımı bilemedim. Tuttum ama bu dükkanı buraya ne bırakabilirim. Ya da ben burayı nasıl bir şeye dönüştürebilirim. Diye herhangi bir netlik kazanamadı. Daha sonra herkesten bir şeyler getirmeye başladı. Kimileri tablolarını getirdi kendi çizdikleri, kimileri elleriyle yapmış oldukları ürünleri getirdi. Takılar, kıyafetler ya da posterler, çantalar sayamayacağım birçok şey. Bu dükkanını hikayeler dükkanı olmasındaki en büyük amaç şu gelen ürünlerin sahiplerinin mutlaka hikayeleri oluyor. Buraya gelen insanlar mutlaka hikayelerini bırakmış oluyor. Dükkanı tuttuktan sonra uzun bir süre ismini düşündüm. Ne olabilir diye. Çünkü belli prosedürlere uymak için bir isim koymak zorundasınız. Daha sonra benim hayatımda bana en çok katkısı olan, beni doğuran, beni bu yaşa gelmemi sağlayan ve üzerimde çok fazla emeği olan iki tane kadın var. Ve bu iki kadının ismi Dudu, biri annem, biri halam. Yani hem ikisini bana anımsatsın hem de ikisini burada yaşatmak istediğim için ismini Dudu koydum. Buraya geldiğiniz zaman önce hoş bir sohbet sizi karşılayacak. Sıcak bir çayımız her zaman var bilginiz olsun. Bir şey almak zorunda değilsiniz. Ama kendinizden bir şeyler bırakmanızı öneririm. Bunun için de çok sevinirim. Çünkü kıyafetten tutun ismine kadar her şeyin bir hikayesi var. Küçücük bir dükkan ama birazcık böyle kolektif bir dükkan burası. Neredeyse 10 kişiye ait ürünlerin sergilendiği, bazı hayatlara dokunabildiğimiz bir dükkan. Burası Dudu Hikayeler Tükkanı mutlaka geldiğiniz zaman hikayelerinizi bırakırsanız çok sevinirim.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Maksim Gaubets’in Mezopotamya ve Nemrut tutkusu Adıyaman’ın Kahta ilçesinde Nemrut Dağı’nı ziyaret eden Rus yazar Maksim Gaubets, Mezopotamya’yı önce Rusça konuşan toplumlara, daha sonra Türkiye insanına ve dünya insanlarına tanıtmaya devam ediyor. Rus yazar Maksim Gaubets, Mezopotamya’nın Nemrut’tan başlayarak Türkiye’de doğan ve Persian Gulf (Pers Körfezi) veya Şatül Arap’ta birleşen Fırat ile Dicle’nin hayat verdiği Bereketli Hilal, Fertile Crescent olarak dünyanın bildiği Mezopotamya’yı dünya insanlarına tanıtmak için; önce Rusça konuşan toplumlara, daha sonra Türkiye insanına ve dünya insanlarına tanıtmaya devam ediyor. Genç yazar; yazdığı Antik Anadolu’nun Yedi Harikası, Yukarı Mezopotamya’nın Yedi Harikası kitabı ve dünyaca ünlü ressamların resim sergilerinin düzenlediği konferanslarla başta Kommagene olmak üzere Yukarı Mezopotamya’yı tanıtmaya devam ediyor. Maksim Gaubets, yaptığı açıklamada; "Uygar dünyaya bugünkü medeniyetin ilk basamağı olan Mezopotamya’ya vefa borcumuz var. Elimizden geleni yapmak bizlere huzur verir. Yakın bir sürede bunu kitap halinde baskıya alacağız. Amacımız Mezopotamya’nın hak ettiği korumayı alması ve uluslararası tanıtımıdır. Kommagene uygarlığı ve özellikle Antiochos Theos’un Nemrut’ta bıraktığı tarihi mirası korumak ve dünyaya tanıtmak biz yazarçizerlerin görevi olduğunu ve sorumlu olduğumuzu düşünüyorum" dedi.
Gaziantep Yılmaz’dan fırtına seferberliği Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Gaziantep’te bugün etkili olan yağmur ve dolu yağışının ardından mahalleleri tek tek ziyaret ederek yürütülen çalışmaları yerinde inceledi, ekiplerden detaylı bilgi aldı. Yağışın hemen ardından sahaya inen ekiplerin hızlı ve koordineli bir şekilde müdahalede bulunduğunu belirten Başkan Yılmaz, temizlik, su tahliyesi ve altyapı kontrollerinin titizlikle sürdürüldüğünü ifade etti. Ara sokaklar ve ana arterlerde biriken suyun tahliyesi, menfezlerin açılması ve genel temizlik çalışmalarının aralıksız devam ettiği vurgulandı. Başkan Yılmaz, müteahhitlerle görüştü Zarar gören binalarda da incelemelerde bulunan Yılmaz, ilgili müteahhitlerle birebir görüşerek gerekli uyarılarda bulundu. Yapı güvenliğinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, vatandaşların can ve mal güvenliğini riske atacak hiçbir ihmale müsaade edilmeyeceğini ifade etti. Valilik ve büyükşehir ile koordinasyon Vatandaşlarla da bir araya gelen Başkan Yılmaz, yaşanan olumsuzlukların en kısa sürede giderilmesi için tüm imkânların seferber edildiğini belirterek, "Gaziantep Valiliğimiz ve Büyükşehir Belediyemiz ile hızlı bir şekilde koordinasyonu sağlayarak, hemşehrilerimizin günlük yaşamını en kısa sürede normale döndürmek için ekiplerimizle birlikte sahadayız. Süreci anbean takip ediyor, gerekli tüm müdahaleleri hızlıca gerçekleştiriyoruz" dedi. Yılmaz’dan önemli uyarılar Başkan Yılmaz ayrıca vatandaşların can güvenliği konusunda dikkatli olmaları gerektiğini hatırlatarak önemli uyarılarda bulundu. Yağış sonrası oluşabilecek risklere karşı bina altları, saçak altları ve özellikle elektrik kablolarının bulunduğu direklerin çevresinden uzak durulması gerektiğini belirten Yılmaz, ihtimal tehlikelere karşı duyarlı olunmasını istedi. Şehitkamil Belediyesi’nin sahadaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Yılmaz, ekiplerin gece gündüz demeden görev başında olduğunu ve sürecin yakından takip edildiğini sözlerine ekledi.
Antalya Üretime genç kadın eli değdi: O ilçede yıllık 550 bin ton domates hasat ediliyor Antalya’nın Aksu ilçesinde 33 bin dekar alanda üretimi yapılan ve yıllık yaklaşık 550 bin ton hasat edilen domateste ikinci ekim sezonunun ilk hasatları başladı. Boztepe Mahallesi’nde genç çiftçi Melike Sogay’ın serasında yapılan ilk hasat, kadın ve genç çiftçilerin tarımdaki yerini bir kez daha gündeme taşıdı. Türkiye’nin önemli tarım üretim merkezlerinden Antalya’nın Aksu ilçesinde domates üretimi tüm hızıyla devam ediyor. İlçe genelinde 33 bin dekar alanda ekimi yapılan ve yıllık yaklaşık 550 bin ton üretim gerçekleştirilen domateste ikinci ekim sezonunun ilk hasatları başladı. Boztepe Mahallesi’nde üretim yapan 25 yaşındaki Melike Sogay’ın serasında sezonun ilk domatesleri toplandı. Çocuk yaşlardan bu yana üretimin içinde yer aldığını belirten Sogay, ailesiyle birlikte toplam 7 dönüm serada üretim yaptıklarını söyledi. Üç dönümlük alanda pembe domates yetiştirdiklerini belirten Sogay, "Normalde 7 dönüm seramız var. İki buçuk dönümünde patlıcan yetiştiriyoruz. Bir buçuk dönümünde farklı ürünlerimiz var. Burası da domates alanımız. Yeni siftah yaptık, bugün ilk hasadımızı gerçekleştirdik. Yaklaşık 500 kilo civarında ürün aldık" dedi. Hasadın yaz aylarına kadar devam edeceğini ifade eden genç çiftçi, üretimin yoğun emek istediğini belirterek, "Ben bu işi 9 yaşından beri yapıyorum. 9 yaşından 25 yaşıma kadar seraların içindeyim. Sabah 7’de giriyoruz öğlen sıcak olunca çıkıyoruz. Sonra öğleden sonra tekrar giriyoruz, akşam 7’ye kadar devam ediyoruz. Bu hasadımız Haziran-Temmuz ayına kadar sürecek" diye konuştu. Çiftçiliği severek yaptığını belirten Sogay, gençlere de üretim çağrısında bulunarak, "Ben severek yapıyorum. Üretmek çok güzel bir duygu. Herkesin bir kendi işi olmalı. Ben üretim tarafını seçtim. Mutluyuz işimizden. Üretiyoruz, hale götürüp satıyoruz. İnsanların memnun olması da bizi mutlu ediyor. Şu anda domatese talep çok güzel" ifadelerini kullandı. İlk hasada katılan Aksu İlçe Tarım Müdürü Dilek Boğatimur ise genç üreticilerin tarım sektörünün geleceği açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Boğatimur, "Bugün burada Melike Hanım’ın misafiri olduk ve ilk hasadı bize de nasip oldu. Gözlerindeki pırıltı bizi çok mutlu etti. Tarım sektörüyle ilgili zaman zaman olumsuz konuşmalar yapılıyor. Ancak böyle genç, parlak, işini severek yapan gençlerimizi ve genç kızlarımızı görünce geleceğe güven duyuyoruz" dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın vizyonunda kadın ve genç çiftçilerin önemli bir yer tuttuğunu belirten Boğatimur, "Bir ilçe tarım müdürü olarak kadın ve genç çiftçilerimizin yanında olduğumuzu söylemek istiyorum. Sadece domates değil, farklı ürünler üretmeleri yönünde de fikir geliştireceğiz. Teknik destek, yeni iş fikirleri ve girişimler konusunda her zaman yanlarında olacağız" diye konuştu. Genç çiftçilerin eğitim çalışmalarında da yer almasını istediklerini kaydeden Boğatimur, "Melike kızımız lise mezunu. Açacağımız tarımsal eğitim akademilerinde kendisini de yanımızda görmek isteriz. Donanımına donanım katmak, kapasitesini geliştirmek adına destek vermek istiyoruz. Kendisine inanıyorum" ifadelerini kullandı. Seralarda bilinçli üretim yapıldığını da vurgulayan Boğatimur, "Sabah çok erken saatlerde seraya giriliyor. Kullanılan ilaçlar ve gübreler doğru dozda, doğru zamanda uygulanıyor. Bugün burada gönül rahatlığıyla dalından domates koparıp yiyebiliyoruz. Genç çiftçilerimiz tarımın geleceğidir" dedi. Ziyarette yer alan Emine Yıldırım da genç üreticinin seracılığın her aşamasına hakim olduğunu belirterek, "Bugün Boztepe Mahallemizde genç çiftçimiz Melike Sogay Hanımefendiyi ziyaret ettik. Kızımız çiftçiliğe bayağı hakim maşallah. Seraların hazırlanmasından başlayarak ürün bitimine kadar her şeyi biliyor. Traktörü de kullanıyor. Seradaki her iş onun elinden geçiyor" dedi. Genç kadın çiftçilerin üretimde yer almasının sevindirici olduğunu ifade eden Yıldırım, "Bu yaşta bütün seraların hazırlığından işçiliğine kadar her aşamaya hakim olması çok hoşuma gitti. Genelde yaşça büyük üreticiler görüyoruz. Ancak böyle genç, eğitimli ve çiftçiliği seven kızlarımızı görmek beni çok mutlu etti. Her zaman kadın çiftçilerimizin yanındayım, destekliyorum" diye konuştu. Yıldırım, ilk hasadın bereketli geçmesini dileyerek, "Bugün serasının ilk hasadıymış. Domatesine çok güzel bakmış. Ürünler çok güzel yetişmiş maşallah. Çiftçiliği de kaliteli yapıyorlar" ifadelerini kullandı.
Adana Teyze ve yeğenin çaldığı parayla alışveriş yaptığı anlar görüntülendi Adana’da bir evden 51 bin TL çalan teyze ile yeğeni, çaldıkları parayla alışveriş yaparken güvenlik kameralarına yansıdı. Teyze tutuklanırken, yeğeninin yakalanması için çalışmalar sürüyor. Tutuklanan şüpheli, "Görüntülerde kişi benim ama kesinlikle hırsızlık yapmadım" dediği öne sürüldü. Olay, 12 Mart’ta Çukurova ilçesine bağlı Toros Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Kibariye S. (38) ile yeğeni D.K. (17), yüzlerini eşarpla gizleyerek bir apartmana girdi. Şüpheliler, 7’nci katta bulunan Jale K.’a ait dairenin kapısını zorlayarak içeri girdi. Evde değerli eşya arayan ikili, yatak odasında bulunan 51 bin TL ve 30 euronun yer aldığı poşeti alarak kaçtı. Şüphelilerin apartmana giriş ve çıkış anları güvenlik kameralarına yansıdı. Ev sahibi Jale K.’ın ihbarı üzerine olay yerine Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri, apartman ve çevredeki güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda şüphelilerin çaldıkları parayla bir mağazadan mont satın aldığı belirlendi. Bu anlar da saniye saniye güvenlik kameralarına yansıdı. Elde edilen tespitlerin ardından düzenlenen operasyonda Kibariye S. gözaltına alındı. Emniyetteki ifadesinde, "Görüntülerdeki kişi benim ancak hırsızlık yapmadım" dediği öne sürülen şüpheli, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan Kibariye S. tutuklanırken, kaçan şüpheli D.K.’nın yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.
Gaziantep Dr. Hamidanoğlu’dan hayati uyarı Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu gebelikte tansiyon konusunda anne adaylarını uyardı. Gaziantep ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu, "Gebelik süreci, anne adayının hem kendi sağlığı hem de bebeğinin gelişimi açısından büyük bir hassasiyet gerektiriyor. Bu süreçte en sık karşılaşılan risklerden biri olan gebelikte tansiyon, erken fark edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabiliyor" dedi Gaziantep ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu, gebelikte tansiyonun genellikle belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekerek, "Bu nedenle düzenli doktor kontrolleri büyük önem taşıyor. Erken tanı sayesinde hem anne hem de bebek için oluşabilecek riskleri en aza indirebiliriz" ifadelerini kullandı. Belirtiler göz ardı edilmemeli Gebelikte yüksek tansiyonun bazı durumlarda baş ağrısı, görme bozuklukları, ani kilo artışı, el ve yüzde şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebileceğini ifade eden Op. Dr. Hamidanoğlu, bu şikayetlerin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Anne ve bebek için risk oluşturabilir Kontrol altına alınmayan gebelik hipertansiyonunun; erken doğum, plasenta sorunları ve bebeğin gelişim geriliği gibi ciddi problemlere neden olabileceğini belirten Op. Dr. Hamidanoğlu, "Bu nedenle tansiyon takibi ihmal edilmemeli, doktorun önerdiği şekilde beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleri yapılmalıdır" diye konuştu. Sağlıklı bir gebelik için öneriler Op. Dr. Hamidanoğlu, anne adaylarına düzenli doktor kontrollerini aksatmamaları , tuz tüketimini sınırlamaları, dengeli ve sağlıklı beslenmeleri, stresten uzak durmaları, doktor önerisi dışında ilaç kullanmamaları önerisinde bulundu. Son olarak Op. Dr. Hamidanoğlu, gebelikte tansiyonun kontrol altına alınmasının mümkün olduğunu belirterek, "Bilinçli ve düzenli takip ile sağlıklı bir gebelik süreci geçirmek mümkün. Anne adaylarımızın en küçük şüphede bile hekime başvurmalarını öneriyoruz" ifadelerini kullandı.
Gaziantep Bahar aylarında çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarına dikkat Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Baver Demir, "Bahar aylarının gelmesiyle birlikte hava sıcaklıklarında yaşanan ani değişimler, çocukların bağışıklık sistemini etkileyerek üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına neden oluyor" dedi. Uzm. Dr. Baver Demir, özellikle okul çağındaki çocuklarda Soğuk algınlığı ve benzeri viral hastalıkların bu dönemde daha sık görüldüğüne dikkat çekti. Dr. Demir, "Mevsim geçişlerinde vücut, değişen hava şartlarına uyum sağlamakta zorlanabiliyor. Bu durum, burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı ve hafif ateş gibi belirtilerle kendini gösteren enfeksiyonların yaygınlaşmasına yol açıyor. Çocukların kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmesi ve temasın artması da hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor" ifadelerini kullandı. "Bahar aylarında bağışıklık sistemi çevresel değişimlerden daha fazla etkilenir" Dr. Baver Demir, "Bahar aylarında bağışıklık sistemi çevresel değişimlerden daha fazla etkilenir. Bu dönemde çocukların hastalıklara yakalanma riski artar. Özellikle hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve bağışıklığı destekleyici yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. Dr. Demir, ebeveynlere çocuklarının sağlığını korumak adına dengeli beslenme, düzenli uyku ve bol sıvı tüketiminin önemine dikkat çekerek, "El yıkama alışkanlığının kazandırılması ve hasta bireylerle temasın sınırlandırılması, enfeksiyonların önlenmesinde en etkili yöntemler arasındadır" şeklinde konuştu. Belirtilerin uzun sürmesi, yüksek ateş veya genel durum bozukluğu gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Baver Demir, erken müdahalenin hastalığın seyrini olumlu yönde etkilediğini vurguladı.